
3.218 kelime · ~16 dk okuma
Hiç sevdiğiniz bir insan tarafından kalbiniz kırıldı mı? Hiç anlaşılmamış ve önemsenmemiş hissettiniz mi? Böyle hissettiğinizde sizde oluşan duygunun aslında tam olarak kalp kırıklığı olduğunu biliyor musunuz? Bugün sizinle kalp kırıklıkları hakkında konuşmak istiyorum.
Belki şaşıracaksınız ama kalp kırıklığı üzerine geniş bir literatür var. Çünkü bu duygu diğer birçok duygudan farklı bir duygu. Hazırsanız hadi gelin başlayalım. Nelere kalbimiz kırılıyor ve kalp kırıklığı hissettiğimizde neler oluyor? Bunlar hakkında konuşalım.
Kalp kırıklığı hakkında konuşmaya başlamadan önce küçük bir araya gireyim ve şunu söyleyeyim. Bizim gerçekten sosyal acı, duygusal acı diye tanımladığımız bir şey olduğunu biliyor musunuz? Yani mesela kolumuzu çarptığımızda kolumuz acıyor, elimizi yaktığımızda elimiz acıyor, yanıyor. Ne bileyim, küçük parmağımızı sehpanın köşesine çarptığımızda canımız çok çok çok acıyor. Bunları tanımlıyoruz güzel güzel ama duygusal acıyı tanımlamakta nedense küçük çekiyoruz. Halbuki bütün yaralar illa fiziksel olmak zorunda değil. Duygusal yaralarımız da var ve bu duygusal yaralar gerçekten canımızı acıtıyor. Baktığımızda sosyal acıyla fiziksel acının aslında benzeyen tarafları da var. Ne derseniz mesela her ikisinde de
...bir tepki gösteriyoruz. O tepkilerle çok benziyor. Ağlıyoruz, bağırıyoruz... ...ne bileyim, yastıkları yumrukluyoruz. Bir tepki alıyor aslında acı. Çünkü acı bir uyarandır ve o uyarana bir tepki verilir. Daha belki de sizi bilimsel olarak etkileyecek olan şey... ...beyninizde de aynı alanlar aktive oluyor. Yani sosyal acıyla fiziksel acı beynimizde benzer bölgeleri aktive ediyor. Ve öyle olduğunda şunu anlıyoruz. Aslında acı fiziksel ya da duygusal fark etmeksizin aslında bizi etkiliyor ve benzer şekilde etkiliyor.
Şimdi sosyal acının farklı farklı türleri olabilir ama en tipik ve en üzerine konuştuğumuz özel formu kalp kırıklığı. Kalp kırıklığı daha çok bir sosyal yaralanma sonucu hissedilir. Sosyal yaralanma ne demek diye aklınızdan geçiriyor olabilirsiniz. Sosyal yaralanma bizim sosyal olarak içinde bulunduğumuz durumun aslında bizim zannettiğimiz kadar iyi olmadığını hissettiğimiz zamanlarda yaşanır. Yani mesela bir insan için çok değerli olduğumuzu düşünüyoruzdur. Varsayıyoruzdur. Ama aslında o kadar değerli olmadığımızı görürüz. Ya da bir insan için biricik olduğumuzu düşünüyoruzdur. Aslında değildir. Ya da bir grup tarafından kabul gördüğümüze ya da göreceğimize inanıyoruzdur. Ama o grup bizi dışarıda bırakır. Bütün bunların hepsi biricik sosyal yaralanmadır. Ve aslında sosyal yaralanma bize o ilişkideki geleceğimize dair bir bilgi verir. Yani eğer biz mesela bir grup tarafından kabul göreceğimize inanırken... ...o grup bizi dışarıda bırakıyorsa... ...aa demek ki ben gelecekte bu grubun içerisinde yer bulamam bilgisini almış oluruz. Ya da mesela kendimizi çok güvende hissettiğimiz bir ilişkide kalbimiz kırılıyorsa... ...belki de artık o kadar güvende değilizdir o ilişkin içerisinde. Yani geleceğimiz hakkında da bilgi almış oluruz.
Kalp kırıklığının diğer duygulardan farklı olduğunu söyledim. Bunun üzerine basmak istiyorum. Kalp kırıklığı, korkudan, üzüntüden, kızgınlıktan, kaygıdan, utançtan farklı bir duygudur. Hepsinden izler taşır ve bütün bu saydığım duyguları tetikler. Ama bunların hiçbiri değildir. Kalp kırıklığının en önemli farkı bunlardan. Tek değil ama en önemli farkı. Kalp kırıklığının çok daha acı verici ve çok daha uzun süreli oluşudur. Yani mesela ben bu bilgiyi ilk öğrendiğimde çok etkilenmiştim. Ve lütfen bunu kendiniz de yapın. Mesela en çok mutlu olduğunuz anı hatırlıyor musunuz? Bir düşünün. O anı şu anda düşündüğünüzde o an ki kadar mutlu musunuz? Veya mesela en çok utandığınız anı bir düşünün. Şu anda aynı miktarda utanıyor musunuz bununla ilişkili?
Bir de en çok kalbinizi kıran durumu düşünün. O durumun ne kadar o kalp kırıklığının size şu anda benzer bir şekilde kalbinizi hissettiğinizi fark edebiliyor musunuz? Kalp kırıklığı hatırlandıkça tekrar tekrar kalbinizi kıran bir duruma da yol açıyor. O yüzden de böyle buruk bir his. Yani mesela ilk terk edilişinizi düşünün. Şu anda da o anı düşündüğünüzde
ne kadar o esnada böyle kendinizi kötü hissettiğinizi ne kadar buruk hissettiğinizi hatırlayın şu anda da benzer bir şeyi kalbinizde böyle inceden hissedeceksiniz o yüzden mesela böyle çok dramatik şarkıları dinlediğimizde aslında o anda öyle bir şey yaşamıyor olsak bile böyle bir şey oluruz etkileniriz yani mesela özellikle de o dönemde yaşadığımız bir şarkıyı bir anda duyarsak Tıpkı o zamanda yaşadığımız duyguları hissederiz. Ve bu çok bence enteresan bir şey. Yani mesela diyelim ki şu anda çok mutlu bir ilişkin içerisindesiniz. Ama bir ayrılık şarkısı çalıyor. Ve siz yani hatırlıyorsunuz oradaki duygularınızı. Mutlu bile olsanız, o anda böyle o ayrılık şarkısıyla kendinizi neredeyse ayrılık acısı yaşarken bulabilirsiniz. Kalp kırıklığı öyle bir duygu.
Hatta bir tane araştırma var. Biraz eskice bir araştırma ama ben çok seviyorum dışlanmayla da çok. Zaten dışlanma kalp kırıklığı yaratan önemli davranışlardan bir tanesi. Birazdan anlatacağım. Dışlanmayla ilgili yapılan bir araştırmada insanlar suratlarının ortasına bir tane yumruk yemeyi
...dışlanmaya tercih ediyorlar. Çünkü... ...yani... ...bir yumruk yediğiniz zaman... ...onun acısı tabii ki o anda çok yüksek... ...ama geçiyor. Ama dışlandığınız zaman... ...bunun etkileri... ...çok daha uzun süreli. Şimdi... ...hepimizin içinde... ...sosyometre dediğimiz... ...yani literatürde sosyometre diye geçen... ...bir... ...mekanizma var. Yani bu bir psikolojik mekanizma tabii ki... ...ama şunu yapıyor...
Mesela ben bu podcastı siz dinlerken keşke yanınızda olabilsem ve yüzünüzü görebilsem. Çünkü mesela bir konuşma verirken veya birine bir şey anlatırken onun tepkilerini biz devamlı ölçüyoruz. Hoşlanıyor mu şu anda anlattıklarımdan? Beni anlıyor mu?
Aa, benimle ilgili şu an ne düşünüyor? Her şey yolunda mı? Değil mi? Bir dakika ya, şu anda hiç mutlu gözükmüyor. Bütün bunlar aklımızdan sürekli akan şeyler. Biz bunların farkında olsak da olmasak da. Yani aslında iletişimde olduğumuz her an karşımızdaki insanların tepkilerini değerlendiriyoruz.
ne kadar iyiyiz şu anda, bu iletişimde ne kadar iyiyiz ve sürekli reddedildiğimiz ya da kabul edildiğimiz ya da içeride tutulduğumuz, dışarıda bırakıldığımız, sevildiğimiz, sevilmediğimize dair ipuçları arıyoruz. Ve eğer negatif bir şey yakalarsak, o sistem bir anda bize alarm vermeye başlıyor. Burada bir sorun var. Bu insan senin şu anda yaptığın şeyden hoşlanmıyor. Şu anda söylediğin şeyden hoşlanmıyor. Şu anda bir şekilde seninle iletişiminde bir problem var. Yani dediğim gibi, bunun çalıştığının farkında olmayabiliriz bu mekanizmanızın. Ama bu devamlı arka planda var.
Bazılarımız için bu arada daha yoğun, bazılarımız için daha hafif. Ve tabii ki hepimiz sosyal ipuçlarını okumakta aynı miktarda başarılı değiliz. Bazılarımız bu konuda çok iyiyken, bazılarımız bu konuda çok kötüyüz. Ama sonuç olarak aslında hepimiz sosyal ipuçlarına karşı bir miktar duyarlıyız. Bunun bir spektrum olduğunu hatırlamakta fayda var tabii ki. Ama o ipuçları bizim için aslında bir yandan da hayati bir önem taşıyor.
Bu podcast'ı benden daha önce duymuş olabilirsiniz ama duymadıysanız baştan bir anlatmak isterim ki insanlar, sosyal hayvanlar hepimiz bağlantıda kalmak üzerine kurulmuş bir evrimsel mekanizma üzerinden hayatta kalıyoruz aslında. Başka insanlara, başka varlıklara ihtiyaç duyuyoruz. ...ve o sosyal bağlantıda olma hali... ...belki de bugünlere gelebilmiş olmamızın... ...temel sebeplerinden bir tanesi. Çünkü insanlar... ...tek başlarına... ...aslında... ...çok da... ...başarılı, çok da... ...avantajı yüksek canlılar değiller. Çok da öyle şey... ...güçlü bir tür değiliz.
O yüzden de grup halinde biz çok iyi olabiliyoruz. Grup halinde korunabiliyoruz. Grup halinde bir şeyler başarabiliyoruz. O yüzden de grup halinde kalabilmek bizi hayatta tutan şey. Ve grup halinde kalabilmenin en önemli yöntemlerinden bir tanesi... ...o grup içerisinde iyi geçinebilmek ve grup içerisinde kalmayı başarabilmek. Yani gruptan dışlanmak bir nevi tecrit edilmek. Yani bir nevi ölüm anlamına geliyor.
Çünkü belki bugün modern dünyada bu tam olarak zihninizde canlanmayabilir. Ama ilkel bir, mesela ormanlık alandasınız ve bir grup içerisinde suya, yiyeceğe erişiminiz var veya işte barınmaya erişiminiz var. Eğer o gruptan dışlanırsanız, o zaman tek başınasınız. Ve karşınıza bir yabani hayvan da çıksa tek başınasınız. Veya işte su bulmak için de tek başınasınız. O yüzden de mutlaka bir grup aidiyetini tekrar kurmak durumundasınız. İşte tam da bu yüzden insanların dışlanmakla ilgili veya sosyal yaralanmayla ilgili fazla gelişmiş hatta zaman zaman fazladan uyarı veren bir sisteme sahip olduğuna inanıyoruz.
O yüzden de mesela reddedilme ipuçlarını normalde aldığımızdan çok daha, normalde diğer ipuçlarını aldığımızdan çok daha hızlı alabiliyoruz ve bu tarz ipuçları başka ipuçlarının yarattığı etkiden daha derin bir etki de yaratabiliyor. Peki en çok neler kalbimizi kırıyor? Yani nedir en böyle derinden yaralayanlar? Bir kere her şeyden önce en yakınımızdaki insanlar kalbimizi en çok kırmayı başarıyorlar.
Bilinçli bir şekilde bize verilen, bize yapılan yanlışlar... ...kalbimizi daha çok kırıyor. Yani birinin istemeden bizim kalbimizi kırmasıyla... ...bilinçli bir şekilde söylediği şeyin bizi inciteceğini bile bile söylemesi mesela... ...çok büyük bir fark yaratıyor. Bir yandan da özellikle böyle aşağılayan... ...ya da ilişkiyi iyice önemsizleştiren mesajlar... ...en çok kalbimizi kıran mesajlar oluyor.
En önemsediğimiz ilişkilerdeki reddedilme mesajları yani aslında en yoğun kalp kırıklığı yaratanlar. Buna bir sürü örnek verebilirim ama mesela ihtiyaç halinde aradığınız ebeveyninizin sizin o esnadaki sıkıntınıza hiç ilgilenmemesi çok tipik bir örnektir. ...ya da bir tartışma esnasında partnerinizin... ...sizin ona daha önce söylediğiniz böyle hassas bir tarafınızı ele veren bir konuyu... ...tekrar gündeme getirip kalbinizi kırmak için kullanması bir örnektir. Neden peki en yakınımızdakiler daha çok kalbinizi kırıyor? Bunu da bir sormak lazım. Bir kere her şeyden önce onlarla daha fazla etkileşimdeyiz. Olasılığı arttırıyoruz.
İkincisi, her zaman şu savunmamız var yabancı insanlar için. Yani beni daha iyi tanısa benimle, benimle ilgili böyle düşünmezdi. Ya o yüzden mesela tanımadığımız bir insanın ya da anonim bir hesabın bizim hakkımıza yaptığı yorum yine canımızı acıtıyor ama daha az acıtıyor. Aynı yorumu yakınımızdan biri yaptığı zaman ne olduğumuzu şaşırıyoruz. Çünkü o defansımız kalmıyor. Beni bilse böyle söylemezdi, defansımız kalmıyor.
Bir de tabii ki en yakınımızdakiler en hassas olduğumuz noktaları daha iyi biliyorlar. O yüzden de ellerinde aslında böyle bir şey var. Kalbimizi kırabilecekler listesi var. Başka bir önemli sebep de onları kaybetme ihtimalimizin bizim için daha...
...üzücü olması. Yani ben... ...en yakın arkadaşımı... ...kaybetmek istemiyorum. Yani kalbimi kırdığı... ...bir olay içerisine girdiysek... ...ilişkimizin tehlikede olduğu anlamına gelebiliyor bu. Ve onu kaybetmek benim için... ...tanımadığım bir insanla ilişkimin bitmesinden... ...çok çok çok daha önemli. Ve yani... ...tahmin edersiniz ki... ...bir insan bize ne kadar yakınsa... ...onun... ...kalbimizi kıracak şeyler söylediğinde bizde yarattığı hisler... ...o kadar güçlü.
Peki hangi durumlar kalbinizi kırıyor? Şimdi bunları bir şey sırasında neredeyse söyleyeceğim size. Hangi oranda kalbinizi kırdıkları ihtimaline göre söyleyeceğim size. Yani ilk söylediğim en çok kalbinizi kıracak durum gibi düşünebilirsiniz. İlk sırada reddedilme, net bir şekilde reddedilme durumları var. Bu hafta sonu birlikte bir şeyler yapalım mı? Hayır. Bu mesela, yani ehlede bir sebep belirtilmiyorsa veya belirtilen sebep o insanın bizimle vakit geçirmek istememesi ise, o zaman kalbinizin kırılması çok daha yoğun oluyor. Terk edilme durumları, yani gerçekten mesela bu ghosting gibi durumların aslında ne kadar yoğun bir kalp kırıklığı yarattığını buradan da anlayabilirsiniz.
Veya, az önce söylediğim gibi, dışlanma durumları. Yani bir arkadaş grubu mesela, bir arkadaş grubundasınız ve size haber vermeden bir plan yapıyorlar ve sizi dışarıda bırakıyorlar. İşte bu gerçekten çok ciddi bir kalp kırıklığı yaratıyor. ...ya da sevdiğiniz bir insanla ilişkiniz bitiyor yani terk ediliyorsunuz. Bu çok yoğun bir kalp kırıklığı yaratıyor. Bunlar kadar derin kalp kırıklığı yaratan... ...başka olaylar da kalp kırıklığı yaratıyor ama bunlar en tepede geliyor diyebiliriz. İkincisi hani böyle pasif agresif bir yerden reddedilmek.
Yani bu tartışmada olduğunuz bir partnerin sizinle göstemesi kurmayı reddetmesi olabilir. Yaklaşmaya çalıştıkça sizi sözleriyle veya tavırlarıyla ittirmesi olabilir. Bir şekilde oraya tekrar ilişki kurmaya çalıştığınız herhangi bir durumda o insanın ilgisizliğini size böyle... alttan alta vermesi olabilir. Bunlara da pasif etkileşimsizlik diyebiliriz aslında. Bunlar da yine çok kalbimizi kırıyor. Çünkü aslında burada muhatap alınmadığımızı hissediyoruz. Şimdi buradan da mesela şeye örnek vermek istiyorum.
Özellikle bu sessiz muamele dediğimiz, trip attığımız, tavır koyduğumuz, karşımızdaki insanı yok saydığımız, sevgisizliğimizi cezalandırdığımız durumların aslında ne kadar büyük kalp kırıklığı yarattığını anlamanızı çok istiyorum. İlişkilerde bunlar böyle... Sık sık yaptığımız durumlar olabiliyor bazen ve hep şunu söylüyoruz. E o da anlasın beni ne kadar üzdüğünü. Ama orantısız bir ceza oluyor aslında bu. Karşımızdaki insanın bizi üzmesine verdiğimiz tepki adına bakıldığınızda... ...bunun yarattığı etki, ilişkideki güvenin yakınlığı, samimiyeti çok derin yer alıyor. O yüzden bundan mümkün olduğu kadar kaçınmamız gerekiyor.
Yine bunlara yakın oranda kalbimizi kıran... ...tabii ki duyduğunuz da tabii ki diyeceksiniz... ...kandırılmış hissetme durumları. Şimdi mesela aldatma gibi durumları... ...bence ilk sıraya koyabiliriz yani. Aldatılma durumlarında karşımızdaki insanın bizi... ...neredeyse terk ettiğini ya da ilişkinin dışında bıraktığını... ...kalbinin dışında bıraktığını bir nevi hissediyoruz.
Bir de kandırıldığımız durumlar var değil mi? Yani mesela atıyorum, partnerimiz ortak hesabımızdan bir harcama yapıyor ve bize hiç söylemiyor ya da yalan söylüyor. Ya da bizim hoşlanmadığımız bir şey bir davranış içerisinde ama bize yalan söylüyor. Ya da bazen arkadaşlarımız tarafından kandırılabiliyoruz. Bazen iş arkadaşlarımız tarafından kandırılıyoruz. Mesela şöyle bir durumda çok kalbimizi kırıyor.
Diyelim ki bir gün önce iş yerinde sizi bir projeye dahil ediyor biri. Ama ertesi gün sizi işten çıkartıyor. Bu da çok yoğun kandırılmış hissettiriyor. Yani sadece aslında işten çıkarılmakla kalmıyorsunuz. Bir gün önce size başka bir şey söylenmiş, başka bir vaat verilmiş. Yani mesela şey durumu da çok kalbiniz kırar. Bir insanla bir konuşma yapıyorsunuzdur ve o konuşma içerisinde size hissettirdiği duygular çok farklıdır.
Ertesi gün bunun tam tersi gibi davranır. O zaman da çok kandırılmış hissediyoruz ve o çok çok derin bir kalp kırıklığı yaratıyor. Onun dışında eleştirilmek, özellikle sevdiğimiz insanlar tarafından yıkıcı bir şekilde eleştirilmek, bizimle dalga geçilmesi, özellikle hassas olduğumuz konularla ilgili yoğun bir şekilde dalga geçilmesi bizimle kalbimizi kırıyor. Bir de belki aslında bunu duyduğunuzda evet diyeceksiniz ama tanımlamakta zorlanmış olabilirsiniz daha önce. Takdir edilmediğimizde ya da zaten hani hayatta ya o zaten var benim hayatımda yani çok böyle özel hissettirilmediğimizde de kalbiniz kırılıyor.
Hani böyle bazen bir ilişkideki varlığımız ya da yaptıklarımız zaten çok normal görülür. Zaten çok böyle ekstra, oraya bizim ne kadar özen gösterdiğimiz fark edilmez. Bunlar da aslında bizde kalp kırıklığı yaratıyor. Peki, yani bu kadar canımızı acıtan bir duygu neden var? Dediğim gibi, aslında evrimsel olarak ihtiyacımız var. Yani, bizim kalbimizi kıran insanlardan veya durumlardan bizi uzaklaştırmak için kalp kırıklığı var. Kalp kırıklığını hissettiğimiz zaman bu aslında bize bir sinyal. Burada bir sıkıntı var, bunu çözmen lazım.
Buradan uzaklaşman yani bu durumdan uzaklaşman ve bir şekilde bu ilişkide kalmak istiyorsan başka bir yöntem bulman ya da bu ilişkiden uzaklaşman lazım sinyerini bize veriyor. İkincisi de dediğim gibi o ilişkileri sürdürmek eğer faydamızaysa o ilişkilerin tehlikede olabileceğini hissettiriyor. Belirsizlik durumları çok yoğun bir şekilde bizde mesela kaygı oluşturabilir diyorum hep. Özellikle sosyal durumlarla ilgili belirsizlik çok yoğun kaygı yaratıyor. Çünkü sosyal durumlarla ilgili belirsizliği negatife yormaya hep daha meyilli oluyoruz.
O böyle mutlaka sevildiğimizden, kabul edildiğimizden emin olmak istiyoruz. O yüzden mesela belirsizlik içerisinde her türlü ilişkisel durum çok çok derindir, yoğundur. Yapılan araştırmalar aslında kalp kırıklığıyla ilgili şunu gösteriyor. Reddedilmek tabii ki canımızı acıtıyor. Ama bir ilişkide tanındıkça reddedilmek daha kötü. Yani mesela bir insan bizi baştan red etse şeyi daha kolay söyleyebiliyoruz. Yani beni tanımıyordu zaten. Ama bir insan beni tanıdıkça benimle ilgili olumsuz şeyler daha fazla düşünüyorsa bu kalbimizi daha çok kırıyor.
Bir araştırma var mesela. O araştırmada şu bulunuyor. Tabii ki hiçbirimiz reddedilmekten hoşlanmıyoruz. Yani... ...her zaman kabul edilmeyi, reddedilmeyi tercih ediyoruz. Tabii ki. Zaman içerisinde insanların bizi kabul etmesi... ...baştan bizi kabul etmelerinden daha kötü. Çünkü... ...bu şu anlama geliyor. Baştan bizimle ilgili... ...olumsuz bir yerdelermiş ya da nötr bir yerdelermiş de... ...tanıdıkça kabul etmişler.
Belki bu şöyle bir his yarattığındandır. Yani baştan verdiğim izlenim o kadar olumlu değilmiş bir his yarattığındandır. Ama hepimizin şununla ilgili bir meselesi var. Sonradan reddedilmek. Yani başta pozitifken onun zaman içerisinde negatife dönüşmesi. Çünkü bu ilişkide bir problem olduğunu, ilişkinin kurallarını bozduğumuzu, ilişkide yanlış bir şeyler yaptığımıza işaret ediyor. O yüzden hiçbirimiz bundan hoşlanmıyoruz. Kalp kırıklığının mesela bir başka araştırmasında kalp kırıklığıyla ilgili insanlara onları yeni terk etmiş olan eski sevgilerinin fotoğrafları gözüküyor ve terk edilme anını hayal etmeleri isteniyor katılımcılardan.
ve zihinlerinde aktif olan bölge fiziksel olarak onlara bir acı verildiğinde aynı deneyde veriliyor uyarılan bölgelerle aynı yani o başta söylemiştim bunu ama mesela işte terk edilme duygusunun özellikle bakıldığı bir deney bu baktığımızda zaten hiçbirimiz reddedilmekten hoşlanmıyoruz doğal olarak ama bazılarımız reddedilme konusunda biraz daha hassasız buna da reddedilme hassasiyeti deniyor Reddedilme hassasiyeti daha yoğun olan insanlar zaten bir ilişki içerisinde kaygıyla reddedilmeyi bekliyorlar. Reddedilme ipuçlarını daha yoğun okuyorlar ve reddedilme ipucu yakaladıkları anda buna da çok daha yüksek tepkiler veriyorlar. Genellikle erken dönem ilişkilerde reddedilmeye maruz kalan, çocuklukta reddedilmeye maruz kalan insanlar bu anlamda çok daha hassas oluyorlar. Çünkü zaten kafalarında reddedileceklerine dair bir beklenti var. O yüzden de bütün ilişkilerini, reddedilme ipuçlarını bekleyerek geçiriyorlar. ve bunu yakaladıkları anda da genellikle çok fazla tepki verdikleri için ilişkiyi belki bir sefer bu yoğun tepki problem yaratmıyor ama tekrar tekrar tekrar tekrar bu tip durumlar yaşandığı için gerçekten de bir süre sonra ilişki
olumsuz bir yere gidiyor. Böylece kişinin kafasındaki şemada perçinleniyor. Evet, ben zaten reddediliyorum, sevilmiyorum. Baktığımız zaman reddedilme hassasiyeti yüksek olan insanlar toplum içerisinde daha etkileşimden kaçınan, yalnızlığı daha fazla hisseden, akranlarına daha agresif olan, ayrılık sonrası depresyon semptomlarını yaşamaya daha meyilli olan Ve ilişki içerisinde de daha fazla agresif davranışlar gösteren insanlar oluyorlar. Son olarak bir de şeyi söylemek istiyorum. Sosyal dışlanma konusuna değinmek istiyorum. Çok çok hızlı. Zaten aslında bir miktar anlattım. Ama sosyal dışlanmanın şöyle bir tarafı da var. Onu da hemen söylemek istiyorum.
Biz sosyal olarak hep kabul görmek istiyoruz. O yüzden de öyle bir şey ki bu... ...bizim mesela aslında çok içinde bulunmak istemediğimiz bir grubun üyeleri tarafından bile kabul görmek istiyoruz. Ya da insanlar bizi yanlışlıkla dışarıda bıraktıklarında dahi bizi yine kötü hissediyoruz.
Ya da mesela aslında orada kabul edilmek bizim için... ...iyi olmayacak olsa bile... ...kabul edilmeyi hala daha fazla tercih edebiliyoruz. Bununla ilgili sayısız araştırma var. Ve dışlanma durumu... ...gerçekten çok net olarak kaçırmak istediğimiz bir şey hayatta. Bununla ilgili şunu söylemek istiyorum. Çok yakınlarda bununla ilgili benim de bir makalem çıktı. Çok fazla araştırma var sosyal dışlanmayla ilgili, onu söyledim.
Ama bu araştırmaların çok büyük bir kısmı sosyal dışlanma bizi nasıl hissettiriyor üzerine. Sosyal dışlanmanın etkisi nasıl azaltılarla ilgili yapılan araştırmalar genellikle çok daha bir sonuca varmıyor. Yani şöyle, ne olursa olsun o dışlanmayı hissediyoruz. ...zu gösteriyor birçok araştırma. Tabii ki öf saygısı yüksek olan insanlar dışlanmadan daha çabuk toparlanıyorlar. Ya da mesela... ...bir şekilde yazma aktivitesi yapan insanlar dışlanmadan daha çabuk toparlanıyorlar. Zaman içerisinde dışlanmanın etkileri tabii ki biraz daha azalıyor. Tekrar tekrar o anıyı canlandırmazsak zihnimizde.
Ama dışlanmayı baştan tamponlayan bir şey pek de bulunamıyordu. Ta ki biz bunun araştırmalarını yapana kadar. Bunu da böyle şu yüzden de anlatmak istiyorum bu podcast'ta. Aranızda beni dinleyen anaokul öğretmenleri, ilkokul öğretmenleri ya da işte ortaokul lise öğretmenleri var. Ya da üniversitede veya işte okullarda rehberlik öğretmenliği yapan dinleyicilerim var, biliyorum.
Bu bilgiyi kullanabileceğinizi biliyorum okullarda. Veya dinleyicilerimin kendileri için de bu bilgiyi kullanabileceklerini biliyorum. O yüzden söylemek istiyorum. O da şu ki, bir arkadaşınızla herhangi bir etkileşim dışlanma öncesinde veya hemen sonrasında çok daha hızlı toplanmamıza sebep oluyor. Mesela diyelim ki... İçeride hiç iyi hissetmeyeceğinizi bildiğiniz bir toplantıya gidiyorsunuz. Veya işte bir partiye gidiyorsunuz. Gitmek zorundasınız ama orada sizi dahil etmeyeceklerini biliyorsunuz o insanların. Lütfen öncesinde bir arkadaşınızla güzel vakit geçirin ve öyle gidin o buluşmaya. Çünkü o arkadaşınızla yaptığınız görüşme sizi bir miktar koruyor. Oradaki dış zaman etkilerinden.
Bir miktar dememin sebebi şu, bu çok derinde yer alan bir sistem olduğu için her türlü o dışlanmayı hissedeceksiniz ve bir miktar etkileneceksiniz. Ama daha az etkilenmeniz mümkün. Ya da diyelim ki size kötü hissettiren bir deneyim geçirdiniz. Ne olur hemen sonrasında sevdiğinizi iyi hissettiren bir insanı arayın ve şöyle bir 5-10 dakika sohbet edin. Bunların etkisinin çok yüksek olduğunu bulduk.
Bununla ilgili bu arada merak edenler varsa, makalenin linkini podcast'ın açıklamasında paylaşırım ben de. Oradan girip bakabilirler. Ama bunu okullarda zorbalığa uğrayan, dışlanan çocuklar için çok fazla kullanabileceğimizi düşünüyorum. Özellikle bu arkadaşlık sistemini çok güzel kullanabileceğimizi düşünüyorum.
O yüzden de bunlar üzerine daha fazla kafa yormamız lazım. Çünkü kalp kırıklığını sadece romantik ilişkilere veya aile çocuk ilişkisine bırakmamak lazım. Kalp kırıklığı çok fazla durumda hissettiğimiz bir şey. Bunları da söyleyerek podcastı bitiriyorum. Geçen hafta karşıksız aşktan bahsetmiştim. Oradaki kalp kırıklığı konusunu bugün birazcık daha açmış olduk. Herkese çok sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.