
1.700 kelime · ~9 dk okuma
Herkese merhaba. Bugün sizle biraz ekonomi üzerine konuşalım. Çünkü önümüzdeki gündemler büyük ölçüde ekonomik olacak. Zira piyasalar bir dedikoduyla çalkalanıyor. Şimşek'in istifa ettiğine dair son iddia Demokrat Parti Milletvekili Cemal Enginyurt'tan geldi. Enginyurt, Borsa-İstanbul sebepsiz düşmedi. Belli ki beşli çete kavgası var. Mehmet Şimşek istifa etti. Pazartesi ülke yangın yeri paylaşım yaptı.
Cemal Enginyurt 23 Ağustos Cuma akşamı yaptığı bu paylaşımla sosyal medyada trend topik olurken, SPK'da konuya ilişkin açıklama yaparak Enginyurt hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı. Neden? Çünkü diyor ki SPK, bu yalan haberlerle borsada manipülasyon yapılıyor. Olabilir. Ama kabak Cemal Enginyurt'un başına patladı. Çünkü Mehmet Şimşek'e ilişkin iddiaları sadece o dillendirmemişti. Sadece en sakin şekilde dillendiren oydu.
Mesela şu sıralar Söğücü TV'de program yorumculuğu yapan Erol Mütercimler bu iddiayı ilk dillendirenlerdendi. Mütercimler bu iddiayı Enginyurt'tan 4 gün önce 19 Ağustos'taki YouTube yayınında söyledi. Çok önemli bir bilgi. Bakalım bunun tepkisi ne olacak? Bilgi şu. Mehmet Şimşek 2 hafta önce istifa etmiş. Dedik ya kabak Enginyurt'un başına patladı diye. Zira Engin Gürt bu manipülasyon meselelerinden sabıkalı. Yani kabağın onun başına patlaması da tesadüf değil. Çünkü taa 2007 yılında altın yağ hisseleri üzerinden manipülasyon yaptığı iddiasıyla 3 yıl hapis cezasına çarptırılmış bir isim Engin Gürt.
Borsa konularındaki itibarı bu kadar yerlerde olduğu için Engin Yurt'a yüklenmek oldukça kolay oldu. Ama dediğim gibi iddianın sahibi Engin Yurt değildi. Mesela ekonomi gazetecisi Erdal Sağlam. Anka haber ajansı ekonomi koordinatörü Erdal Sağlam, YouTube'da Mesele Ekonomi kanalında aynı iddiayı Cemal Engin Yurt'tan önce dillendirenlerdendi.
Aynı iddiayı dillendiren adını anmadığım başkaca yazılar, içeriklerle de karşılaştığımı söyleyebilirim. O halde, hadi gelin bu iddianın perde arkasını konuşalım. Son Tren Topik bölümünde, ekonomi politik diye bir laf etmiştik, bölüm boyunca da bu kavrama selam çakalım. Ben Ozan Gündoğdu, hazırsanız başlayalım.
Mehmet Şimşek istifa etti mi? Etmediyse bu tip iddialar nereden türedi? Şimşek Cuma akşamı bu iddiaları tümüyle reddetti. Ancak bu iddiaların nereden türediği konusu bana kalırsa oldukça zevkli bir konu. Biraz sorup soruşturduktan sonra karşıma çıkan tabloyu sizlere de aktarmak istedim. Sizleri oyalamamak adına en baştan şunu söyleyeyim. Şimşek istifa etti mi, etmedi mi bunu ben bilmiyorum arkadaşlar. Ama şunu biliyorum. Bu iddiayı dillendirenler, Her ne kadar muhalif mahallenin sakinleri olsa da dedikodunun kaynağı iktidar cephesidir. Yani bu iddiayı dillendirenler bir sabah kalkıp, ben bugün acaba ne uydursam diye düşünmüş etmiş tipler değil, bir fısıltı türüyor ve bu fısıltı muhaliflere kadar geliyor. Yani dile getiren muhaliflerdir ama muhaliflere gelen fısıltıların kaynağı iktidar cephesidir. Bunu ben bildiğimden söylüyorum da bana inanmayan AKP eski milletvekili Şamil Tayyar'ın 24 Ağustos'taki şu tweetine baksın.
Maalesef Şimşek istifa etti yalanıyla piyasaları manipüle edenleri besleyenler çoğunlukla içerideki maskeli dostlar. Bunların çift ajandası bir resmi bir gayri resmi görüşü vardır. Daha tehlikeli olanı bu samimiyetsiz tutumun giderek yaygınlaşması, geçer akçe olmasıdır. Yani bir takım AKP'li isimler kendileri açık açık Şimşek'i eleştiremeyecekleri için, eleştirdikleri takdirde parti disiplinine aykırı davranmış olacakları için yaydıkları dedikoduyu muhaliflere ulaştırıyor.
Şimşek gerçekten istifa etti mi etmedi mi orası belirsiz ama şurası belli. AKP içindeki bir takım odaklar Şimşek'ten rahatsız. Fakat bu bahsettiğim kesimlerin Şimşek'ten rahatsızlığı ile sizlerin Şimşek'ten rahatsızlığı bir değil. Yani oylarımız düşüyor bakın Şimşek kötü gidiyor falan değil başka dertler var. Yani halk kesimleri rahatsız diye eleştirmiyorlar Şimşek'i. Çünkü Şimşek sadece halk kesimlerinin boğazını sıkmıyor. Peki başka kim rahatsız? Hadi gelin başka kimin rahatsız olabileceğine
işkin beyin fırtınası yapalım. Bunun için Eylül iki bin yirmi ikiye Mayıs iki bin yirmi üç seçimlerine giderken başlatılan faiz indirimlerine gidelim. A paranın konuğu müsiat başkanı Mahmut Asmalı. Biz bunu her faiz indiriminde gündeme getiriyorduk. Hatta bu noktada da ııı sektörden bazı eleştiriler de alıyorduk. Gerçekten bu manada Türkiye'nin faiz indirim kararlarını biz finansal ilişkimin
Daha düşük maliyetli olacağından dolayı hep destekledik. MÜSİAD, açılımıyla söyleyelim, Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği. Tren topiği geçmişten bu yana uzun süredir takip edenler bu meseleye aşinadır. MÜSİAD, yeşil ya da İslami sermayenin temsilcisi olarak bilinir. Zaten Nurettin Nebati de MÜSİAD'ın eski yönetim kurulu üyesidir. Belki takip edememişsinizdir ama MÜSİAD Başkanı Mahmut Asmalı, Nurettin Nebati programının yılmaz bir savunucusuydu. Faizler düşüyor, döviz kuru uçuyor, enflasyon gümbür gümbür yaklaşıyordu ama Mahmut Asmalı çok mutluydu.
Çünkü ucuza bile değil, bedava krediye erişiyorlardı. Düşünün lütfen, enflasyonun %75, böyle bir ortamda %15'te ticari krediye kavuşuyorlardı. Böyle bir kredi iktisadi anlamda yağmadan farksızdır. Bankalar para yaratıp para dağıtıyorlardı, destek yeridir.
BDDK'nın verilerine baktım. 2022 Ocak ayında, COBİ'lerin yani küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin toplam nakdi ve gayri nakdi kredi borcu 1.46 trilyon liraymış. 1.46 trilyon lira. Lütfen aklınızı tutun. 2023 Mayıs'a geliyoruz. Yani bir buçuk yıl kadar sonraya geliyoruz.
Kobiler'in toplam kredi borcu 3.75 trilyon liraya çıkıyor. Bakın tam bir yağma derken bundan bahsediyorum. Sadece 17 ay gibi kısa bir sürede, Kobiler'in kredi hacmi %157 genişliyor. Şimdi Mahmut Asmalı bu politikayı desteklemesinde ben mi destekleyeyim? Resmen 2 trilyon parayı Kobiler'e vermişler. Neden? Ekonomi ayakta dursun diye. Çünkü öyle bir stres yüklenmiş ekonomiye son 5 yılda.
Fakat tabii bu kadar borç, faizin artmasıyla tedirgin etmeye başlıyor. Mahmut Asmalı da bu grubun sözcüsü olarak faiz indirimi talep etmeye başlıyor. Biraz önce Asmalı'nın 2022'de dediklerini dinlemiştik, şimdi gelin Temmuz 2024'te, yani bir ay kadar önce Ekol TV'deki konuşmasına bakalım. Bize göre en geç Eylül'de faiz indirimin başlaması lazım. Enflasyon verileri de tabii ki önemli ama insanların artık faiz gelirinin sonunun geldiğini hissetmeleri lazım. Bunun için Eylül'de 1 puan, 2 puan, 3 puanlık indirim bile anlamlı bir indirim olur.
Asmalı faizlerin indirilmesini istiyor çünkü %15 ile çekilmiş ticari kredileri bugün %40 ile %50 ile yapılandırıyor bankalar. Haliyle asmalı isyan ediyor. Borcun döndürülebilmesi için bu sermayedarların ellerindeki varlıkların satmakları gerekiyor. E malı mülkü de satmak istemiyorlar. Yani fakirleşmek de istemiyorlar. Haliyle bir siyasi mücadele başlıyor. Bu mücadelenin iç dünyasındaki temsili müsiat grubunda.
Top da, yani Türkiye Odalar Borsala Birliği de Müsiat'la beraber hareket ediyor. Karşı cephede ise TÜSİAT var. Şimdi gelin bu çatışmayı reklamlardan sonra konuşalım. Şimdi reklamlardan önce müsiat grubunun ne kadar zorlandığını, daha doğrusu küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri temsil edenlerin ne kadar zorlandığını söylemiştik. Sadece faizleri yüksek seyretmesi değil ama döviz kurunun da sabit kalması canını sıkıyor Asmalı. Çünkü Asmalı'nın da temsil ettiği imalat sanayicileri daha küçük ölçekli ihracatçılardan oluşuyor. Bu ihracatçılar için kurun sabit kalması, TL'nin aşırı değerlenmesi korkunç bir şey.
Kur korumalı Mevduat diyor, hiç değilse yerli yatırımcıya gidiyordu. Şimdi yabancıya kaynak transfer ediyoruz. Bunları diyen Asmalı, beraber dinleyelim. Döviz borçlansak %10-12 ile borçlanıyorduk. Ama biz şu anda bu faiz politikasıyla, bu düşük kur politikasıyla %33'e yakın bir kaynağımız dışarıya gidiyor. Bir de şunu söyleyeyim, kur korumalı hiç olmazsa yerli yatırımcıya verdiği bir ödünç paraydı diyelim.
Ama bu sıcak para tamamen dışarıya verdiğimiz kaynak. Bir kaynak transferi gibi bir şey oluyor. Bunun uzun vadeli sürdürülmesi son derece sağlıksız. Şimdi gelelim asıl konuya. Asmal ne diyor? Para diyor, dışarı gidiyor diyor. Halbuki sadece dışarı gitmiyor. Dövizle borçlanabilen her kimse kaynak transferi dövizle borçlanabilenlere gidiyor.
Bakın, Şimşek'ten önce, bunu daha iyi anlamak için söylüyorum, Şimşek'ten önce, yani 2023'den önce, Türk lirasına, finansmana erişebilen zenginleşiyordu. Bunu kendinizden pay biçin. Ne kadar kredi çektiyseniz, hepiniz o kredileri çektiğiniz için muhtemelen dua ediyorsunuzdur. İyi ki krediyi çekmişim diyorsunuzdur. Hatta 2027 Mayıs'ta konut gazi çekmeyenler şu anda pişmanlar değil mi? Şimdi bunu daha büyük ölçekle düşünün. Çılgınlar gibi borçlandı insanlar. E çünkü resmen bir yağma vardı. Ucuza kredi dağıtılıyordu. Borçlanabildiğiniz kadar borçlanmak bu dönemlerde iyidir. Ama şimdi artık TL ile borçlanmak pek mümkün değil. O halde bugün kimle malanıyor?
Bugün de dövizle borçlanabilen kimse kaynaklar oraya transfer ediliyor. Lütfen düşünün, döviz kredinin riski nedir? Döviz kuru yükselirse yanarsınız. Risk budur. Ama eğer ki döviz kuru sabitse ya da siz sabit kalacağına inanıyorsanız veya
Size döviz kurunun sabit kalacağı temin edilmişse, teminat verilmişse, o zaman ne yaparsınız? Dövizle borçlanmak son derece cazip hale gelir. Nitekim döviz kuru sabit, döviz kredilerin faiz de %8 kadar. E böylesi bir ortamda dövizle borçlanabilen voliyi vuruyor.
BDDK verilerine yine bakalım. Bu yılın Ocak ayında yabancı para cinsinden kredilerin toplamı 129 milyar dolarmış. Haziran ayına geliyoruz, 6. aya yani, Haziran'a. Yabancı para cinsinden krediler 151 milyar dolara yükseliyor. Yani bu yılın ilk 6 ayında yurda giren sıcak dövizin 22 milyar doları özel kesime kredi olarak dağıtılmış. Bu özel kesim müsiyahçı ya da topçu değildir. Bunlar büyük ölçekli işletmelerdir.
Fakat Asmalı ve müsiyatçılar dövize krediye erişmiyorlar. Dövizle borçlanmak daha büyük sermayedarların becerebileceği bir iş. Bu imkandan daha fazla fayda alınanlar, bankacılık sermayesini de elinde tutan tüsyatçılar. Haliyle müsiyat başkanı da şu sıralar kanal kanal gezip, sanayicinin çok gerilmiş durumda olduğunu söylüyor. Özellikle tekrar ediyorum, sanayiciye yönelik, üreticiye yönelik finansman kaynaklarını biraz daha efendim yumuşatmak lazım. Burada sanayici şu anda çok gerilmiş durumda.
İşte tüm bunlar, Şimşek programının iç dünyasında yarattığı gerilimin yankılarıdır. Bu noktada Şimşek, uluslararası ortaklıkları olan, bankaları elinde tutan, finansmana erişim sorunu yaşamayan, zira Türkiye'de finansman bulamasa bile yurt dışından bulabilecek çaptaki sermayeyi kollarken, müsiat gibi daha orta ölçekli sanayiyi batırıyor. İşte sermaye cephesindeki bu çatışma, bizlere Mehmet Şimşek istifa etti şeklinde dedikodular olarak yansıyor. Muhalifler de bu dedikodular işine geldiği için bu dedikoduları dillendiriyorlar. Etti mi istifa etmedi mi bilinmez ama şu çok açık, Şimşek bir takım çıkar grupları tarafından istenmeyen kişi olmaya başladı bile. Bu çıkar grupları da iktidar içinde oldukça güçlüdür. Müsliyat yöneticisi eski Maliye Bakanı Nurettin Nebati'yi düşünün mesela. Ankaralı bir ekonomi gazetecisi bu gerilimleri çok iyi gözleyen Anka Haber Ajansı ekonomik koordinatörü Erdal Sağlam da Mesele Ekonomi kanalındaki yayınında Ankara'da panik havası var diyor. Bir kaos havası var, bir panik havası var. Yani Ankara'dan görünen baya bir telaş ve panik havası. Sadece AKP'de dediğim bütün siyasi partilerde böyle bir hava var. İşte ekime hazırlık deniyor. Bürokraside telaş var, orta vadeli program
çalışmaları başladı. Orada ne olacak? Çok önemli bir metin olacak. Onlar konuşuluyor. Ama bir siyasi kardeş olduğu kesin. 3 Eylül Salı günü, yani yaklaşık 4-5 gün sonra, Ağustos ayı enflasyon verileri yayınlanacak. Eğer enflasyon %2'nin üzerinde gelirse, yani aylık enflasyon %2'nin üzerinde gelirse, bu durum Çanlar'ın Mehmet Şimşek için çalması neden olacaktır.
Zira tüm bu fedakarlıklar enflasyon düşsün diye yaşanıyor ve enflasyon düşmüyorsa, şimşeğin suyu giderek ısınmaya başlar. Bu meseleye bir giriş yapmak istedim çünkü tahminlerime göre önümüzdeki aylarda ekonomi gündemi çok ısınacak. Tabii meclisin açılmasıyla siyaset gündemi de alevlenecek. Bu ikisi birbirinden çok ayrı gündemler değil ama maalesef ekonomiyi hiç gözlemeden siyaseti gözlemeye çalışıyoruz.
haliyle buzlu camın ardını göremiyoruz. Halbuki buzlu camın ardında belli belirsiz yatan Türkiye'nin düzenidir. Buzlu camın ardında iş dünyası içindeki kapışma var. Bu kapışmayı izlemeye devam edeceğiz. Benden bu kadar, hadi eyvallah.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.