Podcast

Duygusal Zeka Hakkında Ne Biliyorsunuz?

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Duygusal zeka... Üzerine yeni yeni konuştuğumuz bir konu bu. Bazı araştırmacılar bu özelliğin öğrenilebileceğini ve güçlendirilebileceğini düşünürken, bir grup da bunun doğuştan geldiğine ve değiştirilemez bir karakter özelliği olduğunu savunuyor. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde, EQ üzerine konuşuyoruz. Duygusal zekası yüksek kişilerin ortak noktalarını inceliyor, bu kişilik özelliğini nasıl geliştirebileceğimiz hakkında düşünüyoruz.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.446 kelime · ~7 dk okuma

Duygularını kontrol edemeyen insanlar. Özellikle de ortada hiçbir sebep yokken sık sık öfke patlaması yaşayanlar. Ya da başkalarını hiç dinlemeyenler. Hatta dinlemek dahi istemeyenler.

Sürekli bir tartışma, kavga ve sorun peşinde olanlar. Her şey için başkalarını suçlayanlar. Veya nasıl hissettiğinizi anlamayan, umursamayanlar. sizi çok hassas olmakla itham edenler, düzgün bir arkadaşlık kuramayan, ilişkilerinde sorun çıkaran empati yoksunu insanlar.

Of of. Dinlerken içiniz daraldı değil mi? Tüm bu empati yoksunu insanlara bir selam gönderelim buradan. Ama çok da kızmayın onlara. Çünkü tüm bu insanların ortak bir noktası var. Onların zekaları düşük. Evet, zekaları düşük. Fakat bildiğimiz anlamda zekadan bahsetmiyoruz tabii ki. Duygusal zekaları düşük bu insanların. Hatta kiminin bayağı düşük.

Transkriptin tamamını oku

Tabii bunları söyleyince hemen başkaları geliyor çoğumuzun aklına. Ama belki de bu kişiler bizlerizdir. Bilemeyiz. O yüzden gelin bakalım bu insanların ortak noktası neymiş ve sizin duygusal zekanız ne seviyedeymiş onu bir gözden geçirelim.

Duygusal Zeka İlk defa duymuş olabilirsiniz bu ifadeyi. Zira yeni yeni hayatımıza giren bir kavram bu. Dolayısıyla duygusal zekası düşük olan insanların ortak özellikleri üzerine konuşmadan evvel bu zeka türü neymiş ona bir bakalım derim. Şimdi… Duygusal zeka derken kişinin duyguları anlayabilme, kontrol edebilme ve değerlendirebilme kabiliyetine sahip olmasından bahsediyoruz.

Bazı araştırmacılar bu özelliğin öğrenilebileceğini ve güçlendirilebileceğini düşünürken bir grupta bunun doğuştan geldiğini ve değiştirilemez bir karakter özelliği olduğunu söylüyor. Tartışmalı bir konu yani bu. Duygularınızı kontrol ve ifade edebilmek bu işin en temel kısmı aslında. Hatta en kolay kısmı desek yeridir.

Zira buradaki asıl meydan okuma başkalarının duygularını da anlayabilmek, yorumlayabilmek ve uygun tepkileri verebilmekte başlıyor. Bir arkadaşınızın üzgün olduğunu ya da bir iş arkadaşınızın biraz sinirli olduğunu anlayamadığınızı hayal edin. Onların ne hissettiğini umursamadan işinize devam ettiğinizi, bu durumda yaşanacak hayal kırıklığını. Bunu anlayabilmek, buna göre konum alabilmek bir beceridir.

Ve işte bu beceriye psikologlar duygusal zeka, kısaca IQ diyorlar. Ve birçok bilim insanına göre duygusal zeka IQ dediğimiz bilissel zekadan daha önemli bir özellik. Buna birazdan geleceğim. Ama önce bu duygusal zekanın nasıl ölçüldüğüne bir bakalım. Bu becerinin ölçümü için internette birçok sözde test bulabilirsiniz. Ancak temelde bu testler özdeğerlendirme ve yetenek testi olarak ikiye ayrılıyor.

Öz değerlendirme en yaygın olanları. Çünkü uygulanması ve raporlanması en kolay olan testler de bunlar. Bu tip testlerde katılımcılar kendi davranışlarını değerlendiriyor. Örneğin, sıklıkla başkalarının nasıl hissettiğini anlarım gibi sorulara, katılıyorum ya da katılmıyorum gibi cevaplar veriliyor. Şayet test daha geniş bir ölçekte gerçekleştiriliyorsa, kararsızım gibi cevaplar da denkleme dahil oluyor.

Yetenek testlerinde ise bazı örnek durumlar gerçekleştiriliyor ve kişilerin bu durumlara verdiği tepkiler ölçülüyor. Örneğin örnek bir vaka sahneleniyor. Oyuncular olabiliyor. Bir rol yapma oyunu gibi. Bu durumda başka bir kişi sizi değerlendirerek belirli bir puanlama yapıyor. Ancak duygusal zekanızı bir uzman ölçüyorsa en yaygın kullanılan iki tane ölçekten birine başvuracaktır yüksek ihtimalle.

Bunlardan biri Mayer-Salovey-Caruso duygusal zeka testidir. Burada Mayer ve Salovey duygusal zeka modelinin dört temel başlığı değerlendirilir. Birincisi, kendinizin veya başkalarının duygularını algılama becerisi. Duyguları anlayabilmek için önce onları doğru şekilde algılamak gerekir. Birçok durumda bu algılama durumu sözlü gerçekleşmez. Bir kişinin vücut dilinden ya da yüz ifadesinden nasıl hissettiğini anlayabiliyorsanız bu olumlu bir özelliktir. İkincisi duygularla düşünebilme becerisi. Duygularla düşünceleri yönetebilme becerisi de diyebiliriz buna.

Yani düşüncelerimizi ve bilişsel becerilerimizi duygularımızla desteklemekten bahsediyoruz. Zira dikkatimizi çeken ya da tepki verdiğimiz şeyleri duygularımız belirliyor. Dikkatimizi cezbeden her şeye duygularımızla tepki veriyoruz. Dolayısıyla bu beceride duygusal zekamız üzerinde epey belirleyici bir rol oynuyor.

Üçüncüsü, duyguları, duygusal dili ve duyguların işaret ettiklerini anlayabilme becerisi. Algılamak başka, gerçekten anlamak başkadır. Algıladığımız duyguların birçok farklı anlamı olabilir. Örneğin biri sinirli davranıyorsa bu kişinin neden sinirli olduğunu ve altındaki anlamı kavrayabilmek çok az insanın sahip olduğu bir beceridir.

Mesela eşiniz ya da sevgiliniz durup dururken sinirli davranmaya başladığında onun sinirli olduğunu kolayca algılayabilirsiniz. Fakat neden sinirli olduğunu anlayabilmek başka bir şeydir. Yaptığınız ya da yapmadığınız bir şey neden olmuş olabilir buna. Veya bu sinirin kaynağı işiyle veya ailesiyle ilgili bir sorun da olabilir.

Mayer ve Salovey duygusal zeka modelinin dört temel başlığının sonuncusuysa, belirli hedeflere ulaşabilmek amacıyla duyguları yönetebilme becerisidir. En zoru da budur aslında. Duygusal zekanın en önemli kısmı da diyebiliriz bunun için. Duygularınızı kontrol edebilmek yetmez yani. Başkalarının duygularını da doğru şekilde anlayın. Buna uygun şekilde davranabilmek işin en zor kısmıdır özetle.

Duygusal zeka ölçümlerinde başvurulan diğer bir ölçekse duygusal ve sosyal yeterlilik envanteridir. Burada da bir tür öz değerlendirme anketi söz konusu. Bu değerlendirmede kimi zaman testi alan kişiyi tanıyan başka insanlar da olaya dahil edilir ve farklı duygusal becerilerde kişinin yeteneklerini değerlendirmeleri istenir. Bu test genellikle güçlü liderlik vasfı olan insanların sosyal ve duygusal becerilerini değerlendirmek üzere kullanılır.

ve uzmanlar ya da bu konuda yetkili olan kurumlar tarafından yapılır. Bölümün başında da söylediğim gibi, duygusal zeka konusu tahmin edildiğinden de çok önemli bir mesele. Öyle ki son yıllarda birçok ülkede ilkokuldan itibaren müfredata sosyal ve duygusal öğrenme programları entegre ediliyor. Bunun amacı sadece psikolojik sağlık değil aslında. Bu programlar sayesinde çocukların hem akademik anlamda daha başarılı olduğu hem de zorbalık gibi önemli konuları daha iyi yönetebildiği ortaya çıkmış. Diğer taraftan, duygusal zekanın günlük yaşamdaki etkileri de çok derin ve odaklanılması gereken başka bir konu. Onu da kısa bir aradan sonra konuşacağız elbette. Evet, duygusal zekanın günlük yaşamdaki etkilerinden bahsedecektik değil mi? E hadi başlayalım öyleyse.

Şimdi… Duygusal zekası yüksek insanlar, duyguların güçlü olabileceğinin farkındadır aslında. Ancak bundan daha önemli bir farkındalığa da sahiptirler. Zira IQ'su yüksek kişiler, duyguların geçici olabileceğinin de farkındadırlar. Örneğin biriyle ciddi bir tartışma yaşadığınızı ve sinirlendiğinizi düşünün.

O anda daha sonra pişman olabileceğiniz bir tepki vermeyip sakinleşebiliyor ve bir tepki vermeden önce değerlendirme yapabiliyorsanız bu konuda iyi olduğunuzu söyleyebiliriz. Böylece herkes için faydalı bir iş yaparak tartışmanın nedeninin aslında o kadar da çözümsüz olmadığını ortaya çıkarmış olursunuz. Ayrıca öz farkındalığınız da çok yüksektir. Zira sadece başkalarının duygularını anlamak da söz konusu değil burada.

IQ'su yüksek olan insanlar kendi duygularının da gayet farkındadır ve hislerinin altında yatan faktörleri çok iyi saptayabilirler. Ancak bu konunun belki de en önemli kısmı empatidir. Başka insanların bakış açılarını, deneyimlerini ve duygularını hesaba katabilme kabiliyeti yani. İnsanların davranışlarının ve hislerinin nedenlerini anlayabilmek, bunlara açıklama getirip ona göre davranabilmek gerçekten de çok üst düzey ve nadir görülen bir beceridir. Peki bu beceriye, yani duygusal zekayı geliştirmek için ne yapabiliriz? Şimdi gelin biraz da onun üzerine konuşalım. Duygusal zekası yüksek insanların en temel örneklerini sıralayalım öncelikle.

İlk olarak eleştiriyi çok rahat kabul edebilir ve sorumluluk almaktan korkmazlar bu kişiler. Bu sadece başarı durumunda değil, başarısızlık halinde de geçerlidir üstelik. IQ'su yüksek bir kişi eğer hatalıysa bunu kabul edip çözüm üretir ve hayatına kaldığı yerden devam edebilir. Diğer yandan sorunları herkes için en mantıklı şekilde çözebilme kabiliyetine de sahiptirler.

IQ'su yüksek insanların bir diğer özelliği ise gerektiğinde hayır demekten korkmamalarıdır. Tutamayacakları bir söz vermemeye özellikle dikkat ederler. Yaptıkları şeyleri neden yaptıklarını çok iyi bilirler. Ve en önemlisi de başkalarını asla yargılamazlar. Hisleriyle de barışıktır bu insanlar. Duygularını başkalarıyla paylaşmaktan çekinmezler. Diğer yandan empati yönleri de son derece kuvvetlidir ve çok iyi birer dinleyicidirler.

Şimdi bu becerilere ulaşmak için atabileceğimiz ilk adım dinlemek. Evet. Dikkat etmeli. Değer vermelisiniz. Her şey insanların sözlü ya da sözsüz olarak size ne anlatmaya çalıştığına dikkat ederek başlar. Belli bir duygu yoğunluğu hissettiğinizde bu duygunun kendisine değil ona neden olan faktörlere odaklanmak gerek yani.

Bunun dışında elbette empati kurmalısınız. Başkalarının yerine kendimizi koymadan neden öyle davrandıklarını anlayamayız. Siz olsaydınız nasıl hisseder, nasıl davranırdınız? Sürekli bu soruyu sorun kendinize. Bu sayede her koşulda doğru tepkileri verebilirsiniz.

Samanla göreceksiniz ki bu pratiğiniz sayesinde duygusal becerileriniz çok güçlenecek. Üstelik hem kariyerinizde hem de aile veya romantik ilişkilerinizde çok önemli beceriler elde ettiğinizi göreceksiniz. Aslında bakarsanız tüm bunlar IQ'su yüksek olduğu düşünülen insanların neden insan ilişkilerinde epey başarısız olduğunu da açıklıyor. Zira önceden yüksek IQ'nun hayatta başarı ve mutluluk için yeterli olduğuna inanılıyordu. Aslında bu insanların akademik kariyer ve para kazanma konusunda daha başarılı olduğu da görülen bir gerçek. Ancak genel memnuniyet ve mutluluk açısından IQ'nun tek başına yeterli olmadığını anladık IQ sayesinde.

Bölümün başında da dediğimiz gibi, duygusal zeka mevzusu ne kadar farklı şekillerde daha önce tartışılmış olsa da ciddi anlamda 90'ların başında hayatımıza girdi. Henüz çok çok yeni bir konu yani bu. Ancak önemi de her geçen yıl daha çok anlaşılıyor. Hem IQ hem de duygusal zeka anlamında gelişmiş insanlar da var bu arada. Onlar için altın formülü bulanlar da diyebiliriz.

Çok sayıda araştırma bu ikisinin de doğru adımlar atılarak geliştirilebildiğini gösteriyor bize. O nedenle hem sosyal anlamda hem de eğitim sisteminde köklü adımlar atmak gerekiyor. En baştan bu konunun üzerine gidilirse her açıdan daha başarılı ve mutlu bir topluma ulaşmak mümkün olabilir. Bunun için önce kendimizi ve duygularımızı anlamakla başlayıp daha sonra başkalarının nasıl ve neden öyle hissettiğini çözmeye uğraşmalıyız. Bu bile önemli bir ilk adım aslında.

Ariston'un da dediği gibi, herkes sinirlenebilir. Bu kolay. Ancak doğru insana geçerli bir sebeple, doğru zamanda, yeterli düzeyde ve doğru şekilde sinirlenmek işte zor olan budur.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)