
4.039 kelime · ~20 dk okuma
Dr. Gületç Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Bu bölümde konuşacağız, Narcissist X. İngilizcesine Narcissist X. Ama öncesinde size bir şey itiraf edeceğim. Hatta size bir şey haber vereceğim. Ne oldu biliyor musunuz? Ben podcast'a başlamadan önce diyordum ki, keşke Paul B. Medya gelse bana desek ki, Tuba Hanım beraber podcast yapalım. Biz sizin için editleyelim. Beraber güçlerimizi birleştirelim. Sürekli daha güzel olsun. Ve ne oldu biliyor musunuz? Birinci bölüm yanı anlıktan bir iki saat sonra arkadaşlar, Paul B. Medya bana ulaştı.
Ve bu bölümü size beraber sunuyoruz. Ben çok mutlu oldum. Sizin de mutlu olacağını düşündüm. O yüzden bunu sizinle paylaşmak istedim. Hadi o zaman başlayalım.
Evet tekrar hoş geldiniz. Neydi? Narsist X. Niye peki X? Çünkü arkadaşlar narsistlerden ancak ve ancak X olur. Narsistle savaşırken en iyi taktik savaş sırasında orada olmamaktır. Bunlardan öğrendim Savaş Sanatı kitabında.
Şimdi, öncelikle narsistlerin anatomisini, fizyolojisini ve biraz da pozyolojisini öğrenelim. Pozyoloji ne? İlaç bilimi. Daha doğrusu doz bilimi. Narsistler toksik olduğu için onların dozunu da bilmek iyi olur diye düşündüm. İyi düşünmüşsün Tuğba, bravo. Şimdi arkadaşlar, ne oluyor biliyor musunuz? Gelin konuşalım. Kahvenizi aldıysanız yanınıza.
Narsist kişiler, bireyler çocukluklarında kendi benliklerine yapılan saldırılar sonrası özellikle benliğine olan işte travma, ezilme, eleştiri, şiddet olabilir, psikolojik veya fiziksel... Bunlardan sonra o benlikle yaşamayı kaldıramıyor ve doğduğu benliğini öyle bir güzel öldürüyor ki... Öldürmenin güzeli olur mu? Olmaz. Fakat başarılı yani. Gerçekten öldürüyor. Ve bir sahte benlik yaratıyor.
Bu sahte benlik nasıl bir benlik biliyor musunuz? Mükemmel. O doğduğu, ezilen, eleştirilen, yaralı, hatalı olan benliğin tam tersi. Mükemmel. Hiçbir şekilde eleştirebilecek bir yanı yok. Ve bu sahte benlikle hayatını yaşamaya devam ediyor. Ama sahte olduğu için benliği artık his olmuyor. Hissedemiyorlar. Naiflerin hissedebildiği tek şey acı oluyor. Empatiden yoksun oluyorlar. Ve sahte benliklerine, laf söylenen herkese karşı düşman kesiliyorlar.
Bunlar onların kendi süreçleri. Ama biz bunlarla ilgilenemeyiz. Çünkü biz psikiyatr değiliz. Ben de değilim, siz de değilsiniz. Aranızda tabii ki psikiyatr vardır. Fakat ben nelerin için konuşuyorum? Biz ne yapabiliriz arkadaşlar? Ben tuba olarak bunu konuşuyorum. Doktor olarak değil. Narsistlerden uzak durarak. Neden mi? Ne mi yapar bu narsistler? Bakın ne yapar anlatayım size.
Özellikle enerjilerini sömürebileceği insanların, çünkü niye? Narcislerin amacı şu, sahte benlik yarattı ya, ilk kurbanı kim? Kendisi. İlk kendini öldürdü, sahte benlik yarattı. Şimdi diğer kurbanlar ne? Enerjisi yüksek insanların benliğini kurban edip, onlardan emmek, emmek, emmek ve sonunda onların benliğini de öldürmek.
öldüremeyeceğini anlayınca benliği ne yapar? uzaklaşır. yani siz eğer sınır çekerseniz uzaklaşır. ya da ne zaman uzaklaşır? sizi yemiştir yemiştir yemiştir benliğinizi bitirmiştir ve siz artık sadece bir çöpsünüzdür. ve çöp narçis için hiçbir anlam ifade etmez. narçis için enerjik, sömürebileceği, yüksek benlikli kişiler lazım. ki o sömürsünler. tedarik etsinler. supply deniyor buna da o ingilizcede.
Şimdi yavaş yavaş sorulara geçebiliriz. Fakat ben de şöyle söyleyeyim, narsistlerin en iyi kurbanları, patolojik olarak örtüşmeden dolayı kimlerdir? Borderline Breyler. Çünkü onlar da hayatı böyle çok yüksek seviyelerde enerjisi yüksek yaşadıkları için, onlar onlara giderler böyle, gözlerine kestirirler, tamam mı? Onların enerjilerinden yemeğe böyle yer, yer, yer.
Ve borderline de işine gelir. Ne dedim? İşine mi gelir? Nasıl yani? Hemen açıklayayım nasıl işine gelir? Çünkü bu biraz cesur bir söylem olabilir ama borderline'lar da aslında zamanında kendi benliklerini öldürmeye çalışıyorlar fakat naçizler kadar başarılı olamıyorlar. Bu yüzden öldüremedikleri benlikleriyle bir roller coasterda böyle işte yukarı çıkıyor aşağı iniyor, yukarı çıkıyor aşağı iniyor böyle yaşıyorlar.
ve kendini öldüremediği için diyor ki al narsist o zaman al sen öldür benliğimi diyor onun eline bırakıyor ve böyle arkaya geçiyor izliyor ellerini böyle arkasına götürüyor işine geliyor aslında bir yandan ama öyle değil sonradan anlıyor yani bunu asla kazananı yok peki narsist sizde başka ne yapar? ilk tanıştınız değil mi? Sempati kurar. Simbiyozis. Simbiyozis ne demek biyolojide? Ortak yaşam. Herkesin de katkı sağladığı. Sizi inandırır. Nereden girer biliyor musunuz? Çocukluğunuzdan. Çocukluğunuzun ne kadar benzer olduğu. Çocukluklarınızda yaşadığınız benzer travmalar.
Bunu ikinize öyle bir bağlar ki ve onun içindeki çocuğa öyle bir inanırsınız ki amacı o zaten. İçindeki çocuğa inan, ileride yaptığı her yanlışı ona bağla. Ümit olsun. Ümit gerçekten burası fakirin ekmeği ama arkadaşlar bu ülkedeki fakir biz değiliz. Tamam mı? Ben çok içselleştirdim durumu. Anlatırım niye böyle içselleştirdim. Bekleyin var mı bildiğim. Dediğim gibi ben bu dosyaları bir günde kapamadım arkadaşlar. Üzerine çalıştım. Evet devam ediyorum. Narsist ne yaptı? Bu simbiyozisi kurdu değil mi? İnandınız çocuklukta olduğuna sorunların. Ve siz de beraber, aa dediniz, ben de bunları yaşadım ya. İnanılmaz. O kişi bu. Biz birbirimiz için doğmuşuz. Çünkü biz aynı şeyler yaşadık. Ah be, nereden çıktın sen karşıma, tamam mı? Sonra bu da üzerine love bombing yaptı. Dediniz, bu nasıl bir kibar, ne kadar centilmen, aşk adamı. Çünkü narsist arkadaşlar sizin omuz başlarınıza şiir yazar.
Narsist size başta tapar. Bunlar sağlıklı değil. Bunlar gerçekten hoşumuza gitse de şöyle uzaktan böyle zoom-out yapmak lazım. Ne oluyor ya? Ne oluyor yani? Ne münasebet? Neyse arkadaşlar, sonra bu love-vomit ile beraber artan dopaminlere yavaş yavaş bağımlı olduğumuz tam o sıralarda
Geldi ne oldu? Narsis bir anda silent treatment yaptı. Kendini sessize aldı. Niye? Çünkü bizde kortizol artsın diye. Niye? Çünkü o dopamin kortizol roller coaster hızlı trenine binelim de ona uyuşturucu bağımlısı gibi bağımlı olalım diye. Tek amaçları bu. Çünkü diğer türlü zaten seni ilk tanıştığında devalue etse, değersizleştirse, içindekini dışarı çıkarsa, zaten anlayacaksın yani, bir git işine diyeceksin değil mi? Ama demiyorsun. Çünkü niye? O seni yukarı çıkardığı en tepe var ya, onun hayaliyle yanında tutuşuyorsun. Diyorsun ki, bir gün olacak, bir gün olacak. Ve ne yaparlar biliyor musunuz bunlar? Mesela sizin için çok değerli günleri beklerler. Mesela doğum gününüzdür, tamam mı? Bir anda her şey alak bullak olur. Bir anda... bir sıkıntı çıkarır. Bunların hepsi bilerek derken bilinçli ama bilinçaltında da bunu yapıyor. Yani belki planlamayabilir bile. Çünkü böyle çalışıyor mekanizma bu, bu. Ve arkadaşlar, şunu bilin ki her defasında sizin sınırınızı zorlayacak, aşmaya çalışacak, aşamadığında bir adım geri gelecek, size silent treatment yani o sessiz tedavi, artık ne diyeyim, sessizliği verecek ki sen de özleyeceksin.
ve uyuşturucu bağımlısı gibi, aynı onun gibi tekrar kortları artınca böyle huzursuz olacaksın, geri çekilme yaşayacaksın. o gün arttıkça da ne hissedeceksin, gideceksin ve tekrar sınırı zorlayacak, tekrar sınırı zorlayacak. eğer dimdik durursan böyle, bravo, dimdik durursan ne olur biliyor musun? mersi yavaşça gider. Ve artık acı umursamaz biliyor musunuz? Umursamış gibi yapar. Çünkü hissedebilecek tek şey acı. Acıdan beslendiği için hoşuna gider. Böyle tamamen böyle triplere girer falan. Ama aslında umursamaz. Ne yapar? Başka bir supply, başka bir tedarik bulur kendine. Siz çok iyi bir tedarikseniz, bu daha iyisini bulması biraz zaman alır. Arada üzülmüş gibi triplere girer, o tripler bile kendine yarar. Bu narsistler arkadaşlar asla empati kurmaz, bir şey hissetmez ve hiçbir zaman ve hiçbir zaman değişmezler. Narsistin iç görüşü zaten yok da, terapiye gidecek de, düzelecek de, arkadaşlar 5-6 yıl, 10 yıl ya, 10 yıl, ne gerek var? Bir hayatımız var.
Ne bu aşk? Ne bu aşk ya? Yok mu başka? Ben görüyorum çevremde bu narsist insanlarla evlenen, ya bir narsistle olabilecek en kötü şey ortak çocuğun doğmasıdır ya. Allah korusun gerçekten ya. Bu, hayatının başına gelebilecek en kötü şeyden bir tanesi... Yani bir şey demek istemiyorum. Dedim dediydim. Daha ne diyeceğim tamam mı? Ama gerçekten çok iyi düşünmek gerekiyor. O yüzden iyileşti. Ee sonra? Tekrar olabilir bunlar. Yani ne gerek var? Bence, no. Ben kendimi koruyorum ve narsistlere uzak duruyorum. Ben size narsist örneği vereceğim şimdi birkaç tane. İlla tüm narsistler şöyle beyaz atlı prens gibi gelip de sonrasında bir anda kötüleşmesine gerek yok. Narsistlerin ne türü var arkadaşlar? Malin narsistler var, covert narsistler var. Covert narsist mesela daha yeni tanıştım ben. Bu podcast'ı da izliyor, dinliyor. Kabul etmedi. Söyledim ben kendisine. Covert narsistsin. Suratına suratına söyledim.
Aslında söylerken de amacın ne biliyor musunuz? Aslında benim de hatam da. Hani bunu fark etsin de gitsin terapi olsun. Kendim için değil, insanlık için. Ama kabul etmedi tabii ki. Ben de sınırımı aştırmadım. Sınırımı aştırmayınca tabii ki de yavaş yavaş çekilmeler oldu. O kendisini geri çekerken orada işte trigger'lanmamanız gerekiyor.
sınırınızı aştırmadınız, kendisini geri çekti, vay efendim çekmesin ben de oynarım. Hayır, çeksin. En sağlıklısı bu, uzaklaşsın. Hayır, bu savaşa girmiyoruz. Mesela size çok basit örnekler vereceğim. Zaten kötü olan malin narşist hepimiz biliyoruz. Psikolojik şiddet, fiziksel şiddet, o devalüasyonun yani değersizleştirmenin emeğinin Allah'ı. Fakat ben size daha görünmezlerden örnek vereceğim, tamam mı?
Sizin duygularınızın olmayışı. Mesela ben tüm gün nöbet tutmuşum. Güneşli nöbetler tutuyorum. Çok yorgunum. Ve spora gidemediğim, kilo aldığım için de mutsuzum. Tamam mı? Böyle bir tuğba düşünün. Kendimden direkt örnek vereceğim. Gerçek hikayeler. Gerçek örnekler. Ve telefonunu arıyor. Nasılsın? İyi misin? diyor. Ya beni düşünüyor. Teşekkür ederim. Sen nasılsın? Spora gitsene ya diyor bana. Gevşek, gevşek.
Pardon, ben sanki istemiyorum, zaten gidemiyorum diye üzgünüm arkadaşım. Bu hikayede hiç ben yokmuşum gibi... ...hiç benim hislerim, benim yaşantım, benim yorgunluğum yokmuş gibi... ...sen gelip bana spora gitsene ya diyemezsin ağzını yaya yaya. Ben de kapatıyorum diye. Ya da mesela bana dedi ki bir gün biraz. Aynı kişi, biri değil, aynı kişi. Bir şektomi yaptırmayı düşündün mü hiç? Orada bana itifat ediyor güya kendince. Dedim ne alaka ya? Yazık dedim ya. Direkt böyle. Yazık yani. Buraya düşecek kadar ne yaşadın dedim sen?
Yok ne alakası var? Bence yaptırma. Sana çok yakışıyor. Alın arkadaşlar. Devaryasyon yapamayan kişinin son çırpınışları. Anlatabiliyor muyum? Başka bir şey değil. Kovert narzizm at its finest, at its best. En iyi haliyle. Sonra bunu da söyledim suratına. Yok ben sana çok yakışıyor. Ya arkadaşlar, Allah aşkına lütfen yapmayın ya. Böyle bir şey yok.
Ya da mesela, benim artık bu konuda bağışıklığım geliştiği için, ben narsistlere karşı antikor ürettiğim için, hayatımı almayacağımı bildiği için direkt devalüye edemiyor. Ya da simbiyozisi de çok iyi yapamadı. Beni kendine aşık edemedim mesela. O yüzden ne yapıyor? Yavaş yavaş devalüye atıyor. Mesela çok basit. Siz biliyorsunuz benim hep siyah giymeyi sevdiğimi değil mi? Ya da benim tek tip kıyafet giydiğimi.
bunu bildiği halde, o gün mesela başka bir renk giymiştim. aa senin işte beyaz şörtlüğün de mi vardı? sonra beyaz daha çok yakışıyor. bence birazcık şu anda normal geldi ama öyle değil. sürekli bir eleştiri. her yerden eleştiri. mesela bakayım tırnakları oraya sürmedim. aa yine sürmemişsin. ne demek abi bu? yine sürmemişsin ne demek? ne kazandırıyor sana bu?
Ve bunları görmek lazım. Ya da küçük eleştiri olan eleştiri olan devalüasyon. Onlar sizi değersizleştirme taktikleri. Gözümüzü açacağız, tamam mı? Ve ben bu kişiye karşı sınırlarımı aşmadım. Beni üzmesine izin vermedim. 2-3-4 böyle örnek. Bye bye, ciao. Bu en basit örneği, tamam mı? Bir de şöyle bir özellik var narsistlerde. Çok güzel gönül almayabilirler. Yaşayanlar varsa, şu an çok iyi anlamıştır beni.
Size bir hata yapar, ondan sonra öyle güzel gönül alır ki, öyle de güzel kanarız. Kanarız demiyorum, kanardım ki. Şükürler olsun öğrendim. Bu da onların başka bir taktikleri. Çünkü bunu yapmasalar arkadaşlar, zaten gitmeyeceğiz. Zaten onları anlayacağız, anladık biz sizi çoktan. Ama işte bunu yapmak, kanmamak gerekiyor. Bunları sevdiğinden yapmıyor. Onlar zaten sevemezler.
Onlar sevmiyor. Onlar sadece kendilerini severler. Ve sizi onlara hizmet ettiğiniz sürece yanında barındırırlar. Etmiyorsan artık hizmet, vermiyorsan ona o enerjiyi, vermiyorsan sende kalmadıysa yenecek bir şey. Gideceksin. Sen artık iş görmüyorsun onun için. Sevgi yok. Herkese böyle. Herkese karşı. Herkese şiir okuyor. Herkese aşık. Ben eski sevgilimin bir tanesiyim.
Başka kızlara mesajlarını görmüştüm. Şaka gibi arkadaşlar, şaka gibi. Ya diyorum, sen sosyal medya üzerinden tanıştığın, iki saattir gördüğün bir kıza bu kadar aşık taklidi yapacak ne yaşadın? Bu kadar mı değersizsin ki ona anca aşık taklidi yaparak kendine karşı bir sempati oluşturabiliyorsun? Şaka gibi ya.
Şimdi artık sorularınıza geçelim. Bence 15 dakikalık bir girizgah oldu. Ama sorularınıza geçmeden önce size bir şey söyleyeceğim. Ben hiçbir zaman reklam almadım, biliyorsunuz, sosyal medyada. Bir kere bile link paylaşmadım. Ve ilk kez podcast modeli farklı olduğu için diyorum ki siz de isterseniz, okey derseniz, biliyor musunuz? Diyorsunuz, teşekkür ederim. Dinleyelim bakalım ne geliyor. Love you.
Sevgili bacım, nasıldı ara? Beğendiniz mi? Hani neredeysen şu an, şu gökyüzüne bak. Uzaklarda olsak da aynı gökyüzüne bakıyoruz. Seni çok seviyorum. Girl! Evet arkadaşlar, şimdi bir şey daha açığa kavuşturmak istiyorum. Neden hep narsist derken erkek kişi bireylerinden bahsediyorum? Çünkü bilimsel olarak daha fazla narsist erkekler oluyor.
Yok, erkekler daha fazla narsist oluyor. Tamam mı? Ve özellikle, kimler biliyor musunuz? Daha başarılı, sosyoekonomik kültürel olarak daha üst segmentteki erkekler. Neden? Çünkü bu narsist kişi bireyleri, o sahte benliklerinin altını doldurmak için her şeyi yaparlar, tamam mı? Her şeyi. O başarıyla bunu taçlandırmak istiyorlar, verifiye, justify etmek istiyorlar. Tamam mı? Ve o yüzden sürekli ben niye bağırıyorum, cerrahlardan olmaz, cerrahlardan olmaz diye? Çünkü tıpın da en böyle babası cerrahi değil mi? O yüzden bu tıptaki narsist erkekler de daha çok cerrahiye kayarak o narsist egolarını beslemek istiyorlar.
Ve gerçekten de çoğu böyle. Kimse kusura bakmasın. O yüzden kendinizi koruyun. Arada tabii ki olmayanlar vardır. Onları da bulmak, lotoyu tutturmak gibi iyi şanslar. Good luck babe. Aklıma bir şey daha geldi. Şunu da söylemek istiyorum. Diyelim ki bir narsisi de bir yanlış yaptı. Bu kişi yaptığı yanlıştan ötürü değil de eğer yakalanırsa veya siz buna ses çıkarırsanız başına dert olduğunuz için üzülür.
Der ki, aman nereden yakalandı da bu şimdi dırdır ediyor. Sizi susturmak için hiç takmaz, oralı olmaz. Şikayet edersiniz mesela, ne yapar biliyor musunuz? Bakın, çok çok çok spesifik gülme emojisi. Çünkü oralı olmaz. Teyit geçer. Söylediğiniz hiçbir şey üzerine alınmaz. Kalırsınız böyle. Ya da malimse, daha kötü narşistse, sizin üzerinize atar, sizi suçlar, suçlu siz çıkarsınız. Her defa aslında bunu yaptığı için sorunları artık dile getiremez olursunuz. Çünkü dersiniz ki, aman şimdi dile getireceğim, bu yine beni suçlayacak. Susarsınız, içinize sinersiniz, püsersiniz ve öyle otursunuz. Yani buradan asla çıkar bir yol yok.
Ayrıca bebeğim, bir erkek ya da karşımızdaki partner narsist değil diye tamam o zaman doğru kişi mi? Hayır. Red flag yok diye green flagların varlığını kabul edemeyiz. Yani yeşil bayraklarımız da olacak. Bir erkek ya da birisi narsist değil diye hemen doğru kişi olmuyor bizim için. Bir insanda, karşımızdaki kişide, duygusal bir birliktelik kurmak istediğimiz kişide olması gereken diğer özellikler var.
Mesela ne? Communication. Doğru iletişim. Açık iletişim. Accountability. Sorumluluk alabilme becerisi. Empathy. Celebrate your wins without taking credit. Yani senin başarılarını kutlayabiliyor kendisine pay çıkarmadan. Onların senin olduğunu idrak edebiliyor, dile getirebiliyor, verbalize ediyor, bundan çekinmiyor.
Çok önemli. Mutluluğunuzla mutlu olabiliyor. Kıskanmıyor, haset yapmıyor. Bunları sindirmeye, sönümlemeye çalışmıyor. Çok önemli.
Sees you as an equal. Sizi eşit görüyor kendini. Ya değiştirilebilir, herhangi bir huzur gibi değil de eşit görüyor. Ve respect, boundaries çok önemli. Sınırlarınızı aşmıyor. Mesela ben bu bahsettiğim kişiye diyordum ki, aynı ortamda izleyelim ki ve başka insanlar da var. Bana dokunma. Arkadaşım bana dokunma. Bana ey şakası yapma. İnsanlar içinde bana böyle konuşma.
Ve her defasında tekrar bunları yapıyordu. Ya ne var bunda? Ne yaptım sanki? Seni övüyorum. Abi istemiyorum. Beni övme. Bana böyle şakalar yapma. Dokunma ya. Bana böyle hani petting anlamında bile dokunma. Bana dokunma. İstemiyorum. Ama bu kişiler sınırınızı aşarlar. Her defasında biraz daha, bir milim daha, bir milim daha. Bir bakmışsınız, sınırı kalmamış.
Ya? Başka ne olması gerekiyor? Trustworthy, yani güvenilir. Tabii ki güvenilir. Independence olacak. Yani kişi bağımsız olacak. Rüştünü ispatlamış olacak. Hem maddi hem manevi olarak. Purpose in their life. Hayatta bir amacı olacak. Böyle boş yaprak gibi sallanmayacak. Tamam mı? Flexible and appreciated life. Hayatta esnek olacak. Böyle çok katı düşünceleri olmayacak. Bunlar da green flagger. Ayrıca hayvan sevecekler.
köpekleri sevecek, tamam mı? Bir de çok önemli, bunu artık hep biz ezberledik de, restoran ettiniz, oteldeki garsona, işte herhangi bir hizmet veren kişiye nasıl davranıyor? Yaşlılara, bebeklere nasıl davranıyor? Ama çaktırmadan, çünkü bakın, gerçekten bazıları çok zeki. Onlarla karşılaştım, o kadar biliyor ki hatalarını, öyle bir kabul, öyle bir gizliyor ki, işte ben artık diyorum ya, korkusundan anladığım için o gizlenmeleri de anlıyorum. Ama gözümüzü açık tutacağız.
Her şeye karşı. Ve sonunda artık bacımızı sorulara geçelim diyorum. MyCosmoReality sormuş. Seviyemizde olmayan birisinin narsistik tavırlarla bizi aşığılayıp hor görmesini hazmedemiyorsak o nasıl doğduğuna pişman ederiz. Parmak kımlatmaya bile değmez canı ama işte hakaretlere uğramayı sindiremiyorum.
Çok güzel. En azından farkındalık biraz var. İçgünüm biraz var. Şimdi olay şu. Birincisi, narsist bir kişiyi pişman etmek gerçekten biraz zor. Çünkü bu amacıyla çıkarsan asla pişman demezsin. Çünkü amacını pişman etmekse bu narsist kişiyi besler. Çünkü onu pişman etmek isteyecek kadar bir hissin, bir duygun var. Kimi besliyorsun? Narsistin tek üzüleceği şey onu yok saymaktır. Tamam mı?
Bunu yok sayacaksın. Onu yok sayarken de onun üzülmesi için yok saymak değil. O artık senin umurunda değil. Sen artık onu görmüyorsun. O senin için artık invisible. Buna ne deniyor biliyor musunuz? Grey rock. Böyle insanlara sadece ve sadece grey rock yaparak. bir şey anlatabilirsiniz. Anlatmak değil amacımız da kendimizi koruyabiliriz diyeyim. Grave rock ne? Grave touch. Yani hiç tepkisiz olacaksın. Hiçbir tepki yok. O dener, denersini bekler. Ekmek kırıntısı atar üzerine. Bunu artistler arkadaşlar üç sene, beş sene sonra bir daha hortlar. Hortlamak diyorum. Çünkü hep böyle. Asla peşinizi bırakmazlar. Hele ki iyi bir saplaysanız, iyi bir tedarikseniz. Aradan beş sene geçsin, tamam mı? Sizin aranızda bir dinamik vardır. Her ilişkinin kendi dinamiği vardır. Diğer ilişkiler bunu anlamaz, tamam mı?
En basitim Spotify'da bir şey ya da başka, tamam mı? Sana oradan ekmek kırıntısı gönderiyor. Bakıyor hâlâ orada mısın, yokluyor. Çünkü o dopamine o kadar aç ki, o kadar zavallı ki, senden gelecek bir bildirimi kovalıyor, notifikasyon kovalıyor, anlatabiliyor. Ona vermeyeceksiniz. Çünkü amacı o. Bakıyor ki hâlâ orada mısın?
Hala senden bir şey alabiliyor mu? Ve bunu niye yapıyor biliyor musunuz? Hali hazırdaki diğer supply'ı ona vermemiştir, tedarik etmemiştir yeteri kadar enerji, dopamin. Bir şey olmuştur. O da hemen geri dönüyor. Kimler vardı? Aa, Buse vardı. Aa, Ayşe vardı. Aa, Zeynep vardı. Her birini deniyor. Kimden alırsa enerji. Aç, soytarı.
O yüzden asla gelmeyin oyununa. Onu verdikten sonra hiçbir şey olmayacak. Hiçbir şey. Hadi diyelim ki tamam mı? Geldiniz ekmek kırıntısına, ha dediniz ben de açayım, ben de alayım, vin vin. Azıcık mutlu. Ne olacak? Ertesi gün tekrar kanıtlar göz yaşı. Karşıdaki kişinin acı harici herhangi bir duygu hissedebilme özelliği yok. Acıdan besleniyor. Yine sizi üzecek. Yine kaos. Familiarity. O kaosa familiar. Kaosa tanıdık. O onu istiyor. Ama siz bu değilsiniz. Bizim hayatımızda bir geleceğimiz, mutlu olacağımız anlar var. Biz mutluluğu hak ediyoruz. Mutluluğu hissedebilen insanlar olarak onu hissedemiyoruz zaten. Tek çaresi o. Amacım suçlamak değil onları. Asla. Gerçekler bunlar. Biz hissedebiliyoruz. O zaman hissedelim dedik bir. Tamam mı?
O yüzden hazmedemiyorsan da arkadaşım, ne yapacaksın? İzin vermeyeceksin. Engelle. Ama açmamak üzere engelle. Çünkü senin engelli kaldırman bile ona bir supply, bir tedarik. Diyorsun ki çünkü ben seni engelleyerek yapamıyorum. Ben sensiz olamıyorum Leyla. Şeyde vardı bir ezerde, ben senin aşkını yenemiyorum Selma dedim.
Yani sonuç olarak asla bu savaşa girmiyoruz. Onları pişman etmeye çalışmıyoruz. E ettik ne olacak? Diyecek ki bak ne kadar koymuş da bana diyecek. Böyle yapmaya çalışıyor. Onlar her şeyi kendine yontar bir şekilde. Tamam mı? Şunu bilin. Bakın çok yardımcı oluyor bence. Gerçekten sevmiyor sizi. Hayır, hiçbir zaman beraber geleceğiniz olmayacak. Hayır, siz birbiriniz için yaratılmadınız. Hayır, sizin aşkınız filmlere konu olacak aşk değil.
Hayır, sen onun Leyla'sın, o senin Mecnun'un değil. Hayır, bunlar gerçek değil. Tamam mı? Bu ne sevgi, ne aşk. Lanet olası bir bağımlılık. Size kızmadım. Devam ediyorum söylere. Asiye Bebeğim sormuş. Bizi suçlayarak ayrılan narsist. Çok tanıdık.
Nasıl yani? Beğenici sevginin ardından ister istemez hep kaygı duyuyoruz. Suçu sürekli kendimizde arıyoruz. Çünkü öyle hissettirip gitti. Kaygıyla başa çıkmanın azaltmanın yolu nedir? Şimdi çok güzel bir soruyla bağlamışsın Asiye. Demiyorsun ki, kaygıyla hissettirip gitti, geri döneceğim. Bravo! Şimdi narsistin görevi bu. Her şey olması gerektiği gibi. Karşıdaki zaten görevini yapıyor. Bu kaygıyla baş etmenin yolu belki de şu olabilir. Gerçekten senin bir suçun yok.
Ve bu gerçekten farklı davransaydın da aynı şeyleri söyleyecekti. Çünkü başka yolu yok. Başka bildiği bir ezber yok. Tek bildiği seni suçlu hissettirmek. Seni suçlayarak ayrılıyor. Ki niye ayrılıyordur biliyor musun? Büyük ihtimalle, tahmin edeyim. Çünkü nanses kolay kolay yani eğer enerjisini veriyorsan ona istediğini, niye ayrılsın? Ya artık senin enerjin azalmıştır. Zaten benliğin gitmiştir. Verecek bir şey kalmamıştır. Sıkıcı bir insan olmuşsundur. Tamam mı ona göre? Ya da sınırlarını aştırmıyorsundur. Mesela, sana küfür ediyordur, hakaret ediyordur. Bana hakaret etme diyorsundur ve sınırını aştırmıyorsundur. Tamam mı? Ya da arkadaşlarına mesela diyordur ki, gitmiyorsun arkadaşlarına. Sen diyorsun, ne münasebet ya? Ne karışıyorsun?
Açtırmadın ya sınırı. Of nasıl bir rage, nasıl bir öfke kusacak sana bunu. Çünkü nasıl yaparsın sen? Haşa sülme haşa. O yüzden seni suçlayacak, ayrılacak senden bu şekilde. Ve sonra ne yapacaksın? Sana o sessiz tedaviyi verecek. Sen bir kendine geleceksin. Kaç gün umursuz kalacaksın. Senden alacak o hormonları, alacak alacak alacak. Yoksunluğa gireceksin ve sonra yazacaksın. Yaşıyor musun? Uyudun mu? Nasılsın? Özür dilerim, benim hatam. Hayır Asiye, senin hatan değil. Hiçbir zaman senin hatan olmadı. Senin tek hatan tekrar denemene çalışman. Tek hatan ümit etmen.
Asla değişmeyecek. 10 yıl sonra değiştirse bile tekrar eskisine dönmeyeceği ne malum? Seni elde ettikten sonra çünkü evlilik onlar için büyük bir elde etme taktiği. Ve ne zaman vazgeçiliyor biliyor musunuz? Size şöyle bir şey söyleyeyim. Bir hata yapıyor, affediyorsun. Çok güzel bir şekilde özür diliyor, onu kompense ediyor, kavuruluyor falan. Sonra diyorsun ki tamam ya, belki düzelecek diyorsun. Belki de değildir diyorsun. Daha tamam içgörüye varmamışsın. Realizasyon gelmemiş.
Sonra tekrar benzeri bir hata yapıyor. Çıldırıyorsun, içinde diyorsun ki, ya diyorsun, be gerizekalı, ben sana demedim, yapma, biter. Tekrar yapıyor, tamam mı? Tekrar affediyorsun falan filan. Öyle bir yere geliyor ki, Asiye öyle bir yere geliyor, diyorsun ki, seni de, yaşadıklarımı da, her şey, lanet olsun, bırakıyorum diyorsun. O nokta, herkesin bütün geleceği nokta bence. Eğer evlenmezseniz, hâlâ paçayı kurtarabilirseniz, o noktaya gelince bence bırakılıyor.
Sen eğer hala ondan kurtulamamışsan, o noktaya gelmemişsin ya da o farkındalığa varamamışsın. Ama emin ol yani öyle bir yere değiyor ki bir yerde. Ya diyorsun, yeter. Umarım narsistle muhatap olan herkese en baştan gelir bu farkındalık daha çok yara almadan. Çünkü her barışma daha çok yara. Her barışma daha çok iz silinmiyor. Ve biraz sakinledim. Diğer soruyu görelim. Psikotemiz sormuş. Tüm ilgi onda olsun istiyor. Hep onun hakkında konuşalım. Hep o konuşulsun. Bir seni konuşurum. Bana seni hatırlatır bir şey bulurum. Sam solumu şaşırıp unuturum. Uzaklara dalıp dalıp senin olurum. Sus olur pus olur. Bir seni konuşurum. Bir seni konuşurum. Hep seni konuşurum. Akşamüstü uğradım sahildeki kahveye.
Oturup arkadaşlarının yanına sıcak bir çay söyledim, ince belli bardakla. Herkes bir şeyler anlattı, kimi sırrını paylaştı. Sohbet koydu doğrusu. Uzadıkça uzuyor insanın derdi korkusu.
Ben de senden bahsettim. Anlatırken fark ettim. Senle başlar biterim. Ben senden ibarettim. Ay çok kötü ya. Tam bunlar seslere geldi bu şarkı. Her neyse devam ediyorum. Bir sorunum olduğunda iki dakika konuşuyoruz. Gereken 23 saat 58 dakika onun sorunları, onun hayatı, onun problemleri. Bu ex değil fakat darlandım. Ex olmalı. Kız zamanında. Gerçek anda darlandım. Her şey drama haline getirmesinden. Drama, queenlik kadınlara yakışır. Tüm dünyanın da karşıymış gibi darlanmasından.
Çok güzel betimledin. Bu tamamen bir nasip patolojisi. Her şeyin farkındasın. Umarım en hızlı zamanda kurtulursun. Bir de bunların flying monkeys'leri var. Böyle uçan maymun. Şu oluyor. Birkaç arkadaşı vardır bunların. Böyle haber salar dört bir yana. Karanfiler sus kalmış.
Bunların böyle ne kadar mükemmel olduğunu ya da onunla beraber ilişkide olan kişinin yanlış olduğunu falan salar. Ondan sonra o arkadaşları haber uçurur birbirlerine falan. Yani insanların ne düşündüğü, imaj making falan o kadar önemli ki bunlar için. Tek düşündükleri bu, imajları. İnsanların ağızlarını kontrol etmek, ne kadar mükemmel olduklarını, haberlerini salmak. Yani senin için gerçekten üzüldüm. Çünkü bu değişmeyecek, azalmayacak. İki dakikan var diye şükret. Çünkü bu sahneleri inecek zamanla. Sırlarını aşacak daha fazla. Sen yoksun, hislerin yok. Varsa da yok. Varmış gibi yapıyor ki dur diye, gitme diye. Çünkü yapmazsa da gidersin.
Buradan çıkar yolu yok yani. Aşk falan bir yere kadar. Büyük ihtimalle narsiste olan sevgilinize aşk da değil zaten. Onun size o hissettirdiği en yükseğin hormonu, hormonal çıkışı, psikosomatizasyon, başka bir şey değil. Zaten giriş-gereşme sorunu anlattım. Bence bu sorunun cevabı tüm podcast'e gizli.
Arkadaşlar, soru cevaplayamadım çünkü o kadar çok içimi dökeceğim şey varmış ki sinirlendim yani. Şu an gidip papatçayı falan içeceğim. Artık ne kadar etki eder bilmiyorum. Bu podcast'e doktor etiğiyle konuşmadığımı tekrar yenenemek istiyorum. Tuba olarak konuştum. Yakın bir arkadaşımla dertleşerek konuştum. Herhangi bir doktorun, herhangi bir psikiyatrik bir sıkıntıda bu şekilde konuşmasının doğru olduğunu düşünmüyorum. O yüzden doktor kimliğimle değil, zaten ben psikiyatrist değilim. Tuba olarak konuştum.
Kendimi koruyorum ne artistlerden. Siz de koruyun. Sizi çok seviyorum. Kendinize iyi bakın. Diğer bölümde görüşmek üzere. I love you so much. Eğer bir yorumunuz varsa podcast'ın altına yorumlarınızı bekliyorum. I love you. Did I tell you? Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.