Podcast

İhtiyaçlar hiyerarşisi! | Finansal Özgürlük Kulübü #1

Midas Podcast

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Yepyeni bir sohbet programıyla daha karşınızdayız.
Finans dünyasının sevilen yayıncılarından Borsada Bi' Başına ve Bay Tutumlu, finansal özgürlüğe giden yolu Midas Podcast'te tarif ediyor. Serimizin ilk bölümünde ikili, finansal özgürlük adına Maslow'un "İhtiyaçlar Piramidi" kavramının derinlerine dalıyor.
Herkese iyi dinlemeler.
Midas uygulamasını indir: https://app.getmidas.com/gmih/mie6gpeu
Midas'ın Kulakları: https://www.getmidas.com/midasin-kulaklari
Twitter: https://twitter.com/getmidas
Instagram: https://www.instagram.com/get_midas/
Not: Bu içerik, içeriğin yayınlandığı günkü veriler ve haberler baz alınarak hazırlanmıştır. Eğer varsa içerikte geçen hedef fiyat tahminleri, uzman ve analist yorumları bu içeriğin yayınlandığı tarihte geçerlidir. Bu tahmin ve yorumlar zaman içinde değişkenlik gösterebilmektedir. Bu podcast'te yer alan haberler ve haberlerin içerdiği şirketler hakkındaki bilgiler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bahsi geçen hisselerdeki; hisse adı, fiyatı ve grafikleri de dahil temsilidir, yatırım tavsiyesi değildir.

Bölüm Transkripti

4.919 kelime · ~25 dk okuma

Herkese merhabalar. Midas Podcast'in sunduğu Özgürlük Kulübü'ne hoş geldiniz. Bu programa yeni başlıyoruz. Başlangıçlar her zaman zordur.

Biz de bu yola ilk adımımızı attık ve bu yola bir başlangıç için adımı attığınız anda sizin nereye götüreceğinizi hiçbir zaman bilemeyebilirsiniz. Bu programda yalnız sadece ben tek başıma olmayacağım. Bu arada ben İlker. Yanımda Gökhan olacak.

Bay Tutumlu olarak tanıyorsunuz onu. Bu podcast programında finansal bağımsızlıktan, hayattan, paradan ve daha birçok şeyden bahsedeceğiz. İlk bölüm biraz heyecanımız olabilir. O yüzden şimdiden kusura bakmayın.

Transkriptin tamamını oku

Ben hızlıca sözü önce bir Gökhan'a atacağım. Nasıl Gökhan? Heyecanlı mısın? Valla evet heyecanlıyız.

Ben de bu vesileyle Midas'ta ikinci podcast'ime çıkıyorum. Bu tabii ayrı bir seri olacağı için düzenli olarak her ay bölümler paylaşmaya çalışacağız. Bu ilk bölümde birazcık Mazlov'dan bahsedeceğiz ama öncelikle bu bayram tatilinde herkes umarım keyifli vakit geçirmiştir. Biz de bir yurt dışı gezi yaptık eşimle ve ailemle birlikte.

Bir yurt dışı gezi, İtalya gezimiz vardı. Twitter'da da paylaştım zaten. Burada Türkiye ve Avrupa arasındaki fiyat uçurumlarını da ilk elden görmüş oldum. Twitter'da da paylaşmıştım.

10 Euro'ya pizza ve kahve aldık. Kimse inanmıyor. Ülkemizde, güneyde, Bodrum vs. fiyatla algısı o kadar çok değişmiş ki 10 Euro'ya pizza veya ona 15 Euro'ya, 20 Euro'ya steak, et yiyebileceğimize kimse inanmıyor.

Bir de ben geçtiğimiz günlerde bir şey görmüştüm. Video görmüştüm. Almanya'da insanlara rahat yaşamak için ne kadar gerekiyor diye bir soru yöneltmişler. Genellikle böyle çalışan kesime, orta yaşlı kesime sormuşlar.

Öğrenciler falan pek yok aralarında. Çoğu 1500 ile 2500 Euro civarına fiyat söylemiş. Aylık gider. gider olarak rahat yaşamak için ortalama 1500-2500 euro yeter bana demiş.

Şimdi ülkemizde bunu bir anket olarak açsanız 1500-2500 euro kime yetecek diye herkes ortaya çıkar. Birazcık da burada beklentilerimizi iyi belirlememiz gerekiyor diye düşünüyorum. Şimdi finansal özgürlükle alakalı içerikler paylaşıyorum ben. Türk halkı olarak biraz fazla kötümseriz gibi geliyor bana.

Bu da muhtemelen son birkaç yıldaki yaşadığımız ekonomik bunalımdan kaynaklanıyor. Yani finansal özgürlüklere bu geçerli. Çok yükseklerden uçuyoruz. İşte milyon dolar lazım, iki milyon dolar lazım.

Hani hiçbir zaman Tatmin olmuyoruz gibi geliyor bana. Sen ne düşünüyorsun bu konuda? Kesinlikle tatmin olmuyoruz. Bu insan doğasından kaynaklı bir şey aynı zamanda tabii ki.

İnsan her zaman fazlasını arayabilir. Finansal bağımsızlığını kazanmış olsan bile daha fazlasını arıyor olabilirsin. Yalnız bin beş yüz euro gayet yeterli bence de. Çok uçurum bir fark yok.

Bir milyon dolar gibi bir meblağ sahibi olmakla aylık bin beş yüz dolar euro ya da harcamak arasında Bence bir korelasyon var. En azından hani %4 kuralından gidersek, gerçi ben onu %3 kuralı olarak daha çok tercih ediyorum. Bir güvenlik marjı yaratmam gerekiyor da benim bir mühendisi olarak en azından kendi açımdan. 1 milyon dolar veya biraz altında, aylık 1500 euro, dolar civarında bir para harcayarak bence ömrünün sonuna kadar rahatlıkla yaşayabilirsin.

Kesinlikle ülkemizde şu an yoksulluk sınırı en son 50.000 lira civarındaydı sanırım. 50.000'i geçti.

50.000'i geçti. Şimdi yoksulluk sınırının bazında bile hesaplasan yani 1 milyon dolar civarı bir rakam dünyanın neresinde olursa olsun çok abartı Monako gibi yerler haricinde ya da İsviçre gibi yerler haricinde yeterli olacaktır diye düşünüyorum. E tabii kişinin kendi yaşam standartına göre değişen bir şey ama Zaten finansal özgürlük yolculuğuna çıkan insanların birçoğu minimalizm, kendine yetinme ya da bu tarz şeylere gönül vermiş kişiler oluyor zaten.

O yüzden parasını har vurup parmağını savuran bir kişi de hiçbir zaman bir milyon dolar biriktiremez. Mümkün değil. Bu arada İtalya'yı biraz anlat istersen. Orada nereleri gördün, neler yaptın?

Tabii. Biz Roma'ya gittik ilk olarak. Roma'da dört gün kaldık. Zaten orada paylaşmıştım pizza içeriğini.

Kimseye inanmamıştı ama istersen podcast notlarına koyarım mekanın ismini. Oradan dört gün kaldıktan sonra Florence'ya geçtik. Florence'da iki gün kaldık. Otobüsle geçtik Florence'ya.

Florence'dan da trenle Venedik'e geçtik. Dönüşü Venedik'ten yaptık. Toplam sekiz gece kaldık. Ufaklık biraz sıkıldı ya sonlara doğru.

Çocukluğa gidince biraz zor oluyor ama sekiz gün biraz fazlaymış. Onu ben keşfettim. Sekiz gün. Evet 8 gün 8 gece biraz fazlaymış böyle yurt dışı geziler için.

Tabii daha böyle genç olsak belki daha uzun süre kalırız ama. Evet benim dünyayı gezme gibi bir hayalim vardı gençken ama henüz bu hayalimi gerçekleştirmedim. Bu arada 8 gün hani toplam harcama miktarın çok özel değilse tabii hani ondan da bahsedebilirsin. Belki ne kadar hani merak edenler olabilir.

Yani açıkçası Airbnb'leri falan şu an aklımda değil ama orada harcadığımız para... Tam menü olarak. Orada harcadığımız para hepsini kredi kartına yaptığım için net kayıt altında zaten. Sen bunları da hep kayıt ediyorsun galiba. Evet nakit harcama yapmadım hiç.

Yaklaşık 600 Euro civarında harcadık. Yeme içme artı işte market alışverişi, müzelere giriş vesaire. 600 Euro civarında para harcadık. Uçak biletleri harici.

Evet. Ama uçak biletlerini çok önceden almıştık zaten. O yüzden uçak biletleri çok cüzi bir miktara gelmişti. Yani şu anki kurla yaklaşık ne kadar oluyor?

2000 TL almıştık o zamanlar ama işte şu anki kurla yaklaşık 60 dolar falan oluyor herhalde. Bu tip şeyleri bir de bildiğim kadarıyla hep önceden planlıyorsun sen. Mesela bir kuru yüz seyahati planları yapıyorsun. Bir yıl öncesinden bilet alıyorsun yanlış bilmiyorsam.

Yakın bir zamanda da herhalde önümüzdeki 5-6 ay içinde öyle bir seyahate çıkacaksın değil mi? Evet, bu seyahatin biletlerini Eylül ayında almıştık biz, geçtiğimiz yılın Eylül'ünde. Şimdi gemi seyahati için de henüz uygun fiyatlı bir kruz bulamadım. O yüzden beklemedeyiz.

Aslında bir Norveç fiyortları hayalimiz var ama çok pahalılar. O yüzden onlar için bir artık kampanya vesaire kovalıyoruz. Şöyle söyleyebilirim. Şimdi bu açılardan baktığım zaman benim annem mesela sanırım benden çok daha üst bir düzey finansal bağımsız.

Bu saydığımız seyahatleri işte kruz seyahatleri, Norveç fiyorukları veya işte Avrupa'nın çeşitli kentlerini yıllardan beri özellikle yaz aylarında sürekli geziyor. Şöyle. Seyahat kısmıyla finansal bağımsızlık kısmı tabii ki birbiriyle çok bağlantılı konular ama sadece seyahat odaklı bir hayatının geri kalanını geçirme süreci bence çok doğru bir plan olmayabilir. Kesinlikle katılıyorum.

Zaten konumuzda çok bağlantılı olan kısım burası aslında değil mi? Kesinlikle katılıyorum. İstersen biraz konumuza girelim artık yavaş yavaş. Bu hafta Maslow'un piramidinden bahsedeceğiz.

Bilen vardır, bilmeyen vardır. Ben kısaca anlatmak istiyorum. Aslında ihtiyaçlar hiyerarşisi diye geçiyor bu. Maslow'a göre insanların tercih ve davranışları yani motivasyonu, hayattaki motivasyonu ile bir korelatif ilişkiye sahip.

Yani bu teoriye göre de insanların motivasyonları dış etkenlerden ziyade insanın kendi içinden gelen ihtiyaçlara dayanıyor. İnsan kendi neye motive olacağını kendi ihtiyaçları belirliyor diyor. Bunu da beş farklı kategoriye ayırmış Maslow. En temel ihtiyaçlardan en üst seviye ihtiyaçlara kadar.

Temel ihtiyaçlarımızın başında birinci seviyede fizyolojik ihtiyaçlarımız geliyor. Bunlar nefes alma, yemek yeme, su içme, uyuma gibi fizyolojik ihtiyaçlarımız. Bunların hiçbirisini Eğer başaramazsak bir üst seviyeye geçemeyiz. Bu ikinci seviye ise güvenlik ihtiyaçlarımız.

Bunlar beden güvenliği olabilir, iş güvenliği olabilir, mülkiyet olabilir. Yani evimiz vardır, barınma ihtiyacımızı gideriyoruzdur ve orada güvendeyizdir. Bu bizim ikinci seviye ihtiyaçlarımız arasında. Bunun bir üstü sevgi ihtiyaçları ve ait olma ihtiyaçlarına giriyor.

Burada da arkadaşlık, aile ve topluluklar, bir topluluğa ait olma, bir topluluğun parçası olduğunu hissetme ihtiyaçları. Bu da sosyal ihtiyaçlar arasında. Bu sosyal ihtiyaçların bir üstünde de saygı duyulma ihtiyaçları var. Bu saygınlık ve saygı duyulma tüm herkesin iş hayatında da olabilir, kendi sosyal hayatında da olabilir, aile hayatında da olabilir.

Saygı duyulma dördüncü seviye ihtiyaçlar arasında geliyor. Bunun bir üstü ise kendini gerçekleştirme dediğimiz, Maslow'un her bireyin kendini gerçekleştirmeye muktedir olduğunu söylemesi gibi yani her insan hayatı boyunca kendini gerçekleştirmek yani hayattaki amacını bulma, o noktaya ulaşmak için ilerleme. Kesinlikle o noktaya ulaşmak için yani hayattaki nihai amacını bulması gerektiğini söylüyor Mazlov herkesin. Burada piramit beş farklı kategoriden oluşuyor fakat bu beş farklı kategoriye aslında Mazlov her birini tamamlayıp bir sonrakine geçme şeklinde değil, her birinden en azından temel ihtiyaçlarına ulaşıp bir sonraki aşamaya geçme şeklinde anlatıyor bunu.

Yani fizyolojik ihtiyaçlarının tamamına karşılamadan da güvenlik ihtiyaçlarını yönelebilirsin ya da güvenlik ihtiyaçlarının tamamını karşılamadan sevgi saygı görmek isteyebilirsin. Bu aslında birbirine karmaşık bir yapı ama bir piramit şeklinde ifade etmek daha kolay geliyor görsel açıdan. Evet şöyle bence bu piramitteki en önemli basamak tabii ki kendini gerçekleştirme basamağı ama ana nihai hedef olarak kendini gerçekleştirmek en önemli basamak olabilir ama ondan öncesinde belki mülkiyet güvenliği, barınma ihtiyacı tabii ki fizyolojik diğer ihtiyaçlar en önemli basamaklar bence ki birçok insan aslında bu en önemli basamaklardan yukarıya doğru tırmanamıyor. Sonraki adımlara geçemiyor.

Orada takılı kalıyor büyük ihtimalle çoğu insan. Senin Twitter yorumlarına bir şey gelmişti. Bu piramitle ilgili paylaşım yapmıştın daha önce. Kendinde hani amaç olarak nihayet hedef olarak nereye gitmek istediğinle ilgili bir paylaşım yapmıştın.

Orada bir yorum gelmişti. Çok hoşuma gitmişti. Biz piramidin bodrum katındayız diye bir yorum vardı. Kesinlikle evet.

...bir kitle aslında kendini orada hissediyor. Bundan tabii ki çıkış yolu var. Çeşitli, farklı çıkış yolları herkes için değişebilir.

Ama belli bir formülüze edilip, zaten finansal bağımsızlık da bu noktada aslında devreye gidiyor. İnsan bunu kendi hayatı için planlayarak, belli bir formüle uyarlayarak... finansal bağımsızlığına yönelerek diğer basamakları zaten dediğin gibi kilit noktaları hallederek üst basamakları çıkarıp kendini gerçekleştirme aşamasına yaklaşabilir. En azından ben öyle düşünüyorum.

Kesinlikle katılıyorum. Zaten ben o Twitter paylaşımını, anketini bu bölümde acaba insanların eğilimleri nedir? İnsanların düşünceleri nedir? Onu da aslında paylaşmak için anketi yapmıştım.

İnsanların çoğu benimle paralel düşünüyormuş aslında. %41 sen çektin. Evet, yüzde kırk bir ben çıktım. Aslında birazcık daha böyle marjinal tarafta yer almayı tercih ederdim ama.

Şimdi, ankette şu yazıyordu. Mazlumun ihtiyaçları yeri haricinde tüm ihtiyaçlarınız, yani fiziksel, güvenlik, saygı ve sevgi ihtiyaçlarımızı karşıladığımızı varsayalım. Sizin için ulaşmak istediğiniz nihai hedef nedir? En üst seviyede kendinizin açık anısı gerçekleştirirsiniz diye sormuştum.

Şıklar arasında mutluluğu maksimize etmek vardı. Dünyaya faydalı olmak vardı ve yeni kültürler keşfetmek vardı. Dördüncü amaç da Öteki dünya veya dini bir amaç vardı. İnsanların yüzde 41'i mutluluklarını maksimize etmeyi tercih ettiler.

Ben de buna katılıyorum aslında ama bir yandan da mutluluğu maksimize etmenin ya da mutluluğu aramanın çok gerçekçi bir hedefi olmadığını da düşünüyorum. İkisi arasında kalmış durumdayım. Hala tam olarak nihai amacımı keşfedemedim ama şunu demek istiyorum aslında. Nihai amaç mutluluğu maksimize etmek, aynı zamanda da mutsuzluğu minimize etmek demek.

Mutluluğu maksimize etmek biraz daha böyle kötü çağrışım yapan bir kelime. Biraz hedonist yaklaşıma giriyor aslında. Mutsuzluğu minimize etmek aslında finansal özgürlükle de tam olarak uyuşuyor bence. Ne demek istiyorum mesela?

Bizi hayatta mutsuz eden şeyler neler? Sabah işe gitmek mi? Ya da sabah o işe giderken servisi kullanmak mı? Sabahın köründe kalkmak mı?

Ya da istediğimiz zaman çocuğumuzla yeterince vakit geçirememek mi? Ya da çocuğumuz hastalandığında işimizden izin almak için o patronumuza söylediğimiz sözler mi? Yalanlar. Yalanlar.

Ya da çok mesela istediğimiz bir tatil var. Planlamışız. Son dakika işlerimizi yetiştiremediğimiz için bu tatile gidemememiz mi? Bütün bunlar bizi mutsuz eden şeyler.

Bunları minimize etmek hayattaki nihai amacımız olmalı diye düşünüyorum. Zaten bunları minimize ettirdiğimiz zaman otomatik olarak ortalama mutluluk seviyemiz artmış olacak. Burada finansal özgürlük bununla direkt uyuşuyor demiştim. Ben finansal özgürlüğe ulaşmak için, ulaşma amacım şuydu.

Ben başkası için çalışmak istemiyorum. Kendim için çalışmak istiyorum. Kendi sevdiğim şeylerle vakit geçirmek istiyorum. Örneğin sabah kalkıp işe gitmek istemiyorum.

Bu bana acı veriyor. Bu mutsuzluğumu azaltmak için bana ne lazım? Bir miktar varlık lazım, parasal varlık. Yani sonuçta herkesin bir ihtiyacı var.

Ya da sevdiğim kişi ve aktivitelerle zaman geçirmekten keyif alıyorum ama 8-5 mesaide bunlara yeterince vakit ayıramıyorum. Bu beni mutsuz ediyor. Bu mutsuzluğu azaltmak için de lazım yine maddi bir varlık lazım. Hayatta başkası için değil kendim için çalışmak istiyorum ama kendim için çalışmak bana her zaman para kazandırmayabilir.

Para kazandırabilir, kazandırmayabilebilir. Bu mutsuzluğumu azaltmak için de bana yine maddi bir varlık lazım. Bu tüm her şey aslında nihayet olarak finansal özgürlüğe dayanıyor diye düşünüyorum. Sen ne düşünüyorsun bilmiyorum.

Kesinlikle finansal bağımsızlık. Ben özgürlük kelimesi yerine bağımsızlık kelimesini daha çok tercih ediyorum. Özgürlük çünkü başka bir konsept bana göre. Finansal bağımsızlığını kazanmış olsan bile özgür olamayabilirsin.

Yani özgürlük daha geniş çaplı bir tanım bence. Bağımsızlık biraz daha uygun görünüyor benim için. Demin bahsettiğin 8-5 çalışarak finansal bağımsızlık hedefi olmadan bir insan tüm ömrünü harcayabilir. ve mutlu bir hayat da sürebilir.

Ya da mutlu olduğunu düşünebilir. Ama insanların büyük bir kısmı, yine Massoud'un piramidine dönersek, ilk iki basamakta takılıp kalıyor ve çok basit bir kendine hayat planı kuruyor. 20-25 yıl veya atıyorum artık bugünlerde gerçi biraz fazlalaştı çalışma hayatı da, 65 yaşına kadar, 20 yaşından eğer alırsak bunu neredeyse 40-45 sene yapıyor. Bu kadar süre çalışıp bundan sonrasında Sadece ilk iki basamakta kalarak emeklilik hayatı geçirmeyi ve ondan sonraki geri kalan hayatının 65 yaşından sonra belki 20-25 yıllık artık yaşam süresini mutlu geçirmeyi hedefliyor.

Bence bu çok gerçekleştirilebilir bir hedef ama mutluluğu getirecek bir hedef olarak görmüyorum ben bunu. Şöyle ki 45 sene 8-5 çalışmak yerine 10-15 sene maksimum belki bu süreyi konuşabiliriz belki ama bana göre 10 sene gayet yeterli bir süre. 10 sene kendine tamamen odaklanarak, birikim yaparak, yatırım yaparak bunları büyütmeye çalışarak bir 10 sene harcadığın anda zaten eğer bunu da biraz agresif bir şekilde yapabilirsen çok rahatlıkla finansal bağımsızlığa ulaşabilirsin ve bu basamakları o demin yine senin söylediğin gibi birkaç adımını tamamlamadan belki aradaki bazı şeyleri atlayarak üst basamaklara çok rahatlıkla çıkabilirsin. Benim düşüncem bu yönde en azından.

Kesinlikle katılıyorum. Finansal bağımsızlıkla zaten Mazlumon piramidiyle ilişkisi şuna dayanıyor. Çok büyük ilişkisi var bence. Çok büyük ilişkisi var kesinlikle.

Günümüz hayatında çalışma şartları, hayat şartları bireylerin yaratıcılığını köreltiyor. Yani dünyaya faydalı olmak istese bile birey bunu yapacak vakti ya da bunu yapacak motivasyonu bulamıyor. Bulamıyor. Ben bu arada senin anketinde dünyaya faydalı olmak olarak en düşük ikinci seçeneği seçmiştim.

En düşük diğer seçenek dini bir amaç olarak seçilmiş. Diğer azınlık grupta kalıyoruz biz. Aslında şunu da söylemek lazım. Ben o anketi birazcık şey için yaptım.

Bu aslında dört şıkta birbirinden çok farklı şeyler değil aslında. Dünyaya faydalı olmak da seni mutlu ediyor. Yeni kültürler keşfetmek de mutlu ediyor. Sen dini bir varlığa inanıyorsan da bu seni mutlu ediyor.

Aslında asıl amaç iç huzur diye düşünüyorum. Evet, kesinlikle içsel huzur bence de asıl amaç. Evet, bu içsel huzura da zaten günlük hayatta 8-5 çalışan ya da daha fazla, günde 10-12 saat çalışan insanlar da var bu arada. Yani sadece 8-5 olarak görmek, vermemek lazım. Ben öyle çalışıyordum iş hayatımdayken.

12 saat çalışıyordum günde, en az. Kesinlikle, işte vardiyalı çalışanlar var vesaire. Yani insanlığa fayda sağlamak için bence birazcık insanın kendi dertlerinden arınması gerekiyor. Yani biraz böyle kendi iç huzurunu sağlamış olması gerekiyor ki bazı başkalarına da faydalı olsun.

Günlük hayatın bu çarkları arasına sıkışıp kalmış bir insan otomatik pilotta yaşıyor. Sabah geliyor, işe gidiyor, geliyor akşam, evde Netflix izliyor ve uykuya dalıyor. Ya bu kişiden hayat hakkında düşünmesini beklemek ya da böyle felsefi konular hakkında yorum yapmasını beklemek mantıklı değil zaten. Dünyadaki filozofları da işte ya da böyle felsefe yapan insanlara örnek verirsek de Hepsi belli bir varlık seviyesine ulaşmış.

Ondan sonra bu işe başlamışlar. Çok arada istisnalar olsa da. Kesinlikle öyle. SNK, Platon, Marcus Aurelius vs.

Hepsi hem çok zengin ailelerden geliyorlar. Hem de mesela Marcus Aurelius Roma İmparatoru adam. Evet. İmparator olduğu için biraz da sanki bu işlere yönelmiş olabilir bilmiyorum ama... Şöyle,

gücü, elindeki gücü de kullanmak isteyebilir ama... Bence Marcus Aurelius, özellikle Stoğacıları ve Marcus Aurelius, işte Seneca, Epictetus gibi isimlerin elde ettikleri varlıkları biraz da ellerini tersiyle iterek başka şeyler söylemeye çalışan insanlar olarak görüyorum ben. Daha çok böyle özgürlük üzerine konuşuyorlar zaten onlar da. Birçok sözleri var.

Şöyle mesela Marcus Aurelius'un bir sözünü hemen söyleyeyim burada. Şöyle diyor. Mutlu bir yaşam elde etmek için çok az şeye ihtiyaç duyulduğunu unutma diyor. Mesela bu kendime notlar tarzında bir Marcus Aurelius'un bir kitabı var.

Orada böyle söylüyor mesela ki ben buna çok içtenlikle katılıyorum. finansal bağımsızlık veya işte bu Maslow'un piramidinde üst basamaklara çıkarken de çok fazla şeye ihtiyacımız yok aslında. Yani belirli bir ana hedef dahilinde, belirli kriterleri yerine getirerek çok rahatlıkla kendimizi üst basamaklara atabiliriz. Ama bu, buna odaklanmak asıl zor olanı bence.

Kesinlikle ben, tam o benim gelmek istediğim konuya geldin şu anda. Evet, piramidin tüm aşamalarında belli bir limit olmalı diye düşünüyorum. Yani fizyolojik ihtiyaçlar dediğimiz zaman bunun da asla bir sınırı yok. Tabii ki.

Mesela dışarıda güzel bir yemek yemek bir fizyolojik ihtiyaç. Bu yemeği normal standart ama tadı güzel bir restoranda da yiyebilirsin. Bir Michelin yıldızlı bir restoranda da yiyebilirsin. Sürekli olarak bundan bahsediyorum.

Şimdi sürekli pahalı restoranlarda yaparsan bunu mutluluğunu harcadığın para oranında arttıramıyorsun. Maalesef. Bir fayda maliyet gözetmek lazım. Bir fayda maliyet gözetmek lazım ve bu maliyet arttıkça fayda aynı oranda artmıyor.

Marjinal fayda. Marjinal fayda bir süre sonra azalmaya başlıyor ve senin ne kadar fazla para harcarsan harca o faydayı artık alamıyorsun. Mümkün değil. Yani burada mesela şeyden ben örnek verebilirim.

Mitolojiye gidelim. Biraz da hani mesela Midas'ı anabiliriz. Midas biliyorsun mitolojik bir karakter. Yani şöyle diyor bir Dionysos galiba geliyor işte buna diyor ki, dile benden ne dilersen.

Midas da diyor ki, dokunduğum her şey altın olsun. Çok zengin olmak istiyor. Çok yüksek varlığa ulaşmak istiyor. Her şey altın olsun istiyor.

Bu isteği kabul ediliyor ve ona bu özelliği, yeteneği veriyor Dionysos. Midas yalnız bundan sonra yediği yemeğe dokunduğunda altın oluyor. İçtiği suya dokunduğunda altın oluyor. Aslında ne kadar büyük hata yaptığını farkına varmadan Evet.

Sonra bu özelliğinden kurtulmak istiyor tabii ki. Gidiyor tekrar özür diliyor. Ben böyle bir şey istediğim için çok yanlış düşünmüşüm diyerek. Bir ondan sonra ona diyorlar ki işte şu nehre gir, orada bir yıkan.

Bu özelliğin tekrar yeteneğin kaybolacak diyorlar ve hemen kabul ediyor tekrar bunu. İşte gene o Marcus Alios'un dediği söz. Mutlu olmak için çok fazla şeye ihtiyacımız yok aslında. Dokunduğumuz her şeyin altına dönüşmesine gerek yok bence.

Kesinlikle katılıyorum. Şimdi Mazlum'un piramidinde güvenlik ihtiyaçları var. Sevgi, saygı ihtiyaçları var. Şimdi bunları maddesel varlıklarla ya da dışarıdan satın alabileceğimiz şeylerle sağlamaya çalıştığımızda sıkıntılar ortaya çıkıyor aslında.

Mesela sevgi ve saygı duymak herkesin bir ihtiyacı. Bir sevilmek ve saygı duyulmak. Bu herkesin kendi içsel ihtiyacı. Fakat bu sevgi ve saygıyı maddesel varlıklarla mesela lüks bir arabayla sağlamaya çalıştığınızda bu sefer aslında insanlar size saygı duymuyorlar.

Senin Sahip olduğun şeylere saygı duyuyorlar. Seni sahip olduğun şeye saygı duyuyorlar ve kendini orada hayal ediyor. Mesela çok fazla kıyafet alıyorlar ya da çok fazla sosyal medyada, özellikle Instagram'da bir şey var yani, insanlar gösteriş yapmak, saygınlık kazanmak için gösteriş yapıyorlar. Bu da aslında insanların sana karşı olan saygısını bence arttırmıyor, aksini azaltıyor.

Biz tam tersini düşünüyoruz ama. Buna mesela Morgan Hussle'ın gene bir anekdotu var. Şey diyor, Ferrari'deki, kırmızı Ferrari'deki adam paradoksu diyor. Yani arabadaki adam paradoksu olarak da kısaltabiliriz bunu.

Biz o Ferrari'ye baktığımızda, o kırmızısı Ferrari'ye baktığımızda sahibiysek eğer bunun sahibi olmak istediğimizde, içinde oturduğumuzda insanların Ferrari'ye değil de bize baktığını düşünüyoruz. Ama insanlar aslında bize bakmıyorlar. Aslında arabaya bakıyorlar. Kırmızı arabaya bakıyorlar.

Çok dikkat çekici de bir renk. Ve dışarıdan bakan insan bu arabayı hayal ediyor. Orada bizim oturduğumuz koltukta oturmayı hayal ediyor. Bizimle ilgilenmiyor aslında.

O bize bir statüsembolü kazandırıyor gibi görünüyor olabilir ama insanlar... Aslında arabadaki kişiyle ilgilenmiyor. Onun statüsüyle ilgilenmiyor. Oraya kendisinin oturması gerektiğiyle ilgileniyor.

Kesinlikle katılıyorum. Mazloum piramidi ile finansal özgürlük arasında ilişkiler bir deminden beri konuşuyoruz zaten. Finansal özgürlük de birazcık ya da finansal bağımsızlık da birazcık insanların gözünü korkutan ya da böyle ulaşılması imkansız bir hedefmiş gibi sunuluyor aslında. Bu daha çok böyle doyumsuzluk vesaireden kaynaklanıyor muhtemelen ama bunu aşamalara bölmek, Mazloum piramidi gibi mesela beşe bölmek Bence hedefe ulaşmada insanlara daha çok motivasyon sağlayacaktır.

Ben mesela kendi finansal özgürlük yolculuğumda bunu aşamalara ayırarak böyle tek tek işte Excel tablolarında bunu ay ay kaydetmiştim. Burada ara ara hedefler koymuştum kendime. Mesela ilk aşamada ne koydum? Temel ihtiyaçlarımı karşılayabiliyor muyum?

Evsiz değilim. Barınacak bir yerim var. Bankada hiç param olmasına gerek yok. Mazlum piramidinin birinci basamağını ben okeyim.

İkinci basamağa geçiyorum. Artık borçlarımı da ödemişim. İşte öz kaynaklarım pozitefe geçmiş. Kenarda üç beş aylık param var.

Kötü bir durum olur. İşten çıkartılırım. Kötü gün parası. Kötü gün parası dediğimiz küçük bir miktar birikim yapmışım.

Bu mazlumun ikinci seviyesi benim için. Finansal özgürlüğü uyarlıyorum tabii şu anda. Üçüncü aşamada artık birikim yapmaya başlamışım. Maaşımın belli bir miktarını yatırıma ayırıyorum.

Bu yüzde beş on gibi küçük rakamlar da olabilir. Önemli değil. Geleceğimi inşa etmek için belli bir farkındalığa sahip olmuşum artık. Burada bu aşamada Mazlum'un üçüncü seviyesinde, finansal özgürlük piramidinin üçüncü seviyesindeyim gibi düşünebiliriz.

Dördüncü seviyede artık benim pasif gelirlerim, temel ihtiyaçlarımı karşılayacak kadar büyümüş. İstersen burada ben artık sevgi, saygı ihtiyaçlarımızı karşılamak için veya kendimi gerçekleştirmeye, kolaylaştırmak için daha farklı işler yapabilirim. Mesela ne yapabilirim? kenarda yeteri kadar param vardır.

Ben bulunduğum şehri sevmiyorum. İşte İstanbul'da yaşamaktan hoşlanmıyordum mesela. 2022 yılında ben İstanbul'dan taşındım. Bulunduğum şehri sevmiyordum.

Bulunduğum işten memnun değildim. Bunu değiştirmek istiyordum fakat o ana kadar bunu değiştirebilecek kadar finansal güvenliğe sahip değildim. 2022 yılında ben tam olarak finansal özgürlüğe ulaşmadan işimi bıraktım. Şehrimi değiştirdim.

Eşim de şehrini değiştirdi. Bambaşka bir şehre taşındık. Bu ancak kenarda belli bir birikimle mümkün olabilecek bir şey. Yani bu dördüncü aşamada tamamen Fasif gelirlerimiz tüm harcamalarımıza yetmese bile en azından temel harcamalarımızı karşılayabildiği sürece biz belli bir özgürlüğe, belli bir bağımsızlığa sahip olmuş oluyoruz aslında.

Mazlumun artık en üst seviyesine çıkalım. Finansal özgürlük piramidinin beşinci ve son aşamada artık para için çalışmaya ihtiyacımız yok. Yaratıcılık, kendimizi gerçekleştirmek, ne istiyorsak, hayallerimiz neyse bunları gerçekleştirmek için yeterince finansal varlığımız mevcut. Hatta bunları gerçekleştirdikten sonra bile kalan finansal bir varlığımız oluyor.

Bunu da artık insanlara bağışlamaya başlıyoruz. Ya da işte insanlar için belli şeyler yapıyoruz. Para için çalışmıyoruz. Artık para için çalışmadan da bir şeyler üretmenin keyfine varmış oluyoruz.

Peki bu son aşamaya gelmek için yani kendini sen bu son aşamaya geldiğinde bu bağışlardan falan bahsettin. Kendin için mi yapıyorsun yoksa insanlara yardımcı olmak için veya işte daha iyi hissetmek için mi yapıyorsun? Bu hatta senin bir aslında düşünceni, o yüzden sana sormak istiyorum. Yani bunu neden kendini gerçekleştirmeyle diğer bu saydıklarını birleştiriyorsun, onu merak ediyorum aslında.

Aslında ben şunu demiştim, seninle de daha önce konuştuğumuzda. Aslında her insan, her insan çok büyük bir genelleme ama bence her insan yaptığı her şeyi kendi iç motivasyonu için yapıyor. Kendi iç huzurunu, kendi iç mutluluğunu arttırmak için yapıyor. Başkasına yaptığı bir yardımı bile, yani birine bir yardım yapıyorsan, bu yardımı yaptığında elde ettiğin rahatlama hissi ya da elde ettiğin mutluluk senin iç ödül butonuna basıyor.

Bunu Nassim Taleb'in kitabında da okumuştum. Antikırılganlık diye bir kitabı var. Orada bundan bahsediyordu. Yani yaptığımız her şey aslında kendi iç mutluluğumuzu, kendi ödül butonumuzu aktif etmek için yapılmış bir şey aslında.

Tabii ki karşıdaki kişiye yardım ettiğin zaman, bilerek veya bilmeyerek yardım ettiğin zaman, Bu yardım sadece maddi olmak zorunda da değil. Mesela sosyal medyada paylaştığım içeriklerden veya yazılardan etkilenerek kendi finansal özgürlük yolculuğuna çıkmış insanlardan mailler alıyorum ya da blog üzerinden mailler alıyorum ya da özel mesajlarla ya da mail yoluyla bana ulaşanların hepsi aslında onların yazdığı şeyler, onların paylaştığı şeyler benim iç mutluluğumu arttırıyor ve benim motivasyonumu arttırıyor. Benim hayattaki amacım bu. Kendi iç motivasyonumu arttırarak başkalarına yardımcı olmak aslında.

Anladım. Şöyle ben de aynı şeyleri düşünüyorum. Ama şöyle bir şey var. Şimdi kendimizi gerçekleştirme aşamasında daha çok işte burada biraz bireyciliğe dönüyoruz aslında.

Kendi içimize dönüyoruz. Elbette etrafa yardımcı olarak bunu kendin açısından sağlıyor olabilirsin ama şöyle söyleyebilirim. Sanki daha çok bu birazcık bir egoist bir yaklaşım gibi görünüyor bana. Yani biraz böyle... Zaten Mazol da egoist bence.

Evet. Değil mi? Bence öyle. Yani çünkü kurduğu piramit zaten piramit şeklinde zaten bir piramit çemasını ele aldığımızda yukarı çıktıkça piramitte daha az kişi bulunuyor ve oraya ulaşmaya çalışıyorsun.

Sonuçta orada bir azınlığı tarif ediyor aslında. Bu tarifi sanki bana öyle geliyor birazcık. Bir azınlık grubu. Yani kesinlikle eşitlikçi bir yaklaşımda sahip olduğunu düşünmüyorum zaten.

Ben de şöyle, zaten kesinlikle eşit olma ihtimalimiz yok. Hiç kimsenin, buna tabii şimdi başka konulara dalmayalım da işte sosyalizm, kapitalizm tarzı benim oralarda birazcık böyle çok riskli düşüncelerim var. Oralara çok dalmayalım ama hiçbirimizin eşit olma ihtimali yok bana göre. Tabii ki kendimizi düşüneceğiz.

Kendimiz için en iyi olan neyse onu yapmaya çalışacağız. Bunu yapabilmek için de belirli bir varlık sahibi olmak gerekiyor. Yani bence Maslow'un piramidinde yukarıya çıkabilmenin en kestirme yolu finansal bağımsızlık elde ederek gerçekleştirilebilir gibi geliyor bana. Evet.

Yani finansal bağımsızlık çok önemli. Belli bir noktaya ulaşana kadar çok önemli. Mesela belli bir seviyeye ulaştınız artık. 1 milyon dolar diye bir parazi bir örnek verelim.

1 milyon dolara ulaştınız. Artık 1 milyon dolardan sonra sizin 5 milyon dolar ya da 10 milyon dolar varlığa sahip olmanız o saatten sonra çok bir şey ifade etmiyor. Finansal bağımsızlık adı üzerine bağımsızlık zaten. Senin aylık harcamaların eğer Ütopik rakamlarda artmıyorsa ki artması beklenemez.

O noktaya kadar zaten tasarruf ve yatırımla gelmişsin. Bu noktadan sonra artık bence para bir amaçtan ziyade bir araca dönüşüyor. Finansal özgürlük aslında bir amaç değil. bir araç aslında.

Nihai bir hedef değil. Sadece hayatı daha anlamlı yaşamak, daha mutlu yaşamak için bize yardımcı olabilecek, bizim kullanabileceğimiz bir araç aslında. Kesinlikle öyle. Bunun üstüne ben şeyi ekleyebilirim.

Şimdi bu piramitten bahsediyoruz ama özellikle benim bu son zamanlarda gördüğüm bu piramidin bir de terse dönmüş versiyonu var. Böyle bir teori de var, tersine Maslow piramidi diye. Yani piramidin en alt basamakları, bu üçgen piramidi tam tersi şekilde düşünürsek eğer, altta çok küçük bir basamak, fizyolojik ihtiyaçlar, onun biraz üstünde hemen daha biraz büyük bir basamak, güvenlik ihtiyaçları, barınma ihtiyaçları. ve en üstteki kendini gerçekleştirme nihai hedefi en büyük basamak olarak tersine çevrilmiş bir piramit düşünelim.

Böyle bir teori de var. Son zamanlarda sanki biraz buna doğru evrildi insanlar. Şöyle söyleyebiliriz, daha geçen gün gördüm Alıçatı'da 3 tane kız, belki Twitter'da, bilmiyorum sen gördün mü, böyle şeyleri önüme düşüyor genelde, popüler konular. 3 kız bir işte oda kiralamışlar.

Odanın halini görsen yani böyle darmadağın bir harabeye benziyor. Ama o odada kalarak orada insanlar işte odaya belki çok büyük bir para vermiyor olabilir ama dışarıda çok çok yüksek paralar harcayarak kendini gerçekleştirmeye çalışıyor aslında oda orada. Yani bu bizim elimizdeki piramit belki şu anda insanların %90'dan daha fazlası için tersine dönmüş durumda ve insanlar ilk basamakları çok önemsemeden daha üst basamakları gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Kesinlikle, evet.

Hippiler vs. mesela. Yani veya işte bunu şey de düşünebiliriz. Asgari ücretli birinin iPhone 15 Pro alması gibi mesela örnek olarak veriyorum.

Yani bunların hepsi birazcık sanki tersine döndü gibi. Son zamanlarda özellikle son 20 yılda tüketim toplumuna evrimleşmemizle birlikte bu piramit birazcık tersine döndü diye düşünüyorum ben. Kesinlikle katılıyorum. Yapay zeka vs.

zaten insanlar artık teknolojiye ulaşım arttıkça da, primidin birinci ve ikinci basamakları bahsettiğim gibi çok hızlı geçilip, üst seviye ihtiyaçlarına artık insanlar daha fazla yöneliyorlar. Özellikle bu pandemiden sonra teknolojinin, yapay zekanın mükemmel ultra hızlı gelişimi bunu biraz daha hızlandırdı bence. Ya şöyle bir şey de var tabii ki o senin söylediğin teknolojinin gelişimi kısmıyla ilgili mesela eğer şimdi Maslow bu teoriye orta yatalı çok çok uzun bir zaman oldu. Bunu eğer bir 100 yıllık 150 yıllık bir zaman diliminde alırsak bu teori 100 yıl önce bu piramit şeması bu şekilde oldukça geçerli.

Çünkü insanlar barınma ihtiyacını karşılamak için veya diğer fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak için gerçekten bir emek harcamaları gerekiyor. Ha şu anda da yine bugün Amerika'ya baktığımızda da Kanada'ya baktığımızda da mesela orada da ev fiyatları Hollanda'da mesela yine gördüm geçenlerde konut fiyatları çok aşırı derecede şişmiş durumda. İnsanlar belki bu temel barınma ihtiyaçlarını şu anda karşılayamıyor gibi görünüyorlar ama 100 yıl önce bu insanlar çok kötü koşullarda yaşıyordu herkes bizim babalarımızın babaları veya dedelerimizin babaları gibi kişiler çok kötü koşullarda yaşıyorlardı. Bir iyileşme söz konusu Ama bu iyileşme gerçekleşirken sanki birazcık özellikle mülkiyet anlamında biz hafifleyerek sanki bir iyileşme gerçekleşiyor.

Yani artık herhangi bir mülke ulaşmak o kadar kolay görünmüyor. Belki de bu insanları piramidi tamamen tersine çevirmesine sebep de oluyor olabilir. Evet evet katılıyorum. İstersen yavaş yavaş toparlayalım.

Bahsetmek istediğin başka bir şey yoksa. Bahsetmek istediğim son bir şey daha var. Senin için para ne demek onu merak ediyorum bir de ben. Şöyle bugünkü konuştuğumuz konular aslında parayı çok içine dahil etmedik ama kısaca paraya bakış açını merak ediyorum aslında.

Onu öğrenmek istiyorum son olarak. Tabii güzel ve zor bir soru aslında. Çok farklı kişi çok farklı yanıt verebilir bu konuya. Benim için para şahsi olarak insanların hayat enerjisi.

Ne demek bu? Günümüzde kapitalist düzende Dünyanın neredeyse her yerinde kapitalizm şu an egemen. Kapitalist düzende para insanın yaşam enerjisini eşit düzeyde. İnsanlar 18-20 yaşlarında çalışmaya başlıyorlar.

En erken 60-65 yaşlarına kadar çalışıyorlar. Bu çalıştıkları sürede bir para kazanıyorlar. Bu kazandığı paralarla da harcamalarını yapıyorlar. Temel ihtiyaçlarını ve lüks ihtiyaçlarını gideriyorlar.

O yüzden çalıştığımız her süre, çalıştığımız her saat bizim için bir para demek. Aslında çalıştığımız her saat ömrümüzden harcadığımız bir vakit demek. O yüzden para eşittir bence enerji ve yaşam enerjisi. Yani insan özelinde tabii ki bu.

İnsan özelinde para eşittir bence yaşam enerjisi demek. Sen ne düşünüyorsun? Bence de hemen hemen aynı şeyleri düşünüyorum. Şöyle söyleyebilirim.

Bence de para bir enerji depolama birimi olabilir belki. Enerjinin kendisi mi emin değilim ama bir enerji sonucu ortaya çıktığına inanıyorum en azından. Tabii ki bugünlerdeki para sistemini değerlendirirsek bir enerji harcanmadan da yaratılabiliyor para ama bir enerji harcanarak ve bu enerjinin depolanma aracı olarak kullanıldığını düşünüyorum ben paranın. Bu bizim bir bataryamız aslında bana kalır.

Çok basit tabirle. Bir batarya bu. Bu batarya boşken biz bu bataryayı doldurmak için çalışıyoruz zaten. Ama sürekli düşük bataryayla çalışmak zorunda kalıyoruz büyük bir çoğunluğumuz.

Zaten nihai amacın bu bataryayı belli bir seviyeye kadar doldurup onu kullanmak ömrümüzün sonuna kadar olduğunu düşünüyorum. Yani bir enerji depolama birimi bana kalırsa para. Evet, katılıyorum. O zaman kapatalım yavaş yavaş.

Çok erimli bir sohbet oldu bence. Toparlayalım. Aslında konuşmamız gereken daha bir sürü işin farklı boyutları da var. İşte tüketim toplumuna dönüşmek, işte mutluluk arayışı, insanın anlam arayışı, biraz bunların hepsinin parayla bağlantısı.

Yani bunları da kafalarda soru işareti olarak bırakalım bence bu kısımları. Kesinlikle. Her dinleyici bence kendinden bir şeyler bulmuştur ve kendi hayatında da Belli soruları sormaya başlayacak bence bu podcast'ı dinledikten sonra. Ben kendi hayatımdaki soruları sormaya başladıktan sonra belli bir arayışa girmiştim.

Zaten sen de benzer yollardan geçmişsin. Umarım diyelim ki bu podcast'ı dinleyenler kendi sorularını sormaya bizim yayınımızdan sonra başlarlar. Umarım öyle olur. Önemli olan doğru soruları sormak diyerek toparlayayım ben de kendi adımdan.

Teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)