
1.567 kelime · ~8 dk okuma
Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?
Alo kayıp eşya bürosu buyurun. Bir saniye aktarıyorum. Herkese merhaba! Hello! Bonjour! Kayıp eşya bürosuna ve büromuz sınırları içinde paşa gönlümüz ne isterse yaptığımız her şeye hoş geldiniz canlarım.
İç sıkıntılar, dış sıkıntılar ve daha da dış sıkıntılardan kaçmak için birbirimizin dertlerinde teselli bulduğumuz Danışmanlık AŞ bu haftada sizlerden gelen soruları cevapsız koymayacak. Cevapsız koymayacak! Bu hafta size ne oldu anneciğim? Özelden yazdığınız sorular bu hafta, benim üzerine taşak geçerken en zorlandığım sorular oldu. Daha birkaç bölüm önce burada düğün dedik, fotokopi dedik, takı dedik. Bu hafta yaşam, ölüm ve bu ikisi arasında geçen zaman hakkında sorduğunuz sorular. Ben bu soruları görünce sizin o sabah uyanır uyanmaz, o şiş ve çapaklı gözlerinizle tavana bakar haliniz canlandı gözümde.
Gözümde canlanır koskoca mazi. Existence nerede? Ben neredeyim? Purpose'ımız neydi? Bulamadık yine. Kaybolmuş benliğim. Bak ne halde. Hiç bile bir şeyim yok. Halimde hiçbir şey yok. Domuz gibiyim. Aslan gibiyim.
Evet, işte hayat böyledir. Sen bir prus dalıntısıyla podcast kaydetmeye başlarsın. Hayat seni Ebru Gündeş'e, Ferdi Özbeyen'e, Mustafa Sandal'a getirir. Yo, ben hiç şikayetçi değilim. Asla. Yanlış anlaşılmasın. Benim çok içime siniyor büromuzun sürekli şekil değiştirmesi. Mesela bunları söylüyorum, hemen arkasından cın cın elektrogitarlı intro giriyor mesela. Fizyon. Çilehane sorularınıza geçmeden düz adam hatırlatmamızı muhakkak yapalım ki yani bu bile işe yaramıyor. Gördük bu hafta. Geçen hafta paylaştığımız kesitte bir hanımefendi yorum yapmış. İllegal bahis mi öneriyorsunuz? Ne biçim öneri veriyorsunuz? Demiş. Nerelere gidelim? Ah Özgen. Kimselerin vakti yok durup profiline bakmaya.
Kalın parmaklarıyla kaydırıp geçiyorlar. Like'lar yorumlar bırakarak İnsta'ya. Ah, kimselerin vakti yok bir şeyleri ciddiye almamaya. Diyelim ve Gülten Akın'a da bir selam çakmış olalım. Öldü ama Gülten Akın.
Gülten Dayıoğlu'yla karıştırdım. Gülten Dayıoğlu hayatta gördüm gözümle. Beşiktaş, Atatürk, Anadolu Lisesi pilav gününde gördüm. Ödül aldı kendisi. Peki benim ne işim vardı Beşiktaş, Atatürk, Anadolu Lisesi pilav gününde? Eş durumundan katıldım. Bürosunun bir taneleri. Enişteniz oradan mezun olmuş. Benim yüksek lisansımı bitirdiğim sene. Hayat.
Şu anda dinlemiş olduğunuz podcast yayını, komedi, toplum ve kültür başlığı altında şamatasına kaydedilmiştir. Dinleyenlerine profesyonel bir yardım sunmamaktadır, delirmeyin. Kendini darda hisseden dinleyicilerin, nerede yanlış yaptım diye düşünmeleri, net bir cevap bulamıyorlarsa gidip bir profesyonele sormaları büyük önem arz etmektedir. Onlar size söyler nerede nasıl yanlışlar yaptınız. Bana düşmez. Arz ederim. Kayıp Eşya Büyüsü Genel Müdürü Özteze.
Kayıp eşya danışmanlık Kayıp eşya danışmanlık İlk sorumuz dinleyicimiz Ezgi'den geliyor. Özgem, hiç haklı olduğun halde karşındakinden özür dilemek zorunda kaldın mı? Başlarda bana çok koymuyordu, cebimden paramı çıkıyor sanki uzamasın, tatsızlık çıkmasın diyordum ama son zamanlarda rahatsız olmaya başladım. Neden özür dileyen hep ben oluyorum? demiş. Sevgili Ezgi, Yezgi! Yezgi! Dilililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililililil
Kaynaklı özürler. Dibimden para mı çıkıyor? Demiş Ezgi. Vallahi dua et çıkmasın. Dua et çıkmasın. Denyo bir patronun varsa hele bir özür dileme. Hele bir ben haklıyım de de ben göreyim seni burada. Patronlar biliyorsunuz narin varlıklar. Kırılganlar. Lütfen. Tuz buz olmaları için haksız olmaları bile gerekmez. Hatta zaten gerekmez. Siz böyle bir gıdım bile daha haklı gibi olsanız hemen oracağa bırakır kendini, bayılır bileklerine, kolonyalar isterler. Şimdi sizi de anlıyorum, sağda solda görüyorsunuz, özeniyorsunuz, profesyonellik adı altında patron çalışan arasında soğuk, mesafeli, mesai odaklı bir ilişki görüyorsunuz ama aldanmayın. Orta Doğu ve Balkanlardasınız, bunu sakın aklınızdan çıkarmayın. Patronunuza arkadaşlık etmez.
Her kararını desteklemez. En en kötü, şöyle uzaktan hayranlıkla çipil çipil bir ona bakmazsanız, haklı ve işsiz olmanız çok çok olası. Maalesef bu konuda yapacak hiçbir şey yok. Önceki bölümlerde belirttiğimiz gibi iş yerinde ananıza sövdürmeye bakın. Ancak o zaman belki haklı ve tazminatlı olabilirsiniz.
Ha, eğer söz konusu kişi bir patron değilse, eşiniz dostunuz, sevgilinizle yaşıyorsanız bu durumu, onun da üzerine söylenecek çok bir şey yok. Yani neden kimse benden özür dilemiyor demiş Ezgi, belli ki herkes mükemmel. Sorun sende. Senden başka bir kişi bile hata yapmıyor Ezgi. Olabilir mi kız böyle bir şey? Deli kız! Laflara bak. Aman ağzımızın tadı kaçmasın Ali Rıza Bey gibi bir cümlenin kocaman bir aileyi nasıl yerle yeksan ettiğini okuduk izledik yaprak dökümünde. Olan Ali Rıza Bey'e oldu. Kötürüm dilsiz öyle kala kaldı dizinde battaniyelerle içine kahrola kahrola göçtü gitti adam diye hatırlıyorum. Bilmiyorum yanlışta yönlendirmeyeyim şimdi çok oldu üstümden. Neyse bir sıkıntılar çekildi sonuçta. O yüzden bu soruya sadece bir atasözüyle karşılık vereceğim. Yüz verdik eşeğe alnımıza değdi taşa.
Alnınıza bir şey değecekse, bürosunun gülleri, bir taşak değecekse o alna, bu kesinlikle siz yüz verdiğiniz için olmayacak. Bunu unutmayın. Sadece siz istediğiniz için değmeli o taşak alnınıza. Orada da rıza esastır yani. Bu büroda King Shaming olduğunu zanneden de avucunu yalar, onu da söylüyorum. Ve sıradaki soruya geçiyorum. Ölümsüz olmak ister miydiniz madem?
Allah Allah. Hele hele hele. Ölümsüz olmak ister miydiniz madem demiş isimsiz, sıfır takipçili, profil fotoğrafsız ve Zuckerberg tarafından spam olarak işaretlenmiş, dinleyicimiz sormuş. Galiba bu soru danışmanlık aşığı için gelmemiş. Ama emin de değilim. Neyse sonuçta uy namahrem deyip yere çömelcek halim de yok benim bu yaştan sonra. Kimse kusura bakmasın. Soru da güzel soru.
Ölümsüz olmayı... Ölümsüz olmayı kim neden ister ya? Ölümsüz olmayı kim neden ister? Ben anlayamıyorum. Neden yani? Ölümden sonrası hiçbir fikrimizin olmadığı, inanılmaz merak ettiğim bir nasıl desem bir tatilya versiyonu gibi. Çünkü benim kafamda ölüm sonrası.
Bunun evrenler arası yolculuğu var, meleklerle tanışması var, belki reenkarnasyonu var. Yani insan tüm bunları elinin tersiyle itebilir mi ya iki üç tane icat, bir tane nükleer savaş göreceğim diye? Daha neler artık. Ölümden sonra yokluk, boşluk, hiçlik dedikleri şeye karışmaktan korkanlar var, gözlemlediğim kadarıyla. Ama zaten mantıken ölmüş olduğun için yokluğu sen nasıl denemeyeceksin ki? Yoksun ya artık.
Yok yani yoksun. Yine senlik bir durum yok. Sen yok olmaktan korkmana gerek yok çünkü yok olduğunu anlayamayacaksın olmadığın için gibi geliyor bana. Yani yok olduğunun farkındaysan da yok olmamışsındır. O zaman biraz varsındır. E zaten vardın bu arada hayatta. Vardın ne işe yaradı? Hani var olmaktan nasıl yüksek bir verim aldın da yok olmak bu kadar çok korkuttu seni? Yani yok olmadın daha mı iyi oldu? Sonu olmayan şey hiç olmasın daha iyi gerçekten yani. Ulan zaten ölüp gideceğiz cümlesi bayağı pozitif bir cümle bana kalırsa.
Umut veren hatırlatmalar listemde ilk üç tabak. Onu net bir şekilde söyleyebilirim. Ki ölümsüzlük hayatımızın bir parçası olsa sana, bana, düz insana gelene kadar kimlerin ölümsüz olabileceğini düşünürseniz en azından birazcık bu fikirden şey yapabilirsiniz. Herkes ölecek. Dostlarım, hepimiz. Herkes ölecek. İçinizi ferah tutun diyerek umut dolu bir şekilde yanıtlamış olalım bu soruyu da ve hemen ardından reklam için yer açalım ki bir kafamız dağılsın. Derdinize gelen
Ve tekrar yayındayız. Neden en çok tabular etrafında şekillenip sonra da tabularımıza güleriz? Diye sormuş Yücel. Bakar mısınız soru önderin yine. Neden en çok tabular etrafında şekillenip sonra da tabularımıza gü...
Gerçekten mi ya? Doğru mu görüyor gözlerin? Biz tabularımıza gülüyor muyuz arkadaşlar? Gülüyor muyuz tabularımıza artık genel olarak? Geldik mi o kısmına hayatın medeniyetine? Aşk olsun ama. Ay hiç söylemiyorsunuz ya. E ben bir tek ben gülüyorum sanıyorum tabulara. Bir de işte birkaç yakın arkadaşım ama biz de artık sinirimiz bozuldu, laçkı olduk. Ondan, ondan gülüyoruz sanıyorduk. Devrimci bir eylem miymiş? Ben gülerek devrime katkıda bulunabiliyor muyum? Bir şey söyleyin. Zaten ben başka türlü bir şey deviremem de hani. Tabulara gülünüyorsa bambaşka bir şey oldu şu an bak yaşam bir anda. Ay kırkıma gelmeden yakaladım ya en azından. Hani bir 30 sene falan tabulara gülündüğünü görebilirim. O da bir şeydir. 70 yaş üzeri mesela artık geçmiş olsun. Ama gerçi onlar memnun değildir zaten. Tabuları kendileri şey yaptıkları için yıkıldığını görmek de çok canları sıkılmıştır yani. Evlerine ateşler salınmıştır tabulara biz güldüğümüz için. Nereden teyit edebiliyoruz bu bilgiyi tabulara gülündüğünü? Yayınlandı mı resmi gazetede? Hemen bakalım.
Ah vallahi var. Karar No. 818806. Tarih 30 Ağustos 2024. Konu tabuların gülme eylemi vasıtasıyla yıkılması. Karar İnsanların gelişimini kısıtlayan ve toplumda köklü bir değişim ve ilerlemenin önünde engel teşkil eden tabuların, ülke genelinde gülme eylemi aracılığıyla yıkılmasına karar verilmiştir. Bu karar doğrultusunda toplumun her kesiminde yaygın olarak kabul edilen bu tabuların, bireyler üzerindeki olumsuz etkilerini minimize etmek ve özgür düşünce ortamını teşvik etmek amacıyla aşağıda belirtilen tedbirlerin alınması gerekmektedir. 1. Toplumsal bilinçlendirme. Gülme eylemi ve mizahın tabuları yıkma ve insan gelişimini destekleme yolunda önemli bir araç olarak kullanılması için geniş çapla eğitim ve bilinçlendirme kampanyaları düzenlenecektir. 2. Medya ve kültür politikaları.
Medya ve kültürel platformlarda tabuları sorgulayan ve mizahi bir dil kullanan içeriklerin teşvik edilmesi sağlanacaktır. Üç, sanat ve eğlence. Sanatçılar ve eğlence sektörü profesyonelleri tabuları ele alan ve toplumun bu konudaki farkındalığını arttıran projeler geliştirmeye teşvik edilecektir. Ve son, toplumsal destek. Dört numara.
Bu sürecin etkin bir şekilde yürütülmesi için toplumun tüm kesimlerinin destek ve katılımı sağlanacaktır. Bu karar toplumun daha açık fikirli ve ilerlemeye açık bir yapıda kavuşması amacıyla alınmış olup tüm vatandaşlarımızın bu sürece katkı sağlaması büyük önem arz etmektedir. Yürürlük bu karar resmi gazetede yayınlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girecektir. Ay inanmıyorum ya! İnanmıyorum!
Ya valla bana da sürpriz oldu. Ay hiç beklemediğin anda oluyor yücelim. Ay şu karardan sonra artık ne yapacaksın nedeninin asılını be boşver. Gülelim güldürelim bu dünya kimseye kalmaz diyelim. Ve bölümü de böylece sonlandıralım. Ne dersiniz? Çünkü çok güzel bir haberle bitirmiş olduk. Çok güzel, sımsıcak, sevgi dolu, pozitif bir bölüm oldu. Valla size de ne kadar teşekkür etsem az. İyi ki varsınız.
Ay çok keyiflendim ya. Neyse, soru ve sorunlarınız için gelsin insta DM'ler. Haftaya görüşmek üzere. Ben Özgözel. Sevgiler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.