Podcast

Biz Bahar'ı Çok Sevdik

Yakın İlişkiler

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Psikolog Dr. Gizem Sürenkök bu bölümde Bahar dizini ve Bahar karakterini neden sevdiğimizden bahsediyor. Bahar karakterinin yaşadıklarını, diğer karakterlerle ilişkilerini, geçirdiği değişimleri hem bir izleyici hem de bir uzman gözüyle yorumluyor.




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.725 kelime · ~14 dk okuma

Herkese merhaba. Bugün bambaşka bir konuyla karşınızdayım. Bir süredir birçoklarınız gibi ben de bahar dizisine düşmüş durumdayım. Uzun zamandır her hafta gelmesini beklediğim, sabırsızlıkla fragmanlarını izlediğim bir dizi olmamıştı.

Peki neden Bahar dizisi bu kadar etkiledi beni ve başka birçok insanı? Ben bu bölümü çekerken günlerden çarşamba ve Bahar dizisi salı günleri yayınlandığı için... ...ben daha diziyi taze izleyip geldim stüdyoya. Dün akşam dizi bittiğinde Twitter'da her salı olduğu gibi... ...yine trending topic Bahar'la ilgili başlıklardı. Bu da bana gerçekten de bu dizinin oldukça çok izlendiğini gösteriyor.

Bir de tabii bu dizi çok da psikolojik bir yerden, karakterlerin derinliğiyle ilgilendiği için... ...Bir Yakın İlişkiler podcastlerinde bunun hakkında konuşmamak olmaz diye düşündük. Ve ben de bugün dizinin içerisinden aklımda kalanları, kendi zihnimde bağlayabildiklerimi sizinle paylaşmak istedim. Bu bölümün devamı gelir mi ya da... Bu bir seriye döner mi? Onu bilemiyorum. Ama eğer böyle bir talebiniz olursa... ...bana her zaman yazabilirsiniz. Siz de bunu biliyorsunuz. Peki ben nereden başlamak istiyorum? Yani aslında Bahar dizisinin benim günlerime girmesi... ...bu dizideki tecrübeye, yani birçok fedakarlık yapıp, evde kalıp... ...çocuklarına bakmayı tercih etmiş bir kadının... ...ya bu benim hayatıma çok benziyor... bakar mısın demesiyle oldu aslında. Ben de bunları duyduktan sonra diziyi izlemeye başladım ve gerçekten ikinci bölümünde başladım ve ondan sonra diziye tutuldum kaldım. Gerçek anlamda bir tutulmadan da bahsediyorum. Çünkü yani

Transkriptin tamamını oku

...diziyi izlemek o kadar dopamin seviyemi artırıyor ki bence. Salı günleri akşam olmasını böyle iple çektiğimi... ...ya da işte fragmanların yayınlanmasını iple çektiğimi bekliyorum. Aa bugün cuma günü ilk fragmanı yayınlanıyor, bugün pazartesi ikinci fragmanı yayınlanıyor diye... ...kendime hatırlattığımı görüyorum ve yani... ...bu aslında çok önemli bir şey, o angajmanızı sağlamak izleyiciyle dizi arasında. Peki neden yani... Bu kadar ne anlatıyordu bu dizi? Ben mesela aslında Bahar'la kendi hayatımda bir ilişki kuramasam da... ...bu kadar çok etkilenmemin sebebi ne?

Ben bile bu kadar ilişki kurabiliyorsam Bahar'la, kendi hayatımda bunu tecrübe etmiş insanların ne kadar daha fazla etkilendiğini hayal bile edemiyorum. Bir kere her şeyden önce Bahar dizisinde beni en çok etkileyen şeylerden bir tanesi Bahar'daki değişimin çok yavaş ve gerçekçi olması. Ben diziyi izlerken İster istemez sosyal medyadan takip ediyorum insanların diziyle ilgili yaptığı yorumları. Biraz mesleki deformasyon da var bence. Bu tip şeyleri severim. Yani bir şey izlerken başka insanların onlarla ilgili yaptığı yorumları okumayı da çok seviyorum ya da izlemiyi de çok seviyorum. Ve şeyi görüyorum hep insanların. Ya Bahar kızım sen salak mısın? İşte böyle bir şey geldi başına. Bak ameliyattan çıktın. Git artık yani ayrıl şu adamdan. Çık o evden. İşte kayınvalidenin restini çek. Ya da işte bak çok yakışıklı bir adam çıktı karşına. Senden de hoşlanıyor. Ne duruyorsun artık? Gibi yorumları çok görüyorum. Ve Dawson isterseniz, Bahar dizisinin bu kadar bence etkileyici olmasının en önemli sebebinden bir tanesi, değişimi ve dönüşümü çok gerçekçi anlatıyor olması. Çünkü hayatımızdaki iyileşmeler, hayatımızdaki dönüşümler aslında bir günde olmuyor. Ya da bir gecede olmuyor. Ya da başımıza gelen bir kötü olayın sonunda olmuyor. Evet, yani Bahar dizisini izleyenler dinleyecektir diye düşünerek bu bölümü ben maalesef biraz spoiler vererek konuşabilirim. Eğer diziyi izlemediyseniz lütfen beni affedin ya da diziyi izleyip geri gelin. Çünkü spoiler vermeden yorum yapabilmem çok zor.

Hemen ilk bölümde Bahar'ın aslında kendisinin çok ihtiyacı varken... ...kendisinden fedakarlık yapamayan bir adamla evli olduğunu... ...aslında dokuları tutan karaciğerinden paylaşmaya razı olamayan bir adamla evli olduğunu... ...kendi bütün hayatını onun için feda etmişken... ...kendi mesleğini, kendi yıllarını bu adam için feda etmişken... ...adamın böyle bir riski almaya razı olmadığını görmesinin... Tabii ki çok travmatik bir etkisi olduğunu biliyoruz. Zaten de gerçekten Bahar ameliyat sonrasında hayatında önemli değişiklikler yapmaya başlıyor. Ama bu değişikliklerin bir anda boşanmaya karar vermesi ya da işte bir anda evi terk etmesi kadar keskin değişiklikler olmaması da çok anlaşılır. Çünkü bir yandan da Bahar'ın birlikte olduğu adama hala onun belki bir takım olumsuz özelliklerini görmesine rağmen hala çocukluktan, yani o çocukluk sayabileceğimiz ilk gençlik, ilk yetişkinlik dönemlerinden kalan duyguları da var. Mesela dizinin son bölümünde Bahar'la Timur'un evliliklerin ilk yıllarından sahneler gördük.

Ve o sahnelerde aslında o zamanlar ne kadar birbirine dönük olduklarını... ...ne kadar aralarındaki temasın fazla olduğunu... ...ne kadar birbirlerinin gözlerinin içine baktıklarını gördük. Ha bu arada aynı sahnelerde şunu da duyduk. Timur sınava hazırlanıyordu.

...ve Bahar kendisi o sınava hazırlanamazken Timur'la beraber ayakta kalıyor. Timur'un sınava hazırlanması için elinden gelen her şeyi yapıyor. Yani yine aslında kocası için bu fedakarlığı gerçekleştiriyordu. Üstelik bunu yaparken bir yandan kocasının babasına, kocasının annesine... ...ve o esnada sadece bir çocuğu olduğu için çocuğuna bakıyordu.

Ama bir yandan da bütün bu güzel anıların baharda bir izi var. Yani bir anda hamile kalmış. Kendi babası kendisini hamile haliyle kabul etmemiş. O yüzden evden uzaklaştırmış. Öyle olunca kız apar topar evlenmek zorunda kalmış. Ve bir yandan kendi babasını bu şekilde...

Hayattayken kaybetmiş. Bu büyük bir travma. Belki de aslında kendi babasının yerine koymuş. Kocasını, kocasının babasını. Evet, annesiyle hep çok güzel bir ilişkisi olmuş. Hatta muhtemelen annesiyle çok güzel bir ilişkisinin olması annesinin kendisi için

yıllarca çok büyük fedakarlıklar yapması baharın sonrasında hem iyi bir anne olmasında hem de burayı maalesef diyerek söyleyeceğim çok fedakar bir anne olmasında çok büyük bir etkiye sahip ama bu konuya sonra geri gelelim ve diyelim ki bütün bunları görerek büyümüş bir kadın olarak ...ve aslında belki kendi babasının yerine koyduğu... ...bir eşle birlikte olan bir kadın olarak... ...yıllar sonra... ...eşinin bencilliğini, eşinin yanlışlarını gördüğü anda... ...bu karar verebilmesi aslında o kadar da kolay değil. Bahar'ı bizim için etkileyici hale getiren... ...şeylerden bir tanesi... ...gerçekte olmasının yanı sıra... ...belki de uzun yıllar sonra... ...belki de ilk defa... ...uzun yıllar sonra bile değil, ilk defa... ...bir kadının gözünden hikayeyi dinliyor oluşumuz. Yani erkek gözünü değil de kadın gözünü, kadın duygularını... ...oradaki fedakarlıktan uzak durmanın getirdiği suçluluk duygusunu da... ...ya da fedakarlık yapmaya olan meyli de... ...ya da bir insanın anneliğiyle, eşliğiyle, evlatlığıyla, mesleğiyle... ...yargılanmasının anlarını, o sınanmaları da görmemiz de bence çok etkili. Bu diziyi sevmemiz de.

Çünkü çoğu zaman karakterleri çok kadın gözüyle de görmüyoruz. Ya da çok olay bazında görüyoruz. Ama bu dizide insanların içeride yaşadıkları duygular çok daha açık, çok daha ortada. Ve bir başkası tarafından dikte edilmiyor aslında. Herkes kendi duygularını, kendi hayatını yaşıyor. Bence bu da çok kıymetli.

Yani nedense televizyonda izlediğimiz birçok dizide, filmde hayatımızda başımıza gelenler... ...başkası tarafından bize dikte edilen şeyler. Mesela evliliğimizi bitirmeye karar veriyoruz çünkü bize biri bunu söylüyor. Bak o adam kötüsen bırak onu.

Ben kendi kararımı verebilme gücüne sahip değilim sanki. Dışarıdan illa bunları duymak zorundayım. Ama mesela Bahar dizisinde Bahar evleri ilgili kararı bir, bir yanda almıyor deminden beri anlattığım gibi. Ve iki, arkadaşları da, onu seven insanlar da ona o müdahaleyi yapmıyorlar. Üstelik bence bizim kültürümüze çok da yer yer aykırı bulabileceğimiz bir şekilde herkes birbirinin sınırlarına çok da saygı duyuyor.

Çok enteresan değil mi? Yani mesela Bahar'ın annesi diyor ki ben kocanı sana yaptıklarından dolayı affedemem ama sen eğer bu evlilikte kalmayı istiyorsan sana saygı gösteririm. Bence bu evlilik sana iyi gelmiyor. Bu adam iyi bir eş değil. Ama eğer sen kalmak istiyorsan sana saygı duyarım. Ya da mesela Bahar'ın arkadaşı Çağla hiç hoşlanmamasına rağmen Bahar'ın eşinden ve Bahar'a evliliklerin içerisindeki bazı toksik unsurları göstermesine rağmen Bahar'ın hayatına girip ayrıl o adamdan, bırak şimdi, bırakmazsan ben de seninle daha fazla arkadaşlık etmem demiyor mesela.

Ben senin yanındayım. Sen bu kararı alırken, bu sürecin içerisinde ben senin yanında olacağım diyor. Ya da mesela Bahar'dan hoşlandığını açıkça gördüğümüz evren Bahar'ı manipüle etmeye çalışmıyor. Senin korkunç bir kocan var. Baksana sana karaciğerini bile vermedi.

...ya da seni aldatıyor demiyor. Çünkü bunların hepsi aslında sınırlarla ilişkili. Aslında burada belki bazılarınızın hakkında... ...özellikle aldatma mevzusunda... ...aldatmayı bilen insanların... ...bunu Bahar'a söyleyip söylememesiyle ilgili bir soru işareti oluşmuş olabilir. Bu açıkçası benim de aklımda. Yani mesela... ...en son bölümde Bahar'ın çocukları dahi... ...Timur'un Bahar'ı aldattığını öğrenmiş durumdalar. Bahar'a söylemiyorlar. Bu doğru mu?

Bunun çok tartışılabilecek bir konu olduğunu biliyorum. Çünkü maalesef birçoğumuz ebeveynlerinden birinin diğer ebeveynini aldattığına şahit olabiliyor. Ve o kadar zor bir durumda kalıyor ki. Çünkü söylese bir türlü, söylemese bir türlü. Söylerse ebeveynlerinin evliliğinin bitişinin tırnak işareti içerisinde sebebi olacakmış gibi hissediyor. Söylemezse bilmeyen ebeveyni karanlıkta bırakarak onun aslında bir süre daha kandırılmasının yine tırnak işareti içerisinde sebebi olacakmış gibi hissediyor.

Peki buradaki sebep gerçekten biz miyiz? Yani tırnak işaret içerisinde dememin sebebi buydu. Çünkü aksiyonu yapan biz değiliz. Aksiyona tanık olan ya da aksiyondan haberi olan biziz.

Birçok zaman bir dizide böyle bir sahne gördüğünüzde çocukların annelerine hemen gidip durumu anlatmalarını bekleriz. Dizide böyle olamıyor. Aslında çocuklar annelerine hemen anlatmak istiyorlar. Ama Bahar'ın sağlık durumu sebebiyle şu anda anlatmamaları gerektiğini Bahar'ın doktoru da olan Evren onlara söylüyor. Tabii aldatma durumunu anlatacaklarını bildiğinden değil ama Bahar'ın stres altında kalmaması gerekiyor. Şu anda sağlığına özen göstermek zorunda.

Bence baharda bizim ezberimizi bozan... ...ve Bahar'ı bu kadar çok sevmemize sebep olan şey... ...dizinin bizim beklentilerimizin dışında gelişmesi sürekli. Yani aslında çocukların annelerine bu durumu söylememeleri... ...kendilerini zorlayarak, kendilerinden fedakarlık yaparak söylememeleri... ...alıştığımız bir durum değil. Biz bir an önce Bahar'ın bunu öğrenmesini bekliyoruz. Aslında bir yandan izleyici olarak Bahar'ın bir an önce bunu öğrenmesini istiyoruz da. Ama çocuklar burada bu sefer kendi duygularını regüle ederek ve hatta birbirlerinin duygularını regüle ederek annelerini bunun dışında bırakmak istiyorlar bir süre boyunca. Yine aslında şunu görüyoruz. Sınıra saygı. Annenin sınırına saygı.

Belki de bahardaki en ezber bozan sahnelerden bir tanesi ilk bölümlerden birinde gördüğümüz Bahar'ın Tuz'a girmek uğruna Tuz'a gireceğinin haberi olmayan kızı Umay'ın ödül törenine yetişmemesiydi. Açıkçası ben bir anne olarak diziyi izlerken alışmışım da zaten böyle sonuçlanmasına bir şekilde Bahar'ın Tuz'a girmeyi başarıp hemen arkasından Umay'ın ödül törenine gideceğini bekledim. Yani sonuçta biz zamanlamalarını bilmiyorduk dizinin. Ve hani bize öyle göstereceklerini, böylece Bahar'ın hem fedakar hem güçlü her şeyi halledebilen anne olabileceğini bize göstermelerini bekledim. Sizi benim de ezberimi bozdu. Bahar o sınava yetişemedi. Umay da annesinin her zaman yanında olmasına alıştığı için annesine inanılmaz trip attı.

Bahar Osman'a yetişemez miydi? Dizi bize bunu gösteremez miydi? Tabii ki gösterebilirdi. Biz tabii ki Bahar'ın o çok güçlü anne oluşunu izleyebilirdik. Ama gerçekçi olan, hayatta hiçbir şeye yetişemeyen... ...yani birinden birini tercih etmek zorunda kalan halimiz, öyle değil mi? Ben mesela çalıştığım için kızımın yetişemediğim törenlerini düşündüm. Ve yetişemeyeceğim törenlerini tabii ki.

Ama sonra dizi bize çok güzel bir şey daha gösterdi. Belki de aslında sizin bunu tam da benden duymaya ihtiyacınız var. Güvenli bağlanma kurmuş ebeveynler çocuklarının kalplerini kıracak bir davranışta bulunsalar bile çocuklarıyla bunu konuşabilirler, özür dileyebilirler ve çocuk ebeveynine tekrar güvenebilir. Güvenli bağlanmanın zaten en önemli özelliği budur. Bahar'ın kızıyla konuşmasında gerçekten içini açması, ona olan sevgisini anlatması, onunla kurduğu fiziksel temas... Bunların hepsi bize aslında iyi bir anne kız ilişkisinin ne kadar toparlayıcı, ne kadar iyileştirici olduğunu bir kere daha gösterdi.

Başka bir sahnede Umay ailesinden habersiz akşam vakti... ...sokakta grafiti yaparken... ...ayağa bir taşa takılıp düşüp kafasını çarptığında... ...ve sonradan tekrar aile evine girdiğinde... ...Bahar'ın kızı Umay'ı anlamaya çalıştığını görüyoruz. Yaptığının yanlış olduğunu ona anlattığını... ...ama onu sevmekten vazgeçmediğini... ...yine her koşulda onun yanında olduğunu görüyoruz. İşte aslında anne çocuk arasındaki güvenli bağlanma... ...tam da bu açıdan çok önemli.

Ve bu arada, şu da bence diziden bize verilen çok önemli bir mesaj. Çocuklarımızın her anında yanlarında olamayabiliriz. Ya da çocuklarımızı büyütürken tabii ki hatalar yapabiliriz. Çocuklarımız kaç yaşına gelirse gelsin, bize ihtiyaçları var. Ama biz mükemmel ebeveynler olamayabiliriz.

Ama böyle durumlarda gerçekten iyi kurulmuş, gerçekten güvenli kurulmuş ilişkiler bunu ilişki içerisinde toparlayabilirler. Bu derin bir yaralanmaya yol açmak zorunda değil. Bence bu açıdan da dizi çok önemli bir mesaj veriyor. Mesela Bahar'ın şu meşhur kuaför sahnesi de bence bizim ezberimizi çok bozuyordu. Yani Bahar'ın aslında neden yıllarca sadece kocasının kazandığını düşündüğü, parayı harcamadığını, kendisinde bunu hak görmediğini, kayınvalidesi veya kocası bu parayı çok rahat harcarken ona bu parayı harcama özgürlüğünü hissettirmediklerini,

Ve aslında onun bunca yıl bu paranın kazanılmasında ne kadar büyük pay sahibi olduğunu anlattığı o konuşmayı hatırlıyor musunuz? Çünkü biz mesela evde olan, evde kalan, çocuklarını yetiştiren, evin bütün işlerini halleden ev hanımlarına onlar çalışmıyor gözüyle bakıyoruz. Halbuki bu doğru mu? Dışarıda çalışmakla evde çalışmak gerçekten birbirinden çok mu farklı?

Eğer Timur mesela dizide bu kadar geç saatlere kadar çalışma, ameliyatlara girme, nöbet tutma, kendi kariyerini geliştirme hakkını ve özgürlüğünü, alanını, zamanını yakalayabiliyorsa, bu Bahar'ın birçok anlamda ona bu alını sağlamasından kaynaklanmıyor mu gerçekten? Bahar eğer çocukların ve evin bütün sorumluluklarını üstlenmiyor olsa, Timur bunları yapabilecek gücü bulabilir miydi? O zaman ayırabilir miydi, o emeği gösterebilir miydi kariyerinde ilerlemeye? O zaman aslında bir çift olarak, ortak ilerleyişimiz olarak görmediğimiz bu gelişimlerde... ...hakkı yenilen insanın haykırışını gördük kuafördeki sahnede. Ve o yüzden de belki oradaki diğer kadınların da içimizin yağları eridi deyişini duyduk. Bizim de içimizin yağları eridi çünkü. Çoğu zaman bizim gösterdiğimiz eforun hiç gözükmemesi. Sanki sadece o spotlightın altında duran insanın öne çıkışı. Halbuki onu oraya getiren bizim de oraya koyduğumuz eforlar.

Dizide ezber bozan iki farklı durumdan daha bahsetmek istiyorum. Bir tanesi, Türk dizilerinde görmeye alışkın olmadığımız... ...bir kız arkadaşlık hikayesi. Çağla'yla Bahar'ın ilişkisinde, dizinin ilk bölümünde... ...Çağla'nın, Bahar'ın bugüne kadar yaptığı fedakarlıkları kendisine hatırlatıp... ...aslında nelerden vazgeçtiğini, ona söylediğini görüyoruz. Bahar burada, Çağla'nın sanki onun bugüne kadar verdiği emeği... görmediğini, yani evde olmanın, çocuk büyütmenin ya da iyi bir ev hanımı olmanın yeteri kadar takdir edilmeyen bir çaba olduğunu Çağla'ya söylediğini görüyoruz. Bu aslında çok güzel bir sınır koyma örneği. Yani Bahar'ın Çağla'nın söylediklerini direkt almaması ve Çağla'ya sınır koyabilmesi. Ama bence yine çok güzel bir örnek de Çağla'nın bunu kabul edebilmesi, bir adım geri atıp Bahar'ı onun seçtiği yolda destekleyebilmesi. Ki sonra zaten Bahar tekrar mesleğe geri dönmek istediğinde yanındaki en birinci karakter yine Çağla. Ve burada arkadaşlıkların bizi ileri götüreceği etkisini de çok net bir şekilde görüyoruz.

Bence Çağla ile Bahar'ın ilişkisinde yine çok önemli bir nokta da Çağla evrenden hoşlanınca Bahar'ın o ikisini bir araya getirme çabası ama orada evrenin aslında Bahar'dan hoşlandığını hisseden Çağla'nın arkadaşlığını geride bırakıp evreni elde etmeye çalışması yerine evrenin arkadaşı olarak pozisyonlanıp Bahar'ın iyiliği için, Bahar'ın hayatında evrenin yerini sağlamlaştırmaya çalışması. Yani işte arkadaşlık dediğimiz şeyin, gerçek arkadaşlık dediğimiz şeyin bu olduğunu görmek bence çok ferahlatıcı. Yani arkadaş dediğin, gerçek arkadaş dediğin, iyi arkadaş dediğin arkadan iş çevirmez. Kendi çıkarlarını ön plana koymaz. Biz ona sınır koyduğumuzda bunu kişisel algılamaz.

Bizi kendi hayatımızdan, yolumuzdan, hedeflerimizden vazgeçirmeye çalışmaz. Bizim hayallerimizi gerçekleştirmek için yanımızda olur. Ama en önemlisi karşılıklıdır bu. Bahar'ın da Çağla'nın hep yanında olduğunu, kıskanmak yerine onu hep desteklediğini, yaptıklarıyla gurur duyduğunu hissediyoruz. Ve bence bu çok önemli.

Evren karakteriyle ilgili de bir şey söylemeden geçmek istemedim. Biz dizilerde bir beyaz atlı prensin gelip zor durumda olan o kadını kurtarmasını görmeye alışkınız. Evren de gerçekten aslında özellikle cool bir karakter olarak tanımlanmış. Ve baharın hayatına da çok aniden giriyor. Gerçekten girişiyle baharın hayatının değişimi arasında anlamlı bir ilişki de var. Ancak evrenin baharın hayatındaki değişimi dikte etmemesi, evrenin baharın hayatına müdahale etmemesi, Evrenin, Bahar'ın dostu olmaya, arkadaşı olmaya, önce onu anlamaya, onun hayatını kolaylaştıran ve her şeyin önüne onun iyiliğini koyan tavrı da bence çok kıymetli. Ve dizinin sonunda ne olur bilmiyorum. Dizinin orijinalinin sonunda ne olduğunu biliyorum ama bizim uyarlamamızın sonunda ne olacak bilmiyorum.

Ama evrenle baharın arasında olur da bir şey olursa, bunun çok güzel bir arkadaşlıktan doğan bir ilişki olacağını biliyorum. Ve aslında en sağlıklı, en uzun süren, bize en iyi gelen romantik ilişkilerin de tam da böyle başladığını araştırmalarda bize gösteriyor. O yüzden bütün bunları televizyonda görmek uzun zamandır hasret kaldığımız bir şeydi. Gerçekten iyi hissederek bir diziyi izlemek çok özel bir duygu bence. Son olarak şunu da söylemeden geçmek istemedim. O kadar alışmışız ki televizyonda sadece iyi ya da sadece kötü karakterleri görmeye. Yani şu anda dizide özellikle kötü karakter olarak kurgulanan insanlar var ama bu karakterlerin bile arka planlarında onları böyle davranmaya iten sebepler olduğunu görüyoruz.

Onlara hak vermiyoruz. Aa, bunlar gelmiş başına. Tabii ki o yüzden bunları yapacak demiyoruz. Ama en azından anlamaya çalışıyoruz. Hak vermeden anlamaya çalışıyoruz. Bence bu da bizim için çok önemli bir ders. Çünkü başka insanların başlarına gelen şeyler... Onların günün sonunda iyi ya da kötü davranmalarına yol açabilir. Ama bu da bir tercih. Çünkü başına gelen şeyler, insanların kötü şeyler yapmasının sebebi olmak zorunda değil. Ya da meşru sebebi olmak zorunda değil. Kötü davranışları meşrulaştırmak zorunda değiliz. Ama anlayabiliriz. İşte böyle sevgili dinleyiciler.

Umarım bahar dizisine benimle birlikte bakmak sizi iyi hissettirmiştir. Eğer daha fazla buna benzer bölümler dinlemek isterseniz, bahardaki ilişkileri konuşmak isterseniz, bana her zaman mesaj atabilirsiniz. Tabii ki bunu başka diziler için de yapabilirsiniz ve ben fırsat bulursam bunda da size eşlik ederim. Ama hazır bahar dizisi hepimizin gündeminde. Açıkçası bu bölüm bana çok iyi geldi. Umarım size çok keyif almışsınızdır. Herkese çok sevgilerimi gönderiyorum.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)