Podcast

Aldatma Mevzusu

Yakın İlişkiler

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Psikolog Dr. Gizem Sürenkök'ün sosyal medya üzerinden kendisine yöneltilen sorulara cevap verdiği serimizin bu bölümünde "aldatma mevzusu" masaya yatırılıyor.

"Aldatma nedir? Cinsellik olmadan aldatma olur mu? Aldatan affedilir mi?" gibi pek çok soruyu yanıtlayan Gizem Sürenkök aldatma konusunu enine boyuna konuşuyor.

Sizin de bu konuda sorularınız varsa yanıtlarını duymak için bölümü dinlemeyi ve aklınızı kurcalayan farklı soruları iletmek için Gizem Sürenkök ve Podbee Medya sosyal medya hesaplarını takip etmeyi unutmayın.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.378 kelime · ~22 dk okuma

Aldatmak ne demek? Neler aldatma kapsamına girer? Peki aldatmalar neden yaşanır? Bir insanı aldatmaya daha meyillik kılan özellikler var mıdır sahiden? Peki bir aldatmadan sonra ilişki tekrar kurtarılabilir mi? Eğer sizin de hakkınızda bu sorular varsa hadi gelin birlikte bugün aldatma hakkında konuşalım.

Biliyorsunuz yakın ilişkilerin bu yeni serisinde sosyal medyadan topladığım sorulara cevap veriyorum ve bu haftaki konumu aldatma olarak belirledim. Zira hangi sorularınıza cevap vereyim dediğimde gerçekten çok fazla aldatma sorusu geldi. Bu çok şaşırtıcı da değil aslında çünkü aldatmalar çok maalesef sık yaşanıyor ve çoğu zaman bu konuyla ilgili ne yapmamız gerektiğini bilemeyebiliyoruz. Ya da çok travmatik aldatma deneyimleri dinlediğimiz için aslında ilişkimizde herhangi bir güven problemi yokken bu konuda temkinli davranmak adına bazen partnerimize kontrolcü davranışlar da sergileyebiliyoruz.

''Bunlar aldatmaya engel olur mu?'' sorusu apayrı ve buraya geleceğim. Ama hazırsanız en çok gelen dört soruyu topladım ki bence zaten konuya da çok güzel bir bakış açısı sunuyorlardı. Onlarla başlayalım. Ve ilk sorumla başlıyorum. Bu da zaten ''Aldatmak ne demek?'' ''Neler aldatmak?'' kapsamına girer. Şimdi aslında aldatmanın literatürdeki tanımına baktığımız zaman aslında ilişkinin dışında kalan biriyle cinsellik yaşanması olarak tanımlandığını görüyoruz.

Transkriptin tamamını oku

Ama her aldatma cinsellik içermeyebilir. Zaten aslında cinsel aldatma ve duygusal aldatma diye iki farklı aldatma türü olduğunu biliyoruz. Hatta aslında değişen hayat tarzlarımızla birlikte online aldatma da günlerimize girdi ve onun hakkında da biraz konuşsak iyi olur diye de düşünüyorum. Ama bir adım geri gidelim ve şunu söyleyelim. Aldatma aslında

İki insanın karşılıklı olarak anlaştığı ilişki şartlarının dışına çıkmak demek. Şimdi ben ne diyorum? Yani gerçekten ilişkinin başında oturup böyle bir sözleşmeye, bilmem kimin elini tutmayacaksın, işte kimseyle dışarıda kahve içmeyeceksin, işte Instagram'da sadece 20 kişiyi ekleyebilirsin gibi anlaşmalar yapmıyoruz tabii ki. Zaten bu çok saçma.

Ama aslında ilişkilerin başında, sağlıklı bir ilişkinin başında oturup karşımızdaki insandan neler beklediğimizi bir miktar konuşmamız gerekiyor. Çünkü her birimizin ilişkiye bakış açısı ve ilişki içerisinde yapmak istedikleri davranışlar birbirinden farklı olabilir. Mesela ben ilişkiden önce sahip olduğum arkadaşlarımla ilişkiden sonra da görüşmek isteyebilirim ki bu çok doğal bir istek tabii ki. Ama benim partnerimin bununla ilgili bir meselesi olabilir. Bununla ilgili bir sorun çıkarmadan önce partnerim benimle bu konuyu konuşması gerekir ve biz bu konuda el sıkışmalıyız. Yani ben

Tabii aslında sağlıklı sınır koyma konsepti içerisinde burada arkadaşlarımla görüşmeyi sürdürmeliyim ve partilerimin bu sınırı ihlal etmesine izin vermemeliyim. Ama tekrar her ilişkinin dinamiği farklı ve başta bir takım şeyler konuşulduğu zaman sonradan aslında neyin aldatma kapsamına girdiği, neyin girmediği çok daha net belli olabiliyor. Bir de zaten burada şöyle bir şey var. Benim için aldatma sayılan şey bir başka insan için aldatma sayılmayabilir.

Mesela diyelim ki benim partnerimin çok yakın bir arkadaşı var. Ve o yakın arkadaşıyla partnerim el ele tutuşabiliyor. Ya da beraber akşam dışarıda çıkıyor. Veya beraber tatile gidiyorlar. Ve bu benim kabul ettiğim bir şey olabilir. Ama bu başka bir insan için düşünülemez, tartışılamaz, konuşulamaz bir şey olabilir. O yüzden aslında o iki insan ilişkinin dinamini oluşturuyor. Ve o iki insan için uygun olanlar ve olmayanlar diye tanımlanması gerekiyor aldatma kapsamına giren şeylerin. Tabii ki burada şunu da söylemek mümkün. Yani evet çok fazla bu konu hakkında konuşmuyoruz kültürümüz de buna pek el vermediği için ama aslında açık ilişki diye bir kavram da var. Yani insanların kendi rızaları dahilinde başka insanlarla ilişki içerisinde olabildikleri ilişki türleri de var.

Her ne kadar çok tek eşli olma kafasında olan insanların aklına bu düşünce yatmasa da... ...ilişkilerden bahsettiğimizde aslında iki insanın rızası olduğu sürece... ...o ilişkinin dinamiklerini ancak o ilişkideki kişiler belirleyebilir. O yüzden de bu tip durumları yargılama hakkımız aslında bulunmuyor.

Eğer ben partnerimle belli konularda anlaştıysam... ...ve partnerim bizim bu sözsüz anlaşmamızın dışına çıkıyorsa... ...aslında sözsüz anlaşmamızın dışındaki her davranış da aldatımı sayılır. Mesela çok da üzerine konuşmadığımız bir şeyden bahsedeyim mi size? Diyelim ki bizim ortak bir hesabımız var... ...ve ikimizin anlaşması, ikimizin de kazandığımız paraları... ...o ortak hesapta biriktirme yönünde. Eğer partnerim bana hiç haber vermeden... ...ve benden gizleyerek başka bir yerde para biriktiriyor... ...ve harcama yapıyorsa... ...bu da aslında bir cins aldatma. Biz aldatma deyince hep başka insanları katıyoruz resmin içerisine... ...ama öyle olmak zorunda değil aslında. Ya da partnerimin mesela... ...diyelim ki ben partnerimin çalışıyor olduğunu düşünüyorum... ...ve bana bu konuda bilgi veriyor, bu şekilde bilgi veriyor... ...ama aslında çalışmıyor. Bu da bir cins aldatma.

Ya da mesela partnerim bana üniversite mezunu olduğunu söylüyor ama aslında değil. Beni bilinçli bir şekilde kandırmış. Bu da bir aldatma. Yani aldatma dediğimizde illa bir üçüncü kişinin varlığını düşünmek zorunda değiliz ama bizim aklımıza daha çok o geliyor. O yüzden ben de bugünkü podcastı daha çok onun üzerinden anlatmaya devam edeceğim.

Peki aldatmalar neden yaşanır? Yani insanlar neden aldatır? Bir insanı aldatmaya daha meyilli kılan özellikler var mıdır sorusu eminim birçoğunuzun hakkında. Şimdi aldatma dediğimiz zaman aklımıza bizim hemen duygusal aldatma geliyor. Duygusal aldatma şu demek. Ben ilişkimde mutsuzum. İlişkimde iyi hissetmiyorum. O yüzden de mutluluğu, tatmini dışarıda arıyorum. Ama aslında her aldatma bu şekilde gerçekleşmiyor. Bir de durumsal aldatma dediğimiz bir durum var. Bu da koşullar elverdiğinde benim ilişkimle mutlu olmamdan bağımsız bir şekilde o koşullarda karşıma çıkan insanla gereğim etkileşimi kapsıyor. Ben mesela evliliğimde gayet mutlu, gayet keyifli olabilirim. Eşime çok aşık olabilirim. Ama öyle bir şey denk gelir ki, öyle bir durum denk gelir ki, o esnada karşıma çıkan insandan etkilenip onunla bir şey yaşayabilirim. Böyle söyleyince biraz korkutucu farkındayım. Yani biz ilişkimizi hep mutlu tutmaya çalışacağız, hep iyi olmaya çalışacağız ama sonra bir şey olacak. Bazı koşullar denk gelecek ve o esnada böyle bir durum yaşanacak. Yani böyle düşündüğümüzde aldatmanın aslında ne kadar basit, ne kadar her an yaşanabilir bir durum olduğunu düşündüğümüzde ilişkinin içinde kalmak zorlaşabiliyor. Ama bunun aslında özgürleştirici bir tarafı da var. Yani ben sürekli partnerimi kontrol etmeye çalıştığımda aslında onun beni aldatmasına engel olamayabiliyorum. Şimdi durumsal aldatmayı birazcık daha açacağım. Hangi durumlar buna daha fazla sebep oluyor bunları da anlatacağım.

Ama şunu söylemeden geçmek istemedim. Yani biz, partnerim her an nerede, ne yapıyor, kiminle birlikte, Instagram'da kaç takipçisi var, bugün kimleri ekledi, DM'ine hangi mesajlar geldi, hangi tweetleri likeladı, bugün iş yerinden çıkarken kimlere selam verdi, gibi gibi gibi sorulara cevap ararken ve bu kadar kontrol altında tutmaya çalışırken karşımızdaki insanı aslında ilişkinin asıl öğelerini kaçırabiliyoruz. Ve durumsal aldatmada, sizi biraz korkutmuş olabilirim dedim ama şimdi anlatınca bence biraz rahatlayacaksınız. Durumsal aldatma aslında en çok stres, alkol, Seyahat gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşan bir allatma şeklidir. Yani kişinin alkol altında veya uyuşturucu madde altında iradesinin kaybolduğu veya çok yoğun stres altında olduğu için iradesinin azaldığı,

yargı yeteneğinin bozulduğu durumlarda karşısındaki insanla denk gelmesi ve o karşısındaki insandan aldığı sinyallerle bir şekilde aniden gelişen durumlar durumsal aldatma sayılıyor. Ama eğer biz zaten mesela evliliğimizdeki stres seviyelerini azaltabilirsek ya da partnerimizin stresle başa çıkması için onun yanında olabilirsek aslında böyle ihtimalleri de azaltmış olabiliyoruz. Ya da mesela partnerimizin zaten düzenli alkol veya uyuşturucu madde kullanması zaten başka problemlere de yol açan durumlar. Öyle değil mi? O yüzden oralarda bizim zaten partnerimizin sağlığı içinde hem fiziksel hem mental sağlığı içinde müdahil olmamız lazım.

O yüzden çok daha küçük detaylarda partnerimizi kontrol etmeye çalışmaktansa, çok daha büyük resimde onun nasıl yanında olabiliriz veya onun nasıl daha iyi olmasını sağlayabiliriz diye düşünsek, aslında aldatma ihtimalini azaltabilmemiz de mümkün. Şimdi, literatüre baktığımızda aldatma için birçok sebep var. Duygusal aldatmanın ilişkideki memnuniyetsizlikle açığa çıktığını söylemiştim. Bunu birazcık daha açmak istiyorum. En az 8 tane temel motivasyondan bahsediliyor aldatma konusunda. Birincisi, partnere karşı duyulan öfke ve üzüntü. Eğer partnerimizin bizi anlamadığını, bizi sevmediğini, bizi takdir etmediğini, bizi ihmal ettiğini düşünüyorsak bu içimizde yoğun bir öfke ve üzüntü uyandırabiliyor. Kimi zaman aldatımlar tam da bu sebeple yaşanıyor. İkincisi, daha fazla cinsellik isteği.

Libido uçurumu diye tanımladığımız, ilişkideki bir insanın diğer insandan daha fazla cinsellik yaşama isteği ve bu isteğinin karşı taraf tarafından tatmin edilmemesi, bunun üzerine konuşulmaması ve burada derin bir açlık oluşması bazen aldatma davranışıyla sonuçlanabiliyor. Üçüncü temel motivasyon ilişkide yeterince ilgi ve şefkat alamama. Bazen ilişkide karşı taraf tarafından görüldüğümüzü hissedemiyoruz. Karşı taraf bizi merak etmiyor. Bazen aynı ev içerisinde iki yabancıya dönüşüyoruz. Böyle olduğu zaman bir başka insandan gördüğümüz ilgi ve şefkat bizi o başka insanı yakınlaştırabiliyor.

Dördüncü temel motivasyon kendimizi ilişkiye bağlı hissedememek. İlişkide bir gelecek görememek. Yani aslında ilişki bağlılığının azalması. İlişki bağlılığı azaldığı zaman artık biz olmaktan çıkıp ben ve sen olmaya başlarız.

Böyle bir durumda ben benken yani bizden çıkmışken bir başka insandan etkilenmem daha kolay oluyor. O yüzden ilişki bağlılığımızı güçlü tutmak hem bizim hem partnerimizin ilişkide kalma ve aldatmama ihtimalini artırıyor. Bir başka motivasyon aldatmak için kendimizi daha değerli ve iyi hissetmeye ihtiyaç duymamız. Aslında bunun birinci ve üçüncü motivasyondan çok da farkı yok. Hep bunlar ilişkide görülmeme, duyulmama, anlaşılmama, partnerimiz tarafının ihmal edilmeyle yaşanan durumlar olduğunu duyuyorsunuzdur beni anlatırken. Yine bir başka motivasyon da partnerimizin bize karşı kötü davranışları. Bu da yine bir başka, belki bir öç alma isteği yaratabiliyor ve aldatmayla sonuçlanabiliyor.

Cinsellikle ilgili bir başka sebep de kişinin daha fazla cinsel partner veya cinsel yenilik arayışı, zaman zaman ilişki içerisinde karşılanmayan bu tip ihtiyaçlar, bu ihtiyaçları dışarıda gidermeye çalışmamıza sebep olabiliyor. Ve son olarak az önce de bahsettiğim durumsal faktörlerden söz ediyoruz. Alkol, stres, kim zaman yeni yerlere gitme, yani yeni ortamlar, yeni insanlar, Ama bu şu demek değil yani buranın böyle altını kalın kalın çizmek istiyorum. Yani o zaman ben partnerimi hiç mesela yurt dışına göndermeyeyim ya da hiç yeni bir ortama girmesini istemeyeyim. Hiçbir zaman bensiz alkol almasını istemeyeyim. Bunu söylemiyorum asla ve bunu tavsiye de etmem hiçbir şekilde.

Bu podcastleri tavsiye niteliğinde dinlemediğinizi umut ediyorum zaten. Ama bazen ben bir şey anlattığımda oradan çıkartılan anlamlarla ilgili endişe edebiliyorum. O yüzden şimdi burayı vurgulamak istiyorum. Bizim karşımızdaki insanın hareket kabiliyetini kısıtlamamız, onun davranışlarını kısıtlamamız, ona karşı kontrolcü davranmamız, sadece ve sadece kısa vadede işimize yarayabilir. Uzun vadede ilişkiye ancak olumsuzluk olarak döner. Kontrolcü davranışlar ilişkide şiddet davranışlarını arttırır ve basit kontrolcü davranışlarının sonuçları zannettiğimizden çok daha kötü olabilir. O yüzden karşımızdaki insana güvenmek zorundayız. Eğer biz karşımızdaki insana zaten güvenmiyorsak, Zaten onun ortamı yakaladığında bizi insincek şekilde davranacağına inanıyorsak bu ilişkide başka problemler var demek oluyor. Daha kök problemler var demek oluyor. Eğer ben partnerimin her seyahatinde zaten benim arkamdan iş çevireceğine inanıyorsam o zaman ben zaten o partnere güveni hiç kuramamışım. Bu sebeple yani

Aslında bu podcast'ı dinlerken daha ancak deneyimlerinizi anlamlandırmanızı umut ederim. Yani sonraki davranışlarınızı şekillendirmektense yaşantılarınızı anlamlandırmanızı umut ediyorum. O yüzden de tekrar tekrar yani şiddetin her türü çok kötü ve kontrolcü davranışlar da şiddetin bir türü. O yüzden bundan uzak durmanızı gerçekten bir ilişki bilimcisi olarak sizlerden rica ediyorum. Şimdi diğer sorulara geçmeden minik bir ara verelim. Ondan sonra devam edeceğiz.

Nerede kalmıştık? Aldatmalar neden yaşanır diyorduk. Şimdi hemen bununla ilgili bir soru daha vardı. O da bir insanı aldatmaya daha meyilli kılan özellikler var mıdır? Ve araştırmalar burada bize yardımcı oluyor. Bazı özellikler gerçekten aldatan insanlar da daha fazla gözüküyor. Ama bunları size anlatmadan önce hemen şunu da belirtmek istiyorum. Gerçekten bir insanda bu özelliklerin olması o insana sizi mutlaka ama mutlaka aldatacağı anlamına gelmiyor arkadaşlar. O yüzden lütfen partnerlerinizi bununla yargılamayın.

Bilimsel araştırmaların sonuçlarını size burada anlatıyorum. Ama bu korelasyon yani bu davranışlarla size bahsedeceğim özelliklerle aldatma davranışları arasında bir ilişki var. Ama bir neden sonuç ilişkisi yok. O yüzden bu özellikler var diye partilerin sizi mutlaka aldatacak bağlantısını kurmanızı hiç istemem. Bu uyarıyı yaptıktan sonra şimdi hangi özelliklerin insanları aldatmaya daha meyilli kıldığını anlatayım isterim. Birinci özellik

Herkesin hemen muhtemelen aklına gelen, zaten bana gelen sorularda da direkt şu şekilde yazıyordu. Erkekler neden aldatır? Ama bu kadınları aldatmaz demek değil ki. Aslında kadınlar da aldatıyor. Hatta baktığınız zaman evet erkekler daha fazla aldatıyor.

Ama aradaki fark zannettiğimiz kadar fazla değil. Hatta 45 yaşın altına baktığımızda kadınlarla erkekler aslında birbirlerine çok yakın oranda avlatma darlaşımı sergiliyorlar. Hatta toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, ekonomik olarak kadının da iş gücünde daha fazla yer aldığı toplumlarda kadınlar daha erkekler kadar aldatıyor hatta kadınlar bazen biraz daha fazla bile aldatabiliyorlar. O yüzden kadınların tırnak işareti içerisinde aldatmamasının sebepleri ilişkiye daha fazla bağlı oldukları değil aslında. Evrimsel perspektife baktığımız zaman

Belki daha önce duymuşsunuzdur. Erkekler çok fazla sperm üretiyorlar, tohumlarını oraya buraya saçmak istiyorlar. O yüzden de daldan dala konup aldatıyorlar açıklamasını. Ve kadınların işte zaten sınırlı sayıda yumurtaları var. O yüzden de en statü sahibi, en kaynakları geniş erkeği bulup onu ellerinde tutmak istedikleri için çok daha az aldatıyorlar açıklamasını. Belki duymuşsunuzdur.

Umarım sadece bununla anlatım üzerindeki fikirlerinizi oluşturmamışsınızdır. Çünkü bu evrimsel perspektif her şeyi tek başına açıklamıyor. Hatta baktığımız zaman bağlanma kuramını destekleyen birçok çalışma da şunu gösteriyor. Aslında insanlar cinsel olarak çok eşliğe açık olabilseler de duygusal olarak tek eşliğe daha yatkın bir tür.

Ve aslında hayatımızı bir partnerle sürdürmek, yani duygusal olarak bir partnerin yanında kalmak ve onunla devam etmek, bir yol arkadaşı bulmak evrimsi olarak hayatta kalmamızı daha fazla sağlayan bir durum. Bu sebeple evrimsel perspektifi tek başına almanızı istemem. Hatta bunu anlatırken hemen şuna da değinmek istiyorum. Erkekler kadınların zinsel olarak aldatmasından mutsuz olurken, kadınlar erkeklerin duygusal olarak aldatmasından mutsuz oluyorlar. Araştırmalarını da duymuşsunuzdur. Evet, böyle araştırmalar var. Bu konuda çalışan bir bilim adamı Buzz bununla ilgili çok fazla sayıda araştırma yaptı. Ama bir yandan bu araştırmalar ciddi ölçüde eleştiriliyor. Çünkü insanlara bir

Afaki senaryolar veriliyor. Bu senaryoları sadece okuyorlar ve bunlar üzerinden neler hissedebileceklerini tahmin etmeye çalışıyorlar. Bir ikincisi insanlara sadece zaten hangisi sizi daha çok üzerdi gibi iki seçenek sunuluyor. Bu iki seçeneğin sunulmadığı, yani bu senaryo sizin ne kadar üzerdi 1 ile 7 arasında, bu senaryo sizin ne kadar üzerdi 1 ile 7 arasında gibi sorulduğu zaman kadınla erkek arasında o kadar da büyük farklılıklar kalmıyor. O yüzden maalesef araştırmaların sonuçlarının

...popüler dergiler veya haber kaynakları tarafından... ...yeterince derinlikle anlatılmadan verilmesinin sonucu olarak... ...toplumda yanlış bilgiler dolaşabiliyor. O yüzden sizin de bu anlamda bilgilenmenizi ben çok isterim kişisel olarak. Şimdi devam edeyim. Neler var başka aldatma ihtimali arttıran? Mesela partnerlerden sadece birinin çalışıyor olması aldatma ihtimali arttırıyorken... ...iki partnerin de çalışması aldatma ihtimali azaltıyor. Hiç bu şekilde düşünmüş müydünüz bilmiyorum.

Mesela büyük beşlik kişilik kuramı altında yer alan nevrotizme baktığınızda, yani duyguların yeterince stabil olmaması olarak hızlıca tanımlayalım, nevrotizmde yüksek olan insanların aldatma ihtimalinin daha yüksek olduğunu görüyoruz. Mesela dürüstlük konusunda daha düşük skorlara sahip insanların yine aldatma ihtimalinin daha yüksek olduğunu görüyoruz. Çünkü bu insanların genel olarak kendi ihtiyaçlarını önceliklediğini ve başka insanlara empati göstermekte zorlandığı da yine bildiğimiz şeylerden bir tanesi. Baktığımızda bağlanma stilleri de aldatma davranışıyla çok ilişkili. Güvensiz bağlanma stiline sahip insanlar, kaygılı ve kaçınganlar yani, güvenli bağlanan insanlara göre daha yüksek ihtimalle aldatıyorlar.

Kaçıngan bağlanan insanların zaten ilişkiye bağlılık geliştirmekte zorlandıklarını, kaygılı bağlanan insanların da terk edilmekten korktukları için daha hızlı bir şekilde başka partnerleri değerlendirebildiklerini biliyoruz. Yine aslında daha önce aldatma davranışı göstermiş olmak da bir sonraki ilişkideki aldatma ihtimali artırıyor. Hatta şöyle bir şey de var. Eğer büyürken ailede bir aldatma olayı yaşadıysa kişi, onun da yine kendi ilişkisinde aldatma ihtimali gösterme durumu olabiliyor. Yine aslında yoğun stres altında çalışma, alkol ve madde bağımlılığı gibi davranışlar aldatma davranışını arttırabiliyor. Bir de sekse bakış açımız da çok değiştirebiliyor durumu. Bazı insanların seksle ilgili, mesela ilişki dışı seks yapma isteği diğer insanlardan daha fazla olabiliyor. Bunun da bir spektrum olduğunu düşünebilirsiniz.

Yine burada bu anlamda daha rahat olan, bu düşünceye daha açık olan insanların aldatma darmışını daha yüksek ihtimalle gösterebildiğini söylüyoruz. Öyle sanıyorum ki aldatma darmışlarını artırabilecek faktörlerin hepsini gözden geçirdim sizinle birlikte. Gelelim bence bu podcastın en önemli sorusuna. Aldatmadan sonra ilişki tekrar kurtarılabilir mi?

Şimdi bu sorunun ne kadar büyük bir soru olduğunu birçoğunuz için anlayabiliyorum. Çünkü aldatmadan sonra yüreğimiz tam yangın yeri gibi oluyor. Aslında aldatma davranışına baktığımız zaman insanlardaki kalp kırıklığı duygusunun en yoğun yaşanmasına sebep olan davranış olduğunu görüyoruz aldatmanın. Çünkü aldatmak aslında şu demek, ben bizim ilişki anlaşmamıza uymuyorum, ben senin isteklerine değer vermiyorum, ben seni bu ilişkide senin zannettiğin kadar önemli bir yere koymuyorum demek oluyor aldatma. Gerçekten de aslında kalp kırıklığı duygusu en çok sosyal olarak bir ilişkide zannettiğimiz değere sahip olmadığımızı fark ettiğimizde hissettiğimiz bir duygudur. Ve aldatmalar da o yüzden kalp kırıklığının en önemli belirleyicilerinden bir tanesi.

Kalp kırıklığı sadece üzüntüyle, sadece öfkeyle açıklanabilen bir duygu değil. Kalp kırıklığı böyle bir yumak gibi. İçinde hem öfke var, hem kırgınlık var, hem kızgınlık var, hem hayal kırıklığı var, hem üzüntü var, hem yetersizlik hissi var, hem haksızlığa uğramışlık hissi var. Yani aslında birçok duygunun böyle iç içe geçtiği ve böyle yüreğimize oturduğu bir histen bahsediyoruz. Ve gerçekten de aldatmayı öğrendiğimiz zaman

Anlatıldığımızı öğrendiğimiz zaman karşımızdaki insana olan güvenimiz de çok sarsılıyor. Hep söylediğimiz bir şeydir. Güveni inşa etmek zaman alır ama güveni yıkmak gerçekten bir dakika. O yüzden de bir kere yıkılan güven tekrar kurulur mu sorusu birçok insanın aklında oluyor.

Şimdi eğer aldatıldığınızı öğrendiyseniz buradaki en önemli soru karşınızdaki insan bu davranışla ilgili pişman mı? Yani birçok zaman umarım başınıza gelmemiştir ama maalesef birçok kişinin başına geliyor. Aldatılıyoruz ve karşımızdaki insan bununla ilgili bir pişmanlık hissetmiyor. Eğer böyle bir noktadaysanız zaten karşınızdaki insanı affedip ilişkiye devam etmeniz çok zor. Ama karşınızdaki insan gerçekten pişmansa ve davranışlarını telafi etmek konusunda hevesliyse o zaman aslında ilişkiye bir şans vermeniz mümkün olabiliyor. Ama bunu da biraz açmak istiyorum. Yani nasıl mümkün? Hangi adımlardan geçmek gerekiyor? Bunu da biraz açmak istiyorum.

Aslında hep aldatan insanı affetmek sanki kolay olan seçenekmiş gibi anlatılsa da aslında bence aldatan insanı affetmek daha zor olan seçenek. Çünkü yolları ayırıp devam ettiğimizde evet canımız o esnada yanıyor ama sonra iyileşiyoruz. Halbuki ilişkide kaldığımızda gerçekten affetme anına gelene kadar çok uzun süre sürekli tetiklendiğimiz bir sürece girmeye başlıyoruz. Karşımızdaki insana tekrar güvenmek istiyoruz ama her davranışını tekrar tekrar okuyup anlamaya, tekrar böyle bir şey yaşıyor muyuz ona bakmaya ve onun davranışlarının değişip değişmediğini algılamaya çalışıyoruz sürekli. Bu gerçekten çok zor bir şey. Araştırmalar şunu gösteriyor.

Kadınlar, daha yaşlı olan insanlar, bu az önce bahsettiğim büyük beşlik kuramındaki uyumluluk skalasında daha yüksek olan insanlar, yani aslında daha uyumlu olan insanlar diyeyim, daha kolay uyum sağlayan insanlar diyeyim. Ve çocuk sahibi olan insanlar aldatmaları affetmeye daha meyilliler. Ama tabii ki bu kendi başına yeterli bir sonuç vermiyor bize. Peki diyelim ki karşımızdaki insanı affetmeye karar verdik. Bunu nasıl yaparız? Bu nasıl olur? Dediğim gibi karşımızda gerçek bir özür, gerçek bir pişmanlık durumu gördükten sonra bu aldatma davranışının neden olduğunu anlamamız gerekiyor. Yani durumsal bir aldatma mıydı bu? O anda yaşanan ve aslında ilişkideki problemlerden bağımsız bir aldatma mıydı? Yoksa size saydığım, hatırlar mısınız bilmiyorum, tam 7 tane ilişkiye dair mesele saydım. Bu meselelerden biri sonucu oluşan bir aldatma mıydı?

Mesela ben partnerime yeterince ilgi ve şefkat göstermiyorsam, partnerimi değersiz hissettiriyorsam, partnerime kötü davranıyorsam ve partnerim beni aldatıyorsa, tabii ki onun aldatma davranışı beni hala çok yer alıyor. Bu şu demek değil asla, hak ettim zaten, ben partnerime kötü davrandım değil. Ama benim partnerimin böyle hissederek beni aldattığını benim anlamam gerekiyor ki, evet o davranışından pişman olsun ama ben de ilişkideki davranışlarımla bazı değişikliklere gidebileyim. Yani çoğu zaman aldatma sonrası ilişkide sadece aldatan tarafın davranışını telafi etmesi bekleniyor. ve aldatan taraf o kadar şeytanileştiriliyor ve ona kötü davranılıyor ki eğer bu insan zaten ilişkideki problemlerden dolayı aldattıysa aslında ilişkideki problemler çözülmediği gibi daha da kötü hale geliyor. O zaman da bu ilişkinin zaten kurtarılması mümkün olmuyor. Eğer ben partnerimin beni aldattığını öğrendikten sonra ve onun sebeplerini gerçekten samimi bir şekilde anladıktan sonra

Aldatma davranışına hala kızgın olabilirim ve hala bu davranışın bir telafisini bekleyebilirim. Zaten bunu yapmalıyım. Ama bir yandan da o kendi davranışlarını telafi ederken ben de kendi davranışlarımı farklaştırmaya ve ilişkiyi daha iyi bir yere getirmeye çalışabilirim. Biz çoğu zaman affetme sürecine girdiğimizde karşımızdaki insanın bize inanılmaz ihtimam göstermesine, inanılmaz pişmanlıktan kaynaklı sürekli olarak etrafımızda pervane gibi dönmesine ihtiyaç duyuyoruz. Ama aslında bu ilişkinin gerçeğini yansıtmıyor. İlişkinin gerçeği içerisinde eğer ben bu ilişkide kalacaksam, kendi düşünme prosesimden sonra ilişkinin daha öncekinden daha iyi bir versiyonuna gelmesi gerekiyor. Peki bunlar nasıl yapılabilir? Mesela her şeyden önce ikimizin de karşılıklı olarak çok dürüst ve açık bir iletişim kurması lazım.

Bu gerçekten en önemlisi. Karşımdaki insana duygularını, düşüncelerini açıkça anlatabileceği bir alan sağlamam lazım. Benim sorularıma da dürüstçe cevap vermesini, o cevaplar beni üzecek, rahatsız edecek olsa bile bana dürüstçe cevap vermesini sağlamam gerekiyor. Benim de kırgınlıklarımı ve savunmasızlığımı onun karşısına koyabilmem lazım ki bir yere ilerleyebilelim. Şimdi hemen burada aklınıza şu soru uyanmış olabilir. Bu da gelen sorulardan biriydi. Ben aldatmanın detaylarını öğrenmeli miyim? Bu benim işime yarar mı? Bu bana iyi gelir mi? Bence bu sorunun cevabı hayır. Karşınızdaki insanın sizi aldatırken ne şekilde davranışlarda bulunduğu,

Ki burada detaylara girdiğimizde gerçekten bize ağır gelen detaylar da dinleyebiliyoruz ve bu daha sonra daha da fazla tetiklenmemize yol açabiliyor. O yüzden bunların detayına girmek bize fayda getiren şeyler değil. Daha çok karşımızdaki insanın davranışının motivasyonunu, yani davranışının altında yatan sebepleri anlamamız lazım. Bizi aldattıktan sonra karşımızdaki insan ne şekilde aldatmış, hangi pozisyonda aldatmış, hangi odada aldatmış, hangi mesaj üzerinden aldatmış, hangi mekanda aldatmış, bunlar değiştirmiyor zaten durumu. Ben onun altında yatan sebeplere bakmalıyım. İlişkiyi tekrar baştan kurma aşamasında birbirimize karşı şeffaf olmamız gerekiyor dedim. Burayı da şöyle biraz daha açmak istiyorum. Bir süre neredeyim? Ne yapıyorum? Kimlerle konuşuyorum? Bu anlamda daha açık bir yetişim kurmamız lazım.

Yalnız bunun kontrolcü davranışlara evrilmemesi gerektiğini tekrar vurgulamak isterim. Yani bu noktada birbirimize karşı açık olmak, sürekli birbirimize hesap vermek veya hesap sormak anlamına gelmiyor. Eğer ben karşımdaki insana tekrar güveneceğim diyorsam, zaten o kontrolcü davranışlar olmadan da karşımdaki insana güvenebilmeye başlamam lazım günün sonunda. O yüzden ilk başlarda biraz daha birbirimize açık şuradaydım, şu insanlıydım, şunu yapıyordum, şimdi bilmem kim aradı, onunla konuştum, kapattım, bilmem kim mesaj atmış, onunla mesajlaşıyorum gibi birbirimizi şüpheye düşürmeyecek şekilde konuşmalar yapsak da zaman içerisinde bunların azalmasını ve ilişkinin normaline dönmesini bekliyoruz.

En önemlisi aldatma sonrasında affetme sürecinde insanların sorumluluk alabilmesi. Yani karşımdaki insan beni aldattıysa bunun sorumluluğunu alabilmeli. Mesela seni aldattım çünkü sen buna sebep oldun değil. Seni aldattım ve ben bunu yaptığım için çok pişmanım.

Bu her türlü yanlış bir davranıştı. Ben bir süredir ilişkide kendimi iyi hissetmiyordum, değerli hissetmiyordum, mutsuz hissediyordum. Ama bunları seninle konuşmak yerine, bu hislerimi seninle paylaşmak yerine seni aldatmayı tercih ettim. Bu bir tercih ve bu bir sorumluluk ve bu yanlış. Yani bu konuşmayı almadıkça biz karşımızdaki insandan ve hatta şunu duyduğumuzda seni aldattım çünkü sen hak ettin. Seni aldattım çünkü sen bana kötü davranıyordun.

Seni aldattım çünkü sen benimle ilgilenmiyordun. Seni aldattım çünkü biz artık sevişmiyorduk. Bunlar mesela karşımdaki insanın sorumluluk almadığını gösteriyor. Karşımdaki insan her türlü yanlış bir davranış yapmış, onu alsın. Ondan sonra benim de bu ilişkideki yanlış davranışlarım hakkında da konuşalım. Ve ben de şunu söyleyebilirim. Yani sen yanlış bir tercihte bulundun ama ben de bir süredir seni ihmal ediyordum. O yüzden evet sen bir daha böyle bir tercihte asla bulunma ama ben de seni ilgisiz bırakmayayım bu ilişkide. O yüzden ikimizin de aslında sorumluluğu kalabilmesi gerekiyor.

Peki bunu nasıl yapacağız? Aslında sorumluluk almak, ben bunlara çok kolay şeylermiş gibi söyledim podcastta ama o kadar da kolay değil. Bu noktada aslında bireysel olarak ve çift olarak terapiye gitmek gerçekten fayda sağlayabilir. Yani burada psikolojik destek. Ben neden mesela aldatma davranışını tercih ettim? Ya da ben mesela neden bu ilişkide kalmayı tercih ettim? Ben neden bu insanla ayrılmak yerine onu affetmeye çalışıyorum? Gerçekten aslında affetmek istiyor muyum? Yoksa

Başka bir seçenek mi göremiyorum? Ben bu insana tekrar güvenebilir miyim? Bu tip soruları cevaplandırmak için bireysel psikolojik destek çok önemli. Bir yandan da çift olarak, eğer biz karşılıklı olarak konuşamıyorsak, o sağlıklı iletişim patenlerini kuramıyorsak, çift terapisi bize bu anlamda çok yardımcı olabilir ve birbirimizle o zor konuşmaları yapmakta yardımcı olabilir diye düşünüyorum.

Eğer karşımdaki insanı affetmeye karar verdiysem, bu söylediğimde zor olacağını biliyorum ama eğer karşımdaki insanı affetmeye karar verdiysem maalesef geçmişi sürekli ısıtıp ısıtıp getirmemem gerekiyor onun karşısına ve şu ana odaklanmam gerekiyor. Devamlı olarak bana bunları yapmıştı, bizim ilişkimizi şöyle bozmuştu, ben aslında şöyle düşünüyordum ama o esnada bunlar oluyormuş gibi düşünceler bizi iyi bir yere götürmediği gibi tam tersi aslında daha kötü etkiliyor. Gelecekte ne olacak? Beni tekrar aldatacak mı? Bu tip sorular da aslında cevaplayabileceğimiz sorular değil. Karşımızdaki insana eğer güvenmeyi tercih ettiysek onun bu darlışı tekrar sergilemeyeceğine inanmamız gerekiyor.

Bu da beni yine aslında sorulan başka bir soruya getiriyor. Bu kaç defa tekrarlandığında ben affedebilirim ki? Karşımdaki insan bunu bir kere yaptıysa ve özür dilediyse ve telafi etmeye çalıştıysa ve bu bir daha asla yaşanmadıysa, bu ilişki kurtarılabilir. Ama eğer ben affettikçe bu tekrarlanıyorsa, o zaman o ilişkiyi aslında sürdürmek gerçekten çok zor.

Bunu aslında söylediğimde şunu da söylüyorum bence. Sözlerle değil de, karşımdaki insanın sözlerine değil de, davranışlarına bakmam gerekiyor. Yani, ben bunu bir daha yapmayacağım ya da bundan sonra sana çok değer vereceğim ya da her şey çok başka olacak. Bunlar kolay söylenen cümleler. Peki, davranışlarda bunu görebiliyor muyum? Karşımdaki insan artık daha açık mı? Daha güvenilir davranıyor mu? Daha fazla davranışlarının sorumluluğunu alıyor mu? Daha iyi bir partner olmak için çaba sarf ediyor mu? Bunlar bana benim bu ilişkide kalma kararımın doğru ya da yanlış olduğunu gösterecek. Ama belki de bir podcastin sonunda vurgulamak istediğim şey şu. Aldatmayı affetmek çok zor. Ama eğer böyle bir karar verdiyseniz sabırlı olmak zorundasınız. Karşılıklı olarak sabırlı olmak zorundasınız ve güven duygusunun yavaş yavaş kurulduğu anları karşılıklı olarak

görmek ve hatta kutlamak zorundasınız. Evet yani bunu yapabiliyorum. Artık tekrar mesela artık tekrar göğsümde rahatça uyuyabiliyorum. Artık sana sarıldığımda daha rahat hissediyorum. Artık nerede olduğunu düşünmeden durabiliyorum. Bunların hepsi küçük zaferler ve zaman içerisinde bunlar da tekrar birikecek ve tekrar iyi hissedeceksiniz ilişki içerisinde. Aldatmak çok önemli bir bağlanma yaralanmasıdır. Bağlanma yaralanması da şu anlama geliyor yani ben çok güvendiğim

sırtımı yasladığım, hayatta beraber yürüdüğüme inandığım bir insanın artık o pozisyonda olmadığını gördüğümde, artık ona güvenemediğimde, artık onunla iyi hissetmediğimde bağlanma yaralanması yaşıyorum. Şunu çok iyi biliyoruz. Bağlanma yaralanması iyileşebilir bir İkincisi, eğer iki partner de yeterince gönüllü ve yeterince hevesli ise, yeterince çaba harcarlarsa, ilişkiler bağlanma yaralanmasından çok çok çok daha güçlü çıkabilirler. O yüzden de eğer bu yola girdiyseniz, karşınızdaki insanla el ele bu zorluğu aşabileceğinize güveniyorsanız, belki de ilişkiniz çok daha iyi bir yere gelecek. Bunu da düşünebilirsiniz her zaman.

Bu zor bir podcast'ı benim için de. Sizler için de dinlemesi zor olmuş olabilir. Ürkütücü bir konu olduğunun farkındayım. Aldatılma en savunmasız olduğumuz anlardan biri. Umarım hiçbirimiz bunu yaşamayız. Hiçbiriniz bunu yaşamazsınız. Ama her şey insanlar için. O yüzden bunu da bilmek ve ne bekleyebilirim, neler yaşanabilir, ben kendimi nasıl konumlandırabilirim, bunlar hakkında farkındalığımızı arttırmak da önemli diye düşünüyorum. İlerleyen zamanlarda sosyal medyadan gelen sorularınıza cevap vermeye devam edeceğim. O yüzden beni Instagram'dan takip ederseniz orada açtığım soru kutucuklarını görebilirsiniz. Herkese çok sevgilerimi gönderiyorum. Umarım güzel bir hafta olur sizin için.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)