Podcast

Ekseriyetle İzmirli

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Samet ve Fethi bu bölümde yoğun istek üzerine şarkı analizine soyunurken, konu konuyu açıyor. Hediye kültürü, enformasyon çağı ve bilimum çağdaş zıkkımın masaya yatırıldığı bu bölümde, popçu Berkay'ın "İzmirli" şarkısında kullandığı söz sanatlarına bilgece yaklaşılıyor. Çoğu bölümde olduğu gibi Fethi'ye bir dokunup bin ah işitsek de, Samet her zaman olduğu gibi temkinliliği ve akli ihtiyatlılığı elden bırakmıyor.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.070 kelime · ~10 dk okuma

Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim Aynen öyle

Ya kaç hafta oldu? Magazin de magazin, magazin de magazin ünlüler. Bir kişi de demedi ki, siz neden şarkı analizi yapmıyorsunuz? Bir süredir şarkı analizi yapmadınız, ben şu şarkıyı yorumlamanızı istiyorum diye bir DM olur, bir şey olur. Kimse, bir kişi demedi ya. Bir kişiden böyle bir şey almadık ya, bir tane böyle bir olay yaşamadık FETÖ. Ama biz buna rağmen, tüm bunlara rağmen, siz sevgili dinleyicilere, Birkaç şarkı sözü biriktirdik. Onları sizin kulağınıza zerk etmek ve sonra geri çıkarıp analiz etmek için yanıp tutuşuyoruz bir süredir. Ha değer mi? Bilmiyorum. Ama yapacağız. Abi ben biraz eli yükselttim galiba. Güzel bir şarkı varsa incelememiz gereken. Hemen gir söze. Şimdi biliyorsunuz Sametçiğim şarkılar bizi birbirimize yaklaştıran, bazen uzaklaştıran, kalpten kalbe giden güzide kendine has işitsel kesitlerdir.

Ve elbette bu bölümde dinleyicilerimiz adına incelemekten imtina etmeyeceğimiz birkaç güzide şarkı biliyorum. İstersen direkt olarak bir şarkıyla başlayabilirim. Keşke şu an Bülent Ersoy gibi bir şarkının meyanına girsem. Böyle bağıra bağıra çok isterdim bunu. Neymiş abi bugün nasibimizdeki şarkı? Şarkımızın ismi İzmirli. İcracısı da Popçu Berkay.

Transkriptin tamamını oku

Popçu burada sıfat, yani ön isim gibi düşünmeyelim. Şarkının sözleri şöyle, istersen okuyayım. Hadi buyur. Hadi gel de çıkma yoldan Hadi gel de yum gözünü Daha şimdi esti buradan Gönlümün çöpsüz üzümü Hain rüzgar savurdukça Savuruyor eteklerini Öyle güzel yürüyor ki zilli Kesin İzmirli Bir o yana, bir bu yana sallanıyor. Ben baktıkça allanıyor. İnadına inadına bağlanıyor. Yangınlar yanıyor. Yangınlar yakıyor.

Sametciğim şarkıda çuval dolusu argüman var, iddia var. Tanımlanmış, öngörülmüş, çokça kimlik var. Mesela Berkay baktıkça allanan vatandaşın kesin İzmirli oluşunun nedeni ne? Ne bileyim çok güzel yürümesi mi? Eteklerini savurması mı? İzmir'in rüzgarı neden hainlikle suçlanıyor?

Kafalar karışık. Neyse ki bu gibi sorular bu bölümde yanıt bulacak. Fethi çok fazla konu başlığı var. Zamanımız da kısıtlı böyle tarihin arka odası gibi 4 saat yayın da yapamayız biz. Bence hemen bir an önce ilk sorudan başlayalım. Bu şarkıyı bitirmek çok zor çünkü bence. Bu şarkıyla İstiklal Marşı arasında çok enteresan bir bağlantı var Samet. Bilirsin İstiklal Marşı korkma ikazıyla başlar. Bu da bizim biraz olsun endişe etmemize neden olur.

Bu şarkıda hadi diye başlıyor. Yani her ne kadar hadi gel de yapma, hadi gel de çıkma yoldan şeklinde devam etse de istemeden de olsa teşvik ediyor gibi. Üstelik bir şarkı yazımına oturan herhangi bir insanın şarkıya hadi gel de çıkma yoldan şiarıyla başlaması da birazdan yoldan çıkacağının bir ispatı gibi. Ne dersin? Burada bir söz sanatı kullanılmış.

Ben şu an bu söz sanatının ismini tam hatırlayamıyorum ama aynı söz sanatı kırklı yıllarda kadın ismi olarak da kullanılmış olabilir. Öyle söz sanatları vardır çünkü. Tevriye benzeri şeyler yani. Burada ismini koyamadığım, koyamadığım değil de hatırlayamadığım bir söz sanatı var. Buradaki hadi, tövbe tövbe anlamında kullanılmış. Hadi gel de çıkma yoldan şu demek. Tövbe şimdi bir şey derdim de neyse gibi bir şey yani. Öyle bir kipi var. İnsanı günaha sokarsın, losing my religion gibi bir şey yani.

Öyle bir yerde yani. Bilmiyorum anlatabildim ama tövbe anlamındaki hadideki di ayrı yazılır. Birleşik yazmışlar. Ben bu konuda ufak bir kınama mesajı yayınlamak isterim. Teşekkürler. Abi söz sanatları böyledir. Alayı böyle bunların. Başta tanışırsın nasıl melek, nasıl muhteşem biri. Hiçbir sıkıntısı yok. Muhteşem bir aşk dili, sohbette seviye, keyifli mi keyifli bir hal. Peşinden sen ifadelerde, iletişimde söz sanatlarına ağırlık verdikçe

Yanıtlar gecikir, son görülmeler aksar. İşte ararsın sorarsın, neredesin ya, ne yaptın diye. İyi ya işte arkadaşlarla takılıyoruz, ben seni müsait olunca ararım. Olur. Söz sanatları ilk keşfedildiği dönemde dünyanın en muhteşem şeyi gibi gelir insana abi. Gel gör ki zamanla sana gösterir bir temsilden ibaret olduğunu. Sonra başka bir söz sanatı, başka bir söz sanatı daha. Bunlar böyle tekrar eder. Söz sanatları Luna Park'ta hangi oyuncağı tekabül ediyor bilmiyorum ama hangi oyuncak olmadığını çok iyi biliyorum Samet. Gondol. Sen söz sanatlarından istikrarlı bir has bekleyemezsin abi. Huzur sandığın şey, yani huzur atfettiğin şey olsa olsa İstanbul'da bir mahalledir.

Bunu fark ettikten sonra vazgeçersin zaten söz sanatlarından. Dümdüz anlatırsın. Örnek veriyorum dersin ki sen çok hoş birisin fakat ben seninle yapamam. Bunun da bir takım nedenleri var. Ya Berkay anladığım kadarıyla hala da söz sanatlarıyla flörtleşiyor. Bu biraz çiğ. Ben Berkay'ı şahsen mama sonbahar geldi derken de görmek isterim. Yani söz sanatlarından vazgeçtiği, salt gerçek olana aktardığı zamanlarını da görmek isterim Berkay'ın. Fethiciğim bak, bunları evvelden konuştuk, tartıştık, türlü sorunlar yaşadık, çözdük ama en sonunda bir karara vardık değil mi? Ben sana ne sorarsam sorayım, sen bana kişisel hezeyanlarından bir potpourri yapıp sunuyorsun. Bu böyle olmaz.

Böyle olmaz. Olmaz. Ben seni yine dinlerim ama dinleyicilerimiz, insanlar... Ben sana köy yumurtası hakkında bir soru sormuşsam, ikili ilişkiler hakkında bir şey dinlemek istiyorum anlamına gelmez. Gelmez.

Ben istiyorum ki köy yumurtası belki bağlantılı olarak çiftçinin yüzü gülür mü gibi meseleler. Maksimum bu ötesini istemem. Ben bu konuda seni bir kez daha uyarmak istemiyorum. İstersen şimdi git bir yüzünü yıka, gel otur, devam edeceğiz. Fethi arkadaşınıza birisi eşlik etsin sırt... Heh, tamam. Siz, siz bir beraber tuvalete gidin gelin. Tamam. Tamam. Kısa bir reklam arası yapın. Aynen öyle kardeşim

Geç, geç şöyle otur Fethi. İyi misin birazdan? İyiyim abi, daha iyiyim. Daha iyi hissediyorum. Yine de takdir ettiğim bir şey var, onu paylaşmak istiyorum deminki tir adında. Düz yazı değil de düm düz yazıyı savunuyorsun. Bu güzel. Şarkının devamına geliyorum. Daha şimdi esti buradan gönlümün çöpsüz üzümü. Sence de burada teşbihte hata yok mu?

Yani üzüm esmez bu yanlış bir tabir. İkincisi çöpsüz üzüm iyi bir tabir değil sanki. Yani kuntiz bir tabir gibi. Çıkarcı bir tabir. Bir övgü söz öbeği asla değil abi. Ne diyorsun? Şu dünyada beni hiçbir şey salt gerçeklik kadar heyecanlandırmıyor, heyecanlandıramadı, muhtemelen de heyecanlandıramayacak abi. İnsanlar heyecan üretebilmek için söz sanatlarına, ne bileyim cinastara falan başvuruyor.

Halbuki salt gerçeklik, dünya üzerindeki şu zamana kadar akıl edilmiş en başarılı aşk dili. Ne bileyim bir gün biriyle tanışırsın, ona çöpsüz üzüm diye hitap ettiğin an bitersin. Kim var ki şu dünyada sevgilisini telefon rehberine çöpsüz üzümüm diye kaydeden mutlaka ayrılmışlardır abi. O ilişki bitmeye mahkum. Çünkü o diyaloğun bu tarz yakıştırmalar, benzetmelerle sürmesi imkansız. Sana bugün biraz daha açık konuşacağım Samet. Bu gibi laflar, yakıştırmalar aşkı olsa olsa tüketir.

Bitirir aşkı. Ama merhaba benim en geç 10'da çıkmam gerekiyor dersen her şey anlam kazanır. Hisler uzay ve zaman bağlamında manaya kavuşur ve o aşk seneler sonra yapılan mercimek çorbasının kıvamına kadar üretir kendini. Salt gerçeklik sadece Rus edebiyatında değil. Aşklarımızda ve işlerimizde de işimize yarar. Fakat Popçu Berkay bunların henüz bilincinde değil.

Öğrenir. O da öğrenir abi. Fethi Yıldırım'la Bir Dokun Bin Ah İşit tüm hızıyla devam ediyor. Fethi istersen şöyle yapalım. Sen bahsetmek istediğin bir mevzu seç. Ben ona uygun haber ya da şarkı bulayım. Güven oyunu alalım. Bu iş huzur içinde çözülsün. Kıymet vermiyoruz abi.

Bizimkisi çok niteliksiz bir değer atfedimi. 2014 sonrasından bahsediyorum. Bu tarihten beri insanların birbirlerine yaklaşımı adeta benzin istasyonlarında bedavaya verilen dikiz aynasına takmalık kokuluklar gibi. Sorsan çok seviyoruz.

Onsuz yapamayız ama işin içine telefonlar girince, son görüldüler çiçek sepeti, trend yol, sevgili adreslerine verilen yemek siparişleri, birbirimizi onaylarken bir dönem her arabada olan kafası sallanan yapma köpekler gibiyiz. Telaşlı fakat mekanik. Bir şey ifade ediyoruz güya ama birbirimiz için kaçıncı sıradayız hiç belli değil. Sığınıyoruz Samet. Birçok şeye sığınıyoruz. Mavi tıka sığınıyoruz mesela. Son görül diye sığınıyoruz. Bak mesela zamanında şarkılarda dile getirilen uyarıcılar fazlaca naifti. Bir kapının çalınmasıydı mesela.

Her ne kadar dahilinde anlatım bozukluğu olsa da şu şarkı sözü çok hoşuma gider. Ne diyor? Kapın her çalındıkça o mudur diyeceksin. Şimdi şartlar daha kötü. Telefonlar titriyor olduk olmadık. Şu zamanda aşk dediğimiz şey, Sametciğim, kozmetik dükkanlarındaki teşhir ürünler gibi. Hal böyleyken somut, gerçek, aslına sadık ve feminist podcasterlar beni affetsin, taşşaklı bir aşk temsiline denk gelmek takdir edersin. Mümkün olmuyor. Fakat bu bizimle alakalı değil. Sen süper birisin, ben seni senelerdir tanıyorum. Ben daha struktürel bir şeyden bahsediyorum yanlış anlamazsan.

Ben bir süredir seni dinliyorum Fethi. Benlik bir durum yoksa çıkıyorum. Ben daha buradan Eskişehir'e gideceğim. Çiğ börek yiyeceğim. Yolun var. Sen hiç kalkma, öpmeyin. Birazcık benim kırgınlığım var. Dayınlara falan da uğra ara ara çok ihmal ediyorsun. Çok ihmal ediyorsun. Yengenler falan çok ağlamış geçen.

Fethi ben demin anlattıklarını dinlemedim. Dinleyemedim. Çok özür diliyorum bu arada. Dinlemeye çalıştım. Bir süredir oradaydım. Tam anlayamadım. Konunun Berkay'ın şarkısına dönesi de yok gibi duruyor. Değerli dinleyicilerimiz, alıcınızın ayarlarıyla oynamayın. Fethi'nin durumu bu. Fethi böyle, bu ara böyle.

Yapacak bir şey yok. Ben isterseniz 4 Ağustos'ta 6.45'te gerçekleşecek Sinarit Baba konserinin reklamını araya sıkıştırayım. Çünkü benim ne konuştuğumuza dair bir adet fikrim yok. Bilmiyorum ki. Konu neydi? Ne oldu? Berkay nereye gitti? Hiçbir benim fikrim yok. Bakın, Ankara'da olun ya da olmayın. Eskişehir'e yakın.

İstanbul yakın, Çorum'da dinleyicilerimiz var. Belki, bilmiyoruz ki. Çok yakın bir lokasyon Çorum. 4 Ağustos'ta bu konserin dolması şart. Herkesten de özür diliyorum. Fethi'nin kayıt esnasında Mavi Melek tabir ettiğimiz ispirito tüketeceğine dair benim bir fikrim yoktu.

Fethiye bir kahve alabilir miyiz? Pardon. Bir kahve alabilir miyiz Fethiye? Sade, duble, ağır, iktidar sahibi bir kahve. Tamam. Teşekkürler. Muhtedir. Ben müsaadenle Berkay'ın şarkısına döneyim mi ağabey? Ben baktıkça allanıyor. Nedir ağabey ya bu arada? Ya sen Güneş'sin de hoşlandığın İzmir'le özüne nar mı?

Ben buradaki doğa olayını anlamakta güçlük çekiyorum abi. Şu zamana kadar ben baktıkça allanan kimse olmadı. Hani buna benzer bir eğitişimlilik içerisinde olmadım hiç. Bu sebeple anlayamıyorum sabır. Entarisi ala benziyor, şeftalisi bala benziyor tarzı bir imgelem kullanılmış olabilir. Yani benim bu şarkıda içimi gıdıklayan bir durum var. Onu paylaşmak istiyorum. Öyle güzel yürüyor ki zilli, kesin İzmirli. Wow!

Buradaki gurme mağrurluğu beni rahatsız ediyor. Yani sen nüfus müdürü müsün? Sağlık bakanı mısın? Gerçekten de abi bu cümlede maaşı 15'inde yatıyormuş gibi bir hava var yani. O özgüven, o rahatlık var yani. Bir de İzmir konusundaki bu uzmanlığını başka coğrafyalarda da sergileyebiliyor musun? Çorum, Daskırı, Gemlik, Malazgirt, Uşak mesela buralar içinde kesin uşaklı diyebiliyor musun insanlara?

Yoksa bir kadının adım atışına bakıp böyle çekirdeğe çiğdem, işte metroya izban, AKP'ye CHP denen bir coğrafyanın savunusunu mu yapıyorsun? Ben sadece ortaya bir soru koymak istiyorum. Bu konudaki yorumumu merak edenler varsa ben OnlyFans linkimi aşağıya bırakmak isterdim ama bundan da anlamazsınız ki siz. İşte abi kusura bakma kulak misafiri oldum. Hayat aynı yaşanmıyor.

şeyi fark ettikten sonra dedin yani bundan da anlamazsınız ki siz. Evet. Bunun farkındalığı geldikten sonra insanın önceki dönemindeki heyecanı kalmıyor tamam mı? Daha böyle ağır başlı oluyorsun ama sen devam et abi sen anladın beni. Hababam sınıfı Ahmet oluyorsun işte ondan sonra. Onlar sizden kalem istiyor, kitap istiyor. Tüh! falan diye. Sametciğim OnlyFans'ı açsan ne yapacaksın? Taklit mizahı mı? Ya Barış Manço taklidi mi? Nasıl bir içerik var hakkında? Bizimle paylaşmak ister misin? OnlyFans'ı tam tersinden kullanmak nasıl olur ya acaba? Yani daha da giyinik fotoğraflar. Yani kışın çekilmiş montlu dağda yürürken fotoğraflar mesela.

Ne kadar ilgi çeker tam bilemiyorum ama çıplak foto atacak halim yok zaten yani bu yaştan sonra. En fazla çıplak taklidi yapabilirim. Taklit konusunda fena değilim. Ne dersin abi OnlyFans kış kreasyonu açılımının peşinden öyle güzel bir mont giymiş ki zilli, kesin bitlisli, benzeri bir şarkı sözü de yazılabilir mi sence? Berkay'ın müdahale alanına girmiyor olabilir orası. Oraya jandarma bakıyor bence. Spotify'da en fazla şöyle görebiliriz o şarkıyı.

En fazla böyle olabilir. İsimlerin de, nidaların da bazı gereklilikleri var maalesef. Mahmut Tuncer de Hüp diye şarkı yapamaz mesela. Ben de mesela yerini sevemem gibi bir şarkıyı Kağıtalımıçı'dan beklemem. Yani böyle bir cümle kurmaz bence Kağıtalımıçı. Duygularını bu şekilde ifade etmez gibi duruyor. Kağıtalımıçı taklidim olsaydı bak tam şu an yeri gelmişti. Tam şu an yapabilirdim ama yok yani. Bir yandan da sonun da gelmesi lazım bu taklit bizden. Ben sürekli taklit yapamam yani.

Bak Fethi, yakışıklı güvenlik artık hayatına Muhammed Sürmeli olarak devam ediyor. Artık ne yakışıklı ne güvenlik. İkisini birden bıraktı. Yani bir noktada bazı şeyleri geride bırakmak gerekiyor. Taklit mizahı da öyle bir şey. Adam inovasyonların adamı bak. Hiçbir TikTok fenomeni bu cesareti gösteremedi. Bak üzerinden 15 yıl geçti. Tablet Reis ne kadar değişti ama hala Tablet Reis. İsmi değişmedi yani. Hayatına devam ediyor. Geride bırakamıyor eski lakabını. Ama yakışıklı güvenlik,

Artık yok. O insan yok artık. Ben olsam kendime yakışıklı güvenlik demezdim abi. Yakışıklı ve güvenilir derdim. Düşünsene hem yakışıklısın hem de güvenilir. Bir de sigarayı bıraksan kimse tutamaz seni artık. Daha mutlu olamam kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim.

Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)