Podcast

115 - Müsait Bir Yerde Lütfen: Carolina Vargas

Karanlık Dosyalar

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Carolina Vargas geçimini sağlamak için Uber şoförlüğü yapan genç bir kadın. Arabasına aldığı bir yolcunun tüm hayatını değiştireceğinden habersizdi.

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Sezgi Aksu, Kadir Can Değer
Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca
Yapımcı: Podbee Media

Canlandıranlar:
Carolina Vargas: Gülşah Dim
Chris Miller: Kadir Can Değer
Navigasyon: Özge Özel
Anne: Özge Özel



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.890 kelime · ~9 dk okuma

Alo? Karolina? Karolina iyi misin kızım? Ne oldu? Karolina?

Karolina duyuyor musun beni? Kızım! Alo cevap ver! Karolina! Karolina cevap ver! Anne! Anne!

Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün size bir daha yabancılara güvenmeden önce iki kez düşüneceğiniz bir hikaye anlatacağım. Ne dersiniz? Cleveland'a doğru aksiyon dolu bir taksi yolculuğu yapmaya hazır mısınız?

Transkriptin tamamını oku

Carolina Vargas 5 yıllık uzun bir ilişkiden yeni çıkmıştı. Tüm dünyanın Covid'le mücadele ettiği dönemde Carolina bir de evsizlikle mücadele etmek zorunda kalmıştı. Bu süreçte zaten çalışacağı bir işi de olmadığı için erkek kardeşinin yanına taşınmaya karar verdi. Ancak bu tabii ki bir misafirlik değildi. Artık 26 yaşındaydı ve bazı sorumluluklar alması gerekiyordu. Kaldığı evin kirasını bölüşmek zorundaydı. Öncesinde kenara koyabildiği birikimleri birkaç ayda suyunu çekmişti. Artık bir şeyler yapması gerekiyordu. Carolina elinde olan şeyler üzerine düşündü.

Bir arabası vardı. Satması halinde ancak birkaç ayı daha kurtarabilirdi. Parasızlığına daha kalıcı bir çözüm bulmalıydı. Peki ya satmayı düşündüğü arabası sayesinde para kazanmanın bir yolu olsaydı? O zaman her şey çözülmez miydi? Arabasıyla neler yapabileceğini araştırırken, Über'le tanıştı. Arabasını bir taksiye çevirme olanağı tanıyan bu uygulama sayesinde Carolina bir an olsun nefes almayı başarabilmişti.

Fakat burada da işler sandığı kadar kolay değildi. Tercih edilmek için yolcularının ona yüksek puan vermesi gerekiyordu. Arabasını sürekli temizliyor, yolcularına da mutlaka su ikram ediyordu. Güler yüzü ve hoş sohbeti sayesinde misafirleri kendilerini daha güvende hissediyordu. Evet, misafirleri. Çünkü Carolina onlara bu şekilde hitap ediyordu.

Tüm bu çabalarına rağmen Carolina yeterli sayıda yolculuk yapamadığını düşünüyordu. Potansiyelinin farkındaydı. Fakat o dönem tüm dünya evine kilitlenmiş bir haldeydi. İnsanlar bırakın taksiyle bir yerden bir yere gitmeyi, kapılarının önüne bile çıkmıyordu. Carolina kendini biraz köşeye sıkışmış hissediyordu. Daha fazla kazanabilmeliydi. Kendi ayakları üstünde durmanın tadını yeni almışken şimdi bu özgürlüğü kaybedemezdi.

Bu nedenle Carolina yolcular arasında seçim yapma şansı olmasına rağmen, sırf biraz daha kazanabilmek için kendisine gelen her türlü yolculuk teklifini kabul etmeye başladı. 5 Mayıs 2020'de bir seyahat isteği aldı. Puanı pek yüksek değildi fakat Carolina kendisini seçim yapacak bir durumda görmüyordu. Akşam saatlerine doğru Carolina yolcusunu almak için yola çıktı. Gideceği mesafe çok da uzak değildi. 10 dakika sonra Hampton Inn otelinin önüne yanaştı. Otelin kapısından 50 yaşlarında bir adam çıktı. Carolina her zamanki sıcakkanlı tavrıyla karşıladı misafirini. Merhaba. Hoş geldiniz. Hoş buldum. Rent karsa sürelim.

Carolina yolcusunu otelden alıp bir araba kiralama şirketine götürdü. Misafiri yolculuktan epey memnun görünüyordu. Bu Carolina için iyiydi. Demek ki yüksek bir puan ve olumlu bir yorum alacaktı. Yolcu arabadan inip gidecekken aklına bir şey gelmiş gibi geri döndü. Carolina camını açtı. Adam cama yaklaştı ve Carolina'ya yeni bir teklifte bulundu. Afedersin.

Birkaç gün içerisinde Cleveland'a gitmem gerekiyor da misafirperverliğinden çok memnun kaldım. Çok teşekkür ederim. Eğer müsait olursan senin aracınla gitmek istiyorum yine. Yani şey... Biraz uzak bir mesafe ama... Parayı hiç dert etme. Üstelik bunu aramızda da halledebiliriz. Adam Carolina'ya tam 300 dolar teklif etmişti. Bu meblağı o ayki kirasının tamamını karşılamaya yetiyordu.

Üstelik Über'e herhangi bir komisyon vermesine de gerek yoktu. Zaten kibar bir adam olan misafiri teklif etmişti bunu. Carolina bu iyi niyetli teklifi geri çevirmedi. Bu anlaşmadan sonra ikili haberleşebilmek için birbirlerine numaralarını verdi. İki gün sonra adam Carolina'ya mesaj attı. Vakit gelmişti. Bir sonraki yolculuğa çıkabilirlerdi. Bu yolculuktan kazanacağı para bir ayını kurtaracaktı.

Sabah saatlerinde arabasıyla Hampton Inn otelinin önüne gitti. Adam çantalarını birer birer Carolina'nın arabasına yükledi. Yola çıkmadan önce bir sigara içip içemeyeceğini sordu. Carolina memnuniyetle izin verdi. Zamandan bol bir şey yoktu. Alacağı meblağı için bütün gününü rahatlıkla bu misafirine ayırabilirdi.

Adam sigarasını içerken Carolina annesine mesaj atıyordu. Bulduğu bu fırsatla övünüyordu. Hatta bu cömert yolcusunun bir fotoğrafını dahi yollamıştı. Adam sigarasını yere atıp üzerine bastı. Normal şartlar altında Carolina bunun için karşısındakini uyarırdı. Fakat bu paraya gerçekten ihtiyacı vardı.

Arabaya bindiler. Yağmur yağmaya başladı. Carolina telefonunun navigasyonuna Cleveland'a girdi. Rota oluşturuldu. Hava gittikçe serinliyordu. Yağmur damlaları gökten birer birer düşerken arabanın silecekleri var gücüyle camları temizlemeye çalışıyordu. Dışarıdaki yağmuru seyrederek huzurlu bir şekilde yollarına devam ediyorlardı. Fakat çok geçmeden yoğun bir trafikle karşılaştılar.

Adam Carolina'ya trafikten kaçabilecekleri bir kısa yol bildiğini söyledi. Bu yeni rota yollarını epey kısaltacaktı. Görünüşe bakılırsa Carolina bu adamı o kadar zararsız biri olarak görüyordu ki bu teklifi sorgulamadan kabul etti. Misafirinin tavsiyesine güvenerek otobanın kenarındaki talihin yola kırdı direksiyonu. Birçok Uber sürücüsü gibi Carolina da GPS'ini açmayı ihmal etmezdi.

Uygulamadan bağımsız bir yolculuk yapıyor olsa dahi... ...en uygun rotayı bulabilmek ve yolculuğunun süresini hesaplayabilmek için... ...navigasyonunu her zaman açık tutardı. 100 metre sonra U dönüşü yapın. Bu yolun daha kısa olduğuna emin misiniz? Merak etme, buraları avucumun içi gibi bilirim. 500 metre sonra döner kavşaktan dördüncü çıkışa girin.

Bu yeni rotanın bir kısa yol olması ve onlara zaman kazandırması gerekmiyor muydu? Fakat navigasyon bunun tam tersini söylüyordu. 100 metre sonra sağ, ardından sağa dönün. Carolina'nın içini bir his kemiriyordu. İşkillenmeye başlamıştı. Her geçen kilometreyle beraber dönüşü daha zor bir yola doğru gittiğini hissediyordu. 500 metre sonra U dönüşü yapın.

Pardon ama bence yolu uzatıyoruz. Uzattığımız falan yok, sürekli kullandığım yol. İzninizle ben bildiğim yoldan gitmek istiyorum. Merak etmeyin, bunun için sizden daha fazla bir ücret talep etmeyeceğim. Sana merak edecek bir şey yok dedim.

Carolina cümlesini dahi bitirmeye fırsat bulamadan boğazındaki bıçağı hissetti. Dikiz aynasından adamla göz göze geldi. Daha öncesinde tanıdığı, daha doğrusu tanıdığını sandığı o cömert, cana yakın adam yoktu. Gördüğü tek şey, üzerine dikilmiş, simsiyah bir karanlıkla bakan bir çift gözdü. ''Sürmeye devam et. Sakın hızlanayım ya da yavaşlayayım deme. Aynı şekilde ilerle.''

100 metre sonra U dönüşü yapın. Sustur şu karıyı da. Şimdi kısa bir ara verelim. Ardından dosyamıza geri döneceğiz.

Carolina hayatta kalabilmek için adamın talimatlarına uyması gerektiğini biliyordu. Bu işin sonu iyi bitmeyecekti. Ama olabildiğince zaman kazanması gerekiyordu. Bu yüzden onun isteklerine uygun şekilde ilerlemeye devam ediyordu. İstediği tek şey bu olaydan sağ bir şekilde kurtulmaktı. Bu düşük bir ihtimal dahi olsa kafa yormaya değerdi. Zihninin içerisinde sanki onlarca ses konuşuyor, her biri farklı bir kaçış stratejisi sunuyor, hepsini tek tek artılarıyla, eksileriyle değerlendiriyordu. Frenlere son güçte basmayı ve arkadan gelen bir araçla kaza yapmayı düşündü.

Fakat arkadan gelen başka bir araç yoktu. Sonra karşıdan gelen başka bir araçla kafa kafaya çarpışma fikri aklına geldi. Ama bu hem kendisi hem de diğer araçtaki kişiler için ölümcül sonuçlara sebep olabilirdi. Evet, bir şekilde yaşamalıydı. Hatta yaralanmayı da göze almıştı. Fakat hayatta kalabilmeliydi.

Zamanı gitgide daralıyordu. Panik tüm vücudunu sarmaya başlamıştı. Mantıklı düşünemiyordu. Ölüm korkusu adeta tüm bedenine hükmediyordu. Birden adamın sesiyle irkildi ve kendine geldi. Telefonunu bana uzat. Sakın aklından başka bir şey geçirme. Fırsat bu fırsattı. Harekete geçti ve aklına gelen ilk şeyi yaptı.

Bir eliyle telefonuna uzanırken diğer eliyle emniyet kemerini çözdü. Arabasının kapısını açtı. Saatte neredeyse 100 kilometre hızla giden araçtan kendini dışarı attı. Carolina yol boyunca yaklaşık 25 metre sürüklendi.

Arabadan atladığı sırada aracı hala hareket halinde olduğu için bacaklarının üzerinden geçmişti. Ancak mucizevi bir şekilde bacaklarında bir kırık yoktu. Hızla sürüklendikten sonra durduğu yerde hareketsiz bir şekilde kaldı. Korkunç yaralar almıştı. Yuvarlandığı sırada çenesi kırılmış, ön dişleri ve üst dudağı parçalanmıştı. Bilinçsiz bir şekilde yolun ortasında yatıyordu.

Çok geçmeden hemen kendine geldi. Zar zor hareket edebiliyordu. Ve bedeni acılar içerisindeydi. Tam o anda telefonunun hala elinde olduğunu fark etti. O mücadelede bile telefonunu bir an olsun bırakmamıştı.

içgüdüsel bir hareketle hemen annesini aradı. Annesi telefonu açtığında duyabildiği tek şey Carolina'nın acı içindeki inlemeleriydi. Neye uğradığını şaşıran anne hemen 911'i araması gerektiğini söyledi. En azından telefonunun sinyalini takip ederek yerini tespit edebilirlerdi.

Fakat Carolina annesini dahi zar zor arayabilmişti. Elleri adeta tutmuyordu. Tam bu anda bir aracın kendisine doğru yaklaştığını fark etti. Bir yardım ümidiyle sesin geldiği yöne doğru döndü. Ama gelen araba kendi aracıydı. Ve içindeki kişinin yardım etmek gibi bir niyeti yoktu. Tüm ümidini yitiren Carolina'nın elinden telefonu düştü.

Artık sonunun gelmesini bekliyordu ki mucizevi bir şey oldu. Bu ıssızlığın ortasında sonunda bir araç geliyordu. Carolina son gücünü araca kendini belli edebilmek için kullandı. Araçtaki çift bir gariplik olduğunu fark etti.

Diğer aracın yardım etmek için yavaşladığını fark eden adam Carolina'nın aracıyla olay mahalinden uzaklaştı. Carolina harap haldeydi. Fakat yüzünde bir gülümseme vardı. Yeniden yaşama tutunmanın verdiği bir sevinç. Araçtan inen çift hemen yerde yatan Carolina'nın yanına koştular. Onu tutup her şeyin yoluna gireceğini, dayanması gerektiğini söylediler. Kadın Carolina'yı teskin ederken eşi de 911'i aradı.

Birkaç dakikalık bir beklemenin ardından ambulans sesi sonunda duyulmaya başlamıştı. Bu ses Carolina'yı daha da rahatlatmıştı. Yaşıyordu. Bu kabus nihayet sona ermişti. Bedeninde onca yara, vücudunda onlarca kırık ve suratında yaşama tekrar tutunmanın verdiği gülümsemeyle ambulansa bindirildi Carolina.

Gözlerini açtığında yanında annesi vardı. Üzgün görünüyordu. Fakat kızı kurtulduğu için bir o kadar da mutluydu. Aklından binbir türlü felaket senaryosu geçmişti. Onun ne halde bulacağını, başına ne geldiğini, hayatta kalıp kalamayacağını bile bilmiyordu. Ve dehşet içinde oraya gelmişti. Biricik kızının bilincinin tekrar yerine gelmesi, onu ilk kez görüyor gibi hissettirmişti.

Bu sırada yetkililer de Carolina'nın canına kasteden bu adamı aramaya başlamışlardı. Annesine göndermek için adamın fotoğrafını çekmiş olması ve ona telefon numarasını vermesi soruşturmanın hızlı bir şekilde ilerlemesini sağladı. Bu sayede şüphelinin kimliğini ve yerini hızlıca tespit edebildiler. Yetkililer ilk önce Carolina'nın adamı aldığı Hampton Inn otelini ziyaret etti.

ve resepsiyondaki görevlilere resmi gösterdi. Çok kısa bir süre içinde çalışanlar adamın kimliğini tespit etmeyi başardı. Fail 51 yaşındaki Chris Miller'dı. Beyaz, dökülmüş saçları ve yüzündeki kırışıklıklarla olduğundan daha yaşlı görünüyordu. Kaldığını iddia ettiği otelden sadece birkaç dakika uzakta yaşayan bir kamyon şoförüydü.

Polis hızla Chris'in telefon kayıtlarını topladı ve cep telefonundaki GPS sayesinde takip etmeye başladılar. Caroline'a araçtan atlayınca bir şekilde direksiyona oturup aracın hakimiyetini sağlayabilmişti. Ardından bu aracı yakınlardaki bir alışveriş merkezinin otoparkına bırakmış ve yeni bir araç kiralayarak güneye doğru yola çıkmıştı. Florida'nın hemen dışındaki bir kamyon durağında yeri tespit edilen Christopher Miller, olaysız bir şekilde tutuklandı. Yakalandığında, arabasının bagajında yüklü miktarda silah ele geçirildi. Hakkında adam kaçırma, motorlu taşıt kaçırma, ağır saldırı, bıçak bulundurma, ruhsatsız silah taşıma gibi çeşitli suçlamalardan dava açıldı. Fakat beklenenden daha zekiydi. Sorgulamaların yapılmasına zaman tanımaya niyeti yoktu.

Chris kalp hastasıydı ve düzenli olarak ilaç kullanması gerekiyordu. Hapishanede duruşmasını beklediği sırada kalp ilacını almayı reddetti ve bunun sonucunda hayatını kaybetti. Cezasını çekmeden, kimseye bir açıklama yapmadan. Onun ölümü Carolina'ya iki duygu yaşattı.

Bir yandan bu dehşeti ona yaşatan kişinin ölmesine seviniyor, bir yandan da onun hiçbir yaptırıma uğramamış olmasına üzülüyordu. Sanki cezadan kurtulmak için bu yolu seçmişti. Hiçbir yargılama yapılamayacaktı artık. Carolina başına gelenlerle kendi kendine mücadele edecek, kendince cevaplar bulmak zorunda kalacak ve bu şekilde iyileşmeye çalışacaktı.

Fakat bu adamın elinden canlı kurtulabildiği, yaşama tırnaklarını geçirip sıkıca tutunabildiği için kendiyle gurur duyuyordu. Tüm bu yaşananlardan sonra Carolina'nın hikayesini dinleyen nazik bir diş hekimi ona yardımcı olmak, özgüvenini geri kazanmasına katkıda bulunmak istedi. Bu sayede olay sırasında kaybettiği dişlerini yenileyerek ona bir hediye vermiş oldu. Carolina şimdi hayatına devam ediyor.

Ailesiyle daha çok vakit geçiriyor, kendini geliştiriyor, sosyal medyada aktif olarak paylaşımlar yapıyor ve en önemlisi de hayatının tadını çıkarıyor. Açıkçası Carolina'nın başına gelenler karşısında dehşete düşsem de soğukkanlılığına, azmine ve cesaretine hayran kaldım. Kimsenin hayal bile edemeyeceği bir durumun bizzat içinde bulunmuş ve ona yardım edecek hiç kimse yokken kendi kendinin kahramanı olmuş. Bu dava bize yine güvenlik konusunda önemli bir noktayı hatırlatıyor aslında. Yolcu ya da şoför, kadın ya da erkek, genç ya da yaşlı fark etmeksizin karşılaştığımız herkes içinde bir karanlık taşıyor olabilir. Zararsız görünen, bize yardım etmek istercesine yanımıza yaklaşan kişilere karşı bile daima tedbirli olmamız gerektiğini gösteriyor. Unutmayın, en masum görünüşlü insan bile içinde bir canavarı yaşatıyor olabilir.

Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)