Podcast

Giorgia Meloni, Jessica May ve Halkımız Hk.

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Samet ve Fethi bu bölümde Merkür Retrosu’na at gibi girip it gibi çıkacak burçları açımlarken, minik devlet başkanlarının boy bilgilerinin ve yabancı ünlülerin aniden Türk oluşunun haber değerini ölçüyor. Tüm bunlar olurken arama motoruna halkımız yazarak, görsel sonuçları şaşkınlıkla karşılıyorlar.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.617 kelime · ~13 dk okuma

Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.

Bu yaz Mercury Retros'un da at gibi gelip it gibi gidecek burçları açıklıyorum. Kova mı abi? Yok yok Başak mı? Aman ne bileyim abi ya. Öyle sansasyonel bir giriş olsun dedim. Bir süredir arkamızdan sallıyorlar Samet. Bunlar kağıttan okuyor, çok heyecansız falan. Şov bir giriş yapmak istedim, dikkatleri üzerimize çekmek için. Ben bir yanlışı düzelteyim istersen. Kağıt mı kaldı? Böyle bir cevap vereyim yani. Yok hierogliften okuyorlar artık yani. Bu eleştirinin çok çağ dışı olduğunu söylememe gerek yok diye düşünüyorum. Hiç muhasır değil. Ve bundan sonra lütfen çağ içi yorumlar yapın. Çağ dışı yorumlar yapmayın. Bakın, Samet abiniz kızıyor. Dikkat edin bunlara. Te Allah'ım ya! Allah Allah ya! Dur bir dakika abi, tam kızamadım. Çünkü okumam lazım önce. Önce kağıda bakayım, nasıl kızacağımı öğreneyim. Ondan sonra yapayım. Bir dakika, kağıttan okuyayım şimdi. Te Allah'ım yahu!

Samet bu arada ben herhangi bir şeyi kağıttan okuyalı sanırım 6-7 ay oluyor. 6-7 aydır hiç kağıda bakmadım. 6-7 ay önce tebligat mı geldi, celp mi geldi? Yeni celp caydırır, çoğu zaman ağlatır, gelen gideni aratır. Celp kağıdı buna derler, güzelim aklını başından alır.

Transkriptin tamamını oku

Celbimin orta yerinde bu nasıl bir cumhuriyettir? Celbden celbe bir yol varsa bu aşktır elbet! Celbden celbe bir yol vardır görünmez Koyülden koyüne gider yar oy yar ey yar vay yar ey yar Bana celbi veren sendin Sonra dönüp giden sendin Tezkeremiz ayrı derdin Bu er seni unutur mu? Araya girenleri, el sürenleri ben unutsam celp unutmaz Hatırladığım kadarıyla Türk popu böyle de. Sabaha kadar devam edelim mi böyle karşılıklı? Olur. Olur abi. Sınav kağıdı doldurmaya çalışan öğrenci gibi. Şahane olur. Öyle bölümün sonunu getirelim. Bana uyar bu arada. Ben çok keyif alırım. Bir haber falan yok mu? Kuruduk kaldık. İlginç haberler yok mu? Oralardan bir bak. Önündeki hierogliflere, tabletlere, bir şeylere bak. Oralarda olması lazım. Meloni'nin boyuyla alay eden gazeteciye 5000 Euro'luk ceza. Tam anlayamadım. Meloni'nin uzama hormonu mu? Tam çözemedim ben. Yani anlaşılan o ki Sametciğim uzama hormonu değil, aksine kendisi tam da bunun mağduriyetini yaşıyor gibi. Aynen aktarıyorum. İtalyan mahkemesi sosyal medyada boyuyla dalga geçen bir gazetecinin İtalya Başbakanı Giorgio Meloni'ye 5000 Euro tazminat ödemesine karar verdi. Meloni daha önce de boyuyla ilgili şaka yapan başka bir gazeteciye daha dava açmıştı. Meloni'nin boyu çeşitli medya sitelerinde 1,58 ile 1,63 metre arasında gösteriliyor mu?

Abi bir insanın boyu gayet nesnel bir değer değil midir yani net bir değerdir boyu yani çeşitli medya platformlarında bu nasıl farklı gösterilebilir ki? Hani bir insanın boyu şu ile şu değer arasında gösterilen bir şey olamaz. Net bir karşılığı vardır abi bu, ne bileyim, NTV'nin 1.71 dediği, Halk TV'nin 1.77 dediği bir boy değerlendirmesi olabilir mi? Hani bu noktada aklıma şöyle bir şey geliyor, Meloni'yle ideolojik paralellik taşıyan medya siteleri kadını daha uzun gösterme derdinde olabilir mi acaba? Olabilir, olabilir. Yani insan sevdiğini daha uzun biriymiş gibi göstermeye çalışır ya, nereden baksan saçma yani. Mesela benim annem arada beni şey diye severdi, fidan boylum falan.

Ne derdim? Saçmalama, adaçayı. Maksimum adaçayı, lütfen. Çok seviyorsun ama bazen böyle olabiliyor. Ama saçma nereden baksın? 5 santimlik bir esneme payı bırakmışlar bence, olabilir. Ne bu abi, depre metüdü mü?

İnsan bedeni ya bu olası bir afetle nasıl şekil alacağını tartışamayız ki yani 5 cm esnar şöyle böyle olamaz böyle bir şey. Fethi belli ki kadın kendini uzun hissediyor. Ben bu durumda beyanın esas alınması taraftarıyım bu arada. Bana 158 dayatması bu kadına. Erkek egemen bir dilin nesnellik çatısı altında bir türlü bilişsel norm dayatma inşası gibi geliyor. Bak bu cümleyi bir daha da kuramam. Bir daha da kuramam. Şu an sadece peş peşe geldi. Bir daha da aynısı gelmez yani. Dikkat ettiysen tamlamayı giderek uzattım ki haklı olayım. Ben böyle bir insanım. Ben bu tip durumlarda kısa ve net olan hiç kimsenin haklı çıktığını görmedim çünkü. Kaldı ki buradaki kısalık da tartışmaya açık. Ben teşekkür ederim. Ben biraz sigara içeceğim.

Samet, dilin nesnellik çatısı altında bir tür bilissel norm dayatma inşası ne demek? Abi onu yeni mezun birine çevirtti de yayın evi ondan öyle oldu ya kusura bakma. Senin beynini köpükle yıkamışlar kardeşim. Benzin istasyonlarında bozuk para atıp tazlikli suyla yıkamışlar kardeşim senin beynini. Bu kadının bir boyu var, bunun da nesnel bir karşılığı var. Atıyorum 1,58.

Bu bir değer mesela. Bu kadın ne 1.57 ne de 1.59. Bu kadın 1.58 bir kadın iken dilin nesnellik çatısı altında bir tür bilissel non dayatma inşası bana biraz palavra gibi geldi kardeşim. Sıkma gibi geldi. Ben sizi dinledim, katılmıyorum. 16. dalga feminist bir sözlük gibi geldi bana. Neyse.

o boyu ölçen kanlı mezuralarınızla da hesaplaşacağız. Bak, kısaların siniri bir başkadır Fethiciğim, bilirsin. Kısaların siniri başkadır. Bir de kısalığını kabul etmeyen kısaların öfkesi, öf! Bak, o fena. Bence biraz korkulsun bundan. Ya şöyle olabilir, kadın uzumdur ama yükseleni kısadır. Ne bileyim, tam tersi ya da adam uzumdur ama ilgili Equinox'a göre o yaz Merkür Retus falan 7-8 santim kısa gösterir. Hani 60 derecede yıkamışlardır, çekmiştir biraz. Olamaz mı kardeşim? Böyle şeyler olamaz mı? İnstagram olabilir diyor çünkü. Televizyon bir kere nereden bakarsan 5 kilo falan koyuyor üstüne, onu da bir hesaba katmak lazım.

Yani uzun lafın kısası, boy konusunda beyan esas alınamaz Sametçim. Yalvarırım dünyayı Kızılay barlarında haftalı bir düzenlenen okuma gruplarının gözünden okumayalım. Geçti. O yaşlarımız bitti. Delöz bir ihtimaldi ve çok güzeldi abi. Açtık John Berger okuduk. Bambaşka görme biçimleri varmış dedik. Çok etkilendik. Gaidebor mesela gösteri toplumu dedi. Wow falan dedik. Bahtin Karnaval dedi mesela.

''Aa öyle miymiş ya?'' dedik. Geçti. Kapandı o dönem. Artık yeni olay itibardan tasarruf olmaz. Ben bu fikirdeyim. Sen istediğin fikirde ol. Beni gerçekten Samet, samimi konuşacağım bugünse ilgilendirmiyor kardeşim fikrin. Beni temsil edecek insan en az 1.95 olmalı. Ben beni milyon insanların, kısa insanların, zargana insanların temsil etmesini istemiyorum. Benim temsilcim Amerikalı temsilcinin yanında eğilip bükülmeyecek. Upuzun olacak, yaşadığı evin ışıkları açık olacak, suyu açık olacak. Mağrur ama delikanlı, upuzun olması lazım beni temsil edecek kişinin. Başkanım. Sayın Başkan.

Öncelikli olarak şunu ifade etmek istiyorum ki bugün yine çok gerginsiniz. Abi keşke İtalya Başbakanı da uzun adamı olsaymış da bunları yaşamasaymış ama kısa bir kadınmış, kısa kadınmış. Keşke bunları yaşamasaymış ama buna bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Ayrıca ben senin demin konuştuklarını dinlemedim. Çünkü kendi söyleyeceklerime hazırlanıyordum. Oluyor mu öyle ya? Oluyor.

Ben başından beri senin her dediğini dinleyip cevaplıyorum. Yanlış yapmışsın bencesi. Çünkü gerçek tartışmacılar böyle yapar. Ben böyle öğrendim Ottü'de. Kişinin hissettiği boyda olma hürriyetini elinden alan her ideolojiyle hesaplaşacağız.

Kimsiniz oğlum siz? Kimsiniz? Bir dakika ben devam edemeyeceğim. Burada dinleyicilere bir mesaj vermek durumundayım. Bakın bu dinlediğiniz şeyler gerçek biz değiliz. Asla değiliz. Bunları kurgu olarak dinleyin. Yarın öbür gün sen böyle dediydin şöyle dediğini falan diye yanımıza gelmeyin. Bunlar gerçek karakterler değil. Bunları böyle ne bileyim Mickey Mouse dinler gibi dinleyin. Tom ve Jerry. Öyle dinleyin. Öteki türlü hayat çok fena bir yer olur. Cimer'den uzak mizaha yakın bir hayat olsun. Teşekkürler. Yepyeni bir konu

Samet'cim biz burada bunları tartışırken iki adım ötemizde neler oluyor bilmek ister misin? Ya Fethi... Yine mi 3. Dünya Savaşı? Ya ben gerçekten bıktım ama böyle her hafta 3. Dünya Savaşı haberi olamaz. Geçen ay televizyonu açtık. Afganistan, İsrail'i mi bombalıyordu? Öyle bir şey dediler. Baktık, Olimpiyat açılışı izler gibi izledik. Sonra sabah uyandık, yok yok bir şey olmamış dediler. Böyle haberlere ben tokum. Öyle fake bir haberse ben gerçekten istemiyorum. Neymiş? Kenan Sofuoğlu'nun 5 yaşındaki oğlu Zayn Sofuoğlu denizdeki ailesine drone ile kahve servisi yaptı.

Haber gibi haber. AK Partili sporcunun oğlu çok zengin, değil mi? Bu haberin özeti bu. Ben böyle anlıyorum yani. Vallahi Samet, bir konuda hak veriyorum ama şunu da düşünmen lazım. Benim çok zengin olup da babasına drone'la kahve servisi yapamayacak kadar beceriksiz ve erişkin arkadaşlarım var. Bence bu durum yalnızca sınıfla, statüyle açıklanamaz. Çocuk kendisine düşen maddi varsıllık ile Xbox oynaya oynaya skolyozla olabilir.

Ne bileyim adam, adam diyorum çocuk. Denizde jetski keyfi yapan ebeveynlerine kahve hazırlıyor. Onları büyük bir özenle drona yerleştiriyor. Bilmiyorum bu yeni nesil çok fena.

Peki aynı yaratıcılık Z kuşağının yoksul fertleri için de geçerli mi? Ne bileyim, mesela getir motorlarını düzgün park edin diyorlardı. Her çocuğun payına drone düşmüyor sonuçta yani. Her çocuk Sofoğlu ailesinin bir ferdi olarak doğmuyor. Ben mesela 5 yaşındayken kertenkele kovalıyordum. Ordu'da çok fazla kertenkele vardı. Dronesuz bu arada, düz kovalamaca.

Keşke benim babam da bir dönem milletvekilliği yapsaydı da ben de drone'la kovalasaydım o kertenkeleleri ama kısmet değilmiş. Samet senin baban milletvekili olsaydı sen yine de drone'la kovalayamazdın kardeşim çünkü sen bir millennial değilsin. Aynı alım gücüyle o tarihte kovalasan kovalasan akülü arabayla falan kovalardın Kertenkele'yi ama o da bir şeydir. Senin var mıydı abi akülü araban? Ben çok istemiştim ama yoktu benim. Benim akülü arabam yoktu da sahilde akülü araba kiralayan birileri vardı böyle birkaç metre kare içinde onu sürebiliyorduk para vererek. Erken dönem Mart'ı gibi düşün.

Ordu'da bir de ne vardı? Bir de dolmuş vardı. Maksimum bu devlet hastanesine kadar da dolmuş gidiyordu. Tüm götürgeçler böyleydi yani. Ordu biraz küçük bir yer tahmin etmişsindir. Otlu kadar bir alan düşün yani. Onun sahili var, bir de tepesi var. Öyle bir alan yani. Dolmuşla kurban eti taşıyordun mesela. O sayılır mı yani? Dronla kahve servisinin yerini tutar mı?

Evet bakalım Samet'in çocukken sınırları dahilinde kurban eti taşıdığı akülü arabayı alamayıp kiralamak zorunda kaldığı vatanı hakkında Brezilyalı oyuncu ve model Jessica May ne düşünüyormuş? Şöyle bir haber var. Brezilyalı oyuncu ve model Jessica May 2022 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını almıştı. Jessica May yaşadığı mutluluğu burası artık benim vatanım diyerek tescilledi. Önceki akşam eşiyle görüntülenen May, yaz tatilini çok değerlendiremediklerini dile getirdi. Güzel oyuncu, biz Brezilya'daydık, tatile gitmedik Türkiye'de. Burada kışken orada yaz oluyor. Orada yaptık biz tatil zaten.

Türk kimliğimi de aldım, biliyorsunuz. Psikolojik olarak beni bu durum çok olumlu etkiledi. Yabancıyım sonuçta, başka bir ülkeden geldim ama bir bütün hissediyorum şimdi. Psikolojik olarak buradaki halktan farklı görmüyorum kendimi. Burası da artık benim vatanım oldu sonuçta, ifadeleri de kullandım.

Anladığım kadarıyla Türkçeyi henüz tam öğrenememiş. Tam yapamamış. Evet. Vatandaş olmuş. Evet. Ama Türkçesi o kadar da tam değil gibi. Şey, benim tonlamalar tamamen doğru. Kadın yanlış kullanmış. Onu fark ettim. Peki sen Sametçiğim, psikolojik olarak buradaki halkı Jessica May'den, Jessica May'i de buradaki halktan daha farklı görüyor musun? Yoksa Brezilyalı oyuncu ile halkımız arasında kusursuz bir entegrasyon söz konusu mu? İstersen yanıtlamadan önce Google görsellerde Jessica May'i aratabilirsin.

Dış güzelliğin bu hayattaki öncelikli kıymet olduğunu düşünüyorsan eğer yap bunu. Sonra da halkımız yazıp arat. Bakalım halkımıza ait temsili görseller benziyor mu Jessica May'in görsellerine? Benim için bu hayatta bak önemli olan şey ben sana söylemedim mi daha önce? Ruh. Ruh. Ruhtur benim için önemli olan. İç güzellik. İki tane çok önemli kelime var benim hayatımda. Biri ruh, diğeri iç. Hah. Bekliyordum. Mühim olan manevi entegrasyon yani iç huzur, huy güzelliği, olumlu ahlak. Benim için önemli olan şeyler bunlar. O yüzden görsele bakmamayı düşünüyordum ama sen böyle deyince insan bir merakta ediyor. Bir bak ya bence. Nasılmış? Tamam. Hemen senin dediğin yöntemle bir analiz yapalım. Jessica, iki S ile mi? Evet, iki S ile. Jessica, May. Görseller.

Hoş birisi, güleç, genç, kumral, fit, vitaminleri eksiksiz. İkinci görselde oryantal, böyle doğulu, şehir hayatından uzak bir başörtüsü tercih edilmiş ama dişlerdeki signal reklamı gülüşü o birazcık bozuyor gibi, yani şehir hayatını ele veriyor gibi duruyor. Ya bu oryantal ve şehir hayatından uzak başörtüsü var ya, ismi bu bence, oryantal ve şehir hayatından uzak bir Türkiye'li erkekle evlenildiği zaman otomatikman takılmıyor mu? Türkiye'li bir erkekle evlenen yabancı herhangi bir kadın bu elimi yapar yapmaz direkt olarak bu örtüyü takmıyor mu? Ben hatırlıyorum çünkü bu bence sosyolojik bir şey. Hani bakın ben de buralıyım artık, eşim buralı, ben de dolaylı buralıyım kumaşı gibi. Merhaba, ben eski egzotik, yeni yerli. Artık bu örtü beni sizden biri yapacak örtüsü gibi. Merhaba, benim ismim Jessica ama göbek adım Bindallı. Bindallı. Ben artık Anadolu mutfağının bir parçasıyım. Hadi hemen Sermiyen Midyat film çeksin gibi bir durum görüyorum ben.

İstersen şimdi bir de Halkımız yazayım. Karşılaştıralım. Yazsana bir Google'a ya Halkımız. Ne çıkacak acaba? Halkımız. Enter. İlk görsel Aziz Nesin. Çok tuhaf. Çizgili bir tişörtle böyle bizim halkımız biraz hakaret edilesi der gibi bakıyor. Abi Google'a Halkımız yazdın ve görsellerde Aziz Nesin mi çıktı? Vay be. Nasıl bir algoritmaysa artık.

Abi sence bu algoritma bir insan olsaydı nasıl yaşardı? Nasıl bir hayatı olurdu? Yani halkımız yazar yazmaz bize aziz nesil veren bir algoritmadan bahsediyoruz. Bence geceleri uyumadan önce son sigarasını içerken Zülfü Livaneli dinlerdi. Tüm çerezleri kabul et butonuna basmadığı için Cumhuriyet gazetesini internetten okuyamazdı. Bakkaldan alırdı. Günde iki bardak kahvesi olurdu kesin. Biri halk için, diğeri de eşiyle birlikte.

Bir noktada Ankara çok sıkardı kendisini ve Ayvalık'a taşınırdı. Yaş incirlerden reçel yapardı. Şahane biri olurdu bence. Ben tanımak isterdim.

Fethi maalesef yani Google görsellerin başında kim varsa ben de şaşkınım yani ilk görselin bu olması tuhaf geldi bana da. Ya Samet Aziz Nesin'e gelene kadar bir sürü halk temsili yok mu? Tam anlatamadım da nasıl söylesem. Elbette ki Aziz Nesin de halkımızın bir ferdi ama halk denince akla ilk gelen imaj olur ya hani. O ilk temsil, halkımız dediğin an gelir aklına. Nasıl desem, terbiyeli şehriye çorbası gibi ya bizim halkımız. Konya usulü etli topalak gibi. Yorgun elleriyle ter içinde emek sarf ediyor bir şey yapmak için. Çalışıyor. Emeği sürekli eksik ücretlendiriliyor halkımızın ama halkımız öyle koca yürekli ki itiraz etmiyor, içine atıyor. Halkımız mağrur bir portre böyle. sütten ağzı yanıyor yine de yoğurdu dilleyerek yiyor halkımız acımıyor çünkü ne dili nasırlı elleri öyle bir halkımız işte halkımız bizim

Halkımız deyince illa böyle tarhana, soğan, taş köprü sarımsağı, tandır, yağ mantısı falan mı gelecek akla yani? Google'da böyle bir şey sundu bize. Ben tamamım yani. Ben daha şaşıracağın bir algoritmik gerçekle yüzleştireyim mi seni? Yüzleştir Sametciğim. Ben algoritmik gerçeklerle yüzleşmeyi çok severim.

İlk görsel Aziz Nesin. İkincisi Tayyip Erdoğan. Halkı selamlıyor. Üçüncü görsel HDP afişi. Dördüncü görsel Arda Güler. Görüşürüz. Bu nasıl algoritma ben tam çözemedim. Bence Doğu Perinçek Google algoritma eş başkanı olmuş. Ben buradan bunu anlıyorum. Google görsellere halkımız yazdığımız zaman karşımıza çıkan bütün isimleri alt alta dissek işte Aziz Nesin, Tayyip Erdoğan, HDP afişi, Arda Güler.

Bu sıralamada Jessica May kaçıncı sırada çıkar karşımıza sence? Madem kendisi de artık halkımızın bir ferdi, bir noktada akışta onu da görmemiz gerekiyor. Mesela şöyle sorayım, Necati Şaşmaz mı daha önce çıkar karşımıza, Jessica May mı? Ama bak dikkat ettiysen, Polat Alemdar demedim, Necati Şaşmaz dedim. Biliyorsun ki bunlar farklı şeylerdir. Fethi şöyle bir iki görseli yan yana koyuyorum da böyle

Halkımız yazınca bizi karşılayan isimler ve bunlar arasındaki olumlu, olumsuz her olayı tartının bir tarafına koyuyorum. Yani demin saydığımız dört görseli al. Onları bir tarafa koydum. Bir de Jessica May'e paket halinde sunulan taze bulgur, bindallı, beşi bir yerde böyle zurna temelli Anadolu müziği falan diğer kefeye koyuyorum. Bunlar aynı yerde buluşmuyor.

Kesinlikle aynı yerde değil. Yani Türkiye'nin cefası ilk kefede gibi, sefası da diğer kefede gibi. Necati Şaşmaz'la Polat Alemdar'ı da ben aynı şey diyebiliyordum. Senden duyuyorum ilk defa. Formül şöyle, Polat Alemdar eksi, takım elbise eşitti Necati Şaşmaz. Ben bu denklemi biliyorum ve buna göre yaşıyorum. Bu şekilde ayıt edebiliyorum. Sana da tavsiye ederim.

Samet ya. Buyur kardeşim. Ben bu halkı çok seviyorum ya. Aaa ben de. Samet ben bu halk için birçok şeyi yapmaya hazırım. Zaten yapmaya çalışıyorum elimden geldiğince de nasıl desem. Birçok şeyi göze alıyorum ben bu halk için. Bu halkın yolunda, bu halka doğru, bu halkla birlikte birçok şeyi canımın son damlasına kadar yapmak fikriyle çıldırıyorum. Terleme geliyor. Uyuyamıyorum. Geceleri koridorda yürüyorum uzun uzun. Fethi, Fethi. Bir dakika, bir dakika. Bir su içmek ister misin? Yüzün falan bir soldu. İyi misin sen? Canım halkım be! Diğer halklara bakıyorum. Möh! Möh! Bir de bizim halkımıza bakıyorum. Mis! Ya biz size aşığız ya.

Aynen öyle kardeşim, aynen öyle kardeşim...

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)