Podcast

Boşanmış Çocuklar

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bir önceki bölümde evlenmek normal ama boşanmalar hep mesele dedik. Bu bölümde de konuğumuz Perihan Çıragöz ile anne babalıktan boşanmadan boşanmayı konuşuyoruz.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.827 kelime · ~19 dk okuma

Haddini aşan Yaşam Rehberi'nin 18. buçuğuncu, öyle denir mi? 18. buçuğuncu bölümünden hepinize merhaba. Boşanmışlıklar meselesine bakıyoruz. Hayatın normu içerisinde yer alan ve sanki kaderin kaçınılmaz olarak bizi içine ittiği evlilik meselesinin hiç hesapta olmayan sebeplerle sona erdiği boşanma meselesine bakıyoruz. Evliliği aşağı yukarı hepimiz hayal edebiliyoruz da

Hiç kimse boşanmasını hayal etmiyor. Evliliklerimize yönelik bir sürü hayallerimiz var, rüyalarımız var, beklentilerimiz var ama boşanma meselesi bizler için tamamen bir sürpriz hem sürecinde hem sonrasında. Bunun kendine asallerine bakıyoruz ve bu konuyu işlediğim ilk bölümdeki konum Perihan Çıragöz, Rota Yeniden Oluşturuldu adlı podcastin de yapımcısı. Aynı zamanda uzun bir ilişkiyi yaşayıp, medeni, eşine az rastlanır bir şekilde noktayı koymuş ve hayatına devam eden bir kadın olarak konuğum. Ben de ilgiyle kendisini dinliyorum, takip ediyorum. Bu bölümde de boşanma meselesinin geride kalan kısmına bakacağız.

Sevgili Perihan, öncelikle teşekkür ederim bu ikinci bölümde de birlikte olduğun için. Birinci bölümü bitirirken çocuk meselesinden bahsetmiştik. Çocuk pek çok şeyi değiştiriyor. Çocuk da aynen evlilik gibi sanki sürecin mecburi, kaçınılmaz bir ürünü, mahsülü, kaçınılmaz bir senaryonun parçası gibi oluyor. Böyle birazcık ne diyelim, prosedürel olarak bir evlilik, prosedürel olarak çocuk vesaire. Ama işler boşanmada değişiyor. Şimdi en başta şunu söyleyeyim, benim etrafımda arkadaşlarım, tabii bizler çok küçük bir azınlığı temsil ediyor olabiliriz de, yakın dönemde bütün evlenen arkadaşlarımla ilgili teşhisim şu oluyor, hamile. Yani hamile kalmadan evlenen hiçbir arkadaşım olmadı yakın zamanda. Sanki evlilik çocuğun birazcık

Transkriptin tamamını oku

bir resmi gerekçesi olduğu gibi. Bilmiyorum tabii dediğim gibi biz çok marjinal bir azınlığı temsil ediyor olabiliriz ama kimse için de sürpriz değildir. Aynı şekilde birazcık çocuk dediğimiz şey boşanmadan önce evlilik iksiri gibi de sunuluyor değil mi? Hani bu evlilik yıkılmasın bir çocuk yapalım belki düzeltebiliriz diye. Öyle bir yanılgı olabiliyor. Evet yani. Çok yaygın bir yanılgı değil mi? Çok yakın bir yanılgı sanki. Evlilik eğer çok yolunda gitmiyorsa o kurtarabilirmiş, düzeltebilirmiş gibi. Kurtarabilir mi? Tam tersi. Çocukla birlikte evliliğin bambaşka yerlerinde, bambaşka zorluklar yaşamaya başlıyorsunuz. Sorumluluklar artıyor ve eğer ilişki iyi gitmiyorsa o çocuğun olması onu kolaylaştıran bir şey, değiştiren bir şey olmuyor. Daha da zorlaştıran bir şey olabiliyor. Bir de bu bir muhabbet kuşu alalım gibi bir şey değil yani. Aldığın zaman bir koca bir ömre sorumluluğunu taşıyorsun ve şahitlik etmek, refakat etmek durumunda kalıyorsun ve bu sadece dur bakayım belki evliliğimizi kurtarır diye atılacak bir zar da değil. Aslında o çocuğa da o niyetle dünyaya gelmesi ne kadar büyük bir yük, büyük bir sorumluluk. Onu kurtarmak için dünyaya geliyor. Kurtaramadığı zaman da bütün hayatı boyunca onun sorumluluğunu gizlice acaba yaşıyor mudur? Bir yandan da onu düşündüm. Kesinlikle yaşıyordur.

Yani programımızın çok konusu dışında olacak ama yani bir çocuk yapmanın anlamlı bir gerekçesi olabilir mi çocuk adına? Çocuk adına? Evet. Yok bence değil mi? Tabii ki yani biz istediğimiz için dünyaya geliyor böyle bir şey sonuçta. Bencilce bir şey. Hiçbir rızası alınmayan canlılarız şu dünya üzerinde yaşayan. Herkesin bir hayalinin ürünüyüz değil mi? Bir beklentisinin, bir hayalinin evet çok

Ama bir yandan da çok sevilerek, istenerek dünyaya getiriliyorsun. Yani bu da önemli bir şey insan için. Aynen öyle. Doğru. Peki bu ebeveynlik meselesi bölümün bu kısmında çocuklu aileler ve çocuklu boşanmalardan bahsediyoruz.

Bir anlamda şöyle bir gözlemim var. Ne dersin bilmiyorum. Birçok boşanmış arkadaşım var. Çocukları var. Gerekçesini bilmiyorum ama belki de evliliklerini sürdürebilmek, bir anlam katmak, bir dikkat dağıtmak için yapılmış çocuklar. Sonradan boşandılar ve ben şunu fark ettim. Çocuk yine annenin sorumluluğu oldu. Babanın hafta sonu eğlencesi gibi bir şey oldu. Şimdi bazı babalar bunun hasretini çekiyor. Fakat genelde şöyle bir şey gözlemliyorum. Bu konuşuluyor mu bilmiyorum. Kimse çocuğu istemiyor hafta sonunda.

Yani anne yeni arkadaşıyla, sevgilisiyle, eşiyle, dostuyla bir şeyler yapmak istiyor. Bir tek hafta sonu var. Baba da hafta sonu kendi sevgilisiyle takılmak istiyor bir şeye veya kendine ait bir şey yapmak istiyor. Çocuk top gibi sektiriliyor arada. Yani bu boşanmanın çocuklar üzerindeki mağduriyeti bazen eşlerden daha fazla olabiliyor. Ne dersin? Şöyle, eğer ortak ebeveynlik yapılabilirse... Ne demek? Onu da açalım. Annenin ve babanın çocukla ilgili sorumlulukları eşit alması. Sadece maddi değil, manevi sorumlulukları da. Duygusal yükü de eşit alması demek. Yani o çocuğun nereye, ne zaman gideceği, ne yiyeceği, hangi aktiviteye katılacağı, eve geldiğinde duygusal durumunun nasıl olduğu, yaşadığı problemler neler. Bunların çoğunluğu şu anda annelerin üzerinde. Zaten sistem de velayeti anneye verme eğiliminde hâlâ. Bu ilk üç yıl ilk bakım veren anne olduğu için normal, beklenen olması gereken durum. Ama ondan sonra babanın da eşit olarak yapabileceğini şu an hâlâ hem sistem hem de toplum kabul etmiyor. Yani çocuk annenindir diye bakılıyor. Velayet annede olunca da sorumluluk annedeymiş. Baba sadece maddi kısmı. Hafta sonu eğlencesi. Evet, hafta sonu oyalama, aktivite. AVM'de filede zıplatma. AVM babaları diye bir tabir var biliyor musunuz Erder? Görüyorum. Yani o çaresizliği görüyorum. Çocuğuyla çünkü arasında kurulmamış. Evliyken de kurulmamış. Boşandıktan sonra da tabii ki... Öyle demeyelim ama çok seven babalar da var. Ama yani şöyle babalık bir zaten acemilik ya. Yani özdeşleştiremiyorsun uzun süre baba olduğun fikri, hani onun senin evine... Hani en azından bir baba demesi falan gerekiyor senin o hisse kapılman için içgüdüsel olarak. Anne gibi biyolojik bir bağ yok. Öte yandan ne yapılır bir çocukla hafta sonu? Bir de hafta sonu çocuğu ya bunlar. Şeyi gibi, folklor kursu gibi, temizliğe gelen yardımcı kadın gibi böyle bir periyodik bir şeye dönüşüyor. Yani nedir bu? O yüzden de bir yabancılaşma var. Ve o çaresizlik yani AVM babaları, Instagram kocaları kadar

Çaresiz bir ırk. Çok iyi niyetli ve elinden geleni yapmaya çalışan babalar var dediğin gibi. Evet ve şartlar onu oraya getiriyor belki de aslında daha fazlasını yapmak istediği halde. Ama genel olarak gördüğümüz velayetin ve ana sorumluluğun annede olması sebebiyle... Dünyada da böyle mi? Evet tabii böyle. Peki doğrusu bu mu? Bana sanki biraz iyi bir şey gibi geliyor. Niye ya? Şu an iyi bir şey mi geliyor? Yani şöyle mesela hafta içi babada kalsa hafta sonu anneyi görse bence

Artık ortak velayet diye bir şey var Serdar. Tam boşanırken yoktu bu. Pek bilinmiyordu ve kabul edilmiyordu mahkemelerce ama... ...son yıllarda örnekleri görüldüğü için ve şartları eğer gerçekten anne baba sağlıyorsa... ...yani anlaşabiliyorlarsa, çocuk için sağlıklı bir ortam oluşturabiliyorlarsa... ...ortak velayet yapılabiliyor. Bu ne demek? Haftanın belli günleri annede, belli günleri babada... ...ama bu üç gün öyle, dört gün böyle, dört gün böyle, üç gün böyle olabilir. O da belirleniyor yani. Tabii tabii, belirleniyor. Ve bütün maddi ya da duygusal sorumluluklar birlikte paylaşılıyor. Yani aslında anne kadar, baba da çocuğun hayatında oluyor. Yani baba sadece hafta sonu alan, iki haftada bir alan bir ebeveyn değil. Anne gibi anne kadar ebeveynlik yapmaya... Başlıyor ortak velayet bunu sağlıyor ama bunun yapılabilmesi için o anne babanın çok iyi anlaşabiliyor olması gerekiyor. Bu günler meselesini dinlerken merak ettim. Çocuk yani hafta sonu değil de çarşamba günü babasını görmek istediğini göremiyor mu? Eğer bir anlaşmazlık yoksa ortada hani birbiriyle çatışan eski çiftler değillerse

Anne ve baba da bunu istiyorsa, bunun hukuken bir engeli yok değil mi? Yok, protokol hazırlanıyor. Protokolde bunu yazıyorsun ama protokole uymak zorunda değilsin mesela. Biz boşandığımız zaman tam söylediğin şey oldu. Biz dedik ki hakime, çarşamba günleri baba da olsunlar, cuma, cumartesi baba da olsunlar. Kabul etmedi o zaman hakim. Çocuğun üstün yararına değil, çocuk öyle o kadar sık git gel yapamaz. İki haftada bir, bir gece. ...çocuklar babalarını görebilir. Çok ilginç bir şey. Çok ilginç değil mi? Gerçekten çok ilginç. Biz şu anda ama ortak ebeveynlik yapıyoruz. Çok yakın oturduğumuz için birbirimize. Tam böyle bir düzen kurduk. Haftanın yarısı bende, yarısı onda. Aramızda beş dakika mesafe. Lojistik olarak her şey çok rahat, haberleşiyoruz. İşte dediğim gibi anlaşabiliyor olmak, ortak ebeveynliği, sorumlulukları ortak paylaşmayı da sağlıyor. Ama maalesef ben çok burada hani sen dedin ya marjinal bir grupsunuz. Ben de öyleyim, biz de öyleyiz. Yani bunu yapabilen çift çok az. Mesela benim boşanan arkadaşlarımda, kadın arkadaşlarımda, erkek arkadaşlarımda da gözlemlediğim hepsinin içinden bir böyle bir şey çıktı yani. O boşanmanın o intikamcı duygusu da var. Dostça, arkadaşça, insanca ilişkiler başlıyor. Sevgi dolu, saygı dolu, şefkat dolu ama bitiş hiç öyle olmuyor. Niyeyse bitişler hep korkunç.

İşte bir söz var, komik. Hani birisiyle evlenirken iyi bir evlilik olur mu değil... ...iyi bir boşanma olur mu diye karar ver, ona göre seç diye. Kesinlikle. Çok önemsiydi. Yani o arkadaşlık ve dostluğu... ...öyle bir ilişki yıpranıyor ki insanlar da. Düşman haline geliyorlar arada. Çocuk olunca da aslında çocuğu da hatta... ...bir orada araç olarak, koz olarak kullanan insanlar haline gelebiliyorlar. Öfkeyle, kırgınlıkla, kızgınlıkla. Oysa boşanma, çocuklu boşanma, aklı selim olmayı...

Önce kendinizin evet ama çocuğun da yararını gözetmeyi gerektiriyor. Önem verdiğim arkadaşlarımdan biri, iş dünyasında çok başarılı, çok ilginç bir şeyden bahsetmişti. Bir ortaklığa ya da bir sözleşmeye iş birliğine girdiğin biriyle ilk olarak konuşman gereken şey, ne olursa bozulacak bu sözleşmemiz diye başlamak lazım. Yani sen ne yaparsan ben seni bırakacağım, ben ne yaparsam sen beni bırakacaksın. Başlangıcı herkes biliyor ama bitişi hiç kimse konuşmuyor. Hani saat 3'de toplanalım der gibi, saat 3'de

üçü yirmi geçi arasında toplanalım dediğin zaman başıyla sonunu tanımladığın zaman içindeki süreç de daha berraklaşıyor. Belki ilişkiler bu kadar mekanik olmayabilir ama iletişim adına bazı şeylerin netleştirilmesi önemli. O zaman şimdi gel biraz nefeslenelim ve bu boşanmanın hazır mekanik sıkıcı meselelerine bakarken yani iç sıkan meselelerine bakarken son dönemde epey gürültü patırtı yaratan nafaka meselesine bir gelelim. Orada sana sormak istiyorum. Az sonra yeniden birlikteyiz.

Şimdi bu evlilik hani bir sosyal sözleşme ama bu boşanma sırasında farklı sözleşmelere de konu oluyor. Biraz önce bahsettin çocuğunu görebileceğin günler, sorumluluğunu taşıyacağın günler bile protokollerle belirleniyor. İmzalarla sözleşmelerle belirlenen bir diğer konu da bu nafaka meselesi. Üstelik ilginç bir şekilde hani genellikle hep erkeğin kadına yönelik yaptığı bir ödeme. Şimdi dünyada kadınlardan nafaka alan erkekler de var. Türkiye'de de var. Var mı? Var evet. Az ama var. Ama sevindirici bir şey yani en azından böyle de olması.

Bu nafakayı bu kadar problemli hale getiren şey nedir? Yani evlilikte para iyi kötü bir şekilde paylaşılabilir ya da belki de o zaman da paylaşılamıyor, bilmiyorum. Nedir bu kadar sorumluluklar? Evlilikte sorumluluklar nasıl paylaşılıyor? Kim ne kadar neye emek ve karşılığında ne kazanıyor o aile bütçesinde? Bunların en baştan söylediğin gibi bu bir sözleşme olduğunun farkında olmadan bir peri masalı olarak başlıyoruz ve bilmiyoruz. Bir hukuki sözleşmeye bir söz verdiğimizin farkında olmuyoruz. Böyle bir şey imza attığımızın. E boşanırken bu gerçekle yüz yüze gelmeye başlıyorsun. Şimdi çocuk olduğu zaman, çocuklu boşanmadan bahsediyoruz. Genellikle kadınlar işe çocukla birlikte ara verdiği için ya da Türkiye'de kadınlar daha az iş hayatına girebildiği, üretime katılabildiği için... Veya katılsa bile daha az gelir elde ettiği için erkekleri kıyasla... Aynen Bir öyle. dezavantaj durumu söz konusunda. Dolayısıyla nafaka bu evlilik boyunca çocuk olduktan sonra... ...artık kendi gelirini kazanamayan, belki de hiç kazanamamış... ...o kadını korumak üzerine ortaya çıkan bir şey. Evet. Evet, erkek içinde var. Yani kim çalışıyorsa, bu erkek değil, kadın da olabilir. Çalışmayan, para kazanmayan, geçimini sağlayamayan kişiye... ...bir nafaka boşanırken sözleşme gereği vermek durumunda kalabilir. Bunun bir süresi oluyor mu, nafakanın? Tabii ki. Yani şimdi nafaka bir yoksulluk nafakası var. Ben bu konuları avukatlarla sürekli ele aldığım için oradan bildiğim bilgileri aktaracağım. Yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası var. Yoksulluk nafakası bu biraz önce bahsettiğim para kazanmayan ve hayatını idame ettiremeyen kişi kazanan kişinin verdiği. Ve evlenirse yeniden kesiliyor. Ya da işte geliri olduğu ortaya çıkarsa ve bu kanıtlanırsa kesiliyor gibi durumlar var. Bir yerde işe girerse gibi. Evet, evet. İştirak nafakası ise çocukların aslında devam eden düzenlerini sağlamak için gerekli maddi...

O da çocuklar belli yaşa gelinceye kadar. 18 yaşına kadar da iştirak nafakası. Genelde çocuklar annede olduğu için, işte baştan konuştuk ya velayet anneye verildiği için, sorumluluk daha fazla annede olduğu için ve de geliri olan daha çok erkekler olduğu için, kadınlar olmadığı için iştirak nafakası da genelde kadınlara verilir. Peki demin dedin ya bu hayatını idam ettirmek için bağlanan nafaka bir işe başladığında kesiliyor. Herhangi bir işe bir liralık da olsa başladığında kesiliyor mu yoksa o nafakanın gelirini aşan bir gelirin olduğu zaman mı kesiliyor? Onu bilmiyorum. O da Fatih daha iyi bilir. Ama şunu söyleyebilirim. Türkiye'de %66... Yeni araştırmalara baktım buraya gelirken de, KONDA'nın yaptığı bir araştırma var. Nafakaların %66'sı 500 TL'nin altında serdar. %66'sı mı? Evet, %2'si 1000-2000 lira arası, %2'si 2000 lira üstü. Yani o süresiz nafaka, yoksulluk nafakası tartışılan konu bu. Neden var, neden veriyoruz?

Ayrıca verilmesi gereken nafakalarında %50'si verilmiyor. Bir de böyle bir durum var. Geriye dönüp almak da çok zor. Yani nafaka bu acunlara, Cem Yılmaz'lara bakıp... Hayaller, şeyma, subaşı, gerçekler, ödenemeyen vicdanlar... Yatan, gezen, eğlenen kadınlar nafaka alıyorlar, erkekleri sömürüyorlar gibi bir resim çiziliyor. Ama Türkiye gerçekleri bu değil. Türkiye gerçekleri kadınlar... Çocukların sorumluluğunu alan ve çalışamayan durumdaki kadınlar nafaka almak zorunda. Bu yüzden zaten başvuruluyor çocuğu geçindirebilmek için ama alamıyor. Şüphesiz. Yani bunun çok açık olduğu belli iken ödenmemesi herhalde sadece intikam ya da kötülük hissiyle olur değil mi? Hani benden ayrıldı bir de paramı vereceğim gibi. Bu bir babalık meselesi Serdar. Türkiye'de annelik sorunu değil, babalık sorunu var. Baba olmayı evliliğin içinde de becerememiş insanlar boşandıktan sonra... ...tamamen aslında belki de kopuyorlar, o sorumluluğu almaktan kaçınıyorlar. Ya da mesela onu terk ettiğini düşünen birine bir de maddi kaynak vermek istemiyor da olabilirler mi? Evet, evet. Ama aslında o çocuk için istenen bir maddi kaynak oluyor. Ama sanki kadının işini kolaylaştırmak istememek... Ama öyle erkeğe komplike düşünmesini gerektiren konular vermemek lazım ya. Bunu böyle belki açık açık yani bu nafakayı karına değil, boşandığın kadına değil, çocuğuna veriyorsun. Bunu biliyorlar. Belki bunu böyle hani tane tane vurgulayarak anlarsın. Ama işte babalık sorunu dememin sebebi o yani. Gerçekten öyle.

Peki şimdi bütün bu mekanik konular içerisinde 90'lı yıllarda Türkiye'de adını daha çok duymaya başladığımız bir evlilik sözleşmesi meselesi var. Hani bir yandan yani düşününce evlilik gerçekten bir akit, bir sözleşme, bir hukuki bir şey. Onun için gidiyoruz imza atıyoruz, tahliller, testler yapılıyor da falan da bir sürü mesele. Bunun bir sözleşmeye bağlı olması garip değil ama bir yandan da garip. Senin düşüncen ne? Mesela boşanmalarda işe yarıyor mu bu evlilik sözleşmeleri? Tabii ki. Yani öyle bir sözleşme varsa o sözleşmeye göre boşanmanın şartları değişiyor. Ben rastlamadım Serdar evlilik sözleşmesi hiç çevrende. Ben de rastlamadım. Yeterince zengin arkadaşım yok herhalde. Duyuyoruz ama var mı? Nasıl geçiyor? Yani yapılıyor. Gerçekten işe yarıyor mu? Yarıyordur mutlaka. Tabii hukuki bir bağlayıcılığı var. Ama işte evlilik romantik alınan, duygusal alınan bir karar. Sözleşme ekonomik ve hukuki ama işte o duygusal kararı alırken işin hukuki, ekonomik kısmını göz ardı etmek sanki karşıdakini sevmiyormuş yeterince gibi bir şey yaratıyor olabilir. Ya da böyle boşanacakmış bu falan gibi. Değil mi? Hani onun yolunu açıyormuş gibi. Şimdiden boşanmayı mı düşünüyorsun gibi. Ya işte bu insanın bu mantıklı yanı ile duygusal yanı arasındaki uçurumun en açıldığı noktalardan biri herhalde bu. Yani bir ilişki başlıyorsa doğal olarak bitme ihtimali de vardır. Nasıl ki bir ihtimal sonucu başladı bir ihtimal sonucu da bitebilir. Başlangıcını yönelik her şey kafamızda var. İçine yönelik hiçbir şey yok ve gelişine uğruyoruz böyle bir boşluk içinde, anlaşmazlıklar içinde. Yani hem anlaşılabilir hem anlaşılamaz. Peki ya bütün burada sorayım bu ideal boşanmanın tanımı ne? Var mı böyle bir şey? Sen yine hani bir istisna olarak değil de genel gözlemlerinden bir baktın. Çocuklu boşanmada ideal olan anlaşabilmek. Annenin babanın anlaşabilmesi. Evet eş olarak boşanıyorsunuz ama anne baba olarak boşanmıyorsunuz. Hep o çocuğun annesi babası olacaksınız. Bunu hatırlamak. Dolayısıyla elbette oksijen maskesini önce kendinize takın. İyi olun ki çocuğunuza da yardımcı olabilin, destek olabilin. Ama tüm bu kararları alırken bu süreçte kızgınlık, öfke, korku, intikam bunlarla ilerlerseniz... ...o anne baba arasındaki ilişki, sağlıklı bir ilişki olamıyor. Biraz o yüzden o eski defterleri, o öfkeleri tabii ki kolay değil ama yasını tutup... ...tekrar yeni bir orada anne baba ilişkisi yaratmak ideal olabilir diyeyim. Ama herkes de bunu yapamıyor. Yapamadığı halde de... Yani belki ilişkilerini sağlıklı bir mesafede tutarak illa işte ben ve eski eşim gibi dost olmak, arkadaş olmak şart değil. Sağlıklı bir mesafede... Düşman olmamak genelde. Evet, düşman olmadan devam ettirmek çocuk için de daha iyi olabiliyor. sosyal Bir bir medeni bir ilişki çerçevesinde.

Tabii burada yine tamamen gözlemlerime dayanarak çocukları da bazen bizzat ebeveynleri tarafından yanlış yönlendirilebiliyorlar. Annelerine, babalarına karşı değil mi? Orası da çok süt liman bir şey değil. Çok zor bir şey. Yani bunu bilerek yapanlar da var. Ne yazık ki. Aslında o öfke ve kızgınlığı işte o kadar yüksek ve halledemiyor ve hayatına devam edemiyor ki çocuğu da buna dahil ederek karşı taraftan işte rahatsız edip belki bir çeşit intikam alma peşinde olabiliyor. Bir de bilmeden yapanlar var. O da yine o ayrılığı kabul edemeyip... ...kendi içinde dengesini, huzurunu bulamayıp o mağdur hissiyle hayata devam ederken... ...çocuğu kendine yoldaş, o mağduriyetinde dayandığı insan yapabilen insanlar da var. Bu ikisi de sağlıklı olan değil çocuk için. Çocuk yetişkin gibi bu dertlerle uğraşmak, anne-babanın sorunlarıyla uğraşmak zorunda değil. Tam tersi, anne-baba çocuğun sorunlarıyla uğraşacak. Kendisinin en sorunlu olduğu dönemlere de denk gelmiş olabilir. Ergenlik dönemiydi, Blue Child, evet. Oh ne kadar zor şeyler, ne kadar zor şeyler. İşte o yüzden konuşuyoruz Serdar. Nasıl daha kolaylaşabilir? Ben seninle saatlerce konuşurum ama bana diyorlar ki burada podcast konusunda birbirinden uzmayan Türkiye'nin en uzman kadrosu var. Stüdyo camının öte yanında. 20-25 dakikayı geçmeyelim Serdar Bey diyorlar. Çok kısa. Çok kısa diyorum ben de ama hani haddimi aşmak... Bir şeyi söylemek istiyorum. Şöyle kapatmıyorum ama hani yavaş yavaş toparlama şeyimi de paylaşmak istiyorum. Boşanmak var. Yani kronolojik olarak düşünelim. Evleniyoruz, boşanıyoruz.

bir kısmımız tekrar evleniyor. Şimdi ben mesela teknik olarak düşündüğümde ilk evlilikleri zaten saymıyorum. Çünkü böyle sünnet gibi, ilk doğum gibi falan bilmiyorsun zaten ne olduğunu bir anda oluveriyor. Ama mesela boşandıktan sonra evlenen her şeyi biliyor. Tabii ki her ilişkinin kendine has yapısı var ama işte ne olur, ne biter falan filan bir yandan da hassasiyetleri mi artıyor, ne oluyor? Hani ikinci evlilikler benim beş defa evlenen arkadaşım var büyük bir inançla.

Yapma yavrum diyorum ya, anla ki artık hata sende. Onu da çağırabilirdin buraya, boşanmışlıkları konuşmak için. Aynen değil mi? Hani boşanmışlıklar, evlenmişlikler, boşanmışlıklar. Yeniden evlenmek konusunu nasıl ele alıyorsun? Mesela bu boşanan biri o defteri kapatmış mı oluyor, kapatmalı mı?

Yani melimalı hiçbir zaman benim kullandığım ya da hayata bakış cümlelerim değil ve büyük konuşmayı da hiç istemem. Fakat şu an ben yeniden evlenmeyi anlamıyorum. Boşanmış biri olarak neden tekrar insan evlilik istiyor ama belki ileride anlayabilirim bilmiyorum. Peki şuna ne dersin? Birçok özellikle kadın boşanmayla birlikte kaçınılmaz olarak sosyal ve ekonomik şartlardan dolayı aile evine dönüyor, anne babasının evine. Dolayısıyla belki yeniden evlenmek o katlan, yani şöyle katlan namazdan kastım da şu, şimdi 40 yaşında 50 yaşında birisinin tekrar anne babasıyla yıllar önce terk ettiği bir evle bambaşka bir düzende, hani tırnak içerisinde misafir gibi kalması da kolay değil artık.

Konda'nın bu konuda bir araştırması var. Boşanan kadınların %90'ı baba evine dönüyor. Çok yüksek bir rakam. Dolayısıyla belki yeniden evlenmeyi böyle de rasyonalize edebiliriz. Ama bu da aslında evlilik için yeterli şart mı? Şüphesiz, tabii ki. İstenen şey bu mu? Aslında neden evleniyoruz tekrar o zaman ona bakmak. Bu arada evliliği şöyle görüyorum ben, benim hani burada boşanma savunucusu olarak da gözükmek, görünmek istemem. Sağlıklı bir evlilik, sağlıklı bir ilişki, işte birlikte hayal kurulabilen, o sevgililiği kaybetmemiş, içinde iki tarafın da tatmin olduğu her anlamda bir şey. tabii ki çok güzel ve neden olmasın. Ama sağlıklı olmayan evliliklerin boşanmayla sonuçlanması anormal bir şey değil. Bunu konuşuyorum ben. Bu da o evlilikler kadar normal. İkinci evlilikleri eğer sağlıklı bir ilişki ise ve ilk belki deneyimden kazandıklarıyla birlikte başka bir nasıl diyeyim yol çizme şeyi varsa neden olmasın?

bir hassasiyetler çağındayız. Ben de bütün patavatsızlığımla dangır dungur konuşup bazen iyi niyetli de olsa potlar kırıyorum. Dul kadın ayıp bir şey mi? Terbiyesizce bir tavır mı? Eskiden öyleymiş. Ne diyor mesela sen nesin şimdi? Bekar. Bekar anne. Bekar anne, evet. Veya anne olmasan bekar kadın mı? Bekar kadın. Ama bu ne biçim bir şey ya? Beyaz erkek gibi. Aslında eşi ölmüş demekmiş. O da çok yanlış kullanılan bir terimmiş. Çok ilginç. Sonradan öğrendik bunu da. Peki, boşanmış kadın diyelim. Mesela boşanmış kadın, boşanmış erkek. Mesela sen boşanmış bir kadın olarak boşanmış bir erkekle mi yeniden bir ilişkiyi tercih edersin? Hiç mi? Evlenmemiş biriyle. Böyle bir ayrım var mı? Kafanda ön filtre var mı? Yok, öyle bir filtrem yok ama erkek arkadaşım evlilik yaşamış ve boşanmış bir insan. Ama çocuksuz bir insan. Kor ateşte pişmişsiniz ikiniz de. Demir tavında dövülür demişsiniz. Pekala o zaman son sorum. Sen de biraz önce biraz ipucu verdin. Bu evlilik kurumu sürdürülebilir bir şey mi?

Şimdi bu soruyu cevaplamak için ne kadar doğru bir insanım bilmiyorum. Ben evlilik kurumunun değişmesi gerektiğine inanıyorum. Belki o zaman eve sürdürülebilir. Şu anda insanların işine yaramayan... Beyaz eşyacılar çok memnun ama. Mesela o beş defa evlenen arkadaşın beş tane ev kurdu ya, beş kahve makinesi, beş çamaşır, beş bulaşık, beş buzdolabı, o kadar mutlu ki. İnsanların, şimdi Türkiye'de tabii ki ekonomik şartlar çok zor, geçim derdi var, bunu söylemek hani öyle bir yerden de söylemek istemiyorum sanki bunlar önemli değilmiş gibi, çok önemli fakat kendi hayatının sorumluluğunu almak, kendilik sorumluluğunu almak ve kendini bilmek

Kendinle barış içinde bir ilişkiye sahip olmak bunlar varsa bundan sonra tabii ki başkasıyla bir ilişki, sözleşme ve evlilik onun tadı başka olacaktır. O yüzden diyorum yeni bir tanımlamaya ihtiyaç var. Yani o peri masalları bize anlatılan hikayeler değil, o hayatın gerçeklerini birlikte göğüsleme ve birlikte hayal edebilme bu olması gerek bence. O kadar çok şey var ki kafamda.

ama noktalayacağım yani çok da güzel bir yerde noktayı koyuyoruz sanıyorum bölümümüze. Şu açıdan söyledim yani insanlara belki bir arada bir hayatı kurma fırsatından önce keşke birey olarak kendi hayalini tecrübe edebilme fırsatı, şansı da verebilseydik ve olaylar daha doğal akışında gitseydi. Yurt dışında yani yabancı arkadaşlarımla konuştuğumda bizim kültürlere yönelik en şaşırdıkları şeylerden biri liseyi bitirir bitirmez üniversiteye, üniversiteyi bitirir bitirmez iş hayatına atılma süreciydi. Yani normalde bunların arasında hiç yaşamı tecrübe etme ve kendini arama, kendi yolunu bulma, tayin etmeye çalışma yok. Hep bir akıntıya kapılmış rüzgardaki yaprak gibi savruluyoruz hayatın içerisinde. Evlilik de biraz böyle, belki çocuk da biraz böyle. Yaşın geldi, kaç sene, o sene. Hadi evlen, hadi çocuk yap. İşte bak böyle oldu, hadi boşan. Boşandın şimdi, hadi böyle. Aslında belki de hep işte o aradığımız, kendi içimizdeki o hayalini kurduğumuz hayatımız. Fakat hani boşanma hayatın sonu değil. Üstelik çok medeni sürebilecek bir süreç. Bence bir başlangıç. Aynen değil mi? Yeni bir başlangıç. Onu da unutmamak lazım. Atilla İhan ayrılık sevdaya dair şiirinde demiş ki, ayrılmanın da vahşi bir tadı var. Çünkü ayrılık da sevdaya dahil. Çünkü ayrılanlar hala sevgili. Hiçbir anı tek başına yaşayamazlar. Her an ötekisiyle birlikte. Her şey onunla ilgili.

Sevgili dostlar, evlenmek kadar sevmek de mümkün, birlikte kalamayacak kadar kopmak da. Her ikisine de saygı duymak, her ikisinin de hakkını vermek marifet sanıyorum. Birlikte ya da yalnız, iki yabancıyız nihayetinde. Konuğum Perihan Çıragözlü, boşanmaşlıklara baktık birlikte iki bölüm boyunca. Çok teşekkür ediyorum Perihan benimle birlikte olduğun Ben için. çok teşekkür ederim. Böyle severek dinlediğim podcast'a, senin podcast'ine konuk olduğun için. Aynı şekilde. Çok mutluyum. Ben de buradan senin de sanıyorum duygularını temsil eden bütün güzel ilişkilerin devamını, bütün miadını doldurmuş ilişkilerinde insanca noktalanıp yeni hayatları için bir kilometre taşı olmasını dilerim. Haddini aşan yaşam rehberi. Önümüzdeki hafta yeni bölümüyle, yeni konuyla ve konusuyla sizlerle birlikte olacak. Görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)