
2.549 kelime · ~13 dk okuma
Şimdi hayal etmenizi istiyorum. Bir elinizde kılıç, diğer elinizde kalkan olan bir şövalyesiniz mesela. Karşınıza sizden kat kat büyük, korkutucu görünen bir ejderha çıkıyor. Bu ejderha ile mücadele etmeniz, savaşmanız gerekiyor.
Sizi bu mücadeleden galip çıkartacak en önemli şey nedir peki? Cesaretiniz mi? Aklınız mı? Stratejik zekanız mı?
Becerileriniz mi? Bilgileriniz mi? Bunların hepsi veya birkaçı olabilir. Bunlardan hangisi olursa olsun yanında olmazsa olmaz bir şey daha var.
Duygularınızı ve korkularınızı yani duygusal istikrarınızı ne kadar koruyabildiğinizdir. Herkese merhabalar. Midas Podcast'e hoş geldiniz. Ben Furkan.
Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Öncelikle Midas Podcast'e yeni yayın dönemine başladığımızı geçen bölüm duyurmuştum. İlk bölümümüze gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederiz.
Vallahi gerçekten güzel yorumlar, paylaşımlar gördük. Şimdi ise kaldığımız yerden devam. Bu bölümümüzde para yönetimi konusunda duygusal istikrarımız üzerine biraz konuşmak istiyorum. Şimdi, hayatınızda üzüntünün veya sinirin hakim olduğu bir dönemde kararlarınıza güvenebilir misiniz?
Ya da bunu böyle olumsuz değil de olumlu bir şeyden soralım. Aşk mesela. Edebiyatta, şiirde, birçok yerde de rastladığımız gibi aşıkların aklı genelde havada olur ve biraz yanlış kararlar verebilirler. Yeşilçam filmlerinde sokağa benzin döküp benimle evlenir misin diye yazan adamdan tavsiye alır mısınız mesela?
Büyük ihtimalle almazsınız. Kısacası, olumlu veya olumsuz duygularınızın keskinliği ilk olarak objektif karar verme yetenizi baltalar. Konuya ilk olarak karar verirken nasıl bir psikolojik süreçten geçeriz gibi bir soru üzerine konuşmak isterim. Sonuçta duygularımızın etki seviyesi ne kadar yüksekse bunun karar verme üzerinde zararlı veya faydalı sonuçları olabilir.
Ve bunun parayla oldukça ilişkisi vardır. Oraya da geleceğim zaten. Şimdi 2018 yılında yayınlanmış Karar Vermenin Psikolojisi adlı bir makale okudum geçenlerde ve şu bilgiye rastladım. Ekonomi veya parasal kararlarımızda yani parayla ilgili bir karar verdiğimizde muhakeme etmeyi bir kenara bırakıp daha pratik ve kısa yollar izleyerek karar vermeye çalışıyormuşuz.
Ne demek bu? Karar vermek için genel olarak efor bile sarf etmiyormuşuz söz konusu para olduğunda. Daha çok sezgisel hareket ediyormuşuz. İnsan sezgileri her zaman bizi kötü yönlendirir diyemeyiz.
Hayatta kalma becerilerimizden bir tanesidir sonuçta. Fakat insan zihninin, duygularının olumsuzluklara karşı çok kuvvetli bir savunma mekanizması vardır. Bunu da kabul etmekte fayda var. Karşımıza olumsuz bir durum çıktığında ilk olarak, daha doğrusu içgüdüsel olarak bu olumsuzlukların aksi yöne doğru koşmaya, uzaklaşmaya, ondan kurtulmaya çalışırız.
Yani bu çok doğal. Bu bizi hayatın her alanındaki olumsuzluklardan kurtarır. Peki para konusu da böyle midir? Buna hem evet hem de hayır diyebiliriz bu noktada.
Mesela şu an içinde bulunduğumuz durum ve ortam riskli ise ilk olarak bu riske girmeme yönüne hareket ederiz. Yani iç kütüllerimiz bizi zaten bu riskli ortamın içinden girmekten alıkoyar. Riskli ortam varken yatırım yapmaktan da kaçınırız mesela. Yani dibini göremediğiniz bir havuza hemen öyle balıklama atlamazsınız.
Bu bizi birçok olumsuzluktan kurtarabilir. Yani bu bir insani duygudur. Fakat benim bahsetmek istediğim birazcık daha şu nokta. Mesela ortam aşırı uygun.
Durumlar şahane. An itibariyle siz de mesela bu ortamın içerisindesiniz. Yani keyfiniz çok yerinde ve bu durum birden kötüleşiyor. Olumsuz yöne doğru ilerliyor veya riskler oluşuyor diyelim.
Şimdi bu durumda ne yaparsınız? Yani sonuçta olumlu bir şey karşınızdayken olumsuz bir şey dönüşüyor. İşte tam olarak bahsedilmeye değer olan konu da bence bu. Yani bu ikisi arasındaki farkı umarım iyi çizebilmişimdir sizler için.
Riskli veya tehlikeli olan bir şeyi bile bile yapmakla her şeyi güllük gülistanlık yani olumsuzluğa dönüştüğünde verdiğimiz tepki. Yani bu ikisi arasındaki farkı tekrardan böyle bir özetleyeyim dedim. Uzmanlara göre de mesela başarı olayların kendisini kontrol etmeye çalışmaktan değil, olaylara verdiğimiz tepkileri nasıl yönettiğimizden geliyormuş. Genel olarak bu noktada yani iyi giden bir şeyin aniden kötüye gitmesi karşısında hepimiz genel olarak panik yapmak hatasına düşüyoruz.
Yani tehlike sezdiğimizde kaçıyoruz, piyasalar kötüye gittiğinde tüm paramızı çekiyoruz gibi gibi. Şimdi her şeyden önce şunu çok iyi anlamamız gerekiyor. Yani bizi paniğe iten şeyin, birazdan söyleyeceğim gerçeği unutmak olarak düşünüyorum ben genelde. Hayat inişleri ve çıkışları olan bir frekans gibidir biliyorsunuz.
Yani her şey planlandığı veya öngörüldüğü gibi gitmeyebilir. Her şeyden önce bu gerçeği kabul etmemiz ve normalleştirmemiz gerekiyor gibi düşünüyorum. O yüzden bazı şeylerin planlandığı gibi gitmeyeceğini kabul etmek ya da normal görmek, bir şeyler kötü gittiğinde ona karşı hazırlıklı olmayı, sakin kalmayı ve en az zararla atlatabilecek kararları vermeyi beraberinde getiriyormuş gibi düşünüyorum ben de. Mesela Viktor Frankl, İnsanın Anlama Arayışı adlı kitabında bunu güzel bir şekilde özetlemiş.
Demiş ki, uyarıcı ve tepki arasında bir boşluk vardır. O boşlukta tepkilerimizi seçme gücümüz yatar, tepkimizde de yani kararlarımızda da büyümemiz ve özgürlüğümüz yatar demiş. Şimdi bunun parayla ilişkisi olarak da Warren Buffett'tan bir örnek vermek isterim. Warren Buffett zamanında verdiği bir röportajda para yönetimi için şunları söylemiş.
Füze bilimcisi olmanıza gerek yok. Yatırım 160 IQ'lu adamın 130 IQ'lu adamı yendiği bir oyun değildir. İhtiyacınız olan tek şey duygusal istikrardır demiş. Yani mizaçları üzerinde kontrol sahibi olmayan insanlar uç olaylarda yanlış kararlar verme ilmindedir.
Beklenmeyen olaylara düşünceli bir şekilde yanıt vermekte birazcık zorlanırlar haliyle. Kararlara sakin ve rasyonel bir şekilde yaklaşmak yerine süreçlerini terk edip içgüdelerine yani başta da söylediğim gibi sezgilerine göre hareket ederler. Evet, sezgileriniz sizi birçok olumsuz olaydan kurtarabilir, koruyabilir. Bunu başladı aslında, söylemiştim zaten.
Sezgileriyle hareket edenler bir süre şansta olabilirler. Ancak sonunda başarısız olmaları maalesef kuvvetli muhtemel. Mesela bir örnek vereyim. Yatırımcı bir arkadaşım var.
Hatta bunu ben galiba başka podcast'ta da anlatmıştım diye aklımda kalmış. Piyasaya yeni giren yatırımcılardan kendisi. O yüzden her haberi takip eder, her şeyi... şeye bakar yani hisselerini her an kontrol eder böyle her saat kontrol eder piyasalar açık olduğu sürece birkaç tane hisse aldı bu arkadaşım.
Bir hafta geçtikten sonra çok cüzi bir miktar düşmüştü bu hisseler üzerine bir de piyasalarda hafif kötü haberler çıkmıştı yani aldığı şirketlerle alakalı. Hemen böyle şeyi hatırlıyorum yani Whatsapp'tan yazdı abi battık diye dedim ki yani batmadım bir sakin ol ve battık diyerek bu arkadaşım tüm parasını da zarar ettiği noktadan çekmiş yani. Üzücü olanı da gerçekten bu olayı gördükten sonra kendisine de anlattım zaten. Durun, batmadın yani bir sakin ol.
Piyasalar birazcık böyledir, hayat da böyledir. Olumsuz günler olur, olumlu günler olur. Üst üste olumsuz günler olabilir. Dedim bir sakin ol.
Ve hani inatla da takip ettim kendisinin aldığı hisseleri. Ertesi aylarda yani çok da kısa süre geçmedi. Yani böyle bir iki ay gibi süre sonrasında o listeler düştüğünün iki katı yükselmişti. Bu bence çok yerinde bir örnek.
Az önce size aktarmaya çalıştıklarım üzerine. Buna bir başka perspektiften yaklaşmak isterim. Şimdi Jack Canfield'ın da Başarı İlkeleri kitabında tanımladığı bir formül var. Bu formülü bugün her yerde, internetin her köşesinde kişisel gelişim kitaplarında da görmeniz muhtemeldir.
Formül şu. Olay artı tepki eşittir sonuç. Yani ne demek bu? Olumlu veya olumsuz gerçekleşen bir sonuç, olayın kendisiyle beraber yani olayın ne kadar olumsuz olduğu ile beraber bu olaya verdiğimiz tepkiye bağlıdır.
Ben böyle özetliyorum mesela. Ben bunun doğrularına da inananlardanım açıkçası. Böyle olmasaydı o zaman her iyi veya kötü sonuç her ikisi eşit miktarda etkilerdi. Bakın istinsazsız dünya üzerindeki herkesi diyorum.
Buna bir örnek daha vermek isterim. Şimdi tüm piyasaları her şeyi etkileyen çok büyük bir olay oldu diyelim. Mesela Allah göstermesin çok önemli olan birkaç holding iflas ettiğini açıkladı. Şimdi bu haber piyasalara bomba gibi düşerdi ve tahmin edeceğiniz gibi de piyasaları olumsuz etkiler.
Her şey düşüşe geçer. Şimdi siz tepki olarak panik yapar ve olumsuz etkilenen yatırımlarınızı çekersiniz hemen. Elinizi eteğinizi bir süre çeker hatta bir sürede piyasaya güvenemezsiniz haliyle. Yani bir panik halinde hareket edersiniz.
Şimdi. Aynı olaya bir farklı tepki çerçevesine bakalım şimdi de. Tekrar dediğim gibi çok önemli olan birkaç Holling iflas ettiğini açıkladı. Bu haber piyasalara bomba gibi düştü.
Her şey olumsuz etkilendi. Bla bla bla. Şimdi siz tepki olarak bu sefer sakin kalırsınız. Uzun vadeli düşüncelerinizle ve planlarınıza sadık kalırsınız.
Sonra ne olur? Hayat kendini dengelemeye başlar, piyasalar toparlanır. Yine sakin günlere dönüş başlar. Şimdi ilk örnekteki gibi bir tepki verseydiniz bu toparlanma sürecini kaçırabilirdiniz.
Kaygılandığınız için de sonrasında piyasaya girmekte geç kalabilir ve yanlış kararlar verip daha da zarara uğrayabilirdiniz. İkinci örnekte ise uzun vadede yaptığınız planlara daha çok yaklaşırsınız. Bakın aynı olay farklı iki sonuç. Olay artı tepki eşit bir sonuç.
Olaylar ne olursa olsun gün sonunda sonuçlarını siz kendinize ve duygularınıza olan hakimiyetiniz belirler. Burada bir hemfikir olalım. Bu örnekte ilk tepkiyi vermenizde sezgilerinizden, olumsuz durumlardan, kaçma içgüdünüzden gelir ve çok doğaldır aslında. Yani böyle söylediğime bakmayın.
Sanki hiçbir şey tekrar iyi olmayacakmış gibi düşünüyoruz böyle zamanlarda ve bu yüzden panik yaparız zaten. Ama lütfen şöyle düşünmenizi istiyorum. Milyar yıllık bir gezegende yaşıyoruz. İnsanlık tarihi bile bin yıllara dayanıyor.
Bu gezegen ve insanlık neler gördü ve yaşadı ama hala ayakta farkındaysanız. Yani er veya geç hayat kendini dengeler. Böyle bir kanun var diyelim. Mesela 2020 yılında pandemi yaşanacağını kimse tahmin edemezdi.
Hepimiz evlere kapandık, piyasalar piyasaları geçti mi hayatlarımız bile değişti. Bugün ise pandemi önceki dönemden farksız bir şekilde tekrar hayatımıza devam ediyoruz neredeyse. O yüzden olumsuz durumlara karşı bir daha asla iyi olmayacakmış gibi düşünüp yanlış karar vermemek önemli. Şimdi bir başka örnek daha vermek isterim.
Morgan Housel'ın Paranın Psikoloji adlı kitabında verdiği bir örnek var. Yine bununla ilgili. 1900 yılından 2019 yılına kadar yatırım yapan iki profil üzerinden anlatıyor bu örneği Morgan Housel. Bu 119 yıl içerisinde ABD ekonomisi altıdan fazla felaketle karşılaşıyor.
Burası önemli bir nokta. Bunu aklınıza tutun. Şimdi bu profillerden ilki koşullar ne olursa olsun ekonomik krizler, buhranlar, olaylar vs. istikrarlı bir şekilde 1 dolarlık hisse alıyor.
İkinci profil ise belli ekonomik durgunluklar sırasında yatırım yapmaya korkuyor. O yüzden ekonomik durgunluğun bittiği dönemde yatırım yapıyor. Tekrar durgunluk olduğunda ise yatırımını nakde çeviriyor. Yani birazcık panik hareket ediyor diyelim.
Housel bir hesap yapmış. Demiş ki bunların sonucu olarak ilk profilin yani düzenli olarak hisse alan ya da düzenli olarak yatırım yapanın 435.551 dolar kazanacağını, ikincisinin ise 257.386 dolar kazanacağını söylemiş.
Neredeyse yarı yarıya. Yani rakamlarla konuşunca farkın etkisi ne kadar daha belli oluyor değil mi? Şimdi, hocam iyi diyorsun, hoş diyorsun da riskler karşısında sakin kalmayı hadi diyelim ki başardık. Peki riskler gerçekleşmeden hiç mi hazırlık yapmayacağız diye düşünüyor olabilirsiniz.
Hatta bunları dinlerken sormak istiyordu olabilirsiniz. Tabii ki yapmalısınız. Bunun için 3 tane önerim olacak mesela. 1- Olaylar ne kadar değişirse değişsin, planınıza sadık kalın.
Şimdi bir önceki bölümde mutluluk arayışı, ihtiyaçlar ve beklentiler üzerine konuşmuştuk. Paranızı yönetmek adına tüm bunları doğru ve dengeli bir şekilde belirlediğinizi varsayalım. Bunlara sadık kalın. Para yönetimi uzun dönemde olumlu sonuç veren bir mekanizmadır aslında.
Olaylar ne kadar değişirse değişsin, planınıza odaklanın ve olaylara, durumlara buna göre tepki verin. Az önce anlattığım örneklerdeki gibi. Her şeyden önce sakin olun. Hedeflerinize odaklanmak güncel olayların dikkatinizi dağıtmasını veya planınızdan sapmanıza neden olmasını önleyebilir.
Şimdi herhangi bir karar vermeden önce bir adım geri çekilip, ya ben bu yolculuğa neden başladım, neden çıktım diye düşünmek akıllıca bir hareket olabilir bu arada. Ufak da buradan bir trik vereyim. Uzun vadeli yatırımcılar genellikle sabırları, disiplinleri ve istikrarları için ödüllendirilirler bu arada. Gelelim ikiye.
İki, her inişin bir çıkışı da olduğunu unutmayın. Ne demek istiyorum? Az önce de örnek verdiğim gibi aslında. Hayat inişle çıkışla bir frekans gibidir.
İnsanlık varlığını gösterdiğinden bu yana çok fazla şey yaşandı. Ama gördüğünüz üzere asla dünyanın sonu gelmedi. Yani henüz gelmedi. Hayat doğa gibi kendini dengeler aslında.
Bu yüzden para yönetimi olarak karşınıza olumsuz bir şey çıktığında ya da para yönetimini geçiyorum şu an hayatta herhangi bir konuda karşınıza bir şey çıktığında sakin olun. Lütfen hayatın sonu değil ve bir daha hiçbir şey eskisi gibi iyi olmayacak gibi düşünmeyin. Geriye dönüp tarihte neler yaşandığına ve nasıl düzeldiğine bir bakın. Bu sizin için iyi bir rehber olabilir.
Üçüncüsü. Üçüncüsü birazcık saçma gelebilir size ama paranızla ilgilenmeyi askıyalım birazcık. Ne demek istiyorum? Her gün ne kazandım, ne kaybettim, ne harcadım diye bakmak sizin üzerinizde bir baskı oluşturur.
Sizi panik edebilir ve doğal olarak yanlış kararlar vererek zararı daha da büyütmeye sürükleyebilir. Yani böyle çok yakın bir arkadaşım var hakikaten sabah erken saatte iş yerinde. Amem açıyor, piyasalara bakıyor, piyasaları inceliyor, hissederini inceliyor. Ondan sonra sabahki Borsa İstanbul kapanıyor, Amerikan borsaları açılıyor.
Bir de Amerikan borsalarını sürekli takip ediyor. Böyle böyle paranızla ilgilenmeyi birazcık azaltın. Yani inanın sizi daha az paniğe sürükleyebilir bu hareket yani. Bunun yerine daha iyi alışkanlıklar edinmeye ve sizin için işe yarayan bir rutin bulmaya odaklanmalısınız.
Bu size iyi bir yardımcı olabilir aslında. Evet, yavaştan toparlayayım. Birazcık uzattım, kusura bakmayın. Burada anlattıklarım, inanın para yönetimi konusunda en uzman insanların bile yaşayabileceği bir psikolojik süreç aslında.
Tek bir haberde, tek bir olumsuzlukta panikle hareket edip yanlış kararlar zincirine giren profesyonel yatırımcıların sayısı oldukça fazla. Ne diyoruz sürekli? Yatırımcıdan önce hepimiz evvela birer insanız. Bu davranışların bir kısmı kalıtımsal veya genetik olabilir.
Ancak çoğu kendi kendine oluşabilir. Bu yüzden duygularımız olaylara, koşullara göre değişmemelidir. Ekonomik birçok kararda belirsizlik ve şüphe vardır. Yani bunu biliyoruz hepimiz zaten.
Bu yüzden duygularımız olaylara, koşullara göre değişmemelidir aslında. Panikleyip bizim için işe yarayanı da terk etmemiz çok muhtemeldir. Örneğin 2008 global krizde piyasa paniği daha önce başarılı olan yatırımcıları alt üst etmişti. Bunların örneklerini sıkça gördük zaten.
Korku, varsayım ve felaket düşüncelerine dayalı mantıksız kararlar aldılar çünkü. Elbette kriz sırasında yatırım yapmak kolay değil bu arada. O yüzden doğal dememiz sebebi de birazcık bu. Ancak fark şuydu, duygusal kontrolü zayıf yatırımcılar uzun vadeli yatırım prensiplerini terk ettiler ve yatırım portföylerini mahveden kararlar aldılar.
Kapatmaya yakın size kişisel bir örnekle vermek isterim. Birazcık piyasalardan ve paradan uzak. Mesela bu podcast'imizin girişini Fantastik Diyarlardan yaptık. Böyle bir sahne oluşturduk sizler için.
Oraya da bağlamış olayım hem. Oyun oynamayı sever misiniz? Bilmiyorum. Ben severim.
Boş zamanlarımı oyunlarla, filmlerle, kitaplarla doldurmayı seven birisiyim. Oyunlarda, özellikle zor oyunlarda sevdiğim psikolojik bir süreç, bir akış var aslında. Şimdi mesela podcast başında da sahnelemeye çalıştığımız gibi karşınıza korkunç bir ejderha çıkıyor. Bu böyle sizin neredeyse 3-4 katınız falan.
Oyun tasarımcıları genelde oyuncuya o sırada korku vermek için, panik yapması için, yanlış yapması için yaparlar. Siz de elinde kılıç olan mazlum bir şövalyesiniz aslında, boyunuz da böyle küçücük. Şimdi genelde oyuncu bu korku atmosferinde panik olur, yanlış kararlar verir. Oraya zıplar, oraya yapar, buraya yuvarlanır, savuramaz kılıcını, hata yapar.
Fakat oyun tasarımcıları, oyunculardan şunu istiyor aslında. Sakin ol, bak karşındaki düşmanın bir hareket paterni, yani bir hareket örüntüsü var. Yani belli bir hareket şaması var. Yani 4-5 tane hareket yapıyor ve onları tekrarlıyor.
Sakin ol, bu hareket şemasını öğren ve ona göre hareket et. İnanır mısınız, sakin olduktan, bu hareket şemasını öğrendikten ve karşınızdakinin yaptığı harekete göre hamle yaparak, yani kendinizi buna adapte ederek geçemediğiniz bir mücadele kalmıyor. Ayrıca karşınızdaki düşman da ilk karşılaştığınız kadar korkunç gelmemeye başlıyor. Bu da hayatta, piyasalarda, para yönetiminde de olduğu gibi.
Şartlar ne kadar korkunç ve riskli olursa, sakin olup hareket çamasını öğrenmeye çalışıp, kendimizi ona göre adapte edersek yenemeyeceğimiz mücadele yoktur. Yani her şeyden önce duyguların kontrolü çok kilit bir rol oynuyor burada. Paranın akışı da uzun vadeli bir taahhüttür zaten, biliyorsunuz. Felsefemiz ne olmalı bu noktada?
Panik yok, sakin ol, planına sadık kalarak karar ver. Şimdi basit gibi görünmesine rağmen asla kolay değildir. Ama imkansız da değildir, inanın. Ne demiştik?
Başarı, olayların kendisini kontrol etmeye çalışmaktan değil, olaylara verdiğimiz tepkileri nasıl yönettiğimizden gelir. İstikrarlı bir duyguyla hareket etmenin uzun vadede kazandırdıklarına siz de şaşıracaksınız, emin olun. Yani o ejderhayı yenmek imkansız gibi görünse de aslında çok mümkün. Evet, bir bölümün daha sonuna geldik.
Dinlediğiniz için çok teşekkürler. Önümüzdeki bölümlerde biraz böyle ayıbaşı maaş aldığımızda bu maaşı nasıl dağıtabileceğimizi, yöneteceğimizi konuşmayı çok istiyorum aslında. Şimdiden hazırlıklara başladım. Bir de yine bugünkü konumuza benzer olarak piyasayı zamanlamak, piyasada zaman geçirmek adlı ilginç bir strateji var.
Bunu böyle daha anlaşılabilir, daha örneklerle anlatmayı çok isterim sizlere. Umarım siz de bu bölümümüzden keyif almışsınızdır. Dinlediğiniz için tekrardan teşekkürler. Bir sonraki bölümümüzde görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.