Podcast

Toprak Ana, Okyanus Ana, Her Zaman Parla

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Samet ve Fethi bu bölümde içerik üreticiliğinin sırrına yaklaşmaya çalışırken, kimlerin neyden kaç birim keyif aldığına dair bilimsel olmayan argümanları değerlendiriyorlar. Melis Sezen'in instagram postlarıyla spiritüel bir yolculuğa çıkarken, diğer müzisyenlerin kaşe bilgileriyle çenelerini yoruyorlar.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.437 kelime · ~12 dk okuma

Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.

Samet bir süredir sosyal medya akışın beni yanıltmıyorsa eğer içerik üreticisi olmuşsun abi ilk tebrik eden ben olayım dedim. Anladığım kadarıyla birilerinin sesini taklit ederek başka birilerinin eserlerini seslendiriyorsun ve bu süreçte sana ait olan tek şey ses tellerin ve yüzünün görüntüsü. Nasıl gidiyor ağabey? Sürecin artılarından ve eksilerinden biraz bahsedebilir misin bize? Genç mizah şölleri, taklit mizahını ısındırma antrenmanları nasıl ilerliyor? Hazır mıyız şampiyonaya? Ağabey Allah sabrını da verir. Sanırım salgın var bu ara. Birdenbire oldu yani. Ben de beklemiyordum. Ülkemizde ilk vakalar geldiğinde biter gider dedim böyle. Ben çok önemsememiştim başta. Ve bana kadar ulaştı yani en son. Bu salgına karşı elimizde büyük bir silah vardı. Üretmemek.

üretmemek gibi bir silahımız vardı. Abi ben galiba içerik üreticisi oldum ama tam ne demek onu da bilmiyorum. Hayatta denediğim şeyler böyle müzisyenlik, komedyenlik, yazarlık, podcasterlık gibi şeylerdi ama meslek sorduklarında bir şey diyemiyordum insanlara. Sonra telefonun ön kamerasını kullanarak birkaç taklit videosu çektim. Beni hiç takip etmeyen bir alay insan böyle takip etmeye başladı ve adım hiç istemediğim şekilde böyle içerik üreticisine çıktı. Bu şimdi ne demek abi? Yani tanım içeriğe dair hiçbir ipucu vermemesi sebebiyle çok büyük bir kaygı yaratıyor bende. Yani işte oğlunuz ne işi yapıyor? İçerik üretiyor. Hiçbir şey dememek bu bence.

Transkriptin tamamını oku

Sametciğim, bu takipçi arttırma işini en son telefoncular 75 liraya hallediyorlardı aslında. Yani saniyesinde 3000 takipçin oluyordu. Bot hesap, mot hesap. Bir şekilde profiline girildiğinde gözüküyordu takipçi sayısındaki artış. Fakat sen meşakkatli olanı seçmişsin. Yani geçen gün hesap ettim, taklit videolarını ayırdığın süre boyunca su içsen, sadece su içsen, hiçbir şey yapmasan bunun haricinde dehidrasyondan ciddi oranda arınıyorsun. Düşünür müsün abi böyle bir şeyi?

Ben ne zaman böyle bir hesap yapsam, üç gerçekliği kendime hatırlatıyorum Fethi. Birincisi, ben bayağı bir su içiyorum. Yani senin hatırlatmana kalmadık öncelikle. İkincisi, vakit kaybının Allah'ını ben üniversitede yaşadım. O yüzden onun ağırlığı altında ezilirken, video çekerkenki kayıp beni sarsmıyor. Üçüncüsü, şu an bu konuştuklarımız bir şekilde insanların kulağına ulaşıyorsa, sen de içerik üreticisisin Fethiciğim. Yani ondan kaçamazsın. Ve birileri ne yazık ki bizim hakkımızda zaman zaman şöyle diyecek.

Ağabey onları çağırmayalım ya, içerik üretirler şimdi onları. Aman, gelmesinler. Geçmiş olsun. Hiç beklemiyordun sen, hayatında böyle bir plan yoktu ama böyle oldu. Parol falan içeriz, geçer, dert etme yani. Ama bu titrin adı çok dandik, aşırı dandik. İçerik üreticisi. Oğlum ne üretiyorsun? Söylesene, yönetmen misin, fırıncı mı? Hepsi içerik üretiyor ya bunları, ne yapıyorsun? Bir şey de bize, ne yaptığına dair. Cisim satıcısı diye bir meslek var mı mesela? Öyle bir şey, öyle bir titre. Beyaz eşyacı var, züccaciyeci var, neyse o. İçerik üreticisi ne demek? Seni yakın zamanda slime yaparken görürüz belki abi. Ben de anlatırım arkadaşlarıma. Hani o paket açan, evde kendi imkanlarıyla al beni Coco Star yapan, kolalara mentos atmaya doymayan arkadaş var ya Youtube'da. İşte o benim arkadaşım derim. Çok kötü bir takımı alıp onu böyle şampiyonlar ligi şampiyonu yapan 4 dakikalık videoda.

Süper olur, şahane olur. Ben anlatırım valla arkadaşlarıma. Samet derim, YouTuber derim, bana yarar yani. Oldu, öyle yok tek başına rezillik. Rezalet yok tek başıma. Ya hep beraber ya hiçbirimiz. Kardeşim ben içerik üreticisi oldum da sen, affedersin, dük mü oldun?

Arşidük mü oldun yani bana? Slime'sa slime, hep birlikte yani, yok öyle. Ah be abi, aklıma Troçki'nin bir sözünü getirdin. Troçki, bilirsin, üstadların üstadı. Tek ülkede slime'ı sevmiyor, sürekli slime hareketiyle hatırlanıyor dünya sosyalizm tarihinde. Öyle bir mizacı var. Bir gün diyor, slime sadece bourgeois için karılacaksa,

O slime'ı da yok ederiz. Olmaz öyle şey. Olacaksa herkes için olacak o slime miydi neydi öyle bir şey demişti Troçki. Abi ne kadar da doğru demiş şimdi düşününce. Slime ve devrim kitabında geçer o doğru. Slime'ın sefaleti bildiğin gibi sefaletin slime'ı eserine antitez olarak yazılıyor bu arada abi. Çocuklar için slime üzerinden Sovyet propagandası yapan bir kitap vardı abi onu hatırlıyorum ben de. Lenin slime yapalım. Lenin slime yapalım.

Abi bu arada Lenin'in Nasıl Karmalı diye bir kitabı var. Bu yine slime'la alakalı. Aynı şekilde slime'ların kendi kaderini tayin hakkı var. Çevirisi muhteşem. Tavsiye ederim abi. Üçüncü internasyonel hangi silahlarla yapılacak bilmiyorum ama dördüncü internasyonel yeşil slime videolarıyla yapılacaktır. Aynı kitapta geçer. Bunu da hatırlatmak isterim bu alıntıyı. Bir şey söyleyeyim mi? Çok zekice.

Bu çok akıllıca. Bu herhangi bir insan aklının hayal edebileceğinin biraz ötesinde. Abi çok haklısın. Bu arada bildiğim kadarıyla Karl Marx'a göre sınıfsız toplumda yapmamız gereken 3 şey balık tutmak, şiir yazmak ve slime karmakmış. Buradan bakınca senin yeni kimliğin olan içerik üreticiliği de sınıfsız toplum meşgalesine benziyor. Helal vallahi kardeşim. Yok etmişsin sınırları, özgürleşmişsin. Hakikaten şaka bir yana her 4-5 ay beyanname vermek mi yoksa taklit mizahı mı?

Bence kesinlikle taklit miyiz abi, net. Bana merhaba diyen bu yeni mesle, aleyküm slime diyerek bu konuyu noktalamak istiyorum. İçim şişti slime şakasından. Sen bunu söylemeden evvel keşke biri sana slime'un aleyküm dese. Siz çok iyi bir ikili olsanız, anlaşsanız, böyle peş peşe yapıştırsanız şakaları.

bir dönem fanzin çıkarsanız böyle sonbahar temalı, sonra podcast yapmaya karar verseniz 2010 referandumundan sonra. Şahane fikir abi. Düşünmez misin bu arada? Bir podcast planı yok mu ya? Şöyle masaya otursanız, konuşsanız güzel güzel. Abi efsane fikir. Merhaba arkadaşlar, Ne Makara Herifleriz isimli podcastimizde hoş geldiniz gibi bir açılış yaparım. Abi sence kadınlar, ne bileyim abi, dimi abi kadınlar ya, Böyle bir podcast kaydederiz bence. Abi sadece o mu? Dışkı anıları, ilk hatıralar, hiç bahsedilmeyen tabular üzerine saatlerce konuşabilme cesareti, testosteron. Fena gelmiyor kulağa bence. Bence 4 kişi olun abi. 4 şahane bir rakam. 14 kafadar. Başlayın gitsin şu podcast olayına. 14 adam olalım mı Fethi? 14 adam olalım. Çıkışına da halı sağ koyarız, ödem atarız. Ne diyorsun? Yalvarıyorum bu bahsettiğimiz podcastin marşını Athena Gökhan seslendirsin lütfen. İçimizde de birkaç BKM çıkışlı orta az derecede komik figür olsun. Yalvarıyorum.

Yapalım bunları ya. Bak, konuştukça aklıma geliyor. Mesela seçtiğimiz konukların yer aldığı sekanslar, yeterince komik gelmezse prodüktöre, oraları kesip atalım. Tamam mı? Ya mesele dinlenme, izlenme. Ya Samet, bir şey itiraf edebilir miyim? Hadi bakalım. Abi ben de Oğuzhan Koç gibi olmak istiyorum yani. Yani Oğuzhan Koç gibilik ne anlama geliyor? Tam olarak ne olunca Oğuzhan Koç gibi oluyoruz bilmiyorum ama anlasana abi ya. Öyleymiş gibi hissetmek istiyorum. Komik şarkılar, cücük, konvers... Abi be! Hadi be ya! Benden bir Oğuzhan Koç'u yaratmayalım mı? Başlamayalım mı ya bir podcast'e? Ha? Ha, ha? Samet, ha?

Ben bu fikre çok yükseldim. İş başlar başlamaz da Beyaz Show ve Soğuk Savaş'a konuk oluruz, tanıtım olur. Abi süper olur. Bak aklıma ne geldi. İki firma açalım, tamam mı? Ama yalandan. Biri bilişim firması olsun, diğeri hayvancılık tarım üzerine bir firma olsun. Paravan Podcast.

Birkaç göstermelik hayvan alalım tamam mı? İnsanlara da bu uygulamayı aplikasyon olarak yükletelim. Kullanıcılar inekleri sağdıkça böyle süt olsun, onu böyle belli yerlerden alsınlar o tıklayıp sağdıkları sütler. Sonra tavuklar da yumurtladıkça yumurta olsun. Vay be! Açılışlarımızda da tek bir parmağı kaldırırız abi. Her yönden faydalı, sağlıklı bireyler oluruz. Ne dersin?

Ağabey tek bir parmağımız mı tek bir parmağımız mı? İkisi farklı coğrafyalarda meşhur çünkü bunların. Aynen öyle kardeşim. Samet, senin yakın zamanda içerik üreticiliği bahsinde yaşadığın aydınlanmanın çok benzerini Orta 1'de yaşamıştım. O zamana kadar karşı cinse dair henüz öğrenemediğim bir hakikati sırra arkadaşım Batuhan müjdelemişti bana. Hiç unutmuyorum okul çıkışı servisten indik. Batuhan'a bir endişe, bir titreme hakimdi. Böyle ilk vahiyini almış peygamberler gibiydi. Bir yüzü beyazlamış, üşüyor falan. Yanına gittim. Ağabey neyin var dedim. Fethi dedi, yutkundu. Şöyle izah edeyim dedi, geldi yanıma. Ağabey dedi, şimdi biz seksten bir keyif alıyoruz ya dedi, bir birim dedi. Parmağıyla bir gösterdi. Ben o dönemde o bir birimi bile tadamamışım ama. Sende o bir de yok yani. O yok ağabey. Sadece belki olur hani gibisinden bir evet ağabey falan dedim.

Neyse kadınlar 24 birim keyif alıyormuş abi dedi. Kadınlar 24 biz bir keyif alıyormuşuz bu olaydan dedi. Neyse eve dönmem lazım dedi. Böyle telaşlı ve gergindi yani. Ben o gün bir hakikatin sırrını erdim Samet. Tıpkı senin içerik üreticiliği konusunda yaşadığın aydınlanmaya benziyordu. Ne diyorsun abi? Batuhan'ın 12 yaş argümanı yani cinsel birleşimde, cinsiyetler bazında bu böylesi bir oranlama doğru olabilir mi?

Yaz aylarında teyit.org çalışıyor mu mesela? Hani yoksa izindeler mi? Sorsak öğrenebilir miyiz? Doğru, yanlış gösterirler mi acaba bize? Deminden beri şeyi düşünüyorum abi, sen anlattığından beri keyfin birimi ne yani? Mesela uzunluk, ağırlık, hacim... Buralara biraz sakiniz. Metrik sistem var, biliyoruz bunları biraz ama... keyif birimi diye bir şeyin olduğuna inanç bana biraz dandik geldi. Yani bunun sebebi de böyle kötü uygulanmış bilim iletişimi çalışmaları olabilir. Yani herkes anlasın diye basit basit anlatılmış büyük teoriler var ya, işte yani iki tane top atıyorlar, buradan böyle kuantumu çocukların anlayacağını düşünüyorlar gibi öyle şeyler oluyor ya, öyle bir şey mi acaba yani? Bakın arkadaşlar, erkeğin seksten aldığı haz bir leblebi, bir leblebilik birim.

Kadının ise 24 leblebi. Şimdi 24 leblebiye bakıyoruz ona biraz zoom. Yani karşı da çıkamazsın. Yok abi 24 değil ben ölçtüm 21 anca falan diye karşı çıkabileceğim bir argüman değil bu. Keyfin güncel birimi bir süredir Mert Demir abi. Hani en azından Türkiye için bu böyle.

Gerçi ulusumuzun büyük bir yüzdeliğinin mutluluk ölçütleriyle Serenay Sarıkaya'nın iki dudağı arasında ciddi bir pozitif korelasyon var gibi. Mert Demir demişken sana sormak istediğim iki soru var abi. Birincisi kaç takım elbisen var? İkinci soru, bir konserinin kaşesi kaç basamaktan oluşuyor? Dört basamak bin lira gibi düşün, çok basamak çok lira gibi düşün. Abi eski parayla mı yeni parayla mı söyleyeyim? Çünkü eski parayla iki sikke falan ediyor. İki sikke alıyoruz. Ama yine de bir ölçmem lazım. Zaten bir de şunu öğrendim ben geçen. Bizim konserlerden aldığımız haz bir leblebi ise Mert Demir'inki 20 bin kaju falan yani. Abi sen de yıllar önce Batuhan'ın yaptığı gibi böyle neyse gitmem lazım falan diye titreye titreye eve gideceksin böyle büyük bir hakikat. Ama evet doğru geliyor kulağa. Birim değişiyor bak. Bir leblebi 20 bin kaju. Birim değişiyor. Öyle bir fark var arada. Şahane bir bilgi. Gerçekten kayda değer. Ben bu gibi iktisadi hesaplamalarda beyaz eşya esas alınıyor diye biliyordum fakat Kaju gerçekten de Mehmet Şimşik'in bu gibi hesaplarda kullanabileceği kalitede bir yemiş. Dikkat ettiysen kuru yemiş demedim. Çünkü tuzlu fıstıkla aynı muameleyi yapmak istemiyorum Kaju'ya. Biri kuru yemiş, diğeri yemiş. Bu en azından benim için böyle.

Abi bu arada biz Ankara'nın Tunalısı'nda kapalı bir konser alanında ter içinde bölüm kaydederken Melis Sezen denize girdiği plajdan nasıl bir post paylaşmış? İlgili Instagram postu dahilinde hangi emojileri kullanmış? Merak ettiğin takdirde sor lütfen. Bunu kendine dert etme olur mu? Ne zaman istersen bu konu hakkında bilgi verebilirim sana. Aklında olsun diye söylüyorum. Sonra sağda solda işitmek istemiyorum. Yok efendim Fethi de güncel magazinin nabzını tutamıyor. Yok efendim haberlerin çoğu eski. Kimler bu yaz neler yaptı bilmiyoruz. Böyle podcast akmaz. Kim kimin eski sevgilisiyle yeni bir aşka yelken açtı. Fethi de bu bilgilerin hiçbiri yok. Efendime söyleyeyim iyisi mi? Ben gidip de şunun sesiyle şunun şarkısını söyleyeyim. Geleceğimi taklit mizahı üzerine inşa edeyim deme. Tamam mı? Dediğim gibi ben Melis Sezen'in bu yaz nerede ne yaptığını, hangi emojileri kullandığını biliyorum Samet. Dilediğin zaman sor, merak edersen eğer karar senin. Şu an bu ortamda biz... Ter içinde bölüm kaydederken tüm bu içerik üretme çabası ve kavgasının bizi soktuğu duruma bakıyorum da abi böyle bir sanki her an bir reality şovun konusu olabilecekmişiz gibi geliyor. Yani şurada gördüğümüz merdivenlerden Uğur Dündar inecekmiş gibi yani şu an uygunsuz şartlarda içerik üretiyorlar.

diye böyle ters kelepçeyle götürülecekmişiz gibi bir hissiyat var içimde. Ya şu an hayatta en fazla merak ettiğim şey Mert Demir'in kaşesi benim, birinci o. Ama ikincisini söyleyeyim, Melis Rezen'in postundaki açıklama. Bunu çok merak ediyorum, aşırı merak ediyorum. Lütfen bunu bizimle paylaş, bölümün sonuna doğru gelelim. Gebereceğim sıcaktan çünkü.

Abi Melis Sezen'in denizden çıktığı anlarla empati kurmak istiyorum. Bunu dinleyicilerimizin de dahil olduğu bir terapi gibi aksettirmek istiyorum şu anda. Senin de izin olursa eğer. Süper. Şimdi hep birlikte gözlerimizi hafifçe kapatalım.

Sıcacık kumlar. Lahmacunun teki bin liraya satılıyor. Bunu Arda Tuğra'nın Instagram'dan paylaştığı fotoğraftan öğreniyoruz. Çünkü biz uzun zamandır gidemiyoruz oraya. Bayağıdır gidemiyoruz. Yani bu sadece bizimle alakalı bir şey değil. Bu mali politikalardan tutun tercihler, hayatta alınan bütün kararlar, aile, içe göç, otorite, eğitim, içe göç, matbaanın geç gelmesi,

Bu gibi şeylerden dolayı. Her neyse. Birkaç adım ötemizde dalgaların sesi. Denize atlayan seküler felon ve bağlantılı rakı bardağı. Can kurtaranlar. Sektörün sürekliliği için birilerinin boğularak ölmesini bekliyor. Neticede işleri bu. Derken bir ses geliyor. Bir ünlünün, bir dizi ünlüsünün ayak sesleri.

O da ne? Gözleri telefonunu arıyor. En son muhtemelen Kurt Cobain tarafından takılmış 90'lar referanslı güneş gözlüğüyle her yere bakıyor. Nihayetinde buluyor telefonunu. Güneşin kavurduğu bir Ege sahilindeyiz. Kızılay'da değiliz. Kızılay'da eksi ikinci katta bölüm kaydetmeye uğraşmıyoruz, hayır. Ege'de bir sahil kasabasındayız.

Albert Camus romanlarında bir anlık dalgınlıkla Arap öldürten sıcakları yaşıyoruz. Yanı başımızda birinin annesi bugün öldü. Belki de dün. Bilmiyoruz. Öyle bir sıcak. Bu coğrafyanın Arap öldürten sıcakları meşhurdur. Ünlüleri gören yarı ünlüler gerçek ünlüleri görmemiş gibi yapıyor. Ünlü gördüğü için heyecanlanmamış gibi yapmanın hüznü çöküyor az ünlülere.

Çok korumalı, en korumalı güneş kremleri deniz tuzuyla tepkimeye girip zengin çocuklarının gözlerini yakıyor. Üzülüyor ebeveynler. Şimdi akıllı telefonlarımızı elimize alalım. Ve yapma tırnaklarımızla şöyle yazalım telefonun ekranına. Toprak anağı, elmas emojisi.

Okyanus anağı, dalga emojisi. Her zaman parla, yıldız emojisi. Şimdi gözlerimizi yavaşça açalım. Biraz daha kapalı kalabilir mi gözlerimiz? Ben hazır değilim gözlerimi açınca göreceğim manzaraya çünkü. Güzeldi dalga sesi falan. Şimdi açarsam huysuzlanıp bir şeyler diyeceğim. Alt tarafı yüksek yıldızlı otelde tatil yaparken denize girdin. Belki işedin, belki yüzdün. Ne toprak anası, okyanus anası. Sen kimsin ya? Ne oldunuz ya? Yüz, çık. Ne yapıyorsun Melis? Falan diye böyle kendimi gaza getireceğim. O yüzden ben biraz daha bunları dememek için gözlerimi kapatsam olur mu? İyi böyle, siz açın.

gözlerimizi yeniden hafifçe kapatalım. Bütün bu yaz paylaşımlarından, dalga emojilerinden, mert demir ceketlerinden gına geliyor. Kendinizi usanmış, tükenmiş ve çözümsüz hissediyorsunuz. Eliniz telefonunuza gidiyor. Sizinle aynı bıkkınlığı, aynı usanmışlığı hisseden, konuştukça konuşan iki insanın sesini duyuyorsunuz. O da ne?

Yaklaştıkça sakal geliyor, bıyık geliyor. Bir öfke, çözümsüz bir his. Sanki yüksek lisans tezleri tamamlanmamış gibi bir hiddet. Sanki amaçlanmış hayat planı kesilmiş bambaşka şeylere yönelmiş iki insan. Bambaşka disiplinler, inanılmaz bir sohbet. Akıyor sanki.

Her şey çok güzel. Bir duygudaşlık. Emoji de yok. Dizilerde de oynamamışlar. Sadece içerik üretiyorlar. Sadece içerik. Sadece. Yaptıkları şey içerik üretmek. Ben sorayım sana Samet. Ne üretiyorlarmış? İçerik. Bu değil mi? Bu. Çok iyi ya.

Hemencecik telefonunuzun ekranına yöneliyorsunuz. Tam böyle bir sohbet var o an. Ve kendinizi eski halinize nazaran özgürleşmiş, dinç ve mutlu hissediyorsunuz. O da ne? Yemyeşil Spotify ekranında şu ekibe rastlıyorsunuz. Aynen öyle kardeşim. İkimizi birden yükleniyorlar. Ama sen ne olur.

Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)