Podcast

Arkadaşlık #5 Kayıp Eşya Danışmanlık A.Ş.

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Özgemiz danışmanlık hizmetine arkadaşlık konusundan devam ediyor.

“Bu podcast yayını komedi, toplum ve kültür başlığı altında, şamatasına kaydedilmiştir. Dinleyenlerine profesyonel 1 yardım sunmamaktadır. Delirmeyin. Kendini darda hisseden dinleyicilerin, nerede yanlış yaptım diye düşünmeleri, net bir cevap bulamıyorlar ise gidip bir profesyonele sormaları büyük önem arz etmektedir.
Arz ederim.
Kayıp Eşya Bürosu Genel Müdürü Özge Özel"



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.735 kelime · ~9 dk okuma

Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?

Alo, Kayıp Eşya Bürosü, buyurun. Bir saniye, aktarıyorum. Herkese merhaba, hello, bonjour büromuzun içerisinde adeta bir revir, bir rehberlik odası olarak açtığımız kayıp eşya danışmanlık AŞ, siz sevenle dinleyenlerini sevgiyle kucaklıyor, yanağınızdan bir makas alıyor. Keranacılar sizi özlendiniz lan. Özgeniz emsilik vesilesiyle gittiği İzmir'de iki küçük yeni şaka denedi. Birini çok parlak bulmadı. 10-12 dakika kadar utandı ama eee ne yapayım ya bu da bu sürecin bir parçası demeyi başardı. Ve iki kadehcinin de yardımıyla kaygısını kuygusunu brrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr

Karabatak kuşu gibi bir dalıp bir çıkan ve ne zaman dalacak ne zaman çıkacak asla öngöremediğim bu artık kaygı anksiyete bunları ben duymak istemiyorum. Endişe topağı diyelim. Bu endişe topağı kafasına göre takılıyor artık bu bedende ben bunu kabul ettim. Çünkü inatçı bir şey belli. Onu öyle çözdüğünü çok belli etmeyeceksin. Çok böyle birazcık aptala yatacaksın yani. Beklediğini belli edersen gelmiyor. Def etmeye çalıştığını çok belli edersen kazık çakıyor, gitmiyor. Evet. Aynı ergenlik gibi Özge'm. Kaç kere aydınlanmaların dibine vurdun sen?

Transkriptin tamamını oku

Kaç kere salya sümük terapilerden çıktın sen Korkma öldürmez Kaçma hiç gitmez Özgeler durmaz Yine de ağla istersen bir şey olmaz Ana veskilotanar isotateles Kepo erus deus calamaridades Neyse, sizlerin sayesinde oldu bir tanelerim. Evet, ben değil, siz yaptınız, siz! Son 3-4 bölümdür sizin derdinizi tepikleye, tepikleye. Belli ki arada kendiminkiler de kaynadı gitti işte yani. Ya, valla! Bravo be! Ayakta alkışlıyorum sizi. Ayakta alkışlıyorum, hatta çok yavaşça kalkıyorum ayağa. Alkışların da arasına es bırakıyorum böyle. Yavaş, yavaş alkışlıyorum sizi. Tıpkı Kadıköy'de tiyatro oyunundan yeni çıkmış bir Cevablı teyze gibi. Ve ben sizi alkışladıkça gözlüğümün nazar boncuklu zinciri bir sağa bir sola şıngırdıyor ve dişime bir parça sedefli pembe ruj buluşuyor. Bravo gençler! Harikasınız! Evet, teşekkürümü ettiğime göre artık sağ ayakla başlayalım bakalım. Sizlerin derdine, dırızına aduket çekmeye.

Kayıp eşya danışmanlık. Kayıp eşya danışmanlık. Tam bu noktada yine hatırlatmamızı yapalım. Düz adamlar için. Yaz kızım. Biraz da ciddiyet.

İşbu Podcast yayını komedi, toplum ve kültür başlığı altında makara amacıyla kaydedilmiş olup... ...dinleyenlerine herhangi bir profesyonel yardım sunmamaktadır. Kendini darda hisseden dinleyicilerin her şeyin geçici olduğunu hatırlamaları... ...ve buna müteakip ihtiyaç anında bir profesyonele başvurmaları büyük önem arz etmektedir. Bilgilerinize sunarız. Getirin. Getirin gülüm. İmza, kaşı, mühür basacağım.

Bu hafta gelen soruların içinde dostluk, yoldaşlık, ahretliklik, ahretlilik, ahretlik, ahretliklik başlıklara dikkat çekiyor. Çok çok iyi denk geldi. Esasen çünkü kimse arkadaşlık nasıl başlar, nasıl bitirilir bilmiyor. Ben de dahilim. Çünkü boşanamıyorsun, ayrılamıyorsun arkadaşından, arkadaşınla arkadaşlığını bitirip arkadaş kalamıyorsun. Bakar mısın şu kalsa?

Gerçekten yazıklar olsun her yer her yerde yine size değil bu durumun kendisine bu tepkim diyorum ve ilk soruyla başlıyorum bir tanelerim. Melike yazmış. Özgem demiş. Soru gibi değil de ben bir derdimi paylaşmak istiyorum. Lisede bir dönem en yakın arkadaşım olan bir kız vardı. Her şey çok iyiyken birden beni gosladı. Aynı dönem erkek arkadaşından da ayrıldı. Ben de o yüzden çocuğa gidip sordum. Bu kız bana soğuk yapıyor sence gidip konuşsan mı diye. O da hiç konuşma çünkü siz arkadaşken de seni hiç sevmiyordu dedi.

Tabii ben çok çabuk atlatamadım bunu. Flörtüm goslasa ki o zamanlar yoktu, inan daha az canım yanardı. Neyse, daha sonraları kızın sevgilisinden ayrılma sebebinin benden kıskanması olduğuna dair duyumlar aldım ama çok da üstüne kafa yormadım. Tam bir sene sonra öğrendim ki en yakın arkadaşım dediğim o kız, ortak arkadaşlarımızın hemen hemen hepsine beni sevgilisiyle spor salonunda öpüşürken yakaladığını söylemiş.

Diyor, devam ediyor. O zamanlar özgüvenim ve kendime saygım yerlerdeydi. Kim bilir en son ne zaman omuzumdan öpmüştüm. O yüzden hiçbir aksiyon alamadım. Zorbalandım ve dışlandığımla kaldım demiş.

Of of... Derdimi ben... Sevgili Melo, dur yere bana da kendi hemcins zorbalığımı hatırlattığın için sana teessüflerimi... Şaka şaka. Özgeniz bunun için var. Şunu sakın unutmayın. Bu dünya her yaştan ve her cinsiyetten ruh hastasıyla dolu.

Ben seni tebrik ediyorum. En azından olgunluk ispatlama hevesiyle kim bilir onun da ne travması var diye düşünerek kerizlik, enayilik etmemişsin tatlı melom. Her şeyin konuşarak çözebileceğine dair çok yaygın bir safsata var. Günümüzde buraya dikkat çekmek isterim. Özgeniz uzun senelerini I can fix him, I can fix her, I can fix them başlığı altında, kendini bok gibi hissettiren türlü çeşit insanı anlamaya, mazur görmeye, düzeltmeye çalışarak geçirmiş biri olarak,

Bugüne kadar ben bunun hiçbir yararını vallahi görmemişim. Rabbim yukarıda. Biliyor, Rabbim biliyor. Rabbim beni uyarmaya da çalışıyor esasen. Ama ben, bana ne oluyor? Sana ne oluyor Özgem? Ne bu ısrar? Sen kimsin? Ne bu birlik, beraberlik merakı? Sen mi kurtaracaksın ya insanlığı? İnsanlık puşt. İnsanlık namert. Adamı böyle sikerler işte. 15'te de sikerler, 25'te de, 35'te de. Tabii ki olaylara iyi tarafından bakmayı öğreniyorsun tabii böyle böyle.

Bu hayatta başımıza gelen her şey, biz bir şey öğrenelim diye var. Buradan öğreneceğimiz şey de şu, lütfen bir kağıda yazın, rica ediyorum ve her gün görebileceğiniz bir yere yapıştırın bu notumu. Buzdolabının üstü olabilir, banyo aynası olabilir, çalışma masanız, dikiza, neyse yani telefonunuzun arka planı yapın isterseniz, keyfinize göre alıntı geliyor, özür söz. Her şeyi konuşarak halledebileceğini düşündüğünde hayat karşına tertemiz bir dayak yemeden kendine gelemeyecek insanlar çıkarır.

İşte. E Özgem şiddet güzellemesi yaptın, oldu mu şimdi? Hayır, saçmalamayın. Saçmalamayın, tabii ki. Tabii ki metaforik olarak, tabii ki her şeyi düşündüm. Şimdi gidiyorsunuz, bulabildiğiniz en ucuz yastığı alıyorsunuz bir dükkandan bir yerden, rengi yıkanmaktan solmuş, cart diye yırtılacak bir kılıfı evde üzerine geçiriyorsunuz bu yastığın. Bu sizin keşke o zaman öyle deseydim, keşke o zaman onu yapsaydım yastığınız olacak.

Aklınıza geldikçe duygularınızı sağlatmak için ister artık yumruklar mısınız, ister ağzınıza dayıp çığlık mı basarsınız, ister sülalesine mi söversiniz yastığı karşınıza oturtup, bu şekilde duygularınızı sağlatıyorsunuz. Şimdiden şifa olsun. Aa, hatta başka bir yastığa da tam tersini yapalım bakalım. Pirinçten endek gibi olacak mı? Hani var ya bir kavanoz pirinci her gün sövüyorlar, o kararıyor. Diğer kavanoz pirinci seviyorlar, o da çiçek mi diyor, açmıyor. Çiçek de açmıyor aslında.

Aynen olduğu gibi duruyor. Sevginin de böyle bir kat... Neyse, olsun olsun. O da bir şeydir. Bozulmadan kalması da bir şeydir. Evet. Bir sonraki sorumuza geçelim o zaman. Ne dersin? Ya da geçmeyelim. Neden? Çünkü reklam. Reklam gelecek tabii ki. Gel! Reklam, cimcime. Nerede kaldın? Hadi bakalım.

Evet! Danışmanlık Ayşe kız kesmeden devam ediyor. Ankara'dan Deniz yazmış. Özgem demiş. Hiç takıntı yaptığın kişiler oldu mu? Burada takıntıdan kastım karşındaki kişiyi ilahlaştırmak, gözünde böyle onun mükemmel, kusursuz bir insan olması ve senin onun yanında değersiz bir çöp olman. Eğer olduysa takıntı yaptığın kişi veya kişilerle nasıl başa çıkabildin diye sormuş. Valla sevgili Deniz, Aspavas'ın gülü bir saniye. Elbette takıntı yaptığım kişiler oldu. Hatta size küçük bir liste sunmak isterim. Özge Özel'in takıntı yaptığı kişiler ve hatta şeyler. Sıralı tam liste sizler için geliyor. Zaman çizelgesine göre sıraladım.

Redkit, Zeyna, bunu zaten biliyorsunuz. Tuzlu tereyağı, Çılgın Bediş. Pokemon tasoları, Vahşi Güzel, bundan da bahsetmiştik. Spice Girls, Mel B, Crazy Spice. Özcan Deniz, Asmalı Konak dönemi. Eminem, Slim Shady olan. Kuru Et, onu babam sağ olsun. Nike Cortez ayakkabılar, burada işbirliği yok. İlhan Mansız, yine Dünya Kupası. Burada yavaş yavaş zaten ergenliğe girmiş. Tüyap, Kitap Fuarı. Bir dönem, neyse.

Ersin Karabulut. Batılı anlamda ilk hisli çizerim. Guitar Hero oyunu. Buna müteakip The Beatles. Beatles'ın son çatı katıl konseri. Seks. Burada artık üniversiteye geçilmiş demek ki. Çizgili tişörtler. Tom Robbins kitapları. Teatro.

Fröç, bu bir içki. Birebir oranda karıştırılmış. Soğuk roze şarapla, soda ikilisi. Bu da peşteden yadigar bir Macar şeyidir. Bevir acı. Oxford ayakkabılar. Sevgi Soysal kitapları. Terapistim. Zaten. Meşhur Hisar önü, şambalicisi. Melissa Vargas.

Evet, Deniz'im, tüm bu saydığım takıntıların aslında tek bir ortak noktası var, fark etmişsinizdir. O da her birinin kendi alanlarında ve dönemlerinde gerçekten mükemmel ve kusursuz olmaları. Yarak kürek insanları gözünde ilahlaştırmak yerine gerçekten de mükemmel ve yakın insanlara takıntı yaparsan, sorununun ortadan kalkacağına emin gibi bir şeyim. Yani yükselt çıtayı, sen düz insanın sen ne takıntı yapıyorsun? Düz adamı, sosyopat gibi. Etraf ışık saçan, hayranlık uyandıran binlerce insanla dolu. Rica ediyorum götü başı dağıtmayın ama lütfen ya. Tamam mı? Bak çöp gibi hissedeceksen hani onun neyse ona da girmeyeyim de bari hak eden birinin yanında çöp gibi hisset. Yine o konuda sıkıntılı yani onu çok şey yapmak istemiyorum. Şimdi ben birinci kez terapi güzellemesi yapmayacağım burada tabii ki. Ve geldik son sorumuza. Aaa!

Bugün BFF'imle aram bozuldu. Yani kahroldum diyemem açıkçası ama üzüldüm yine de. Çünkü çok çok çok saçma bir sebepti demiş Nazan. Nazan mı? Ay uzay zaman kırılması yaşadım şu an. Hiç cümle içinde BFF kullanan Nazan ismi ben şey oturmadı hiç.

Seninle hiç ilgisi yok Nazancığım. Hiç genç Nazan görmedim. O yüzden şey yapamadım. Bir garip bir senkronizasyon kaydı kafamda. Çünkü benim bildiğim iki Nazan var. Bir Nazan Öncel var. Bir Nazan Şoray var. Bir de Nazan Kesal. Üç etti. Nazan Kesal var. Ve bunların arasında en genç olan Nazan Kesal. O da ellilerin ortasında diyebiliyorum. Hiç. Hiç ben genç Nazan BFF diyen Nazan.

Vallahi bakar mıyım bir şey. Demek ki anan baban belki de bir sıkı Nazan Öncel fanıydı olabilir. Evet Nazoş, bir insanla aram bozuldu diye kahroldum diyemiyorsan o kişi BFF'in değildir gülüm. BFF olsa duramazsın yani. Saçma sebep ne? Onu yazmamışsın. Bu arada orada eksik bilgi var. Ama biliyor musun çok da önemli değil bu detaylar.

Çünkü unutmayın ki her sebep bir başkasına göre saçmadır. Tıpkı Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcı gibi, onu düşünün. Avusturya-Macaristan Prensi'ni öldürdüler diye... Siz, size ne oluyor devletler? Size ne oluyor ya? Sizin Avusturya-Macaristan'a ne faydanız vardı da pardon Prensler'i öldürülünce savaş... Hele o kıymete bindi adam öldürülünce. Ne faydası olmuş şeyin, İtalya'nın mesela Avusturya-Macaristan'a? Franz Ferdinand'a ne yani, neyi varmış yani? Bırak ya, anca tırıvırı Allah aşkına. Akdeniz'e egemen olma arzuma yenik düştüm demiyor, prensi bahane ediyor. Mekanı cennet olsun. İşte böyle. Nazom, Demirleblebim. Biraz da tarihten ders almak diyeceğiz galiba. Franz Ferdinand'ı da andık rahmet istedi. Açın Spotify'dan birkaç şarkısını dinleyin torunlarına falan katıktır bir yerde.

Dostlar ve dost dediklerimizi masaya yatırdığımız at izinin it izine karıştığı bir bölümün daha sonuna geldik. Arkadaşlar iyidir ve hiç beklemediğiniz yerlerden çıkabilir. O yüzden en yakınınızdakine tutunup enayilik etmenizin hiçbir anlamı yok. Anlayana! Hadi eyvallah. Sorularınızı hazır Instagram açılmışken DM'e bırakabilir. İletisim at ozgeozel.com adresine mail atabilir. Ay Oksigozel miydi yoksa ya? Neyse bunu şey, neyse.

Siz yine İnstagram'a şey yapın. Ya da Podbia Fax falan çekebilirsiniz. Bilmiyorum, yazmak isteyen bir şekilde yazıyor yani değil mi? Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Ben Özge Özel. Sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)