
2.527 kelime · ~13 dk okuma
Trendspor'dan herkese merhabalar. Seçimin ardından yeniden futbola dönüyoruz. Süper Lig'de başladı. 31. haftada önemli maçlar oynandı. Zirvede hem Galatasaray hem de Fenerbahçe kazandı. Hafta sonunda normalde süper final var fakat Fenerbahçe'nin bu maça çıkıp çıkmayacağıyla ilgili durum henüz netleşmiş değil. Tüm bunları konuşacağız. Vakit kaybetmeden başlayalım.
Öncelikle süper finalle başlayalım. Fenerbahçe Başkan Vekili Erol Bilecik bu konu hakkında bir açıklama yaptı ve TFF'den son olarak sizin bu kaydı dinlediğiniz gün, Perşembe günü bir geri dönüş beklediklerini söylediler ve Fenerbahçe'nin eğer bu maç ertelenmezse ve veya yabancı bir hakemle yönetilmezse bu maça çıkmayacağını dile getirdi Erol Bilecik. Bu açıklamayı bir dinleyelim sonra devam edelim. Aldığımız karar net bir şekilde maçlara çıkmamak şeklinde olmadı. U19 takımımızla sonuç olarak Urfa'ya gideceğiz. Şimdi bu duruma göre eğer TFF bir geri adım atmazsa Fenerbahçe bu maça U19 takımıyla çıkacak. Takip ettiğim kadarıyla Fenerbahçeliler maça hiç çıkmamayı daha mantıklı buluyor. Yani en maça as takımına çıkmak
gerektiğini savunan Fenerbahçeliler gördüm. Özellikle Adana Demir Spor karşısında iyi bir oyunla ve bol gollü bir galibiyet alınca bu fikirde güçlenme gördüm. Sosyal medyada hiç maça çıkmamayı da kabul eden, anlayışla karşılayan Fenerbahçeliler gördüm. Fakat U19 takımıyla maça çıkmayı mantıklı bulan hiç Fenerbahçeli görmedim neredeyse. Çok az gördüm yani diyeyim. Burada en taraftarın istemediği tercih yapılmış durumda çünkü U19 takımıyla çıktığınızda maça hem onları böyle biraz kullanmış oluyorsunuz U19 takımınızı ki U19 takımının o gün maçı var normalde yani kendi liginde maçı var Urfa'ya götürmüş oluyorsunuz ve işte kendi seviyesinden çok daha yukarıda A takım oyuncularına karşı Galatasaray'ın A takım oyuncularına karşı bir maça çıkarmış oluyorsunuz
Farklı bir mağlubiyet almaları söz konusu genç oyuncuların. Buradan çok negatif etkilenmeleri, kendi gelişimleri için negatif etkilenmeleri söz konusu. Neden Fenerbahçe yönetimi böyle bir karar alıyor anlamış değilim açıkçası. Geçmişte de bu tip durumlar yaşandı. Öne inşen ol Güneş'in bir olayı vardı biliyorsunuz Türkiye kupası yarı finalinde. Kafasına dikiş atılan maçlarda ve Beşiktaş o maça çıkmamıştı mesela. Ertesi senede Türkiye Kupası'na katılamamıştı bu nedenle. Fenerbahçe de 2 yıl Türkiye Kupası'na katılmamayı kabul ediyor. Fakat nedense bu maçı U19'la çıkmak istiyor. Yani çıkmasa ne olacak, ne kaybedecek onu pek anlayamadım açıkçası. Yani hiç çıkmamak daha mantıklı bir çözümdür U19'daki genç oyuncuları böyle bir ortama sokmaktansa, böyle bir maçı oynatmaktansa. hiç çıkmamak bence eğer bir duruş sergilenmek isteniyorsa daha mı mantıklı bir duruş gibi geliyor bana açıkçası. Ama geçeriz buna. Fenerbahçe'nin Adana Demir Spor maçını da konuşacağız. Puan durumuna gidiyoruz her zaman. Şimdi Galatasaray'ın Hatay maçıyla 31. hafta maçlarını da bir değerlendirelim. Uzun bir ara verilmişti. Hem milli takım arası hem üstüne seçim arası vs. derken o aradan sonra takımlar bir dönüş yaptı. Bu ara Galatasaray'a yarar diye düşünüyordum ben açıkçası. birçok oyuncusu geri dönecek işte sakatlığı geçmesi beklenen işte Davinson gibi Ourye gibi oyuncular için iyi gelecek bir ara gibi gözüküyordu. Fakat Galatasaray'ın bu arayı pek iyi geçiremediğini gördüm. Hem Ourye hem de Davinson sadece cumartesi günü dönebilmişlerdi ve birkaç idman yapabilmişlerdi. Onlar oynayamadı. Ayrıca Galatasaray'da Hakim Ziyef ilk on bire geri döndü. Wilfried Zaha ilk on bire geri döndü. Bu oyuncularla başlayan Galatasaray
İlk 20-25 dakika etkili ve güçlü bir performans sergilemiş olmasına rağmen daha sonraki dakikalarda ciddi bir düşüş yaşadı. Fiziksel bir düşüş yaşadı. Özellikle Ziyech'in bilhassa topsuz oyunda neredeyse hiç olmaması baskılarda, preste Galatasaray'ı sıkıntılı duruma getirdi. Ve 63-64. dakikada Ziyech ve Zaha çıkana kadar da Galatasaray
Dakika dakika düşen bir performans sergiledi. Ne zaman ön tarafa Kerem ve Barış geçti, son 20-30 dakika oyunu tekrar dengeleyen bir Galatasaray'da gördük. Ben açıkçası Ziyeh'in bu maç performansından sonra tamamen 30 dakikalık bir oyuncu olduğunun kesinleştiğini düşünüyorum sezon sonuna kadar. Yani sağlam bir yaz kampı geçirir, tekrar gelecek sezonlara damga vurabilir herhangi bir takımda. Çok büyük bir futbolcu, büyük bir kalite. Ondan bir şüphem yok. Fakat şu fizik durumunda kalan 7 maçta çok dramatik, çok kritik değişiklikler olabileceğini zannetmiyorum. 25.-30. dakikadan sonra ne baskıya gidebildiğini gördüm, ne presi yeterince etkili yapabildiğini, ne takım oyununa katkı sağlayabildiğini. 35. 30. dakikadan sonra çok düşmüştü oyundan ziye. Ayrıca bence presi de biraz farklı yapıyor. Mesela takımın Okan hocanın 4-4-2 ile uyguladığı pres anlayışına da çok uymadığı da oldu. Bazen stopere prese gittiği falan da oldu.
Zaten Wilfried Zaha ve Hakim Ziyeh ikilisi Galatasaray'ın bu sezon çıktığı 48 resmi maçın sadece 5'ine birlikte ilk 11 başlayabilmiş bir ikili. Yani uyumlu olmaktan, birlikte oynamaktan çok uzak bir ikili. Ve 7 maç kala yeniden daha hala Ziyeh'leri vs. kazanmaya çalışıyor olmak bence Okan Hoca için kaybettirici bir durum oldu. Yani oyun gücünü kaybettirdi.
Puan kaybettirmedi belki, skoru kaybetmedi Galatasaray, yine de galibiyet almayı bildi. Ama oyun gücünde bir kayıp yaşadı. Öte yandan, Ziyeh'i ve Zaha'yı önde kullanabilmek Barış Alper'i de yerinden ediyor ve sağ bek'e çekiyor. Barış Alper sol bek'te başarılı maçlar çıkardı.
O yoklukta işte Anhelino'yu oynatılamayan ve Derik Kör'ünün gelmeden önceki döneminde gayet iyi işler yaptı Barış Alper Solbek'te. Ama Barış Alper bir süredir sağ kanattaki performansıyla Galatasaray'ı iyileştiren faktördü. Samsun Spor Deplasmanı'ndan, Trabzon Spor Deplasmanı'ndan Galatasaray'ı çıkaran, Barış Alper'in sağ öndeki rakip Solbek'leri bezdiren, ezen fizik gücüydü. Oradan onu da çıkarmış oluyorsunuz.
Ve şuna dikkat ettim özellikle, 63. dakikadaki değişiklikten sonra Barış öne geçince, sağ kanada geçince işte değişiklikler uzadı falan, 65-66 gibi oyun yeniden başladı. Barış Alper'in sırf birebir zorlaması, fizik üstünlüğü sayesinde Galatasaray 69. dakikada bir korner kazandı, sonra 72. dakikada bir korner kazandı, sonra 75. dakikada bir korner kazandı.
6 dakika içerisinde arda arda 3 tane Barış Alper'in zorlamaları sayesinde 3 tane korner kazandı Galatasaray. Ve bunların ikisini Kaan kafayla şut haline çevirebildi kornerin devamında. İkisi de net pozisyondu. Gol olmadı belki gol olsa fişi çekmeyi sağlayacaktı ama gol olmasa bile Galatasaray'in baskı yemektense rakip yara alanda oynamasını, şutlar atmasını, baskıyı kırmasını sağlayan bir fiziksel üstünlüğe sahip Barış Alper Yılmaz.
Ama işte fazla estetik olmadığı için, ziye kadar teknik olmadığı için pek görülemiyor bu herhalde. Ama arada bence dağlar kadar da fark vardı. Öte yandan Galatasaray bir kez daha Durantop'la galibiyete ulaşmış oldu ve bir kez daha ilk golünü Durantop'tan atmış oldu. Bunu geçtiğimiz bölümlerde de söylüyordum, yeniden söylemek gerekiyor. Çünkü önemli bir başarı gerçekten, bir rekor muhtemelen.
Sezonun 2. yarısında 19. resmi maçını oynuyor Galatasaray. Sezonun 2. yarısında bu işi çok geliştirdiler. O yüzden bu bölümden itibaren alıyorum. Bu 19 maçta tam 16 tane duran top golü attılar penaltı hariç. Ve bu 16 golün 11'i de ilk goldü. İlk gol olması önemli, kilidi açtığı için. 19 maçın 11'inde ilk golü duran toptan bulan bir Galatasaray var. Çok önemli bir silah. Ve yine bu silahını iyi kullandığını görüyoruz Galatasaray'ın.
Öte yandan maçın adamı olarak da ben yine Dries Mertens'i söylüyorum. Yani hücum etkinliği yine oldukça çarpıcıydı. Yine asistini yaptı. Milli takım arasında da verdiği bir röportajda bir yıl daha forma giyebileceğini, futbol oynayabileceğini söyledi Dries Mertens. 4 tane şut attı, bir tanesi üst direkten döndü. 5 tane şut bası var, bir tanesi asiste dönüştü.
5 isabetli ortası var. Hücumdaki zenginliği gerçekten çarpıcıydı Dries Mertens'in. Ve ağırlığını koymaya devam ediyor maçlara. Icardi de yine aynı şekilde gollerini atmaya devam ediyor. 3 maçta 4 gol oldu. Galatasaray'da genel bir toparlayacak olursam belki biraz orta sahanın merkezi daha güçlü, daha dominant olabilirdi. Yani Torreira sağlamdı da Demirbay belki biraz daha
onu eşlik edebilirdi. Derikkön, hücumda belki biraz kısıtlanmak zorunda kaldı. Çünkü sabek Barış Alper de sürekli hücuma çıktığı için Derikkön biraz daha kendisini dengelemek zorunda da kaldı. Barış'ın açıkçası sabek performansında en az, ilk yarada direkt 3 kez Rivas'ı arkaya kaçırdığı ve tehlikeli pozisyona sebep olduğunu da gördük. Yani Barış'ın back performansı da bence
Sabek performansı en azından bence beklenenden uzakta ve hücumda da o eski etkinliğini de alamamış oluyorsunuz. Gelecek 7 haftada ben mutlaka Okan Hoca'nın savunmayı, Kaan Ayhan olabilir, Sabek'te belki Nelson Abdülkerim ikilisini çok tuttuysa hoca Davinson Sanchez olabilir, Tottenham'da Sabek oynamışlığı var. Ama bence Davinson Abdülkerim şeklinde gitmeli Galatasaray stoperleri. Ama Sabek'te herhalükârda Kaan olabilir. Eğer Oriye sağlam dönerse Oriye olabilir.
Ama daha böyle savunmacı ve garanti performanslar sergileyebilen oyuncuları kullanması gerektiğini düşünüyorum. Son 7 hafta bu kadar kolay pozisyon vermemesi gereken bir döneme girmiş durumda Galatasaray. Ön tarafta da hem Zaha'nın hem Ziyeh'in biraz fazla olduğunu düşünüyorum. Bence önümüzdeki haftalarda Galatasaray'ın ideal hücum dörtlüsü Icardi en önde, sağda Barış, solda Zaha ve on numarada Mertes şeklinde devam etmeli diye düşünüyorum. Bu Hatay maçı bana bunu net bir şekilde düşündürdü açıkçası. Maçtan önce de böyle düşünüyordum. Maçtan sonra daha da pekişmiş oldu açıkçası bu konudaki düşüncelerim de. Burada bölüme küçük bir ara veriyoruz. Döndüğümüzde devam edeceğiz.
Şimdi ikinci maça geçelim. Fenerbahçe'nin Adana Demir Spor maçına. Tabii bu iki takımı konuşuyorum. Beşiktaş'ın maçı henüz oynanmadı. Siz bu kaydı dinlediğiniz gün, Perşembe günü oynanacak. Ama zaten Beşiktaş'ın, Trabzon'un zirve yarışından bu kadar uzak olduğu bir dönemde Beşiktaşlılar da Beşiktaş'a dair bir şey izlemek, okumak, maçı izlemek falan da istemiyorlar. O yüzden bu zirve ağırlıklı yapıyoruz bu programları son haftalarda. Şimdi Fenerbahçe, Adana Demir Sporu ağırladı kendisi aslında. Şöyle bir düşüncem vardı. Son günlerde çok fazla saha dışına çıkıldığı için, çok stresli bir dönemden geçildiği için yönetim futbolcular vs. Futbolcuların bundan kötü etkilenebileceğini düşünüyordum. Çünkü geçtiğimiz haftalarda kötü etkilendikleri maçları sıkça oynadılar. Fenerbahçe'nin son 6 iç saha maçına bakalım ligde. Samsun sporla bir bir beraberlik. Sonraki Ankara Gücü maçında iyi bir oyun ve 2-1'lik net bir galibiyet. Ama bir sonraki Alanya Spor maçında yeniden 2-2'lik bir beraberlik. Daha sonraki Kasımpaşa maçı 2-1 ki bu maçın ilk yarısı boyunca Fenerbahçe korner bile kazanamamıştı. Çok donuk bir ilk yarıydı. Daha sonraki Pendik maçında ilk yarıda yanlış hatırlamıyorsam isabetli şut yoktu. Ya da tam tersi yani. Kasımpaşa'da şut yok. Pendik'te korner yok gibi bir şeydi. İlk yarıları kötü geçirmişti Fenerbahçe. Ama Pendik maçın 4-1 kazandı sonradan. Son dakikalardaki golleriyle. Çok sancılı geçmişti açıkçası. Bu Adana Demir iç saham maçından önceki 5 iç saham maçında sadece Ankara gücü karşısında net bir Fenerbahçe üstünlüğü. Belki skor olarak farklı bir galibiyet yoktu. İki birlik bir galibiyet vardı ama rahat bir galibiyet vardı. Baştan sonra Fenerbahçe'nin elinde götürdüğü bir galibiyet vardı. Ama o Ankara gücü maçının dışındaki diğer dört maçın dördü de oldukça sancılı geçmişti. Performans da biraz sıkıntılıydı. Oyuncular da böyle oyuna odaklanmakta zorlanıyordu. Biraz fazla stresliydi. Şimdi bu stres daha da arttı tabii ki son 1-2 haftada. Trabzonspor maçından beri hatta. Artarak da devam ediyor. O yüzden bu maçta negatif etkilenebileceklerini düşünmüştüm.
Ama Hikmet Hoca da maçtan sonra, Adana Demir Spor Teknik Direktörü Hikmet Karaman da maçtan sonra açıklama yaptı. Olaylardan pozitif etkilenen bir Fenerbahçe vardı sahada dedi. Çok doğru. Özellikle Edinceko Tadic geçmiş haftalarında üzerine çıkan bir performans sergiledi dedi. Bu çok doğru. Diğer oyuncular da öyleydi. Baya keyif alarak oyuna odaklı bir şekilde oynadılar. Açıkçası bir önceki Trabzonspor maçında da bu açıdan Fenerbahçe'nin övülmesi gerektiğini düşünüyorum. Şöyle.
Aynı gün biliyorsunuz Galatasaray'ın Kasımpaşa deplasmanında bir maçı vardı ve Galatasaray puan kaybına çok yaklaşmıştı o maçta. Son 10 dakikada arda arda bulduğu 2 gol ile maçı böyle biraz mucizevi bir şekilde çevirmişti. Ve bu maç Fenerbahçe'nin Trabzonspor maçından hemen 1-2 saat önceydi. Yani bu maçı takip eden en azından son 10-15 dakikasını izleyen Fenerbahçe'li futbolcuları çok demoralize edecek bir maçtı.
ve hemen ardından da Trabzon maçları vardı ama hiç demoralize olmamışlardı. Trabzon spor maçının özellikle ilk yarısında Fenerbahçe'nin yine çok konsantre, etkili ve iyi bir performansı olduğunu ve iki golü bulup devreye 2-0 girdiğini hatırlıyoruz. Bu maçta da bence Adana Demir Spor maçında da sağ dışındaki olaylardan etkilenmeyen hatta belki etkilenmiş isimler varsa bile genellikle pozitif etkilenen bir takım gördük. O açıdan da Fenerbahçe için iyi bir ölçüydü. Geçtiğimiz iç saha maçlarına göre bilhassa iyi bir geri dönüştü. Ve ikinci bir konuda yine Fenerbahçe'nin belki sezonun önemli bir bölümünde yapamadığı bir konu Durantop konusu. Bu maçta 3 tane oldu. Yani 2 tane diye geçecek ama taçtan atılan gol de aslında bir Durantop becerisi. Durantop farkındalığı, konsantrasyon işi ve atılan 4 golün 3'ü aslında Durantop. Hatta Tadic'in orta sahaya yakın yerden attığı gol de rakip Durantop'u kullanırken doğru çıkış sayesinde. İlk yarada da oldu bu. Adana'da Mirspor etkili kullanamayınca Durantop'ları, Fenerbahçe ile oyuncular kalabalık ve hızlı çıktı.
İlk yarada da bu sayede pozisyon buldular. Otad için attığı golde de benzeri oldu. Yani kaleciyi hataya zorlayan, maestroyu hataya zorlayan bir baskı var. O baskının sonucunda da gol vuruşu var. Yani rakip de duran top kullanırken çıkışlara iyi hazırlanmış bir Fenerbahçe var. Touch dolduğunda konsantre iyi hazırlanmış bir Fenerbahçe var. Kornerlerden de. Durantop'lardan da golleri buldular ve bu sayede Durantop'tan 12. golünü atmış oldu Fenerbahçe. Galatasaray'ı bu konuda övdüm ama Galatasaray'ın hemen ardından da Fenerbahçe geliyor 2. sırada. Uzun bir süredir Durantop'tan gol atamıyorlardı.
O açıdan şeytanın bacağını da kırmış oldular, iyi kullandılar, iyi savundular, etkili oldular diye düşünüyorum. Yani hem son haftalardaki iç saha performansının aksine iyi güçlü bir performans, hem son haftaların en çok aranan gol çeşidi Durantop'un çözülmesi Fenerbahçeleri tabii ki mutlu etmiştir. Fenerbahçeleri mutlu eden başka gelişmeler de vardı bence. Son haftalarda örneğin Szymanski'yi ben biraz yorgun görüyordum. Ceza sahası içindeki etkinliği biraz azalmış gibiydi. Ama bu maç çok daha fazla şut atan ve çok daha fazla pozisyona giren bir Szymanski gördük. Asist yaptı, gol atamadı. Ama biraz da şanssızdı. Yani üst direkten şutu döndü, yandan avuta giden şutu var. Bu şekilde ceza sahasında dominant olursa, ceza sahası ve çevresinde
bu kadar çok şut pozisyonu, şut opsiyonunda kendisini gösterirse gollerini de yeniden sezonun ilk yarısında olduğu gibi bulabileceğini gösteren bir maç oynadı o da. Aynı şekilde yine başka performansıyla sevindiren isimlerden biri de bence Kurunic olmuştur. Geldiğinden beri sanırım en iyi maçını oynadı Rene Kurunic. Bu maçın en iyi maçı olması da çok kritikti Fenerbahçeliler için. Çünkü hem Mert Hakan Yandaş sakat, hem Fred sakat, hem İsmail sakattı. Ve Fenerbahçe'nin en dar rotasyonu da merkez orta sahası aslında. Bu kadar kritik 3 oyuncunun sakat olduğu bir durumda Krunich, Zeitz ve Szymanski ile yapılmak gerekiyordu orta sahayı. Zeitz bence yine idare etti yani çok ekstra iyi bir performans sergilediğini söyleyemeyeceğim ama hem Krunich'iydi hem Szymanski'ydi. Öyle olunca Fenerbahçe de orta sahada o eksikleri aramadı. Ama bunda
Maestro ve Mishu gibi Adana Demir Spor'un orta sahalarının da çok böyle oyun kurucu, yumuşak ve ofansif orta sahalar olmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Yani biraz Fenerbahçe'nin bu sıkıntılı dönemine iyi denk geldi. Adana Demir Spor orta sahası çok böyle oynamaya yatkın, pozitif oyuna yatkın ama kesicilikte ve savunma gücünde biraz eksik orta sahalar. Cüsse olarak da biraz düşük orta sağlar bu da biraz kurun içinde işine geldi ama genel olarak da iyi oynadı yani hem en çok topla buluşan oyunculardan biri oldu hem pas isabet oranı en yüksek oyunculardan biriydi savunmada en çok top uzaklaştıran oyunculardan biriydi hem savunmada istatistikleri iyi hem hücumda istatistikleri iyi o da başarılı bir maç çıkardı. Jikun'un da yine savunmada stoperde başarılı bir maç çıkardığını düşünüyorum ama
Cicu için alışılmış bir durum. Zaten San Julas maçlarında da Cicu takımın en iyisiydi. Trabzon deplasmanında yaptığı penaltı tabii hatalı olmuştu ama son haftaların, son 10-15 haftanın belki en önemli oyuncusu Fenerbahçe'de zaten Cicu'ydu. Bu maçta da bence o performansı yine sergiledi.
Evet maçlarla ilgili yorumlarım böyle. 31. haftayı da geride bırakmış oluyoruz bu hafta arasıyla birlikte. Hafta sonunda süper final var ama var mı belli değil. O 1-2 gün içerisinde belli olur. Önümüzdeki hafta içinde de Olympiakos ile Fenerbahçe'nin konferans liginde önemli bir maçı var.
ve bir sonraki hafta sonunda yeniden lig ile devam edeceğiz. Süper Lig'de durumlar böyle. Kısaca bir özet geçmiş oldum. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Gelecek hafta spor gündemi ile tekrar karşınızda olacağım. Görüşmek üzere, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.