
5.215 kelime · ~26 dk okuma
Evet, herkese merhabalar. Midası sunduğu bu sohbet para etmez mi hiç'in yeni bölümüne hoş geldiniz. Ben Furkan, bu bölümde de karşımda sosyal medyanın sevilen isimlerinden zengin muallim var. Hocam, hoş geldin.
Nasılsın? Hoş bulduk Furkan. İyiyim, teşekkür ederim. Sağ ol.
Sen nasılsın? İyiyim abi, çok şükür. Güzel bir pazar sabahı. Hava fena değil.
Önceki konuklarımı hep mesai saatleri sonrasında rahatsız ettim. Seni de dedim ki daha ne yapabiliriz acaba konuklarımıza karşı. Senin de pazar sabahı. Biraz kilitledik kusura bakma ama.
Hayır abi hiç önemli değil. Hatta ben biraz erkenciyim. Sabah 7-8'de kalkan biriyim. Seninle konuşana kadar biz dışarı çıktık.
Kahvaltımızı yaptık. Kahvemi yedik. Eve bile döndük zaten. Hiçbir şekilde kilitlemedin.
Gayet güzel bir başlangıç benim için de yine. O zaman hızlıca şöyle bir bölümümüzle alakalı ufak bir not geçmek isterim dinleyenlere. Bu serimiz yeni. Zaten 4.
bölümümüzü şu an kaydediyoruz. Bu serimizde borsaları, piyasaları, hisseleri konuşmuyoruz. Daha gündelik hayatta olan, hepimize bir şekilde temas eden konular üzerine biraz sohbet edelim, dertleşelim. Bir çözüm bulamasak bile en azından üzerine birazcık kelamlarda bulunalım şeklinde böyle bir motivasyona başladık bu seriyeye.
Önceki bölümlerimizi de biliyorsunuz ya da dinlediyseniz eğer Bay Tutumlu, Beyaz Yaka Giyer ve Finans ve Kitap Mahallesi ile sosyal medyanın sevilen isimlerini konuk etmemiştik. Bu bölümde de sevgili Zengin Muallim bizi kırmadı, geldi, konuk oldu bizlere. Abi senle de konuşacağım. Böyle çok böyle felsefi bir bölüm galiba bizi bekliyoruz.
Ama önce hani önceki konuklarıma da birazcık benzer soruyla başladım ama şimdi dinleyicilerimiz arasında belki ilk defa seni dinleyecek olanlar ya da ilk defa tanıyacak olanlar vardır. Biz seni bir profiline, bir seni tanıyalım abi. Yani birazcık Zengin Muallim'i anlat bize. Öncelikle bu podcast serisinde beni de ağırladığınız için en midasible sana teşekkür ediyorum.
Çok sağ olun. Çünkü ben de kısaca kendimden bahsetmem gerekirse zengin muhalim kullanıcı adıyla sosyal medyada YouTube ve Twitter gibi meccalarda kendi finansal özgürlük yolculuğumu insanlara elinden gelince şeffaf bir şekilde aktarıyorum. Bir de insanların finansal okul izlerini geliştirmeye böyle kendine misyon edinmiş birisiyim. Bu konularda içerikler üretmeye çalışan birisiyim.
Kullanıcı adımda zengin yazdığı için beni maddi yönden zengin zannedenler olabiliyor. Böyle ay sonlarında rapor paylaşıyorum hani bu ay ne oldu ne bitti gibisinden ve beni yeni takip edenler bazen şey diyor, abi biz de seni çok zengin zannediyoruz, lütfen de bizim gibiymişim falan diyenler oluyor. Maddi olarak bakınca aslında senin benim gibi hani sıradan bir insanım. Abi şahane bir giriş yaptın.
Çünkü aslında bu bölümde de birazcık seninle zenginlik kavramı üzerine konuşmak istiyordum. Hani ismini müsemma olarak. Yani ama şurada şey bir hatırlatma yapmak isterim. Şimdi biz burada hani zenginlik üzerine kavramsal daha biraz daha belki felsefi birazcık sohbet ederiz.
Üzerini güleriz, konuşuruz, şey yaparız. Hani burada herhangi bir övgü veya yer mi gibi yorumlar yapmayız. Daha çok dediğim gibi bize göre Zenginlik nedir ne değildir biraz daha subjektif olarak yaklaşırız diye tahmin ediyorum. O zaman direkt ağır toplara girelim abi.
Ben giriyorum. Sana göre zenginlik nedir abi? Düzenli gelir olarak gerçekten astronomik rakamlara sahip olmak mıdır yani? Hesabında böyle artık.
Böyle trilyon dolarlar olmak mıdır? Yoksa elde ettiklerini hani seviye ne olursa olsun bunu koruyabilmek ya da büyütebilmek midir? Yani ben mesela şöyle bir örnek vererek bu sorumu en azından daha vurgulamak isterim. Fii zamanında herhalde 2014-2013.
Abi Dragons Den diye bir program vardı hiç duydun mu? Duymadım. Şöyle 4 tane yanlış hatırlamıyorsam 4 tane iş insanı abi. Bunlar böyle hani bayağı yatırımcılar aslında.
Sen de kendi ürettiğin herhangi bir ürünü, genelde yaratıcı ürünler oluyor bunlar. Çıkıyorsun karşısına bir sunum yapıyorsun. Onlar da yatırım yapmak, yapmak üzerine konuşuyorlar. Ve bayağı inanılmaz tatlı da bir programdı.
Orada bir tane hiç unutmuyorum uzak dolu bir abi çıkıp kendi ürününü anlattı ve orada şey üzerine konuşmaya başladılar. Şu an rakamları atacağım. Yatırımcılardan bir tanesi şey diye sormuş. Yani sana ciro olarak 1 milyon dolar elde etmek istiyorsun.
Bu çok büyük bir para değil. Yani buna benzer bir cümle kurmuştu. Adam da çok hoşuma giden, şu hala aklında kaldı. Ya zenginlik göreceli bir şey.
Siz yatırımcılar olarak 1 milyon dolar sizin için çok büyük para olmayabilir ama ben bu masanın bu tarafında 1 milyon dolar benim için zenginlik aslında. Tabii. Haa evet. Zenginlik göreceli bir şey aslında baktığın zaman.
O yüzden bunu sormak istedim sana. Sen ne düşünüyorsun? Hakikaten çok paranın olması mı? Yoksa elindeki parayı tutabilmek midir?
Nedir zenginlik? Biraz zenginlik kavramsı olarak tartışalım isterim seninle. Çok güzel bir yerden girdin, çok güzel de bir soru. Bu arada dediğim programı da anımsadım.
İsmi olarak ilk başta hakkında olmasa da söyledikten sonra hatırladım. Ya bu, biliyorsunuz hani zenginlik kavramı kişiden kişiye çok göreceli bir şey. Ben ama daha çok şunu düşünüyorum. Ben ne öyle çok fazla edebiyatına girip, ya gerçek zenginlik sağlıktır, tabii ki de öyledir.
İşte sevgili... Tabii tabii, onları hep kenara bıraktığımızı düşünerekten ben bu soruya bakıyorum, ediyorum. Ama zenginlik kavramı nedir diye konuşacak olursak, hani maddi yönleri de bir yöne bıraktığımızda, Çocuklar Duyması'nda bir Mustafa Ali karakteri var. Hatta Mandıra Filozofu diye bir filmi de var. Ben o karakterle kendimi birazcık özdeşleştiren bir insanım.
Gerçekten. Onun kadar uçlarda olmasa da gerçekten özdeşleştiren bir insanım. Günlük hayatımızda baktığımızda gerçekten O kadar yoğun bir şekilde çalışıyoruz ki, yani bunu herkes için konuşuyorum. Fark etmez beyaz yakalı ol, mavi yakalı ol.
Veya bir işveren ol. Hiç fark etmiyor. O kadar yoğun çalışıyoruz ki. çok iyi bir işletmesi var.
Benim mesela kendi bir akrabam çok iyi bir işletmesi var. Gıda üzerine bir restoranı var. Çok iyi de para kazanıyor ama haftanın 7 günü işletmesinin başında ve kendisi tamam çok güzel paralar kazansa etse de sağlığından gittiğini görüyorum. Onu uyarıyorum, ediyorum da ama güvenemiyor.
Birilerini işe bırakmaya emanet etme kısmında mesela güvenemiyor, edemiyor. veya beyaz yakalı arkadaşlarımla mesela sohbet ettiğimde hafta sonu bile olsa bir eğitimde olduğunu görüyorum. Farklı şeyler yaptığını görüyorum. Burada sana taş atmıyorum kesinlikle.
Fark ettim abi, ona gülüyorum ben de. Yani... Gerçekten çok ama çok yorucu ve kendimize, öncelikle kendimiz çok önemliyiz. Bence hayatta en önemli şey kendimiziz, sonra sevdiklerimiz.
Çünkü sevdiklerimize de bir şekilde faydalı olabilmek için önce kendimize iyi bakmamız gerekiyor. Ne kendimize vakit ayırabiliyoruz ne de sevdiklerimize vakit ayırabiliyoruz. Baktığımda sabahtan akşama kadar çalışılıyor, eve gidiliyor, 1-2 saat televizyon karşısında pineklenip sonunda yatılıyor, uyuluyor. Çocuğu var, hani çocuğuyla adam akıllı bir sohbet muhabbet etemiyor.
Hani bugün ne yaptın, ne ettin vs. diye konuşamıyor. Ama şu yönden kendini huzurlu hissediyor. Ya ben çocuğumu işte dershane gerekiyorsa oraya yolluyorum.
Ben çocuğumu işte hoca gerekiyorsa tutuyorum vesaire diyor. Ama bir vakit kaliteli bir vakit geçiremiyor. Bence zenginlik olayı daha çok zaman kavramıyla bağdaştırması gereken bir şey. Yani ne kadar çok zamanın varsa Bence o kadar çok zenginsin.
Şimdi baktığımızda mesela buradan Trabzon, İstanbul'da yaşıyorum. Otobüse gitmek istediğimde belki 24 saat, uçakla gitmek istediğimde belki 1,5-2 saattir. İkisinin arasında bir fiyat farkı var. Buradaki fiyat farkının sebebi ne?
Aslında sana zaman kazandırması. Çünkü uçakla gidersen yaklaşık 20 saat cebinde kalacak otobüse göre. O yüzden sen bunun üzerine otobüs biletin iki katı bile olsa uçak biletine para vermek okey diyorsun, kabul ediyorsun. Hani bence zenginlik dediğimiz şey zamanla alakalı.
Finansal özgürlük de aslında buradan birazcık da kopuyor. Yani şimdi biz neden çalışıyoruz? Arkadaş ya bizim zaruri ihtiyaçlarımız var. Ev kirası, konut kredisi ödemesi, tatil giderleri vs.
Bir sürü giderlerimiz var ve bu giderlerimizi karşılamak için çalışıyoruz. Ama bunun için dediğim gibi bu giderlerimizi karşılamak için sürekli biz böyle deli gibi çalışacaksak, senede sadece 20 gün izin kullanarak Ve birisinin altında ben kendi adıma istersem maaşlaşma pozisyonumdan aylık 20.000-30.000 dolar kazanayım ama bir mesai kavramları içerisinde çalışmak zorundaysam, sürekli yetiştirmem gereken işler varsa, cevaplamak zorunda olduğum mailler varsa kendimi zengin hissetmem.
veya çok büyük bir milyoner iş insanı olayım ama aileme vakit ayıramayıp sürekli iş seyahatlerinde bulunursam edersem kendi adıma burada kendimi zengin hissetmem. Hani bana göre zenginlik kavramına baktığımızda evet hayatta istediğimiz şeylerin zaten bir sonu Genel olarak evet, hayatta istediğimiz şeyleri yerine getirebilecek bir maddi güce sahip olmak ama ondan da önemlisi sırf maddi güce sahip olabilmek için sevdiklerimizden ve hayatın kendisinden feragat etmeden yaşayabilmek demektir. Benim için zenginlik kavramı aslında baktığımızda bu oluyor. Gerçek zenginlik bende finansal özgürlük olduğunu düşünüyorum aslında bu arada.
Bir de şey başta da sen dile getirdin biz burada zenginliği kavramsız olarak konuşuyoruz. Bu noktada zenginlik tabii ki de sağlıktır. Hani onları kenara bırakarak aslında genel kanının zenginlik dediği şey üzerine birazcık konuşuyoruz. Orada bir tekrardan altını çizeyim dedim.
Şeyi yorumunda alabiliriz yani. Biz gerçek zenginlik, sağlık sahibi, sağlıklı olmaktır. Tabii öyle bu arada. Hemfikiriz bunda.
O yüzden bir hatırlatmasını da yapmak istedim. Çok paranın olması, para kazanmak ve parayı elde tutmak inanılmaz zor bir mücadele bu arada. Çalışmak kadar. Bugün baktığımızda mesela sadece şu basit örnekte bile insan bir oturup düşünüyor.
Futbolcular yatırım yapıyor. Bir dakika, futbolcular asla rakamlar kazanmıyor. Bu adamın yatırım yapmaya ihtiyacı var mı? Var demek ki.
Onu elde tutmak da bir mücadele çünkü. Kazandığını, elde ettiğin geliri. Zenginliği sen biraz daha aslında finansal özgürlüğünü kazanmak olarak gördün ya bu çok hoşuma gidiyor. Sabah uyanıyorum ve gece yatıyorum.
Kafam rahat, kendi hayatımın patronuyum. Galiba zenginlik gerçekten de bu ya. Bence de kesinlikle öyle. Son birkaç yıldır dijital göçebe gibi bir kavram girdi hayatımıza mesela.
Bu çok hoşuma gidiyor. Yani nedir dijital göçebelik? Kabaca aslında online çalışan ve aynı zamanda sık seyahat eden, yani bir ofise gitmek zorunda olmadan, bilgisayar başında işini halledip, o meyanda da dünyayı gezmek diyebiliriz aslında. Fakat son zamanlarda dijital göçebelik yatırımcılıkla sık sık yan yana gelmeye başladı.
Yani benim kendi gördüğüm kadarıyla diyeyim en azından. Yani yatırımlarını online olarak nerede olursan ol yönetebilir ve burada kazandığın parayla dünyayı dolaşabilirsin abi. Gerçekten bunu düşündüm ve esas zenginlik sınırı budur diyorum ya. Dünyayı gezebilecek parayı kendine yatırımla finanse ediyor ve bunu tüm dünyada yapabiliyor.
Elinde telefon var, para kazanabileceği yatırım yapabileceğin milyon tane uygulama var artık bireysel yatırımcı olarak. Yani bence gerçek zenginlik boyuymuş gibi geliyor bana. Bu arada bunu yapanların yaşları bayağı genç. Yani hiç şeyi beklememiş, aman emekli olayım, şey yapayım falan.
Burada başta da yapmıştık hatırlatmasını aslında ama herhangi bir kavramı burada övmek ya da yermek yapmıyoruz. Üzerine konuşuyoruz sadece. Şunu soracaktım abi, buradan şuna bağlayacaktım. Dünya dijital de bir dünya ki hani az önce bahsettiğim dijital göçebeli ki zaten bunun ismini de vermiş.
Nerede olursan ol, yatırımlarını yönetebiliyorsun artık. Yani sen de finansal özgürlüğün peşinde koşan, elde etmiş birisi ya da hani sen kendini nasıl görüyorsun bu noktada? Bunun üzerine paylaşımlar yapıyorsun, bunun üzerine öneriler yapıyorsun. Ya bu noktadaki, buradaki bu özgürlük, yani dijital özgürlük konusundaki deneyimlerimi, hislerini merak ediyorum.
Bunu soracaktım, çok uzattım. Kusura bakma. Ama güzel yerden girdin de bence. Şimdi daha halen koşan birisiyim.
Hani emeklemeden koşmaya yavaş yavaş geçmiş olan, elde etmemiş birisiyim finansal özgürlük konusunda baktığımız zaman. Şimdi gerçekten yatırımın belki de en büyük avantajı bu, bir internet bağlantısından sonra, Himalayalar'a çık, mağaraya git, hangi ülkede olursan ol fark etmiyor. istediğin gibi pasifkelerini elde etmeye devam edebiliyorsun, yeter ki bir cep telefonun olsun. şarjı olsun bir de yeter veya bilgisayardan tabletten her neyse yatırımlarını yönlendirebiliyorsun.
Ya şimdi az önce de söylemiştim hani finansal özgürlük için aslında kabaca biz ne diyoruz? Hani basit hesaplamada örnek veriyorum ben aylık 1000 dolar bir giderle yaşayan bir insanım ve bu ne yapar? Senede 12.000 dolar yapar.
Eğer bana yatırımlarım yılda 12.000 dolarlık bir pasif gelir sağlıyorsa, bu hisse senetleri sayesinde olabilir, fonlar sayesinde olabilir. İstersen altın yatırımı yap, gayrimenkul yatırım yap. Artık bu sana kalmış bir şey ama kripto olabilir.
Ben buradaki yatırımlarımdan senelik 12.000 dolarlık bir pasif gelir elde ediyorsam, evet finansal özgürüm. Yani ben çalışmak zorunda değilim yaşamımı, geçimimi sağlayabilmek için, yaşamımı sürdürebilmek için. çalışmak zorunda değilim.
Şimdi mesela örnek veriyorum yüzde beşten hesaplayalım hani senin portöyünün artık neyden oluşuyorsa dediğim gibi gayrimenkul de olsa ne de olsa senede yüzde beşlik sana bir getiri sağladığını düşünelim. Bu da senin iki yüz kırk bin dolarlık mesela bir portöyün olursa sana senede on iki bin dolar kazandıracağı anlamına geliyor. Şimdi iki yüz kırk bin dolar ve çok çok daha fazlasına sahip olan milyonlarca insan var dünyada. Ama hepsine finansal özgür diyebiliyor muyuz?
Tamam kağıt üstünde evet burada baktığında aylık giderini karşılayabilecek kadar bir pasif gelir elde ediyor. Ama halen deli gibi çalışıyor. Halen deli gibi işte bunlar başka şeylere vakit harcıyor. İnsanoğlu aslında birazcık aşk özü, büyük bir hırsa sahiptir.
Her konuda bu böyle. Her zaman daha iyisini ister, her zaman daha fazla olmasını ister baktığımız zaman. Bu yüzden de evet yani finansal özgürlük çok harika bir kavram ama burada da bir sınırı da çizmek gerekiyor bana kalırsa. Yani ben kendi adıma finansal özgürlük yolculuğuma başlarken tabii ki de çok oldu.
Hayır, ama şu anda halen konum olarak baktığımda aynıyım. Benim kendi hedefimi bile baktığımda şu anki eşimle birlikte yıllık gelirimin yarısı kadar bile hedeflemiyorum. Hani finansal özgürlükte bana elde etmek istediğim pasif gelir miktarı olarak çünkü Ben şunu söylüyorum. Buna yaşam maliyeti enflasyonu da deniliyor.
Gelir tuzağı da deniliyor. Yani gelirlerini arttırdıkça giderlerini de arttırıyorsan aynı oranda burada hiçbir önemi kalmıyor. Yani sen yılda 10 bin dolar kazanıp 9 bin dolar harcıyorken 1 milyon dolar kazanıp 900 bin dolar harcıyorsan burada aslında senin için hiçbir sınırı olmayacak. Yarın öbür gün 10 milyon dolar kazanmayı isteyeceksin ama 9 milyon dolar harcayacaksın.
ha bu kötü bir şey mi baktığında hayır olmayabilir tamam yaşam kaliteni arttırıyorsundur ama ya bazı şeylerde bir yerden sonra aslında yaşam kaliteni çok fazla arttırmıyor değişmiyor yani örnek veriyorum sütün litresi 25 liradır 30 liradır ama sen hani daha da yüksek gelir elde edip litresi 500 liradan süt almaya başlayamazsın yani yok öyle bir süt hani 60 liradan alırsın en doğalını bile gidip alsan 50-60 liradan alırsın hani bazı şeyler bir yerden sonra birazcık fanteziye kaçıyor baktığımız zaman Abi şöyle yani araya girdim çok özür dilerim çünkü çok güzel bir konudan bahsettin aslında. Benzer bir soruyu da zaten iletecektim ama geldik mi şimdi yatırımcı psikolojisine? Her insanın neredeyse her insanın tabi bunu hani kendini dizginleyip durdurabilen ve bunu başarabilenler vardır tabi ama genel olarak insanların düştüğü bir tuzaktan bahsediyorsun aslında ki ben de hani hepimiz yaşamışızdır.
Örnek vereceğim, rakamları tamamen atıyorum. 10.000 TL gelirim var diyelim, atıyorum yani. 2.000 TL kirada yaşadığı bir evde oluyorsun.
Abi o maaşına zam geliyor. Senin o 10.000 TL oluyor mu sana 20.000 TL?
İnsan durduk yere kaşınmaya başlıyor. Diyor ki ya 4.000'lik bir eve çıkayım. Ya da 5.000'lik,
10.000'lik. E ne oluyor? Makas daralıyor orada.
Senin dediğin gibi hani kazanıyorsun, artırıyorsun ama bir noktada da yaşam standartlarını Hakikaten bir standart haline getirmen gerekiyor yani. Kesinlikle. Şimdi şu konuda da insanlara hak veriyorum. Geliri bir miktar büyüttükten sonra giderleri de evet bir miktar büyütebiliriz.
Ama sadece şunun bir sınırı olması gerektiğinden bahsediyorum. Kendi mesela düşüncem şu, benim kendi hedeflerimde diyorum ki, aylık bana 1250 dolar. Eşimle ikimize 1300 dolar özür dilerim yeterli ama ev bizim olacak herhangi bir kira ödemesi bir morgaç ödemesi yok. Aracımız olacak herhangi bir taşıt kredisi ödemesi vesaire yok.
1300 dolar yeterli olur mesela diyorum kendi planımıza hesabımıza göre. Şimdi ben burada şey diyemem ki hani şu anda ben 1300 dolar harcamadığım için atıyorum aylık 1000 dolarla geçinen bir insan olduğum için ya zengin de olsam 1000 dolar yeter demiyorum. Bana göre hani birazcık daha yüksek olursa Evet daha iyi olur. Hani 1300 dolarlık bir kazancım olursa daha iyi olur.
Belki bunu ileride portföyüm çok büyür. 1500-2000 doları da yükseltirim ama ayda 5000-10000 dolar harcamaya başlamamın pek bir mantığı olmadığı görüşündeyim açıkçası. Hatta çoğu kişi finansal özgürlük hedefini belirlerken de çok yüksekten uçuyor. Yani mesela bakıyorum, burada yanlış anlaşılmasın.
Kimseye küçümseme veya herhangi bir taş atma anlamını söylemiyorum ama mesela bana yazan oluyor. Diyor ki, ya abi ben asgari ücretle geçiniyorum. Finansal özgürlük hedefimde işte aylık 3 bin dolar hedefliyorum diyor. 1 milyon dolar portoyum olacak falan diyor.
Hani birazcık hedefleri de gerçekçi tutmak lazım baktığımız zaman. Sen zaten güncel olarak aylık 500-600 dolar civarında bir gelirle yaşamaya çalışan bir insansın. Belki dişinden tırnağından eşinle beraber ikiniz 1200 dolar civarında bir şey kazanıyorsunuz. Dişinizden tırnağınızdan arttırıp aylık kenara 200 dolar atıyorsunuz.
200 dolar belki kenara atıyorsunuz ki bu bile çok zor baktığımızda ama. Sen her ay 1000 dolarla geçinen bir insan olarak Benim hedefim 3000 dolarlık bir finansal özgürlük hedefi demek. Bana çok gerçekçi gelmiyor. Buradaki hedefleri de birazcık gerçekçi tutmak lazım.
Çok doğru söylüyorsun abi ya. Yani birçoğumuz sadece finansta değil, benzer birçok konuda da aynı hataya düşebiliyoruz aslında. Yani hayatta da öyle yani. Astronomik hedefler koyuyoruz abi kendimize.
Herhangi bir konuda iş olsun, bilmem ne olsun. Ya bu belki kimi insan için işe yarıyor olabilir. Yani koyduğu o astronomik hedeflere full odaklanıp yaşayan ve bir gün buna ulaşabilen insanlar da var. Bunların hikayelerini çok fazla görüyoruz ya da tanık olduk.
Bu yolda ödenen bedel belki bu hikayelerde bir tık daha ağır oluyor olabilir. Yani hayat bu. Gerçekten bilemiyoruz Burası bayağı derin bir yer. O yüzden hiç girmeyeyim buraya. ama... Ama dediğine de katılıyorum.
Kendimize aynı yol üzerinde küçük hedefler koyarsak zaten uzun vadede ne kadar uzun yol gittiğimizde görürüz. Yani dinleyicilerimiz de anlamıştır ki gördüğünüz üzere zenginlik öyle herkesin tahmin ettiği gibi bir günde veya tek bir anda gerçekleşebilecek bir şey değil. Bayağı planlı programlı çıkılması gereken bir yol aslında yani. Yok kesinlikle ve planlarımızda gerçekçi olmalı.
Benim öyledir. Mesela 2020'den bu yana tutmaya başladım. Bu pandemi herkesin hayatında bir şeyleri değiştirdi. Ben de evde kalınca neye sarsam neye sarsam deyip.
bütün harcamalarımı tek tek not etmeye başladım. Hani şu an baktığımda sallıyorum 18 Eylül 2020'de kaç lira neye harcadığımı bile görebiliyorum. Hani bu da birazcık mesela bana gerçek şey yapıyor. Bakıyorum mesela şu anda biz aile olarak aylık ortalama işte kira dahil olarak işte 1200 dolar 1100 dolar civarında ortalama para harcıyoruz her yıl.
Evet yaşam standartımızı bir tık daha yükseltmek istiyoruz. Zaten hani benim hesabımda da Kira da hariç bir şekilde 1-300 dolarlık bir gelir hedefi var. Bu mesela bana göre oldukça gerçekçi geldi. Burada tabii ki de bazı şeylerden feragat etmek gerekiyor.
Başlangıçta hani birazcık tasarruf oranını yükseltmek olabilir. Gelirimizi arttırıcı yollar bulmak olabilir. Hani az önce sen de bahsettin. Artık hani yatırımlarını dünyanın neresinde olsan ol yönetebiliyorsun veya kendini finansal okuryazarlık anlamında geliştirebileceğin sınırsız kaynak var.
Burada bak sürekli podcastler yapıyorsunuz, Midas'ın kulaklarında sürekli içerikler üretiliyor. Bir sürü YouTube'u aç, yığınla kanal Twitter sayfaları vs. bir şeyler üretiyor. Yani yatırım anlamında kendini büyütebileceğin, geliştirebileceğin de sınırsız kaynak var.
Kesinlikle. Eskiden doktorluk için söylenirdi ya bu hani dünyanın neresinde olursan ol insan anatomisi aynı olduğu için bunu her yerde yapabilirsin. Şimdi artık dijitalleşen dünya ile beraber artık bu da finans için geçerliymiş gibi geliyor bana. Yani uygulama bir sürü uygulama var ki hani Midas'ta bunlardan bir tanesi tabii ki de nereye gidersen git portföyünü yöneterek aslında hakikaten bu dijital göçebelik örneğini verdiğim gibi yani portföyünü yöneterek oradan kazanarak dünyayı da gezebilirsin.
İşte finansal özgürlük ve bence bence zenginlik gerçekten bu. Kesinlikle. Bana böyle geliyor en azından. Ama bir noktada da şeyi merak ettim.
Şimdi zenginliği konuşurken finansal özgürlükten bahsettik. Finansal özgürlükte başında da sen şey demiştin hani tüm günümüzü yani günümüzün yarısını bir yerlere bir koşturma hali, bir stres faktörü oluyor. Dediğin gibi zaman ayıramıyorsun. şey yapamıyorsun ama portföy yönetirken de bir stres oluyorsun.
Yani ona vakit ayırmaya başlıyorsun. Ona da çok fazla düşen insan görüyorum. Ben kendi çevrem için konuşuyorum orada. Şunu soracaktım sadece.
Abi bu noktada benim de aklıma şu soru geliyor. Söyleyeceğim iki seçenek de zor. Ondan eminiz. Sadece üzerini konuşmak için açmak istiyorum.
Abi kazanmak mı daha zor? Kazandın diyelim elde tutmak mı? Çünkü söylediklerin de biraz oraya çıkıyor. Örnek veriyorum işte aylık 3 bin dolar gelirim var ama milyon doları hedefliyorum.
Yani eldekini yönetmekten bahsediyorsun. Bir de kazandığın var. Ya bu iki kavram arasında kalıyorum. Yani tabii ki de ikisi de daha zor.
Sen de aynı fikirdesin diye tahmin ediyorum. Sadece birazcık günümüz şartları ve bu zamana kadar konuştuklarımız çerçevesinde sormak istedim. Sana göre hangisi? Senin hikayende hangisi?
Ya şöyle baktığımızda iki taraf da eldeki parayı tutmakla mesela 1.000 dolar kazanan bir insanız bazıları kızacak dolar dolar konuşuyorsun sen Washington'da mı yaşıyorsun falan diye ama ben bütün hesaplarımı hep dolar üzerinden tutan biriyim hatta tabii ki doların da bir enflasyonu var ama yani orada yıllık ortalama yüzde iki buçuk üçlerdeyken bizde ortalamalar yüzde yirmi beş otuzlarda son yirmi yıla baktık çok da şey değil bu arada Bender'e, Borsa İstanbul'u bugün Borsa'ya hisseleri yorumlarken dolar bazlı da bakılıyor yani evet ben her şeye öyle bakıyorum, getirilerimi dolar bazlı konuşuyorum yani Portoyum'un önemli bir kısmı Borsa İstanbul'dadır Midas'ta uygulamaya açtığımda hiç TL olarak bakmadım direkt oradan basıyorum dolar cinsinden bakıyorum hani bugünkü getirime Aylık getirime, portfön büyüklüğüne vs. Şimdi şuna geleceğim. Örnek veriyorum, aylık alarak 1000 dolarlık bir gelirimiz var.
Örnek veriyorum. Şimdi 1000 dolar geliri olan bir insanın her ay kenara birikim atarak işte parayı, para kazanması, yatırımlardan para kazanıp daha da büyütmesi mi daha zor? Yoksa elindeki parayla işte tasarruf yapabilmesi, kenardaki parasını tutabilmesi mi daha çok zor diye baktığımızda Bence para kazanma kısmı o kadar zor değil. Birincisi ek gelir kısmından dolayı zor değil.
Sınırsız bir şekilde ek gelir üretebileceğimiz kalemler olabiliyor. Sosyal medyadan olabilir, farklı işler olabilir. Her birisi olabilir. Sayabileceğimiz sınırsız örnek var.
İkincisi de yatırım tarafına baktığımızda az önce de söyledim. Aslında yatırım tarafında birazcık kendi finansal okur yazarlarını geliştiren bir birey baktığında örnek veriyorum son 20-30 yıl, 50 yıl, 100 yıllık veriye bile baksan S&P 500'ün, Nasdaq'ın yıllık dolar bazla getirisi %10'un altına düşmüyor veya aynı şekilde Türkiye'deki büyük şirketlerin baktığında düşmüyor ama burada işin içine birazcık psikoloji giriyor hani eğer insanoğlu az önce dediğim gibi açgözlü olursa yatırımlarda bazıları mesela finansal özgürlük hedefine şunu söylüyor Ya benim şu anda işte kenara attığım 10 bin dolar para var. Bunu seneye işte yüzde elli büyütürsem böyle olur. İşte 10 sene üst üste yüzde elli büyütürsem bu kadar para olacak.
İyi de dolar bazı senin her yıl yüzde elli kazanman imkansız. Hani tüm dünya seni konuşur, Wall Street'e senin heykelini dikerler. Haberler çıkar. Aynen öyle.
Yok böyle bir getiriyi bir sene yakalarsın iki sene belki yakalarsın ama uzun vadede senin CAGI'nin yani senelik birleşik getirinin %20'nin üstünde olması bile çok mümkün değil. Çoğu kişi başaramaz. Hani belirli bir kendini geliştirmiş bir kesim %15'lerin üzerinde vesaire kalabilir ama çoğu kişi de bunu bile başaramaz baktığımızda ama ya Türkiye'deki fonların bile bir çoğuna baktığımda mesela 1997'dendir faaliyet gösteren bir fonumuz var işte bir tanesi son 10 yıldır ülkenin en başarılı fonlarından dolar bazlı bakıyorum senelik yine %10'un altına düşmüyorlar 13-14'lerde getiriş sağlıyorlar yeter ki sabırlı ol açgözlü olmadıktan sonra düzenli bir şekilde birikim yap her ay istersen 50 dolar 100 dolar at istersen dediğim gibi gelirini büyüt ki bence geliri büyütme kısmı daha kolay olduğu için ve kenara daha fazla para aktar Para kazanma kısmı kolay, o kadar zor değil. Yeter ki kendimize gerçekçi olmayan hedefler belirlemeyelim.
Çünkü o zaman üzülüyoruz. Adam bir hisse almış ve bu hisseden seneyi %30 kazançla kapatmış. Real bir kazançtan bahsediyorum burada. Enflasyondan arındırılmış bir kazançla.
adam ama diyor ki ya şu hisseyi alsaydım o %80 gitti diyor ve sonrasında %80 gitmiş olan hisseyi alıyor kendi sattığı hisse ardından hareket ediyor %80 gitmiş olan hisse aldıktan sonra belki geri çekiliyor hep aç gözlükten aslında insanlar para kazanma kısmında kaybediyorlar yatırımcıların çok sık düştüğü bir hata bu kalkış yapıp hızla giden trene atlamayı düşünürüz genelde ama hep böyle çok geç olduğu için daha çok düşüşlere denk geliriz mesela yani orada yine bak dediğim gibi psikolojiye çok fazla geliyor bu ve açgözlük insan orada bir tepikliyor. Kesinlikle öyle. Kesinlikle öyle. Tasarruf kısmında da şu var ya birazcık da bazı şeyler aslında insanın Çocukluktan aileden edinmiş alışkanlıkları da öyle olabiliyor.
Çocukluğundan her istediğini elde edebilmiş bir insanın bir yaştan sonra böyle isteklerine ket vurması ve yapmayacağım bunu yapmayacağım etmeyeceğim diye kendisini araması çok zor oluyor. Genelde bu tarz insanlar hep gerekirse kredi çekip İsteklerini yerine getiriyorlar. Çünkü bu şekilde yetişmişler. Hani bunu eğitebilmek, kendinizi bu yönde değiştirebilmek birazcık zor oluyor.
Farkındayım. Hani bunu çevremdeki insanlardan da görüyorum ama imkansız diye bir şey yok. Gayet de yapılabiliyor. Ama bence o yüzden tasarruf yapmak, elindeki parayı tutmak kısmı bana daha zor geliyor çünkü bu tamamen kişisel bir mizahçı.
Bir de ben şu şekilde katılmak isterim söylediğin çok basit bir matematik ve basit bir psikolojiyle yani gelirin senin tabii ki de belli zam dönemlerine kadar sabit aslında. Baktığınız zaman. Sabit bir yerden ne geleceğini biliyorsun ama giderimiz her gün değişiyor. Ve ben kenara ayırdığım parayı daha ne kadar oraya ayırabileceğim benim bir günde değişiyor yani.
Birincisi zaten stres faktörü. Çok büyük strese sokuyor seni. Yani örnek vereceğim bir ay benim giderim 5000 TL ise, yani bir ay bile değil, bir hafta 5000 TL ise bir sonraki hafta 5500-6000 olabilir. Belki de rakamları tekrardan atıyorum, sadece salladım.
O yüzden eldekini kontrol altında tutmak, ...kazanmaya kıyasla bana da daha zor, daha stresli geliyor. Şimdi burada tekrardan bir hatırlatma yapmak isterim. Bizim aynı fikirde olmayan dinleyicilerimiz vardır tabii ki de çok doğal olarak ki... ...başta da söylemiştik aslında.
Mesela kazanmanın veya elde tutmanın ikisinin de... ...eşit zorluklar olduğunun biz de farkındayız aslında zengin muayeneyle beraber. Çünkü günümüzün çoğunluğu bir koşturma halinde, birileriyle tartışma halinde... ...bir işi başarma halinde oluyoruz ve bunun... fiziksel ve ruhsal yorgunluğunu,
yoğunluğunu ve zorluğunu tabii ki de farkındayız. Biz podcast'ın başından beri aslında Zengin Muammer'le beraber çizdiğimiz çerçeve kapsamında daha çok kavramsal bir kıyas yapıyoruz aslında. Ama senin dediğine artı olarak bunu söylemek istedim abi. Hakikaten her gün değişen bir gider kalemi insana çok fazla stres kaynağı yaratıyor yani.
Gerçekten de öyle Furkan. Yani her kalemde öyle. Enflasyonların yüksek olduğu dönemde gerçekten de öyle. O yüzden az önce dedim hani Belki çok düşük bir gelirle yaşayan bir insan için bunları konuşmak zordur.
Ama mesela geliri büyütme kısmında sınırsızız. Gelirin bir sınırı yok. Örnek veriyorum, sen şu anda sana aylık 20 bin lira para vereyim, Furkan bunu da geçineyim. Sen kendini kısarak belki, bilmiyorum nasıl becerebileceksin, harika ödül alırsın ama 10 bin lirayla geçinirsin.
Ama bunu daha da kısıp, ben aylık 3 bin lirayla da geçinebilirim diyemezsin. Ki 10 bin lirayla da geçinmen imkansız da. ama senin gelirin sınırı yok. ben sana aylık 20.000 lira vereyim sen ek gelirlerle belki 2 yıl sonra karşıma ayda 100.000,
200.000, 300.000 lira kazanan bir insan olarak karşıma çıkabilirsin. o yüzden bence tasarruf kısmı birazcık daha zorlayıcı ama Gelirlerini büyütmek, para kazanmak kısmı daha kolay.
Bu sadece bir ek gelir olarak düşünmeye gerek yok. Tasarrufları değerlendirmek de var. İnterneti birazcık araştırmak lazım. Halen çoğu insana bakıyorum.
Dolar kurunun %50'yi yükseldiği anlamına geliyor mu? Alım gücü olarak değişti mi? Doların da enflasyonu var mı? veya en harika yatırım aracı altındır diyorsun olabilir doğrudur ama bunu bilimsel olarak da bir destekle bak kanıtlamaya çalış aynen getirileri neymiş ne değilmiş veya bazıları mesela şey ediyordur bizim ülkemizde özellikle borsa kumardır gözüyle bakan insanlar var ya bir gerçekten öyle miymiş bir bak bakalım mesela sokakta dışarı çıktığında gördüğüm büyük şirketler işte halkarz edilmiş, büyük olan şirketlere bir bak bakalım son 10 yılda 20 yılda ne yapmış gerçekten de bir kumar değilmiş o büyük şirketlere yatırım yapmak, etmek hani bunu da en azından bir kendini doğrula sadece bir yerden duyduğun için bunu direkt doğru kabul etme önünde internet var evde bir tabletten, telefona her türlü bilgiye ulaşabiliyor sen de bunu bir en azından kanıtlayıp doğrula eğer bunları yaparsan herkes kendini gelişebiliyor illaki bu işin okulunu okumanız,
master'ını yapmanız falan gerekmiyor Piyasa o kadar kolay, bize öğretici bilgiye maruz kalabiliyoruz ki istemesen bile bir yerden zırt diye Youtube'dan bir video çıkıyor. Önerilerde sen dizini izliyorsun. Ondan sonraki sıradaki önerilerde bir bakıyorum. Borsa ile ilgili çok güzel bir videonun önerisi çıkıyor bana.
Instagram'da dolanırken bakıyorum başka birisi başka bir öneri sunuyor vs. Yani bunu kesinlikle kendimize geliştirmek gerekiyor. Hani her şeyde çabasız olmuyor. Ben mesela gerçekten çok çaba sarf ettim bu konuda.
Hani çaba sarf etmeden olacak bir şey de değil. Ya bir de finansal okur yazarlık denmesinin de bir sebebi var. Yoksa finansal eğitim. Yani eğitim alın.
Şey gibi yazılım öğrenin diyorlar ya bugünlerde. Evet. Her şeyden önce bilgiye yatırım yapacaksın. Çünkü sen bilgiye yatırım yapıp, sen doğru bilgileri aldıktan sonra kendi portföyünü daha çabuk, daha doğru bir şekilde yönetebilirsin.
Ağzına sağlık. Valla 30 dakika hediye verdik. Ama bir kapatmadan önce bütün konuklarıma da sordum. Sana da sormak isterim.
Çünkü ben bugün not alıyorum kendime. Son zamanlarda böyle konuştuğumuz konularla alakalı olsun, olmasın. Biraz kafanı açmış. Seni etkilemiş bir film, bir kitap, bir eser, yani fotoğraf, bir resim bile olabilir.
Var mı ya? Önerir misin? Tabii ya. Önerebileceğim aslında, Mandara Filosofu'ndan bahsetmiştik ya.
Bir filmini, Mandara Filosofu filmini insanların izlemesine kesinlikle tavsiye ederim. Gerçekten çok güzel şeyler var. Belki bakış açısını insanların bazı konularda değiştirebilecek çok güzel şeyler var. Film olarak onu izlemelerini öneririm.
Kitap olarak da bir önerim olacak. Aslında yatırımda en önemli şeyin psikoloji olduğunu her zaman için söylüyorum ve isminden de zaten çıkıyor. Paranın psikolojisi kitabı Morgan Housel'in. kesinlikle okunması gereken bir kitap ben her zaman diyorum hani bu tarz şeyler böyle şey değil mesela bir çocuğa sen okumayla alak bir okuma kitabı ver baştan sona bir kere böyle gözünü hepsi bütün sayfalarda çevirsin kitabın sonuna geldiğinde okumayı öğrenmiş olmaz tekrar tekrar tekrar tekrar bir sürü şeyler okumalar yapması lazım denemeler yapması lazım sonunda kendini geliştirir hatalar yapa yapa yatırım dediğimiz süreçte de böyle aslında kendimizi hani bazı şey diyor ya hocam şu eğitimi alsam Öğrenir miyim?
Sizin gibi bilgi sahibi olur muyum? Hayır olamazsın. Çünkü ben bir sürü hatalar yaptım, çok yanlış, zarar ettiğim şeyler oldu. Bir sürü insanların deneyimini dinledim, onları gözlemledim.
Bir süreç bu iş. Bu yüzden ben mesela bu tarz kitapları özellikle davranışsal finans konusunda işte bu Paranın Psikolojisi gibi, Babil'in En Zengin Adamı gibi kitapları çok çok daha fazla beğeniyorum. Veya Zengin Baba Yoksul Baba kitabı da aynı şekilde bu kitapları da öneririm. Şahane bunları benden not ettim.
Bak Paranın Psikolojisi bende var ama diğerleri yoktu. Bunları not ettim. En kısa sürede siparişini de vereceğim. Sevgili finans ve kitapta bir dolu kitap önermişti.
Sepetimi atayım. Çok teşekkürler hocam. Ağzına sağlık. Bayağı dolu dolu bir 30 dakikamızı yerine bırakmışız.
Var mı kapatmadan önce son bir ekleme yapmak istediğin bir konu? Öncelikle tekrardan teşekkür ediyorum. Bu podcast serisinde beni ağırladığınız için Furkan. Benim burada söylemek isteyeceğim tek şey şu.
Özellikle de yatırım kararlarında da olabilir. Tasarrufla ilgili şeylerde de olabilir. Uçlarda yaşamamaya gayret etmemiz lazım. Bunu her konuda söylüyorum.
Mesela bazen tasarrufla ilgili de çok uçta örnek verenler oluyor. Hani hiçbir şey yeme, içme, gezme, görme gibisinden. Bazısı da tam tersi, bir kere geldi kardeşim bu hayata, boşver yatırımı, boşver tasarrufu diyenler de olabiliyor. Her şeyi dengede tutmak gerçekten oldukça önemli.
Suyu bile çok içsen zehirleniyorsun. Hiç içmesen susuzluktan ölüyorsun. Böbreklerin iflas ediyor. Her şeyi dengede yaşamak gerektiği gibi Yatırım konusunda da dengede yaşamak oldukça önemli.
Bazıları mesela özellikle ilk yatırım işine böyle merak saldığında sabah akşam hani her şeyi boş vererek sırf bu konularda hep okumalar, izlemeler, dinlemeler, sürekli ekran başında işlemler yapmalar bunları yaparak yine aslında hedefi ne? Finansal özgür olmak, işte geleceğinin güvende olması ama yine çevresindeki insanlara vakit ayırmıyor. Bu da çok güzel, doğru bir şey değil. Her konuda dengede olmak bence oldukça kıymetli.
Hayatı yaşayarak kendine de yatırım yapman gerekiyor bir noktada yani. Yoksa zenginlik zor olur. Zor bir hayat olur yani. Şahane şeyler söyledin.
Vallahi ağzına sağlık. Vallahi bugün bayağı şey konuştuk ya. Zenginlik kavramına girdik. Bize göre nedir, ne değildir üzerine sohbet ettik.
Tekrar altını çizelim. Bize göre kavramını konuştuk. Finansal özgürlük üzerine konuştuk. Olmazsa olmaz tabii ki yatırımcı psikolojisine de değindik.
Finalde de şahane önerilerde bulundun hocam. Vallahi mis gibi sohbet oldu. O zaman buradan dinleyen herkese teşekkür edelim. Bir sonraki bölümümüzde görüşmek üzere.
Hoşça kalın. İyi günler dileyelim. İyi günler diliyorum herkese.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.