
2.004 kelime · ~10 dk okuma
Merhabalar efendim. Midas Podcast'a hoş geldiniz. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.
Önceki bölümlerimizde mutluluklu duygu yönetimiydi. Güzel güzel konulara girdik. Bu bölüm için farklı planlarım vardı açıkçası ama biraz da gündemde krizler, düşüşler olunca bunları yönelik konuşmak istedim. Kayıtsız kalmak istemedim açıkçası.
Bu bölümü hem öncekilerin devamı hem de kriz düşüş gündemiyle alakalı bağımsız bir bölüm gibi düşünebilirsiniz. Peki bu bölümde ne konuşacağız? Biraz geçmişin tozu sayfalar arasında gezintiye çıkacağız. Ara ara şunu unutuyoruz çünkü hayatımızda neredeyse her konuda bize yol gösterebilecek en iyi rehberlerden biri tarihtir.
Yani geçmiş deneyimlerdir. Çünkü bugün yaşadığımız birçok olay ve durum geçmişte yaşanılan birçok şeyin farklı versiyonlarıdır aslında. Yani hemen hemen diyebiliriz. İsimler farklıdır, tarihler farklıdır, toplumlar farklıdır, özneler farklıdır veya olay içerisindeki bazı detaylar farklıdır.
Ama çoğu zaman resmin geneline baktığınızda iki farklı olay da birbiriyle benzerlik gösterebilir. Mesela Tarih tekerrürden ibarettir diyen Churchill bunu tüm dünya için güzel özetlemiştir. Bunları niye anlatıyorum? Şimdi bugün 2024 yılında dünyanın dört bir yanından üzücü haberler geliyor açıkçası.
Siz de her yerde böyle haberleri görmekten sıkılmışsınızdır büyük ihtimalle ama merakta ediyorsunuzdur. Bugün podcastte hiç de öyle karamsar konuşmayacağım. Hatta aksine böyle karamsar günlerinin sonunun her zaman güneşli olduğunu hatırlatıcı birkaç noktaya değineceğim. Hem bunlara hem de böyle zamanlardaki psikolojilerimize yakından bakmak oldukça önemli bence.
O yüzden biraz geçmişteki bazı büyük çöküntülere, durgunluklara, finansal balonlara ve böyle zamanlar sona erdiğinde neler olduğuna bakacağız. Önceki bölümde birkaç cümleleri söylemiştim aslında. İkinci bölümümüzü dinlemişsinizdir. İyi veya kötü durum ne olursa olsun çoğumuz bunun sonsuza kadar veya çok uzun süreceğini düşünürüz.
Bir refleks gibi. Şimdi bu lafı biraz daha açmak ve örneklendirmek isterim. Özellikle yaşanan bazı büyük ekonomik durumlara, bu durumların altında yatan nedenlere ve sonra neler olduğunu bir bakalım. Aslında bugün bu örneklere bakarak bugünümüz yorumlamamız oldukça mümkün.
Aslında bu bölümde birazcık buna değinmek istiyorum. Yani özetle karşınıza belgelerle geldim efendim. O zaman ilk konumuza başlayalım isterseniz. Direkt konuya yaşanılan en büyük ekonomik durgunluklardan biri olan Büyük Buhran ile başlamak isterim.
1929 yılının Ekim ayında Amerika'da başlayan bir kriz kısa süre içerisinde tüm dünyaya yayıldı biliyorsunuz. Ve bu kriz 2. Dünya Savaşı'na kadar da sürdü. Tarihe kara perşembe olarak geçen kriz ile binlerce şirket ve bankalar iflas etmiş, borsa dibe vurmuştu.
Peki neden yaşandı bu? Şimdi biliyorsunuz ki Büyük Buhran sanayi devrimiyle de yan yana anılır isim olarak. O dönem Amerika'sında otomobilinden elektrikli makinelere kadar endüstriyel ürünler revaçtaydı. Talep de çok fazlaydı.
Bu talep fazlalığı tabii ki piyasaları iyi etkilediği gibi spekülatif ortamada zemin hazırlamıştı. Psikolojik ve sosyolojik olarak da o dönem Amerikalılarda sıradan bir insanın kısa bir sürede zengin olabileceği hisse hakimdi. Şimdi bu bilgi bir cebe atalım. Bu his bugün çoğumuzun hissettiği bir şey olabilir bu arada.
Buhran'ın sebepleri üzerine genel kanı ise tabi ki de bundan farklı. ABD ekonomisinde tekerleşen şirketlerin fazlalığı, bankaların yasalar çerçevesinde denetlenmediği ve kötü bir yapıya sahip olduğu ve rastgele yapılandığı yani federal rezervin kararları vs. vs. bu liste uzuyor gidiyor.
Yani uzmanların Büyük Buhran'ın yaşanması üzerine yaptığı tespitlerin listesi oldukça uzun aslında. Fakat John Janet Galbraith, 1954 tarihinde yayınlanan Büyük Çöküş adlı kitabında çok daha farklı bir konudan bahsetmiş bu arada. Birazcık araştırırken denk geldim. Yukarıda da bahsettiğim ABD ekonomisinde tekerleşen şirketlerin fazlalığı, ne demek bu arada bu tekerleşen şirketlerin fazlalığı?
O dönem ekonomide sözü geçen o kadar az holding ve şirket vardı ki bunların başına gelen tek bir şey aslında direkt ekonomiye vurulmuş bir darbe gibi bir etki yaratıyordu aslında. Neyse örneğimi hemen geçiyorum, konuya dönüyorum. Şimdi bu bahsettiğim örneklere genel kananın görüşlerine yer veriyor aslında Galbraith'te kitabında. Ama bunları da bir taraftan eleştiriyor ve birçok uzmanı da gözden kaçırdığı bir nokta olduğunu söylüyor.
Galbraith çöküşün köklerini başka yerlerde buluyor açıkçası yani. Ona göre çöküş temelde kredi koşullarından ziyade kalabalığın çılgınlığından kaynaklanıyormuş. Yani sürü psikolojisi sürü olarak çılgınlığından bahsetmiş burada. Direkt kendisinden alıntı yapayım bu noktada.
Mesela şöyle demiş, faiz oranından ve kredi arzından çok daha önemli olan şey ruh halidir. Büyük ölçekte spekülasyon, sıradan insanların zengin olması gerektiğine dair yaygın bir güven, imsallik ve inanç duygusu gerektirir demiş. Yani Galbraith'e göre sorun para politikasıyla beraber yatırımcı spekülasyonuydu. Galbraith'e göre bireysel ve kurumsal yatırımcılar, gazeteciler ve politikacılarla birlikte piyasanın yalnızca tek bir yöne doğru gittiği rüya dünyasında yaşıyorlarmış.
Aracılar bilgeler haline geldiler, New York kokteyl partilerinde kısık sesle birbirlerine bilgi veriliyordu. Piyasada kolayca anlatılmayan zeyginlikler elde etme hayali elbette bir fantazıydı. Ancak her türden insan bu efsaneye o dönem inandı ve öyle. hareket etti.
Yani o dönemdeki yatırım ortamı United Corporation ve Steel gibi hisse senetlerine para yatırarak zengin olmamanın imkansız göründüğü bir ortamdı. Diyorlardı ki al bu hisseyi yani zenginsin ki yani yaşanan örneklerde mevcutmuş. O yüzden belli bir toplumsal bir efsane yaratılmış aslında. O dönemdeki borsa rekor işlem hacimleriyle toplumsal bilince hakim oldu.
Herkesin zengin olabileceği bir hayali gerçek gibi gösterdi ve sonra gerisi geldi. Haliyle Büyük Burhan dönemine girildi. Şimdi Galbraith'in bu buhranın arkasında yatan psikolojik etmeni anlattığı noktaya katılıyor musunuz bilmiyorum. Bugün bile her çöküntüyle kıyaslanan Büyük Burhan'ın sebebi ekonomik olduğu kadar yatırımcı üzerine çökmüş psikolojik ruh halinden kaynaklanıyor olabilir.
Ve tabii sürü psikolojisi. Sonraki yıllarda da bu ruh halini ekonomik balonlarda da gördük aslında. Mesela balonlar demişken biraz da bugün de konuşulan piyasa balonlarının arkasındaki psikolojiye bakalım. Balon benzetmesi tarihte de ekonomik olaylarda sıklıkla kullanılır.
Ama biz bugün bir film, dizi veya dandik çıkan bir ürün için bile kullanıyoruz. Ya çok balon çıktı abi bu ürün. Ben marka vermeyeyim. Ardında da hemen hemen benzer bir psikoloji var.
Bu balonlar mantıklı para yönetim stratejisiyle İnsan psikolojisinin mantık dışı doğasıyla yani ya da duygular diyebiliriz bu noktada. Bunların çatışmasını özetler nitelikte. Borsadaki piyasa balonlarının psikolojisini çözmeden yatırımcılar kendilerini tarihin pahalı hatalarını tekrarlarken bulabilirler. Korku, açgözlülük, aşırı güven ve sürü psikolojisi gibi unsurları içeren yatırımcı psikolojisi piyasa balonlarının oluşumunda ve genişlemesinde önemli bir rol oynuyor.
Piyasa balonlarının evreleri vardır mesela. Her aşama balonun büyümesine ve sonunda patlamasına katkıda bulunan belirli davranışlar sergiler ve yaygın finansal ve ekonomik sonuçlara neden olur. Medya ve sosyal ağların etkisi piyasa balonları sırasında yatırımcı algılarını ve eylemlerini önemli ölçüde etkiler ve sıklıkla sürü davranışına ve şişirilmiş varlık fiyatlarına yol açar. Şimdi tabii bunun bir balon etkisi olarak söylemek istemiyorum ama medya ve sosyal ağların etkisi demiştik mesela.
Bunun şu an aklıma gelen en büyük örneklerinden bir tanesi GameStop'ın başına gelen aslında Short Squeeze olayı. Hatırlarsanız belki ya da olayda bilenler varsa eğer tamamen olay Reddit'te çıkmıştı mesela. Bir sosyal medya ağında sosyal medya kullanıcılarının belli bir hype'ın içine girerek sürüler haline gelerek hareket etmesiyle oluşmuştu neredeyse. Yani evet balon olarak örnek vermedim ama medya ve sosyal ağların etkisinin altını çizmek istedim bu noktada.
Yatırım fırsatları etrafına dönen anlatılar, yatırımcı darmışlarını derinden etkileyebilir. Nedir bu yatırım fırsatları etrafına dönen anlatılardan kastım aslında? Şöyle söyleyebilirim, sosyal medyaya bugün bile girdiğinizde aslında birçok insanın sürekli şurada fırsat var, aman şurada bilmem, hep böyle bir analizlere denk gelirsiniz aslında ve bunlar sizi psikolojik olarak yönlendirme konusunda oldukça etkili. Çünkü algılarımız, inançlarımız ve davranışlarımız şöyle faktörlerden etkilenir.
Korku, açgözlülük, aşırı güven ve sürü psikolojisi. Farkındaysanız Midas Podcast'in yeni döneminde de para yönetimi ardındaki bu psikolojik etmenlere değineceğimizi söylemiştik. O yüzden tekrardan hoş geldiniz. Çünkü bu duygular çok büyüktür ve sıklıkla mantıksız coşkuya ve bu bahsettiğimiz balonların oluşumuna veya çöküntülere sebep olabilir.
Mantıksız heyecan, aşırı iyimserlik piyasa balonlarının gelişmesinin arkasındaki itici güçlerdir aslında. Sosyoloji teorisine göre mesela, olumlu bir sosyal ruh hali artan risk almayı, şişirilmiş varlık fiyatlarını ve piyasa balonlarının oluşumunu teşvik eder. Buna bir örnek vermek isterim. Mesela lale çılgınlığını bilir misiniz?
Zamanında 1500'lü yılların sonlarında Türkiye'den ithal edilen laleler Hollanda'da sahneye çıktı. Ve kısa sürede egzotik ve çarpıcı bir statü sembolü haline geldi. Fiyatları yükseldi, insanlar pahalı olmasına rağmen satın aldılar. Ve hani bu lalelere satın almak bir seçkin insan profiline erişmek anlamına da geliyordu.
Ve herkes de bu profile ulaşmak için aslında satın alıyordu. Bir hype'ın peşinden gidiyorlardı. Lale çılgınlığı kısa sürede Hollanda'nın her yerine yayıldı. Hollanda halkı arasında çiçekleri olan talep son derece yüksekti.
Az önce de söylediğim gibi. Fiyatlar fırladıkça birçok kişi cazibesine kapıldı ve spikülatif bir çılgınlığa kapıldı. Aslında kolektif bir sürü psikolojisine girdiler. Bazı insanlar daha sonra karla satma umuduyla bir yıllık maaşlarını harcamışlar veya kredi kullanmışlar ve bunlarla beraber lale satın almışlar.
Fakat 1637'de lale balonu patlamıştı mesela. Lale balonun patlaması bu ekonomik ilişkilerde var olan güveni zederedi. Son yıllarda bazı akademisyenler de lale çılgınların abartıldığını öne sürüler. Ancak bu durum piyasadaki çılgın açgözlülüğün riskleri için bir benzetme olarak kalmaya hala da bugün devam ediyor.
Mesela bir başka balona değinelim. 2000'lerde yaşanan dotcom balonu. Tüm detaylarıyla değil belki ama dotcom balonunda bir hatırlayalım. 90'ların ortasında 2000'lerin başına kadar teknolojik atılımlar herkese etkileyen bir sihirbaz gösterisi gibiydi aslında.
O dönemdeki dijital her şey yatırımcılar için kaçırılmaması gereken bir fırsat gibi görünüyordu. Yatırımcıların büyük ilgisi neredeyse her bir girişimin daha ilk günden milyonlarca dolarlık bir potansiyeli sahibi olduğu illüzyona neden oldu. İşte sihirbaz gösterisinden kastım birazcık buydu. Ve teknoloji şirketlerinin değerlemeleri gerçek dışı bir şekilde yükseliş gösterdi.
Çok yeni şirketlerin bile hisselerin fiyatları normal şartlarda olması gereken ortalamanın iki kat üzerine çıkmıştı neredeyse. Buna rağmen hala yatırımcıların ilgisi devam ediyordu. Aynı Lale olayında olduğu gibi. Çünkü sürü psikolojisi.
O sırada borsada işlem gören dört düzeye yakın internet şirketinin ABD hisse pazarının %8'ine denk geliyordu. Ve sonra ne oldu? Tabii balon patladı. Peki sevgili dinleyenler.
Büyük buhranın ve piyasa balonlarının ardındaki psikolojileri neden anlattım? Bugün 2024 yılının Ağustos ayında hem Uzakdoğu'da yaşanan büyük çöküntü, hem savaş ortamı hem de ABD ekonomisiyle büyük rol oynayan teknoloji şirketlerinin patlamaya hazır bir balon gibi görünmesinden ötürü. Birazcık bunları değinmek istedik. Birazcık tarihe bakalım.
Yani şu an günden bu böyle bir algı var yatırımcılar üzerinde. Hadi abi o zaman biz de birazcık tarihin tozlu sayfalarına bakalım. Benzer örneklere bir göz atalım istedik aslında. Peki böyle durumlarda ne yapmalı?
Paranızı yanınıza çağırıp ona sarılabilirsiniz. Yani böyle durumlarda kendinizi garantiye almanız önemlidir. Nasılını bilemem ama elinizden nakit her an harcanabilir, kullanılabilir, acil durumda kullanılabilir bir paranızın olması önemli. Bunu bir can simidi olarak düşünebilirsiniz.
Bir diğer önerim şöyle olabilir. Eğer yatırımınız varsa güçlendirmeye çalışabilirsiniz. Şimdi ben nakitten bahsettim ama paranız başka bir yerde ise ve giderek değer kaybediyorsa bekleyin. Önceki bölümlerde de size anlatmıştım.
Sakin olun. Duygularınıza bir hakim olun. Şimdi diyorum ki panik yapmayın. Değer kaybettiği yerden destek yapabilirsiniz mesela bir taktik olarak.
Yatırımcıların sıklıkla ortalama düşür dediği strateji yani. Mesela bir eviniz var temeli zarar görmüş. Bu temeli desteklemek gibi düşünebilirsiniz. Bir diğer söyleyeceğim şey, balona dikkat edin.
Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Bakın tekrar ediyorum. Aç gözlediği bırakın, duygularınıza hakim olun. Bir şey balon olarak görünmeye başlıyorsa, oradan yereliklisiyle ilk çıkan siz olun.
Son olarak da Suriye'ye uymadan önce iki kere düşünün. Suri pis kolyesinden bahsettim. Burada Umut Sarıkaya'nın efsane karakötürünü siz hatırlatmak isterim. Herkes kendini kurtarır, olan yine sana olur.
Yani hareket etmeden, karar vermeden, etrafınızdaki dalgaya kendinizi kaptırmadan önce lütfen bir analiz edin. Trendler çok şey söyler ama her şeyi söylemeyebilir. Bunu asla unutmayın. Son olarak da kapatmadan size bir istatistik vermek isterim.
Neden bu çöküntülerden ve balonlardan bahsettim. Dünya tarihinde yaşanan ekonomik çöküntüleri sonrasında ne oldu? Büyük buhranla başladık. Büyük buhran sonrasında %90'a yakın kayıp gören piyasalar ardından %125'lere yakında yükseliş gösterdi.
2. Dünya Savaşı piyasaları alt üst etti. Fakat ardından piyasalar ve ekonomi %250 artış gösterdi. Soğuk Savaş dönemi.
Piyasalar yine büyük bir darbe almıştı o dönemde. Ama sonrasında da iki kat büyüme gösterdi. Yani ne demek istiyorum? Her karanlık ardından bir aydınlıkla gelir.
Doğanın, hayatın döngüsü ve dengesi böyledir. Bu insanda ve parada da geçerlidir. Biz de para yönetimi içerisinde olan bireyler olarak bu dengenin içerisinde kendimizi konumlandırmamız önemli. Bu bölümümüzde, bu podcastimizde büyük buhrandan ve balonlardan bahsetmemiz sebebi 3 aşağı 5 yukarı aslında buydu.
Tarihe bakıp bugünü yorumlamamız bence oldukça önemli. Bugün birçok analist bile piyasalarda yaşanan olayları anlayabilmek ve analiz edinmek için ilk olarak tarihe başvururlar. Bunu bireysel olarak bence biz de yapmalıyız. Sadece para için değil, aslında birçok olay için bile bunu yapmamız elzem gibi geliyor bana.
Evet, bu bölümümüzü de burada noktalandıralım. Bu hafta kısa bir bölüm oldu. Biraz gündem özel konuşmak istedim aslında. Sizin için önümüzdeki haftalarda çok daha güzel hikayeler ve anlatılar toparladım.
Onları konuşmak için sabırsızlanıyorum. Dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. O zaman önümüzdeki bölümlerde görüşmek üzere. Hoşça kalın diyeyim.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.