
2.800 kelime · ~14 dk okuma
Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.
Minik minik adımlar atarken ben Bir elimden babam tuttu, bir elimden annem Rabbim hep sev onları, ayırma rahmetinden, mahrum etme merhametinden Aşıyan yollarından seslensem duyar mısın? Bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin. Sevişirken, öpüşürken Yapayalnız dolaşırken Hani şimşekler çakar ya birden Hani gökler ya harikasından Hani şimşekler çakar peşinden İşte öyle bir şey Nargilem duman duman Ay bayıldım aman aman İstanbul güzel ama sığar uçuranlar var. Rabbim hep sev onları, ayırma cennetinden. Cennette de birbirimizden.
Samet ben Potburi'yi bir tatlı zannediyordum. Çocukken. Böyle üstündeki kremasını bilmem nesini yalayıp bir yangının külünü yeniden yakıp geçebileceğimiz bir tatlı sanarken meğerse müzikte bir anlamı varmış. Sen söylemek ister misin? Ne demek Potpourri? Potpourri olan tek tatlımız Aşure'dir. Öyle mi? Evet. Onu Potpourri kılan ne oldu? Birçok şeyin bir araya gelip anlamsız bir bütün oluşturması. Bu kardeş türküler grubu değil mi? Ben Fenerbahçe diye biliyorum ama...
Ama ikisini hep karıştırırım ben. Değil mi? İkisi de 40 kişi. Ben Kardeş Türküler'i siyasi parti zannediyordum pusulada hiç görmeyene kadar. Hep gözüm aradı Kardeş Türküler aday koymadı mı yoksa bir belediye başkanı adayı yok mu falan diye düşünürken müzik grubu olduğunu öğrendim. Bir de Kardeş Türküler grubun ismi mi o baştaki saçsız bireyin ismi mi? Kardeş Türküler bence kolektif bir isim çünkü adı Kardeş Türküler olsa kulağımıza gelirdi. Biz bunu aynen öyle kardeşim bir bölümünde mutlaka işlerdik.
Yani karşınızda kardeş türküler. Evet bir de öyle tonlanması gerekiyor. Böyle tonlanırdı. İsim olunca öyle türküler diye tonlanması gerekiyor. Olur ya.
Abi bugün bize ilginç bir haberin var mı? Olmaz olur mu? Söyleyeyim mi? Hadi bakalım. Japon prensesi Kiko'nun gizemli hastalığı. Normal şekilde yemek yiyememeye başladı. Bu bir animasyon filmi değil değil mi? Yok yok abi baya Japon prensesi var. İsmi Kiko ve onun gizemli bir hastalığı var. Gizemli hastalığı ilk defa burada açığa çıkacak diye düşünüyorum ben. Hürriyet Kelebek'te. Evet ilk defa hürriyet kelebeğe bozdu sessizliğini. Kışın gelmesiyle birlikte dünyanın dört bir yanından koronavirüs vakalarında artış yaşandığı haberleri de yeniden gündemde.
Nasıl bir açılışı var bu haberin? Kiko'ya dair hiçbir şey yok. Yeni varyantlar ve 2023'ün sonlarına doğru görülmeye başlanan gizemli zatüre vakaları bir kez daha korku yaratmaya başladı. Bu şey, ilk paragraf. Şu an sadece coğrafya var. Evet. Kişilerden hala çok uzaz. Metin yazarı biraz daha para kazanacak. Muhtemelen. Gördüğümüz kadarıyla. Önceki mesleği ölseyse soru yazarlığı da olabilir. Neyse, Japonya sarayını da bugünlerde büyük bir korku sarmış durumda. Japonya Veliyat Prensesi Kiko'nun gizemli bir hastalığa yakalandıktan sonra normal yemekler yiyememeye başladığı iddia edildi. Aaa normal yemekler yiyemiyor. Evet. Ama şimdi onların normali de farklı olabilir. Yani bizim normalimizden farklı bildiğim kadarıyla onların normali. Burada kastedilen mesela bir kokoreç değildir. Değildir. Ali Nazik değildir. Evet, onlar bizim normalimiz mesela. Bunlar bizim her gün her şekilde yiyebildiğimiz şeyler ya. Ama onlar ne yiyordur acaba? Ne yiyor acaba bunlar? Bilmiyorum ki. Ulusal Gazete'ye göre İmparatorluk Hanedan Ajansı iki çocuk annesi, kraliyet annesinin geçen yıldan bu yana rahatsız olduğunu belirtti.
Bu arada bir şey soracağım ya, Prenses Kiko sahne adı mı? Ya bana biraz pavyon tınladı çünkü böyle karşınızda Prenses Kiko, gerçek adı böyle Muazzez Akkaya ya da ne bileyim işte Sibal Türütmen olacak diye düşünürken. Sibel değil, Sibel. Bir şeyi düşünebiliyorum mesela. O geliyor, o geliyor, prenses geliyor. Hani bir Yılmaz Erdoğan dizisinde falan sahne alabilecek bir... Ya da drag queenlik yapıyor. O da olabilir. Prenses Kiko. Böyle herkese sataşacak falan gibi bir şey de olabilir.
Bu arada ben şeye takıldım, normal yemekler yiyememeye başladığı diyor ya, hani böyle çok spesifik zevkler mi edindiği şey mi? Mesela sadece Sakarya caddesindeki kötü wafflecılarda beslenebiliyor ya da sadece işte güvenlik caddesindeki meyhanelerde ahtapot yiyebilir gibi bir şey mi yoksa daha sağlıkla alakalı mı? İstersen biraz daha devam edeyim. Doktorlar prensesin virüs ve grip testlerinin negatif çıkmasının ardından Kiko'nun rahatsızlığının nedeni olarak Covid-19'u devre dışı bıraktılar. Covid-19 değil bu dediler. Değil. Değil. Tamam. Kiko'nun hastalığının nedeninin hala bilinmediği göz önüne alındığında tıp uzmanları yaşanan bu duruma bir çözüm bulabilmek için sürekli testler yapıyor.
Prenses kısa bir süre önce yeni yıl kutlamalarına katılmıştı ve yeni yıl münasebetiyle yayınlanan aile portrelerinde gülümserken moralinin yerinde olduğu görülüyordu. Şimdi Samet burada büyük bir hata var. Şimdi bizim bu fotoğraflarda gülümsememiz, ne bileyim aile fotoğraflarında gülümsemek bizim iyi olduğumuza bir işaret mi abi? Böyle analiz yapamayız. Olmaz. Reflüsü olan insanlar da gülümser, Covid-19 olan insanlar da gülümser. Evet, hepsi gülümser değil mi? Depresyondaki insanlar da gülümser, o öyle sizin sandığınız gibi nasıl...
karşı tarafa siz diye böyle hemen karşıma aldım bir cepheleşme olsun aramızda diye. Sen sensin onlar onlar. Onlar onlar şu an ben hemen bir cephe aldım. Çok iyi. Onlar öyle sizin sandığınız gibi filmlerdeki gibi ajitasyon sahnelerle böyle salya sümük ağlayarak depresyon ve hastalık geçirilmez. Evet. Tüm hayat yaşanırken bir yandan da o depresyon yaşanabilir. Evet hepsi olurken depresyon da üstesinden gelinebilir. Ayrıca Samet onlar aydın, onlar entelektüelde biz karanlık mıyız yani? Biz ışıksız mı kaldık yani? Onlar kitap okuyorlar, o süslü semtlerinde köpekleriyle gezerler onlar. Biz şey miyiz yani? Ben çok doluyum. Ben buraya çok dolu geldim. Sen bugün sinirli gelmişsin abi buraya. Ben aşırı sinirliyim. Mesela Samed'in günü bok gibi geçti. Evet. Tamam ama neyse ki aile portresinde gülümsüyordu. Oh böyle bir şey olabilir mi ya? Bir de ben ayrıca şunu da sormak istiyorum. Normal bir şekilde yemek yiyememek tam olarak ne demek? Normal yemekler mi yiyememek? Onların normaline göre normal yemek yiyememek mi? Normal bir şekilde yiyememek mi? Biz mesela oral yollu beslenen insanlarız.
Oral yollu beslenmememeye mi başladı artık yani? Artık başka yollarla mı besleniyor? Serum mu alıyor? Bunun bir alternatifi varsa nedir? Serum değilse. Nedir bunun alternatifi yani? Akıllarda deli sorular. Bunların bir an önce konuşulması lazım. Gerçekten yediği yemekler mi anormalleşti yoksa yemek yeme ritüelinde mi bir değişiklik var? Mesela bu noktada yollar ayrışıyor. Dünya mı yalancı, biz mi yalancı? Aynen. Tavuk mu yumurtaya ağzının payını vermiş yoksa civciv mi hepsini dağıtmış geçmiş? Bu soru da akıllarda. Bu arada şöyle bir şey diyor haberde. Çift sanırım prenses ve eşi. Her ikisi de Gakushiki Üniversitesi'nde... Böyle desem de inanma Samet. Gakushiki Üniversitesi değil çünkü orası. Değil mi? Yok. Orası Gakushin Üniversitesi.
Bu da böyle bir... Hemen Gakushin Üniversitesi'nden özür dile. Ben bu zamana kadar isminizi yanlış telaffuz ettim. Gakushin Üniversitesi'yken ben götümden bir şey uydurdum. Gakushiko Üniversitesi gibi. Biz zaten toplum olarak animelerle de geç tanıştık. Bunun da hakkını veremedik. Dolayısıyla ben her çalışanından
Yani sabah kalkıp o kaloriferleri yakan kişiden en rütbeli akademisyenine kadar. Hepsinden özür dilerim. Öncelikle bunu söyleyeyim yani. Hemen tanıdığın en yakın Japondan falan da özür dile yani. Serdar Ortaç. Benim en tanıdığım Japona benzeyen. Miyazaki'den. Miyazaki'deki kınama yayınlıyor yarın bizim. Kusura bakma. Twitter'dan değil mi? Twitter'dan bizi linçletiyor. Ya da oradaki ülkücüler bizim fotoğraflarımızı yakıyor böyle. Japon ülkücüleri.
Bizim fotoğraflarımızı şey yapıyor böyle tekmeliyor falan. -"Türkiye bayrağı diye yanıkla Azerbaycan bayrağı yakmışlar." falan değil mi? Ülkücü her yerde ülkücü. -"Abi ben de Japonum." falan diyor ölürken böyle. Şöyle bir cümle var bu arada. Gelecekte Japonya tahtına İmparatoriçe olarak çıkacak olan Prenses Kiko'nun doktoralı bir akademisyen olduğunu da belirtelim demiş Hürriyet Kelebeği'nin yazarlarından herhangi bir tanesi.
Böyle bir şey söylemiş. Şimdi peki Samet, bir insan hem prensesse hem de doktorasını vermiş biriyse... Evet. O noktada iki tane kısaltması var bu insanın. D.R. ve P.R. Evet, doğru. Öyle anlıyorum. Prenses Doktor Kiko mu? Doktor Prenses Kiko mu? Nasıl yazacağız biz bu insanın ismini? Prensesi büyük harflerle en başa... En başa prenses gelecek. Çünkü hanedan her şeyin önündedir diye düşünüyorum ben.
Doktor sonra, doktor sonradan kazanılır ama prenses artık kazanım değil ki o artık onun varoluşu varoluşu varoluşu prensesi başka türlü yaşayamaz şöyle mi insan doktor olmadan da yaşar evet prenses olmadan asla Aliye dizisi miydi? Evet. Müziklerini de Kıraç yapıyor. O zaman diyorsun ki Prenses Doktor Kiko. Evet, bence böyle olmalı. Yine de bir uzmanımız varsa danışabileceğimiz, hemen danışalım senin öyle bir uzmanın varsa cebinde falan. Hiç yok. Bu arada fotoğraflarda hakikaten gülümsüyor. Evet, mutlu gözüküyor. Mutlu gözüküyor ama şimdi eşim, dostum beni mutluyum sanıyor, reflüyüm, hiç kimse bilmiyor.
Bu yüzden hiç iyi değilim. Normal şekilde beslenemeyen bir insan varken bu haberde aklıma demin yukarıda buraya kayda inmeden önce yaptığınız mangal geyiği geldi. Aman Samet şimdi mangal geyiği de başka ya. Sevgili dinleyenlere buradan bir özet geçmek isterim. Az evvel masada hiç et yokken sadece et konuşuldu ve 3 tane vegan intihar etti. Yani onu biz hissettik. Veganlar dedi ki biz böyle bir dünyada yaşamak istemiyoruz dedi. Öyle etlerden bahsedildi. Etin canı nasıl sıkılırsa, nasıl geri dönüşler alınır bunlara karar verildi. Uzun uzun konuştuk şimdi yalan söylemeyeceğim. Dediklerinde gerçekten haklısın. Şimdi Samet eti lezzetli kılacak süreç her şeyi kapsar. Yani ölümünden öncesini de kapsar. Bizim besin öğemizin bak dikkat et ceset demedim. Hayvan da demedim. Bizim besin öğemiz.
can vermeden önce nelere maruz kalırsa, etin, çok affedersin, öyle bir lezzeti olur. Yani mesela şöyle bir şey söylenir, tavşanı karşına alıp önce rencide edersen, senin annen böyle, senin baban böyle, senin KPSS puanına hiçbir şey yetmez dersen, onda bir hormon var, vicdanüstü bezleri diye geçiyor. Tavşanın vicdanüstü bezlerinden asidik bir şey salgılanır etlere doğru. O da yerken... üst tuşları limonlu bir tat verir. Yani marinasyondan önce bir rencidasyon yapılıyor ete önce. Kesinlikle, önce bir rencidasyon süreci o ilk mantolamadır, lezzet mantolaması. Muhteşem. Ondan sonra zaten daha sert uygulamalar gerçekleşir ve bütün bu süreç lezzeti belirler. Öyle söyleyeyim sana. İstersen işkence de, istersen marinasyon. Bir şekilde yediğin şeyde lezzet ararsın. Evet. Bunun için de belli şeyleri yaparsın. Ya bu illa işte ters çevirip vurmak falan olmayabilir. Burada rencidasyon da pay sahibidir. Yani çünkü bir hayvanın utandığında kendinden düşün. Ben de kendimden düşüneyim. Koltuk altlarımız teller ya. Evet, doğru. Bu bile farklı bir lezzet katar vücuda.
Mesela aniden gerildiğimizde soğuk soğuk terleriz. Evet. Kim bilir etimiz ne kadar lezzetlidir o an? O an belki fırında yapacaklarken bizi dondurmanın yanına koyarlar mesela. Bak şimdi. Türküsü bile var. Bulguru kaynatırlar, serinde yaylatırlar. Şimdi bulgura yapılabiliyorsa... Geniş zamanda yazılmış türküler evet. Evet aynen. Her zaman yapılabilecek. Neden tavşana yapılamasın diye konuşuyorduk yukarıda. Doğru. Ama sen sanıyor musun ki ben bunları konuşurken destekliyordum bunları? Hayır. Ama insan kınadığı şeyi de konuşabilmeli. Buradan yola çıkarak ben şey yaptım. Abi
önümde bir haber var. Böyle olur Rihanna'nın çatı katı. Bu bir türkü mü abi? Çekemedim Rihanna'nın göçünü. Rihanna bekletme ha. Göç şu göç olmuş kara kızın obası gibi bir türkü bekliyorum ben de. Disini atmış da ediyor ezber.
Gerçekten ahsap bozuyor. Mesela bazı türküler güncel, belli anlamlara karşılık geliyor. Ama bu dönemde söylenmedikleri için de sanki kendilerini ifade eden kavramlara kavuşamadılar. Tamamen bedduadan oluşan türküler var. Onlar nasıl ya? Şey var mesela abi, ''Ey sevgilim benden ayrı gezersen, görmeyi gözlerin göremeyesin, saçların ağarsın, dişin dökülsün, belin bükülsün.'' Böyle türküler var. Çok kötüymüş ya.
Tamamen bedduadan oluşuyor yani. Dört kıta beddua. Benim de aklımda bir türkü var. Dalında baykuş ölsün, yekin yekin kalkamaz ol yerinden. İşte ayrılasın sahibinden, tezinden. Bir şey, sıkıntı yani. Haset türküsü gerçekten. Tes hocan çok kötü çıksın. Evliliğinde şüpheye düş. Araban bozulsun. İşte o yıllardır arzu ettiğin tatile insan kaynakları yüzünden çıkama. Dolar kırk olsun.
Dünyanın en çok kazanan şarkıcılarından biri olan Rihanna Los Angeles'taki lüks teraslı çatı katı dairesini satıyor. Bu da haber mi şimdi? Bu bize asla hitap etmiyor. Biz alamayız ki orayı. Biz şimdi Rihanna'nın zengin olduğuna mı şaşıralım? Bir yandan Rihanna'dan fakir ya da orta gelirli olmasını bekleyecek insanlar var mı? Şey mi zannediyorlar? Bu kadın gönüllülük faaliyetlerine bayılıyor, her yıl bir single çıkarıyor, bir şey yapıyor ve kazanmıyor diyen var mıdır gerçekten?
Olmaması lazım, mekanlarla kapıya anlaşıyor. Değişik ayrıntılar veriyorlar bu haberlerde işte. Bu villa eskiden şununmuş da 2021 yılında o almış da öteki ona 20'den almış, 25'e satıyormuş. Sen bu işlere birazcık hakimsin. Sence zarar etmiş olabilir mi bir yandan? Valla abi benim tam olarak hikayeyi anlayamadım ama şöyle bir şeyden bahsediyorsun. 7-8 tane futbolcu, bunlar aynı takımda oynuyorlar. Sonra bunların antrenmanlarını yaptıkları yerde de milf bir bankacı var. Tam bir milf. Ve bu milf bankacının sempatikliğine aldanıp hepsi parasını veriyor. En sonunda bu kadın parayı çeviremeyince de davalık oluyorlar. Böyle bir hikaye mi? Zannederim başka bölümde kaldın. Bunlar başka bölümlerin konusuydu diye hatırlıyorum ben. Tüh ya. O zaman istek şarkı yapacağım kurgu masasından. Beş saniyelik bir Fenerbahçe marşı dinleyebilir miyiz? Hey, hey, hey gibi bir şey mi? Evet, evet. Türkün kalbi senle atar, yaşa Fenerbahçe gibi bir şey de olabilir.
Tam buraya o gelse benim duygularımı aynen öyle kardeşim dinleyince anlayacak. Biz İstanbul'dayken Beşiktaşlılar Galatasaray'a küfür ediyordu ama hiç yaratıcı değildi. Laylara laylara lay orospu çocuğu Galatasaray diyordu. Yani birazcık da çaba olur bir küfürde ya. Kaç senedir tezahürat yapıyorsunuz ya. Ya bir yandan layla Galatasaray arasındaki o iki hafiflik ses benzerliği beni o kadar da ikna etmiyor. Evet. Biraz daha çabalamak lazım. La ilahe ilahe ilahe ilahe saldır Galatasaray. 854 metrekarelik dairenin bulunduğu binada ayrıca devasa bir havuz ve son teknolojiye sahip bir fitness alanı, sinema ve özel şarap mahzeni bulunuyor. Ben bunları okuduktan sonra şunu sormak istiyorum. Sence Rihanna'nın kölesi var mıdır?
Ağabey Rihanna'nın kölesi olmak isteyen kesin vardır. Ama Rihanna hayatında bir köleye ihtiyaç duyuyor mu bilmiyorum. Ama yüzyılların intikamını almak istiyorsa Rihanna kesin kendine bir beyaz köle seçer yani. Ağabey bu haberin bir de tam yanında şöyle bir haber var. Ev alamayanın yeni tercihi bu oldu. Talep artışı %400. Ne almışlar ev almayanlar? Ağabey habere tıklıyorsun. Clickbait bir haber. İlk sayfada şunu söylüyor sadece sana. Ev alamayanlar house almaya başladı. House mu?
Bir şeyin Türkçesini alamayınca İngilizcesini alabiliyor muyuz yani onu anladım. Kalem alamayanlar pencil aldı. Çok iyiymiş be. Nasıl bir şey bu arada house dedikleri? Bir tık daha yapıyoruz habere ve house dediklerinin tiny house olduğu ortaya çıkıyor. Ya vallahi dünya monopoli gibi oldu ya. Üstten evler koyuyoruz değil mi? Evet abi. Bizde Monopoly'nin çakması vardı, ismi Hepsi Benim'di. Aa, ama nasıl yani? Daha az paraya o satılıyordu muhtemelen. Fakirler için tasarlandığı için tabii Kodes yoktu da Mapus vardı. Mapusa düşüyorsun, yanlış sanatım. Taksim yoktu da Beyoğlu'nun Arka Sokakları vardı gibi bir şey. Fakirler için tasarlanmıştı. Mesela Tarlabaşı var, almayayım.
Zaten burası müptezel mekanı oldu. Tarlabaşı almak için bir yerlere rüşvet vermen gerekiyor. Diğer oyuncuları tuvalet yolunda yakalayıp böyle ya içeride de tarlabaşı var, şimdiden sana vereyim bunu kardeşim. Hatta oyunun paralarıyla da değil, cebinden vermen gerekiyor. Çünkü hepsi benim. Küçük böyle şişler vardı, birbirini şişleyebiliyordun oyunda. O kadar yani arka sokaklardı. Aslında
Hepsi benim, ya da Monopoly'de de bu sistem uygulanabilirdi. Tam yanına bir blackjack masası. Hah, işte onu o paklar. Sen o zaman gör. O zaman gör işte. Bakalım zenginler buluşmasında da varlığını koruyabilecek misin? Bakalım kaç oteli kaybediyorsun o masada. Aynen. Ben de hep şeyi düşünürüm. Mesela Ezel diye bir dizi vardı ya. Evet. Ömer mesela Monopoly'e başlasa, hayatında birçok şey yaşansa Ezel olarak bitirse oyunu. Oyun içinde yaşansa her şeyi anlatabiliyor muyum? Çok iyi. Yani oyun esnasında biz estetik cerrahi görmeliyiz yani tanınmamak için. Bence aynı fırsat Cansu Dere'ye de tanınmalıydı. Yani Cansu Dere'de Eyşan mıydı? Eyşan da mesela atıyorum başlarda Cansu Dere değil de... Son Gülkarlı mesela. Son Gülkarlı mesela. Belli bir zaman sonra Cansu Dere oluyor. Belli estetik operasyonlarla. Bence tüm karakterler üzerinden bu olabilirdi o dizide. Yapılabilir. Hepsi en sonunda birbirlerini hiç tanıyamayacak bir halde çıkıyorlar. Doktorları geliyor. Diyor sen şusun aslında. Doktorları da kutsi. Hadi bakalım. Şey diyorlar işte yeni yeni sevdaların çiçeğiymişsin diyorlar. Bana ne diyor. Bir
bölümün daha sonuna geldik gibi duruyor. Evet bitiyor gibi bu bölümde. İstersen rencide ettiğimiz tüm tavşanlardan, prenseslerden ve Rihanna'lardan özür dileyelim. Hepsinden özür dilerim. Yani Rihannalardan, tavşanlardan, rencide ettiğimiz ne kadar kişi varsa... Aynı zamanda Tiny House fikrinin arkasındaki o engin zeka, o know-how, ondan da özür dileriz. Belki de sadece meyve veren ağacı taşlıyoruzdur, bilemiyorum.
Monopoly'i biz fakirlerle de buluşturan hepsi benim ailesine buradan sonsuz teşekkür ederiz mesela. Biz sadece sevdiklerimize yükleniyoruz bu arada, o da bilinsin. Tabii ki, tabii ki. Burada en başta birazcık dalga konusu ettik Prenses Kiko'yu. Ondan böyle bir gönül almak adına, onun da anlayabileceği şekilde yabancı dilimize el verdiğince... Olur. ...Oddin'in bize kazandırdığı skilleri kullanarak bir şeyler söyleyelim. Olur, sure, exactly.
Öncelikle, Kiko, seni ve monarktığınızı gerçekten seviyoruz. Gözleriniz gerçekten güzeldir. Öncelikle, sinirlerinize özür dilerim. Kultürünüzü de seviyorum. Çünkü Miyazaki'nin filmlerini seviyorum. Miyazaki'nin filmleri de güzeldir. Gözlerimden, Samet gibi.
Ayrıca, diğer Japon direktörleri benim için iyi değildir. Benim fikrim. Ayrıca, Türkiye'de bir şarkıcı var ve onun yüzü sen gibi. Evet, evet. Evet. Ve sen ve diğer Japon insanlar. O senin gibi görünüyor. Ve senin etnik arkadaşların.
Ayrıca etnik arkadaşlarınıza selam söyleyin. Çünkü ben farklı bir etnik sayısındayım. O yüzden Midye Dolma'yı seviyorum. Ve hayatınızda Midye Dolma yiyemezsiniz için özür dilerim.
Bizi takip etmek istiyorsanız ve bize birkaç Apple aletleri satın alabilirsiniz. İbrahim'imizin bilgilerini gönderebiliriz. Bize birkaç aletler gönderebilirsiniz. Pahalı aletler. Çünkü biz de pahalı aletlerimiz var. Çok çok pahalı aletlerimiz var. Evet. Bizim poşetlerimizde. Onlar da anlamlı bir şey.
Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim, aynen öyle kardeşim...
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.