
3.388 kelime · ~17 dk okuma
Merhaba sevgili dinleyiciler. Hepimiz zaman zaman ulaşamadığımız ya da bizim duygularımızla aynı şekilde hissetmeyen birilerine bir duygu besleyebiliyoruz. Zaman zaman bu aşka da dönüşebiliyor. Ve karşılık alamadığımız süre gelen sürekli bir özlem duyduğumuz ama aynı şekilde karşımızdakinde bunları hissetmediğimiz bu deneyim hepimiz için acı verici olabiliyor. Evet anladınız. Bugün karşılıksız aşktan bahsetmek istiyorum. Karşılıksız aşk aslında oldukça sık yaşanılan bir deneyim. Yani şöyle bir düşündüğünüz zaman, belki bugün, bu esnada, bu podcast'ı dinlediğiniz esnada bir karşılıksız aşk içinde olmayabilirsiniz. Ama eminim hayatınızın bir noktasında siz de karşılıksız aşkın o engebeli sularında takıldınız.
Bundan yıllar yıllar önce ben daha sadece 14 yaşındayken bir gün sınıfta oturuyordum ve kapı açıldı. İçeri o güne kadar hiç görmediğim biri girdi. Kaderin cilvesi midir bilmiyorum. O içeri girdiği anda üzerine bir ışık huzmesi indi. Güneş tam onun üzerinde parladı. İçeri giren kişi aynı zamanda böyle sarışın, renkli gözlüğü
Bugüne kadar gördüğüm, benim için, 14 yaşındaki Gizem için bugüne kadar gördüğüm en yakışıklı insandı. Gerçekten ne olduğumu şaşırdım onu gördüğümde yani bugün 41 yaşındaki halimle üzerinden 27 sene geçmiş, o anı o kadar net hatırlıyorum ki. ...onun o ışık huzmesinin içerisinden süzülüp, sınıfa doğru girişini ve benim aman tanrım bu da kim duygumu dün gibi hatırlıyorum. Sonra kendisinin kim olduğunu anlamaya çalıştım uzun bir süre. Hangi sınıfta olduğunu, isminin ne olduğunu. Bir kız arkadaşının olup olmadığını. 14 yaşında biz o zamanlar çünkü çıkıyorduk insanlarla. Ama çıkmak da zaten teneffüsleri yan yana birlikte geçirmekti aslında. Başka da bir şey olmuyordu. Ama önemli bir eylemdi yani o zamanlar.
...ve gerçekten de kim olduğunu buldum. Adını öğrendim. Sonra, hatta nasıl oldu bugün bile bilmediğim bir şekilde... ...kendisinin bir vesikalık fotoğrafını bile buldum. Tabii o zamanlar cep telefonları yok, öyle... ...insanların fotoğraflarını Instagram'dan şuradan buradan bulamıyoruz. Ve bir süre, yani böyle neredeyse herhalde altı ay... ...belki daha fazla, bütün hayatım... ...onunla, onun, zihnimde onun düşüncesiyle geçmeye başladı.
Tabi bir şekilde bu arada ona da ilgimi aktarmayı başardım. Bu türlü aracılarla diyeyim. Ve ilgimin karşılıksız olduğunu da öğrendim. Tabi bu aşkıma aşk ekledi yani benim için o anda. Aman tanrım yani bu müthiş varlık. Beni benim onu sevdiğim gibi sevmiyor. Ama var hala var yani orada biliyorum. Sonra kendisi benim çok yakın bir arkadaşımla yine tırnak içinde çıkmaya başladı. Biz teneffüslerde falan hep beraber oturmaya başladık. Ben acımı çekmeye devam ettim ama sonra geçti. Karşılıksız aşk tam olarak böyle bir şey aslında. Hayatımıza biri giriyor bir anda. ...ve bizim ona karşı hissettiğimiz duyguları bize hissetmiyor. Ama biz onu öyle bir ışıkta görüyoruz ki, öyle bir parlaklıkta görüyoruz ki... ...ona olan duygularımız bir türlü geçmek bilmiyor. Bize iyisi olmadığını fark etsek de, öğrensek de... ...yine de vazgeçemiyoruz, devam ediyoruz. Ama nereye kadar?
Karşılıksız aşk oldukça sık rastlanan bir durum aslında. Özellikle de benim yaşadığım dönemde, yani ergenlik döneminde çok sık rastlanıyor. Yetişkin hayatımızda da rastlanıyor tabii ki. Hatta bir araştırma her üç kişiden ikisinin hayatının bir noktasında karşılıksız aşkı tutulduğunu gösteriyor.
Şimdi karşılıksız aşktan bahsederken bence en önemli sorulardan bir tanesi şu. Bu gerçek aşk mı? Çünkü biz aşkı bu kadar karşılıklı, işte birbirimizden beslenen, birbirimizi tanıdıkça gelişen, birbirimizi tanıdıkça derinleşen, birbiri için fedakarlık yaptıkça daha da önemli hale gelen bir şey olarak tanımlarken, bu kadar karşılığı olmayan bir şeyi aşk diye tanımlamak mümkün mü? En önemli soru bu herhalde.
Tabii ki ikinci önemli soru da şu anda aranızda karşılıksız aşk yaşayanlar varsa eminim akıllarından bu geçiyordur. Ben bu işin içinden nasıl çıkacağım? Ben bu duygudan nasıl vazgeçeceğim? Bu iki soruya da cevap vereceğim ama bununla beraber sizler için karşılıksız aşk tanımlamak da istiyorum. Nelere karşılıksız aşk diyoruz? Hangi durumlarda daha çok yaşanıyor bu? Ve eğer sık sık karşılıksız aşk içinde kalıyorsa
Bu bizim için ne anlam ifade ediyor? Bunun gibi sorulara değinmek istiyorum. O yüzden hazırsanız başlayalım. Önce karşılıksız aşkı tanımlayarak başlayalım. Karşılıksız aşk her şeyden önce bizim hissettiğimiz duyguların miktarının karşı taraf tarafından hissedilmemesi anlamına geliyor. Çok özetle. Şimdi burada bir dengesizlik de söz konusu olabilir. Yani ben bir insanı çok çok çok seviyor olabilirim. O benden sadece hoşlanıyor olabilir.
...ya da ben bir insana aşık olabilirim... ...o benimle hiç ilgilenmiyor da olabilir. O yüzden bunların her ikisinin de... ...bir cins karşılıksız aşk olduğunu söylemem lazım. Ama çoğu zaman daha sık gördüğümüz durum... ...benim zaten hissettiğim duyguların... ...hiçbir karşılığının karşı tarafta olmaması. Genelde şöyle oluyor mesela... ...bir insan benim yakın arkadaşım... ...ve sadece arkadaşım... ...ama benim ona karşı hislerim arkadaşça değil. Ya da mesela bir insanla ben sınıf arkadaşıyım ya da iş arkadaşıyım. O insanla bir miktar tanışıyoruz. Birbirimizin varlığından haberdarız diye tanımlayayım. Ama benim ona karşı duygularım çok daha fazla. Ya da mesela ben birinden hoşlanıyorum. O insana açılmışım. Ama o insan beni reddetmiş. Ama benim duygularım hiçbir yere gitmemiş.
Ya da eski sevgilime karşı hala bir şeyler hissediyorum. Belki o çoktan artık bizim ilişkimizden uzaklaşmış ve belki hatta başka ilişkilerin içerisine girmiş. Ya da mesela bu situation ship olarak tanımladığımız tam bir ilişki olmayan bir ilişkin içerisindeyim. Ya da belki mesela daha çok cinsellik içeren bir ilişkin içerisindeyim. Karşı taraf beni sadece daha böyle casual bir yerden görüyor. Daha ciddi bir ilişki düşünmüyor benimle ama ben o insan için yanıp tutuşuyorum. Ya da karşındaki insanın bambaşka bir ilişkisi var. Ben o ilişkide olan insanla ilgili başka hislere sahibim. Bunlar genellikle karşılıksız aşk durumları. Neyin karşılıksız aşk olduğunu nasıl anlarım sorusuna da girelim.
Eğer karşımdaki insan benim onun için gösterdiğim eforu göstermiyorsa... ...yani ben onunla vakit geçirmeye çalışırken onun hiç böyle bir ilgisi yoksa... ...ben onunla birlikte bir şeyler yapmaya çalışırken o hiç oralı olmuyorsa... ...hatta reddediyorsa, birlikte vakit geçirme teklifimi... ...bir başkasıyla mutluysa, bir başkasıyla zaten ilişkideyse... Beni hiç bilmiyorsa ya da tanımıyorsa ya da benim ona karşı duygularımdan hiç haberdar değilse, beni tamamen bir arkadaş olarak görüyorsa, bana karşı iyi bile davranmıyorsa, bana gelip başka aşklarından, ilişkilerinden bahsediyorsa veya daha önce de söylediğim gibi beni net olarak reddettiyse bunların hepsi aslında karşılıksız aşkı gösteren durumlar.
Şimdi karşıksız aşkın içeriğinde o aşkımız karşılık bulmadıkça şiddetlenen bir kaygı durumu var tabii ki. Yani ben açılamıyorum ama onun bana karşı hislerinden de emin değilim. Bu bende derin bir kaygı yaratabiliyor. Çünkü bu bir belirsizlik durumu ve her zaman söylediğim gibi belirsizlik her zaman kaygı yaratır.
Kaygının yanı sıra karşılıksız aşkta sık sık böyle olasılıklarla ilgili hayaller kuruyoruz. Şimdi size bunu anlatıyorken Aklıma Çılgın Beliş dizisi geldi. Bu Yonca Ecemi'nin oynadığı. Ne kadar yaş almış olduğumu bu örneğinden de anlayacaksınız. Mesela o dizide...
...Beric karakteri aşık olduğu kişiyle ilgili sürekli hayallere dalardı. Aklıma nedense o geldi. Karşılıksız aşk da böyle bir derin hayal kurma... ...işte birlikte yapabileceklerimizi hayal etme... ...ya da işte ah şimdi yolda karşılaşsak ve işte bana şöyle baksa... ...ya da bana şunu söylese ya da ondan şimdi bir mesaj gelse... ...gibi sürekli bir gerçekleşmemiş ve gerçekleşme ihtimali muhtemelen çok düşük olan... ...olaylarla ilgili yoğun bir hayal kurma hali görüyoruz.
Bazen onun da bize ilgisi olduğunu ama bu ilgisini bizimle paylaşamadığını... ...aslında çok söylemek istediğini ama söyleyemediğini düşünüyoruz. Hatta bu podcast'in girişinde anlattığım kendi hikayemle şeyi hatırlıyorum. Onun da bana baktığı anları yakaladığım zaman... ...tamam kesin o da benden hoşlanıyor ve aslında bana söyleyemiyor bunu diye düşündüğüm zamanları çok net hatırlıyorum. Halbuki çok yüksek ihtimalle ben ona baktığım için o da... ...o bana bakıyor mu diye bana bakıyordu. Ama tabii ki benim o zamanki aklım ve hayalimle... ...bakışlarımızın karşılaşması çok önemli anlamlar ifade ediyordu. Karşılıksız aşkın içerisinde tabii ki o hissettiğimiz yoğun duygularda... ...bir obsesif taraf da var. Yani karşılıksız aşk eşittir obsesyon diyemeyiz. Yani takıntı diyemeyiz.
Ama takıntılı bir taraf olduğu da kesin. Hatta bazı durumlarda bunun gerçek bir takıntıya dönüştüğünü de görebiliyoruz. Eğer öyle bir durumdaysanız mutlaka bir profesyonel destek almanızı tavsiye ederim. Ama zaten bir insan hakkında yoğun bir şekilde düşünmek onu besliyor da bir tarafıyla. Dediğim gibi yani bu böyle artık sizin gündelik hayatınızı bozuyorsa bu insanı düşünmekten iş yapamaz, ders çalışamaz ya da arkadaşlarınızla bile görüşemez hale geldiyseniz yani gündelik hayatınızı bozuyorsa bu düşünceler lütfen profesyonel destek almayı düşünün. Bu insana karşı yaptığımız, gösterdiğimiz çabaların hep karşılıksız kalmasının... ...bizim hevesimizi kırmaması da aslında karşılıksız aşkın önemli bir göstergesi. Yani biz hala o çabayı göstermeye devam ediyoruz. Hala mesela onun karşısına çıkmaya devam ediyoruz.
...onunla bir şekilde iletişime geçmeye devam ediyoruz. Ya da mesela o... ...bizden başka bir ilişkiye girdiyse ya da başka birinden hoşlanıyorsa... ...orada mesela yoğun bir kıskançlık hissediyoruz. Hatta bazen tepki gösteriyoruz. Mesela... ...mesela karşılıksız aşk duyduğumuz kişi bir arkadaşımızsa... ...arkadaşımız bir ilişkiye başladığında... ...arkadaşımıza trip atıyoruz, pasif agresif davranıyoruz... ...ve arkadaşımız bunu anlamıyor bile. Çünkü... ...biz aslında sadece arkadaşız. Yani karşımızdaki insanın hele duygularımızı da bilmiyor.
Bütün bunlar karşılıksız aşk içinde sık gördüğümüz davranışlar. Peki karşılıksız aşk gerçek bir aşk mı? Yani bu soruyu tekrar bir gündeme getirmek istiyorum ama cevabı evet. Karşılıksız aşk da gerçekten aşk. Ne farkı var derseniz aslında şu farkı benim podcastlerimi daha önce dinlemiş olanlar şu farkı bilirler.
Biz aşk diyoruz ama aşkı aslında ikiye ayırıyoruz. Tutulma ve bağlanma. Tutulma kısmı... ...karşılıksız aşkla da çok yoğun gördüğümüz kısım. Yani tutulmayı biz böyle... ...neredeyse bir... ...hastalık gibi... ...bunu gülerek söylüyorum çünkü aslında böyle... ...eski Yunan dünyasında... ...gerçekten love sickness... ...yani böyle aşk hastalığı gibi... ...düşünüp tedavi edilmeye çalışılan bir şey... ...ve bazı kültürlerde de tutulmaya... ...hoş bakılmıyor yani, tutulan insanlara... ...ya geçer geçer geçsin, iyi bir şey değil deniyor. Çünkü gerçekten de aslında böyle semptomları olan bir hastalık gibi. Nedir bu semptomlar derseniz... ...sadece bir hatırlatma olsun diye, çünkü eminim benden daha önce dinlemişsinizdir... ...yemeden içmeden kesilmek neredeyse, işte uykularımızın bölünmesi... ...ama yine de çok enerjimizin olması.
Onu görmek, onunla temas kurmak, onun alanında bulunmak için yoğun bir istek duyuyor olmamız. Aklımızın, fikrimizin hep bu insanlı olması, konuştuğumuz her yerde ondan bahsediyor olmak, onun en ufacık bir hareketinin bile bizim modumuzu inanılmaz etkilemesi. Yani ondan gelen ufacık bir mesajın bile bizim için çok anlamlı olması, onun bizi görüp böyle bir varlığımızı fark ettiğini hissettirmesinin böyle bütün günümüzü iyi hale getirmesi ya da işte bir mesajımıza biraz geç cevap vermesinin bütün modumuzu düşürmesi. ...ya da mesela gerçekten ondan başka bir şeyle ilgilenemiyormuş gibi hissetmek. Yani zihnimize bir başka insanın varlığının pek de girememesi. Size anlattığım hikayede olduğu gibi... ...o insana bu duygularımızın başladığı anı net olarak hatırlamak. Yani benim için işte kapıdan giren bu insanın giriş anını... ...işte aradan 27 sene geçmişken hatırlayabiliyor olmam gibi... ...bu anı hatırlayabilmek. Ve son olarak, buranın altını çizmek istediğim için sona bıraktım, o insanı yoğun bir şekilde idealize etmek. Bunlar işte arkadaşlar tutulmanın semptomları ve karşılıksız aşk çok yoğun bir tutulma içeriyor.
Şimdi idealize etmenin altını neden çizdim? Çünkü aslında bir ilişkiye dönüştüğü zaman tutulma, yani bağlanmaya dönüştükçe diyeyim... ...biz karşımızdaki insanın iyi yanlarını, kötü yanlarını, hatalarını, doğrularını, her şeyini tanıyoruz, görüyoruz... ...ve bununla beraber, bu özelliklerle beraber karşımızdaki insanı seviyoruz ya da sevmiyoruz.
Yani aslında karşımızdaki insanın nasıl bir bütün içerisinde neleri barındırdığını öğreniyoruz... ...ve bu derin bilgiyle duygularımız besleniyor ya da köreliyor. Ama karşılıksız aşkta karşımızdaki insanı tanıyamıyoruz ve onu sadece idealize ediyoruz. Bu doğrusunu isterseniz arkadaşlıklar için bile geçerli. Yani eğer karşılıksız aşkı bir arkadaşınıza karşı hissediyorsanız şu anda hakkınızdan şey geçmiş olabilir. İyi ama ben onu çok iyi tanıyorum. Aslında tanımıyorsunuz. Çünkü arkadaşlıktaki davranışlarımızla romantik ilişkimizdeki davranışlarımız çok farklı olabilir. İnsanlar çok iyi arkadaş olabilirler ama çok iyi bir partner olmayabilirler.
Yani farklı hayatımızın farklı rollerinde... ...farklı karakterler gösterebiliyoruz maalesef. Farklı davranışlar, farklı özellikler gösterebiliyoruz maalesef. O yüzden bir insanı arkadaş olarak çok tanıyor olmanız... ...onun bir partner olarak nasıl özelliğe sahip olduğunu bilmenizi gerektirmiyor. Bu duyguyu eski partnerinize karşı hissediyorsanız... ...onun bir partner olarak nasıl olduğunu biliyor olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ama burada da şöyle küçük bir... Uyarı geçeyim. Zihnimiz nostaljinin etkisiyle... ...geri bıraktığımız ilişkin hep pozitif taraflarını hatırlatıyor bize. O yüzden de aslında mesela o ilişkide canımızın ne kadar yandığını... ...o insanın bizi üzdüğü zamanları ya da işte... ...kendimizi kötü hissettiğimiz zamanları... ...nostaljinin ve karşılıksız aşkın etkisiyle... ...çok da hatırlayamayabiliyoruz. O yüzden de gerçekçi bir bakış açısı benim sevmiyoruz. ve inanılmaz bu insanı zihnimizde yücelttikçe yüceltiyoruz işte birlikte olsak neler olur işte şöyle mutlu oluruz hiç tartışmayız her şey çok yolunda gider müthiş böyle kıvılcımlar havai fişekler patlar maalesef gerçek hayatta bunların böyle olmayacağını da o anda idrak edemiyoruz ama tutulma böyle bir şey zaten
Peki karşılıksız aşkın, eğer sık sık karşılıksız aşk yaşadıysanız bugüne kadar, bu ilk sefer değilse hayatınızda ve kendinizi sık sık bunun içerisinde buluyorsanız bu ne anlama geliyor olabilir? Bazen karşılıksız aşkı öz sabotaj yöntemi olarak kullanabiliyoruz. Ne demek istiyorum? Aslında mesela gerçek bir ilişki yaşamaktan korktuğumuz için, açılmaktan korktuğumuz için, bir insanın karşısında savunmasız kalmaktan korktuğumuz için, ...bağlılıktan korktuğumuz için, fedakarlıktan korktuğumuz için... ...karşılıksız aşkın içinde kalıp, gerçek bir ilişki yaşamadan... ...aşk duygusunu yaşıyor olmanın tadını çıkartmayı tercih edebiliyoruz. Ama bu, uzun vadede bize iyi gelen bir şey değil. Çünkü karşılıksız aşkta gerçek bir bağlantı yok. Gerçek bir aidiyet yok. Gerçek bir temas yok. Öyle olmayınca da aslında hep aç kalıyoruz.
...ve hiçbir zaman tam olarak tatmin olamadığımız için, o ihtiyaçlarımız hiçbir zaman giderilmediği için de... ...gerçek bir ilişkinin faydalarından, psikolojik faydalarından da yararlanamamış oluyoruz. Yani karşıksız aşk bize iyi gelmediği gibi, tam tersi kötü hissettiriyor uzun vadede.
Bazen de bu arada öz saygımızın düşüklüğünden yani gerçekten aslında sevilebilir olduğumuza inanmadığımız için karşılıksız aşkı tekrar edebiliyoruz. Yani bu insan beni gerçekten tanısa aslında sevmez. Ben sevilebilir bir insan değilim ki. Duygularımızdan dolayı hep böyle birilerini uzaktan sevmeyi, onlara uzaktan bakmayı, hiçbir zaman açılmamayı tercih edebiliyoruz.
Bununla ilgili bir tane çalışma var, biraz eskice bir çalışma... ...ama şunu gösteriyor, karşılıksız aşkla... ...karşılıklı aşkı birbirinin ayıran bazı özellikler... ...karşılıksız aşkın, karşılıklı aşka göre birazcık daha az tutku... ...ve biraz daha az bağlılık içerdiğini gösteren çalışma var. Ama tutulma özelinde baktığımız zaman... ...ben tutulmanın aslında karşılıksız aşkın daha yoğun olduğunu da gösteren çalışmalar olduğunu da vurgulamak istiyorum.
Çünkü tutulmanın en iyi tedavi yöntemi aslında açılmaktır ve bir ilişkiye başlamaktır. O yüzden hatta hep şunu deriz, sizin de hakkınızdaki soruya cevap vermiş olayım bir yandan da, karşılıksız aşkın en iyi çözümlerinden bir tanesi, karşınızdaki insan bu durumu bilmiyorsa ona bir an önce açılmaktır. Çünkü reddedilmediğimizde özellikle, yani karşımızdaki insanla bu iletişimi henüz kurmadığımızda... ...biz o hayalleri kurmaya, karşımızdaki insanın bütün davranışlarını yorumlamaya çok daha yoğun bir şekilde devam ediyoruz. Ama reddedildiğimizde en azından zihin o reddedilmeyi proses etmeye başlıyor. Bu arada aklıma hemen şunu getirir, reddedilmekten konuşunca şu geldi aklıma. Bazılarımızın reddedilme hassasiyeti de çok çok yoğun. Yani reddedilmekten o kadar korkuyoruz ki, o kadar kaçınıyoruz ki... ...açılamıyoruz ve karşılıksız aşk içinde kalmayı tercih ediyoruz. Bu çocuklukta yoğun bir şekilde reddedilmiş olmaktan kaynaklanabilir. Veya başka sebepleri de olabilir tabii ki.
Ama eğer tekrar tekrar kendinizi bir karşılıksız aşk içinde buluyorsanız, altta yatan patenleri, altta yatan durumları anlamak için mutlaka hem biraz kendinize dönmenizi ve kendinize bazı soruları sormanızı tavsiye ederim. Ya şunun gibi, ben nasıl insanlara karşı karşılıksız aşkı hissediyorum? Mesela, Hep kendimden daha zeki ya da kendimden daha başarılı... ...ya da kendimden daha çekici gördüğüm insanlara karşı mı karşılıksız aşkı hissediyorum? Yani kendimde olmadığına inandığım bir şeyi mi karşıda bulmaya çalışıyorum? Bu soru çok önemli bir soru.
...ya da hayatımın hangi dönemlerinde karşılıksız aşk yaşamaya daha meyilli oluyorum? Çünkü öz saygımızın biraz daha düşük olduğu zamanlar var hayatımızda. Mesela yeni bir işe girdiğimizde, yeni bir yere taşındığımızda... ...ya da bir konuyla ilgili derin bir kalp kırıklığı yaşadığımızda öz saygımız daha düşük oluyor. Acaba böyle zamanlarda mı?
Karşıksız aşk yaşamaya daha meyilliyim sorusunu bir sormamız lazım. Ya da çocuklukta nasıl bir ortamda büyüdüğüm, sevilebilir olduğuma inanıyor muyum? Bir ilişki yaşamaya hazır olduğuma inanıyor muyum? Birinin karşısında savunmasız kalabileceğime inanıyor muyum?
Bu soruları mutlaka sorun kendinize eğer tekrar tekrar karşılıksız aşk yaşıyorsanız ve bu anlamda bir değerlendirin kendinizi. Eğer bu soruların içinden çıkamıyormuş gibi hissediyorsanız buralarda işte profesyonel desteğin çok yardımı dokunacaktır. Şimdi karşılıksız aşkta diyelim ki açıldınız. ...veya asla açılabilecek gibi hissetmiyorsunuz kendinizi ama artık bunun içinde de kalmak istemiyorsunuz. İşte tam bu noktada sınırlar mevzusu gündeme geliyor. Yani nasıl kendinize sınır koyabilirsiniz? Bir kere zaten bu da bence bu podcast mutlaka söylenmesi gereken bir şey. Biz karşımızdaki insana bu yoğun ve kendimizce güzel hisleri hissediyor olabiliriz... ...ama karşımızdaki insan için bizim bu duygularımız hiç hoş olmayabilir.
Hatta işte bazı noktalarda daha önce... ...şiddeti ben nereden bileyim bölümünde bahsettiğim... ...stalking davranışlarına bile girebilir davranışlarımız. Yani sürekli biz bu insanın... ...bulunduğu ortamda bulunmaya çalışabiliriz. Onun takıldığı yerlerde takılmaya çalışabiliriz. Ona mesajlar gönderebiliriz, arayabiliriz. Sosyal medyada mesela sürekli... ...stoylarına bakıp veya işte onlara bir emoji bırakıp... ...bir şekilde varlığımızı göstermeye çalışıyor olabiliriz. Ama bu karşımızdaki insan için aslında rahatsız edici olabilir.
...hele de reddedildiysek zaten hali hazırda... ...karşımızdaki insan bize artık nasıl bunu yani bu... ...isteksizliğini nasıl gösterebileceğini bilemiyor da olabilir. Çünkü biz karşılıksız aşka hep böyle... ...bu aşka hisseden tarafından bakıyoruz ve... ...belki hatta üzülerek, kalbimiz kırılarak biraz... ...ya bu kadar yoğun bir aşkın karşılıksız kalması ne kadar üzücü... ...gibi bir yerden bakıyoruz. Bunu çok iyi anlıyorum. Dediğim gibi ben de bu durumun içinde bulundum.
Ama bir yandan da bu aşkın hedefinde olan insan için de birini reddetmek hem derin bir suçluluk duygusu getiriyor. Bazen utanç duygusu getiriyor. Ve gerçekten zaten birini reddetmek kendi başına da üzücü bir şey. Yani biz böyle reddeden insan için bunun kolay olduğunu düşünebiliyoruz bazen ama değil aslında.
O yüzden tam bu noktada kendimize biraz sınırlar koymamız lazım. Ne gibi? Yani mesela onunla aynı ortamda bulunmaktan uzaklaşmak... ...ya da onun sık gittiği yerlere gitmemeye çalışmak. Ya da mesela sosyal medyada onu takip ediyorsak... ...mümkünse hesaplarımızdan çıkartmak ve başka fake hesaplardan da bakmamaya çalışmak.
Kendimizi hayal kurarken yakaladığımızda bunları bilinçli bir şekilde bölmek ve bunun bize bir faydası olmadığını hatırlatmak gibi kendi kendimize en azından böyle sınırlar getirmemiz lazım. Aslında şunu da hatırlamakta fayda var. Bunu biz yaptıkça daha fazla yapıyoruz. Kendimize engel olmaya başladıkça ufak ufak bu alışkanlığımız... ...yani mesela hayal kurma alışkanlığımız ya da ona sosyal medyada sürekli bakma alışkanlığımız da azalıyor, köreliyor. Ve zihnimizde aslında ne kadar canlı tutarsak bu aşkı, o kadar duygularımızı da besliyoruz.
Eğer biz onun zihnimizdeki yerini azaltabilirsek hissettiğimiz duyguların yoğunluğu da azalıyor. Tam da bu noktada kendimizi biraz daha başka şeylere adamak. Yani bu belki başka insanlarla görüşmek olabilir, yeni hobiler edinip yeni arkadaş grupları içerisine girmek olabilir. Bir süredir görüşmediğimiz eski arkadaşlarımıza tekrar temasa geçip biraz farklı insanlarla sosyalleşmek olabilir. Bir süredir mesela gitmeyi planladığımız bir yere gitmek olabilir. Yani farklı şeyler yaparak aslında zihnimizdeki bu insanın yoğunluğunu seyretmek gerekiyor. Ve karşılıksız aşkın aslında en iyi çözümleri de buralardan geçiyor dediğimiz gibi.
Ve son şu soruyla bitirmek istiyorum. Karşılıksız aşk kavuşunca biter mi? Yani diyelim ki ben bu insana karşı bir şeyler hissediyorum, hissediyorum, hissediyorum. Bir türlü açılamıyorum. Sonunda açılıyorum ve ah o da bana böyle şeyler hissediyormuş. Şimdi büyüsü bozulacak mı bu ilişkinin? Kısmen evet. Maalesef.
Çünkü buradaki aşkın büyüsü biraz onu elde edememekten ve onu idealize etmekten geçiyor anlattığım gibi. Bir insanı elde ettiğimizde, bir insanla kavuştuğumuzda aslında onun idealize ettiğimiz insan olmadığını görüyoruz. Yani olumsuz taraflarını da görmeye başlıyoruz. Bu aşkımızın küçüleceği ya da gideceği anlamına gelmiyor. Aşkımızın şekil değiştireceği anlamına geliyor. Yani artık daha gerçekçi bir yerden onu sevmeye başlayacağımız
...anlamına geliyor. Ya da artık öyle sevmeyeceğimiz anlamına geliyor. İkisi de mümkün. Ama artık o tür bir büyü bozulmuş oluyor. Bir de şu geldi aklıma. Diyelim ki bir insanı karşılıksız sevdik. Uzunca bir sürede sevdik. Ve sonra başka bir insanla bir ilişkiye girdik. Yani o karşılıksız aşk yaşadığımız insanın üzerimizdeki etkisi devam eder mi? Zihnimize zaman zaman gelir mi?
...ya da diyelim ki bir gün onunla karşılaştık... ...oraya kapılır mıyız sorusu geliyorsa aklımıza. Şimdi bu sorunun cevabı... ...aslında tabii ki birazcık o süreçle de çok ilişkili. Yani genel geçer bir... ..."Aa hayır canım, asla etkilenmezsiniz bir daha." gibi bir cevap verebilmek mümkün değil. Çünkü şu an içinde bulunduğunuz ilişkide... ...ne noktadasınız, ne kadar tatmin olmuş hissediyorsunuz... ...ne kadar bağlı hissediyorsunuz bugünkü ilişkinize... ...bununla çok ilişkisi var.
Ve tabii ki daha önce bu karşılıksız aşk duyduğunuz insan şu anda sizinle nasıl bir temas kuruyor? Bununla da çok ilişkisi var. Ama böyle bir durum içerisinde olabilecek olanlar için şunu söylemek istiyorum. Şu an elinizdeki ilişkide karşılıklı bir aşk içerisindeyseniz ne olur şeyi hatırlamaya çalışın. Bu daha gerçekçi bir aşk.
Diğeri de aşk. Ama bu daha birbirinizi tanıyarak geliştirdiğiniz, emek vererek geliştirdiğiniz bir aşk. O yüzden idealize ettiğiniz bir aşk uğruna elinizdeki ilişkideki aşkı kaybetmeye değer mi sorusunu sormak lazım. Belki de cevabı değerdir. Bunu ancak siz bilebilirsiniz. Ama bu soruyu sormadan fevri bir şekilde hareket etmemenizi önermeyi...
uygun görüyorum bence sizi daha mutlu edecek bir sonuçla karşılaşırsınız en azından favori hareket etmezseniz diyerek bu bölümü bitiriyorum umarım karşılıksız aşkı yaşayanlara ya da hayatının bir noktasında bunu yaşamış olanlara iyi hissettirmiştir bu bölüm hepinize çok sevgilerimi gönderiyorum bir sonraki bölümde görüşmek üzere
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.