Podcast

99 - Parçalanmış Kemiklerin İzinde: Joe Clark Dosyası

Karanlık Dosyalar

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

4 Temmuz 1994 sabahı Baraboo Wisconsin’de 13 yaşında bir çocuk kayboldu. Bu kayıp, ilk olmayacaktı.
Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Sezgi Aksu, Hazal Beril Çam
Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca
Yapımcı: Podbee Media

Canlandıranlar:
Clark: Tolga Öztürk
Thad: Kadir Can Değer
Polis: Tolgacan Bozca




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.723 kelime · ~9 dk okuma

Siz de akan ırmakların, kuş cıvıltılarının, deniz dalgalarının ve kırılan kemiklerin sesini dinlemeyi sever misiniz? Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlerle Wisconsin'ı saran panik dalgasının peşinden gidecek, 911'i meşgul eden kayıp ihbarlarını arayacağız. Ne dersiniz? Parçalanmış kemiklerin izini sürmeye hazır mısınız?

4 Temmuz 1994 sabahı, Barabow, Wisconsin'da yaşayan 14 yaşındaki Chris Steiner ve ailesi için güzel başlamıştı. Amerika'nın Bağımsızlık Günü kutlamalarının ardından yorgun bir şekilde evlerine dönmüş, kutlamaların ne kadar coşkulu olduğundan bahsediyorlardı. Chris'in koltukta uyuklamaya başlamasıyla herkes odasına geçip yatmaya hazırlandı. Ertesi gün Chris'in yeni işindeki ilk günüydü. Erken uyanması gerekiyordu. Hem kendi parasını kazanacağı hem de yeni bir maceraya atılacağı için çok heyecanlıydı. Hayatındaki bu yeni dönemin nasıl olacağına dair hayaller kurarak huzurla uykuya daldı. Sabah saat 6.15'te babası onu uyandırmak için odasına geldi. Ancak beklemediği bir şeyle karşılaştı.

Chris yatağında ya da odasında değildi. Erken kalkmış olabileceğini düşünerek annesiyle birlikte evi aradılar. Ama evde yoktu. Telaşla evden çıkıp Chris'in iş yerine gittiler. Ancak orada da olmadığını öğrendiler.

Transkriptin tamamını oku

Bu durum normal değildi. Gecikmeden polisi aradılar. Polisler eve geldiğinde, babası onları önceki gece saat 22'de oğlumu kontrol ettiğinde onu yatağında uyurken gördüğünü söyledi. Bu, Chris'in canlı görüldüğü son saatti. Evde arama yapan polisler bazı ilginç şeylere rastlamışlardı. Zemin katta Chris'in abisinin yatak odası vardı. O gece abisi evde değildi. Geceyi dışarıda geçirmişti.

İlginç olansa odasındaki pencerenin cam kısmının çıkarılmış olmasıydı. Ayrıca evin her yerinde çamurlu ayak izleri vardı. Zemin katta bulunan iki veranda kapısı da kilitlenmemiş haldeydi. Polis başlangıçta en olası senaryoyu düşünüp paniklememelerini söyledi. Chris sonuçta genç bir erkekti ve önceki gün 4 Temmuz'du. Ailesinden gizli bir partiye gitmiş olabilirdi.

Ya da belki de bir kız arkadaşı vardı ve onunla görüşmek için kimseye gözükmeden evden çıkmıştı. Bunların hepsi olabilirdi. Tabii hiçbiri de. Aile her ne kadar endişeli olsa da polisin bu konuda haklı olabileceğini de göz arda edemiyordu.

Ama diğer taraftan evdeki çamurlu ayak izlerini de açıklayamadıklarından tedirginliği üstlerinden atamıyorlardı. Oğullarının eve dönebileceğini umarak beklemeye başladılar. Annesi kapıdan, babasıysa duvardaki saatten gözünü alamıyordu. Bir ara bahçeden bir ses duyar gibi olup cama koştular. Ama dışarıda kimse yoktu. Öylece beklemeye devam ettiler. Aradan saatler geçti. Ne gelen vardı ne giden. Saatler günlere dönüştü. Chris hala dönmemişti. Panik aileyi iyice sarmaya başladı. Polisin aklına gelen başka bir teori de Chris'in evden kaçmış olabileceğiydi. Ancak ebeveynleri buna katılmıyordu.

oğullarını tanıyorlardı. Yeni işi için heyecanlıydı ve evde her şey yolundaydı. Chris'in kaçmak için bir nedeni olmadığı konusunda ısrar ettiler. 10 Temmuz'a gelindiğinde polis soruşturmasına devam ederken Wisconsin nehrinde bir ceset bulundu. Ceset genç bir erkeğe aitti. Yapılan incelemeler sonucu diş kayıtları bunun Chris Steiner'ın cesedi olduğunu ortaya çıkardı.

Bedeni suda geçirdiği günler nedeniyle fena halde çürümüş ve şişmişti. Chris'in oraya nasıl geldiğine dair kimsenin hiçbir fikri yoktu. Daha da kötüsü ölüm nedeni boğulma, ölüm şekli ise belirsizdi. Olay bir kaza olarak kayıtlara geçti. Ta ki bir yıl sonrasına kadar.

29 Temmuz 1995'te yine Barabow, Wisconsin'da yaşayan 13 yaşındaki Ted Phillips ve kız kardeşi televizyon izlerken kanepede uyuyakalmışlardı. Nerede uyurlarsa uyusunlar, babaları mutlaka bir noktada gelip onları yataklarına taşırdı. Baba? Şşşş! Çok eğleneceğiz. Sabah saat dörtte babaları uyanmış ve çocuklarının odalarına bakmıştı. İkisinin de odalarında olmadığını görünce salona gitti. Kanepede uyuyakalmış olabileceklerini düşündü.

Kızı kanepede uyuyordu. Onu kaldırıp odasına götürdü. Ancak Ted yoktu. Evin içinde onu aramaya başladı. Ancak bulamadı. Ted hiçbir yerde yoktu. Tıpkı Chris gibi. Bu hiç normal değildi. 13 yaşındaki bir çocuk o saatte bir yere gitmiş olamazdı. Hemen polisi aradılar. O sırada Ted, yeni arkadaşı olduğun düşündüğü kişiyle sohbet ediyordu.

Bizimkiler de yok bu gece. Evde ablamla parti veriyoruz. Herkesi böyle kaçırıyormuş gibi yapalım dedik. Çok eğleneceksin. Hatta bu sizin yanınızdaki Robin's de bizde. O kadar komik korktu ki bir görsen. Robin's de mi orada? Aynı sınıftayız biz onunla. Evet, evet. Evde bizi bekliyor. Hadi. Ya ama annemler merak eder. Saat kaç oldu baksana. Saçmalama Ted. Kaç yaşına geldin. Hem onlar uyanmadan dönersin. Öyle mi diyorsun? Tabii canım. Neredeydi eviniz? O sırada Ted'in anne ve babası evin etrafındaki sokakları dolaşmaya başladılar. Ancak Ted ve Clark gittikçe onlardan uzaklaşıyordu. Polisler eve geldiğinde Ted'in ortadan kayboluşuna dair hiçbir işaret bulamadılar.

Eve bir yabancının girdiğine veya Ted'e birinin bir şey yaptığına dair herhangi bir iz yoktu. Ancak ebeveynleri, oğullarının kendilerine haber vermeden asla evden ayrılmayacağından emindi. Eve kesinlikle biri girmiş olmalıydı. Polisler olayı araştırmaya başladılar. Ama onların bulmasına gerek kalmadan, Ted gerçekten de ailesini habersiz bırakmayacaktı.

Ted, güvenli evinden yarı uykulu ve kafası karışmış halde götürüldükten tam 43 saat sonra kendini kilitli bir dolabın içinde buldu. Her yeri parçalanmış ve kanlar içindeydi. Bir süre durduktan sonra bayıldığını hatırladı. 43 saatten beri belki de 4. uyanışıydı bu. Parçalanmış bedeni ve kırılmış kemikleri merdivenlerden aşağı sarkıyordu. Çaresiz durumdaydı. Ancak her şeye rağmen yine de şanslı sayılırdı. Yerde bir telefon vardı. Zor zor telefona uzandı ve 911'i tuşladı. Wisconsin Polis Departmanı. Yardım edin. Lütfen yardım edin. Buyurun dinliyorum. Bir yerde zorla tutuyorlar beni. Kalkamıyorum, yürüyemiyorum. Bütün kemiklerim kırıldı.

Lütfen yardım edin, lütfen. Neredesin? Bulunduğun adresi söyleyebilecek durumda mısın? Hemen geleceğiz, merak etme. Hayır, bilmiyorum. Bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum. Kurtarın beni ne olur. Şimdi kısa bir ara veriyoruz. Ardından hız kesmeden davamıza geri döneceğiz. Polisler Çağrı'nın izini sürmüş ve 30 dakika içinde Ted'in esir tutulduğu eve varabilmişti.

Böylece Ted'in işkencesi ve onu kaçıran 17 yaşındaki Joe Clark'ın sadist suçları sona erecekti. Ted polise Clark'ın başlangıçta arkadaş canlısı olduğunu düşündüğünü söyledi. Onunla beraber partiye gitmek, yaşıtlarıyla eğlenmek istemişti sadece. Clark'ın kendisine işkence edebileceğini aklının ucundan bile geçirmemişti.

Elbette tüm bunlar Ted'in şüphelenmesini engellemek için yapılan bir tuzaktan ibaretti. Ted'i o gece evden alıp, yıkık ve kirli evine götürdükten sonra Clark'ın maskesi düştü. Önce Ted'i bahanelerle üst kata çıkardı. Sonra onu yatağa attı ve ayak bileğini kırılıncaya kadar döndürdü. Ted şok içindeydi ve kaçmaya çalıştı. Ama bu sadece Clark'ı daha da öfkelendirmişti. Ted'den yaşça büyük ve fiziksel olarak da daha güçlüydü. Onu öfkeyle dövmeye başladı.

Clark, Ted'in çığlıkları duyulmasın diye onu susturmak için bir havlu kullanarak ağzını tıkıyor, ona saatlerce işkence edip dövüyordu. Bu uzun süreli saldırıların tetikleyicisi genellikle anlık bir sıkıntı oluyordu. Clark, bacağını öne doğru zorlayarak ve kırılıncaya kadar ona yaslanarak Ted'in uyluk kemiğini kırmış ve göğsünün üzerinde zıplayarak onu boğmaya çalışmıştı. Bunların üstüne bacaklarını kırıp onu yürümeye zorladı.

Artık Ted, Clark'ın onu öldüreceğinden emindi. Direnmeyi kesmiş, ne istediyse yapıyordu. Tam o sırada Clark, hiç beklemediği bir şey yaptı. Sanki bunların hiçbiri olmamış, Ted'e öldüresiye işkence etmemiş gibi, onun yaralarını bandajlar ve çoraplardan yapılan derme çatma alçılarla sarmaya başladı. Sanki Ted'in dışında iki kişi daha vardı o odada.

Biri ona işkence eden kötü kişi, diğeri onun yaralarını saran iyi kişi. İyi olan, Ted'i televizyon izlemesi ve kendisiyle sohbet etmesi için kucağına alıp alt kata taşıdı. Ona gülümsüyordu. Ted neden kendisine bunu yaptığını sorduğundaysa cevabı oldukça basit ama bir o kadar da dehşet vericiydi. Kemik kırılma sesi var ya...

Bayılıyorum. Sesinden, hissinden. Hem bu ilk kez yaptığım bir şey değil. Daha önce iki kere daha yaptım. Ama senin kemiklerinden çıkan ses favorim oldu. Bak dinle. Ted

bu çocuğun adını Chris olarak hatırlıyordu. Adeta bir Jekyll ve Hyde kişiliğine sahipti Clark. Bunun başka bir kanıtı olarak Ted'i bir dolaba kilitlemiş ve evden ayrılmıştı. Gününü diğer tanıdıklarıyla birlikte iyilik maskesiyle geçirecekti.

Ancak Ted'in evden kaçamayacak halde olduğunu olan güveni Clark'ın sonunu getirdi. Polisler eve geldiğinde Clark'a evde yoktu. Kız arkadaşıyla partilemeye gitmişti. Evde ise sadece 13 yaşında kayıp bir çocuk olan Ted vardı. Polisin gelmesiyle hayatının kurtarılabilmesi için derhal hastaneye kaldırıldı.

Vücudu yalnızca kötü bir araba kazası kurbanında görebileceğiniz bir haldeydi. Ted'in bacakları dört yerden kırılmıştı. Bükülmüş ayaklarında lastiği andıran bir deri vardı. Ve ayak parmakları ters yöne bakıyordu. Hastaneye getirildiğinde iç kanama geçiriyordu. Ölüm riski yüksekti. Doktorlar üzülerek ölmesine muhtemelen saatler kaldığını söyledi. Polis bu olayın faili olarak kimi aradığını biliyordu.

Ama onu bulmakta zorluk yaşadılar. Çeşitli partilere baskın yapsalar da bulamadılar. Ama sonunda Clark'ın evinde bir gözetim başlatılması sayesinde Ted'in 911'i aramasından yaklaşık 4 saat sonra onu tutuklayabildiler. Polis onun evini aradığında bir günlük buldu. İçerisinde bulundukları bölgede yaşayan oğlan çocuklarının bir listesi yer almaktaydı.

Ve hepsi 3 farklı başlık altına toplanmıştı. Bu korkunç listede 29 isim yer almaktaydı. Başlıklarsa şu şekildeydi. Bekleyebilirler...

Tanışılacaklar... Ve en güzeli... Bacak kemiği. Clark, Ted'i götürdüğünü itiraf etti. Ancak niyetinin sadece takılmak olduğunda da ısrarcıydı. Bunu planlamamıştı. Ne olduğunu ya da Ted'in nasıl yaralandığını hatırlamadığını, çünkü bir nevi baygınlık geçirdiğini iddia etti. Clark'a birinci derece kasıtlı cinayet girişimi, bir çocuğa bedensel ve zihinsel zarar verme, sakatlama ve çocuk kandırma suçlamaları yöneltildi.

Clark suçlamalara hiçbir itirazda bulunmadı. Akıl hastalığı nedeniyle suçsuz olduğunu iddia etti. Savunmasında biyolojik annesinin, kendisi evlat edinilmişti, hamileliği boyunca ağır bir uyuşturucu kullanıcısı olduğunu söyledi. Ve önceki yıl bir bisiklet kazasında kafa travması geçirdiğini savundu. Ancak yine de suçlu bulunarak 100 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ted hayata tutunmayı başarmıştı.

İki yıl süren bir tedavi süreci ve cerrahi müdahalelerin ardından, toparlayarak da olsa tekrar yürümeye başladı. Mahkeme, Ted'e aldığı fiziksel ve ruhsal zarardan ötürü Clark tarafından 21 milyon dolar tazminat ödenmesine karar vermişti. 21 milyon dolarlık anlaşmanın bir parçası olarak Ted, 31.566 dolar tıbbi tazminat, 6 milyon dolar tazminat ve 15 milyon dolar cezai tazminat alacaktı.

Ancak Clark'ın yıllarca geçirdiği pahalı ameliyatlar ve tıbbi tedaviler için TED'e ödeyecek parası hiçbir zaman olmadı. Chris Steiner'ın davası ise yeniden açıldı. Cesedi mezardan çıkarıldı ve yapılan otopsi sonucunda bacaklarında ve ayak bileklerinde TED'inkiyle aynı olan kırıklar ortaya çıktı. Çocuğun bu halde suya atılması durumunda bacaklarını yüzmek için kullanamayacağı ve kolayca boğulabileceği açıktı. Anlaşılan o ki Clark ona da aynı şekilde işkence etmiş ve sonra da ölmesi için onu nehre atmıştı. Clark'a bu dava çevresinde de Ted'e yaptığı şeyler hakkında suçlamalar yöneltildi. Clark yine suçsuz olduğunu iddia etmişti ve bugüne kadar da aksi beyanda bulunmadı. Hala masumiyeti konusunda ısrarcı. Ancak tüm suçlamalardan suçlu bulundu ve şartlı tahliye olmaksızın 60 yıl ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

1998 yılında delil yetersizliğinden dolayı mahkumiyet kararına itiraz etme girişiminde bulunmuş olsa da bu itirazı mahkeme tarafından reddedildi. Nisan 2023'te Beraboğlu Olga Johnson ve kocası Ted'e yardım etmek amacıyla 100 bin dolarlık bir GoFundMe kurdu. Onun yaşadığı yerdeki topluluğu kurtardığını ve Chris Steiner'ın ailesine huzur getirdiğini düşünüyorlardı. Ve ona teşekkür etmek amacıyla bunu yapmışlardı.

Joe Clark'ın böylesine soğukkanlı bir şekilde, çıplak elleriyle insanların kemiklerini kırması ve bundan keyif alması dehşet verici. Evindeki listeyi düşündükçe tüylerim diken diken oldu. Yakalanmasa kim bilir başka kaç çocuğa daha aynılarını yapacaktı. Listedeki tüm kişilerin erkek oluşu da beni düşündürdü. Sizce neden kurban olarak hep erkekleri seçmiş olabilir?

Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)