Podcast

409: Antep'te Bir Cuma Sabahı | Trend Topic #Neymiş

Trend Topic

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bir Cuma sabahı Nizip, Antep ve Birecik hallerinin yolunu tuttuk. Sayısı 2 elin parmağını geçmeyen büyük tüccarlar, halde fıstığa fiyat biçmek için toplantı halindeler. Çiftçilerin gözü de kulağı da bu toplantının yapıldığı dükkanda… Bu da şu demek: fıstık üreticilerinin kaderi, tüccarın iki dudağının arasında...



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

1.342 kelime · ~7 dk okuma

Herkese merhaba, bu bölümde sizlere Türkiye'nin ekonomi politiğinin bir minyatürü olduğunu düşündüğüm bir haberden bahsedeceğim. Bunun için Türkiye'nin güneydoğusuna, Antep'e ve Urfa'ya gideceğiz. Yaz ayları bu bölge için oldukça sıcak. Yazın buralara hiç gittiniz mi bilmem, belki de bizi buradan dinliyorsunuzdur.

Bu mevsimde zorunda olmadıkça evden çıkmak tavsiye edilmiyor. Fakat buna karşın Ağustos'un ilk iki haftası bölgede son derece hareketli. Çünkü tüm yıl boyunca üretilen antep fıstıkları tam da bu mevsimde toplanıyor. Bölgenin en önemli geçim kaynağını bu fıstık ağaçları üretiyor. Bu bölümde fıstık ağacının hikayesini sunacağız sizlere. Bu ağacın hikayesinin hepimize tanıdık gelecek bir Türkiye fotoğrafı oluşturacağını düşünüyorum. Öyleyse sizi daha fazla bekletmeyelim. Ben Ozan Gündoğdu. Hazırsanız başlayalım.

Antep fıstığı son derece özel bir yemiş. Sadece baklavalarda kullanılıyor zannediliyor ama bu doğru değil. Mesela çikolatalar fıstığın baklavadan sonra en çok tüketildiği ürün. Zaten fıstık ihracatının da %40 kadarı İtalyan çikolata devi Ferrero'ya yapılıyor. E, fıstıklı dondurmalar falan da var. Bizzat fıstık ezmesi de var. Ama sadece tatlılar için de değil. Mesela birçok hastalığa iyi geldiği söylenen Antep fıstığı yağının 1 litresi 7000 liranın üzerinde alıcı buluyor. Antep'linin dilinde Antep fıstığına da yeşil altın deniyor. Ve ağustosun başındayız, fıstıkta asat mevsimi. Antep fıstığı üretiminin %75'inin yapıldığı Antep ve Urfa'da hummalı bir çalışma hakim. Büyük çoğunluğu Urfa'dan gelen mevsimlik işçiler temmuzun sonunda fıstığı kırmaya başladı. Güneşin alnında, başlarında kefiyeler, çoluklu çocuklu mevsimlik işçiler. 4 artı 4 artı 4 eğitim sistemi ilk 4 yılın ardından okula gitmeye şart koşmadığı için 9-10 yaşındaki çocuklar yarı yevmiye ile yazlarını fıstık ağaçlarının altında geçiriyor.

Transkriptin tamamını oku

Büyük bir emek fıstık ağacı. Bu fıstıklar henüz yaş fıstık. Depolama alanlarında önce kabukları soyulacak, sonra tuzlanıp kurutulacak. Hepsi kurutulmak zorunda değil tabii. Mesela baklavalarda tükettiğimiz fıstık kuru fıstık değil, yaş fıstık. Neyse. Toplanan fıstıklar traktörlerin romoklarına dolduruluyor ve Antep, Nizip ve Birecik hallerinin yolu tutuluyor.

Bu sebze-meyve halleri, Ağustos'un gelmesiyle yılın en yoğun günlerine hazırlanıyor. İlk fıstıklar bir cuma sabahı getiriliyor nizipaline. Henüz şafak sökmeden uyanılmış ve topluca sabah namazı kılınmış. Sabah namazını kılan çiftçilerin aklında fıstığın fiyatı var.

Halin giriş kapısına park etmiş traktörlerin başındaki çiftçilerin yüzlerinden endişe okunuyor. Herkesin aklında tek bir soru, fıstık kaç lira edecek? Kimi genç kızlar, fıstık para ederse okula devam edeceğini düşünüyor, kimisi ise yeni bir telefon hayalini kuruyor. Onların da gözü kulağa açıklanacak fıstık fiyatında.

Ben 15 yaşındayım. Okul durumum iyi ama kendim çıktım, ailem demedi. Maddi durumum yok diye onun için okuldan çıktım. Aileme yardımcı olmak için. İşte borcumuz falan da var diye çalışmak istiyorum.

Traktörlerimize mahsulü doldurup, Nizib, Antep ve Birecik hallerinin yolunu tuttuk. Sayısı iki elin parmağını geçmeyen büyük tüccarlar, halde fıstığa fiyat biçmek için toplantı halindeler. Çiftçilerin gözü de kulağı da bu toplantının yapıldığı dükkanda. Çaresizler. Açıklanan fiyat, onların gelecek bir yılını nasıl geçireceğini belirleyecek. Kimisinin ağaçlarına hastalık bulaşmış. Zaten mahsul az. Fiyat da düşük çıkarsa yandılar. Kimisi ise bereketli bir sezon geçirmiş, daha keyifli.

Kimisi ilaçlarıma yapmış, iyi ki ilaçlamışım diyor. Kimisi ilaca para vermemiş ama bu sefer de hastalık fıstığı vurmuş. Adeta bir kumar bu. Meraklı bekleyişin ardından kapı açılıyor. Tüccarlardan biri eline megafonu alıyor ve kalabalığın sessizliği sağlamasını bekliyor. Çiftçiler birbirlerini dürterek susturuyorlar ve megafondan gelen sesle eller semaya açılıyor. Bir yıldır beklenen bu an önce dua okunarak başlıyor.

Bu bayram selası, fıstık mevsiminin büyük bir tefekkürle açıkmasını sağlıyor. Çiftçiler elleri semada, Allah'a yalvarıyor ki fiyat cazip çıksın. Tüccarlar da belli ki sorumluluklarını Allah'la paylaşıyorlar, sela bitiyor ve fiyat açıklanıyor. Kıymetli üreticilerimiz fıstığın kilosunu 130 liradan almaya başlıyoruz. Önce vatanımıza, milletimize ve devletimize sonra da tüm hemşerilerimize hayırlı uğurlu olsun.

130 lira mı? Geçen yıl 110 liraydı. TÜİK'in enflasyonu %61 ama ürününüz %18 kadar zamlandı. İşçinin yevmiyesi geçen yıl 400 lirayken bu sene 1000 lira olmuş. Bu arada fıstık enteresan bir aç. Bir yıl var yılı, bir yıl yok yılı. Yani bir yıl mahsülü çok oluyor, bir yıl az. Haliyle yok yılında ürün az olduğu için fıstık daha pahalı, var yılında mahsül çok ama ürün daha ucuz. Burada kısa bir ara verelim, döndüğümüzde kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Büyük baklava devleri Koçak ve Gülloğlu, fıstıkta ilk mahsulleri bekliyor. Sezon açılışına fıstığı yetiştirebilen çiftçiler şanslı. Zira ilk mahsulleri hiç kurutmadan baklavacılar alacak. Fakat baklavacılar, yüklü alım yaparsa, geriden gelen çiftçilerin hali perişan. Nitekim öyle oluyor. Baklavacılar, Fırat nehrinin kenarındaki bereketli ağaçların erken hasatlarını toplayınca, geriden gelen fıstığın da fiyatı düşüyor. Belki de geçen yıldan daha ucuza gidecek.

Nitekim bir hafta içinde fiyat sert şekilde düşüyor. 130 liralık fıstık bir haftada 100 liraya iniyor. Türkiye'de genelde tüm maliyetlerimiz 100-100 artarken malımız 100 liradan gidiyor. Geçen sene 100 lira da bu sene 100 lira. İsterlerse bunu yarın da 80'e çekecekler zaten. 130 liralık fıstık baklavacılar çekildikten sonra 100 liraya düşüyor. Çiftçilerin içindeki maddi açıdan daha iyi durumda olanlar, bu fiyattan satmıyor fıstığı depolara kaldırıyor. Kurutup satacaklar. Onlar sayesinde kışın da fıstık tüketebiliyoruz. Fakat önemli bir kısmının depolama maliyetine katlanacak takati kalmamış. El mahkum. Tüccar ne fiyat verirse satacaklar. Peki yok mu bu işin fındıktaki gibi, çaydaki gibi, buğdaydaki gibi bir taban fiyatı?

Hayır yok, kimsesiz fıstık üreticisi. Ne TMO fıstık alımı yapıyor, ne de Çaykur gibi, Fiskobirlik gibi kurumları var fıstık çiftçisinin. Eee serbest piyasa var, fiyatı alıcıyla satıcı belirler diyebilirsiniz de, bu alıcıların sayısı 4-5. Yani bu piyasa tam rekabet piyasası falan değil. Alıcılar oldukça organize ama satıcıların sayısı on binlerce. Tüccarın iki dudağının arasında üreticinin kaderi.

Mahsule geldiği zaman da 4-5 tane tüccar sabah kalkıyorlar o günkü psikolojileri iyiseler fıstık hallerine geliyor elleri ceplerinde klimalı odadan klimalı yere geçiyorlar benim fıstığıma fiyat biçiyorlar. E çiftçi de akıllı olsun, kooperatifleşsin, kendi fıstığını kendisi üretsin, satsın, kaderi de öyle tüccarın iki dudağı arasında kalmasın, akıllı olsun, diyenleriniz olabilir. Aslında öyle bir kooperatif de vardı. Güneydoğu Tarım ve Satış Kooperatifleri Birliği, kısaca Güneydoğu Birlik. Tam 21 bin ortaklı büyük bir işletmeydi burası. Fakat devlet kooperatiften desteğini çekince, Güneydoğu Birliği'nin faaliyetleri de tüccarın işine gelmeyince, 2022'de birlik satıldı, binası da yıkıldı.

Fıstık üreticisi artık kelimenin tam anlamıyla tüccarın iki dudağının arasında. Bunun tek çözümü var. Bizim güneyde o birlik var mıydı? Vardı. Çiftçiyi koruyor muydu? Koruyordu. Niye sattılar bunu? Bizim böyle bir hürriyetlenmeye gitmemiz lazım kardeşim.

Çiftçi birlik olup sesini yükseltince fıstığın kilosu 100 liradan 110 liraya çıkarılıyor. O da sus payı. Yaş fıstığı depolama imkanı olmayan çiftçiler büyük tüccarın beklediği fiyattan komisyonculara satıyor fıstığını. Bakmayın komisyoncuların adı çıkmış. %2 komisyonla fıstığı alıp büyük tüccarlara gönderen onlar. Haliyle tüketiciye gelen fiyatı da çiftçiler ya da komisyoncular değil, bu büyük tüccarlar belirliyor. Çiftçi el mahkum, satacak fıstığını. Başka çaresi yok.

Satmasın yahu da keriz mi? Bu fiyata fıstık mı satılırmış? Demeden önce dinleyin. Mahkumdur. Yarın benim borcum var ha. İlaç borcum var. Gübre borcum var. Ne diyeceğim adama? Fıstık geldi. Dur bekle. Para etsin sonra satayım vereyim mi diyeceğim. Diyemeyeceğim. Götüreceğim vereceğim bunu. Yani çiftçi mecbur.

Satacak. Baklavayı nasıl seversiniz? Cevizli mi, fıstıklı mı? Artık bir kısmınız bu soruya her ikisi de değil diye cevap veriyor. Çünkü özellikle fıstığın fiyatı geniş halk kesimleri için ulaşılması oldukça zor hale gelince yoksul semtlerde boş baklavalar satılıyor. Boş baklava. Ceviz ve fıstık gibi tatlı yapımında kullanılan kuruyemiş ürünlerinin fiyatının artmasının ardından üretilen boş baklava da herhangi bir malzeme bulunmuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın verilerine göre kişi başına antep fıstığı tüketimi son 5 yılda 2 kilodan 1 kilonun altına düşmüş durumda. Diyoruz ya yeşil altın diye.

E sizin fıstıklı baklavaya gücünüz yetmiyor. Çiftçinin mahsulünü de tüccar ucuza kapatıyor, yıl içinde fiyatı o belirliyor. Haliyle hem tüketici hem üretici bu işten mağdur oluyor. Peki kim kazanıyor? Büyük fıstık alımları yapabilen Gülloğlu, Koçak gibi büyük baklavacılar ya da Ülker gibi, Ferrero gibi küresel çikolata üreticileri. Ha bir de bunlara mal satan tüccarlar.

Zaten fiyat bu küçük daire içinde belirleniyor. Bu dairede silah külah da var tabii. Fazla ses çıkaran olursa topuklar hedefte. Diyorum ya, esir alınmış gibi fıstık üreticisi. İşte bir cuma sabahı böyle geçiyor Antep, Nizip ve Birecik halinde. Sabah saatlerinde romöklüler boşalıyor. Bu sene bir sorun var tabii. Faizler yüksek olduğu için tüccarlar parayı vadeli mevduata bağlamış, kimi tüccarlar oldukça dindar katılım bankalarında paraları.

Haliyle çiftçinin parasının tamamı da ödenmiyor. Çünkü neden? Para bankada. İşler ölene kadar bitiyor. Artık cuma saati geldi. Hep

birlikte çiftçiler, işçiler ve tüccarlar namaza. İşte böyle fıstığın hikayesi. Benden bu kadar. Hadi eyvallah.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)