Podcast

Ankara'da Dubai Sos Zor İki Gözüm

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Samet ve Fethi bu bölümde yarı ünlü simalardan birinin sanat hayatına ve dansına yönelik olarak sarf edilen yorumlara verdiği yanıtların üzerinden geçerken, yaşadıkları şehirde Dubai Soslu Tavuk Dürüm yeme şansına erişebildikleri için kendilerini bir kez daha olası nazarlara karşı markajlıyorlar.  Fethi'nin yemek siparişlerini üç aşamada bitirmesi Samet'i düşündürürken, bölüm sonu canavarı bu defa Mor ve Ötesi oluyor.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.055 kelime · ~10 dk okuma

Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.

Selen Gör Güzel, dikkat çeken dansına sosyal medyada gelen tepkilere... ...aramızda kalmasın programında cevap verdi. Direkt böyle mi gireceğiz bölüme? Selam Sabah yok mu? Abi konunun aciliyeti var. Selen Hanım'ın o kadar da vakti yok. Devam ediyorum hemen. Bizden selam bekleyen milyonlarca hayranımız, uçsuz bucaksız kitleler ne olacak? Halkımız ne olacak peki? Abi ben beklerim de Selen Hanım, yani Selen Gör Güzel...

Yani o yaşadıkları konusunda çok tahammülsüz, çok kırılgan bir hal almış. Anladığım kadarıyla çok üstüne gidilmiş. Onun hak ettiği değer durmadan başkalarına verilmiş. Hani böyle durumlarda önce karşımızdakini dinleriz ya. Kendi konumuzu ön plana alırsak düşüncesizlik etmiş gibi olur ya. Bilmem nasıl yapalım? Sen hep böyle yapıyorsun ama bak. Hep böyle yapıyorsun. Beni de arada bırakıyorsun. Daha haberin, ben içeriğini bilmiyorum, geçmiş olsun demediğim için mahcubiyet yaşıyorum Selena Hanım'a. Daha Selena Hanım'ı da bilmiyorum, o kim?

Transkriptin tamamını oku

Nezaket borçlandım tanımadığım birine. Tamam lütfen habere geçelim. Ben de bileyim neye utandığımı. Ünlü isim kalçasından utanarak büyüdüğünü açıkladı. Fethiciğim burada kalçasının varoluşundan mı utanıyor yoksa vücudunun utanma merkezi kalçası mı? Ben haberi doğru anlamak isterim. Selen Hanım'ın anlattıklarından aktarıyorum abi. Kalçamdan utanıyordum. Belime kazak bağlayıp kapatırdım. Bir dönem küçültmek için Liposuction yaptırdım. Ne zamanki Jennifer Lopez, Kardashian ailesi ve Beyoncé'nin kalçaları popüler oldu, ben de kalçamı sevmeye başladım. Özgüven için kalçaya ihtiyacım yok. Dans ederken şarkı söyleyebilen buyursun gelsin, alnından öpeyim. Playback ve 50 tane dansçıyla şov yapıp starım diye geçinenlerden artık hicap duyuyorum. Yaptıklarımı takdir etmek lazım. Emek bu kadar yok sayılamaz. Bazı ünlü arkadaşlar bana hakaret etmek için sahte hesap açıyor.

Anadolu ateşindeki dansçı arkadaşıma dansım çok mu kötü diye sordum. Kıyafetle dansın örtüşmediği için sakil durduğunu söyledi. Ben dansçı değilim ki. Dansı seksi olmak için yapmıyorum. Müzik ruhumla bütünleşiyor. Samet bu haberde dile getirilen gerçeklik senden, benden, bizden o kadar bağımsız ki. Müsaade edersen ben öncelikle bir nefes almak istiyorum. Of!

Ben müsaadenle ufak bir tatil yapacağım. Olur. Hiç iyi hissetmiyorum bu duyduklarımdan sonra. Bir boy verip gelsem iyi olur gibi yani. Bu nasıl haber abi? Abi bildiğim kadarıyla müzikle uğraşıyorsun sen.

Enstrüman çalıyorsun, düzenlediğin yazdığın şarkılar var, sahne alıyorsun. Grupların var, ne bileyim bir çalışma ritüelin var. Bu uğurda yolunun Selen Görgüzel'in yoluyla kesiştiğini, ya bir an için benzer dertlerle sınandığını hissettin mi hiç? Yani bu haberde söze geçen müzik adlı branşın. Müzik adlı sanatın, bu disiplinin senin uğraştığın müzikle aynı müzik olduğunu söyleyebilir miyiz? Lütfen ilgili tecrübelerini bizimle paylaşır mısın? Şu an bitirelim mi programı? Komple finali böyle olsun mu? Olur. İnsanlar düşünsün, dursun. Güzel güzel şaka yapıyorlardı, ne oldu diye soranlar olsun birbirine. Biri şöyle desin, aynen öyle kardeşim, Selen Görgüzel'in demeçleri arasında feci şekilde can verdi. Öldü, boğularak öldü.

Bizim de boyumuzu aşsın bu şehir yani. Yerlere serilelim, madara olalım istiyorum şu an. Selena'nın playback ve 50 tane dansçıyla şov yapıp starım diye geçinenlerden artık hicap duyuyorum derken kimden bahsediyor abi? Ben bunu çok merak ediyorum. Benim etrafımda böyle davranan kimse yok. Üstelik ben 50 tane dansçıyla şov yapıp üzerine starım diye geçinenlere karşı bu kadar bilenmiş de değilim. Selena'nın sana da çok sinirli gelmedi mi?

Yani sanki başka bir olayın etkisinde ve bize durduk yere kötü davranıyor gibi sanki. Uyuyamamış gibi sanki, uyanamamış gibi sanki. Günün ilk kahvesi henüz içilmemiş gibi sanki. Selen Hanım çözemiyor. Selen Hanım zor durumda. Selen Hanım dertli, dert sahibi. Bu nasıl demeç abi? Ne kadar hiperaktif bir demeç. Her cümle paragraf akışını bozuyor. Her cümle yepyeni bir konu gibi. Bu ne?

Bağlantı yok, bir şey yok. Bilinç akışı bu değil. Bu değil. Kalçasından bahsediyor. Hop yaptıklarımı takdir etmek lazım. Ya şimdi tamam Selena Hanım takdir edelim de bizim konumuz ne şu an? Biz bunu sorarken birden ben dansçı değilim ki. Tamam Selena Hanım kızmayın. Biz de değiliz dansçı yani. En iyisini siz söyleyin. Biz ona göre sizi takip edelim ya da bu takibi yapmaktan vazgeçelim. Bu iş huzur içinde çözülsün.

Abi inanır mısın şu röportajda sorulan, bahse geçen tek bir soru bile bugüne dek sorulmadı bana. Hani kimse demedi ki Fethi ya, nasılsın? Poponla aran iyi mi? Dans ve müzik aynı anda nasıl gidiyor? Starım diye geçinenlere karşı yorumların neler? Bir Allah'ın kulu da gelip sormadı be abi. Belki de Türkçe sözlü alternatif rock müzik yanlış bir tercihti. Ya hiç bilmiyorum ki.

Neyse abi sen nasılsın? Nasıl gidiyor? Selena'nın böyleymiş, böyle hissediyormuş. Eyvallah, tamam. Peki, sen nasılsın? Abi iyi valla, ne olsun. İstanbul biraz yorucu geçti, çok kalabalık. Sıcak da var tabii sıcak, nem baya kötü. Bir de kilo almışım, biraz dikkat etmeye çalışıyorum. Sırtım ağrıyor biraz, gitar taşımaktan dedi doktor. Gerçi doktor olmadan da ben verebilirdim bu cevabı.

Öyle. Geçen yolda bir tane de ünlü gördüm. Hani şu şey dizisinde oynayan yok mu? Onu gördüm. Çok iyi. Onu gördüm. Hayatım renkli gibi anlayacağın. İyi bence. Sen neler yaptın bakalım? Köftehor! Benim bütün haftam hiçbir anlam ifade etmeyen röportajlara, haberlere bakarak geçti abi. Tek kıstasım da buydu, inanır mısın? Hiçbir anlam ifade etmemesi. Çünkü aynen öyle kardeşim için anlam ifade etmiyor, anlam ifade eden şey. Biliyorsun. Dinleyicilerimizin bizden anlamsız haberler konusunda anlamlı ve yoğun talepleri var.

Bunun haricinde evvelsi günlerde yediğim yemek siparişlerinin yanında gelen çiğ köfteler, marullar, patates kızartmaları ve cacıklarla beslendim. Yarın da siparişlerin yanında verilen post cihazı fişleriyle besleneceğim. Çünkü biliyorsun verilmiş siparişlerin artçılarıyla beslenmenin mutsuzlukla bir alakası olmalı. Bu fikirdeyim. Zaman zaman çevrim dışı moda geçip kötü müzikler dinledim. Spotify alemi kötü müziklerle beslendiğimi görmesin diye. Sessizlik.

Anladığım kadarıyla mali politikamızın benim özelimde geliştirdiği senaryo bu. Sipariş artıklarıyla beslenip kötü müzikler dinlemek ve niteliksiz magazin haberleri kovalamak. Bana yüklenen küresel sorumlulukların hakkını vermeye çalışıyorum diyeyim. Zor hayat yoktur tabi. Acı yarıştırılmaz. Herkesin sınandığı dert başka. Sonuçta yaşadığımız hayat bir oto galerisi değil. Bu sebeple ben yine de Selangör Güzel'e sabırlar dileyip mikrofonu sana uzatıyorum. Fethiciğim, beslendiklerimizle, ürettiklerimizle tarih kendini böyle gerçekleştiriyor demek ki. Bu da bir bütünün parçası yani. Ben müsaadenle bir felsefeci gibi cevap vermek istiyorum bu soruya. Allah sabrını da verir kardeşim. Çok da şey yapma yani, olur öyle. Hayatı sürekli Orhan Pamuk gibi yaşayamayız. Bize kibariye de lazım, o da gerekiyor.

Biz seninle geçen gün kayıttan önce Dubai dürüm yedik Samet. Hangi oran pamuk? Aralık çok açıldı. Hiç tahmin edemeyeceğimiz oranda açıldı aralık. Yani yaşadığımız mahalleler, sokaklar küçük bir Kore simülasyonuna dönüştü. Vasat bir YouTube kullanıcısının YouTube arayüzü gibi oldu sokaklarımız. Her şey pahalanırken kötü saç boyaları ucuzladı sanki. İnsanlar biz yokken bir şeylere karar verdiler Samet. Yollarını çizdi insanlar. Bu şekilde besleneceğiz, bunları dinleyeceğiz ve böyle yaşayacağız dediler. İşte biz bu sözleşmeyi ıskaladık gibi hissediyorum. O gün orada zurna Dubai dürümlerimizi yerken diğer insanların suratlarını izledin mi hiç? Ne kadar da mutlulardı. Dürümün sos bileşeninden, mekanda çalan müziklerden, beyaz led ışıklardan ne kadar memnunlardı.

Bir tek bize kaotik geldi orası. Diğer herkes için cennet gibiydi. İşte bu şartlar altında Selen Görgüzel az bile söylüyor Samet. Az bile söylüyor. Yeni dünyada kendine yer bulamamış, hak ettiği kıymeti görememiş birinden söz ediyoruz. Sadece buradan bakınca bile Selen Hanım'ın üzerine haddinden fazla gidildiğini anlamak mümkün bence.

Son olarak şunu söylemek istiyorum. Morinho güzel bir tercih. Gerçekten çok iyi bir kariyere sahip. Camiamızı tebrik ederim. Fakat çalışmaya değil de yatmaya geldiyse, sadece bir noktada tazminatını alıp gitmeye geldiyse hiçbir işe yaramaz. Soslu tavuk dürüm biraz da yaşlı teknik direktörlere benzer. Arzu ettiğin şey onun varlığıdır. İlave bir beklentin de yoktur. Ama o lezzet konusunda, başarı anlamında ortaya bir şey koymazsa, meydana getireceği tek şey karın ağrısıdır. Teşekkür ederim.

Evet, tebrikler. Bakınız burada nefes almadan değinilen yaklaşık 17 konu var. 17 konu başlıyor. İnceleyin, bakın. Geri dönün, bir daha dinleyin, bakın. Gerçekten takdire şayan. Neresinden başlayayım bilmiyorum. Öncelikle seninle o dürümcüde duyma ihtimalimizin yüksek olduğu olası bir şarkı üretmek istiyorum. 5 saniyelik de olsa üretelim. İstersen bir ritim ver abi.

Ağzıma Dubai sosu tadı geldi. Sanırım Pavlov haklı. Bu müzikler eşliğinde yediğimiz dürüm hakkında ben de şunu sormak istiyorum. Dubai'nin dürümünün meşhur ya da özel olduğuna bizi ne inandırdı? Ben biraz bize de kızdım. Yani rastgele bir coğrafya ve bir ürün peş peşe gelince bizi tavlamaya yetiyor mu ya? Mesela hemen üretelim ya. Pursaklar soslu lahmacun. Oluyor mu mesela? Ya da ıslahiye pizza center. Oldu mu?

Çağımızın anlamsız saplantılarından biri meşhur fetiş abi. Ya bir şey, herhangi bir yerin meşhur bir üretimi değilse biz onu tüketmek konusunda yeterince istekli olmuyoruz. Yediğimiz şey, dinlediğimiz şey bir yerden olanca meşhurluğuyla ayağımıza gelmek mecburiyetinde bizim. Allah'ın Ankara'sında meşhur Dubai soslu dürüm var. Ya buna inanmak güç. Bu aşk bitecek. Bu çok belli. Bu ilişki sürmeyecek. Yani ne biz çıldırdık Dubai soslu dürüm yemek için ne de burada sergilenen Dubai sos sahici anlamda Dubai sos. Mış gibi Samet. Yani her şey mış gibi. Yiyormuşuz gibi, bakıyormuşuz gibi. İnanamıyorum. Yani dün yediğimiz şey nesi Dubai'ye hasta bilmiyorum. Dubai'nin bir folklörü, bir halk kültürü var mı? Buna da pek inanmıyorum.

Belki de konsept Dubai'ydi biraz. Beyaz led ışıklar Dubai'ydi. Spor ayakkabıya benzeyen müzikler Dubai'ydi. Nokia 660'a benzeyen çalışan lakosları Dubai'ydi. Sanki birileri kulağımızdan içeri spor ayakkabı sokmaya çalışıyor gibiydi. O müziklerin başka bir anlamı olamaz. Abi Dersim'in kültürü olur. Tunceli'nin valisi olur. Dubai'de öyle bir yer.

Abi zaten baktığında dersim Tunceli'nin kültürel anlamda. Yani oraya has. Rasim Ozan Kütahyalı'nın bir demeci var abi. Bunda devam edelim. Şöyle diyor Kütahyalı. 2040'larda Türkiye'nin zenci bakanları olacaktır. Türkiye'nin zenci emniyet müdürleri ve valileri olacaktır. Türkiye'nin zenci büyükelçileri hatta zenci generalleri olacaktır. Afrikalılar artık Türkiye'ye yurttaşıdır. Bunu kimse önleyemez demiş Kütahyalı.

Ben şu zamana kadar dinlediğim hiçbir konuşmada bu kadar zenci kelimesine rastlamadım. Metin fırsat eşitliği konusunda özgürleştiriyor mu yoksa kapılara çarpı işareti mi çiziyor belli değil. Bilirsin bir dönem farklı kültürlere mensup insanların kapılarına çarpı atılırdı. nedensiz bir mat bir öğretme isteği vardı herhalde yani bilmiyorum. Kendilerinden olmayanlara yapıyorlardı bunu insanlar. İçim dışım zenci kelimesi oldu. Ya bir daha bitter çikolatalı bisküvili içi beyaz kaymak dolgulu hiçbir şey tüketmeyeceğim muhtemelen. Gerçi onun bile ismi değişmişti. Bir harf eksilmişti Cemal Süreyya gibi bir iddiada. Bir harfi kaybetmişti. Ya bu zenci kelimesi azalarak bitmemiş miydi cidden? İşitmiyorduk bayağıdır. Fethi, zenci mi Tukaka kelimeydi, siyahi mi? Ya da bayan mı? Ya da Hakan Şükür mü? Bir kere de cevap istiyorum yani. Hangisi yanlış kelime? Bildiğim kadarıyla bu saydığım bütün ifadeler sıkıntılı abi, problemli. Siyaha siyah diyoruz, beyaza beyaz diyoruz. Böylece sepetliyoruz konuyu benim anladığım.

çikolata renkli gibi bir ifade vardı hani böyle ırkçı değilizin altını kırmızı kalemle çizen bir ifade. O ne oldu? Bitti mi o ifade? Gerçi orada da kakao ve kahvedeki kapital sorunların çağrıştırdığı bambaşka ırkçılıklar var gibi. Ben sanırım boğuldum abi. Ben bir sorunu çözmeye çalışırken hiç tarafı olmadığım bir sömürünün içinde kayboldum şu an. Ben şu an boynuma kadar white chocolate mocha içindeyim.

Yalvarıyorum artık Allah'a barista muamelesi yapmayalım ya. Yani herkesin ayrı bir tadı, rengi, ayrı bir hoşluğu var. Diyelim geçelim. Ben çay alacağım sadece. Düz çay alacağım. Normal siyah çay. Gerçi normal siyah dedim. Bilmiyorum. Ben yapamayacağım galiba. Bak abi Netflix'e. Bak Netflix'e. Ne kadar şakacı gay var. Nasıl esprili siyahlar var. Neredeyse içinde siyah eşcinsel ya da siyah ve eşcinsel olmayan tek bir olay yok.

Sadece beyaz insanların yaşadığı hiçbir aksiyon yok gibi dünyada. Bütün yaşantılarda siyahlar ve eşcinseller var artık abi. Ne kadar doğru, ne kadar şahane, ne kadar yeni ve ne kadar gerçek. Ben gerçi arada hala açıp izliyorum içinde sadece beyazların olduğu korku filmlerini ama kendime de kızıyorum. Ne olurdu bu filmde de lakos giymiş, esprili, kel, siyah bir gay olsaydı diye.

Filim mi kısıtlayıcı, ben mi idrakı dar bir izleyiciyim yoksa Netflix mi bize yepyeni bir gerçekliği pazarlıyor? Tam anlayamıyorum. Ama Netflix'i de şimdi takdir etmek lazım. O bir dansçı değil ki. Müzik ruhuyla bütünleşiyor. Netflix eskiden mesela Zenci kalçasından utanırdı ama ne oldu? Selen Görgüzel. Ne oldu? kardeş yanlar ve daha global kalçalar. Biraz da kapsayıcı bakmak lazım yani hayata, her konuya. Benim bu konu, daha doğrusu bu konular hakkında yapabileceğim elimden gelen şey bu. Arkadaşlar, Samet size şu anda 4000 kelimelik İngilizce bir paper muamelesi yapıyor ve kısa bağlaçları tercih etmektense upuzun olanlarıyla kelime kotasını doldurmaya çalışıyor benden söylemesi. Hedefi bu çok kredili dersi BB ile geçmek. İyi şanslar Samet, dinliyoruz seni.

In addition to these expressions, dilimin döndüğünce yapabileceğim açıklama bundan ibarettir. Ben isterim ki herkes her şeyi her konuda, her koşulda, her coğrafyada kapsasın. Bütün dünya buna inansın, bir inansın, hayat karnaval tadında sürsün gitsin. Ben bu konu hakkında bu kadar konuşacağım. Daha da ötesine ihtiyaç duymuyorum.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)