Podcast

verilemeyen 5 kilolar ve yarım kalan diyetler

Dr. Gulec Radio

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

hep vermek istediğimiz o 5 kilolar nasıl gidecek? en iyi diyet hangisi? diyet bozan özel günlerden itinayla kaçmak mümkün mü? işe yemek götüren: cool or ezik? peki ya kaloriler? kalorileri saysak da mı alsak saymasak mı alsak?



*Ufak bir düzeltme: 2.59'da "yulaf yerine rice paper" cümlesinde dil sürçmesi olmuş. Doğrusu: "lavaş yerine rice paper" olacaktır.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.129 kelime · ~21 dk okuma

Dr. Gilledge Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Arkadaşlar, içeride kaldınız. Ama içeride kalmadan önce bana en çok sorduğunuz soru neydi? Evet, doğru bildiğiniz diyet. Bugün ne konuşacağız? Diyetimi boya batta bile nasıl devam ettiriyorum? Çünkü ben bunu yapıyorsam, kusura bakmayın, siz hayli hayli yaparsınız. Hadi başlayalım.

Şimdi öncelikle kendimden bahsedeceğim. Nasıl yapıyorum? Ne ediyorum? Neye dikkat ediyorum? Bir de doktor olarak neye dikkat ediyorum? Sonra sizin sorularınızı alacağım. Anlaştık mı? Ben sabah kalkıyorum. Eğer o gün nöbetim varsa kahvaltımı yanıma alıyorum. Nöbetim yoksa rahat rahat önce yürüyüşüme gidiyorum. Sonra geliyorum böyle tatlı tatlı podcast dinlerken. Kahvaltımı hazırlıyorum. Ama herkes için konuşacağım. Çünkü hepimizin gündelik rutinleri farklı değil mi? Ne yapıyorum biliyor musunuz? Öncelikle proteinimi asla ihmal etmiyorum. Ne kadar protein alıyorum? Spor yapıyorsam kilom çarpı 1,5. Spor yapmıyorsam kilom çarpı 1. Yani ben şimdi 80 kilo şaka şaka. Kilomu bilmiyorum çünkü tartılmıyorum. Buna deyince niye tartılmıyorum? Tartılmak benim psikolojimi bozuyor.

Ne yaptım? Kilom çarpı bir buçuk. Çünkü spor yaptığımı faizle diyorum. Yürüdüğümü. Yürümek de bir spor arkadaşlar. Asla yürüyüşü underrate etmiyoruz. Size bir gerçek söyleyeceğim. Yürüyüş is underrated. Yani walking is underrated. Running is overrated. Koşu overrated iliyor. Yürüyüş underrated iliyor. Gereğinden fazla abartılmıyor yani yürüyüş. Yürüyüş gerçekten psikolojik, yani mental, fiziksel asrın buluşu. Tamam mı? Proteinim nereden alıyorum? Ben yumurta çok seviyorum. Ben yumurtayı yiyorum. Ben yumurtacıyım arkadaşlar.

Transkriptin tamamını oku

Eğer yumurta sevmiyorsunuz, bezelye proteini, hemp seed yani keten tohumu proteini, bunlardan beslenebilirsiniz. Alternatif çok. Substitution bizim diyetimizin ana kralı. Yani yerine koyma. Tamam mı? Aslında diyet çok basit. Mental olarak kendimizi hazırladığımızda pilav yerine basmati yediğimizde, ekmek yerine rice cake, pirinç keki yediğimizde, Yulaf yerine rice paper pilinç yufkası yediğimizde hayat gerçekten çok daha zayıf, çok daha fresh, çok daha güzel, çok daha dinamik oluyor. 5 yumurta yiyorum. Çünkü niye? Ben kaslı ve spor yapan bir kızım. Ben gerçekten kaslıyım. Beni gerçek hayatta görse de abla sen büyük müsün? I'm a big girl babe. O yüzden arkadaşlar 5 yumurta yiyorum ama 4'ünün sarısını martılara atıyorum.

Martı yoksa hala köpekler duruyorken köpeklerimize verebiliriz tamam mı? Niye peki yemiyorum? Çünkü kalori. Başka bir şey yok. Kalori açığı oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü kilo vermenin tek yolu kalori defisit. Tamam mı? 300-500 bin. Ona kendinize bakacaksınız sonra konuşacağız. Ama kalori defisit yapacağız. Kalori açığı oluşturmak için de maalesef o diğer 4 yumurtanın sarısını yemiyorum arkadaşlar. Ama anlattığım gibi israf da etmiyorum.

Beyazları ben çok rahat yiyorum. Böyle tak tak tak götürüyorum. Eğer götüremiyorsanız da salatanın içine böyle tamam yedirirsiniz. Artık orası size kalmış. Girl I'm sorry. Sonra ne yiyorum? Şimdi ben şuna inanıyorum. Diyette tek tip yemeğe alışınca hem mental olarak harcadığın mesai azalıyor diyete. Hem de düşünmüyorsun ya çok daha kolaylaşıyor diye. O yüzden her sabah aynı kahvaltı yapıyorum. Her sabah aynı kahvaltı yaptığım için de mineral ve vitamin olarak tek tip olduğu için her şeyi içermesi gerekiyor ki ben günün sonunda yorgun kalmayayım böyle gözlerim çökmesin.

Ha sen zayıflamışsın ama yüzün çok çakmış ya diyen şeytanlar olamasın diye. Tamam mı? Ne yiyorum? Kapya biber. Ne? Çok iyi C vitamini. Kırmızı, çok iyi. Renkler çok önemli diyette. Sonra ananas. Ananas ne var? Bromeleyin. Aslında hem akşam almak hem sapından faydalanmak gövdesi de olabilir. Çok daha bromeleyin açısından iyi, yararlı. Ama olsun. Ananas ananasdır. Ananas çok iyidir. Bulabiliyorsanız yiyin. Ben boya batta zor buluyorum. Siz bulabiliyorsunuz, biliyorum. O yüzden yiyin. Tamam mı? Sonra çok önemli yeşillik.

Ve yeşillik marul olur. Ben marul da bulamıyorum biliyor musunuz? Çünkü insanlar... Şimdi artist alet meselesi. İnsanlar yemezse marketler getirmez. Çünkü çürüyor. Boya batta ne markette ne pazarda arkadaşlar yok marul, işte iceberg neydi adını unuttum onun. Yani hiçbir türü yok. Tamam açılanı da yok böyle diğeri de lettuce işte. Whatever girl. Yok. O yüzden de ben yiyemiyorum. Ama ne yapıyorum? Bu sefer hani salatalığı çok fazla koyuyorum oraya ki hani yerine geçsin. Aslında ben de biraz şu anda düşündüm de hani internetten böyle organik yerlerden falan söyleyebilirim ama sustainable olmaz. Sürekli zor olur. Çünkü tek başıma yaşıyorum. Dolapta bozulur ve sürekli kargol yayınlısını söyleyeyim falan filan. Nöbetteyim zaten. Zor. Her neyse. Bu da bizi yıldırmıyor. Devam ediyoruz. Çok önemli bir şey söyleyeceğim size. Limon. Mutlaka limon sıkıyorum. Çünkü gerçekten o sebzenin üstüne limon sıktığınız çok yararlı. Niye yararlı? İşe yararlı. Bu da şey gibi oldu. Mantık safsatlarından bir tanesi de uzman görüşü, tamam mı? Appeal to authority. Yani otoriteye olan öykünme, tamam mı? Bu ne oluyor? Mesela ben diyorum ki size, HPV aşısını olun, çok önem ediyorum. Altında bir yazıyor ki, Canan Hoca böyle dedi.

Olmayın dedi. Eee? Niyesini söylemiyorsun? Sen benim dediğimi çürütmüyorsun. Canan Hoca olmayalım dedi diyorsun. İşte bu uzmanlara öykünme, uzman görüşüne ve senin dediğini çürütememe oluyor. Bu da bir mantık safsatası. Tamam mı? Bunu yapmayalım arkadaşlar.

Çünkü bundan çıkar yolu yok. Bu bizi hiçbir yere götürmez. Bu denklemin çözümü yok. Bu önerme yanlış bir önermedir nokta. Her neyse geri geliyorum konuya. C vitamini limonumuzu sıktık. Peki şimdi bir de zevk lazım. Aslında diyette neyi unutuyoruz biliyor musunuz? Zevk almayı. Arkadaşlar diyette zevk alırsak diyet sürdürülebilir, kılınır.

Nasıl zevk alıyoruz? Çıtırtı, patırtı, kıtırtı. Her türlü koyduğunuz bardak, yediğiniz çatal, koyduğunuz tabak, sunumunuz çok önemli. O yüzden ben ne yapıyorum? Bir gurman gibi, gurme değil, gurman. Gurman. Bir gurman gibi o yiyeceğe çıtırtı katıyorum mutlaka. Yani ne olabilir? Salatalık. Ne olabilir? Bazen fıstık. Ne olabilir? Ceviz. Ne olabilir? Rice cake.

Good old rice cake. Bayılıyorum rice cake'e. Çünkü rice cake'in en büyüğü olsa olsa otuz kalori. Otuz kalori ne arkadaşlar? Hiçbir şey. Çok iyi. Ve bana o popcorn'dan da ziyade ekmek tadı veriyor. Ben rice cake'in üzerinde mesela sabahları koy salatalığı, koy zeytini diye yani hatta bak çok güzel bir fikir söyleyeceğim. Burrata cheese ama burrata cheese her zaman yiyemezsiniz. Burrata peynirin diyette biraz kalorili. Burrata değil, lor. Bakın çok güzel söyleyeceğim şimdi.

rice cake koydun üzerine sürülebilir loru böyle sürülebilir loru almayın onlar kalorili ama normal loru protein efsane loru yay üzerine salatalık arkadaşlar şey gibi ya bir de domates koyduk güzel beef domates bu bir cheat yani bu bir cheat gibi ama değil ne yaptık yerine koyduk ekmek yerine ne koyduk Ekmek yerine rice cake koyduk. Herhangi bir kalorili peynir yerine yoğurt koyduk. Ne yedik biz? Ne yedik? Bruschetta. Anlatabiliyor muyum? Olay bu. Şimdi sabah bunu yedik. Öğlene geçiyoruz. Öğlen ne yiyeceğim? Çok belli. Ben aslında en iyi protein, şimdi 50 gram protein alacağım. Nereden alabilirim? Kırmızı et, beyaz et, beyaz et, tavuk ve hindi. En güzeli hindi. En sağlıklısı. Neden? Uzman görüşü yapmıyoruz. Ne yapıyoruz? Gerçekleri konuşuyoruz.

Çünkü arkadaşlar hindinin hormonlarıyla oynanamıyor. Niye oynanamıyor? Çünkü hindinin hormonunu oynarsa hindi hindi olmaktan çıkıyor. Tavuk gibi değil. Tavuk da kandırabiliyorlar bizi. Ama hindi de kandıramıyorlar. O yüzden ben bulabilirsem hindi yiyorum. Ama gelin görün ki Boyabat'ta hindi de yok. Hindi yemek istiyorsam bir hafta önceden kasaba gidiyorum. Kasaba diyorum ki ben hindi yemek istiyorum. Arkadaşım bana kasaptan hindi işte bulur musunuz? Diğer büyük kasaptan. Tamam getirelim diyor. Getiriyor donuk getiriyor.

Ben eve o hindiyi götürüyorum, buzdolabına koyuyorum, yemek istediğim gününe iki gün önce çıkarıyorum ya da bir gün önce. Tavbing yapıyorum, yani duvapta bekletiyorum. Ben şimdi nasıl hindiyi sasli hindi olarak yiyebilirim? Yiyemiyorum. Ne yiyorum? Tavuk. Bir yıl daha hormonlu yiyeyim, ne yapalım? O yüzden de bu yıl biraz daha zor ki de veriyorum. Yapacak bir şey yok bu yıl, ben hormonluyum, tamam mı? GD ol Tuğba. Ama sonraki senelerde böyle yapmayacağım inşallah, tamam mı? Kendi üzerime döneceğim.

Her neyse o yüzden kırmızı eti daha fazla yemeye başladım. Çünkü balık da bulamıyorum. Somon zaten bulamıyorum. Sinop'a gidersem merkeze 45 dakika. Sinop bulamadı Karadeniz somonu. Yani Norveç somonu değil. Hani özür dilerim bana burada faşizm yapacaksanız ama yani Norveç somonu daha güzel. Çünkü çiğ yiyorum arkadaşlar. Whatever. Şimdi öğlen bunu yedik. Ama sadece protein tabii ki ne göz doyurur ne karın doyurur. Önce göz doyacak. Eyes eat first. Yani göz önce yiyecek. Tamam mı?

Ne koyuyorum ben proteinin yanına? Pilav. Nasıl yani? Pilav hani diyet değildi? Arkadaşlar basmati'den yapacağız pilavı. Yani haşlayacağız. Yağ yok. Biraz tuz koyarsınız. Bir de tarçın. Metabolizma için çok güzel bir boost edici. Ama hangi tarçın? Ceylon tarçın. Bulun arkadaşlar. Ceylon diye yazıyor. Ceylon. Tamam mı? Cinnamon. Bulursunuz. Ondan sonra çok güzel. Bir de yanına 50 gram sebze. Mesela hangi sebze? Mantar. Herkes mantarı çok kolay bulur. Alır, iki dakika yapar. Mantarı yaparken size bir trik söyleyeyim. İyice açacaksın altının, tavanın tamam mı? Böyle kızacak o. Sonra mantarları koyacaksın oraya. Mantarların her birinin yüzeyi değecek. Üst üste gelmeyecek. O yüzden tavanızın boyutunu ona göre dikkat ederek seçin. Sonra hiç elletmeyeceksin. Ellemeyeceksin ki o kendi suyunu bıraksın. Suyun da pissin. Merak etmeyin, yapışmıyor. Ki ben yağ bile koymuyorum. Yağ koyacaksam da püskürtüyorum. Sonra siliyorum. Çünkü diyetteyken niye ekstra kalori alayım? Amacım kalori açı oluşturmak.

Tamam mı? Sonra öğlen bunu yedim. Çok güzel doydum. Hakikaten doyuyorsunuz yani. Ama tabii iş yerine bunu götürecekseniz iş yerinde bir ısıtıcı olması lazım. Microwave da olabilir. Mikrodağ da bu arada zararlı değil. Onun için ekstra isterseniz benden makale. Atamam şu an. Sonra atarım. Şu an başka bir konu konuşuyoruz. Ha neyse. Bundan sonraki ikindi öğün. Şimdi ben çok spor yaptığımda dört öğün yiyorum. Çünkü 1400 kalori alıyorum kendim. 1400 kalori de benim için gerçekten baya bir calorie deficit. Kalori deficit oluyor. Açıyor.

Ama eğer spor yapmıyorsam üç önde bana yeter tamam mı? Doyarım. Nöbetleyken de dört övünüyorum ki enerjimden gitmesin hastalığım. Güçlü kuvvetli böyle enerjik çıkayım diye. Arkadaşlar sıkıcı bir diyet olabilir ama ben kendim üçüncü ve dördüncü övünde de benzer yiyorum. Tek fark dördüncü övünde genelde balık yemeye çalışıyorum ve dördüncü övünde pilav yemiyorum. Yani pirinç, basmati falan yemiyorum. Ne yapıyorum?

Daha çok protein alıyorum. 50 değil de 200 gram. Yanına bir de 200 gram sebze yiyorum. Tamam mı? Oh mis. Benim diyetim bu. Ve ben bu diyette arkadaşlar 15 günde tüm aldığım kiloları çok da güzel veriyorum. Ama öyle değil. Zaten ben spor bazım olduğu için benim 15 günde ödemim gidiyor bir anda. Çünkü niye? Kasımın dışına çıkan su derimin altında ya. Bir anda beni şişik gösteriyor. Ooo şiştim yani.

Ben 3-5 gün bu diyeti yapayım. Anında gidiyor yüzümden, oramdan, burnamdan. Bir anda küçük küçülüyorum. Aslında belki tartıda çok bir şey fark etmedi. Ama ne oldu? Pirinç yediğim için ben kasımın dışına çıkan, derimli altındaki su tekrar kasımın içine girdi. Kaslarım şişti. Daha lean, daha böyle ince, daha güzel gözüktüm. Çok basit. Ve bu sürdürülebilir. Bu düzen 1 ay, 2 ay, 3 ay gittin. Arada zaten cheat yapacaksın. Yüzde 80 böyle yersin, yüzde 10 bozarsın. Hiç önemli değil. Baklavamı yiyeceksin. Ye. Başka bir şey mi? Yiyebilirsin ama abartmadan.

Haftada bir. Çünkü vücut denge sever. Ekilli büyüğüm sever. Tamam mı? Ben zaten mesela genelde zayıf bir insan olduğum için... ...istediğim kadar ki ne olur ister oluyorum tuvalete çıkıyorum.

Hepsi gidiyor onlara şükürler olsun. Ama siz zaten kilolu bir insansınız. Yani kilolu bir insan hamburger yediğinde kilo alır. Ama zayıf bir insan kilo almaz. Çünkü onu atar. Vücut istemez. Vücut denge ister. Ne oluyor bana der. Ama sen zayıf da olsan 15 gün hamburger yiyorsun. Çünkü sen de ondan kilo alırsın. Ancak olay bu. Vücudumuzu sağlıklı beslenme dengesine alıştırırsak... ...vücudumuz da bize onu geri öder. Der ki tamam. Sen yaptın. Ben de sana bu kıyamı yapayım. Bir kere yedin. Hiçbir şey olmaz. Merak etme. Ben onu atarım ishal ile falan. Tamam mı?

Konu bu. Oturtup da kendiniz ilaç içmeyeni sorun diye. O zaman da bağırsanız da bozarsınız. Metabolizmanı gider. O da çözüm değil. Şimdi konu anlaşıldıysa bence artık sorulara geçebiliriz. I love you girl. O kadar konuştum ki ara vermeden ben bir su içeyim. Siz de biraz dinleyin. Geliyorum. Bay bay. Doktor Güneş radyo. Ve ilk soruyla başlıyoruz.

Diyet yaparken diğer insanların söylediklerine çok takılıyorum. İnsanlar içerisinde diyet yaparken zorlanıyorum. Bunu nasıl aşabilirim? Çok güzel bir soru. Bu bana da oluyor. Bakın şimdi size örnek vereceğim. Çok iyi anlayacaksınız. Diyet yaparken mesela ben volümal beslenmeyi tercih ediyorum. Çünkü ben gerçekten iştaha fazla olan bir insanım. Ve istiyorum ki o yemek benim mide çeperlerime değsin. Ben doyduğumu hissedeyim. Çünkü ben, yani Grelin'den midir, Leptin'den midir bilemiyorum ama yani hissetmeden tamamen doyamıyorum. Çok yemeği çok seviyorum. O yüzden ne yapıyorum? Salataya abanıyorum, yeşilliğe abanıyorum. Bunlardan fazla yiyorum ki diğerlerinden daha az yiyebileyim. Tamam mı? Kendime öyle bir hak tanıyorum. Karşımdaki de gelip diyor ki, sen ne kadar çok yiyorsun ya. Arkadaşım, benim yediğim tüm bu salata senin elindeki o küçük ekmekten daha az kalorili. Çok konuşma. Ayrıca gelip bana diyorlar ki mesela, ne kadar hızlı yiyorsun.

Yani bunu bana söyleme insanın ne gibi bir yararı oldu? Benim diyetimin ne gibi bir yararı oldu? Sence ben bunu bilmiyor muyum? Ya da ben bunu bilmiyorsam bunu senden mi öğrenmek istiyorum? Eğer ben destek almam gerekiyorsa senden mi destek alacağım? Almayacağım, susun. O yüzden arkadaşlar, insanlar diyetteyken veya değilken, insanların yedikleri hakkında, miktarı hakkında, yeme hızları hakkında, yeme davranışları hakkında yorum yapmayalım, tamam mı? Çünkü gerçekten bu diyetteki o insanın motivasyonunu kırıyor. Özellikle bir kişi kilo aldıysa ona kilo mu aldın? Kilo verdiyse kilo mu verdin? Çünkü belki vermek istemiyor. Ya da kilo mu verdin diyorsun, mutlu olur diye söyledim diyorsun. Belki kilo alındığını, farkında olduğunu düşünmüyordu. Sonra kilo mu verdin deyince ah ben kilo almıştım, bunu insanlar da anlıyor mu dedi. Bilemezsiniz. Belki anoreksiye yaşadı daha öncesinde ve kilo vermekten korkuyor.

Belki sizin ideal kilonuz 10'a göre zayıf, belki sizin ideal kilonuz 10'a göre fazla. İnsanlara asla ve asla kilolar hakkında yorum yapmayalım. Ben mesela anneme dahi yorum yapmıyorum. Çünkü bilmiyor mu? Bilmiyor mu ne olması gerektiğini? Emin olun herkes biliyor. Herkes sizin kadar akıllı. Eğer beslenme konusunda uzman değilseniz, ki uzmansanız bile size hasta veya danışan olarak gelmenecek hakkınız yok. İnsanlara bu baskıyı, bu yeme faşizmini, bunu bırakalım. Çünkü bu sadece insanları yeme bozukluğuna sürüklüyor.

Ki yeme bozukluğu demişken, bence yeme bozukluklarıyla ilgili bir bölüm yapalım. Sadece ona özel, tamam mı? Hem konuşalım, hem ben kendimden de anlatayım. Anılarımı, yaşadıklarımı, bazı şeyleri nasıl aştığımı. Duygusal olarak yemeğe mi verdiğimi, kendimi. Biraz hassas konular ama konuşalım istiyorum. Çünkü bu podcast'ı bunun için yapıyoruz. I love you. Ve şimdi diğer soruya geçiyorum.

Tam diyete giriyorum, bir doğum günü veya özel gün oluyor. Bozuyorum. Bu döngüden nasıl çıkabilirim? Şimdi arkadaşlar, öncelikle özel gün yemeklerini değiştirmemiz gerekiyor. Ne yapacağız? Substitution, yani yerine koyma. Çünkü kodumuz buydu. Ne oluyor? Ben geçen sene, hatırlıyor musunuz? TikTok'ta doğum günümü kutlamıştım. Ve ne yapmıştım? Annem bana çok güzel meyveli pasta değil, meyveden bir pasta yapmıştı. Kat kat çıkmıştı. Karpuz, üzüm, neyse ne varsa, kırmızı meyveler. Ve o kadar güzeldi ki. Ve o kadar zevk aldım ki. Aslında özel günün amacı hep beraber bir şey kutlamak değil mi? Kimse... Hangi özel gün de yediğiniz pastanın tadını hatırlıyorsunuz? Hangi baklavanın tadını hatırlıyorsunuz? Ama ne hatırlıyorsunuz? Mumu yut dediğinizi değil mi? Mumları hatırlıyorsunuz, şeklini hatırlıyorsunuz. Mevzus zaten tadı değil, şekli. O yüzden eğer biz o özel günlerde, o özel ürünlerden, sağlıklı ürünlerden o şekli yaparsak, o mumu yakarsak artık konu kapanmış oluyor.

Herkes çünkü sonuçta kim demez ki kimse ben meyve yemiyorum. Yemiyorsan yeme arkadaşım ne yapabilirim yani. Ama pasta yemeyenler var. Glütenden ötürü kalori defisit yapmaya çalıştığı için ya da kremayı yemiyordur, vegandır. Ama meyve herkes yiyebiliyor değil mi? İşte bence tüm diyetler için ortak bir çözüm bu. Sadece kalori açı oluşturan diyetler için değil. O yüzden özel gün yemeklerini değiştirebiliriz. Ha yapamadık. O kadar gelişemedik. Gelişmek değil tabii şaka yapıyorum.

Yapamadık, tamam ne yapacağız? Yiyeceğiz arkadaşlar. Yemeye de biliriz tabii ki. Şöyle, şunu düşüneceğiz. Bunu yedim diye diyetim bozulmuyor. Ya da bunu yedim diye 15 kilometre koşmama gerek yok. Yedim, metabolizmamı şaşırttım. Metabolizmamı şaşırttığım için zaten daha önce konuştuğumuz gibi sağlıklı da bir insan olduğum için benim vücudum bunu atacak. Sıkıntı yok. Mental olarak okeyim. Ama diyelim ki yemek istemiyoruz. O zaman diyeceğiz ki, arkadaşım bana tarif yapma. Tarif mi o ne? Bakın şimdi ne oluyor? Ben üniversitede okurken geziyordum, hep anlatıyorum. O ara İran'a gitmiştim. Bir süre kaldım İran'da. Ve ne gördüm biliyor musunuz? Bazı şeylerin en ucunu görünce farkına varman daha kolay oluyor.

Aslında biz de yapıyormuşuz ama oraya gidince çok daha iyi anladım. Tarif ne? Mesela misafirliğe gidiyorsunuz ve size bir şey ikram edildi. Ben ne yaparım? Kendi karakterim olarak isterim derim. Yerim, bitiririm. Karşımda kişi ikincisini sorarsa olur derim tekrar. Çünkü istiyorsam istiyorumdur. Ama işte İran'da bu kaba. Tam tersi. Bir ikram ettiğiniz bir şeyi karşı taraftaki kişi reddediyorsa iki üç kere daha reddetmesi lazım ki onu vermeyin. Israr da ısrar, ısrar da ısrar. Tarif bu işte. Gereksiz ısrar. Aslında biz de bunu çok yapıyoruz.

Biz özel bir günde gidiyoruz, diyetimizi bozmak istemiyoruz. Pastaya yerine kahve içiyoruz. Tamam, ice americano. Diyor ki ye de ye, ye de ye, iç de iç. Arkadaşım yemeyeceğim ya, zorlama. Yani ben burada bunu yedim diye benim hem motivasyonum kaybolacak, ben disiplinimden feragat etmiş olacağım. Ne için? Şu iki dakikalık zevk için. Ki bu bana zevk de vermiyor. Ben disiplinle devam etmek istiyorum. Bana zevk veren bu. Bana zevk veren senin buradaki pastayı yemek değil. Ben şu anda buraya geldiğimde pişman oluyorum. E gelmeseydim o zaman.

Başta anlaşma mı yapalım? Yani yemeyeceğim ona göre geliyorum bak. O yüzden insanlara baskı yapmayı bırakalım. İnsanlar ilk başta söyleyebilsin. İnsanlara bir şey istiyor diye görgüsüz demeyelim. İstemiyor diye ısrar etmeyelim. Bence bunu artık normalize edelim. Tamam mı? O yüzden size bu sunduklarım çözüm değilse de bunu yaparak belki baskıyı azaltabiliriz. Ve diğer soruya geçiyorum.

Hangi diyeti yapmak daha etkili? Aralıklı oruç mu? Akdeniz diyeti mi? Ketojenik diyeti mi? Arısta diyeti mi? Şimdi aslında bu ne biliyor musunuz? Şu. Yulaf yersiniz. Yulaf mı? At yiyeceği. Keten tohumu yersiniz. Keten tohumu mu? İşte bağırsakları çiziyor. Arkadaşlar Allah aşkına salam sosu yiyemediğiniz sürece genel olarak her şeyi yiyebilirsiniz. Hiçbir besinli tamam mı? Uf bu çok kötü diye asla suçlamıyoruz. Tek bir besin hiçbir zaman suçlu olamaz. Kilo aldıramaz. Bunu bırakalım. Ama olay ne?

Mümkün olduğunca personalize edip diyetinizi yani size ne iyi geliyorsa bunu açacağım. Unprocessed, işlenmemiş gıda diyeti yapmak. İşlenmemiş gıda ne? İçerisinde maksimum 3-4 bileşen olan şeyler. Şimdi bakıyorum arkasına, çeviriyorum tamam mı paketi, ne yazıyor? Sitrik asit, işte koruyucu, stabilizör, işte emül şey bir şey, emulsifiyer, tamam mı? Olmaz, olmaz. 3-4'ü geçtikten sonra o yiyecek. Artık sizin neyinizi bozuyor? TCA cyclus. Krebs ciklusu, tamam mı? Birkaç tane daha adı var. Tıfta en dert olan şey bu, başımıza bunu ezberlemek.

Ezberliyorsun, tamam bizde hiç kullanmıyorsun yani. Kreps siklosunu ilk kez kullandım, mutluyum. 5-10 kere daha söyleyeceğim. Neyi bozuyor? Kreps siklosunu. Neyi bozuyor? TCA siklosu. Peki bozunca ne oluyor? İşte sonra diyet yapsanız da, 800 kalori alsanız da, kaloridefisitin allığını yapsanız da, öküle veremiyorsunuz. Çünkü niye? I'm sorry ama siz metabolizmanızı bozdunuz. Neyle? İşte işlenmiş gıdaların içindeki o 4. 5. 6. gıdalarla. Tamam mı? İçerenlerle.

O yüzden diyette bunlara cevap vereceğim daha sonra ama... ...sadece aldığımız, yediğimiz şeyler değil, içerikleri de önemli. Kalori açısından değil sadece yani, tamam? Sorunun diğer bir leşenine gelince... ...aralıklı oruç mu, Akdeniz diyeti mi? Arkadaşlar en iyi diyet nedir biliyor musunuz? Yaptığınız diyettir. Çünkü neden? Eğer bir diyet size uygun değilse ve bunu zorluyorsanız... ...demek ki devam edemeyeceksiniz. 3 gün, 5 gün yaptın, 6 gün hepsini geri alırsın. Bunun manası yok. Sen sabah 5'te kalkıyorsan, senin sirka diyen kulakın, sirka diyen saatin... ...saat 5'e göre çalışıyorsa, sen sabah insanıysan... ...senin ben intermittent fasting yapacağım da, 3'te 5'te yiyeceğim de... ...ya niye hayatı kendine zehir ediyorsun ki? Etme zehir. Kalori defisitini, kalori açığını oluştur. Intermittent yapma da günde 4 öğün ye ama az kalorili ye. Bak ben bahsettim nasıl yaptığımı.

Yine de veriliyor yani. O yüzden kendinize hangisi sizin düzeninizde, günlük rutininizde uyabileceği diyet hangisiyse onu yapıyoruz. Tekrar söylüyorum. The best diet is the one that you do. En iyi diyet sizin yaptığınız diyettir. Tamam mı? Bu soruyla cevap olduysa diğer soruya geçiyorum.

Sağlıklı beslenmek için iş yerine evden yemeği götürüyorum. Ama arkamdan ileri geri konuşulduğunu, bunun eziklik gibi vurgulandığını görüyorum. Ne yapacağım? Soruyu okurken güldüm çünkü Exitology'de bununla ilgili bir başlık var. Başlık ne biliyor musunuz? Eve tost yapıp iş yerine getiren varoş kız. Ne? Varoş kız mı? Siz varoş görmemişsiniz.

Arkadaşlar bence evden işe yemek getirmek gerçekten bir kalite göstergesidir. Bir gelişmişlik göstergesidir. Bu insanlar gerçekten abartılmalı diye düşünüyorum. Neden? Çünkü sen iş yerine evden yemek getirmek için dün kalktın, meal prep yaptın, yemeğini hazırladın, o kaplara koydun. Kendine ve sağlığına, fiziğine önem veriyorsun. Sana gerçekten tebrikler. Sana helal olsun. Sen öyle bir insansın yani. Gerçekten bu insanlar kutsanmalıyken siz gelip bunu yazıyorsunuz.

diye düşünüyorum ve ben kendimi çok iyi hissediyorum. Hatta evden işe yemek götürdüğümde bunu insanlara hava ata ata ay ne kadar sağlıklıyım ay bakın evden ben yemek getiriyorum mu abarta abarta anlatan ofisteki gıcık kızım tamam mı hep bunu yapıyorum. Ya bakın işte yemek yemek bu kadar kolay işte formumuz bu kadar kolay diye insanlara baskı yapıyorum ama amacım onları kötü hissettirme şaka şaka. Amacım bunun gerçekten kolay olduğunu göstermek çünkü bana kaldı evet bana kaldı.

Yani siz de böyle yapabilirsiniz, tamam mı? Contra diyoruz biz buna. Ve diğer soru, kalori sayarak kilo verilir mi? Cevap veriyorum, evet verilir. Çünkü kilo verebilmenin tek ve tek yolu, one and only way is to make a calorie deficit, create a calorie deficit. Kalori açığı oluşturmak. Kalori, günlük almanız gereken kalori internetten çok west 2024. Hesaplıyorsunuz.

Sonrasında ondan ne kadar azalacağınızda kendiniz karar verebilirsiniz. Yeterli bilginiz varsa yeterli bilginiz yoksa bir diyeti size sorun. Ne kadar kalori vermem, açığı yapmam gerekiyor. Ben arkadaşlar 1400 kalori olarak bunu hallediyordum. 800 belki falan kalori açığı yapıyordum. Bazen metabolizmden ve harcadığım sporu ekliyorum. Ondan çıkarıyorum kalori açığını. ve bu sayede kilo veriyorum fakat biraz önce bahsettiğim gibi ben o zaman 1400 kalori ben bir whopper menü yiyeyim günde kilo verin verirsin kilo ama ne olur kaç gün verirsin 2 hafta 3 hafta sonra ne olur metabolizmanı bozduğun için hem krepsiklosun bozuldu metabolizmayı bozduğunu vermeye başladın tıkandın tıkanırsın daha fazla veremezsin

Bir de ne olur? Dersin ki, hani ben Victoria's Secret makinenin gözükecektim, niye gözütmüyorum? Arkadaşım sen proteinini, yağını düzgün almadın ki nasıl gözükebilirsin? Kilo verirsin ama sag iyi olursun, böyle yağların sarkar. Kimsenin de bunu istediğini düşünmüyorum. O yüzden kalori bir kilo verdirir, yediklerimizin içeriği de nasıl gözükeceğimizi belli eder, tamam mı? Peki ne kadar protein alıyoruz? Kilom çarpı bir. Ya da bir buçuk. Bunu konuşmuştuk. Bu da anlaşıldıysa diğer soruya geçiyorum.

tartıldığımda moralim bozuluyor bazen az bazen çok çıkıyor hangisi doğru şimdi diyelim ki ben tartılmıyorum ama diyelim ki ben şu anda X kiloyum. Ben 2 litre su içersem kaç kilo olurum? X artı 2. E ben kilo mu aldım şimdi? Konu bu kadar basit arkadaşlar. O yüzden ben tartılmıyorum. Çünkü ben kaslı bir insanım. Kas yağdan daha fazla geliyor. Yani o resmi herkes gördü. Hepimiz ona aşinayız. 1 kilo kasla 1 kilo yağın hacimsel olarak farkını. O yüzden ben niye tartılıp kendimi bozayım? Ne yapıyorum biliyor musunuz? Bence en güzel ölçü kıyafet. Ben diyete başlayacağımız zaman kollarımı sıkan, vücuduma daygılan, papamdan geçmeyen pantolonları giyiyorum.

Ve kilo verdiğimi hissettiğimde onu tekrar giriyorum. Bakıyorum geçmiş bravo kız diyorum. Devam et. O kadar basit yani. Tatile çıkıp niye kendim moralimi bozayım? Çünkü kas yaptıkça kaslar sıkılışa sıkılışa yağlar eriyor, kilon artıyor. Hatta body decomposition diye bir tür var. Yani kasları arttırmak, yağı azaltmak. Bu en zor aslında. Hani bulk veya clean kat yapmıyorsun. Bunu sporcular anlıyor. Gerisi anlaması çok önemli değil. Bir sonraki bölümde spor konuşuruz. Orada anlatırım bunları. Tamam mı? Ve bu body decomposition da kilon değişmiyor yani. Tamam mı? Genel olarak.

Ama ne oluyor, inceliyorsun. Herkes diyor ki ne kadar kilo vermişsin demememiz gerektiğine rağmen. Nasıl çünkü ben body composition yaptım babe diyorsun. O yüzden tartıya bakmıyorum. Ödemli olduğum günler, renkli olduğum günler, bir gün önce karbonat dediğim günler, stresli olduğum günler, yol gittiğim günler, ayakta durduğum günler daha çok çıkarım. Bunlar çok normal. Bunları oturup üzerine obsess over mu edeceğiz yani? Yapmayacağız, tamam.

Bu kadar basit. Tartılmıyorum. İsterseniz tartılmayın. Tart yerine ayna, kıyafetler, bu gibi farklı aletleri, farklı yöntemleri kullanabilirsiniz. Şimdi içeride kaldığınız için Instagram'da güzelce gösteremedim. Ben olmadığım süreç içerisinde diyetime devam ettim. Sporu çok yapamadım. Doğruyu söyleyeceğim. Ama diyetimi çok güzel uyguladım. Ve bu mindsete girdiğim için de gerçekten canım bir şey çekmiyor. Babamla beraber yoldan geldik. Beni çok tease etti, tahrik etti. Yanımda çok güzel şey yemedim arkadaşlar.

Gittiğimiz restoranda, yolda böyle çok güzel olur ya, tost most canını çeker yani. Çorba içtim. Çünkü bir çorba kaç kalori olabilir ki? Ama çorba deyip geçmeyin, görünmez kaloriler var normalde. Çünkü o çorbanın içine hangi yağı kullanıyor, margarin mi kullanıyor, tereyağı mı yani bilemiyoruz. Ve ne kadar kullandığı unu, suyu, terbiyesi falan. O yüzden hiçbir şey masum değil, bunlara dikkat edelim. Ama benim başka çarem yoktu.

Çarem yokken de oturup da ağlamadım yani açım diye. Bunu yedim, bir de muzu aldım, onu yedim. Tamam bitti. Neyse ben bir süre daha, en az bir ay, iki aylık biliyorum bir süre var ama en az bir ay böyle devam edeceğim. Diğer bir ay da konuşuruz benim durumuma göre. Siz de benim nasıl gittiğimi İnstagram'dan takip edebilirsiniz. Hep beraber bu diyete devam ederiz. Spor konusunda da bir sonraki veya ondan sonraki bölüm konuşuruz diyorum. Sizi çok seviyorum. İçeride miyiz arkadaşlar? Love you! Bye!

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)