Podcast

Ey Cinsel Hayatım Nereye Gittin?

Yakın İlişkiler

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Psikolog Dr. Gizem Sürenkök'ün sosyal medya üzerinden kendisine yöneltilen sorulara cevap verdiği serimizin bu bölümünde "cinsellik mevzusu" masaya yatırılıyor.

Nasıl cinsel hayatımı daha aktif tutabilirim? Uzun süreli ilişkide cinsellikte eski sıklığı ve keyfi yakalamak mümkün mü? gibi pek çok soruyu yanıtlayan Gizem Sürenkök cinsellik, kaybedilen heyecanı geri kazanmak, uzun süreli ilişkilerde cinsellik gibi pek çok konuyu enine boyuna konuşuyor.

Sizin de bu konuda sorularınız varsa yanıtlarını duymak için bölümü dinlemeyi ve aklınızı kurcalayan farklı soruları iletmek için Gizem Sürenkök ve Podbee Medya sosyal medya hesaplarını takip etmeyi unutmayın.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.239 kelime · ~11 dk okuma

Merhaba sevgili dinleyiciler. Uzun bir zaman sonra yine sorularınıza cevap podcastimle karşınızdayım. Ve bugün cinsellikle ilgili soruları şöyle bir toparladım. Tek tek sorulara girmek istemiyorum. Çünkü özümde aslında sorular hep nasıl cinsel hayatımı daha aktif tutabilirim?

Uzun süreli bir ilişki içerisinde çok zorlanıyorum. Tekrar o eski sıklığı ya da keyfi yakalamakta. Bununla nasıl baş edebiliriz gibi sorular çok fazla geliyor. O yüzden ben de genel olarak bu soruları incelediğim, hızlıca cevap verdiğim bir bölüm yapmak istedim.

Şimdi aslında baktığımızda cinselliğin ilişkinin ilk zamanlarındaki haliyle ilişkinin sonrasındaki hali arasında bir fark olması çok normal. Şimdi neden normal derseniz nörokimyasallar bunda etkili. Çünkü ilk zamanlar biz o insana dokunmak, o insanı böyle kelimenin tam anlamıyla içimize almak istiyoruz. Yani böyle her şeyi de anlamak, tanımak, kokusunu, sıcaklığını, bedeninin bütün detaylarını iyice anlamak ve keşfetmek istiyoruz. Zaten yeni olan bir şeyi keşfetmek bizim içimizde olan bir güdü. Çocukların bir oyuncağı keşfetmesini düşünün. Bundan farkı yok aslında. Bize heyecan veren, ödül veren, keyif veren bir karşımızda insan var.

Transkriptin tamamını oku

Ve o insanı ne kadar çok tanırsak, ne kadar çok o insanla vakit geçirirsek, ne kadar çok o insana dokunursak o kadar haz alıyoruz aslında. Ve zaten onun bize dokunması da haz verdiği için çok fazla birlikte olmak ve çok fazla bu anları yaşamak istemek çok anlaşılır. Ama zaman içerisinde, maalesef bu bir lanet gibi bir taraftan bence... ...bizim nörokimyasalarımızın bize yaptığı bir şeye ne kadar aşina olursak... ...o şey o kadar bize heyecan vermemeye başlıyor. Yani bunu tersten söyledim ama şunu anlatmaya çalışıyorum... ...yani tabii ki hala heyecan veriyor ama onu o merakla, o ilk baştaki merakla arzulamıyoruz. Artık başka bir mekanizma var. Artık cinsellik bizim meraklı ve heyecanlı tarafımızı harekete geçirmiyor da... ...daha çok keyif almış, rahatlamış ve iyi hissetmiş olmayı isteme tarafımızı harekete geçiriyor. Öyle olunca da o ilk baştaki her fırsatta bir arada olma isteği azalıyor. Bu son derece doğal ve son derece herkes için gelişen bir süreç.

Şimdi burada mesela birlikte yaşamaya başlayan çiftlerin ya da evlenen çiftlerin bir süre sonra bu azalmayı yaşaması da aslında bununla ilişkili. Bir de tabii şey de var. Yani birbirini daha seyrek gördüğünde veya cinsellik yaşamak için daha az fırsatın olduğunda bulduğun her fırsatta bu fırsatı kullanmaya çalışıyorsun. Ama bir aradayken nasılsa hep beraberiz duygusuyla başka öncelikler gündemimize girebiliyor. Ve maalesef, maalesef bizim gündemimizi çok fazla şey kaplayabiliyor. Bu iş olabilir, bu televizyonda birlikte bir şeyler izlemek olabilir, ev işleri olabilir, çocuklarımız olabilir. Bir sürü şey cinsellikten çok daha önce gelebiliyor zihnimizde.

Bundan dolayı da kendinizi suçlu hissetmenizi hiç istemiyorum çünkü bu da çok doğal. Yani zihnimizde cinselliğin sürekli yer almaması da o kadar anlaşılır bir şey ki. Burada tabii şey de var, cinsellikten dolayı utandırılmışlık ya da çiftin daha önce bu anlamda yaşadığı süreçler de etkili olabiliyor tabii ki. Ama sadece zaman ve günlülük hayatının sorumlulukları bile böyle bir noktaya gelmenize yol açabilir. Tabii bir de şeyi söylemem gerekiyor. Çocuk sahibi olmak çiftlerin gündemini çok belirgin bir şekilde değiştirdiği için bu da böyle bir sürece yol açabilir. Peki buna mahkum muyuz ve madem burada bir düşüş gördük, frekansta veya keyfinde düşüş gördük. Bundan sonra böyle mi kalacak? Bununla ilgili ne yapmalıyız?

Şimdi bununla ilgili yapılan araştırmalar belki şaşıracaksınız ama mutlu ve iyi bir cinsellik için en öncelikli şeyin iki insan arasında kurduğu arkadaşlık ve konuşabilme kapasitesi olduğunu gösteriyor. Ve aslında birlikte tırnak işareti içerisinde söylüyorum, oyun oynayabilme kapasitesi olduğunu gösteriyor. Yani ben eğer karşımdaki insanla ihtiyaçlarım, yorgunluklarım, kaygılarım veya isteklerim, arzularımla ilgili konuşabiliyorsam, Bu bizi kesinlikle daha iyi bir cinsel hayata götürürken... ...konuşamadığımda, kendimi zaten suçlu hissettiğimde, zaten iletişim kuramadığımda... ...bu da giderek o insanla kurduğum bağı azaltıyor. Şimdi insanların sevişmek için zaten en temel sebeplerine baktığımızda... ...haz almak var tabii ki... ...ama bağlantı kurmak, bağ kurmak, haz almak kadar önemli bir şekilde orada duruyor.

Yani aslında cinsellik bizim için bir karşımızdaki insanı tekrar yakın hissedebilmek, onunla bağımızı tekrar tekrar kuvvetlendirme yöntemi ve beraber haz alabilmek, beraber bize keyif veren bir aktiviteyi paylaşabilmek aslında cinselliği besleyen bir şey. Şimdi ben karşımdaki insanla yeterince iyi bir iletişim kuramıyorsam, karşımdaki insanın beni anladığını, beni dinlediğini, benim ihtiyaçlarımı önemsediğini düşünmüyorsam, onunla ortak bir haz alma motivasyonu bende azalıyor. Tabii ki o yüzden iletişimin, o yüzden arkadaşlığın, o yüzden konuşabilmenin çok önemli olduğunu söylüyoruz. Bir yandan da tabii ki kendimizi rahat hissettiğimiz, güvenliğimiz, her şeyi konuşabildiğimiz bir insanla neyden hoşlandığımız, neyden hoşlanmadığımız, fantezilerimiz veya belki bir başka insana tuhaf geleceğini düşündüğümüz duygularımız hakkında çok daha rahat konuşabilmeye başlıyoruz. Aslında ne kadar bunları konuşabiliyorsak o kadar cinsel hayatımız da daha iyi hale geliyor. Bugüne kadar partnerinizle fantezileriniz hakkında mesela hiç konuşamadıysanız, bu bir soru işareti. Konuşabilecek gibi mi hissetmiyorsunuz? Belki de mesela fantezilerinizin olmadığına inanıyorsunuz. Bu da tabii ki olabilir. Ama hiç fantezilerinizi keşfetmeye çalıştınız mı? Birlikte keşfetmeye çalıştınız mı? Birlikte size merak uyandıran şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştınız mı?

Veya aynı soruları partileriniz için de sorabilirsiniz. Hiç partilerinizin fantezilerini merak ettiniz mi? Onun hoşuna giden şeyler neler? Hiç sordunuz mu? Onun bugüne kadar aklından geçen, size anlatmadığı neler olabilir? Bunları anlamaya çalıştınız mı? Bir de seks hakkında konuşmak bizim daha çok bir problem olduğunda yaptığımız bir şey maalesef. Yani günlülük hayatımızda seni çok özledim ya da bir süredir birbirimize yakınlaşamadık. Neler oluyor? Benim sana çok ihtiyacım var. Nasıl sende de bu ihtiyacı canlandırabilirim gibi soruları. ...sormaya bazen eriniyoruz. Yani bunu aslında ilişkinin gündemine getirebilmek de önemli. Bunun hakkında ne kadar rahat konuşabilirsek, bununla ilgili ne kadar rahat bir konuşma başlatabilirsek... ...o kadar aslında ilişkiye iyi geliyor.

Ve tabi şeyi de söylemem lazım cinsellik sadece sevişmekten ibaret bir şey değil ya da sevişmekle sadece birleşmekten ibaret bir şey değil. Ön sevişme veya aslında sevişmeye giden bütün o birbirini tahrik ettiğin, kışkırttığın, Zihninde cinsel arzuyu çağrıştırdığın her nokta önemli aslında. Bu çok basit bir dokunuş da olabilir. Gün içerisinde birbirine atılmış bir mesaj da olabilir. Ya da bir kıyafet de olabilir. Hiç fark etmez. Aslında birbirinde neyin o arzuyu uyandırabileceğini bilmek de çok önemli. Ve bu tip sinyalleri... Sonu cinsellikte bitmeyecekse bile kullanabilmek çok önemli. Yani o çift bir hafta boyunca hiç sevişmeyebilir ama bir hafta boyunca üç beş farklı yerde birbirini düşündüğünü, hissettiğini, özlediğini belirtebilecek sinyalleri birbirine verebilir ve bunu yapan çiftlerin aslında cinsellikte çok daha iyi olduklarını görüyoruz. Tabii şunu da buna eklemek istiyorum. Yani birlikte sevişmenin dışındaki fiziksel aktiviteler de aslında sevişmeyi çağıran ve sevişmeyi daha da keyifli kılan şeyler. Bunlar kanepede oturup birbirinin kucağında yatmak da olabilir, birbirine masaj yapmak da olabilir, beraber düşe girmek de olabilir. Birlikte sadece el ele yürüyüş yapmak da olabilir. Ne kadar aslında ilişkide fiziksel temas var, o kadar bu cinselliğe de olumlu yansıyan bir şey. Ama maalesef günelik hayatın koşuşturmasında birbirimize dokunmayı ihmal ediyoruz. Öpüşmek de mesela böyle bir şey. Bir düşünün, partnerinizle ne kadar öpüşüyorsunuz?

Gün içerisinde ne kadar vaktinizi öpüşmeye ayırıyorsunuz? Partilerinizle mesela diyelim ki aynı evde yaşıyorsunuz, günü ayrı geçiriyorsunuz. Tekrar kavuştuğunuz zaman ne şekilde öpüşüyorsunuz? Öpüşüyor musunuz? Ya da akşam beraber oturduğunuz zaman buna vakit ayırıyor musunuz? Bunlar o kadar aslında kıymetli katkılar ki ilişkilere. Tabii bir yandan kendi sağlığımıza gösterdiğimiz özen de cinselliğe çok hızlı bir şekilde yansıyabiliyor.

Sağlıklı beslenmek, bedenimize iyi bakmak, düzenli egzersiz yapmak, uykumuzu alabilmek. Bunlar da ben çünkü kendi bedenimde iyi hissettiğim zaman cinsellikle ilgili de daha iyi hissediyorum. Ama şunu da söylemem lazım. Yani bedenimle ilgili iyi hissetmeyi cinsellik içerisinde de sağlayabilmem mümkün. Yani partnerimin benim bedenimi beğenmesi, beni arzulaması, beni istemesi de benim kendimle daha barışık olmanı sağlayan bir şey. Çünkü isteniyor hissedebilmek, istenmek yani kendi başına, partnerimin bana olan iyisini ve sevgisini bana kanıtlayan bir şey. Partnerimin beni merak etmesi, partnerimin benimle birlikte olmak istemesi de

Hem öz saygımı besliyor, hem ilişkideki bağlantımı besliyor, hem de cinselliği benim de daha fazla arzulamamı sağlıyor. O yüzden bunlar yine çok önemli. Tam bu noktada bir duralım, minik para verelim, ondan sonra beraber devam edelim. Biz cinsellik esnasında da partnerimizle konuşamayabiliyoruz. Yani mesela yaptığı bir hareketin canımızı acıtabildiğini veya ondan çok hoşlanmadığımızı ama diğerinden çok hoşlandığımızı ya da bedenimizin hangi bölgelerine dokunmasının bizi daha fazla tahrik ettiğini dile getirmeye çekinebiliyoruz. Halbuki bunları dile getirmediğimizde veya o kendi anlasın, kendi keşfetsin diye düşündüğümüzde

açık iletişim zarar görüyor. Bundan sonra gerçekten neyi seviyoruz neyi sevmiyoruz bunları söylediğimizde karşımızdaki insan için de aslında çok daha onun da rahat keşfedebileceği bir alan sağlamış oluyoruz. Bir de mesela hoşlanmadığımız ya da canımızı acıtan veya bize çok da rahat hissettirmeyen şeyleri söylemediğimizde bazen yüzümüzde veya bedenimizde oluşan tepkileri partnerimiz kendi üzerine alınabiliyor. Yani o spesifik harekete veya spesifik pozisyona değil de kendisiyle ilgili bir problem olduğuna atfedebiliyor bizim tepkilerimizi. Bunları rahat rahat açık açık konuşabilmek gerçekten problem sende değil. Problem şu pozisyonda haline getirdiği için çok daha iyi oluyor. Peki bunlar dışında neler yapabiliriz? Bu da çünkü önemli bir soru.

Ne kadar belki ilk başta bizim o cinselliğin çok spontan olması gerektiğine ve böyle bir anda işte havaya fişekler patlayacak ve ben karşımdaki insanla sevişmek isteyeceğim gibi inançlarımıza aykırı olsa da araştırmalar date night gibi yani beraber anlaştığımız bir akşamı birlikte geçirmenin mesela beraber bir yemek yiyelim, bir film izleyelim, arkasından gidip birlikte olalım gibi akşamların gerçekten iyi olduğunu yani randevulaşmanın ilişkideki cinsellik sıklığına ve cinselliğin kalitesine iyi geldiğini gösteriyor. Bu da dediğim gibi tuhaf gelebilir. Neden cinsellik spontan olmasın ki? Tabii ki cinsellik spontan olduğunda da çok güzel. Ama ben eğer o gün akşam partnerimle birlikte olacağımı biliyorsam, mesela o günü onu yükselterek de geçirebiliyorum. Bu bir mesaj olabilir. Akşam seninle olmayı iple çekiyorum gibi ya da başka sizin ilişkinize özel şeyleri de katabilirsiniz.

Yani burada da şeyi söyleyeyim. Sexting mesela genellikle uzun süredir birlikte olan çiftlerin pek yapmadığı bir şey. Ama sexting çok kapsamlı bir şey. Yani sexting'i karşımızdaki insanı ufak ufak tahrik etmek için de kullanabiliriz ya da çok daha ileriye götürmek için de kullanabiliriz. Aslında böyle bu tarz küçük heyecan veren, tırnak işareti içerisinde kışkırtan aktiviteler o ilişkin ilk zamanındaki heyecan ve merak duygusunu da canlandırabiliyor.

Ama date night dediğim zaman aklınıza sadece böyle bir romantik yemekte uyansın istemem. Hatta tam tersine beraber maceralı aktivitelerin içinde bulunmanın çiftler arasındaki heyecanın daha fazla arttıracağını gösteren çalışmalar da var. Yani beraber mesela iki tarafında nabzını yükselten aktiviteler yapmak. Mesela beraber spor yapmak bu arada.

...ya da daha önce görmediğiniz bir yeri görmek. Mesela escape room falan gibi kaçış odaları var ya... ...gerçekten ikinizin de o merak duygusunu ve adrenalini besleyecek aktivitelerde bulunmanın da... ...faydalı olduğunu gösteren çalışmalar var. Ama bir yandan da şeyi de düşünmek lazım. Bizim zihnimizde cinselliği çağrıştıran o istekli olma duygusunu neler getiriyor?

Burada şeye dönüp bakmak da çok önemli. Yani canınızın seks istediği anlardan önce nasıl bir ruh halindesiniz? Mesela çok mutlu ve heyecanlı olduğunuz bir noktadan sonra mı cinselliği istiyorsunuz? Yoksa mesela atıyorum çok rahatlamış, sakin, huzurlu bir sabahta mı sizin için cinsellik daha kolay akılda uyanan bir şey?

Çünkü hepimizin o eşlemeleri, zihindeki duygu eşlemeleri birbirinden biraz farklı. Yani genel olarak korktuğumuz zaman, üzüntülü olduğumuz zaman, çok stresli olduğumuz zaman cinselliği zaten çağrıştıramıyoruz zihnimizde. Bu çok anlaşılır bir şey. Yani üzüntülü bir dönemden geçiyorsanız, depresif bir dönemden geçiyorsanız, çok yoğun kaygılı olduğunuz bir dönemden geçiyorsanız cinselliğin sizin için öncelik olmaması veya hiç istek duymuyor olmanız da çok anlaşılır.

Ama mesela yine böyle dönemlerde partilerinizin size sağladığı duygusal rahatlamayla beraber cinselliğin hakkınızda uyanabilmesi de gayet mümkün. O yüzden buraya da açık olmak lazım. Yani buraya şeyden gelmiştim, date night fikirlerinden gelmiştim. Acaba sizde hangi aktiviteler daha böyle ilişkinizde birbirinize temas etmenizi sağlıyor, daha böyle heyecanlanmanızı sağlıyor? Bunu da bir çift olarak keşfetmek çok önemli. Bunun dışında cinsellik anda kalmak kadar çok ilgili olduğu için ve

Ancak anda kaldığımızda cinselliğin getirdiği hazzı daha fazla yaşadığımız için cinsellik esnasında ama dediğim gibi bu sadece bir birleşme olmak zorunda değil yani birbirinize fiziksel temasla birbirinize ilgilendiğiniz herhangi bir noktada Elinizden geldiği kadar dikkatinizi dağıtabilecek telefon gibi, televizyon gibi şeyleri bir kenarda bırakmak ve gerçekten birbirinizi hissedebilmek çok kıymetli. Burada da şey de söylemem lazım. Mümkün olduğu kadar duyularınızı, bütün duyularınızı harekete geçirebilecek aktivitelerde bulunmak. Ve artık bunlar size ne çağrıştırıyorsa tabii her çiftin dinamiği birbirinden farklı. Her çift biricik. O yüzden o detaylar tamamen çiftin özelinde belirlenen şeyler. Ama mümkün olduğu kadar bütün duyuları harekete geçirebilecek aktivitelerde bulunmak da yine önemli oluyor.

Tabii burada şeyi söylemeden geçmek istemiyorum. Vurgulamak istiyorum hatta. Bizde şöyle bir yanılgı var. İyi çiftler işte mutlaka sık sık sevişir. Haftada en az üç kez sevişir. İşte iki tarafta aynı miktarda ister. Ya da cinselliği mutlaka erkek başlatır. Bunun gibi bize yerleşmiş ve aslında bizim için cinselliği iyileştiren değil, tam tersi kötüleştiren yanılgılarımız var. Haftada 3 kez sevişmek diye bir şey, böyle bir genel geçer yargı yok arkadaşlar. Her çiftin cinsellik sıklığını çiftin kendisi belirler. Bazı çiftler haftada 3 kez, 4 kez, 5 kez sevişir ve bundan çok mutludurlar. Bazı çiftler ayda bir kere, 6 ayda bir kere sevişirler ve bundan çok mutludurlar. Yani önemli olan

Onların ilişki içerisinde rahat ettikleri sıklığı bulmaları. Ama şuraya mutlaka şu notu bırakmak istiyorum. Cinsellik özellikle işte ilişkinin o ilk dönemlerinden sonra bizim üzerine uğraşmamız gereken yani böyle çok kendiliğinden gelmesini beklemememiz gereken bir şey. Ve beden aslında cinsellik yaşadıkça daha ...daha fazla hatırlıyor. Bunun kendisine ne kadar keyif verdiğini... ...veya işte bunun ilişkiye ne kadar iyi geldiğini... ...ne kadar partnerle bağlantı kurmasına yardımcı olduğunu... ...daha fazla hatırladığı için... ...ne kadar aslında cinselliği kendiniz... ...zihninizde uyandırabilir ve bunun için çaba harcarsanız... ...o kadar bunun ilişkinize yansıması da... ...olumlu olacaktır. Bütün bunları bir söylemek istedim. Yine hakkınızda sorular uyanabilir. Her zaman bana yazabilirsiniz.

Bahaneyle bu aralar çok gündemde HPV aşınızı kadın dinleyicilerim için söylüyorum. HPV aşınız olmayı ihmal etmeyin. Bunun çok önemli olduğunu herkese hatırlatmak istiyorum. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)