
3.109 kelime · ~16 dk okuma
Trenspor'dan herkese merhabalar. Nisan ayının sonu, Mayıs ayının başlarındayız. Ve bu dönemler hem Avrupa futbolunda hem Türk futbolunda yarışın çok had safhaya çıktığı dönemler. Şampiyonluklar belli oluyor, düşenler belli oluyor, Avrupa potası ayrı, derbiler vs.
Çok yoğun bir haftaydı bu hafta da bizim için. Aynı zamanda milli oyuncularımız, Avrupa'da bizi temsil eden futbolcularımız için de çok başarılı bir haftaydı. Goller attılar ve bu yoğun haftada vakit kaybetmeden her şeyi konuşmaya başlayalım. Şimdi derbiyle başlayalım. Haftanın ana konusu derbiydi ve Fenerbahçe kendi sahasında ağırladığı Beşiktaş'ı iki birle geçmiş oldu. Maç sonuna baktığımız zaman ne Fenerbahçeliler tam memnun mutluydu ne Beşiktaşlıların zaten memnun olabilecek bir tarafı vardı. O yüzden böyle her iki tarafı da memnun etmeyen bir derbi gibiydi aslında. Ama ben ağırlıklı olarak Beşiktaş'ın daha eleştirilmesi gerektiğini düşünen taraftayım. Fenerbahçe için evet böyle çok tatmin etmedi belki işte ezeli rakibi. Maçında başlarında 10 kişi kalmış. Ev sahibi olarak 2-0 öne geçilmiş. Çok daha rahat bir galibiyet beklenen bir şey tabi ki. Belki hatta daha farklı bir galibiyet beklenen bir şeyken. Maç 2-1'e geldi. Sonra bir kısa düşen geri pasta Jadson ile Livakuvic'in arasında kaldı top. Orada bir şans anı yaşandı Fenerbahçe için. O pozisyon gol olsa belki yeniden bir 2-2'lik sonuç olacak. Böyle büyük bir travma da yaşanabilir. Bu yüzden Fenerbahçelilerin çok memnun olmadığını anlayabiliyorum, görüyorum. Ama ne olursa olsun bu takım sadece 5 gün önce Sivas Deplasman'da son dakika penaltısıyla 2 puan kaybetti. O maç da 2-2 bitti. 2-2 de böyle bir travma oluşturdu açıkçası sonuç olarak da. İşte yakın geçmişte yine Fenerbahçe'nin alamadığı şampiyonluklar ciddi bir stres yaratıyor kulübün içerisinde. Sadece geçen sene yine bu dönemlerde oynanan Beşiktaş derbisinde çok çok dramatik belki de son yılların en dramatik geri dönüşü yaşanmış ve Beşiktaş 10 kişiyle kazanmış sadece geçen sene.
O yüzden hani Fenerbahçeli oyuncuların biraz stres içinde olması ve bu maçı rahat kazanamamış olmaları benim nezdimde hani çok da böyle anormal bir durum değil. Ben açıkçası o yüzden derbiden sonra eğer bir tarafı eleştireceksem çok daha net bir şekilde Beşiktaş'ın eleştirilmesi gerektiğini düşünüyordum. İnsanlarda şöyle bir düşünce oluştu bence, Beşiktaş bu sezonu çok kötü geçirdiği için Beşiktaş'ın çok kalitesiz olduğunu ve o yüzden de zaten mağlubiyetin normal olduğunu falan düşünmeye başladılar ama öyle bir durum bence söz konusu değil. Beşiktaş'ın orta sahasında bu maça çıkmış 4 oyuncunun bonservis maliyeti sadece 1 yıl içerisinde kendilerine ödenen bonservis maliyeti 40 milyon euro. El Musrati ile Muchi ikilisine sadece 2 ay önce 25 milyon euro bonservis bağlandı. E sene başı gelen Rachissa'ya ve bir önceki sezon gelen Jelson Fernandez'in %50'sine verilen bonservisi de hesaba kattığımız zaman Jelson, Rachissa, El Musrati ve Muchi'nin bedeli Beşiktaş için 40 milyon euro. Ve bu sadece 1,5 yıl içerisinde ödenmiş bir para.
Yani öyle çok eskiden alınmış da bu oyuncular yaşlanmış, form düşmüş vs. öyle bir durumda yok. Hepsinin 20'li yaşlarının içerisinde olduğunu, en fit dönemlerinde, en iyi dönemlerinde olduğunu görüyoruz. Ve burada performansla ilgili de bir problem var. Şimdi bu 4 oyuncuya bir de wonder kit olarak düşünülen 10 golü bulan semi kılıçsoyu da eklediğimiz zaman, hani bu takımın evet savunması problemli ama
Orta sahası hücum hattı için falan öyle berbat bir takım, çok kötü bir takım, çok yetersiz bir takım gibi bir eleştiriyi o kadar da doğru bulamıyorum. Aksine bu takım performans veremiyor yani belli bir kalite var ama o kalite karşılanamıyor, alınamıyor diye düşünüyorum. O yüzden hani Beşiktaş tarafında eleştirilere ben daha doğru olduğunu düşünüyorum. Yani Beşiktaş'ın ciddi bir hayal kırıklığı. Bu maçta ve bu sezon oynadıkları 4 derbide toplam 4 mağlubiyet almış oldular. Hem Galatasaray'a karşı 2 maçta da kaybediyorlar. İç sahada dış sahada hem Fenerbahçe'ye karşı ve devre arasında gelen El Musrati 2 derbi oynadı. Önce Galatasaray'a karşı Beşiktaş'ın kendi sahasında sonra da Fenerbahçe'ye karşı Kadıköy'de. Her iki derbide de açık farkla maçın en kötü oyuncusu. Galatasaray maçında kendi kalesine gol attı ama kendi kalesine attığı golden ziyade
Berbat bir oyun oynadı. Dries Mertens sürkülese etmişti onu Beşiktaş'ın kendi sahasında oynadığı derbide. Ve şimdi de yaptığı çok anlamsız hareketle kırmızı kart gördü maçın daha başında ve her iki derbide kaybettiren isim oldu. Bazen böyle dışarıdan gelen oyunculara verilen iltiması göz önüne getirdiğim zaman açıkçası şey diye düşünüyorum yani Beşiktaş altyapısından Demir Ege'yi koysanız şu iki derbiye Demirege şöyle iki maç oynasa, birinde kendi kalesine gol atsa, öbüründe maç başı çok saçma bir hareketle kırmızı kart görse, genç oyuncumuz, Türkiye'de yetişen Ümit Milli vs. kimse gözünün yaşına bakmaz, sınır dışı falan edilirdi diye yazdım açıkçası. Yani bizim zaten bizden olana karşı çok daha acımasız olduğumuzu biliyoruz.
Ama bu kadar bonservisler, bu kadar şey yap, aksine hani altyapıdan çıkardığın Demir Ege'nin bile çok daha altında bir performans, 6 numara performansı Al-Nusrati'den anlaşılır bir durum değil, kabul edilecek bir durum değil. Onun dışında da Fenerbahçe'de de İsmail'in sakatlığı tabii ki çok belirleyici oldu, o da maçın başında sakatlandı. İsmail yerine giren Krunic de Fenerbahçe'yi çok geri çekti. Özellikle kaybettiği ikili mücadeleler, ağır kaldığı pozisyonlar Beşiktaş için etkili kontralara gebe olabilirdi. Beşiktaş biraz daha konsantre olabilseydi veya işte eksik olmasaydı. Krunic'in de negatif etkilediğini düşünüyorum ama maçın gidişatını ve
Hikayesini belirleyen ana isimlerden biri de Necip Uysal oldu açıkçası. Arda arda iki pozisyonda Necip'in çok tecrübeli, deneyimli takım kaptanı olarak hala offside kuralını özümseyememesi nedeniyle maçın kahramanı ve kötüsü yer değiştirmiş oldu. 2 dakika önce Batshuayi kendi ceza sahasında bir duran topu engellemek için çok amatör bir hareket yaptı ve elini yukarı kaldırıp topunun eline çarptı. Penaltı oluyordu. Necip offside'ı bozduğu için penaltı olmadı. Döndü. 2-3 dakika sonra Necip savunma çizgisinin 2 metre falan gerisinde Tadic'i kontrol edemedi, takip edemedi ve Tadic mükemmel bir göğüs basıyla Batshuayi'ye gole attırdı. Batshuayi böyle 2-3 dakika içerisinde Necip sayesinde
Yerden yerlere vurulacak oyuncudan kahraman oyuncuya geçiş yapmış oldu. Derbiyi kazandıran ilk golü atmış oldu belki de. Ama daha sonra da maça damgasını hakkıyla vuran isim İrfan Can Kahveci oldu. Çok klas bir gol attı. Bu derbide Beşiktaş Kalecisi Mert Günok da bence yine kötü bir performans sergiledi.
Attığı outdegajları ağırlıklı olarak isabetsizdi. Yenen ikinci golde hiç refleks gösteremedi. İlk golde de aynı şekilde. Ve Euro 2024'de birkaç ay kala milli takım kalecilerinin formsuzluğu da dikkat çekiyor açıkçası. Bu derbide de yine Beşiktaş kalecisi Mert Günok da formsuz bir görüntü sergiledi bence. Öte yandan Fenerbahçe'de Duşanta Diç'i de ben bayağı beğendim. Yani İrfan Can KVC en iyisiydi sanki maçın. Simanski de hareketliydi. Gol atamıyor uzun bir süredir ama İrfan Can'a verdiği pas yaptığı asist onun için hani güzeldi. İlk yarıda da pozisyona girdi ama atamadı yine. Onun da bir stres içinde olduğunu düşünüyorum açıkçası. Ama en azından biraz daha üzerine koymuş bir performans sergiledi geçmiş haftalara göre.
ve asistini de yapmış oldu. Derbi bu şekilde geçti. Üzerine çok fazla konuşulacak bir derbi de değildi bence. Vasat altı bir derbiydi. Fenerbahçe istediğini almış oldu. Beşiktaş da bir derbi daha kaybetti ve Beşiktaş bu kayıpla birlikte 5. sıraya geriledi. Çünkü Başakşehir'de kazandı ve 4. sıraya çıktı. Şimdi Beşiktaş için şu açıdan da negatif bir durum. Devre arasında 25 milyon euro harcayıp
Muci artı El Musrati'yi alıp 3. sıradan 5. sıraya gerilediler ve Trabzonspor'da kazanınca bu hafta Gaziantep'e karşı 4-2, 2-0'dan geri gelip kazanınca aradaki puan farkı daha da açıldı. Beşiktaş eğer Türkiye kupasını Ankara gücü veya Karagümre'ye kaptırırsa o zaman 5. olup Avrupa'ya gidememe ihtimali de yüksek ki arkadan gelen Alanya sporlar, Rize sporlar vs. bunlar da Beşiktaş'ın
Oldukça yakınında Beşiktaş önümüzdeki 4 haftada hem Rize sporlu oynayacak hem Alanya sporlu oynayacak. Bunlar hemen arkasında Beşiktaş'ın. Ve o maçlarda da kayıp yaşarsa önümüzdeki sezon Avrupa'ya gidememe tehlikesi oldukça yakınında Beşiktaş'ın. Şimdi buradan Avrupa potasına geçelim. Burada bölüme küçük bir ara veriyoruz. Döndüğümüzde devam edeceğiz.
Trabzon Spor'a geçelim. Sonra yeniden zirveye döneceğiz. Galatasaray'ın Adana Demir Spor deplasmanını konuşacağız. Trabzon Spor çok çarpıcı bir galibiyet aldı. Ve 2-0 ilk yarıyı yenik bitirdiği maçı 4-2 ile geçmiş oldu. Sadece 3-4 gün önce Türkiye Kupası'nda Karagümrü'yü de benzer şekilde geçtiler. Ben açıkçası Fenerbahçe maçından sonra Trabzon Spor'a saha kapatma cezası geldiği zaman, yani tribünler boş çıkıyor bu maçlara Trabzon Spor, O ceza geldiği zaman belki daha iyi olabilir demiştim Abdullah Avcı için. Çünkü Abdullah Avcı şu dönemde daha böyle sabır oyunu, daha böyle mantıklı bir oyunu inşa etmeye çalışıyor. Ve tribünler dolu olduğunda taraftarın sabırsızlığı ve duygusallığı o mantıklı oyunun inşa edilmesini bozuyordu. Ve bence tribünlerde taraftarlar olsa şu maç 2-0'dan 4-2'ye dönmez. Çünkü 2-0 olduğunda büyük protestolar olurdu oyunculara. Hatta bir önceki hafta yani 3-4 gün önce Karagümrükle oynanan kupa maçında da benzer tepkiler olurdu. Belki tribünlerin boş olması da bu geri dönüşe ve oyuncuların saha içinde kalmasına neden oldu. Ve o yüzden 4-2'lik bir galibiyet geldi diyebilirim. Paulo Noaçu çok uzun bir sakatlıktan döndü. Afrika Uluslar Kupası'na gitmişti, orada sakatlanmıştı. O dönemden beri oynamıyor, aylardır oynamıyor Noaçu. Ve bu maçta sadece 18 dakikada 2. yarının başından itibaren
18 dakikada 3 gol artı 1 asist yaptı ve 4 golede imzasına atarak 4-2'lik geri dönüşte başrolü oynadı. Onoacu da maç sonunda açıklama yaptı. Takımda kalmak isteyeceğini, Trabzon'da mutlu olduğunu söyledi. Abdullah Öcü de basın toplantısında benzer açıklamalar yapmış. Onoacu'nun kalmasını istediği yönünde. Aynı zamanda Trabzon Spor'a çok güzel bir gol atan Draguş'u da istediklerini itiraf etti. Zaten o transfer herhalde bitmek üzere. Çünkü haftalardır Draguş Trabzonspor transferi geçiyor. Ono açıyla ilgili Göztepe taraftarlarının da bir beklentisi vardı ki Göztepe 28 Nisan pazar günü itibariyle gençler birliğini de 2-0 yenerek Süper Lig'e yeniden çıkmayı başardı.
Göztepe ile Unuachu'nun ne alakası var diyeceksiniz. Şöyle, Unuachu Trabzonspor'da kiralıktı. Aslında Southampton'ın oyuncusu ve Southampton'ın sahipleri aynı zamanda Göztepe'nin de sahipleri. Yani bu şirket hem Türkiye'de Göztepe'yi satın almıştı geçtiğimiz sezonlarda. Hem de İngiltere'de köklü kulüp Southampton'ı da satın aldılar. Southampton da gerçi şampiyon şipte 4. sırada playoff oynayacaklar. Onlar da playoff'tan Premier Lig'e çıkabilir. Premier Lig'e çıkarlarsa belki Onoacho gibi bir center for'u kadroda tutmak isteyebilirler. Yani yedek medek tutulur bence kadroda. Çünkü özellikle gol arandığında çok büyük bir silah. Onoacho uzun toplar, pivot oyunu vs.
Ama hem Trabzonspor istiyor hem de Göztepe'de biz Süper Lig'e çıkarsak Southampton bize kiralarız. Zaten aynı şirketin takımı olunduğu için diye bir beklenti içindeydi. Ama Onoacu da Trabzonspor'un da kalmak isteyebileceğini söylemiş. E Trabzonspor 3. olursa Avrupa hedefi de var. O yüzden bilemiyorum. O Onoacu transferi de bu yaz döneminde bolca konuşulur diyorum ama Trabzonspor Önemli bir geri dönüşe imza attı ve üçüncülük yolunda artık çok büyük bir yolu geçmiş oldu. Tekrar zirveye dönelim. Zirvede cuma akşamı Adana Demir Spor ile Galatasaray arasında çok ilginç bir maç oynandı. Tam 43 şut atıldı. Neredeyse 2 dakikada bir şutluk bir maç. Aslında final haftalarında böyle gittili geldili bu kadar senaryosu değişen
Maçlar oynanmaz. Zirvede oynayan takımlar daha böyle temkinli, daha oyunu tutarak, daha garanti bir plan yaparlar. Galatasaray pek öyle yapmadı ama Adana Demir Spor buna itti Galatasaray'ı. Çünkü Adana Demir Spor'un bir önceki iç sağ maçı, yani iki hafta önce oynadığım maç, Kayseri Spor'laydı ve Kayseri maçında da 40 şut atılmıştı. Şimdi de 43 şut atıldı ve o maç 0-0 bitmişti.
Süper Lig'de 0-0 bitip en yüksek sayıda şutun atıldığı maç olmuştu, rekor olmuştu yani. Hem 40 şut atılıp hem de gol olmaması bir rekordu. Adana Demir Spor bu oyunu riske ediyor. Bu riski birçok pozisyonda görebiliyoruz. Çünkü kanat oyuncuların özellikle sağ kanattaki Mendoza'yı önde bıraktılar her seferinde.
Ve bence Galatasaray'ın duran toplarına da çok iyi çalışmışlar. Galatasaray ligin açık farkla en iyi duran top kullanan ve en çok duran toptan gol atan takımı ve Galatasaray'ın duran toplularda çok fazla oyuncuyu ceza sahasına gönderdiğini iyi etüt etmiş Hikmet Hoca. Zaten Okan Hoca da geçtiğimiz haftalarda bu konuda basın toplantısında da söylemişti risk alıyoruz, çok oyuncu gönderiyoruz diye. Adana Demir Spor'un bulduğu kontrollerin çoğu Galatasaray'ı korner dönüşü 3-3, 4-4 yakaladığı pozisyonlar. Ve o pozisyonlardan da bol bol şutlar ve tehlikeler yarattı Adana Demir Spor. Hatta Kerem Demirbay'ın hatasında Musilere'nin karşı karşıya kurtardığı topta bir korner dönüşüydü. Yani bu risk aslında tuttu. Tabi bu risk tehlikeliydi de Adana Demir Spor için.
Sonuçta Galatasaray çok etkili hücum silahlarına sahip bir ekip ve iyi bir gününde olsa bitiricilik konusunda 6-7 tane de atabilir. Mesela geçen sene Başakşehir Deplasmanı'nda oynanan maç 7-0 bitmişti Galatasaray lehine. Ve öyle bir maç hem Hikmet Hoca'nın kariyeri için hem Adana Demir Spor kariyeri için yani. Hem de bundan sonra belki başka takımlar vs. için baya negatif bir sonuç getirebilirdi Hikmet Hoca için. Büyük bir risk çünkü. Ve fakat o riski aldı. Genelde de bence başarılı oldu ama kendi oyuncuları bitiricilik noktasında Fernando Muslera'ya takıldı. Muslera bir maça daha damgasını vurdu. Bence bu sezonun enklit oyuncusu. Birçok pozisyonda yıldızlar birbirine yakın performanslar sergiledi. Örneğin Icardi, Dzeko. Yakın sayıda golü var, işte Tadic, Mertens, yakın performans verileri var. İşte İrfan, Barış Alper X Faktör olarak çok ciddi bir performans verdiler kenardan. Hani bunlar arasında yakın şeyler bulabiliyorsunuz, yakın performanslar bulabiliyorsunuz. Ama kalede, Muslera'nın tüm istatistiklere baktığımız zaman... ...hem Livakovic'e, hem Mert Günok'e, hem Uğurcan'a vs. çok büyük fark attığını görüyoruz. Ve oralarda bir 10-15 golluk bir kaleci farkı var.
O fark da bence liderlik konusunda net bir şekilde belirleyici oldu. Bu maç açısından da belirleyici oldu. Musta'nın 4-5 tane kurtarışı var, gol olabilecek. Hatta Ziye Hinat'ta ilk gol, Magama Deliyev'in yanağlara çelebildiği gol. Ve maçın hemen 20. saniyesinde Muslera'nın tek elle uçup çıkardığı pozisyon. Birbirine çok benzer şutlar. Ama orada işte kalici farkı çok net bir şekilde devreye giriyor. Şimdi bu belki 6-0, 7-0 da olabilirdi dedim. Maç sonunda Okan Hoca da buna değindi. Yani Adana Demirspor hücumcularını önde bıraktı. Maçı riske etti gibilerinden. Ve biz de bazen yürüye yürüye pozisyona girdik dedi.
Barış'ın öyle çektiği bir şut var soldan girip, Atal'la çok fazla tek etekte kaldı. Pozisyonlar da buldu, atamadı bu kez. Alanya maçında mesela çok bitiriciydi Barış, bu maçta bitirici olamadı pozisyonlarda. Ama hakikaten de Kerem Demirbay'ın attığı gol de yürüye yürüye atılmış bir gol yani.
Orada da gerçekten Adana Demir Spor'un eksik dönmesi, hücumcuları önde bırakması çok belirleyiciydi. Tabii Mario Balotelli mükemmel bir oyun oynadı. O da Adana Demir Spor'un çok fazla pozisyon bulmasındaki başroldü. Bence bu sezonun en iyi maçını oynadı Balotelli kendi özelinde.
Ve maçı tekrar izleyip baktığımda, Torreira'nın da bu seneki en kötü maçlarından biri ona oynadığını gördüm. Bunun sebebi şu olabilir, Torreira kart ceza sınırındaydı ve belki de sarı kart görmemek için Balotelli'ye genelde uzak kaldı ve çok fazla ikili mücadeleye giremedi. Benzer bir şekilde Harry Kane'in performansını getirdi bu akıllara. Bayern Münih maçlarında Galatasaray'ın Harry Kane de sırtı dönük gerilere gelip oyun kurucu olmuştu ve kanatlardan kaçan işte Gnabry'e Sané'ye falan çok iyi toplar atmıştı. Aynı şekilde Balotelli de çok fazla derine girip Mendoza'yı Yusuf Erdoğan'ı zaman zaman arkaya kaçırdı bazen Yusuf Baresi'yi. Benzer bir durum oldu açıkçası iki maçta. Yani burada belki de bu tip pivot geriye gelip bağlantı olan
Uyum kuruculuk yapan pivotlara karşı Galatasaray savunmasının ve 6 numarasının problem yaşayabildiğini gördüğümüz maçlardan oldu bu ama Balotelli kalitesinde bu pivotluğu yapabilen de çok fazla oyuncu yok ligimizde. Şampiyonlar liginde de Harry Kane vardı. Belki buralarda Galatasaray'in gelecek sezonlarda şampiyonlar liginde mesela özellikle bu tip pivot kullanan takımlara karşı farklı bir önlem denemesi gerekiyor olabilir. Mesela Torreira yerine daha böyle ebatlı bir 6 numara belki o tip bir pivot kullanımını daha iyi engelleyebilir diye düşündürdü bu maç bana. Aramızda durumlar böyle liderlik yarışı 4 puan farkla devam ediyor. Artık 4 hafta kaldı. Avrupa yarışı son derece çekişmeli geçiyor. Küme düşme yarışı yine çok çekişmeli gidiyor. Pendik ve Hatay bu hafta kaybederek önemli ölçüde kan kaybettiler. Ama yine de orada da küme düşme hattında da çok sayıda takım var. Alttan Eyüp çıkmıştı. Bu hafta itibariyle Göztepe Süperligi çıktı. Diğer liglerde de şampiyonluk yarışları var ve Türk oyuncularımız Euro 2024 öncesinde güzel işler yaptılar bu hafta. Goller attılar ve biraz umutlandırdılar beni açıkçası. Çünkü bir önceki milli takım hazırlık döneminde işte hem Avusturya'dan 6 tane yedik hem Macaristan'a kaybettik. O ara oyuncularımız çok formdaydı ve çoğu da Avrupa'daki takımında oynamıyordu, yedekti. Büyük bir çoğunluğu. Şimdi yavaş yavaş oynayanlar başladı. Mesela NS Yunal sakatlığından kurtuldu, oynamaya başladı Bormund'da. Bu hafta Brighton'ı 3-0 yendiler. NS de bir gol attı, bir asist yaptı. Galibiyette önemli bir rol oynadı. Toparlanıyor. Enes'in toparlanması çok önemli çünkü takımda doğru düzgün center four yok. Yani Enes çok kritik bizim için. Bu Euro 2024 öncesi ve o yüzden Enes'in golleri çok sevindirici. Alternatif bir forward arkası veya sahte 9 rolünde de sık sık oynayan Yusuf Yazıcı da Avrupa'da bu seneki en iyi oyuncularımızdan bir tanesi açıkçası. En çok sürü alan 3. oyuncuydu Hakan ve Orkun'dan sonra. Ama üst seviyede en çok sürü alan.
Böyle bir Opta'nın bir istatistiği var. Avrupa'nın en iyi 50 takımında maçların %50'sinden fazla oynamış oyunculara bakmıştık biz geçtiğimiz günlerde. Sevgili gazeteci ağabeyim Alpulagay'la birlikte bakmıştık. Avrupa'nın en iyi 50 takımının son 5 sırasında Galatasaray ve Fenerbahçe de vardı.
Bu iki takımda toplam 7 tane Türk oyuncu maçların %50'sinden daha fazla oynuyor. İşte Galatasaray'da Abdülkerim, Kaan Ayhan, Barış Alper ve Kerem Akturkoğlu, Fenerbahçe'de İsmail, İrfan Can Kahveci ve Ferdi Kadoğlu şeklinde bu 7 oyuncu hep oynuyor ama bu 7 oyuncu Türkiye'de oynayanlar. Türkiye'de oynayanları çıkarınca Sadece 3 futbolcumuz Avrupa'nın en iyi 50 takımında maçların %50'sinden fazla oynayabilmişti. Bunlar da Hakan Çağlanoğlu, Orkun Kökçü ve Yusuf Yazıcı'ydı. Yusuf Yazıcı Lille Mets deplasmanındaki 2 birlik galibiyette de rol oynadı ve 2. golü attı. Lille 4. sırada. Hani onların da Avrupa yolunda çok kritik maçları.
önemli bir deplasman, galibiyeti getiren gol Yusuf'tan geldi. Hull City şampiyon şipte playoff'a girmeye çalışıyor. Playoff votasını sadece bir sıra arkasındalar. Üçüncü sıradaki Ipstrich Town'la oynadılar ve 3-3 beraber kaldılar. Ozan Tufan da takımının ilk golünü atmıştı. Onun dışında Arda Güler oynadı Real Madrid'de. Real Madrid bir önceki hafta Barcelona'yı kendi sahasında yenince, son dakika golüyle yenince şampiyonluk yolunda çok çok büyük bir avantaj
elde etmiş olduğu puan farkını açmıştı. Ve hemen 1-2 gün sonra Şampiyonlar Ligi'nde kritik maçları olduğu için bu maçta rotasyona gitmişlerdi. Hem de Real Sociedad gibi çok zor bir deplasmanla rotasyona gitmişlerdi. Ve Arda da ilk 11 oynamıştı. İlk 11 oynadığı maçta da Arda'nın golüyle 1-0 kazandılar. Mutlaka golü de izleyin. Önemli bir goldü. Sociedad bence La Liga'nın en zor 3-4 deplasmanından bir tanesi ve bu deplasmanla gol atmakta. Güzel oldu. Inter şampiyon olmuştu seriyada. Hakan Çalhanoğlu'nun attığı 2 gol ile 2-0 kazandı onlarda Torino'ya karşı. 56. dakikada Hakan ilk golü atmıştı. İkinci golü de penaltıdan attı. Ve onun da golleriyle Inter galibiyetini aldı. Futbolcularımızla ilgili haberler aşağı yukarı böyle. Bir de Yunanistan'da tabii Fatih Hoca var. Fatih Hoca da Aris'e karşı çok sürpriz bir mağlubiyet aldı.
Henüz maçın başında yediği golü bir türlü çıkaramadı Panathinaikos ve Aris'e 1-0 yenildiler. Bu sonucun ardından da lider AEK'in 4 puan gerisine düştüler ve çok büyük bir avantaj kaybettiler. Artık şampiyonluk Yunanistan'da Fatih Hoca için mucizelere kaldı bile denebilir. Maçın sonunda Panathinaikos tribünlerinden küçük çaplı bir protesto da olmuş Fatih Hoca'ya. Onun videolarını gördüm. Durumlar böyle. Bu haftanın gündemi bu şekildeydi. Yoğun bir gündemdi. Herkese küçük küçük değinmeye çalıştım. Önümüzdeki hafta yeniden Trendspor'da haftanın gündemiyle karşınızda olacağım. Yarışmak üzere. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.