Podcast

Yanlış Zaman... Din Sürçmesi...

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Samet ve Fethi bu bölümde intergalaktik arayışları icracı vasıflarının önüne koyan popçuları duvardan duvara irdelerken, acil ve öncelikli durumlarda başvurdukları bilim, akıl, sanat ve NTV son dakika anonsu gibi fenomenleri itiraf ederek, birbirleriyle yakaladıkları hoş enerjiyi dile getirebilmenin en muhteşem, en erkek yollarını arıyorlar. Şaka şaka, ikisi de ironi kovalıyor. Bunu 23 bölümdür yapıyorlar. Keyifli dinlemeler..



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.528 kelime · ~13 dk okuma

Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.

Fethi çok acil bir haber var hemen ona gireceğim. Dinleyicilere hoş geldin falan demek istiyor muydun abi bu sıcakta? Bence boşver ama sen bilirsin. Abi çok da şart değil. Aylardan Temmuz. Kimse kimsenin bir vantilatör kadar umurunda değil. Yolla gelsin. Fethiciğim Yusuf Güney'den çok acil bir uyarı var.

Buna herkesin, bütün dinleyicilerimizin dikkat etmesi gerekiyor. Şöyle bir açıklama yapmış. Sakın güneş sistemi dışına çıkmayın. Abi Yusuf Güney anladığım kadarıyla kariyer inşasını buradan devam edecek. Bu belli oldu gibi. Başarılar diliyorum, şans diliyorum. Bana yalnızca şans dilemek düşüyor.

Transkriptin tamamını oku

Postmodern dönemin post-Mustafa Topaloğlu'su. Vatana millete hayırlı olsun. Mustafa Topaloğlu bu kadar korkutmuyordu ama. O biraz yarı felsefeyi görünen, yarı özlü söz bir şeyler patlatıyordu. Düşünüyorsam varım, belki de yokumdur, aslında olabilirim gibi skeptik felsefenin çağdaş örneklerini veriyordu. Mustafa bizim yerimize bir şeyler düşünüyor hissiyatı veriyordu. O güzeldi bence, askerlik gibi.

Birileri var, rahat uyuyabiliyoruz. Birileri bizim yerimizi düşünüyor gibi. Ama Yusuf Güney öyle değil yani. Bizim mesela aklımızda hiç öyle bir şey yokken Dan diye güneş sisteminin dışına sakın çıkmayın gibi bir uyarı geliyor. Hiç niyetimiz yoktu da şimdi de merak ediyoruz. Ben şu an merak ediyorum güneş sistemi dışında ne yaparım diye. Ya yanlışlıkla çıkarsam falan korkusu geliyor bünyeye. Yani abi burada sorun biraz da yeni dönem icracılarının çareyi enteresan sözlerle kafa karıştırmakta bulmasından kaynaklanıyor bence. Ne bileyim benzer şekilde Simge bir gün çıkıp şu an her şeyi düşünün Galatasaray haricinde dese biz de peşi sıra sadece Galatasaray'ı düşünsek ki bu genelde böyle olur. Hoş mu yani? İcra bunun neresinde ya? Kişinin asıl uğraşı, güfte yazımı, müzik, asıl zanaat bunun neresinde abi? Abi İsmail Türüt dönemi güzeldi. Ben o dönemini seviyorum Türkiye'nin. Her şey netti. Mesela homofobik, seksist, ırkçı. 3'te 3 gerçekten. Evet yani hepsi tamam ve net. Bu konuda bir şüphe duymuyoruz yani onu dinlediğimizde.

Tarabya'da bizim uşaklar etilerde yumuşaklar diyordu mesela. Çok net bir şey söylüyordu. Her konuda netti. Ter bezleri bile netti adamın yani. Laf kalabalığı falan yok. Nefret suçlarını bir bir gösterip kendini tanımlıyordu. Biz de çizginin diğer tarafında kalabiliyorduk. O dönemde insanlar böyle anlaşıyordu. Bazen insan bu netliği özlüyor. Bir yandan Samet netlik bazı dönemlerde haklılıktan daha seksi. Mesela 2013 diye bir tarih hatırlıyorum. Bütün Türkiye Gezi Parkı'ndayken İsmail Türüt Ankara Alışveriş Festivali'ndeydi.

Bunu seçti, kararını bu doğrultuda verdi. Şimdi sen, ben mi Sartır'ı yuttuk, attık, sindirdik, İsmail Türüt mü? Kararını verdi, yer aldı, ben böyleyim dedi, şöyleyim dedi ve kendini inşa etti. Ben bu anlamda sağlıklı buluyorum. Bu arada bir iddiaya göre İsmail Türüt stüdyodan içeri girmeden abi bir havlu alırmış, atarmış boynuna. O havluyla bütün albümü kaydedip öyle çıkarmış. Yani işin ideolojik boyutu bir yana, tek havluyla bütün albümü kaydeden sanatçı modeline özlem duyacağız gibi.

Yok efendim güneş sistemi dışına çıkmayın. Yok efendim Tekirdağ ile Zühre arası aslında 10 dakika ama işte intergalaktik nedenlerden ötürü o rotadan ilerleyemiyoruz. Bunlar sanki başka bir disiplinin konusu gibi geliyor bana. Bak Madonna'ya. Madonna'ya bak abi. Bir sürü kompozisyon, bir sürü kostüm, bir sürü dönem denedi. Fakat denedi yani, yaptı. Sahnedeydi, albüm kaydetti. Bütün bunları müzikle yaptı. Ben bu noktada Yusuf Güney'i biraz interdisipliner buluyorum ki ben tezini tamamlayamamış bir insanım. Düşün interdisipliner kelimesi bile bana ne kadar batıyor yani. Şuram kaşınıyor abi. Bir böyle interdisipliner, multicultural falan dediği zaman şuram kaşınıyor benim gerçekten. Alerji yani.

Biz de keşke podcastlere birer havlu ile girsek, sonra o havluları sergilesek müzemizde. Bak bununla 22. bölümü kaydetmiştik. Ah be falan deriz böyle bakıp. Keşke öyle olsa. Ben seni kaşındıracak başka bir kelime söyleyeyim abi. Okült anlamlar. Ya da dur dur. Metinler arasılık. Ben de diyordum ki 23 bölümdür, 24 artık kaç olduysa o kadarlık bölümdür okült kelimesi ne zaman gelecek? Okült kelimesinin ederi olsa olsa böyle ileri mentol, aşırı mentol gibi bir şey olmalı bence. Olips mesela.

Bir gün okült adında bir şeker sunsa piyasaya, işte olips okült, Norveç'in gaddar kapkara dağlarından gelen ileri mentol tadını çevirsek ağzımızda ne şahane olur. Fakat eminim akademi lobisi bu kelimeye de bambaşka anlamlar yüklemiştir. Neymiş abi okült? Hadi sen söyle, ne anlama geliyormuş?

Allah aşkına Yusuf Güney yeni bir anlam açımlamadan, çözümlemeden şu kelimenin mevcut anlamını bir öğrenelim. Nedir abi okült, nedir? Bunu çok sevdiğim eski bir film repliğiyle yanıtlamak isterim Fethiciğim. Okült sadece dört yanı Yusuflarla çevrili, tepesinde güneş olan yer değildir. Okült her yerdir.

Sırasında başka bir galaksi, sırasında insan dışı yaşam formları. Öğrenimin, gizli bilginin var olduğu her yer okülttür. Uğrunda ölen varsa okülttür diyorsun yani. Tüyler diken. Ver hocaya ya, ver müziği hocaya. Abi Yusuf Güney bu kadar galaksiler arası gizli bilgilere sahip olduğu iddiasındayken, Bu adamın şarkı sözlerinde bu tip gizli anlamlar da mevcut mu? O gözle inceleyebilir miyiz o şarkıları? Ben hep katıldığı talk showlarda asral seyahatteydim, mola bile vermedik, öldük öldük gibi açıklamalarını görüyorum. Aynı tuhaflıklar şarkılarında da var mı acaba? İnan açıp bakmadım abi şu zamana kadar adamın şarkılarına da fakat bir göz atalım. İş müziğe gelince şöyle bir Yusuf Güney varmış bak aynen aktarıyorum. Gözlerin sevdalım kum sıcağım.

Gözlerin belalım kör bıçağım. Yüzümün son yağmuru canımın ilk vurgunu. Bu yapay zekaya yazdırılmış Sezen Aksu şarkısı gibi şu ana kadar. Hepsini almış böyle slime'lamış. Ondan sonra bu çıkmış gibi. Bir de şey ama premium üyeliksiz. bir yapay zekanın yazdığı şeyler. -"Daha fazlasını göster, para ver." diyorsun. Para verilmemiş, orayı çevre bitki falan tamamlıyor kafasına göre değil mi? Devam ediyorum. O gözlerin, beni benden alıp gitsen de bu hüzünle bana sen dene diye bu mu olsam sevda ülkesinde? Ah bilirim, sen şimdi uzakta, yağd ellerin koynunda, ben yorgun bu kalple dolaşan bir virane.

Sonumuz böyle mi olacaktı? Kadere boyun mu eğecekti? Ya Yusuf Güney, gördün mü? Gördün mü bak konu müzik olunca, güftü olunca nasıl da dönüp dolaşıp geliyorsun kadere? Ne oldu uzay dedin muzay dedin, atmosfer üstü yaşamlar dedin ne oldu? Dönüp dolaşıp geldiğin yer ben küskünüm feleğe, düştüm bitmez çileğe. Ne oldu hani intergalaktik düzlemde her yerin her yere yakınlığı bir dakikaydı? Ne oldu güneş sistemi dışına çıkmamalar? Aşklar kadere boyun eğdi. Bir anda döndük mevcut gerçekliğe. Peynir kaç para Samet? Bak yine bunu soracağım sana. Açık zeytin kaç para? Çocuk bezi kaç para Samet? 2010 yılında aldığımız çocuk bezi sayısı kaç?

Şimdiki enflasyon eklenmiş zamla kaç çocuk meze alabiliyoruz? İçimdeki Ersan Şen geri döndü. Sen devam et abi. Ben kısacık bir tansiyonumu ölçeceğim.

Ağabey sen şimdi uzakta yad ellerin koynunda derken başka galaksideki sevgilisinden bahsediyor olabilir mi? Sadece bir soru. Şu an aklıma geldi. Çünkü başka birileri demiyor. Yad eller diyor. Bambaşka galaksiler olabilir burada bahsettiğin. Yad eller bana şey gibi geliyor ağabey. Hani real, sürreal. Hani ellerin de ilerisi gibi. Yani gerçek dışı değil, gerçek üstü. Daha ileri bir gerçekliğin yasası.

Intergalaktik Manitoş'un DM kutusu gibi yani. İleri mentol. Aynen. Abi tam olarak öyle bir şey canlanıyor benim de kafamda. Ama keşke o bari özgün olsa Yusuf Güney'de. Bak Sesen Aksu şarkısı gibi başladı, bambaşka yerlere gitti. En azından o kısım birazcık özgün olsa. Alpay'ın 79'da Neptünlü Sevgilim diye şarkısı var. Evet ya.

Yani bakın çok öncelerden yapılmış bunlar. Bence bu gibi deneyimlerin ya da maddelerin bilemiyorum. Kimseyi de yargılamak istemem. Edebiyatı için çok geç kalmış bir örnek Yusuf Güney. Yani çiçek çocukları o çiçekleri sattı, peynir aldı, salam aldı, bir de borca girdi. Konuyla çok ufak ilgili kötü bir şakan var. Ben denemek istiyorum ama sen dersen ki Samet, burası senin babanın podcasti değil. Anlayışla karşılarım ben bunu. Sadece önümde mikrofon varken aklıma geldi, içimde kalırsa şimdi bir yerim şişer, çüküm düşer diye de bir korkum var. Samet yalvarıyorum böyle düşünme. Yalvarıyorum gönül kapılarını bu podcastta kapatma. Biz ne dedik abi? Ne konuştuk seninle?

Aklımızdan kısa bir seyahatle dilimize gelen, söylemezsek olmaz dediğimiz ne varsa burada konuşulacak demedik mi abi? Osmanlı Devleti, Fenerbahçe, Prenses Kiko, LinkedIn, Popçıyalın... Ya ben bu podcastta Ece Seçkin'e itiraf mektubu yazmadım mı? Ne varsa konuşacağız dedik abi, ne varsa! Ne gelirse aklımıza, bir çiçek gibi filizlensin demedik mi? Babamızın podcasti abi. Burası bizim babamızın podcasti!

Rica ediyorum söyle. Bugün sen aklına geleni burada şak diye söylemezsen ilk seni götürecekler. Sonra ben diyeceğim ki iyi oldu söylemediği beni götürecekler. Ondan sonra en son Türk kalacak diyecek ki aa keşke ilk başta sesimi çıkarsaydım. Hiç böyle olacağını tahmin etmedim. Herkesi götürdüler resmen diyecek. Ne diyeceğim? Sakınırsan lafını

Bu podcast almazsa gazını, benim de gazımı almaz. Sen küsersen buraya, dilin lal olursa ki lal, Sertab Eren'in ilk albümü, çok iyi albüm, benim de kalbim kurur, senin de kalbin çürür. Rica ediyorum, yarına kalsa da yanına kalmasın. Rica ediyorum abi, güzel dilinden dökülecek ortalama segment bir şaka, kendini esirgemesin buradan. Sen yapmazsın o şakayı. O otosansürlenmiş şakanın çırptığı kanat Afrika'da felaketlere yol açar. Sonra uğraş dur Yusuf Güney'in galaktik hüsranlarıyla. Yap abi o şakayı. Yap be. Yap şu şakayı be abi. Millet şaka görsün be abi. Fethiciğim bir otur soluklan istersen. Bir su içmek ister misin abi? Olur abi ya.

Su içmek ister misin? Olur olur. Biraz bir su içeyim. Fethi burada 3 dakikadır bana izin veriyorsun. Bana çok fazla izin verdin. Bunun sen bana yarısını ver, ben yine yapayım o kötü şakayı sana. Yapardım yani. Bir de yani şakanın kendisi soğuk bir şaka. Bu kadar izin verilince beklenti de yükseldi. Ben şu an yapmaktan vazgeçmek üzereyim. Fakat bu şakanın bu podcastta okült okült bir yerlere gizlenmesini de istemiyorum. O yüzden müsaadenle soruyorum abi.

Yusuf Güney'in gastronomik sebeplerle diğer galaksileri ziyaret etmesine ne denir? Ne denir abi? Gastral seyahat. Abi şu an söyleyebileceğim, mırıldanabileceğim tek şey NTV'nin son dakika haber melodisi. Dur bir deneyeyim.

Ben de böyle şartlanmışım. Herhangi bir durumda yanıtsız kalınca aklıma ilk gelen şey NTV'nin son dakika melodisi oluyor. Kulağıma küçükken ezandan sonra muhtemelen şey dediler, Banu Güven izle. Bak o biraz olsun eleştirel. Yani doğruyu da söylüyor, diğerine de şey yapıyor. Doğru haberi, en yakın haberi ondan duyarsın falan demişler muhtemelen. Benim çaresizlik refleksim NTV anonsu abi. Böyle. Banu Güven ismi itibariyle ufak bir sübliminal mesaj da taşıyor. Bana güven, buna güven gibi bir şey de taşıyor kendi içinde. Bu podcast'ta, post-cast dedim belki ama dil sürçmeleri de buna dahildir. Bu podcast'ta post kesiyor muyuz? Post kesiyoruz bundan sonra. Orada onun da bence etkisi var. Seni belki Yusuf Güney uyaracaktı belli bir zaman sonra. Ben burada bir kardeşin olarak seni önceden uyarıyorum. Orada onun etkisi var. Tüm dinleyenlerden az evvelki soğuk şaka içinde özür dilerim ama farklı bir stüdyo, farklı bir bağlamda, farklı bir konuklukla iyi reaksiyon alabilirdi. Ben böyle düşünüyorum. Neyse. Ağabey bir konuda yanlışın var. Yani yanlış değil de. Sübliminal dedin değil mi? Evet. Benim bildiğim kadarıyla Sübliminal klanetli bir Türkçe pop grubu.

Gamze'deyim, Deva Bulmam'ı çalıyorlar yavaş yavaş, kanırta kanırta, bol klarnetli. Hatta mevcut müezzinler bile ondan ilham alarak okuyorlar yeni ezanları. Neydi o grubun adı? Hatırlıyor musun? Sübliminal miydi? Sübliminal değil de ben TikTok diyebiliyorum.

Dedüblümanmış abi pardon özür dilerim. Bilhassa radyolarını erken açanlar için özür dilerim. Sesli harf gazabına uğradım sanırım. Tüm dedüblüman perver dinleyicilerimizden özür dileriz. Yani hiç de yapmam. Bu sefer böyle oldu gerçekten kusura bakmayın. Ama bir anlamda da subliminalmiş abi o zaman. Çünkü şarkılarının 10 saniyesini TikTok'ta tutturursan, insanların aklında bilinçli bir tercih olmadan tutunabiliyorsun. Böyle düşününce bence mantıklı bir açıklaması olan bir dil sürüşmesiymiş. Anladım. Yani sen diyorsun ki İslam, yani birincil otantik anlamıyla İslam geride kaldı. Artık diyorsun Müslüman bir kuşaktan söz edemiyoruz.

Olsa olsa müslüminel bir kuşaktan söz edebiliriz diyorsun yani. Bence iddialı. Ben cümlelerini bir kez daha gözden geçirmeni tavsiye ediyorum senden Samet. Seni yıllardır tanıyorum ve herhangi bir YouTube kanalında şeri hukuk tartışırken görmek istemiyorum seni. Yalvarırım bir kez daha düşün abi. Bence bu taraklara hiç bez sokma. Biz 90'lar Türkçe pop konuşalım, Nirvana konuşalım, Alice in Chains konuşalım, ne bileyim Kral TV konuşalım. Yalvarırım yapma bunu. Biz suya sabuna dokunmadan tatlı tatlı sürdürelim şu muhabbeti abi. Ne diyorsun be? Ne diyorsun? Ben ne tek din dedim ne de tek dil dedim. Araştırmanı öneririm kardeşim. Ayrıca Müslüminal nedir ya? Müslüminal dedin değil mi sen? Yani din sürçmesi mi Müslüminal?

Yanlış zaman din sürçmesi, yoruldum her bulduğumda kaybetmekten seni... Bana şimdi cevap hakkı mı doğdu? Ben şimdi yurt dışarı çıkıp canlı yayınlara mı katılmalıyım? Prosedür ne tam olarak? Ben çünkü o Müslüman'a benzer bir şey söylememiştim demin ama şu an üzerime yapıştı. Belki dava dosyasında bazı yazım hataları yapılmıştır, nasıl düzelteceğiz?

Ağabey ben o gün bir nişana davetliydim. Feci içildi. Ertesi gün üzerine afiyet istifra ettim. Uzunca bir sürede bir şey yiyemedim. İçmeyi de düşünmüyorum artık. İnanır mısın hala Bulgar rakısı geğiriyorum o günden beri. Hiç bilmiyorum sen o gün ne dedin ağabey, ne konuştun. Hiç de sormadım. Fakat sen söylediysen muhtemelen doğru söylemişsindir. Ben sana güveniyorum. Senin arkandayım. Tek dil, tek din. Bilmiyorum ama anın rehavetiyle söylemişsindir. Kusura bakma bakamadım telefona.

Anca dönebiliyorum. Öncelikle Bulgar rakılarından özür dilemen gerekiyor. Bulgarlar bu zamana kadar şerefleriyle yaşadı. Bir podcastta isimlerini lekeleyecek bir şey yapmadılar kardeşim. Bütün Bulgar rakılarından öncelikle özür dile. İkincisi, içki tüketimi konusunda aşırıya kaçılması halinde Yusuf Güney'le benzer rüyalar görme olasılığın artar.

O yüzden uyarmak istiyorum ne olur ama bak yalvarıyorum. Buradan bizi dinleyen insanlara da söylemiş olayım. Çok rica ediyorum güneş sisteminin dışına çıkmayın ya. Çıkmayın ya. Kaç kere söyledik sonra haber oluyor beyin göçü var diye. Abi bu arada bir yandan Yusuf Güney'in şarkı sözlerine bakıyordum da şöyle bir şey rastladım. Okuyayım mı? Hadi bakalım. Aynen aktarıyorum. Kanmam esirin olamam. Cilveli işlerden anlamam.

Aydınlık gecelerim olsan yine de senle hiç uğraşamam. Deli Dumrul'dan beter oldum, gece gündüzden beter oldum. Gel de şimdi çık işin içinden, herkese deli ahkam keser oldum. Deli Dumrul'dan beter oldum, yar senin elinden heder oldum. Gel de şimdi çık işin içinden, herkese deli ahkam keser oldum. Deli Dumrul'dan beter oldum.

Samet, sen en son ne zaman herkese deli ahkam kestin? Yakın tarihinde var mı buna benzer bir aksiyon? Bizimle paylaşmak ister misin? Ahkam kesmekten söz etmiyorum ama deli ahkam diyorum. Yani en son ne zaman deli ahkam kestin? Delikanlıca, mertçe, bir erkek gibi söyle bize. Valla 24 bölüm olmuş burada türlü ahkamlar kestik ama deli ahkam pek hatırlamıyorum. Deli ahkam kessek bir omuzumuz çıkar, bir midemiz bozulur, bir şey olur. Bunun illaki bir fizyolojik çıktısı olur diye düşünüyorum. Biz bu podcastta hep aklı savunduk.

Bilimi savunduk. Doğruların, adaletin ve güçler ayrılığı ilkesinin peşindeydik. Deli ahkamlar için... Ya Allah başka bir podcastta diyeceğim artık. Ben çünkü podcastlerim bile çoğu tatile girdi. Her yerden böyle storyler görüyorum. Biz hala dır dır dır, vır vır vır. Dır dır dır, vır vır vır. Son 3 dakikadır ben ne konuştuk hiç bilmiyorum. Ben de yok oralar ya. En son Selengör güzel mi demiştik, Kayahan mı demiştik hiç hatırlamıyorum. Amcasının cenazesini almıştı birileri. Orada kaldım ben.

Ne demiştik, ne söylemiştik, neyin neresinden nasıl tutmuştuk inan hatırlamıyorum Samet. Ben böyle durumlarda sözü bir bildiği olan feyizli, feyiz sahibi şarkıları bırakma kanaatindeyim. İlaveten bu bölümde alıntıladığımız bütün argümanların, bütün şarkıların, bütün intergalaktik serzenişlerin de adam olmayacağı kanaatindeyim. Küçük bir not düşmek isterim. Bu podcast bölümünde hiçbir kadim bilgiye zarar verilmemiştir. Bahsi geçen kurum ve kişiler ise pek de fazla lülümüzde değildir. Ben de küçük bir not düşmek isterim. Podcast boyunca kullanılan adam, erkek, biyolojik erkek, biyolojik adam gibi kelimeler dördüncül anlamında kullanılmıştır.

Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim.

Altyazı M.K.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)