Podcast

Sevdiğim Birine Gıcık Olabilir Miyim?: Uykumu Kaçıranlar #11

Yakın İlişkiler

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Çok sosyal bir insan yalnız bir şeyler yapmaktan çekinebilir mi? Çocuğunu çok seven bir annenin "Çocuğum olmasa rahat bir insan olurdum aslında" diye düşünmesi normal mi? Sevdiğim birine aynı zaman da gıcık da olabilir miyim?

Yakın İlişkiler'in bu bölümünde çelişkili duygular konuşuluyor. Hepimizin zaman zaman yaşadığı bu tutarsızlıklar, kafa karışıklıkları, gelgitli haller seni de düşündürüyorsa bu bölümü kaçırma!




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.025 kelime · ~10 dk okuma

Merhaba sevgili dinleyici. Bugün çelişkili duygular üzerine konuşmak istiyorum. Bu konu seni de benim kadar zaman zaman rahatsız ediyorsa bence kendinden bir şeyler bulabileceksin bu podcastta. Biliyorsun uykumu kaçıranlar bölümlerinde ben psikolog şapkamı bir kenara bırakıyorum.

Bugün de yer yer bırakmak istiyorum ama yer yerde birazcık hani böyle literatürden de küçük küçük örnekler vermek istiyorum. O yüzden biraz ortaya karışık bir bölüm olsun. Ama ben de hani böyle kendi duygularımı ve deneyimlerimi burada seninle paylaşmak istiyorum. Umarım birlikte güzel bir bölüm olur.

Bu bölüm çelişkili duygular bölümüne nereden geldim ben sorusunu sormak istiyorum önce. Aslında şöyle bir şey yaşadım yakınlarda ve oradan bu konu hakkında mutlaka konuşmam gerektiğini fark ettim. Eşimle bir tartışma içerisindeydik ve bir türlü anlaşamıyorduk. Yani ben kendi haklılığıma ve durum içerisinde kendimce yapabileceğim en iyi tutumunu sergilediğime inanıyordum. O da kendisiyle ilgili aynı fikirdeydi ve bir türlü anlaşamıyorduk ve şeyi fark ediyordum ben de... onun içerisinde yani ben şu anda çok kızgınım çok haksız davranış hissediyorum ama bir yandan da bu adamı çok seviyorum ve yani ne yapabilirim ki şu anda yani öyle bir durum ki hani karşımdaki insanı farklı şekilde düşünmeye yönlendiremem yapamam yapamıyorum zaten yani denesem de olmuyor ama ben de farklı düşünemiyorum ve o da ne kadar uğraşırsa uğraşsın ben onunla aynı noktaya gelemiyorum

Transkriptin tamamını oku

Ve bir sürü çelişkili duyguyla kalakalıyorum. Tartışmaların çoğunun sonunda zaten böyle hissediyorum. Ya da mesela yine benzer bir yerde şunu hissettiğim bir zaman oldu. Yine geçtiğimiz günlerde bir gösteriye gittim ve hayatımda ilk defa yalnız gittim. Ben aslında çok sosyal bir insan olmama rağmen yalnız...

Bir yerlere gitmek benim hiç hoşlandığım bir şey değil. Beceremediğim bir şey. Yalnız başıma yemek yemekten bile hoşlanmayan bir insanım dışarıda. Ve şunu fark ettim kendimde. Ben normalde çok sosyal ve çok insanlarla rahat iletişim kurabilen bir insan olmama rağmen kalabalık bir ortamda yalnız başımaysam çok geriliyorum ve ne yapacağımı bilemiyorum. Gerçekten elimi kolumu nereye koyacağımı bilemiyorum. O gün de gösteri esnasında cep telefonumun şarjı bitti. Ve gösteriyi beklerken ve gösterinin arasında gerçekten ne yapacağımı şaşırdım. Yani böyle nereye bakabilirim? Nerede durabilirim? Hani biriyle konuşamıyorum? Ve böyle inanılmaz kendimi rahatsız hissettim. Ve bu da çok çelişkili bir duygu benim için. Yani ben bu kadar sosyalken nasıl bir yandan da bu kadar böyle içe dönük ve çekingen hissedebilirim?

Ya da mesela anneliğimle ilgili sık sık hissettiğim bir duygu ve eminim anne olanlar varsa aranızda beni hemen anlayacak. Kızımı dünyadaki her şeyden çok seviyorum ama bazen de ya ben anne olarak doğru şeyi mi yaptım diye düşünüyorum. Yani ben çocuksuz olsam daha rahat bir hayatım olurdu diye düşündüğüm zamanlar oluyor. Bu, ona olan sevgime engel mi? Ya da mesela, kızım benim hiç hoşlanmadığım bir şey yaptığında, o an ona karşı içimde hissettiğim öfke, ona olan sevgimi kötü hale mi getiriyor? Böyle bir şey olabilir mi? İşte bu çelişkili duygular, hepimizin yaşadığı duygular. Ve o yüzden de bugün bunlar hakkında konuşalım istedim.

Çünkü çok itiraf edemiyoruz. Yani birini hem sevip hem de ondan hoşlanmadığımız zamanlar olduğunu kabul etmekte çok zorlanıyoruz. Ya da kendi içimizde de tutarlı olmadığımız zamanlar olduğunu fark etmekte çok zorlanıyoruz. Yani mesela diyelim ki bir arkadaşımıza karşı aynı anda hem pozitif hem negatif hissedebiliriz aslında. Yani onunla vakit geçirmek bizim için çok eğlenceli olabilir normalde... ...ama onunla vakit geçirirken onun bir konuyla ilgili tutumu bizi çok rahatsız ediyor olabilir... ...ve bu rahatsızlık hissini onun karşısında otururken bir yandan hissediyor olmak... ...bizi neredeyse dürüst olmayan bir insan gibi hissettirebilir. Ama bu normal mi? Yani biz çelişkili duygular hissettiğimizde aslında yanlış bir şey mi yapıyoruz?

Bir de tabii şu da var mesela diyelim ki ben kilo vermek istiyorum ama gidip sağlıksız bir şey yiyorum. Yani kendi hedefimle ya da hayalimle çelişen bir şey yapıyorum. O zaman mesela bunu kendime nasıl açıklayabilirim? Ve bu çelişkili davranışta bulunduğumda kendime öfke duymamayı nasıl başarabilirim?

Bunlar aslında böyle bayağı da derin sorular. Şöyle bir tarafı da var işte burada psikolog gizem olarak bir çıkacağım karşınıza. Ta Freud'dan başlayan yani en azından teorik olarak ben Freud'u biliyorum en eski belki başka da vardır. Belki felsefede bunun üzerine tartışmalar olabilir diye düşünüyorum. Benim kesinlikle en güçlü alanım değil felsefe bilgim. Freud, bir çocuğun ebeveynine karşı çelişkili duygular hissettiği zamanlardan bahseder. Ve bence şey çok önemli. Bağlanma Kuramı'nın kurucusu John Bolbin'in de bir kitabında bununla ilgili geniş bir kısım var. Benim çok sevdiğim bir bölümdür. Bir çocuk ebeveynine karşı aynı anda hem sevgi hem nefret hissedebilir.

Şimdi bir dakika durun düşünün. Mesela bir ebeveyninizi son tartışmanızı düşünün. Yani o esnada belki de hayatta en sevdiğiniz varlıklardan biri olan annenizi ne kadar öfkeli olduğunuzu düşünün. O anda, tam o anda duygularınızı ölçebiliyor olsaydık nasıl hissediyor olurdunuz?

Çünkü bazen hani böyle küçük çocuklar annelerine babalarına gelip senden nefret ediyorum derler ya. Ve biz bazen çok kalbimiz kırılır. İşte nasıl benden nefret edebilir? Ya da sen çok kötü bir annesin. Ben o kadar uğraşıyorum mu? Gerçekten kötü bir anne miyim? Ya da yani sadece şu konuda anlaşamıyoruz diye ben kötü bir annem oldum diye biz yetişkin olarak düşünürüz ve kalbimiz kırılır. Bir de şimdi durup o küçük çocuğun gözünden bakalım. Şimdi bu hayattaki belki de en sevdiği varlık olan ben ona o esnada onun hiç hoşlanmadığı bir şey yapıyorum. Mesela çok basit bir örnek vereceğim. Diyelim ki kızım o gün dondurma yemek istiyor ama bir sebepten onun dondurma yemesi o gün uygun değil.

Ya da diyelim ki bir yere gitmek istiyor ama bir sebepten onun oraya gitmesi uygun değil. Ve ben anne olarak bir sınır koymak zorundayım ve hayır yapamazsın demek zorundayım. Şimdi doğal olarak benim davranışım onda bir ceza izlenimi uyandırıyor. Yani ben onun sevdiği bir şeyi yapmasına engel oluyorum. Ama bir yandan da ben onun çok sevdiği bir varlığım.

O zaman bana karşı hissettiği iki farklı duygu, öfke, belki hatta böyle o an için nefret ve bir yandan çok yoğun bir sevgi var ve küçük çocukların kafası o kadar karışıyor ki bununla ilgili çünkü derin bir suçluluk duygusu da duyuyorlar. Yani ben bu kadar çok sevdiğim bir insana karşı nasıl bu olumsuz duyguyu hissedebilirim? Hatta bir de çocuklar birçok durumun kendileriyle ilişkili olduğunu düşündükleri için yani hayatta o esnada olup bitenlerin hep kendileriyle ilgili olduğunu düşündükleri için diyelim ki mesela bana kızgın olduğu esnada kızımın benim başıma ufak bir şey gelse diyelim ki kolumu çarptım ve kolum kanıyor kızım o esnada bana karşı olumsuz bir şey hissettiğinden dolayı benim başıma bunun gelmiş olabileceğini düşünüyor O yüzden de yani ve hayatta hepimizin başına olumsuz şeyler gelebileceği için birbirimize karşı olumsuz hisler hissetmemize mümkün olduğu için çocuklar için bu çok zorlu bir hale gelebiliyor. Mesela şu bile bazen bir çocuk için çok zor bir duygu anneannem beni çok

ama ben onun bana gösterdiği ilgi kadar ona ilgi göstermiyorum ya da onun beni sevdiği kadar onu sevemiyorum bu arada sevememesi de çok normal burayı da açalım yani biz yetişkinler olarak çocukları çok seviyoruz ve sevgimiz göstermeyi de biliyoruz çünkü bu yaşımıza kadar öğrenmişiz bir şekilde en azından büyük bir çoğunluğumuz için söylüyorum bunu Ama çocuklar daha çok küçük ve bir sevgi duygusunu tam olarak içeride neye benzediğini anlayamayabiliyorlar. İki, sevgilerini nasıl göstereceklerini bilemeyebiliyorlar. Üç, özlem gibi soyut kavramlar onlar için çok daha sonra gelişiyor. O yüzden mesela bir çocuğa, bir yetişkin seni çok özledim, çok seviyorum dediğinde çocuk için bu, bir dakika ben bunları hissetmiyorum, ben kötü bir torun muyum ya da bende bir sıkıntı mı var gibi duygular oluşturabiliyor.

Hiçbir çocuk gözünden bunlara bakmış mıydınız bilmiyorum. Ben açıkçası kendi çocuğum olana kadar bakmamıştım. O yüzden benim için böyle bir aydınlatıcı bir deneyim oldu. Kızımın yaşadığı bu çelişkili duyguları gözlemlemek. Yani okumuştum Freud'dan ve Bolbiden ama bir anda bunları gözümün önünde kızım tecrübe ederken görmek çok enteresan oluyor. Tam bu noktada bir duralım. Minik bir ara verelim. Ondan sonra beraber devam edelim.

Yetişkin olarak da bizim partnerlerimize karşı çelişkili duyguları hissetmemiz aslında o kadar normal ki. Bununla ilgili benim de doktora hocamın yaptığı bir çalışma var. Hatta sonrasında biz de bir derleme makale yazmıştık bununla ilgili. İlgilenenler olursa onun da linkini bu podcastın altına bırakayım. İnsanlar hayatta en sevdikleri kişileri düşündüklerini dahi onlara karşı çok pozitif hissediyorlar ama bir miktar negatif de hissediyorlar. Ve bu negativite nereden geliyor diye düşündüğümüz zaman aslında çok da uzağa bakmamıza gerek yok. Yani günlülük interaksiyonlarımız içerisinde de biz negatif durumlar yaşıyoruz sürekli.

Anlaşamadığımız durumlar oluyor. Daha önceden bize söylenmiş bir cümlenin etkileri olabiliyor. Bir şekilde ilişkinin tam olarak istediğimiz şekilde olmamasıyla ilgili meseleler yaşıyoruz. Burada hangi ilişkiyi her zaman tam olarak istediğimiz gibi bu da apayrı bir soru ama...

Yani az önce verdiğim örnekteki gibi yetişkin olarak kendi ebeveynlerimize çok iyi bir ilişkimiz olsa dahi geçmişte mesela yaşadığımız çocukluktan getirdiğimiz olumsuzluklardan dolayı bugün onlar bize artık çok iyi ebeveynler olsa bile biz hala bir miktar olumsuz hissedebiliyoruz. Ya da mesela şeyi düşünün. Bir iş arkadaşınız var. İş arkadaşınızın çok iyi bir insan olduğunu düşünüyorsunuz. Ama belli konularda çok büyük yanlışlar yaptığını görüyorsunuz. Şimdi bu insana karşı sadece negatif bir şey hissetmeyebilirsiniz ve bu gerçekten aslında çok normal. Yani çelişkili duyguları biraz daha normalleştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Özetle aslında bunu söylemeye çalışıyorum.

Ama nereye kadar? Burası önemli. Eğer sürekli çelişkili duygular yaşıyorsak... ...ve o çelişkili duyguların ki farklı tarafı da çok yoğunsa... ...yani bir insana karşı aynı anda çok yoğun negativite ve çok yoğun pozitivite hissediyorsak... ...ve bu hep böyleyse, o zaman işte o ilişkilerde kendimizi iyi hissetmiyoruz, rahat hissetmiyoruz, mutlu hissetmiyoruz. Ama ben... Bu insana karşı çoğu zaman çok pozitif hissediyorum ama bir davranış var ki beni rahatsız ediyor. O zamanlar negatif hissediyorum ya da tartışmalarımızda negatif hissediyorum ya da kalbimi kırıkken negatif hissediyorum gibi bir trend gözlemliyorsak burada bir sorun yok. Ya da işte az önce örnek verdiğim gibi bir anne olarak ben çocuğumu hep çok seviyorum ama zaman zaman

Ya çocuğum olmasa belki de daha rahat olurdum gibi bir düşünceyi aklımdan geçiriyorsam ya da çocuğumu çok seviyorum ama benim bugün kendime vakit ayırmaya ihtiyacım var gibi bir onun üzülmesi pahasına kendime vakit ayırmaya ihtiyacım var gibi bir düşünceyi sağlıklı bir şekilde sürülebiliyorsam bunda bir problem yok ama eğer mesela onu çok seviyorum Ve ondan ayrı vakit geçirdiğimde o üzülmesin diye sürekli onun yanında kalıyorum gibi bir durum içerisindeysem bu sıkıntılı. Çünkü o çelişkili duyguları ben çözümleyememişim ve kendimi koruyamıyorum anlamına geliyor bu. Ama eğer sağlıklı bir alternatif tercih edebiliyorsam problem yok. Ya da mesela diyelim ki tanıdığım bir insanın olumsuzluklarını gördüğümde ve olumsuzluklarından kendimi bir miktar tamponlayabildiğimde o insanla hala ilişkimi sürdürebilirim. Aynı şey arkadaşlar için de çok geçerli. Yani ben arkadaşlarımın en sevmediğim huylarını bilebilirim. Bunları bilerek onlarla vakit geçirebilirim. Yani diyelim ki mesela bir arkadaşım alkol aldığında benim hiç hoşlanmadığım şekilde davranıyor.

O zaman ben onunla alkol almadığımız ortamlarda buluşabilirim. Ya da mesela diyelim ki bu arkadaşım çok konuşuyor ve bir yerden sonra ben çok bunalıyorum. O zaman onunla görüşmelerimin sınırını yani zamansal sınırını birazcık daha sıkı tutabilirim. İşte ne bileyim iki saat görüşürüm. Üçüncü saate geçmemesini sağlarım. Böyle böyle aslında yani sırf

bazı şeylerden hoşlanmıyorum ya da çelişkili durumlar içerisinde kalıyorum diye ilişkilerimi toptan kesmem ya da sadece bir insana karşı sadece pozitif hissetmem gerekiyor diye kendimi zorlamam gerekmiyor. Son olarak şunu da söylemek istiyorum. Aynı şeyi kendimiz için de söylemeliyiz. Yani ben her zaman kendi amacımla, kendi hedeflerimle, kendi inançlarımla, ideallerimle yüzde yüz uyumu davranamayabilirim. Zaman zaman çelişkiler içerisine düşebilirim.

Ve bu çelişkilerin bana o anda kötü hissettirmesi tabii ki normal. Ama bu çelişkiler için kendimi yiyip bitirdiğim zaman, bu böyle kendime yönelttiğim bir öfkeye dönüştüğünde, bu bana hiç iyi gelmiyor. Belki de eğer sürekli aynı noktalardan çelişkili davranıyorsam, inancımı, hedefimi ya da düşüncelerimi sorgulamam gerekiyor. Ama sorguladığımda hala aynı yere varıyorsam, neden sürekli bununla çelişen davranışlar içerisine giriyorum sorusunu sorabilirim. Ama dediğim gibi, yani çelişkili davranmanın hayat içerisinde çok normal olduğunu... ...hepimizin aynı esnada farklı özellikler veya farklı güdüler barındırabildiğini... ...ve aslında sosyal durumların da aynı anda hem ödüllendirici hem de cezalandırıcı olabileceğini hatırlayalım. Yani şey gibi, benim mesela gideyim gösteri benim için çok keyifliydi ve bir ödüldü... ...ama orada yalnız başıma olmak benim için çok keyifsizdi. ve bir cezaydı. İkisini aynı anda yaşadığımda iki farklı duyguyu içinde barındıran gizemin çelişkili hissetmesi çok normaldi. Dediğim gibi bunların yaşama sıklığımız ve yaşama yoğunluğumuz önemli olan, bunların sorunlu olup olmadığını gösteren şeyler. Bunlar üzerine birazcık konuşmak istedim. Umarım çelişkili duyguları biraz olsun normalleştirebilmişimdir zihninde. Çok sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)