
2.051 kelime · ~10 dk okuma
Uyusun da büyüsün ninni Büyük adam olsun ninni Uyumakla büyümek arasındaki ilişkiyi dinleye dinleye büyüyoruz ama nedense uyku bize problem yaratıyor değil mi? Uykunun temellerini işlediğimiz birinci bölümün ardından biyolojik ihtiyaçlarının da altını çizdik, bir çerçevesini oluşturduk. Niye uykumuz geliyor, niye uyuyoruz? Bunlara baktık. Peki şimdi isterseniz bu konuyla ilgili ikinci ve son bölümümüzde neden uyuyamadığımıza, daha iyi uyku için neler yapabileceğimize bakalım.
Netflix sanıyorum çoğunuzun kullandığı mecralardan biridir. Netflix'in Türkiye lansmanında kurucusu Retestings Türkiye'ye gelmişti. Ben de lansman toplantısında sahnede kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Gazeteci olarak çok berbat, tam bir acemi gazeteci sorusu vardır ama... Başka bir şeye yol açmak için, yani başka bir sorunun yolunu açmak için kendimi tutamayıp sormak istedim. Rakibiniz kim dedim Netflix olarak Türkiye'de. Düşündü düşündü bir cevap verdi. Verdiği cevap salonda çok övgü ve alkış alınca onu sonrasında... dünyanın birçok başka ülkelerindeki söyleşilerinde kullandı ama ilk sahnede benimle yapılmıştır. Dedi ki, en büyük rakibimiz uyku dedi. Çünkü insanlar uyuyunca Netflix izleyemiyor dedi. Dolayısıyla dedim, haklısınız. Evet, doğru. Pek çok şeyin olduğu gibi teknolojinin de sürekliliğine karşı
vurulmuş en büyük darbe uyku dediğimiz şey. Dolayısıyla teknoloji bazen bizi uyutmamaya, bazen de uyutmaya çalışıyor. Yani bazen uyanık olmak için teknolojiyi kullanıyoruz, bazen uyuyabilmek için. Dolayısıyla hiç unutmamanız gereken şey, modern yaşamın uykusuzluğunun içerisindeki en büyük gizli öznenin teknolojinin bizzat kendisi olduğu.
Mesela, Instagram'ın kurucusu Nick Bostrom muydu? Unuttum şimdi. Pardon, ne alakası var? Kevin Seastrum'du değil mi? Neyse, eğer hatamız varsa affola. Instagram'ın kurucusuyla yapılmış bir söyleşi de ortaya çıkan bir konuydu. Önce biliyorsunuz Meta'ya, şimdi Meta adını alan Facebook'a satılmıştı Instagram. Sonrasında kurucuları Mark Zuckerberg ile anlaşamayarak istifa etmişti. İşte o sırada... Yani istifa ettikten sonra vaktinde yaptıkları bir araştırmayı paylaştı gazetecilerle. Buna göre aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bir dizi, ülkedeki Instagram kullanıcılarında yürütülen bu araştırmada kullanıcıların %45'i yeme, %59'u uyku problemi çekiyor. %52'si ise beden görüntüsüyle ilgili sorunlar yaşıyordu. Yani Instagram kullanıcılarının yarısı, hatta bazen yarısından da fazlası, Özellikle uykuda %60'a varan bir oranda bu uygulama sebebiyle sıkıntıya sahip olduğunu belirtiyor. Ya da işte doğrudan ya da dolaylı olarak farkında olsa da olmasa da bununla ilgili sorunlar yaşıyor. Hani bu sadece Instagram. Çok büyük bir ortak payda olduğundan paylaşma gereği duydum. Varın diğerlerini, siz hesap edin.
Tabii ki teknoloji bu kadar fazla probleme yol açarken çözümü adına da epey bir seçenek sunuyor bize. Hani o meşhur değiş de olduğu gibi ağacın kurduğu içindedir derler ya. Ağacı kemiren kurt bizzat ağacın meyvesinden beslenerek bütün bu süreci tetikler. Teknoloji de pek çok çözüm sunuyor bununla ilgili. Tabii bununla ilgili çözümlerin en başında teşhisi koyma yatıyor. Yani ne kadar iyi uyuyoruz, ne yapıyoruz, uykumuz ne kadar kaliteli gibi konuları ölçebilmek önemli. Mesela Samsung'un akıllı saati Galaxy Watch. Uyku apnesini takip etme konusunda FDA'den yani Amerika Birleşik Devletleri'nin ilaç ve gıda idaresinden onayı alan ilk akıllı cihaz oldu. Yine biliyorsunuz işte Apple'ın Apple Watch akıllı saati uyku ile ilgili yine pek çok şeyi, nabız, tansiyon vesaire gibi pek çok şeyi takip etme ve raporlama yeteneğine sahiptir. Bir de çok ilginç bir teknolojik kategori var, o da beyaz gürültü sektörü. Beyaz gürültü sektörünü ileride başka bir bölümde işleyeceğim sessizlik arayışı ve gürültüyle olan ilişkilerimizde ayrıntılarına gireceğim. Beyaz gürültü dediğimiz şey İngilizcesiyle white noise nedir? İşte bize uyku getirecek olan sentetik
düzenli sesler. İşte kimileri için bu tren sesleri oluyor, kimileri için ormanda yaprak ışırtıları, kuş cıvıldamaları, su şırıltıları vs. Milyarlarca dolarlık bir sektör oluşturmuş durumda. Bugün kullandığınız işletim sisteminin uygulama dükkanına girin. Beyaz gürültü, white noise, işte uyku sesleri falan diye bir arama yapın. Bunun playlistleri var, uygulamaları var, varyasyonları var. Mesela işte ormanın içerisinden geçen tren sesleri gibi hatta böyle fantastik kurgular bile yarattık. mümkün. Bir başka konu tabii uyku müzikleri. Hatta bunun için bizzat bazı özelleşmiş girişimler var. Bunlardan birisi Sleeping Dragon. Burada uyuyabilmenizi sağlayan yani çok fazla dikkatinizi celbetmeyecek, çok fazla odaklanmanızı gerektirmeyecek ve belli bir ritimde ki tahmin edeceğiniz gibi düşük
ritimde şarkılarla, müziklerle sizi uykuya hazırlayan bir şey. Çok ilginç teknolojilerden birisi, Amazon'un bu sene içerisinde Amerika Birleşik Devletleri'nde piyasayı sürmeyi hedeflediği, en azından basın bülteninde öyle gelmiştim, Halo Rise adlı bir uyku asistanı. Şimdi bu bir donanım, yatağınızın başucuna koyuyorsunuz, işte komodiniz, her neyse. ve yatağınıza uzandığınız anda sizin uykuya niyetlendiğinizi fark ederek radar dalgalarıyla, bakın bu önemli, baya radar dalgalarıyla sizi gözetlemeye başlıyor ve ne kadar döndünüz, ne tarafa döndünüz, ne şekil aldınız, nasıl nefes aldınız, nasıl verdiniz, uykunuzun kalitesini vücudunuzun şekliyle ölçüyor. Yetmez gibi yine akıllı termostatlarla eşleştirdiğinizde odanızın ısısını, nemini, ışık seviyesini otomatik olarak ayarlıyor sizin uykunuzun
göre mesela uyanmanıza yakın ısıyı değiştiriyor, ışığı aydınlatmayı arttırıyor, yatağınızın ısısını değiştiriyor vs. Dolayısıyla uykunuzun da en hafiflediği anda sizi uyandırıyor. Bilmiyorum hiç kullanma fırsatınız oldu mu ama seneler önce sanıyorum 2000'lerin başıydı bir akıllı saat kullanmıştım. Şu anda hala piyasada var mı yok mu onun için markasından bahsetmiyorum. Bu uyandırmaya özel bir saatti. Ve sizin alarmınızı kurduğunuz saate en yakın zamanda, uyanmaya en müsait olduğunuz zamanda kolunuzda bir titreşim yaratarak sizi uyandırıyordu. Ve mucizevi bir olaydı. Çünkü saat mi sizi uyandırdı yoksa siz uyanır uyanmaz mı? Saat titremeye başladı bilemiyordunuz. Gerçekten hayatımın en güzel uyandığım evreleriydi. Tek problemi dünyanın en çirkin kol saatiydi. Dolayısıyla onunla olan ilişkimi dondurmuş durumdayım çekmecelerimde. duruyor, arada açıp bakıyorum. Mesela teknolojik cihazlardan bir diğeri Philips'in meşhur bu internette bağlı çalışan Hue adlı ışık serisi, ampul aydınlatma serisi. Bunun içerisinde hani kullananlar bilir, uygulamasında gün ışığıyla senkronize edebilme, eşleştirebilme özelliği var. Dolayısıyla mesela perdelerinizi sıkı sıkıya kapadınız, odanız simsiyah, karanlık ama işte güneş doğduğunda uyanmak istiyorsunuz, odanızın içerisindeki aydınlatmayı güneş ışığının tonlarında
aynen güneşin doğumunu simüle eder gibi, taklit eder gibi aydınlatıyor ve karartıyor aynı şekilde. Dolayısıyla sizi uyandırma ve uykuya hazırlama işlevi de görüyor. Bedit diye mesela ilginç bir uygulama var. Bu da bir mobil uygulama. Yükleyip inceleyebilirsiniz. Uyku takibini yapıyor. Mesela İsviçre'de meşhur ETH Zurich laboratuvarı var. Bir RG, araştırma geliştirme laboratuvarı ki çok yakından takip ettiğim kurumlardan biri. Sleeploop adlı bir başlık geliştirdi.
Bayağı enteresan bir şey. Bu derin uyku, bir önceki bölümde de bahsettiğim bu REM uykusu, REM uykusu derin uykuyu sağlayan ve onu daha verimli hale getiren bir başlık geliştirdiği bir mikroçipe bağlı elektrotlarla sürekli beyin dalgalarınızı EKG gibi takip ediyor ve sizi daha derin uykuda tutabilmek için tıklama sesleri üretiyor. Yani bir saat tiktaki gibi, bir metronom gibi düzenli tıklama sesleriyle sizin uykunuza ritim veriyor. Bir anlamda orkestra şeffliği yapıyor. Çok gerçekten enteresan. Neuron diye mesela başka bir cihaz var. Bu da göz hareketleriyle yüz kaslarınızı takip ediyor. Beyin dalgalarınızla birlikte. ve kendi iddiasına göre gün içerisindeki uyku ihtiyacınızı 2 saat ile 5 saat arasında düşürüyor. Dolayısıyla mesela işte 7 saat 8 saatlik bir uyku yerine 2-3 saatlik uyku ile aynı verimi alabildiğinizi söylüyor ama bütün bunlar bende büyük şüpheler uyandırıyor bir yandan da hani ona belki ilerleyen dakikalarda gireriz. Bir de tabii tam tersi uygulamalar var. Yani bir kısmı da bizi uyutmaya çalışıyor, bir kısmı da bizi uyandırmaya çalışıyor. Biraz önceki bahsettiğim akıllı saatim gibi. Mesela YouWake var. U-Wake de sürücülere özel bir uygulama ve araç sürücülerinin uykuya dalma eğilimi gösterdiği anda onları uyaran ve mümkünse aracın kullanımını durdurmaya yönelik bir uygulama. En acayiplerinden biri de bağımsız bir bölüm olarak işlemek istediğim rüya kontrolüyle ilgili. Yani lucid dreaming dediğimiz bir mevzu var. Biraz böyle İnception filmini izlemiş olanlar belki gözünde canlandırabilir. Lucid dreaming, bilinçli rüya gibi çevirebilir miyiz? Türkçe'ye bilmiyorum.
Şöyle düşünün, rüya gördüğünüzü anladığınızda bir şifre belirliyorsunuz. Hani bu arkadaşlarınız, aileniz arasında belirlediğiniz bir parola gibi. İşte telefon konuşmamın içerisinde pirinç pilavı, domatesli mi, domatessiz mi dediğimde bil ki başım belada gibi bir kod belirlersiniz ya. Bu da onun gibi. Mesela diyorsunuz ki rüya gördüğümde iki kırmızı, bir mavi ışık yak diyorsunuz ve bir göz bandı takıyorsunuz. Göz bandı rüyaya girdiğiniz anda, derin uyku anında göz bebeklerinizin o anormal bir hareketi vardır. YouTube'da açıp izleyebilirsiniz. O anormal hareketini tespit ettiği anda sizin belirlediğiniz sekansta gözünüze, göz kapağınızın üstüne gelen LED lambalarda sizin belirlediğiniz ışıkları yakıyor ve siz rüyanızda bir anda gökyüzünün, etrafınızdaki her şeyin iki defa mavi, bir defa kırmızı olduğunu görüyorsunuz ve rüyanızın içerisinde fark ediyorsunuz ki ben şu anda rüya görüyorum ve başlıyorsunuz rüyanızı kontrol etmeye.
İşte gelsin hayalimdeki, fantazimdeki bütün unsurlar, kişiler, ortamlar diye hayallerinizi yaşamaya başlıyorsunuz rüyanızda. Bu da teknolojinin ilginç çözümlerinden bir tanesi. Peki gelelim son bölümümüzde. Hani baktık şimdi ilk bölümümüzde, bölümümüzün ilk bölümünde neye baktık? Uyku dediğimiz kavrama baktık. karşılıklarına baktık. Bu bölümümüzde uykunun baş düşmanı olan teknolojinin uykuyla baş etme ve onu yönetme adına geliştirdiği çözümlere baktık. Şimdi de bir esas olayın nihayetinde bakalım neden uyuyamıyoruz ve neden uyanamıyoruz?
Neden uyandığımıza dair? Öncesinde bazı ipuçları vermiştim. Yatmadan önce yiyip içtiklerimiz çok büyük bir faktör. Örneğin işte mide yanması yaratan gaz yapan besinler ya da aşırı sıvı tüketimi özellikle alkol. Tabii hani kahve, tütün gibi şeyleri hiç saymıyorum klasik olduğu için ama alkolün etkilerinden biri dehidrasyonu yani idrar tetikleme konusundaki
Dolayısıyla sürekli olarak uykumuzu bölmeye teşne bunlar. İşte midemizi yakan ağır yemekler, mesela brokoli ve kabağın uykuyla çok düşman iki besin olduğunu gösteriyor araştırmalar. Dolayısıyla biyolojik olarak baktığımızda en masum, en anlaşılabilir, en mazur görülebilecek olan sebepler yiyip içtiklerimiz şüphesiz. Dolayısıyla güzel bir uyku için yediklerimizi içtiklerimize dikkat edeceğiz. Bunu bir kenara koyalım.
Tabii bir de bütün bunların hafızamızla olan ilişkisi var. Yani uyku dediğimiz şey tamam biyolojik bir ihtiyaç ve biyolojik bir tetikleme yaratıyor bedenimizde birçok olumlu olumsuz fakat işin bir de psikolojik boyutu var. Yani gün içerisinde yaşadıklarımız, yatmadan önce düşündüklerimiz, seyrettiklerimiz, Şahit olduklarımız, duyduklarımız, işittiklerimiz hepsi bizim uykumuzda ilgili kavramlardan biri. Mesela Antik Yunan'da malumunuz yazının hafızayla olan ilişkisinden bahsedilir. Mesela tanrıların tanrısı yazıyı icat eden ne der ki? Senin yüzünden artık insanlar hiçbir şeyi hafızalarında tutmak zorunda kalmayacak. Her şey kitaplarda yazılı olduğu için hiçbir şeyi ezberleme, aklında tutma ihtiyacı duymayacak ve hafızaları zayıflayacak diye onu suçlardı.
Şimdi teknolojinin de birazcık etkisi böyle. Mesela 1926'da Knights of Columbus anketinde o sıralarda hızla yaygınlaşmaya başlayan Amerika'daki sabit telefonların ev yaşamına olan etkilerini incelemişler ve ankete katılanlar ev telefonlarının insanları tembelleştirdiğini ve arkadaşlıkları zedelediğini söylemiş. Çünkü artık insanlar işte sohbet, muhabbet etmek için arkadaşlarının yanına gitmiyor, onlara telefon açıyor ki nereden bilsinler 100 yıl sonra bütün bunlar Kurman Bayramı'nda Instagram'dan emoji yollamaya kadar ilerleyecek. Ama o zamanlar sabit telefonların dahi böyle bir sıkıntı yarattığından bahsetmişler. Mesela 1950'lerde televizyonların çocukları olumsuz etkilediğini ve onları daha böyle
dikkatlerinin dağınık hale geldiğini, uykusuz kaldıklarını söylemişler. Demek ki teknolojinin uykusuzlukla olan ilk ilişkisi nispeten sabit maliyetli televizyondan geliyor. Çünkü telefonun maliyeti o zamanlar yüksek. Kullandığınız kadar bedel ödüyorsunuz ve yüksek bir bedel ödüyorsunuz. Ama televizyon yayın yaptığı süre boyunca açık kalabilir ve yayın yaptığı sürece de sizi ekrana yapıştırmak için birbirinden kıymetli, değerli, üzerine düşünülmüş içerikleri barındırıyor. İşte bugün de hepsinin yerini alan malumumuz teknolojik araçlarımız ve teknoloji dediğimiz şey bugün
24 saat yaşamakta olan dijital bir dünyada tahammül edemiyor uyku dediğimiz şeye. Çünkü 24 saat yaşayan, ayakta olan bir dijital dünya var ve siz uyuduğunuzda o dünya uyumuyor. Dolayısıyla bu role playing gamelerde, işte online oyunlarda... uyursan ölürsün muhabbeti vardır ya gözünü kapattığın anda karşı kılan bir anda adamları toplayıp baskın yapıp senin aylarca verdiğin bütün emeği ortadan kaldırır işte bu dijital dünyada uyku hali de öyle bir şey uyursan ölürsün gibi bir mantık var hepimizin kafasında istiyoruz ki hiçbir şeyden kopmayalım hiçbir şeye ara vermeyelim 24 saat yaşayalım bu hayatı çünkü her bölümde dediğimiz gibi bilemiyoruz bize ne kadar kısmet olmuş Sonuca gelirsek sevgili dostlar, kıymetli dinleyiciler, uyku kayıtları geçirelim. Bu kadar üstüne laf ettik, iki damper konuştuk. Uyku güzel bir şey. Yani bununla hiçbir şüpheniz olmasın. Uyku çok güzel bir şey. O mışıl mışıl, deliksiz...
Uyunulan saatler hayatımızın çok kıymetli anları, bedenimiz için çok gerekli, vicdan azabı duymamızı gerektiren şeyler değil. Üstelik bu kadar keyif veren ve bedelsiz bir eylemi, hatta hani baktığımızda tasarruf ettiricidir bir eylem. Hani uyurken hiçbir şey tüketmiyoruz değil mi? Su içmiyoruz, yemek yemiyoruz, sifon çekmiyoruz, işte ne bileyim. Baya böyle tasarruf modunda olduğumuz, kış uykusunda yaptığımız bir dönem gibi insan açısından baktığımızda. Bunun bu kadar suçluluk duygusu yaratması ne kadar tuhaf değil mi? Bunlar hepsi bize öğretilmiş, dikte edilmiş, zihnimizin içerisinde yerleştirilmiş kötü tohumlar. Uyku bizim en insani, en doğal ihtiyacımız.
Bölümün ilk açılışını gündüz masrafla yapmıştık Cehennem Övgü kitabından. Kapanışım yine oradaki bir alıntıyı tekrarlayarak yapalım. Uyuyamayan, uykusuzluk hastalığı çeken kişiler, karanlığın getirdiği sınırsız özgürlük ve gerçeklikle baş edemeyen kişilerdir aynı zamanda. Yani sevgili dostlar, mesele sınırsız özgürlük ve gerçeklik arayışımız. Uyku belki de buna kısa bir mola ama bedenimizin kaçınılmaz bir ihtiyacı. Belki de sınırsız özgürlük ve gerçeklik arayışımızı uykuda değil, uyanıkken yapmamız lazım. İyi uykular!
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.