
2.910 kelime · ~15 dk okuma
Herkese merhaba. Geçen hafta manipülasyon teknikleri hakkında konuşmaya başlamıştım ama o kadar çoklar ki bir bölüme sığdıramamıştım. Bu haftada ikinci bölümü kaydediyorum. Umarım bu bölümde işinize yarar ve manipülasyon tekniklerini daha iyi anlamanıza yardımcı olur.
Hiç uzatmadan lafı, bugün bu bölümün ilk manipülasyon tekniğiyle başlıyorum. Kendisinin adı sessiz muamele. Ben şimdi hemen değineceğim sessiz muameleye ama sessiz muamele hakkında çok daha detaylı bir bölümüm var. O da sağlıklı tavır almayı ben nereden bileyim? O bölümü dinlemenizi tavsiye ediyorum eğer bu konu sizin özellikle hassas noktanızsa. Çünkü orada dediğim gibi daha detaylı bir şekilde anlatmıştım. Sessiz muamele bir şey bizim istediğimiz gibi olmadığında... ...karşı tarafla iletişimi kesmek anlamına geliyor en basit haliyle. Bu konuşmamak olabilir, ona soğuk davranmak olabilir, gözlerimizi kaçırmak olabilir. Karşımızdaki insanı bizim sevgimizi, ilgimizi hissettirmeyerek cezalandırmaya biz sessiz muamele ediyoruz. Bu zaten bir pasif agresif davranış. Pasif agresif davranışlar da kendi başına bir manipülasyon tekniği. Ama sessiz muamelenin de kendi içinde bir pasif agresif davranışı olduğunu da vurgulayayım. Burada yaptığımız bu cezalandırma davranışıyla... ...karşı tarafı bize yaptığı yanlışlar konusunda ikna etmeye çalışıyoruz. Ve aslında onun davranışını değiştirmeye çalışıyoruz. Eğer onu kendimizden mahrum bırakırsak... ...bizim değerimizi, kıymetimizi daha iyi anlayacağına... ...ve öyle olunca da bizim istediğimizi yapacağına inanıyoruz. Aslında sessizlik, tepkisizlik çok büyük bir ceza. Yani bunu fark ettiğinden beri insanlar çok da yoğun kullanıyorlar. Bu romantik ilişkilerde partnerlerin böyle birkaç gün birbirine küs kalmasıyla gözükebiliyor... ...birkaç saat konuşmamalarıyla gözükebiliyor. Bazen anneler, babalar çocuklarını bu yöntemle cezalandırıyorlar. Mesela istemedikleri bir şey yaptığında çocuk... Onunla günlerce konuşmayarak veya göstermesini kaçırarak... ...ya da soğuk konuşarak aslında... ...o çocuğa bir nevi şunu demiş olalar... ...yani böyle davranırsan ya da böyle davrandığın için... ...benim sevgimi hak etmiyorsun. O yüzden aslında... ...sessiz muamelenin kendi içinde bir koşullu sevgi yarattığını da söylemeden geçmek istemiyorum.
Başka pasif agresif davranışlar da var tabi ki. Ama pasif agresif davranışları da şöyle daha iyi anlamanızı isterim. Pasif agresif davranışlarda kişi önce mesela olan durumla bir sorun yokmuş gibi görünür ya da öyle konuşur. Ama o olay gerçekleştiğinde ya da o şekilde onun onay verdiği şekilde davranıldığında ...onun böyle daha farklı davranmaya başladığını fark ederiz. Mesela böyle bir soğukluğunu hissettiğimizde de... ..."Bir şey mi oldu? İyi misin? Her şey yolunda mı?" diye sorduğumuzda... ..."Yo, çok iyiyim." der. Ama böyle açıklamaz da bizi böyle... ...şeyde bırakır, o... ...kılıcı tepemizde bırakır diyeyim en doğru tabirle sanırım. Ve karşımızdaki insanın o pasif agresif davranışlarını bitirebilmek adına... ...biz böyle kendi davranışımızdan vazgeçmeye çalışırız. Şimdi bu pasif agresif davranışların her birinin totalde eğer bu şekilde davranırsak bu ilişkide tutunamayacağız ya da burada mutlu olmayacağız mesajını verdiğini hatırlatayım. Öyle olduğu için de aslında manipülatifler. Şimdi burada da şunu sorgulamak lazım. Ben gerçekten bu ilişkide sadece karşı tarafın beklentisine uygun davrandığım sürece mi varım? Ben kendim gibi olabiliyor muyum? Kendi isteklerimi yerine getirebiliyor muyum? Yoksa ancak karşı tarafın istekleri olduğunda mı var sayılıyorum? İstekleri olduğunda mı seviliyorum?
Çünkü koşullu sevgi aslında tam olarak bu demek. Ve koşullu sevgi aldığımız ilişkilerde gerçekten mutluluğu yakalayabilmemiz... ...gerçekten o kişiye olduğumuz halimizi açabilmemiz çok zor. O yüzden eğer koşullu sevgi aldığınızı düşündüğünüz bir ilişkin içerisindeyseniz... ...bunları dile getirmek, bunları konuşmak önemli oluyor bence. Aksi takdirde uzun vadede bunlar mutlaka ortaya çıkıyor. Zaten aslında pasif agresif davranışlar veya işte sessiz muamele davranışları... ...uzun vadede buna maruz kalan partnerin yalan söylemesine... ...ya da olanları böyle biraz gizleyerek anlatmasına... ...ya da biraz çarpıtarak anlatmasına yol açabiliyor. Yani aslında yalan da bir kere ilişkiye girdikten sonra... ...ilişkinin memnuniyeti, tatmini çok çok değişiyor. O yüzden gerçekten yalan söylemek zorunda hissettiğiniz... ...bir ilişkide misiniz diye de düşünelim isterim. Şimdi bunu zaten söylemişken bir sonraki manipülasyon tekniğine de geçmiş oldum otomatik olarak. O da şu, ben karşımdaki insana bir şey anlatırken bazı detayları gizliyor muyum? Mesela arkadaşlarıma dışarı çıktığımı anlatıyorum ama mesela nereye gittiğimizi söylemiyorum ya da orada ne yaptığımızı söylemiyorum. Çünkü yaptığımız şeylerden partnerimin rahatsız olacağını düşünüyorum ve bunu gizliyorum.
Mesela diyelim ki arkadaşlarınıza bir yere gittiniz ve size o bulunduğunuz mekanda birisi asıldı. Ya da artık bilmiyorum yeni nesil ne diyor bilmiyorum yürüdü diyorlar. Sizinle flört ediyor bu insan ve siz karşı koyuyorsunuz tabii ki. Çünkü bir ilişki içerisindesiniz ve yani ne münasebet.
Ama sonra partilerinize, arkadaşlarınıza dışarı çıktığınız akşama anlatırken bu detaydan hiç bahsetmiyorsunuz. Niye? Çünkü partilerinizin birinin size böyle bir yaklaşımda bulunmuş olmasını yanlış anlayabileceğinden ya da sizin bir davranışınız yüzünden böyle bir şey olmuş olabileceğini düşünmesinden korkuyorsunuz. Öyle olunca olayın gerçekliğini anlatmıyorsunuz, bu olaydan hiç bahsetmiyorsunuz. Bu da aslında bir manipülasyon. Çünkü gerçeği gizlediniz. Kendi içinde bir yalan.
Bu arada bu kendi davranışlarımızı gizleme, gerçeği birazcık gizleyerek anlatma durumu şöyle bir yerde de sonlanıyor. Mesela söylemiyorum ben bir şeyi ve daha sonra böyle onun keyifli bir anına, mutlu olduğu bir anına, onun bana daha az tepki göstereceğini düşündüğüm bir anına denk getiriyorum ve orada söylüyorum. Bunu bu arada anne babalarımızla da ne kadar çok yapıyoruz değil mi? Yani bize tepki göstereceklerini bildiğimiz bir şeyi o esnada söylemeyip tam böyle tatlış bir aile yemeğinin tam ortasında Aslında deyip başladığımız örnekler belki de gelir aklınıza. Arkadaşlarımızla da yapabiliyoruz bunu. O yüzden bu da böyle şey çok tipik bir manipülasyon örneğidir. Yine şey de var bununla benzer. Diyelim ki mesela şey bir bütçemiz var böyle.
O ay için dar bir bütçemiz var. Partilerimizle ortak kullandığımız. Ama biz bir şey gördük ve dayanamadık ve onu aldık. Ve bunu söylemek istemiyoruz. Çünkü anlaşmıştık yani harcamalarımıza dikkat edeceğimiz konusunda. Bunu söylemeyip işte bir sonraki ay o harcamayı telafi edecek bir şey yapıp... ...hiç olmamış gibi o olay davranabilmeyi başarmak. Bu da mesela yine bir manipülasyon tekniği.
Halbuki şey söyleyebilsek, ya ben anlaşmamızın dışına çıktım ama bunu mutlaka bir sonraki ay telafi edeceğim. Yani aslında bütün manipülasyon tekniklerine şunu söylemem lazım. Bunların hepsinin alternatifleri var arkadaşlar. Yani bu manipülasyon tekniklerine muhtaç değiliz ilişkilerimizde. Hatta aslında ne kadar az manipülasyon o kadar iyi ilişki demek de mümkün. Maalesef, maalesef biz manipülasyonları o ilişkide daha iyi hissetmek için... ...ya da daha böyle o ilişki bizim isteklerimize uygun olsun kullanıyoruz ve bu çok büyük bir yanılgı. Yani ben manipülasyonla daha iyi hale getirdiğim bir ilişkide daha mutlu olmuyorum. Daha böyle gerçek olmayan bir ilişki yaşıyorum tam tersine. Ve bu manipülasyonların bir yerde zaten ya ortaya çıkıyor ya da karşımdaki insan... isyan ediyor. Çünkü onu yeterince karar mekanizmasına dahil etmemiş oluyorum. Başka bir manipülasyon tekniğine geçeyim. O da mesela bir yanlış yap ki ben o yanlışı kabul etmektense sen bana böyle yaptırdın. Ben mesela partnerime ağır bir cümle söyledim tartışma esnasında. Bunu üstlenip, ya ben böyle bir şeyi asla söylememeliydim. Çok özür dilerim. Yani nasıl ağzımdan çıktı bilmiyorum. Ve hiçbir şey bunu söylemiş olmam meşru kılamazdı gibi bir sahiplenme ve özür dileme yerine şunu yap. Sen beni çok sinirlendirdin. Ben ağzımdan ne çıktığını bilemez hale geldim. Hiçbir şey, kötü bir şey söylememizin meşru bir sebebi olamaz. Partnerim beni çok kızdırmış olabilir ama duygularımı regüle edebilmek hala benim sorumluluğum. O yüzden yani suçu başkasına atmak çok sık yapılan bir manipülasyon tekniği. Bu arada mesela bunu şurada da görebiliyoruz. Hani bazı insanlar vardır, suç hiçbir zaman onların değildir. Hayatta başka her şeyin, herkesin, her durumun bir sebebi ve onun üzerine etkisi vardır. Ama hiçbir zaman onun kendi üzerinde bir etkisi yoktur. Yani mesela atıyorum, iş yerindeki proje iyi gitmiyorsa, yöneticisi suçludur, takım arkadaşı kötüdür, işte ne bileyim hasta olmuştur o yüzden çalışamamıştır vs. vs. ama hiçbir noktada şey demez. Ya ben gerçekten bu projeyi ihmal ettim, yeteri kadar sorumlu kalmadım üstüme demez.
Tabii ki bu arada şunu söylemeye çalışmıyorum. Böyle durumlar asla olamaz demeye çalışmıyorum. Ama eğer bu bir paternse burada bir problem var. Yani karşınızdaki insan hiçbir zaman olayların sorumluluğunu üstlenmiyorsa burada ciddi bir sıkıntı var. Böyle bazı insanlar şey hep şikayet sıfır aksiyon. Hep şikayet sıfır sorumluluk. Böyle insanlar gerçekten beraber yaşaması çok zor olan insanlar. Bu şekilde davranmaların altında tabii ki türlü sebepleri var. Ama bu sebeplerin farkına varıp bunları düzeltmedikleri sürece de o insanlarla bir ilişkiyi uzun vadeli sürdürmek gerçekten çok yıpratıcı. Bunu da söyleyeyim istedim. İsterseniz şimdi ufak bir ara verelim ve biraz dinlenelim. Ondan sonra aradan sonra tekrar buluşalım.
Evet, şimdi dönelim tekrar manipülasyonlara. Aklıma gelen bir manipülasyon, karşımdaki insanla onun böyle hassas noktasından faydalanma davranışı göstermek. Mesela diyelim ki karşımdaki insan benim ağlamama hiç kıyamıyor. Ben ağladığım zaman bütün meselesinden vazgeçiyor ve biz konuyu kapatıyoruz. Ve ben bunu biliyorum.
Bundan sonraki, bütün içinden çıkamadığımı düşündüğüm... ...kendim suçlu hissettiğim veya kendimi çok haklı gördüğüm ama partnerimi ikna edemediğim... ...o tartışmalarda ağlarsam eğer... ...bu ne kadar ciddi bir manipülasyon olur düşündünüz mü hiç? Ya da mesela diyelim ki karşımdaki insan bağırılmasına hiç dayanamıyor. Bağırıldığı zaman tamamen kapatıyor kendisini. Ben bunu da kullanabiliyorum bazen. Ya da mesela diyelim ki onun hassas noktası hastalıklar. Eğer ben tartışma esnasında ''ay bana bir şey oluyor galiba tansiyonum düştü'' dersem... ...karşımdaki insan bir anda kendisini kötü hissedip o konuyu kapatabiliyor. Ya da mesela karşımdaki insanın zayıf noktası, hassas noktası, evcil hayvanı diyelim ki... ...işte ''ay bizim bu barışmalarımızdan kedimiz çok etkileniyor, o yüzden sesini yükseltme.''
Bu da mesela tartışmayı başka bir yöne çevirebiliyor. Ya da mesela işte sen böyle davranıyorsun diye çocuğumuz şöyle şöyle oldu dediğimiz zaman mesela aslında partnerimizin zayıf noktası olan çocuğumuzu kullanmış oluyoruz. Ve bu tabii ki bu arada bizim yaşadıklarımız çocuğumuzu etkiliyor olabilir. Ama bu bir manipülasyon yöntemi olarak kullanıldığında O zaman aslında ilişkiye zarar veriyor. Yani şunu söyleyebiliriz, ya biz böyle tartıştığımız zaman çocuğumuz bu durumdan etkileniyor. İstersen bu konuyu dışarıda konuşalım. Ya da işte o uyuduktan sonra konuşalım. Ya da yarın konuşalım demekle, sen böyle davrandığın için çocuğumuz kötü oluyor demek arasında bir fark var.
Ya da mesela bazen bazı dernekler, STK'lar yapıyor ya. Siz bu bağışı yapmıyorsunuz diye işte şu kadar çocuk şu anda bilmem ne tedavisine ulaşamıyor. Tabii ki mesela o çocukların o tedaviye ulaşmasını çok istiyoruz. Gerçekten o çocukların o tedaviye ulaşamaması sadece benim yapmadıklarım yüzünden mi oluyor? Onun başka bir açıklaması yok mu? Bunlar manipülasyon tekniği olarak kullanıldığı için ben de kendimi suçlu hissedip mesela o derneğe bağışta bulunuyorum.
Başka bir manipülasyon tekniği de mesela karşımızdaki insanın reddedeceği bir teklifle başlamak. Bunu romantik ilişkilerden örnek vererek başlamayacağım. Bu manipülasyon tekniğini. Biz ta lisanstayken sosyal psikoloji dersimizde ki sosyal psikoloji böyle ana psikoloji dersleri arasında gelir ve böyle hep en azından yani benim gibi sosyal psikolojiyi çok çok çok sevenlerin ilgi alanlarından biridir. Orada da satış taktiği olarak öğretilmiş bir yöntemde bu. Mesela diyelim ki siz gidersiniz ve... ...işte eskiden bu şeyler çok fazlaydı, artık pek kalmadı ama... ...kapıyı çalıp işte ne bileyim bıçak seti satan, ansiklopedi bilmem nasıl satan insanlar... ...onlar mesela baştan size çok yüksek bir şey söylerler. İşte bu bütün ansiklopedi seti işte şu kadar lira... ...ama o kadar lirayı gerçekten zaten çok az insan verebilecek durumdadır. Siz reddedersiniz. Ama bir yandan reddettiğiniz için kendinizi kötü hissedersiniz. Çünkü zaten genel olarak bir insanı reddetmek her zaman bize kötü hissettirir. Öyle olunca o da şey der, ya tamam onu alamıyorsunuz anladım. O zaman şu mesela kitap var bunu almayı düşünür müsünüz? Bir yanda koca ansiklopedi setindense bir tane kitap almak tabii ki çok daha okey. Öyle olunca siz de o kitabı alırsınız. Zaten adamın amacı o kitabı satmaktır size. Bunu ilişkilere uyarladığımızda mesela diyelim ki partnerinizin zaten siz 10 günlüğüne izin alamayacağınızı bilirsiniz. Dersiz ki sevgilim 10 günlüğüne tatile gitsek şuraya bak çok istiyorum falan. O der ki hayatım olmaz yani mümkün değil. Ama zaten sizi reddettiği için kendisini kötü hisseder. Sonra siz dersiz ki ama o zaman tamam hafta sonu şuraya gidelim 3 günlüğüne olmaz mı? Öyle derdisiniz ve o zaman kabul olunur. Şimdi bu mesela baştan zaten siz onun reddedeceği bir şeyle geldiğiniz için reddedeceğini bilerek daha küçük bir teklifle gelmek kendi başına zaten karşınızdaki insana istediğinizi yaptırmak amacı güdüyor. Ebeveynlerimize de yapıyoruz ya. Reddedeceğini bildiğimiz bir şey söyleyip mesela. Baba hafta sonu arkadaşlarımla şunu yapmak istiyorum. Hayır olmaz yani bütün hafta sonunu yapacağız. Ha o zaman sinemaya gidelim. Tamam tabii sinemaya gidebilirsiniz. Ya belki zaten baştan sinemaya gidelimle gitsek kabul edecekti. Neden öbürünü yapıyoruz ki? Şimdi hakkınızdan şey geçiriyor olabilirsiniz. Geçmiş deneyimlerimizde gördük, kabul etmiyor. Öyle olunca biz de bunlara muhtaç kaldık, gizlemedim. Tabii ki böyle yapmamız gerekti diyebilirsiniz. Sizi anlıyorum. İlk bölümde de söylediğim gibi hepimiz manipülasyonları yapıyoruz. Keşke yapmasak ama yapmak zorunda hissedebiliyoruz. Ama mesela hep bunu yaptığınızı fark ediyorsanız, bunun bir patern haline geldiğini fark ediyorsanız, belki bu sefer farklı bir şey deneyin. Ve ondan sonra mesela açık açık şunu söyleyin. Madem bunu kabul edebiliyorsun, bunu o zaman ilk baştan kabul et. Niye benim önce başka bir şeyle gelmem gerekiyor? Yani aslında karşınızdaki insanı bu durumla yüzleştirin. Öyle olunca aslında çoğu zaman bunun işe yaradığını göreceksiniz ve bu sefer gerçekten o manipülasyona gerek kalmadan karşınızdaki insanın planla uyumlu davranabileceğini göreceksiniz bence. Bu arada buna çok benzeyen başka bir manipülasyon tekniği de şey, ters psikoloji. Ya zaten yapmayacaksın biliyorum. Zaten şimdi söyleyeceğim reddedeceksin biliyorum ama şunu şunu yapsak mı? Böyle başlayınca karşınızdaki insan da onu reddetmektense sizin söylediğiniz uyumlu davranmak yerine, yo niye reddedeyim bir söyle bakayım deyip birazcık daha uyumlu davranabiliyor yaptığınızda ama işte bu
Bu sürekli yapıldığı zaman ilişkide inanılmaz duygusal şiddete dahi dönüşebiliyor. Zaten şimdi yapmayalım dersini biliyorum ama... Zaten şimdi olmaz dersini biliyorum ama... Bir bakıyorsunuz artık bütün iletişim bunun haline gelmiş. O yüzden hep manipülasyon da bu önemli. Pattern haline gelmesin.
Şimdi arkadaşlar şu ana kadar baya bir manipülasyon tekniği anlattım. Arada da şeyler var onları biraz atladığımı fark ediyorum ama başka podcastlerde çok anlattığım için mesela karşımızdaki insanı izole etmek yani onu arkadaşlarının ailesinden ayırmak bir nevi onu bütün arkadaşlarının ailesini kötüleyerek bize muhtaç hale getirmek ya da İşte sürekli eleştirerek her davranışını sorgulamak zorunda bırakmak. Ya da love bombing dediğimiz böyle ilk başta çok yoğun bir sevgi yağmurunu tutup ondan sonra bir anda onu geri çekerek ona ne olduğunu şaşırtmak gibi böyle farklı teknikler var. Ama ben bu teknikleri toxic ilişkilerle ilgili konuştuğum podcastlerde anlattım. Şiddetle ilgili yaptığım podcast bölümünde anlattım. O yüzden bunlara şimdi daha detaylı girmiyorum. Lütfen o podcast bölümlerine başvurun eğer bu manipülasyon tekniklerini merak ediyorsanız. Çünkü bence bunları bilmek de çok önemli. Çünkü özellikle bu tip teknikler böyle bize kötü gelen ilişkiler içerisinde çok sık kullanılıyor. Benim aklımda olan bu bölümde anlatmak istediğim son manipülasyon tekniğine geliyorum. Ve bu böyle bence başka bir konuya da bağlayacak bizi.
Daha önce şunu duydunuz mu? Ay bir kadın için çok güzel araba kullanıyorsun. Ya da mesela Türkiye'den geliyor olmana rağmen çok güzel İngilizce konuşuyorsun. Bu cümleler bize söylendiğinde bir an şey oluyorsunuz, aa evet çok güzel bir araba kullanıyorum tabii ki. Ama hemen arkasından bir dakika ya neden kadın olarak ben iyi bir araba kullanmayayım ki zaten? Ya da ay evet çok güzel İngilizce konuşuyorum değil mi? Çünkü o takdiri çok iyi hissettiriyor. Ama hemen arkasından bir dakika ya neden Türkiye'den geliyor olmam iyi İngilizce konuşmamın sebebi olsun ki? Ne alakası var? Bunlar mikroagresyon deniyor bu arada. Şöyle yani bu mikroagresyonlar bir agresyon içiriyor. Yani mesela Türkiye'den geliyor olmak kötü bir şey mi? Ya da kadın olmak kötü bir şey mi? Agresyonu içiriyor. Bize yapılmış bir agresyonu. Ama bir yandan da tam tanımlayabileceğimiz bir şey değil. Yani ben mesela bir kadın olarak çok iyi araba kullanıyorsun diyen birine ne münasebet dediğim zaman... Bir dakika ya ben dedim ki şimdi abla ne güzel araba kullanıyorsun diye söylemiştim diye karşılık verebiliyor. İyi ama ya da şey eminim şu anki araba kullanan kadın dinleyicilerim benimle çok güzel bağlantı kuracaklar. Abla ya ne güzel park ediyorsun sen bravo. Yani sen mesela bir erkek araba sürücüsüne de aynı şeyi söylüyor musun? Bravo kardeşim çok güzel araba kullan.
Yani böyle bir şey yok. O yüzden de aslında bir iltifat almış olmuyorsun. Ve karşıda koyamıyorsun, bir şey de söyleyemiyorsun. Çünkü söylediğin şey karşı taraf, yo ben kötü bir şey söylemedim ki gibi algılıyor. Çünkü zaten onun zihninde gerçekten kötü bir şey söylemiyor. Ama mikroagresyonlar böyle üst üste bindiğinde bize çok kötü hissettiriyor. O yüzden mesela bir kadın sürücü olarak trafikte olmak bizi daha fazla tetikte hale getiriyor. O yüzden mesela park etmeye çalışırken, bir kadın olarak park etmeye çalışırken tepende üç tane erkek seni izliyorsa geriliyorsun. Gerçekten çok sinir bozucu bir noktaya gelebiliyor ya da illaki birileri sana tarif etmeye çalışıyor yani. gerek yok ben kendimi fark edebiliyorum aslında hakikaten sana ihtiyacım yok ama söyleyemiyorsun da neyse mikroagresyonla başladım başka manipülasyon tekniğiyle bitireceğim o da şu hiç kendine özen göstermeden bu kadar güzel olmayı nasıl başarıyorsun nasıl yani şimdi güzel miyim bakımsız mıyım bu durumda ben mesela bu beni sürekli kendimle ilgili olarak bunu düşünmek yönünde zorluyor yani o zaman mesela daha fazla bakım yapmaya çalışıyorum kendime öyle gözükmemek için
Ya da mesela ay kilolu olmana rağmen çok güzel giyiniyorsun. Ne münasebet? Yani tabii ki zaten güzel giyinmemin kilomla bir ilgisi yok. O yüzden ben oturup bu sefer kilomu kafama daha fazla takmaya başlıyorum. Hani bunun üzere düşünüyorum. Bir dakika ben o zaman güzel giyinmek için kilo versem daha iyi olacak. Bunların da aslında bir manipülasyon tekniği olduğunu bilelim istiyorum. Ve birbirimize bunları o kadar çok söylüyoruz ki. Söylemememiz lazım. Böyle düşünmememiz lazım. Hatta en basitinde de ama. Hem düşünüyoruz hem de fütursuzca dile getiriyoruz. O yüzden aslında darbanaşlarımızın, sözlerimizin ne kadar başka insanlar üzerinde etkili olduğunu hatırlayalım isterim. Bu podcastleri de bu son iki bölümde biraz bunları düşünerek yaptım. Dediğim gibi hepimiz bu anlamda sorumluluk sahibiyiz. Hepimiz bu sorumluluğun altındayız. Hepimiz dediğim gibi duygusal manipülasyonlar yapıyoruz. Umarım daha az yapmamıza sebebiyet verir bu podcastler. Birbirimize daha nazik olmamıza yardımcı olur. Ben bir önceki bölümün sonuna da söylemiştim. Eğer hakkınıza başka manipülasyon teknikleri gelirse lütfen bana gönderin. Ben onları bir araya getirip yeni bir bölüm yapmayı çok isterim. Daha da zaten aklıma geldikçe not alacağım ve belki bunların üçüncüsü gelir. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere diyorum. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.