
2.666 kelime · ~13 dk okuma
Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.
Öyle bir vakti yüzüme giderken yaralı yaralı, ben ömrümde bu kadar kırılmamışım. Petit, Petit, Petit. Efendim abi? Araya girdim ama özür dilerim. Tabii ki lütfen. Aynur Aydın'ı tanıyor musun? Yok Sametciğim tanımıyorum. Kim oluyormuş kendileri? Bir açıklama yapmışlar mı? Ben de tanımıyordum ama bir açıklama yapmış. Onu okuyunca ben tanımış kadar oldum kendisini. Önce ben açıklamasını mı paylaşayım yoksa kimmiş, kimin nesiymiş, ona mı bakalım, nasıl bir yol izleyelim yani? Lafa mı bakalım, kimliğe mi? Abi bence önce açıklamaya bakalım, açıklama mı diye. Sonra Aynur Hanım'ın şahsi yaşantısına bakalım, bu açıklamanın hakkını hayatı boyunca verebilmiş mi diye. Senin için de uygunsa tabii. Hemen onun demecine geçiyorum o zaman. Şöyle bir şey demiş, kar aslında yazın yağmalı, güneş de kışın açmalı. Böylelikle yazın insanlar serinler, kışın da ısınır. Çok iyi be. Böyle bir şey demiş kendisi. Ben böyle bir demec gördüğümde, çünkü başı yok, sonu yok, bunu nerede demiş bilmiyoruz ya, ben bağlama bakmak istiyorum. Sen bağlam seviyorsun. Ben bağlamcıyım. Sen önce bir bağlama bir gözün gidiyor, sonra geri kalana bakıyorsun. Önce bağlamlara bakarım, bağlam mı diye, ondan sonra tüm demece bakarım. Kalite.
Doğru olan şey bu çünkü bunu nerede demiş, saat kaçta demiş, kime söylemiş, yakın arkadaşına mı, onu söylerken aç mıymış, bunlar çok önemli. Çünkü şundan çok korkuyorum, yarın öbür gün bir haber sitesinde şöyle bir şey görebiliriz, Samet Karadeniz, iki nokta üst üste, üniversiteler şer yuvası. Ben böyle bir haber gördüğümde şunu da diyemem yani, ben bunu asla söylemedim de diyemem çünkü 30 bölümdür bir şeyler kaydediyoruz, ne söylediğimi bir hatırlamıyorum ben yani. Bak şu konuda çok haklısın. Ünlü flört bilimci Kenan Doğulu'nun çok sevdiğim bir cümlesi var. Şöyle diyor. Ne dediğin değil, nasıl dediğin olay. Aslında orada da seninkine benzer bir kontekst vurgusu var. Bağlam gerçekten önemli. Ama Samet şu konuda kendine yüklenmemelisin. Türkiye'de içerikçilerin neredeyse hepsi uyanır uyanmaz ayna karşısında kendileriyle konuşuyorlar. Bunu biliyor muydun? Aynanın karşısına geçiyorlar ve kendilerine sarılık bir vaziyette şu cümleleri kuruyorlar. Kimse seni incitemez. Bu hayatta kimsenin seni üzmesine izin vermeyeceğim. Sen var ya sen muhteşemsin. Hatta şey diyen biri de vardı videoda gördüm. Sarılmış kendisine aynaya bakıyor abi. Bebeğim benim sarıl bana. Böyle deli saçma şeyler varken sen bir gün sinirle mesela yatağın solundan kalkmışsın, üniversitelerin şar yuvası olduğunu iddia etmişsin. Ne var ki bunda? Ben hiçbir söylediğimin arkasında değilim ama sadece bu konu özelinde değil. Hiçbir söylediğimi ben savunmuyorum, ne söylediğimi de hatırlamıyorum, arkasında durmak da istemiyorum. Ben bir başkasıdır. Nasıl ya? Ben böyle felsefi bir lafla son vermek istiyorum. Senin mi bu laf?
Benim de demek istemem ama mesela bu demecimin de arkasında durmam öyle bir insanım ben. Yalnız Samet Aynura'nın haklı bu arada çünkü kendince bir takım doğa olaylarını nötürlemeye çalışıyor. İşte kışında az üşümek istiyor, yazında az bunalmak istiyor. O güzel, narin vücudunu... ekstrem doğa olaylarından sakınmaya çalışıyor. Bunda bir şey yok. Asıl Mehmet Şimşek ne demiş ya? Hani gazetenin daha öncelikli sayfalarında neler yazıyor Samet? Aynur Hanım'a gelene kadar eminim bir sürü şey olmuştur. Gerçi biz podcast dünyasının çöp balığı olduğumuz için
Bizim olayımız daha çok Melis Sezen, işte Aynur Aydın, Dilan Çiçek. Biz böyle şey, akvaryuma yapışmış, böyle önemsiz, böyle boka benzer gündemleri yemek suretiyle yeniden işleyen, yeniden bir artı değer yaratan bir podcastiz tabii ki. Dolayısıyla da ekonomide, maliyede ne olmuş o kadar da yok, değil mi? Yok yok, bizlik değil, hiç değil. Tamam yani biz anladığım kadarıyla oralarda yokmuşuz. Yokuş. Sen devam edebilirsin abi. Yokuş dedim yalnızlıkla. Yalnızlıkla dedim yanlışlıkla. Bugün yanımda Tuna Kiremitçi var ve yalnızlıkla diyor yanlışlıkla. Sendeyiz Tuna Kiremitçi.
Anonim çöp balığı oturum açtı. Gerçekten çok güzel söyledin Fethi. Biz o diğer ekonomi politik haberlerinden kaçmak amacıyla buradayız. Teneffüs. Teneffüs. Biz size nefes olmaya geldik hakikaten. O diğer haberleri de artık yani bir zahmet Nevşin Mengü baksın, Cüneyt Özdemir baksın, artık Hakan Ural mı bakıyor, kim bakıyorsa artık bunları da onlara devredelim istiyorum. Yani kusura bakmazsın değil mi Fethi? Yok Sametciğim, hiç mesele değil.
Çünkü bu da en az diğer haberler kadar haber. Bence devam edelim. Aynur Hanım'ın açıklaması bana bir şey hatırlattı. Onu anlatmadan geçemeyeceğim. Yine bu çok ünlü simalardan birinin termos hikayesi vardı. Bilir misin Samet? Ya Özcan Deniz'di, ya Ali Şan'dı ya da Billy Ailish'ti hatırlamıyorum. Şöyle bir cümleydi. Ya şu hayatta her şeyi anlıyorum da termos içindekinin sıcak ya da soğuk olduğunu nasıl anlıyor? Hayret ediyorum gibi bir açıklama yapmıştı.
Ve ünlü camiasında gördüğün gibi bilimsizlik kol geziyor. Değişen hiçbir şey yok. Yani termosta akıl aramakla meteorolojik değerleri nötrlemek aynı bilimsizlik, aynı şahanelik. O yüzden bence ilerleyen zamanlarda da buna tanıklık edeceğiz. Yine de şey çok tuhaf değil mi Samet? Mesela termosu şu şekilde düşünürken hayal etmek. Bu galiba sıcak. İyisi mi? Ben bunu soğutmayayım.
Bu baya soğuk ben bunu ısıtmayayım. İnanılmaz. Bilinçaltını Pixar yönetiyor gibi. Evet evet galiba bilim kurgu. Bilimsizlik derken sıfır değil. Bilim kurgu boyutunda. Bu arada termos demişken ben de çocukluğumdan bir sayfa açmak istiyorum. Ben de şunu tam anlayamazdım.
Hani sınırda askerler sınırı koruyor ya, sınırın hangi tarafı koruduğunu nereden biliyorlar gibi öyle bir soru var. Bu benim bilinçaltımdan ufak bir yapraktı. Ben Aynur Aydın'a döneyim. Ben Aynur Aydın'a kesinlikle katılıyorum. Sonuna kadar katılıyorum. Şu an mesela şu podcast'ı kaydettiğimiz ortamda bir kar yağsın serinleyelim istemiyor muyuz? İçimizden bu geçmiyor mu? Bunları biz dillendirmedik, Aynur Hanım dillendirdi diye bu kadar üstüne gitmek neden? Samet öyle güzel anlatıyorsun ki birazdan yetmez ama Aynur Aydın benzeri afişler asacakmışsın gibi. Hani Aynur Hanım'ın dedikleri doğru, üstelik yetmiyor. Bunları Aynur Hanım dillendirdi diye günah keçisi o mu oldu? Kardeşim ne yapmış bu Aynur Aydın? Ne yapmış? Adam mı vurmuş? Hırsızlık mı yapmış? Ne yapsın bu kadın? Samet bu arada bir şey söyleyeceğim. Askerler dedin, sınır dedin. Askerler sınırın bir tarafını koruyunca sınırın öbür yanı da otomatik olarak korunmuş olmuyor mu? Neyse ya, savaş uzmanında olmayı vereyim. Ne olacak yani? Zaten bir sürü işimiz uğraşımız var şu an. Abi bir şey soracağım. Kim Aynur Aydın? Tamam, yazı kışı o kadar sevmeyen biri. Bunu öğrendik. Bu konuda bir takım sistemleri var. Bir takım doğa olaylarının yerlerini değiştirerek şık bir kontrast yakalamaya çalışıyor. Okey, güzel. Kabul edilebilir. Fakat kim bu Aynur Aydın? Ben senin için araştırırım değerli kardeşim. Sen o güzel internetini hiç bunlara harcama. Ben şimdi açıp okuyorum.
Aynur Aydın kimdir? Evli mi? Evli mi? Burcu ne? Boyu kaç? Boyu kaç? Aynur Aydın ayak numarası enter. Delek delek delek. Geçmişi sil geçmişi sil. Türk şarkıcı ve şarkı yazarı. Aynur Aydın geliyor sevgili izleyenler. Seversin. Hem kendisi Türk hem de şarkıları. Ben buradan bunu anlıyorum. Bu bilgiyle herhangi bir sorunun yoksa ben devam edeceğim. Türk şarkıcı. Türk. Türk, evet. Bunu biliyorsun. Bundan sonra devam ediyorum. Yüzde yüz. Yüzde yüz Türk. Almanya'da sürpriz adlı bir gruba katılıp müzikal tecrübeler kazanmış. Fethi bak, biz on senedir bir şekilde müzik yapıyoruz. Bizim hayatımız niye böyle ifade edilmiyor?
Bizim hakkımızda neden bir yerde şöyle yazılmıyor yani? Sinarit Baba ile müzikal tecrübeler kazandılar. Biz niye kazanamadık bunu? Biz niye ırgat gibi çalıyoruz? Oğlunuz ne iş yapıyor? Çalıyor işte bu işler. Gıy gıy. Uğraşıyor ya. Bir grubu var. Çalgı çengi. Yağmur yağdı eyvallah dedik çünkü. Kar yağdı şahane dedik çünkü. Güneş açtı okey böyle güzel dedik çünkü.
O kadar da alıp veremediğimiz olmadı doğa olaylarıyla açıkçası. Tanıştık, grup kurduk, besteler yaptık. Belki de Aynur Aydın kadar zorlamadık bu hayatı. Mesela dikkat ettiysen Almanya'da Sürpriz diye bir grupta çalmadık. Şu ana kadar Sürpriz diye bir grupta çalmış olsaydım,
Eminim ki ben de bugün kar, yağmur, güneş hakkında konuşurdum. Fakat ben şansımı daha çok Ankara çıkışlı alternatif rock soundunda aradım. Hikaye anlatıcılığında aradım. Yine olsa yine aynısını yaparım. Ama yani bilmiyorum, saf ırk kalmadı. O yüzden Aynur Aydın'ın da şarkılarında tam Türk olduğuna emin olamadım. Burada beyan esas. Türküm diyorsa Türktür. Ben öyle kabul ettim şu an. Türküm diyorsa Türk'tür herkes. Şimdi karşıma bir haber çıktı Sametciğim. Başlığı şöyle. Aynur Aydın 20 kedili lüks evinin kapılarını açtı. Kediler kaçabilir. Doğru. Doğru. Abi anladığım kadarıyla Aynur Hanım 20 kedili bir ev satın aldı. Sims'teki gibi. Ev kendinden kedili bu arada. 20 kedili lüks ev kendini sosyal ve biyolojik olarak yeniden üretebiliyor.
sudur, kumdur, mamadır, sevgidir, taraktır, malttır. Bunlar otomatik sistem. Ev kendini güncelliyor. Aynur Hanım'a da bu müthiş villanın kapılarını açmak düşüyor. Doğru mu anlamışım? Bence kesinlikle doğru anladın. Burada villadaki kedi sayısı benim dikkatimi çekti. Yani bir şeyi mi temsil ediyor acaba diye. Hani 5 yıldızlı otel gibi. Ne bileyim işte mavi flamalı bayraklı plaj gibi öyle bir şey mi acaba? Bir şey temsil mi ediyor diye. Çünkü ben bak yine bir şey okuyoruz.
Bu kesin benim bilmediğim başka bir anlama geliyor diye ben onu düşünmekten bu okuduğumu da anlayamıyorum. Ben gerçekten çok bunaldım. Bir de hava da çok sıcak. Neyse devam ediyorum. Bak 10 sene çaldık. Bir müzikal tecrübe kazanamadık. O yüzden bilmiyorum bence. Ben sana demiştim ama kazanalım demiştim o tecrübeyi söylemiştim. Sen beni dinlemedin. Ben şey dedim 10 sene boyunca çalalım hiç kazanmayalım hiçbir şey de öğrenmeyelim dedim. İhtiyacımız oldu, yok elimizde tecrübe yok. Bilmiyorum ki abi, ben yaşadığım bütün evlerde sahiplendiğim kedilerle birlikte yaşadım. Ev değiştireceğim zaman da doğal olarak yanıma aldım. Hani kedilerimi yeni eve götürdüm kendimle beraber. Yodiş mesela en az 3 ev gördü. Peki Aynur Hanım bu 20 kedili lüks evden taşınırken kedileri yanında götürecek mi? Bu ilk senaryo. İkinci senaryo, ev 20 kedili ev olmaya devam edecek, Aynur Hanım gidecek.
Buruk bir Erol Evgin şarkısı gibi. Terk edecek evi. Ama üçüncü senaryo, bu 20 kediden birini çok beğenecek Aynur Hanım ve villa 19 kedili villa olacak. Tek kedili Aynur Hanım bu evden çıkmış olacak. Bu çok acımasız. Umarım böyle olmaz bu iş yani. Böyle olursa çok kötü. Güzel bir mantık sorusuydu. Bir Aynur Hanım bir kediyi bir villaya 7 dakikada sokuyorsa,
Hayde nöyre kardeşim. Fethi ben seni tanıyorum. İlla ki bak bu konuyla da alakalı böyle çözüme yönelik bazı fikirlerin, bir adımların bir şey vardır. Yani yok mu bir önerin buna, bir çözüm önerin yok mu? Şimdi Samet, bence toplanabiliyorsa öldürmeye gerek yok. Çünkü bu tartışma öldür ya da yaşat tartışması değil aslında.
Burada olay kontrolü sağlamak. Doğum konusunda kontrol sağlamak. Hani ürecekler mi üremeyecekler mi? Ama şu gün yaratılan sanal tartışmaya baktığımda konu genelde öldürmek ya da yaşatmak dikotomisinde ilerliyor ki bence bu suni bir gündem, yapay bir gündem.
Neden kısırlaştırmıyoruz? Madem sen öldürmek için topluyorsun neden kısırlaştırmıyorsun bunları? Popçulardan mı bahsediyorsun? Yani Sametciğim bir albüm yapıp ortalıktan yok olan bir sürü popçu var. En azından kontrol altına alınsın. Yeni bir albüm yapmayı düşünüyor mu düşünmüyor mu bu öğrenilsin. İş kur kaydı yapılsın ya. İşverenlerle popçu işçiler tanıştırılsın, kısırlaştırılsın. Belki başka bir sektörde daha çok işimize yarar. Burada ana meselemiz yaşaması mı yoksa üremesi mi? Kamuoyunda ben, dediğim gibi üresin üremesin denkleminde bir tartışma görüyorum. Aradan çıksıncı bir yaklaşım var popçular konusunda. Şu an sana 30 insan sayarım. 90'lı yıllarda tek albüm yapmış ve sonra yok olup gitmiş. Yok olup gitmiş. Yok olup...
Üresindi, üremesindi derken benim aklıma şu geldi, Sibel Üresin diye bir yaşam koçu vardı. İsmi böyle Temenni gibiydi. Benim de öyle bir anda aklıma geldi, burada bahsettim. Başka bir yerde bahsedebiliyor muyum bunlardan? Yapamazsın. Yapamam, o yüzden burada bahsetmek istemiyorum. İsmi Temenni gibi olan insanlar var, Sibel Üresin gibi, Burhan Öçal gibi, Parla Şenol gibi var bunlar. Başıboş Popçuları sahiplendirelim projesi için ben
Change.org'a bir ilan açtım abi. Sen konuşurken bunları yaptım. Ona birkaç kez tıklayabilirsen ben çok memnun olacağım. Samet Karadeniz 20 tıklık Change.org linkinin kapılarını sizler için açıyor. Sibel üresin madem bir yaşam koçu o halde üresin abi. Çünkü yaşam koçu lazım, öncelikli bir alan bu. İnsanlar sabah kalktıkları zaman ne bileyim banyoya gittikleri zaman aynayla ne konuşacaklar Samet? Aynada kendilerine sarılırlarken ne söyleyecekler? Birilerinin bu metinleri yazması gerekiyor, birilerinin bu videoları çekmesi gerekiyor. Ben buna bir ek yapmak istiyorum. Bence yaşam koçu tutamayacak durumda olanlar varsa onlara da baro. bir yaşam koçu atasın uygulama üstünden. Çok zor değil bunu yapmak. Çünkü diğer türlü çifte standart oluyor. Yani eğer yaşam bir savaşsa, yaşamak bir davaysa eğer, bir suçsa, bir cezaysa yaşamak... Parası olan yaşam koçlarıyla ve hayatın tüm hayatî boşluklarını falan bilerek, bularak kendini savunsun. Fakir fukarada bir yaşam koçu bile görmeden siyanüre talim. Yok böyle. Gördün mü? Böyle olmaz. Böyle, ben buna karşıyım. Bence böyle olmamalı. Bu da benim şahsi fikrim.
Samet haklısın. Bence bu tarz kolektif delirmelerin ve yaşam koçu gerekliliklerinin kökü alım gücü eşitsizliğine dayanıyor. Buradaki olay sınıfsal. Bir yerde 22 deli lüks villalar, diğer yerde sokak köpeklerinin Burger King atıklarını kemirmeye çalıştığı çöp kenarları. ve onları gören hüzünlü, kibrit kutusu hacminde balkonlar. Ya ne bileyim, yazın kar yağdırmak yerine ya da kışın güneş açtırmak yerine alım gücünü mü dengelesek? Emeği doğru mu ücretlendirsek? Ya bence çok daha hayırlı bir işe vesile olmuş oluruz diye düşünüyorum. Bu böyle yaşanmaz çünkü. Bak Samet, sana çok beylik bir Fethi Yıldırım cümlesiyle geleyim mi? Hadi bakalım. Özlemişsindir. Çok özledim. Patlatıyorum. Hadi bakalım.
Bu şey bu şekilde devam edemez. Ediyor gibi gözükür, oluyor gibi durur ama çoktan bitmiştir o şey. Geriye kalan bir avuç yaşam koçu, birçok tarot falcısı ve keder olur. Bitiş, marşını böyle besteler Samet. Hiçbir zaman ben bittim demez. Sen anlarsın onun bittiğini. Ve bunun bir takım sinyalleri vardır. Sibel üresinde bu sinyallerden biridir. Kendi meşrebince, kendi kabiliyetlerince.
Bu arada sen konuşurken ben seni dinlemek yerine Change.org'a bir ilan daha açtım. Bu böyle hakikaten insan bırakamıyor bir başladı mı. Sibel Üresin diye bir ilan daha açtım. Ona da artık tıklamak isteyen tıklayabilir, baksınlar. Neyse. Senin ev kaç kedili çöp ev Fethi?
Benim evim iki kedili ortalama bir ev abi. Kendinden ısıtmasız. Kumları da ben değiştiriyorum. Sıfır otomasyon. Suyu ben koyuyorum, ben seviyorum. Her şey bende yani. İstersen bir gün kapılarını senin için açabilirim. Teşekkür ediyorum. Ben senin evinin içini hiç merak etmiyorum kardeşim. Ben o evlerden çok gördüm bu hayatım boyunca. Benim aklım lüks kedilerle dolu villada.
20 kedili lüksev nerede satılıyor? Ben şu an bunu merak ediyorum. Hiç böyle bir ilan görmüyorum. Bunları Yusuf Güney mi satıyor bunlara böyle özel partilerde falan? Bana bunu söyleyin. Bu ilanlar nerede? Sametciğim ortada bir ilan yoksa biz koyarız. Ortada bir reklam yoksa biz çekeriz. Ortada bir metin yoksa biz yazarız. Nedir yani? Elimizin kiri. Aşk olsun ayrıca.
Kedileri sevmesine seviyorsunuz ama kumu temizlemek için fazla special birisiniz. Kedileri TikTok'ta görüp çok beğendiniz ama dokanmak konusunda sıkıntılar mı yaşıyorsunuz? Sevgilinize mezuniyet hediyesi olarak bir canlı hediye etmek istiyorsunuz ama kumu tüyü dert mi oluyor? Fakirler gibi elinizle kedi sevmek gücünüze mi gidiyor? Kedi bakmadan kedi bakmanın yolunu mu arıyorsunuz?
En nizih yerleşkesinde 20 kedili villa. Villa, villa, villa. Kendinden kedili villa. 1 değil, 3 değil. Tam 20 kedili lüks villalar silsilesi. Keşfetinizde çıkanların tıpkısı. Çok bakımlı ve kendine yetebilen kedilerle tarifsiz bir deneyim yaşayın. Zenginlere özel, çok özel, öpözel eğitilmiş kedilerle benzersiz bir hayat. Siz bakmayı değil bakılmayı hak eden orta üst gelirli bir beyaz yakasınız.
Elbette kum temizlemeyecek, su tazelemeyecek. Bunları yapmayacaksınız. Saçmalamayın. Kedi boku mu? O da ne? Boka kuma son. Kedi Cenneti villasında hiç kedi boku görmeden kedi bakabilirsiniz. Kedi Cenneti villası. Siz odanızdan balkondaki havuzu izlerken arada bir beliren kediler. Farz edin ki yaşamıyorlar, hiç derttasa olmayacak. Kedi cenneti villası. İstediğiniz renkte, istediğiniz huyda kediler. Sevmediğiniz kedileri kaydırabilirsiniz. Yanınıza gelsin, başını sevin ve gitsin. Sonrası sizi değil onu bağlasın. Siz bunu hak ediyorsunuz.
Siz mi kedisiniz onlar mı kedi biz bilemedik biz şaşırdık. 20 kedili lüks villa. Size özel, sizin için, size yaraşır. Siz var ya siz, efsane bambaşka, benzersiz bir şeysiniz siz. İngilizceye olan hakimiyetiniz olsun, efendiliğiniz olsun. İstediğiniz zaman mouse ile sürükleyip sokağa fırlatabileceğiniz dokunmatik kedi deneyimi için hemen arayın! Kara Kedi Nerede Ağaca Çıktı gibi fakir eğlencelerine konu olmamış en özel kedilerle en özel deneyimlere hazır mısınız?
Üstelik göz renkleri tam da sevgilinizin istediği gibi. Yani kahverengi değil, daha değişik. Tekir kedilerin ülkesinde savaştığı, bu ülkeye yalnızca saç ektirmek için geldiği, müthiş ötesi, efsane bir deneyim için bizimle irtibat kurun. Güzel olan hiçbir canlının olduk olmadık sıçmadığı, yerli yersiz susamadığı, acıkmadığı müthiş bir deneyime davetlisiniz. Kedi cenneti villaları. Siz bunu hak ettiniz. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.