Podcast

15 Soruda: İlişkimiz Sağlıklı Mı? (İlk Kısım)

Yakın İlişkiler

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Psikolog Dr. Gizem Sürenkök bu bölümde sağlıklı bir ilişkide olup olmadığımızı anlamak için kendimize sorabileceğimiz 15 soruyu paylaşmaya başlıyor. Bu haftaki bölümde ilk 7 soruyu aktaran Gizem, kalan 8 soruyu da bir sonraki bölümde masaya yatırıyor.



------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.854 kelime · ~9 dk okuma

Sevgili dinleyiciler, merhaba. Yazın son günlerine geldiğimiz bu haftalarda böyle size hızlı bir podcast kaydetmek istedim. Neden hızlı? Böyle istiyorum ki kısa bir podcast olsun ve böyle bugün size soracağım sorularla İçinde bulunduğunuz ilişkileri şöyle hızlıca bir değerlendirme şansınız olsun. Böyle yeni sonbahar dönemine başlarken biliyorsunuz daha önceki podcastlerde itiraf ettiğim üzere benim için yeni yıl Eylül itibariyle başlıyor. Siz de yeni yıla tırnak işareti içerisinde sağlıklı olduğundan emin olduğunuz ilişkilerle başlangıç yapın istiyorum.

O yüzden de bizim alanda böyle doğru yerlere tekavül ettiğine inandığım 15 tane soru var. Bu 15 tane soruyla ilişkilerimizi doğru bir şekilde değerlendirmenin yollarını konuşacağız bugün. Ve sanıyorum bir sonraki podcast bölümünde. Çünkü bir bölüm bence bu 15 soru için fazla kısa. O yüzden hazırsanız ben hemen başlıyorum bu 15 soruya. Beraber konuşalım haklarında.

Partneriniz sizi daha iyi bir insan yapıyor mu? Aynı soruyu onun için de sorduğumuzda siz onu daha iyi bir insan yapıyor musunuz? Bence bu çok çok önemli bir soru. Yani bu insanın varlığı bana ne getiriyor? Benim için ne yapıyor? Ben hayattan mesela daha fazla keyif alan bir insan oluyor muyum? Daha dürüst bir insan oluyor muyum? Hayallerimin peşinden daha çok koşan bir insan oluyor muyum? Ya da kendisini daha çok açan bir insan oluyor muyum?

Transkriptin tamamını oku

Bunların hepsi aslında benim olmak istediğim versiyonuma daha yakın olup olmadığımı sorgulatıyor bana. Bu insan hayatımdayken ben ideal benlik kavramıma daha çok yakınlaşıyor muyum? Ya da tam tersi, bu insan hayatımda olduğu için ben olmak istediğim insandan uzaklaşıyor muyum? Mesela bu insan yüzünden diyeceğim sayesinde değil de bu insan yüzünden bir takım sahip olmaktan mutlu olmadığım alışkanlıklarımı sahip olduğum hiç farkına varmadığım benim olumsuz özelliklerimi ortaya çıkardığım daha önce sahip olduğumu fark etmediğim korkularımı ortaya çıkardığım bence bunlar önemli sorular. Hani hep şunu söylüyoruz iki insan iki iyi insan olabilir ama birlikteyken birbirlerinin olumsuz özelliklerini ortaya çıkarabilirler. O yüzden şunu soralım

Biz birbirimizin iyi özelliklerini ortaya çıkartıyor muyuz? Yine aynı şekilde sizin için sorumlu soruları partileriniz açısından mı değerlendirin? Yani mesela partileriniz daha önce hiç kimseye öfkelenmediği gibi size öfkeleniyorsa ya da daha önce hiç yapmadığı olumsuz bir şeyi sizinle yapmaya başladıysa Belki de onun iyi taraflarını açığa çıkarmakta zorlandığınızı gösterir bu. Bunu fark ettiğinizde diyelim ki böyle bir şey fark ettiniz beni dinledikten sonra. O zaman belki şunu konuşmak için güzel bir zaman olabilir. Bunları azaltmak ya da senin daha iyi taraflarını ortaya çıkarmak adına ben neler yapabilirim ya da senin kafanda sen nasıl bir insan olmak istiyorsun? Bu yolda neler eksik ve ben buralarda nasıl sana destek olabilirim? Bunları ortaya getirmenin önemli olduğunu inanıyorum.

İkinci güzel soru, önemli soru ilişkimizi değerlendirmek için. Ben karşımdaki insana duygularımı, düşüncelerimi anlatmak konusunda kendimi nasıl hissediyorum? Ona güveniyor muyum? Beni yargılamayacağına inanıyor muyum? Ve onun

Benimle ilgili öğrendiği herhangi bir şey sonucunda beni daha az seveceğini veya beni terk edeceğini düşünüyor muyum? Bunları yine tekrar karşılıklı sormak önemli. Siz onu her şeyle kabul edebilir misiniz? Size anlatacağı veya söyleyeceği herhangi bir şey onu yargılamanıza sebep olur muydu? Öğrendiğiniz herhangi bir şey onu terk etmenize sebep olur mu?

Bu, hani hep şunu söylüyoruz ya, toksik ilişkiler birbirini yargılamakla çok ilişkili. Eğer ben karşımdaki insanın, benim bazı şakalarımdan ya da sözlerimden ya da herhangi bir tutumumdan dolayı beni hep yargıladığını hissediyorsam onun yanında kendim gibi davranamıyorum. Aslında oraya tekabül ettiğini düşünüyorum bu sorunu. Yani ben gerçekten gizem gibi davranabiliyor muyum bu ilişkide? Onun gibi hareket edebiliyor muyum? Aklımdan geçen her şeyi söyleyebiliyor muyum? Bütün duygularımı ifade etmekte özgür müyüm? Bu, şurayı altın çizerek belirteyim. Benim duygularımla aynı duyguları hissetmek zorunda değil karşımdaki insan veya benim düşüncelerime katılmak zorunda bile değil karşımdaki insan. Sadece biz birbirimizden farklı şeyler düşünüyor olsak bile

Anlaşamıyor olsak bile bir düşüncemizde veya duygumuzda beni yargılamadan dinliyor mu? Beni bunlarla birlikte kabul ediyor mu? Bu sorular önemli. Bununla çok ilişkili olarak üçüncü soruya geçeceğim. Üçüncü soru da şu. Ben partnerimi olduğu insan olarak kabul ediyor muyum? Partnerim beni olduğum insan olarak kabul ediyor mu? Birbirimizi değiştirmeye çalışıyor muyuz? Tabii ki birbirimizi değiştirebiliriz ilişki içerisinde. Birazcık daha farklı bir insana dönüşebiliriz ilişki içerisinde.

Ama bunu karşımdaki insanın zoruyla, baskısıyla mı yapıyorum? Ya da beni yargılamasın, beni terk etmesin diye mi yapıyorum? Yoksa zaman içerisinde zaten mesela birbirimize mi benziyoruz? Ya da ben onun mutlu olacağını bilerek bazı şeyleri daha fazla yapmaya başladığımda bunu alışkanlık olarak mı alıyorum? Kendimi baskı altında mı hissediyorum değişmek için? Yoksa bu değişim kendiliğinden, çok doğal olarak mı geliyor bana? Ama eğer değişmesem de partnerimin beni bu halimle seveceğine inanıyor muyum? Peki ya ben onu bu haliyle seviyor muyum? Eğer mesela zihnimde birkaç yıl içerisinde şu özelliğini bıraktırırım ya da birkaç yıl içerisinde bilmem kiminle daha farklı bir ilişki kurmasını sağlarım gibi böyle planlar varsa kafamda boğazına şu anlama geliyor. Ben bu plan üzerinden aslında bu insanla birlikte olmayı kabul ediyorum. En de sonunda bu değişimin sağlanacağı varsayımıyla bu ilişkiye giriyorum.

Öyle olunca bir sağlıksız taraf oluyor ilişkide. Yani ben partnerim bugün neyse 60 yıl sonra da o olacaksa ben hala bu 60 yılda da onunla mutlu olur muyum? Sorusunu sormamız lazım. Gelelim 4. soruya.

İlişkimizde bir problem olduğu zaman bunu açıkça konuşabiliyor muyuz? Bunu konuşurken birbirimize kötü davranmadan, olumsuzluğu abartmadan, birbirimize hoşgörüyle yaklaşarak, toleransızlık yapmadan, birbirimizi hor görmeden bir tartışma yürütebiliyor muyuz? Bakın bir soru içerisinde aslında mesela Salkı Tartışma podcastinden hatırlayabileceğiniz maaşların dört hattasının olmamasını sorgulamış oldum. Birbirimize saldırmadan yaklaşabiliyor muyuz? Birbirimizi hoş görebiliyor muyuz? Birbirimizi hor görmeden küçümsemeden konuşabiliyor muyuz? Ve konuşabiliyor muyuz? Yani duvar örmemeyi başarabiliyor muyuz? Şimdi bu dördünün

ilişkilerin olumsuzluğunu ne kadar belirlediğini hatırlarsak eğer bunların olmadığı ilişkiler gerçekten çok kıymetli oluyor. Yani ben diyelim ki bir konuda partnerimle anlaşamıyorum. Bunu ona söylemeden önce 40 kere düşünüyor muyum? Yoksa gerçekten aklıma geldiği gibi doğru bir filtreden geçirdikten sonra onunla paylaşsam olur mu? Onunla paylaştığım zaman karşımdaki insana hoşlanmadığım şeyin sadece bir davranış olduğunu, onun bütün karakteriyle ilgili olmadığını

Anlar mı? Sonra, karşımdaki insan savunmaya geçmeden beni dinler mi? Beni dinlerken kendini yargılanmadan hissetmeyi başarır mı? Ben de ona bu hissi geçirmeyi başarır mıyım? Sonra, konuşurken birbirimizi rahatsız edecek, birbirimizi iyice defansa sevk edecek hareketler yapmadan bu tartışmayı yürütmeyi başarır mıyız? Birbirimize kötü sözler söylemeden, göz devirmeden,

sesimizi yükseltmeden ya da odaları terk etmeye çalışmadan bunu yapar mıyız? Yani sonuç olarak birbirimizi dinler miyiz? Birbirimizi duyar mıyız? Kendimizi duyulmuş hisseder miyiz? Bu çok önemli. Hadi kısa bir ara verelim podcast'e ve ondan sonra birlikte devam edelim.

Bir sonraki soru da pek de üzerine konuşmadığımız bir konu hakkında bence. Hatta şimdi bu soruyu görünce bununla ilgili daha uzun bir podcast kaybetmem gerektiğini de fark ettim. O yüzden ilerleyen haftalarda belki bunun hakkında daha çok konuşuruz. Konu şu, ilişkideki güç ve karar dengesi. Yani ilişkide gücü bir taraf mı daha çok elinde?

bulunduruyor. Karar verirken daha çok bir tarafın verdiği kararlar üzerinden hareket ediliyor. Nasıl oluyor? Çünkü bazı ilişkilerde çok dengesiz bir şekilde bir tarafın hayat kararları üzerinden ilerlendiğini görebiliyoruz. Böyle olunca da diğer partner kendisini inanılmaz edilgen bir pozisyonda buluyor ve bu onu hiç iyi hissettirmiyor. Bazı ilişkilerdeki güç dengesi çok şaşmış oluyor. Ama zaten bunu söylerken de kendi kendimi biraz sorgulayarak söylüyorum. İlişkide güç dengesi dediğimiz kavram zaten başlı başına zor bir kavram. Yani biz ilişkideki gücümü kaybetmemeliyim, ilişkide iktidara sahip olmalıyım gibi bir yerden yaklaştığımız zaman ilişkiye

bayağı ciddi bir problem yaşıyoruz. Çünkü her şeyden önce ilişkiler bir güç alanı değil, iktidar alanı değil. Yani benim kararlarıma mutlaka uyulması gereken bir alan değil. Aslında ilişkiler karşılıklı olarak uzlaşmaya çalıştığımız her iki tarafın da mutluluğunu, iyiliğini, iyilik halini elimizden geldiğince maksime edebildiğimiz bir alan olmalı. O yüzden de tek tarafı besleyen, tek taraf üzerinden giden süreçlerde problem oluyor. Dahası

Eğer mesela tartışmaları, anlaşmazlıkları bir güç kaybı olarak görürsek ve mesela barışırsak karşımızdaki insanın bize güçsüz hissedeceğini düşünerek barışmaktan kaçınıyorsak ya da mesela tartışmalarda mutlaka haklı olduğumuza dair bir kanıt arıyorsak bu ilişkiyi gerçekten çok sağlıksız bir hale getiriyor. Hani hep söylediğim benim takım olmak noktasından çıkartıyor. Sanki böyle karşılıklı iki rakip gibi, iki düşman gibi. Sen mi haklısın, ben mi haklıyım gibi bir yere götürüyor. Halbuki şey diyebildiğimizde, biz ikimiz zaten aynı takımdayız ve bir noktadan sonra zaten bu yaşadığımız anlaşmazlık geride kalacak. Birbirimizi bir duymaya çalışalım, orta bir noktayı bulmaya çalışalım dediğimizde bu ilişki içine en sağlıklı olan oluyor. O yüzden siz şu an ilişkinizde böyle hissetmiyorsanız mesela gücün hiç elinizde olmadığını hissediyorsanız ya da tam tersi evet bu ilişkideki temel karar verici benim diye böyle gururla söylerken buluyorsanız kendinizi bir durup buna gerçekten ihtiyacınız var mı? Bunu sorgulamanızı çok isterim. Bu ilişkide takım olmak, birbirini duyabilmek, birbirinin yanına rahat edebilmek gibi kavramları zaten konuştuk şu ana kadar. Bence şimdi bu yeni soru, yani 6. soru, şu ana kadar konuştuğumuz kavramları kendince çok da güzel özetliyor. Partileriniz en yakın arkadaşınız mı? Ya da siz onun en yakın arkadaşı mısınız?

Bu gerçekten o kadar kıymetli bir soru ki bence. Yani ben en yakın arkadaşımla hayatı paylaşıyor muyum? En yakın arkadaşıma aynı zamanda aşık mıyım? O kadar büyük bir şans ki bu. Yani o insanla vakit geçirmeyi seviyor muyum? Onun yanında kendim gibi hissedebiliyor muyum? Onun yanında hayatta ulaşabileceğim en büyük rahatlığa sahip miyim? Onunla didişme ve bir böyle haklılık gösterme ihtiyacı duyuyor muyum? İşte en yakın arkadaşımsa bunların hiçbiri olmuyor. En yakın arkadaşımsa

Her şeyden önce zaten şuna inanıyor oluyorum. O benim iyiliğimi ister zaten. O zaten beni üzecek bir şey yapmaz, beni kıracak bir şey yapmaz. Her zaman iyi niyettedir ve benim iyiliğimi düşünür. Bu noktaya vardıktan sonrası aslında çok daha kolay çünkü o zaman karşımızdaki insanı bizden biri olarak görmeye başlıyoruz. Eğer bunu hissetmiyorsanız ilişkinizde bence az önce sorduğum şeyleri bir düşünün. Yani ne açıdan eksik kalıyor sizce? Ne açıdan bu insanı en yakın arkadaşım gibi hissetmiyorum diye sorun. Onun yanında rahat mı değilim? Onun yanında güvende mi hissetmiyorum? ya da onun gerçekten her zaman benim iyiliğimi düşündüğünü mü düşünmüyorum? Eğer mesela onun iyi niyetine inanmıyorsanız belki de bu mesele budur. O zaman iyi niyetine inanmamanıza sebep olacak bir şey yaşandı mı? Yoksa siz belki de genel olarak çocukluktan getirdiğiniz bazı özelliklerle karşıdaki insana güvenemeyen bir yapıya sahipseniz o zaman belki de bu güveni inşa etmek için ilişkinizde hangi aşamalardan geçmelisiniz bunu düşünmeniz lazım. O yüzden bu soru kritik bir soru diye düşünüyorum.

Gelelim bu bölümün son sorusuna. Dediğim gibi toplamda 15 soru var. Ben 7. soruyla bu bölümü bitiriyorum. Bir sonraki podcastta devam edeceğim. Son sorumuz şu. Partneriniz hakkında düşünürken, ilişkiniz hakkında düşünürken o ve ben diye mi düşünüyorsunuz yoksa biz diye mi düşünüyorsunuz?

Hakkınızda yaptıklarınız, yapacaklarınız, beraber yaşadıklarınız hep biz olarak mı yer alıyor? Yoksa onun yaptıkları benim yaptıklarım, onun yapacakları benim yapacaklarım böyle farklı şekilde mi? Yani ne kadar zihninizde bir bütünlük sağlanmış durumda? Konuşurken mesela onu kendinizden ne kadar ayırt ederek konuşuyorsunuz? Yoksa daha çok biz dilini mi kullanıyorsunuz? Bu da çok kritik.

Çünkü aslında zihnimizdeki o mental imgelerde ne kadar ilişki yerleşirse, ne kadar partneri bizden biri gibi görürsek, o kadar takım arkadaşı olarak görürsek, o kadar o ve ben olmuyoruz da biz oluyoruz. O yüzden dilinize de bu anlamda bakmanızı öneririm. Diyerek izninizle bu podcastı sonlandırıyorum. Bence güzel 7 soru bıraktım size. Siz bu 7 soruyla başlayın. Ben 2. bölümde daha fazlasıyla karşınızda olacağım. Herkese çok sevgilerimi gönderiyorum. Umarım dediğim gibi yazın son haftalarını keyifli geçirirsiniz. Ve sonbahara hazır bir şekilde dönersiniz. Herkese sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)