Podcast

Kripto Varlıklar

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

2009 yılında terazinin ayarının iyice kaçtığı ve sabrın çok taştığı bir dönemde bir Satoshi Nakomoto lakaplı bir şifrepunk “artık size ve bozuk düzeninize muhtaç değiliz” diyerek Bitcoin adlı kripto parayı hayata geçirdi. Sonrası aşağı yukarı hepimizin malumu.

Peki, kripto paralar gerçekten bir alternatif mi? Dijital değerlerin değerini belirleyen nedir, teknolojik bir şey midir, yatırım aracı mıdır, para mıdır? Hepsi bir yana ne kadar güvenilir? Bunun gibi pek çok sorunun yanıtını Haddini Aşan Yaşam Rehberi'nin bu bölümünde kripto para borsası BitHero’nun CEO’su Fatih Otluoğlu ile arayacağız.

Bölüm Transkripti

4.700 kelime · ~24 dk okuma

Hayatımız değer üzerine kurulu. Neredeyse bütün çabamızı, uğraşlarımızı, emeğimizi bazen soyut, bazen somut olarak kıymetlendirdiğimiz şeyler uğruna gerçekleştiriyoruz. Neyin değerli, neyin değersiz olduğu zamanla değişebiliyor. Hatta zamanla bazı şeylerin değeri de artıp azalabiliyor. Ne kadar bol ya da kıt olduğu, ne kadar hayati olup olmadığı gibi pek çok değişkenle kıymetleniyorlar.

İşler, süreçler ve ilişkiler karmaşıklaştıkça değer yargıları, kıymetlendirme araçları ve amaçları da değişiyor. Örneğin mübadele toplumunda istenen şeye karşı sunulacak ürün ve hizmetler muhtemelen yüz taneyi geçmezdim. Bugün sadece yatırım fonlarında bile binlerce seçeneğe sahibiz. Dolayısıyla para dediğimiz ve üreten kurumun gücünden, itibarından ve ayrıcalığından değer kazanan şeyin icadı ve her şeyi belirlemesi kaçınılmaz. Peki onun değerini belirleyen ne? 2009 yılında bu terazinin ayarının iyice kaçtığı ve sabrın çok taştığı bir dönemde Satoshi Nakamoto adlı bir şifrepunk, artık size ve bozuk düzeninize muhtaç değiliz diyerek Bitcoin adlı kripto parayı hayata geçirdim.

Sonrası aşağı yukarı hepimizin malumu. Şu an 10 bine yakın kripto para var. Kriptolanmış değer sayısı ise bunun binlerce katı. Fakat aklımızda pek çok soru var. Kripto paralar gerçekten bir alternatif mi? Dijital değerlerin değerini belirleyen ne? Teknolojik bir şey mi yoksa yatırım aracı mı? Para mı? Hepsi bir yana. Ne kadar güvenilirler?

Transkriptin tamamını oku

Bunun gibi pek çok sorunun yanıtını bu bölümdeki konuğum, kripto para borsası Bit Hero'nun CEO'su Fatih Otluoğlu ile arayacağız. Fatih Bey merhaba, hoş geldiniz. Merhaba, hoş bulduk. Çok teşekkür ediyorum. Böylesi teknik bir konuda bütün teknik jargondan arındırarak bize basit bir şekilde bunu anlatacağınız için ben gazeteci olarak buna hep özen gösteriyorum ama sizin konumunuzda birinden dinlemek çok daha anlamlı olacak.

Öncelikle en temelden başlayalım. Şimdi, kripto para ve kripto varlık ile biz tam olarak ne kastediyoruz ve onları bildiğimiz bir kısmına en azından bildiğimiz geleneksel yatırım araçlarından ayıran şey ne? Evet, kripto para tanımı yaygın bir tanım ama aslında şu anda bildiğimiz, konuştuğumuz varlıkların çoğu kripto para tanımına çok uymuyor. Bence daha kripto varlık demek daha uygun. Tabii bu işin

...para doğasına ve oradaki sistemi dönüştürmek üzerine kurulmuş olan... ...Bitcoin'le başlamasının bence bunda önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Öte yandan kripto para olarak adledilen, şu anda sizin de söylediğiniz gibi binlercesi olan... ...yeni kripto varlıklar aslında çoğu paranın tanımına uymayan... ...hani bir değer saklama, değiş tokuşu aracı değil. Aslında bir iş modeli, bir proje olarak nitelendireceğimiz şeyler. O yüzden bu ayrımın yavaş yavaş oluşacağına inanıyorum ben. Şimdi Bitcoin tabii çok ayrı bir kategori ve bu işi başlattı. Dediğiniz gibi aslında 1990'lardan itibaren başlayan bir blockchain ile ilgili konuşmalar var. Öte yandan bunun Bitcoin'de vücut bulmasıyla ayrı bir dönem başladı. Şu anda hala dünyada kripto varlık ekosistemindeki değerin şu an itibariyle yüzde 54 gibi bir değeri zaten Bitcoin üzerinden dönüyor.

Şimdi diğerlerinde bir blok zincirin merkeziyetsizlik özelliğini vaat eden çeşitli blok zincirler var. Bunların hepsinin vaatleri, işte ölçeklenme, güvenlik seviyesi gibi konularda farklı. O yüzden projeler farklı farklı blok zincirler üzerinde konumlanıyorlar, geliştiriliyorlar. Bunların başında da zaten Ethereum geliyor. Solana, Cardano, Avalanche gibi kavramları da duyuyoruz. Bunların hepsi ayrı blok zinciri. Şimdi diğerlerini ben dediğim gibi kripto varlık olarak niteliyorum. Aslında en azından ayakları yere basan başlıcaları söylediğimiz merkeziyetsizlik yani merkezi bir otoriteye ihtiyaç duyulan işleri, hizmetleri dönüştürme iddiasıyla oluşan projeler.

Birçok açıdan farkları var geleneksel finansal araçlara göre. Birincisi eşten eşe, peer to peer dediğimiz yapıda arada bir aracıya ihtiyaç duymuyor. Yatırımcılar, biliyorsunuz normalde merkezi borsalar, bankalar, geleneksel finans sisteminde her zaman merkezi bir yapı var her konuda, her akışta. İkincisi şeffaflık. Bu pek bilinmeyen bir özellik ama blok zincir üzerindeki tüm bilgiler, işlemler herkes tarafından görüntülenebilir. Dolayısıyla bir şeffaflık özelliği var. Bireysellik tarafı var. Kendiniz varlıklarınızı, değerlerinizi saklayabiliyorsunuz. Gelenişsel finans sisteminde bu pek mümkün olan bir durum değil. Hisse senetleri, yatırım araçları her zaman merkezi otoritelerin düzenlediği yapılarda saklanıyor.

Yine bir dördüncüsünü 7.24 işlem olarak niteleyebilirim. Bankalar, finansal sistemler, borsalar biliyorsunuz belli bir mesai saat kavramı var ve kapanıyor ve işlem yapılamıyor. 7.24 dijital dünyada bu yatırım araçlarıyla işlemler yapılabiliyor. 7-20 diyor çarpı 365. Aynen öyle. Hafta sonu, bayramı, tatili kapalısı açığı da yok. Peki şimdi dinleyicilerimizin kafasında biraz daha netleşmesi adına böyle teknik ayrıntılardan süzdüğümüzde bu işin yani dediniz ki 3 ana ekseni var. Bir yatırım tarafı var, yatırım aracı olan tarafı var, bir para olan tarafı var, bir de proje olan tarafı var. Kesinlikle. O zaman mesela ağırlıklı olarak kafasında daha çok soru olan kısım yatırım ve para odaklı bakanlardandır sanıyorum. Bu geleneksel yatırım araçlarının kripto para dünyasındaki karşılığı ne? Paranın karşılığı ne? Paranın karşılığı dendiğinde zaten ilk akla gelen bitcoin oluyor.

Ki onu da mesela yatırım aracı olarak değerlendirenler de var değil mi? O da büyük bir tartışma. Bir yandan baktığınızda yatırım yaptığınız şeyler geleneksel finansta da aslında şirketler yani bir değer önerisi olan, bir hizmet veren yapılar. Dolayısıyla hayatı bir noktada insanlar için kolaylaştıran, hayata değer katan uygulamalar. Bitcoin'in para olmakla birlikte, para tanımında biliyorsunuz bir değer saklama aracı olmak. Takas edilebilir olmak gibi özellikler var. Bitcoin bunları sağlıyor. Ama öte yandan Bitcoin tabii devrim niteliğinde bir proje. İnsanların hayatını kolaylaştırma ve bu anlamda da devamlı yol alma, gelişme gibi bir özelliği de var. Bu yüzden de aynı zamanda değeri çok artan bir yatırım aracı.

Değerinin artıyor olması ve yatırım aracı halinde de olması tabii ki... ...yine kendi içindeki sınırlılık özelliği itibariyle. Biliyorsunuz hani geleneksel para sisteminde söylememize gerek yok. Devletler istediği zaman karşılıksız para basabiliyorlar. O da eskidi artık. Her zaman basıyor, sürekli basıyorlar. Her zaman basıyor biliyorsunuz. 1970'lere kadar karşılığında bir...

kıt kaynak vardı daha kontrollü bir sistemde ama şu anda burada zaten böyle bir artık kesinlikle karşılığında bir değer olması gibi bir durumda kalkınca bitcoin'in değer önerisi çok net bir hale geldi bence. Bir de işin ironik tarafı hani bitcoin karşılıksız para diye adlandırılırken aslında baya itibari paraların karşılığı sorgulanır hale geldi değil mi bu dönemde? Kesinlikle. Okuduğum bazı kaynaklarda ben biraz zorlama olarak tabir ediyorum bunu. Karşılığındaki değer devlet diye tanımlayanlar var, geleneksel paraları. Ama devlet bir değer olarak tanımlanamaz bence. Devlet bir zaten insanların... Metotları var ama yine de soyut bir kavram. Kesinlikle. Zaten insanların kendi hayatlarını düzene sokmak için medeniyet oluştururken kurdukları bir sistem ve insanlar için var. Sonuçta onu bir değer olarak adetmemek lazım. Bitcoin'in sınırlı kaynağı, çok tanımlanmış metotları ve devamlı arzının azalması ve bir noktada sıfırlanacak olması zaten arz talep dengesinde, klasik ekonomi değerinde zaten değerinin devamlı artacağını gösteriyor.

Diğer açılardan baktığımızda paranın karşılığı net olarak bu. Kesinlikle de zaten sürdürülebilir, net bir değer önerisi olduğunu söyleyebiliriz. O açıdan da zaten günbegün değerleniyor. Sürdürülebilir bir biçimde bir değer yaratan projeler aslında ilerisi için uzun vadede biraz bitcoin'in yolculuğu gibi bir yolculukla kalıcı olacak. Ama hani on bini aşan bir kripto varlık sayısının olduğu dünyadaki bir dünyada bunların

Yani en az yüzde doksanı, bazılarına göre doksan beşi ama çoğu diyelim zaten çok sürdürülebilir ve kalıcı görünmüyor. Burada her kripto varlığın arkasındaki projeyi nasıl bir değer yarattığını, özellikle de en önemli iddiası olan bu yeni teknolojinin, blok zincirin merkeziyetsizlik anlamında ne kattığını hayatımıza çok net anlamamız lazım. Ve bu noktada da bu değeri katanların uzun vadede değer kazanacağı kesinlikle bir kazanç aracı olarak da yatırım aracı olarak da Bitcoin örneğinde olduğu gibi sürdürülebileceği net. Ama şu anda bu çok büyük bir sayıdaki kripto varlık olduğu söylenen değerlerin altında bunların olmadığını da görüyoruz.

Sohbetin tam bu noktasında 2013 yılında Radikal Gazetesi'nde yaptığım bazı haberler aklıma geldi. Bitcoin ve kripto paraların en gündemde olduğu, en popülerleşmeye başladığı dönemlere denk geliyordu bu tarihler. Şimdi tabii bugün kripto paraları popüler örnekleriyle hatırlıyoruz, tanımlıyoruz ama Aslında olayın kökeni 1990'lı yıllara kadar gidiyor. Mesela yine 1990 yılındaki DigiCash'ten bahsedeyim size. Amerika Birleşik Devletleri'nin çok zengin bir ailesinin mensubu David Chaum yine Amerika Birleşik Devletleri'nin en iyi üniversitelerinden birinde matematik eğitimi aldı ve dünyanın en iyi beş kriptografından biri olarak

Anılmaya başlandı ve ardından bütün bu bilgisini elektronik imza, anonim iletişim, gizli dosya paylaşımı, güvenilir dijital oylama mekanizmaları gibi pek çok çözümde ortaya koydu ve sonrasında dedi ki neden bütün bunların birleşimiyle bu kadar kusursuz işleyen sistemlerin üstünde yürüyecek bir para sistemi yapmayalım dedi ve DigiCash'i kurdu. DigiCash, 1980'lerde kendisinin de inandığı sistemlerden biri olan Chifrepunk ya da Cypherpunk dediğimiz akımın teknolojik altyapısından, felsefi altyapısından besleniyordu. Birçok yatırımcının eşliğiyle yükseldi, ilerledi ama 1998'de iflas etti fakat araladığı pencere e-gold, e-bullion, gold money ve liberty reserve gibi pek çok ileride adını duyacağımız ama şu an belki çoğunuzun ilk defa hayatında adını duyduğu elektronik paraların yani kripto paralara giden yolu da araladı ve genel bilindik tanındık popüler merkezlerin dışında merkezlerden uzak ademi merkeziyetsiz başka bir tanımla bir finans dünyasının da mümkün olduğunu bize hatırlattı.

Şimdi gelin isterseniz Fatih Bey'le söyleşeye devam edelim. Biraz önce bahsettiğiniz, yakın zamana kadar itibari dediğimiz, fiyat dediğimiz para birimleri, arkasında devletin varlığını, gücünü, onun icabında yumuşak ve sert güçlerini, ordusunu, kasasındaki parasını, altınlarını, birçok şeyi baz alarak kıymetleniyordu. Kripto paralarda başka değer yargılarından bahsediyoruz ama daha da temelinde Ben biraz önce de bahsettiğim gibi kripto para hareketinin bugün en popüler temsilcisi olan bitcoin'in hayatımıza girişi Amerika Birleşik Devletleri'nin. Dolayısıyla aslında dünyanın da finans tarihinde en önemli krizlerinden birinde mevcut sisteme bir isyan bayrağı.

şeklinde ortaya çıkmıştı. Yani aslında kripto paralar mevcut finansal düzene karşı, ondan muaf olma derdinde daha özgür, daha birey merkezli bir finans hareketi olarak ortaya çıktı. Ama bugün bakıyoruz tam aksine fazlasıyla merkezi, fazlasıyla geleneksel yapıların belki de ne diyelim tahakküm altında, üstelik devletlerin ciddi düzenlemelerine tabi bir yapı gibi görünüyor. Bunun olumlu yanı ne, olumsuz yanı ne? Burada kesinlikle niyet olarak tüm tartışmalar, göstergeler biraz söylediğiniz yönde bu merkeziyetsiz ve aslında kontrol dışı olarak addedilen yapıyı kontrol altına almak ve merkeziyleştirmek üzerine bir inisiyatif ve niyet uzun zamandır var. Ama ben bunun artık eskisi kadar güçlü olmadığını söyleyebilirim.

Bir kere şu anda zaten dünyada bunun tanımlamaları, regulasyonları çok konuşuluyor. Türkiye'de de belli seviyede genel bir düzenleme gelecek. Düzenlemenin gelmesi de gerekiyor. Çünkü oyunun kuralları ve son kullanıcı mağduriyetlerinin ya da suistimallerin önlenmesi için her alanda olduğu gibi burada da gereklikler var.

Öte yandan hala merkezileşmemiş bir yapıdan bahsediyoruz. Bir tahakküm altına alma düşüncesi ve niyeti var. Ama Ocak başında onaylanan ETF'ler yani borsa yatırım fonları bizim sektörümüz için tarihi bir adım artık. Çünkü kabul edilmiş bir yatırım aracı olarak finansal sistemin zaten başındaki en önde giden aktörü Amerika tarafından, Amerika'daki otoriteler tarafından kabul gördü. Yani merkezi yapının bu tip merkeziyetsizlik vaat eden, başta para almak üzere varlıklara karşı bir direnç göstermesini zaten çok doğal karşılıyoruz. Bu arada iki görüş birbiriyle çok mücadele halinde görünse de benim görüşüm aslında

İki alanın da birbirine katacağı değerler olduğu yönünde, merkeziyetsiz yapının da bazı dezavantaj ya da çözmekte zorlandığı sorunlar olduğu gibi geleneksel finansında toplumun ihtiyaçlarını tam olarak yeterince hızlı, esnek ve maliyetsiz bir biçimde karşılayamadığı da ortada. Bence bir iş birliğiyle zaten daha çok bir arada olarak iş birliğiyle daha çok iletişimle konuşarak bence optimal noktaya gidilir. Yavaş yavaş bunun emarelerinde görüyoruz. Çok büyük geleneksel bankalar aynı anda merkeziyetsiz bazı yapılar kuruyorlar, ürünler kuruyorlar. Daha yolun başındayız ama ben bunun bir noktada ortada bir yerde netleşeceğini ve sonlanacağını düşünüyorum. Bu konunun da biraz yavaş gittiğini düşünüyorum. Aslında çok bir rekabet, itiş-kakış tabiri yerinde ise var. Daha fazla diyalogla aslında geleneksel finansı baştan aşağı yok edecek bir yapı gibi değil de dönüştürecek bir yapı gibi ele almakta fayda görüyorum. Peki, otoritenin düzenlemeleriyle bu kadar varlık göstermesi sizin hareket alanınızı, kıvraklığınızı, kabiliyetlerinizi, rekabetçiliğinizi bir noktada engellemez mi?

engelleyebilir. Tamamen düzenlemenin seviyesi, kapsamıyla ilgili bir şey. Şu ana kadar görünen ipuçları nasıl bir gelecek gösteriyor bu anlamda? Şu anda Türkiye'deki ipuçlarıyla globaldeki ipuçları açıkçası biraz merkezi otoritelerin, ülkeler bazındaki yaklaşımlarının tabiri yerindeyse dozunda farklılıklar görüyoruz. Zaten henüz oldukça az sayıda ülkede bir düzenleme var ama bu süreç başladı.

Ki Türkiye'de kronolojik olarak aslında öncü ülkelerden biri. Çok erken başlıyor. Türkiye kesinlikle adaptasyonda zaten ilk sıralardaydık. Hep son araştırmalara göre de ilk sıralarda çıkmış görünüyoruz. O yüzden de otoriteler düzenlemeyi hızlandırdılar ve SPK nezdinde lisans alınması gereken kuruluşlar haline geliyor paydaşlarımız. Dediğim gibi ben bunu olumlu karşılıyorum. Genel çerçeveyi çizmek gerekiyor. Öte yandan tabi BlockFinger konusu yepyeni bir teknoloji olup

Üzerinde oldukça fazla merkeziyetsizlik projesi, dünyayı bile değiştirebilecek, topluma değer katacak proje oluşturulabilir. Türkiye'nin buradaki adaptasyonun yüksek olması genç, dinamik, girişimci nüfusunun bu projeleri daha fazla oluşturmasını sağlıyor. Düzenlemelerin aslında sadece devletin düzenleyici eli gibi durup bu dinamizmi de engellememesi gerekiyor. Bir yandan da teşvik etmesi gerekiyor teknoloji tarafına.

Peki hala, bakalım devlet bu anlamda bir istisna oluşturacak mı? Genellikle devletin eli kadife eldiven içerisindeki çelikten yumruk gibi geliyor piyasalara ama umarım burada öyle olmaz çünkü nihayetinde tam olarak bunun olmaması adına, bunun alternatifi adına ortaya çıkmış bir olgu ve açılan yoldur. Şimdi peki yine dinleyici tarafına geçeyim ben işin teknolojisini ve düzenlemelerini bir kenara bırakarak. Şimdi sokaktaki kişi için cebinde bir miktar parası olan ve bunu Türkiye'de çok yakıcı şekilde hissettiğimiz enflasyona karşı korumak isteyen için bir sürü yatırım aracı var. Yani gider yatırım aracı olmamakla birlikte bir döviz cinsi para alabilir. MTA alabilir, altın alabilir, gümüş alabilir. Bunlar çok kolay, çok kolay anlaşılıyor. Gramla, bazısı gramla satılıyor, bazısı adetle satılıyor. Yatırım fonları desenize öyle. Faize yatırabilir parasını mevduat olarak. Ama kripto paraları hep teknolojik ayrıntılarıyla anlatıyoruz. Mesela siz bile işte merkeziyetsiz, blok zincir falan bu sokaktaki mesela gümüş mü alayım, altın mı alayım diyen kişi için fazlasıyla ürpertici şeyler. Bu kripto paralar

Teknolojik bir şey mi? Bu teknolojik ayrıntılar gerçekten bu kadar belirleyici mi? Ve bütün bunlar aslında teknik hakimiyeti olmayan o büyük geniş kitle için bir engel oluşturmuyor mu sektörüdür? Teknoloji anlamında gerçekten bu işin geliştiricileri ve arkasındaki yazılım gibi konular oldukça ileri seviyede. Ama bu sadece o işle ilgilenen, geliştiren kitlelerin zaten çok teknolojiye aşina olması ya da uzman olmasını gerektiriyor.

Bu tip yeni teknolojilerin de genelde gözlemlediğimiz bir şey oluyor bence. Yeni teknolojilerde çok terminoloji odaklı konuşuluyor. İşin içine girince, ki ben bundan kaçınmaya çalışan biri olarak ben bile, bunu anlatırken zaten zaman zaman yakalanıyorum buna. O kadar günlük hayatta da alışıyorsunuz ki bizim burada benim de eleştirdiğim bir konu. Biraz kendimi 20 yıl önceki ben telekomünikasyon sektörü geçmişliğim, 20 yıl önceki telekomünikasyon sektöründeki halimize benzetiyorum. O zaman da işte IPTV vesaire VoIP falan böyle mesela VoIP dediğiniz bir ses hizmeti sadece iletim şekli farklı. Yani sen onu müşterilere VoIP olarak söylemek mesela çok saçmaymış ama bunları yaptı sektör. Yavaş yavaş. Bir isim koyunca bir ürüne dönüşüyor, havalı hale geliyor, pazarlanabilir hale geliyor. Böyle biraz kendimizi de havalı hale getirmek için yaptığımız şeyler. Bu teknoloji sektörlerinde yeni oluşan teknoloji alanlarında maalesef geçilen bir süreç. Bu yavaş yavaş zaten aşılacak. Biz de bunun için çok çaba sarf etmek istiyoruz kendi tarafımızda. Ben bunun

Arkasındaki dediğim gibi değeri okumak gerektiğini düşünüyorum. Bunun anlatılması noktasında da zaten sokaktaki insanı değil, eleştiriyi biraz kendimize ve bizlere düşen iş daha fazla. Mesela aslında size az önce projeler dedim. Bunlar hiç de zor anlaşılacak projeler değil bir kısmı. Ama sadece o kriptonun ismi ve tradingdeki günlük değeri konuşuluyor.

Dolayısıyla birazcık aslında onları kıymetlendiren felsefeden aranıyorlar değil mi? Aynen öyle. O işin sadece felsefesini bir bilmek, bu merkeziyetsizlik dediğimiz yapının, yani arada bir aracıya ihtiyaç duyulan her iş için bu icat edilendiğim yeni yazılımın uygulanabileceğini bilmek bir kere felsefe ve genel fikir olarak gerekli, yeterli, çok da kolay kavranacak bir şey. Onun dışında terminoloji, teknolojiye hakim olmak gibi konular çok da ihtiyacımız değil. Ancak bir yatırım yapmak için dediğiniz gibi altın gümüş örneği verdiğinizde yanınıza koyduğunuzda ben bunu biraz daha bir şirkete işe yatırım yapmak gibi görüyorum.

Yine arşivden bir başka gelişme aklıma geldi sohbetin tam bu kısmında. Sohbeti kesmeyeyim diye aktarmadım. Sizlere özel olarak paylaşayım dedim. Costa Rica malumuz bir Latin Amerika ülkesi, Güney Amerika ülkesi. Orada doğan Liberty Reserve adlı bir para biriminden bahsetmek istedim. Bir önceki arada da adına değindiğim. Arthur Budowski adlı eski bir Amerika Birleşik Devletleri vatandaşının geliştirdiği bir paraydı bu dijital ve kripto para. Ardından 30 yıl hapis istemiyle yargılanmıştı ki daha öncesinde Gold Age adlı benzer bir dijital parayı hayata geçirmiş ve kullanım metotları sebebiyle 4 yıl hapse mahkum olmuştu. Belli ki yeterli gelmemiş olacak. Liberty Reserve adlı elektronik para ile birlikte dünya kara para

aklama tarihinin en sıra dışı örneklerinden birini oluşturdu. Üstelik bütün bu sohbetlerin, muhabbetlerin konusu olmadığı dönemde 2013 yılının Mayıs ayında, 2013'ün Mayıs'ında ABD'nin öncülüğündeki 17 ülke ortak bir soruşturma gerçekleştirdi ve Liberty Reserve adlı dijital paranın para aklama için kullanıldığını tespit ederek Costa Rica hükümetine başvurdu. Costa Rica hükümetinin olaydan haberi bile yoktu. Çünkü o dönem %40 komisyonla aklanan kara parayı %1 komisyonla aklayan ve Amerikan yetkililerinin Al Capone bugün yaşasaydı servetinin varlığının tamamını Liberty Reserve'a yatırırdı diye nitelendirdiği bu paranın faaliyet gösterdiği Costa Rica'da kimsenin böyle bir faaliyetten haberi yoktu. Öyle ki 15 yıl boyunca hiçbir şey konuşmama konusunda sözleşme imza alıyordu çalışanlar bu şirkette çalışmaya başlamak için. yeri bile gizli tutuluyordu ve tahmin edeceğiniz gibi o dönemde yani bakın 2013 yılında dahi 1 milyondan fazla kullanıcıya sahip bir para birimiydi Liberty Reserve ama ne yazık ki işte böyle kötüye kullanım sebebiyle dijital paraların, kripto paraların algısını da biraz bozmuştu. Elbette kripto paralar doğası gereği pek çok şey için kullanılabilir, pek çok amaçla kullanılabilir. Aynen itibari paralarda olduğu gibi bu tip istismarlar işin sadece küçük bir boyutu ama çok daha büyük bir boyutunda trilyonlarca, belki katrilyonlarca dolara ulaşacak dev bir finans sistemi var ve bugünkü kripto paralar işte bu boşlukları doldurmanın daha güvenli, daha merkeziyetsiz ve daha hesaplı olarak doldurmanın peşinde.

Fatih Bey ile sohbetimize devam ediyoruz. Şimdi biz algı olarak, yine algı seti olarak geleneksel dünyada hep merkezi yapılarla ilerledik ve merkezi yapılılar oluşturmaya çalıştık. Çünkü onlar bize güven verdi. Hani mesela genel merkezlerimiz var, merkezi işlemcilerimiz var. Merkezler çok önemli. Ama mesela bu yayınımızda dahi baktığımızda sürekli olarak bir merkeziyetsizlik, bir merkezin olmamasından bahsettik. Bu gerçekten iyi bir şey mi?

Kötü bir şey mi? Yani bu az önce de sizin söylediğiniz gibi insanın sokaktaki günlük hayatına değer katacak noktası o kadar fazla ki. Öte yandan belli açılardan kontrol edilebilirlik gerekiyor. İşte o anonimlik dediğimiz şey çok güzel bir şey olmakla birlikte toplum yararı için belli yerlerde tabii ki o anonimliği aşmamız gereken yerler oluyor. Burada zaten bu yeni teknolojinin adaptasyonunda şu anda konuşulan konularda zaten

Ölçeklenebilirlik ana konu. Aslında bir doğrulama var. Merkezde bir yapı yok ama binlerce yapı var aslında bir şeyi doğrulayan. Ama o binlerce yapının o doğrulamaları, o teyitleri çok hızlı yapabilmesi ana konu. Bunun her işlem sayısının yüksek olduğu her işlemi uygulanabilmesi gün geçtikçe... Artan bir kabiliyet ama baktığınızda bir insanların normalde günlük hayatta sohbet ederken bile derdi olan bir sürü konu var. Mesela yurt dışına para göndermek günler alıyor çok pahalı. Bu yeni teknolojiyle bunu çözen bir kripto varlık var. Bir proje var diyeyim az önceki teyimizle. Evet ama işte işin ilginci, hani bunun pahalı ve yavaş olmasının sebebi aslında kriptonun alternatifinin pahalı ve yavaş olması, çok yüksek maliyetli olması değil. Sektörün bizzat bunun böyle olmasını istemesi. Aynen bu mobil iletişim sektöründeki hala ödediğimiz yurt dışı dolaşım ücretleri, roaming ücretleri gibi. Hiçbir mantığı yok. Nihayetinde aynı veri paketi A noktasından B noktasına gidiyor. Ha Antarktika'ya gitmiş, ha yan mahalleye gitmiş ama sektör böyle bakıldığında.

Tercih edilen bir yapı sanki. Tercih edilen bir yapı. Bir yandan da bu tercih edilen yapı adil bir yapı değil son kullanıcı müşteri için. Bunu tehdit eden, bunu değiştirmek için meydan okuyan alternatif bir teknoloji olduğu zaman bu tip şeyler değişiyor.

Mesela biz televizyonu nasıl izlerdik? Lineer izlerdik, antenler takardık, işte uydu operatörlerine yüzlerce dolar, liralar verirdik. Şu anda nasıl oluyor? Streaming dediğimiz yapıyla, band genişliğiyle 19.90'a aynı kontenti yüzde bir fiyatına izliyorsunuz belki. Çok daha fazlasını atlıyor. Evet, çok daha fazlasını. Zamanla ve mekandan bağımsız olarak. Kesinlikle. Bu mesela çok güzel bir örnek. Oradaki yapı tercih sebebi. O tercih sebebinde comfort zonunda insanlar bunu değiştirmez. Bu yeni teknoloji işte onları değiştirecek. Apple'ın CEO'su Tim Cook. Amerikan Emniyet Teşkilatı FBI ile bir terör saldırısı sonrasında bir tartışmaya girmişti. FBI demişti ki teröristin cep telefonunu ele geçirdik, bunu bizim için kıracaksınız, bunun kriptolarını kaldıracaksınız demişti. Bunun için de bir yöntem ödermişti. Bunu sağlayan farklı bir işletim sistemi sürümü yükleyin buna. Biz erişemiyoruz çünkü. Belirli bir sayıda şifreyi yanlış girerse telefon kendi kendini siliyor sistem gereği. Apple'ın CEO'su Tim Cook da demişti ki, bu cehennemin kapısını aralamak olur. Eğer böyle bir imkanı mümkün hale getirirsek, böyle bir seçeneği mümkün hale getirirsek, bunun ne amaçla kim tarafından kullanılacağını bilemeyiz. Yani bugün siz kullanırsınız. Yarın bir gün bir hacker grubu kullanır ve devletin en önemli bilgilerini ele geçirebilir vesaire diye. Yani bu işin istisnaları durumu o kadar ikircikli bir konu ki sadece tarihe kayıda geçsin diye sizden de dinlemek istedim. Kendi fikirlerimi de bu şekilde ölümsüzleştirmek istedim. Yani mesela işte insanların, bireylerin birbirine güveninin üzerine kurulu, daha doğrusu güvensizlik ortamının üzerine kurulu bir kripto yapının aslında tekrar güvene ihtiyaç duyar haline gelmesi biraz insan fıtratı üstünde de bizi düşündürüyor. O anlamda da ilginç. Peki, kripto paralar şimdi tarihçesine baktığımızda çok eskiye dayanmamakla birlikte en popüler bitcoin adlı ürünüyle tanınıyor. Herkesin neredeyse aklındaki jenerik isimlerden biri haline geldi. Ama bir yandan sizin de demin tekrar ettiğiniz gibi bugün 10.000'den fazla, yani 10.000'den fazla değil ama 10.000'e yakın seçeneğe sahip. Peki bir yandan da hani altcoin, shitcoin gibi bir sürü alt travleri oluştu. Şimdi insanlar nihayetinde paralarını, emeklerinin karşılıklarını herkes için çok kıymetli bir şeyi emanet ediyorlar bu sistemlere, bu düzenlere, projelere. Bunları muteber hale getiren ne? Yatırımcılar neye dikkat etsin? Başta genel bir fikir sahibi olmak. Az önce de bahsi geçtiği gibi teknolojiye hakim olmak, teknoloji terimlerinin içinde olmak, blok zincir teknolojisini sonuna kadar öğrenmek gibi ihtiyaç olmasa da genel olarak bir fikir sahibi olmak. Yani bu alan nedir? Bu az önce bahsettiğimiz basit örneklerle de anlaşılabilecek. Merkezileşmiş konuları... Ama bu yatırımcıdan çok şey beklemek değil mi ya? Şöyle kripto varlığın arkasında ne sunduğunu anlamak için çok genel hani ben üç cümleyle ifade edilebilecek bir aslında merkezde bir otoritenin olması gereken her işin bu teknolojiyle yapılabildiğini bilmekten bahsediyorum. Aslında bu yeterli. Şu açıdan soruyorum mesela Bitcoin'e mi yatırayım yoksa işte Meetcoin'e mi yatırayım? İkilemindeki insan neye bakmalı? kullanıcının anlayacağı dilden az önce size verdiğim web browsing örneği gibi aslında işte o token'ın ne yaptığını çok kolay üç cümlede ben anlattım. İşte izlediğin reklamdan para kazanmanı sağlıyor. Mesela bu seviyede anlayabilirsiniz. Tabii ki buradaki ana zaten sıkıntı biraz kullanıcılar için bunları anlayacakları kaynakların sınırlı olması. Bunlar da artacak, illaki artacak. Az önce dediğimiz gibi yeni teknolojinin tüm dönüşümü biraz zaten son kullanıcıya uyum sağlamak zorunda kalıyor. Yoksa da zaten devam edemiyor. Burada iyi bir trend göreceğiz. İkincisi tabii sosyal medyada kanaat önderi dediğimiz. az sayıda da olsa güvenilir insan bulmak mümkün. Bunlarla ilgili yatırım tavsiyesi olmadan aslında biraz anlatan burada nasıl bizler bir şeyler anlattık. İyi örnekler. Aslında bu tokenları, bu projeleri anlatan az sayıda dediğim gibi çok da seçici olmak lazım. Ona da kendileri karar verebilir kaynaklar var. Bir de tabii bu projelerin ana konu ne yaptığını anlamak. olduğu için burada kısa vadeli düşünmemek lazım. Nasıl bitcoin çok uzun sürede buraya geldi, dalgalandı ama onun değer önerisini inananlar, gerçekten işe yarar bir iş olduğunu ve kullanacağına inananlar günün sonunda zaten burada kazandılar. Bu tip şeyleri biraz kendileri bireysel olarak ikna oldukları, faydalı olacakların düşündükleri tutacak projeler diyelim tabir yerindeyse. Bunlarla ilgili karar verip uzun vadede arkasında olmak lazım. Yani bir sektörde çok gözlemlediğimiz tehlikede bir şey var. FOMO dediğimiz Fear of Missing Out. Herkes bir şey yapıyor diye bir telaşlanıp çok kısa vadeli aksiyonlarda bulunmak çok tehlikeli. Hem almak hem satmak yönünde. Özellikle insanları bundan kaçınmayı çok şiddetle salık veriyorum. Kendi bireysel kararlarının arkasında olup, tabiri en iyisi, plana sadık kalıp uzun vadeli yapmaları lazım. Pekala, umarım yani bütün bunlar şimdi Türk yatırımcı profili için bana fazlasıyla talepkar geliyor. Fakat insanlar paraları konusunda hassas davranmayacaksa, kırk kere düşünüp bir kere hareket etmeyecekse ne için edecek değil mi? Daha kıymetli bir şeyimiz yok nihayetinde.

Peki, hazır buradan bir soru daha sorayım. Belki anlatmak istediğiniz diğer konulara da lafınızı kesmiş gibi oldum. Türkiye bu alandaki en hevesli ülkelerden biri. Biraz önceki yanıtlarınız arasında da değindiniz. Biraz bahseder misiniz? Nasıl bir kitleden bahsediyoruz? Türk kripto para yatırımcısının profili ile. Türk kripto para yatırımcısı erkek galiba. Erkek ama erkek dominansı azalıyor. %85'ti. Son araştırma biraz 75'e geriledi gibi gösteriyor. E gayet iyiymiş o zaman. Kadınların gerçekten kripto para yatırımcılığı, yatırım yapma oranı, merakı güngeşlikçe artıyor. Bu gerçekten güzel bir gelişme. Biz de bunu gözlemliyoruz. Daha da artacağına inanıyorum.

Onun haricinde dünyada adaptasyonda son araştırmaya göre dediğim gibi birinciyiz. Hani oran vermek gerekirse tam rakam söyleyeyim. 21.7 olarak açıklandı. Yani 100 kişinin 21.7 ise %21.7 bir noktada kripto varlık alıp satmış. Bu oldukça ücretli bir oran. Arjantin ve Tayland'ın önünde birinciyiz. Genelde ilk beşiden hiç çıkmadık. Ama gün geçtikçe de yukarı çıktık. Dünyada bu ortalama %9.7. Yani dünyada ortamı yüzde onluk bir rakam. Biz de iki katını aşmış durumda. İlgi çok fazla. Bunu ben genel olarak teknoloji sektörü geçmişim olduğu için her türlü yeni teknolojiye gerçekten Türk insanının hem genç dinamik nüfus olması hem de yani yaş fark etmek için benim annem benden çok daha iyi bir Instagram kullanıcısı ama doğduğu Anadolu kasabasında mum ışığında elektriksiz bir kasabada yaşarken şu anda teknolojiyi dibine kadar kullanıyor annem.

Bu da gerçekten etrafımızda gözlemlediğimiz çok müthiş bir teknoloji adaptasyonu. Dolayısıyla bu da beni şaşırtmıyor. Türkiye bu konuda liderliğe devam edecek gibi görünüyor. Ne güzel. Peki şimdi bu liderliğe devam eden Türkiye'de yani dünyada kripto yatırımcısı adına ilk beşte yer alan

%21.7'si kripto paralarla, kripto varlıklarla bir şekilde haşinleşir olmuş bu ülkenin en yeni takas borsalarından birisiniz Bit Hero olarak. Nedir farkınız? Nasıl bir vaatle, nasıl bir iddia ile, nasıl bir ayrıcalıkla yola çıktınız? Bir de onu dinleyelim.

Bizim bitiroyu kurma yaklaşımımıza sebeplerine aslında konuşmalarımızda biraz girdiniz. Sizin de biraz eleştirel, haklı olarak eleştirel bir yaklaşımla. Sektöre bu terminoloji, teknik terimlerin ağırlığı, sokaktaki insan için kulağa zor ve korkutucu gelmesi gerçekten bizim için en önemli konu. Zaten müşterilerimiz, kullanıcılar neyden şikayetti ve nerede zorlanıyorla başladık bitiroyu kurarken.

Amacımız bir kere burada insanları kripto alanındaki adaptasyonu sürecinde hayatlarını kolaylaştırmak. Hayatlarını kolaylaştırmak için de çok fazla yapılacak şey var. Bir, zaten uygulamaların çok daha kolay hale gelmesi gerekiyor. Çok teknik kişiler tarafından oluşturulmuş bu sektörde oldukça fazla terminoloji, teknik terim, uygulamaların kullanım kolaylığı konusunda gerçekten gidecek yol var.

Bizim temel iddiamız burası. Yeni girecek kullanıcıların hayatını kolaylaştırıp, rehber gibi davranarak onların sağ kolu olma. Ama tabii ki deneyimli, uzun süredir bu sektörde olan, kripto varlık alıp satan kullanıcılar için de güvenli, hızlı, esnek bir alternatif olarak da olacağız. Yani temeldeki iddiamız, fark yarattığımız konu müşteri deneyimi olacak. Deneyim derken bu sadece kolaylık ve kullanıcının dilini konuşmak değil. 7-24. İstediği an yardım alabilmesi, soru sorabilmesi, destek alabilmesi bizim için kritik. Bunu da sağlıyor olacağız. İkinci fark yaratacağımız noktada yenilikçi servisler. Dünyadaki diğer borsalarda uygulanan güzel hizmetler var. Bunları Türkiye'ye ilk getiren olacağız. Planlarımızı çok kısa sürede duyuracağız. İkincisi, diğer dijital servis alanlarında bir tık daha olgun olan alanlarda uygulanan güzel modeller var.

Trading gibi insanların günlük hayatındaki zorlandığı konular, bu dataları takip etmek, veriyi takip etmek, haber akışını takip etmek, bunlar artık günümüzde yeni teknolojilerle entegre olarak çok daha kolay yapılabilecek şeyler. Biz bunları da uygulamamızı entegre ederek aslında burada insanların yaşadığı tüm zorlukları adresleyecek, yepyeni bir bakış açısıyla işe alacak bir platformumuz. Bunları yaparken de bir takas borsasından beklenen tabi ana olmazsa olmazlar var. Nedir? Çok güçlü teknolojik altyapı, bilgi güvenliği, likidite dediğimiz çok yoğun bir tahta alıcı ve satıcı olacak ki bu pazar yerinde aslında bir ticaret dönecek. Onu da BTC Türk ile iş birliğine giderek oradaki toplamdaki 6 milyon kullanıcıyla aynı yerde işlem yaptırıyoruz müşterilerimize. Çok ciddi bir likiditemiz var. Yepyeni bir borsa olarak aslında bu anlamda da çok iddialıyız. Bu olmazsa olmaz güven, yönetişim, sermaye yapısı, şeffaflık gibi konuları hiç saymıyorum. Zaten Türkiye'de de yeni düzenlemeyle lisanslı bir oyuncu olarak biz de hayatımıza devam edeceğiz.

Anlattıklarınızdan aklımda kaldığı kadarıyla Bitiro olarak kolay kullanım, daha az teknik jargon, rehberlik hizmeti, güvenilir ve hızlı arayüz ve teknolojisiyle de temsil ettiği, alım-satımına aracılık ettiği paralarla da yenilikçi bir yapı olarak Türkiye'nin en genç, en kahramanlığa aday yeni kripto para borsası. Yola açık olsun diyorum. Teşekkürler, çok sağ olun. Değerli dinleyiciler, bu bölümde kripto para meselesine baktık. Hani hepimizin bir şekilde kulağına çalınan, ve Fatih Bey'in de bahsettiği gibi neredeyse dörtte birimizin bir şekilde tecrübe ettiği bu kripto para dünyasında emeğimizin, zamanımızın, hayatımızı uğruna harcadığımız, hayallerimizin karşılığını kripto varlıklara çevirdiğimiz dünyanın biraz dününe, biraz bugününe ve muhtemel yarınına baktık.

Bütün bunların bizim için ne ifade ettiğini, sıradan bir yatırımcı için bu dünyaya giriş adımlarının ne olduğunu ve elbette CEO'su Fatih Oddoğlu'nun da bilgileri ışığında Türkiye'nin en yeni, en genç kripto para borsası Bithero'nun bu alandaki ayrıcalıklarını ve vaatlerine baktık. Böylelikle bu bölümü tamamlıyoruz. Paranıza, yatırımlarınıza sahip çıkın. Bereketli, bol kazançlı bir yaşam dilerim. Görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)