Podcast

Gaslight’landınız!

Yakın İlişkiler

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Yakın İlişkiler'in bu bölümünde Psikolog Dr. Gizem Sürenkök "gaslighting" konuşuyor. Ama duymaya alışık olduğumuz gibi ilişki bağlamında değil.

Hiç, hem gündelik hayatımızda hem de sosyal medyada sürekli gaslightin'lendiğimizi farkettiniz mi? Sürekli bir şekilde algılarımız manipüle ediliyor ve bazı bir şeylerin gerçek olduğuna inandırılıyoruz. Bunu fark ettiğimiz zaman kontrol algımız biraz yitiyor ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu sürekli sorgulamaya başlıyoruz. Peki neye güvenebiliriz ve bunun nasıl üstesinden geliriz?




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.899 kelime · ~9 dk okuma

Merhaba sevgili dinleyiciler. Bugün karşınızda gaslighting konusuyla varım. Ama gaslighting'i bu sefer ilişki bağlamından çıkarmak ve çok daha genele yaymak istiyorum. Şimdi size desem ki hepimiz aslında devamlı gaslightlanıyoruz. Acaba nasıl hissedersiniz? Ama maalesef durum bu. Şöyle ki aslında günlülük hayatımızda hem sosyal medyada hem de günümüzün

Her anında bir şekilde algılarımız manipüle ediliyor ve bir şekilde bir şeylerin gerçek olduğunu inandırılıyoruz. Bunu fark ettiğimiz zaman kontrol algımız biraz yitiyor ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu sürekli sorgulamaya başlıyoruz. Bunun üzerine kafa yorduğum bu günlerde sizinle de bu konuyu biraz paylaşmak istedim. Çünkü neye güvenebiliriz ve nasıl aslında bunun üstesinden geliriz bence önemli sorular. O yüzden hazırsanız nasıl guestlightlanıyoruz konulu podcastimize başlayalım ve beraber bunun hakkında konuşalım.

Aslında şuradan başlayalım. Yani Gay Sighting ne demek diye tekrar bir alalım. Çünkü her zaman hepimiz bu kavramı tam olarak anlayamayabiliyoruz. Gay Sighting en basit haliyle... ...gerçeklerimizin karşımızdaki kişi veya kurumlar... ...veya kaynaklar tarafından çarpıtılması demek. Gay Sighting'i biz çok fazla ilişki özelinde kullanıyoruz. Romantik ilişkilerde, arkadaşlık ilişkilerinde, aile ilişkilerinde... nasıl gerçekten gözümüze gördüğümüz ya da gerçek olduğunu bildiğimiz şeylerin karşı taraf tarafından çarpıtıldığına ya da duygularımızın veya düşüncelerimizin geçerli veya doğru olmadığına inandırıldığımıza değiniyoruz. Ama aslında bir de toplum düzeyinde gestaltung'e uğrayabiliyoruz. Bu hangi araçlarla oluyor? Biraz bunun üzerine de düşünelim istiyorum. Bir yandan da gerçekten bundan kaçınmak mümkün mü bu devirde? Buna da bakalım istiyorum. Çok basit bir yerden başlayalım. Mesela takip ettiğimiz, hepimizin takip ettiği belli insanlar var. Ve bu insanların sosyal medyası üzerinden onların hayatlarına bir göz atmış oluyoruz. Yani görüyor oluyoruz kimileri her 10 dakikada bir story paylaşıyor. Gün içerisinde 15 tane story paylaşan var. Ya da tweet atanlar kendi hayatlarıyla ilgili. Ve bunlar üzerinden biz aslında o insanların hayatlarını gözlemliyoruz.

Transkriptin tamamını oku

Peki, bize doğruyu söylediklerine emin miyiz? Yani mesela bize hayatlarının en güzel taraflarını gösteren bu insanların... ...hayatları içerisinde gerçekten sadece bu anlardan ibaret olduğunu mu düşünüyoruz? Yoksa başka bir yerde, derinde ya da arka tarafta... ...bambaşka hayatlar yaşadıklarına daha emin miyiz bir yandan? Ya da bunun üzerine hiç düşünüyor muyuz? Bir kere şöyle bir şey gelmişti başıma. Sanıyorum podcastlerde hiç bahsetmedim bundan ama...

Belki bir yerlerde duymuşsunuzdur benden bunu. Kızımla biz bir tiyatro izlemeye gitmiştik ve önümüzde bir anneyle kızı oturuyordu. Bizim hemen önümüzde oturdukları için ister istemez görme şansını elde ettik diyeceğim ama aslında şans değildi. Olumsuz bir durumdu çünkü ama daha iyisini bulamadığım için beni affedin. Bu anneyle kız yani kız herhalde 9-10 yaşlarında bir kızdı. Anne ile kız kendi içerisinde bir çatışma hali içindelerdi ve anne çocuğunu böyle belirgin bir şekilde azarlıyordu ve kız da ağlıyordu. Daha sonra bu azarlama seansının bitiminden herhalde maksimum iki dakika sonra anne telefonunu çıkardı. Kız o esnada hala ağlamaya devam ediyordu. Anne telefonunu çıkardı, Instagram'da storylerini açtı... ...ve kızına dönüp, yani ben ne konuştuklarını duyamıyordum tabii ama sadece gördüklerimden anlatıyorum... ...story çekmek istediğini belli edecek bir şey yaptı. Kız gözyaşlarını sildi, gülerek storyde poz verdiler. Anne, sanıyorum artık onu paylaşmıştır, kız ağlamaya devam etti sonrasında. Peki ya diyelim ki biz bu anneyi takip ediyoruz sosyal medyada. Bizim gördüğümüz şey anneyle kızın çok keyifli bir şekilde bir tiyatroya gittikleri. Halbuki arka planda o insanların yaşadıkları bambaşka bir durum. Yani aslında biz o anda bile gay saydınıyoruz. Çünkü bizim algıladığımızla gerçekte olan birbirinden çok farklı.

Yani bizim gerçeklerimiz bir nevi çarpıtılmış oluyor. Bununla beraber mesela sürekli olarak sosyal medyada da farklı bilgilere maruz kalıyoruz. Gerçekte olanın gerçekte olduğunu nereden bilebiliriz? Özellikle şimdi zaten yapay zekanın kullanılmasıyla beraber karşımıza çıkan görüntülerin bile doğru olduğunu emin olamıyorum. Ya da mesela bir yerde bir savaş durumu yaşandığında oradan paylaşıldığını iddia edilen görüntülerin oradan olmadığını da bilebiliyoruz. Ya da mesela toplumsal bir olayda bir durumun yaşandığı iddia ediliyor ama o durumun hiç yaşanmadığını sonradan öğrenebiliyoruz. Yani aslında bilinçli bir şekilde insanlar bizim algımızı yönlendirmeye çalışabiliyorlar. Bu arada mesela şöyle yöntemler de çok fazla uygulanıyor. Geçmiş inkar edilebiliyor ya da yeniden yazılabiliyor. Yani biz mesela bir olayın olduğunun eminiz, biliyoruz ama çok güçlü bir figür çıkıp karşımıza böyle bir şey yaşanmadı diyebiliyor ya da aslında bu tam sizin bildiğiniz gibi yaşanmadı diyebiliyor ya da aslında çok önemli bir olay oluyor. Ama o olay çok önemsizmiş gibi yansıtılabiliyor. Ya da o olayın üzerinde dikkatimiz kalmasın diye başka konular gündeme getirilebiliyor ve biz o konuyu hiç fark etmeyebiliyoruz. Yani o konunun ne kadar önemli olduğuna dair algımız değiştirilebiliyor. Ya da mesela diyelim ki iklim krizi gibi ya da başka konularda aslında çok önemli olan konuları gündeme getirmeye çalışan insanların çabası aşağılanabiliyor ya da bu insanlarla dalga geçilebiliyor. Böylece aslında o konular sanki önemsizmiş gibi bize hissettirilmeye başlıyor.

Ve öyle olunca biz belki aslında bizim için çok önemli olabilecek, çok gerçek olabilecek bir konuyu kaçırabiliyoruz. Hatta mesela şey de var, bazen mesela karşımıza çıkan, sosyal medyada karşımıza çıkan içerikler, biliyorsunuz bunu, eminim duymuşsunuzdur ama karşımıza çıkan içerikler de değiştirilebiliyor. Öyle olunca da biz mesela aslında bir konu gündemimizdeyken... ...başka bir konu bir anda sürekli karşımıza çıktığı için... ...önemli olan konuyu geride bırakabiliyoruz. Ya da mesela yalan haberler çıkabiliyor ortaya... ...ve aslında hiç bir o konuyla ilgili hiç alakası olmayan bir yalan haber yüzünden... ...bir konu hakkında toplum huzursuzlaşabiliyor. Bazen mesela biz aslında karşımıza konuşan insanın... ...güvenilir olduğunu veya bir bilim insanı olduğunu düşünüyoruz. Ama o insan bize yanlış bilgi verebiliyor, yalan bilgi verebiliyor. Bunları pandemi döneminde gördük. Dediğim gibi savaşla ilgili durumlarda görebiliyoruz. Bazen ekonomiyle ilgili durumlarda görebiliyoruz. Başka bir takım siyasi olaylarda görebiliyoruz. Böylece aslında sürekli bir kirli bilgiye maruz bırakılarak kendi gerçekliğimizden şaşıyoruz.

Peki bu gestaltlanma durumu bugün mü oluşmaya başladı? Hatta bunu mesela çok soruluyor. Yani böyle gestalting, lawbombing bu gibi kavramlar yeni mi gündeme geldi? Bunlar hiç mi yoktu? Tabii ki vardı. Yani tabii ki daha önce de gestalting vardı. Ama sosyal medya gibi bilginin çok hızlı yayıldığı, çok fazla insanın zaten mevcut olduğu, anonim çok fazla hesabın olduğu oluşturulabileceği, yani her türlü bilginin kendi başına bir anda yaratılabileceği ortamlarda doğal olarak bu çok daha kolay hale geldi. Yani doğru bilgi de belki artık elimize daha hızlı geçiyor. Mesela bunu 6 Şubat depreminde maalesef görmüştük.

Gerçek olan bilgi de karşımıza çıktı ama aynı şekilde yanlış olan bilgi de karşımıza çok hızlı çıktı. Ve maalesef sorgulamadan kabul ettiğimiz bütün bilgiler bizi de bu tuzağa düşürmüş oluyor. İşin kötü yanı, Bizim sosyal medyalarımız özellikle bizim gibi düşünen insanlardan oluşuyor. Yani baktığımızda böyle bir yanılsamamız da var. Kendi yankı odalarımızda diyeyim, bizim gibi düşünen insanlar, bizim gibi hayata bakan insanlar, zaten bizim okuduğumuz kaynaklardan bilgiyi alan insanlardan oluşan sosyal medyalarımızda ister istemez zaten benzer bilgilere maruz kalıyoruz. Öyle olunca da hangi düşüncede olup olmamızdan çok bağımsız bu. Gerçek neydi zaten bilemiyoruz. Yani bunlar, çoğu zaman bu yöntemler toplumsal kutuplaşmayı körüklemek için yapılabiliyor, azınlıkları zor durumda bırakmak için yapılabiliyor, ırkçı, cinsiyetçi, ulusalcı, türcü söylemleri desteklemek için kullanılabiliyor.

Zaten bir belirsizlik durumu hakimken, bunlar hep o belirsizliğin içerisinde kendilerine çok daha yer bulabiliyorlar. Bir de ana akım medyayla ilgili içimizde oluşan şüphe, yani aslında kim doğru bilgiyi veriyor düşüncesi, bizi alternatif kaynaklara yönelttiğinde aslında alternatif kaynaklar anlamında da zorlanıyoruz. Görüyorum ben aslında. Eskiden en azından güvendiğimiz birkaç kaynak vardı, birkaç isim vardı, birkaç kurum vardı. Şimdi hem güvendiğimiz insanların sayısı azaldı, kurumların sayısı azaldı. Belki bu anlamda denetlemeler azaldı ya da denetlemelerin de doğru yapıldığına emin olmaz oldum. Öyle olunca, kurgu ile gerçek arasındaki sınır ortadan kalkmaya başladı. Yani baktığımızda zaten, az önce de söyledim, teknolojinin gelişmesiyle. Sesler klonlanabiliyor, videolar editlenebiliyor, sosyal medyada bir sürü bot var. Öyle olunca gerçeklik algımız sürekli çarpıtılıyor.

Şimdi bu neye yol açıyor diye düşünebilirsiniz. Tabii ki zaten genel olarak bir güvensizlik hissine yol açıyor. Bu sayede kime ve neye güvenebileceğimizi bilmez oluyoruz. Yani şüpheci insanlar haline geliyoruz. Yakın ilişkilerimizde bile güvenemez hale geliyoruz. Hatıralarımızı sorguluyoruz. Kendi hatıralarımızdan bile emin olamayabiliyoruz.

...çaresiz hissediyoruz, umutsuz hissediyoruz. Bir de yani bu kadar çok farklı bilginin içerisinde... ...hangi bilginin doğru olduğunu bilememek... ...yalnızlık hissini de körükleyebiliyor, ait olamama hissini de körükleyebiliyor. Bir de bence en önemlisi, kendimize ait düşünceler geliştirmekte... ...güçlük çekmeye başlıyoruz. Yani ben neye inanıyorum? Ben ne üzerinden inancımı, düşüncemi belirleyebilirim ki?

Çünkü gördüğüm şeyin gerçek olup olmadığını bilmiyorum. Bu durumda hangi bazı temel alarak üzerine kuracağım? Burada da problem yaşamaya başlıyoruz. Peki, ne yapabilirim? Ben bununla ilgili ne yapabilirim? Çünkü bundan kaçış çok fazla yok. O yüzden de kendi savunma mekanizmalarımı geliştirmem lazım. Burada da şunun altını çizmem gerekiyor.

Bu gördüklerim gerçek mi? Bu kaynaklar sağlam mı? Bu konuşan insan doğru eğitimi almış mı? Bu konuda bilimsel bir gerçek var mı gibi soruları sormam lazım. Çünkü benim karşıma uzman diye çıkartılan insan her zaman o konuda uzman olmayabiliyor. Mesela benim karşıma ve benim kendi alanımda bile psikolog olduğunu iddia eden bir insan psikolog olmayabiliyor.

Ya da mesela biri çıkıp tıbbın bir konusu mesela atıyorum kardiyoloji hakkında konuşan bir insan kardiyoloji alanında uzman olmayabiliyor. Çıkıp bir mesela suplemanı öneren bir insan bununla hiç ilgisi olmayan bir alanda çalışıyor olabiliyor. Yani ben önce bir bunu sormam lazım. Bunlar gerçekten güvenilir kaynaklar mı? Sonra da şunu da sormam gerekiyor.

...bu haber kaynağının bir tarafı var mı? Yani mesela biz araştırmalarımızı yayınlarken... ...altında mutlaka araştırmacıların... ...bu çalışmadan bir faydası var mı sorusuna cevap verilir. Ve hepimizin şunu imzalaması gerekir... ...doğru kaynaklarda yayınlanıyorsa... ...benim bu çalışmadan bir çıkarım yok. Çünkü maalesef, maalesef... ...gördüğümüz bize sosyal medyada gösterilen birçok çalışma... ...belli bir sonucu elde etmek için de yapılabiliyor.

Öyle olduğu için bu çalışmanın gerçekten sahipleri tarafsız insanlar mı diye sormam lazım. Ya da mesela karşıma çıkan bir bilgi bazen tek bir kaynaktan ve güvenilir olmayan bir kaynaktan toplanmış oluyor. Bazen mesela benim Twitter'da karşıma bir veri çıkıyor. İşte mesela şey gibi, Türk toplumunun %80'i bilmem ne, bilmem nedir gibi bir şey çıkıyor. Bakıyorum, inceliyorum ve... ...toplanılan datanın mesela sadece 200 kişiye sorularak toplandığını görüyorum. Ya da işte belli bir şehirde yaşayan insanlardan toplandığını görüyorum. Ya da mesela atıyorum, toplumun farklı kesimlerini içerisinde barındırmayan bir örneklemden toplandığını görüyorum. Ve bu aslında büyük bir problem. Yani bu data nasıl toplanmış?

Gerçekten bana anlatılanlar mantıklı bir çerçeveye oturuyor mu? Bunları mutlaka sormam lazım. Bu yüzden de karşıt görüşleri takip edebilmek de çok önemli. Yani ben sadece kendimi gibi düşünen insanları takip ediyorsam, sadece bunlardan oluşturuyorsam, o zaman aslında dediğim gibi o yankı odasında kalıyorum. O yüzden karşıt görüşleri takip ederek nerelerde bunlar ortaklaşıyor, nerelerde 180 derece birbirinden farklı şeyler söylüyorlar.

Ve tabii şunlar da önemli. Güvendiğim bilimsel kaynaklardan yararlanan platformlar var mı? Benim güvendiğim bugüne kadar objektif görüşleriyle beni yanıltmayan insanlar var mı? Aynı fikirde olmak zorunda değilsiniz bu insanlarla. Önemli olan bu insanların objektif baktığını düşünmeniz. Farklı bağımsız haber kaynaklarını takip ediyor muyum? Farklı farklı kaynakları takip ediyor muyum? Bunları mutlaka sormam gerekiyor.

Yine sosyal medya alışkanlıklarım anlamında da yani kendimi biraz korumam, burada zamansal sınırlar koyabilmem lazım. Sosyal medyadaki algoritmaların farkına varıyor olmam lazım. Gerektiği zaman o sınırı koyup bir süre sosyal medyadan uzaklaşmam lazım. Çevremde kendi fikrine güvendiğim, doğru bilgiye ulaştığına güvendiğim insanlar tutabilmem lazım.

Ve tabii ki soru sormaktan kaçınmamam. Yani bilgiye kendimin de ulaşabileceğine ve bunun için çaba harcamam gerektiğine inanmam lazım. Merak etmem, soru sormam, diyalog kurmam lazım. Kendi varsayımlarım üzerinden hareket etmeden farklı bilgilere açık olmam lazım.

Bunlar aslında bizim romantik ilişkilerde de önerdiğimiz şeyler. Yani kendi gerçekliğimizi korumak için yapmamızı önerdiğimiz şeyler. Bunu toplumsal bir boyutta da yapmamız gerekiyor. Ancak o sayede hakikatle çarpıtılan arasındaki farkı göreceğiz. Ve o sayede aslında daha doğru bilgiye ulaşarak kendi kararlarımızı daha iyi bir şekilde vereceğiz. Ben buna inanıyorum. O yüzden çok daha az gestaltlandığımız ve bunun farkında olarak bununla mücadele ettiğimiz günler gelsin diye umut ediyorum. Umarım bu podcast hepiniz için faydalı olmuştur. Herkese çok sevgilerimi gönderiyorum.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)