Podcast

Gurbet Eller #8 Kayıp Eşya Danışmanlık A.Ş.

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Özgemiz gurbet ellerden gelenleri kucaklıyor, büromuza buyur ediyor.

“Bu podcast yayını komedi, toplum ve kültür başlığı altında, şamatasına kaydedilmiştir. Dinleyenlerine profesyonel 1 yardım sunmamaktadır. Delirmeyin. Kendini darda hisseden dinleyicilerin, nerede yanlış yaptım diye düşünmeleri, net bir cevap bulamıyorlar ise gidip bir profesyonele sormaları büyük önem arz etmektedir.
Arz ederim.
Kayıp Eşya Bürosu Genel Müdürü Özge Özel"



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.993 kelime · ~10 dk okuma

Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?

Alo, kayıt eşya bürosu, buyurun. Bir saniye, aktarıyorum. Herkese merhaba, hello, bonjour kayıp eşya bürosuna ve büromuzun uçan tekme servisi danışmanlık aşeğe HOŞ. GEL. Dİ. NİZ. Evet. 19 hafta süren, bacağına sıçtığım Ağustos ayı bitti de yağmur oynan, çamur oynan. Eylül geldi diye bu neşem. Yoksa neşelenecek hiçbir şey yok, ben onun farkındayım. Ben her şeyin farkındayım. Ben burada bunca insanız, böğrümüzde oturan filin çok farkındayım. Çıldırışının gülleri.

durduk yere hani hallediyoruz, panik yok diyecek durumda maalesef değiliz. Neden? Çünkü panik var genel olarak. Panik var yani doğada kendiliğinden bulunan bir artık element mi diyeyim? Bitki örtüsü mü diyeyim? Hadi diyeyim, bitki örtüsü diyeyim. Üç tarafı isyan, korku ve belirsizlikle çevrili cennet vatanımızda epey bir panik var. Hepimize yetecek kadar var. E panik gelecek yerden de atak esirgenmez biliyorsunuz bir tanedir.

Transkriptin tamamını oku

Fakat biz ne yapacağız? Haniye çok özür dilerim. Çok kötü bir şaka bu. Paniği nani'ye çevirmek hiç olacak iş değil. Hepinizden çok özür dilerim bu berbat şaka için. Bir an rastalı bir gülbenergen ruhu böyle bir esti geçti büromuzun, stüdyomuzun içerisinden. Engel olamadık. Neyse yine de isteyenler Türk kahveli, çiçekli bir görselin önüne bu lafı dayayıp aile WhatsApp gruplarında kullanabilir. Panik yok, nanik var. Çarpı de, çarpı de. Hayırlı pazartesiler.

Evet, dünyanın en saçma savunma mekanizması olan kötü şakadan sonra... ...valla derdimizden, tasamızdan uzaklaşmak istedikçe çekiliyoruz içerisine. Keşke cennet vatanımız kurulurken, paşam, nutuk eserinin de haricinde... ...hani böyle hazır yozlaşmayı da öngörmüşsün... ...o ihtimale karşı da böyle kısa öz bazı yönergeler de bıraksaydı diye düşünmeden edemiyorum. Atıyorum işte ne bileyim ülkenin girişine bir tane... Bir tanecik de olsa, kısa ve öz bir tabela astırsaydı. Mesela bulduğunuz gibi bırakınız diye olabilir. Bilmiyorum, paşa olmadığım için ve olamayacağım için tabii şey yapıyorum, çok empati yapamadım Atatürk'le. bulduğunuz gibi bırakınız yabancı cisim atmayınız Mustafa Kemal Atatürk neyse biz gideriz ülke kalır amma öyle amma böyle kendine gelir toparlanır dostlarım diyelim ve hazır vatanım da vatanım demişken bu hafta sorduğunuz sorulardan gurbet konulu olanlara bir göz atalım mı ne dersiniz böğrümüzdeki filleri fındık fıstık inan kaldırmaya çalışalım hemen düz adamlar için uyarımızda gelsin buraya

Ey bürosunun gülleri, birinci vazifen Kayı Beşşah Bürosu'nu danışmanlık aşeği gülmek için kullanmak ve burada söylenen her şeyin gayrı ciddi olduğunu bilmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalini yegane temeli budur. Cebren ve hileyle derdin başını aşmış, sinir uçlarınla oynanmış, bütün yaşam sevincin dağıtılmış ve beyninin her köşesi bil fiil alev almış olabilir. Ey bürosunun bir tanesi, işte bu ahval ve şerait içinde vazifen ne olursa olsun mücadeleye devam etmek ve aklına mukayyet olmak için bir profesyonelden yardım almaktır. Muhtaç olduğun kudret beyin kıvrımlarındaki asil nöronlarda mevcuttur.

Sağ ol. Öyle bitmiyordur tabi, Hit abi. Yine paşam olmadığım için havada kaldı. Neyse, düz adam. Eğer şu an bizi dinliyorsan... ...inşallah bu ülkenin kurucusuyla dalga geçiyor falan diye... ...oturduğun yerde kudurmuyorsundur anneciğim. Valla seni paşamın fotoğrafıyla yapılan... ...mimlerle tokatlarıma buramdayım zaten. Diyoruz ve danışmanlık aşiğemize sağ ayakla... ...geçiyoruz. Kayıp eşya danışmanlık.

Evet. Özge. Ben 6 senedir Vancouver'da yaşayan homesickness'dan muzdarip, bir depresyondan diğerine koşarak giren göçmen bir bireyim. Bir de 3 yaşında bir kızım var. Yanaklarınızdan öper efendim. Biz de onunla öperiz sağlıksa. Allah anadı babalı bilsin. Aylardır Türkiye'ye temelli dönsek mi dönmesek mi tartışıyoruz. Ben çok özlüyorum. Rüyalarımda ekmek fırını, pideci, sucuk falan görüyorum şaka değil. Arkadaşlarıma, ailemi çok özlüyorum. Kızım burada sağlıklı, güvenli büyür gider ama ben ne olurum onu bilmiyorum. Bürodan bir tavsiye, bir akıl fikir bakınıyorum demiş sevgili dinleyicimiz. Ay yine isimleri not etmeyi unutmuşum ya. Ne diyelim?

Demiş dinleyicimi Selin diyelim. Selin diyondan kalsın aklımızda o da Kanadalı bir bireydi. Sevgili Selin, Vancouver nasıl bir yer bilmiyorum ama aidiyet duygusu olmadan poşet gibi oradan oraya savrulmak nedir onu çok iyi biliyorum. Biraz fikir vermesi açısından YouTube'a Vancouver yazdım.

Karşıma çıkan ilk şey Cüneyt Özdemir ve aklını yitirmiş gülüşü oldu. Vancouver neden dünyanın en güzel şehri adında bir vlog çekmiş kendisi. İzlemedim. Cüneyt Özdemir Vancouver'a dünyanın en iyi şehri diyorsa yani çok büyük ihtimal. Yani yarak gibi bir yerdir Vancouver. Ama yani...

Tabii Canım Vatanım'da da her sene değişen bir eğitim sistemi var. Özel okulların uçuk fiyatları var. Böyle bazı gerçekler de var. Temelli olarak dönmeniz durumunda sizin kızın aklının ve dilinin yetmesiyle beraber anasına, babasına dümdüz sövmesine karşı da hazırlıklı olun. Bunu bilin yani şimdiden.

Bunu bilin kendinizi hazırlayın bunu öğrenecek o çocuk diyecek ki vay gidi mallar geri dönmüşler kanadalardan kafanızı sıçayım sizin kalsanıza ben şimdi belki de kim bilir ne olmuşum falan gibi tepkiler verecek zamanında bir kilo cevize bebek sırtlarından arsa kapatmayan dedelerimize sövdüğümüz gibi olacaksınız kızınız da size sövecek Yani tabii ergenliğin tuzu biberi olan sövüşler bunlar. Onu da belirtmek lazım. Çocuğun kendini anasından babasından ayırıp bir birey olarak yetiştirmesi için çok çok faydalı, çok olması gereken sövüşler. Öyle düşüneceğiz. Öyle düşüneceğiz. Bardağı dolu tarafından bakacağız. Benim kızım bana şimdi sövsün, aman biriktirmesin ileride terapilerle uğraştırmasın diyeceğiz. Evladımızı günü gününe kendimize sövdüreceğiz. Yani

Bize tanınmadı çünkü bu imkan. Evlatlarımıza bunu borçluyuz gibi düşünüyorum. Çok ileri gidersen yine de bir tane terlikle götüne bir tane şey olabilir. Onu da sıkıntı görmüyorum açıkçası.

Evet. Yani tabii burada bir de bir aile arkadaşlar özlemine değinilmiş. O da... Arkadaşlar konusunda bir şey diyemem ama aile özlemi hassas bir konu gerçekten. O konuda şöyle bir tavsiyem var. Gideceksin Vancouver 2. Bahar Huzurevi'ne. Kendi öz evladını hatırlamayan, tanımayan demans hastalarına, yaşlılara evlatlık edeceksin. Bilmeyin. Buldum bir tane senin için. Veriyorum adresini, yaz bakalım not ediyorsan. Evergreen House. Evergreen House. Lions Gate Hospital, 15. Cadde, 231 numara Kuzey Vancouver. İnşallah yakındır size. İnşallah yakındır. Hatta gitmişken az ileride de bak, restoran gördüm. Akbar Rouje İran Restoranı varmış. İlerisinde de Bakır Bakraş'ta sumakla ayran gördüm. Vallahi fotoğraflarda. Onu da dikin kafaya gitmişken. Bir şeyler yiyin biraz, pilav sizi kendinize getirir. Acı acına bırak kıta değiştirmeyi, çurap bile değiştirilmez.

Selenim, çurap bile değiştirilmez. Hem ayranınızın dökülmemesi, hem tatsız olaylar yaşanmaması adına da büyük bir karar çünkü temelli gidip gitmemek. Şunu bir deneyin, belki yardımcı olur. Madem Türkiye'yi özlediniz, kocan, kızım, sen atlayın gidin bir uçağa Berlin'e. Kreuzberg İş Merkezi sizi kucaklayacaktır diye düşünüyorum sımsıcak bir şekilde. Berlin'de sonuçta küçük yani sucuksa sucuk, pideyse pide, ledışıksa ledışık, ezelse ezel, candündarsa candündar.

Yani şöyle bir altı ay kalın. Bir kafası gelsin iyice oralarda. Bakalım hakikaten de özlemiş misin. Yoksa bir buçuk kuşkaş için el kadar sabinin geleceğine günahına girmeye değmez. Kendinize gelin. Hadi bakalım. Hadi bakalım. Göreyim sizi şimdiden. Afiyet olsun. Auf Wiedersehen mi diyelim ne diyelim. Ve bir sonraki sorumuza geçmeyelim. Reklamımızı aradan çıkaralım.

Yeni gelmedik, geri geldik, bürolar sözünü tutar o. Ama bak hiç şarkı söylemedim bu bölüm. Yarısına geldim, daha hiç şarkı söylemedim. Normalde şimdiye kadar gelmesi lazımdı. Neyse dur bakalım, daha iki soru daha var. Gelir belki, şarkı beni bulur. Evet, sıradaki sorumuz... Kimden? Tabii ki not almadığım için onu da bilmiyorsun.

Özgen, benim derdim tam olarak dert sayılmaz. Daha çok uykuya dalmadan hemen önce aklına gelen ve utandığın anılardan o yüzden paylaşmak istiyorum. Hayırdır inşallah, hadi bakalım. Şöyle, erkek arkadaşım da ben de hukuk mezunuyuz. Bir süredir de yurt dışında yaşamanın yollarını arıyorduk. Yüksek lisansıydı, partimeşiydi, biz bir şekilde ayarladık uzun bir süreçte.

E çok iyi. Fakat bu büyük karar için aileleri ikna etmesi, anksiyetesi, dolar kuru falan derken gözden kaçırdığımız bir şey tabii ki oldu. Biz Amerika'ya geldik sağ salim fakat son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanamadık. Yargılamıyorum.

Olabilir insanlık hali. Ve bunu hatırladıkça uykular haram oluyor. Zaten vatanı terk etmenin burukluğu var. Bir de böyle olunca iyice kahroluyorum. İçimizi bir su serpme Özgem. Pensilvanya'dan sevgiler demiş ya. Oha be! Ay! Pensilvanya demez mi bir de? Dalga geçer gibi.

Vallahi bak benim gençliğe hitabı okuduğumuz bölümde gelen soruya bak. Çocuklar be. Hayır bir de bir süredir yurt dışında yaşamanın yollarını arıyorduk demiş. Mesela insan şimdi ister istemez soru işareti. Ne kadar süredir ayıptır söylemesi? Ne kadar süredir arıyordunuz? Sekiz senedir mi güzelim? Temmuz yazından beridir mi? 2016 yazından beridir mi arıyordunuz? Çiçeğim benim.

Çünkü eğer öyleyse, bu arada Cumhurbaşkanı seçiminde oy kullanılan mamaları da aslında bizim için bir avantajla sayılır yani. Neyse! Bilemem! Şimdi bir şeyi de ima edip, kimseyi töhmet altında bırakmak istemiyorum. Günahını da almayayım, yanlış anladınız. Çok arka arkaya denk geldi çünkü bilgiler. Zaten bir akıl falan da veremeyeceğim, sormamış zaten, paylaşmak istiyorum demiş. Paylaştı, bize kaldı, bıraktı üstümüze bu bilgiyi.

Tamam, hadi bakalım. Hadi Allah mesut etsin Prens İlvanyalarda. Son soru. Abla selam. Selam ablacığım. İnşallah güzel bir sorudur. Vallahi şu an çok ihtiyacımız var. Seni dinleye dinleye çözdüğüm testler meyvesini verdi. Üniversiteyi kazandım. Oh be! Bravo!

İlk başlarda çok heyecanlıydım, aile evinden ayrılacağım, istediğimi yapacağım diyordum. Ama vakit yaklaştıkça içimde bir panik oluşmaya başladı. Ya yurt arkadaşlarım manyak çıkarsa, ya okula alışamazsam, ya bölümdeki hocalar beni sevmezse gibi gibi gibi. Aslında çok uzağa da gitmiyorum. Bursa Uludağ Üniversitesi, rehberlik ve psikolojik danışmanlık. kazandım ama ne bileyim mallık mı ediyorum İstanbul'dan giderek diye de düşünmüyor değilim. Bana biraz cesaret ver güzel ablam git Sude korkma yaparsın de diye yazıyorum bunları. Seviliyorsun demiş Sude Naz sorunun içine de ismini yazarak beni büyük bir dertten kurtarmış bu bölüm adını bildiğim tek dinleyicim Sude Naz oldu.

Ablam, ablasının gülü bir tanesi. Öncelikle tebrik ediyoruz zaten. Beni dinlerken bile Uludağ Üniversitesi PDR'e kazanabiliyorsan, beni dinlemeden biraz odaklansan kim bilir nerelere gelecek. Neyse, çok güzel. Hiç hevesini kırmayayım, çok güzel. Bir de tebrik ediyorum. Bursa'ya gideceksin sonuçta. Çünkü benim temelsiz Bursa aşkımı bilen bilir. Kimse sorgulamasın lütfen. Ben sabahın köründe Feribot'la Mudanya'ya, oradan da Kültür Park'a gidip Bursalı bir astroloğa haritayı açtırmış da bir kadınım burada. Asla da gücenmiyorum. Sudan. Ya Sudan, şöyle düşün. Üniversite hayatı sürekli manitasıyla kavga edip balkondan atlamaya çalışan deli KYK oda arkadaşlarıyla, ilk hafta fakültenin ortasına kurulan şehir tanıtım standıyla güzel.

Üniversitenin açılışı budur benim gözümde. Tabi bilemiyorum Uludağ Üniversitesinin böyle bir hoşgeldin ritüeli var mı? Ben Koca Üniversitesini kazandığımda, derslerin başladığı hafta iletişim fakültesinin tam ortasına mermer bir masa, mermer bir tezgah kurmuşlardı. Etrafında üç tane usta, kocaman usta çeke çeke çeke gözlerimizin önünde pişmaniye yapmıştı. Sonra elleriyle çekeledikleri o pişmaniyeyi

Biz yeni öğrencilere ikram ettiler ve şekerden bayılmayalım diye de simit ve ayranla tamamladılar bu hoş geldin menüsünü. Valla Omuztepe be. Umarım Uludağ Üniversitesi de hani tabii ki bir İskender beklemiyoruz ama hani bir kestane şekeridir, bir şeydir, bir süt helvası olabilir hani protein. İnşallah bir şey dağıtıyordur. Son olarak Yeşilbursam'ın yerel haberlerine de için sıkıldıkça bakmanı öneririm. Tam göbeğindesin bir de. Tam alandasın. Belki gözünün önünde bile olabilir yani. Bunun heyecanı bile yeter sana. Bir örnek vermek istiyorum. Yeni okuduğum bir haber. Bölümde zaten bu haberle kapatmış olacağım. Biraz manidar.

Bursa'da Osman Gazi metro istasyonda bulunan kayıp eşya bürosunda bulunanlar insanları hayrete düşürdü. Kayıp eşya büroları böyledir bilirsiniz. Tabii ki hayrete düşürecek orada bulunanlar. Otobüs, metro, deniz otobüsü, şehirler arası ve şehir içi otobüslerde unutulan eşyaların hepsinin toplandığı kayıp eşya bürosu görenleri hayrete düşürüyor. Telefon, cüzdan, anahtar kayıplarının yanı sıra skuter, çorba kasesi, dikiş makinası,

baston ve temizlik kovası da unutulduğu görüldü. Burulaş Kayıp Eşya Bürosü sorumlusu Havva Çetin pek çok ilginç eşyayla karşılaştığını belirterek, takma diş, nişan elbisesi gibi çok garip ürünler unutan da oldu, tapu senedi unutan var, çoğu eşya sahibini bulmuyor, kimse eşyasının arkasına düşmüyor şeklinde birazcık da sistemkar bir şekilde konuştu. Sude'm, Sude'm korkma yaparsın. Bu yerel haberi de bir mesaj olarak al. Yeşil Bursa'mızdaki kayıp eşyaya git. Git benim selamımı söyle de ki beni Galata'daki kayıp eşyadan gönderdiler de. Özgözlerin size selamı var de. Odada neye ihtiyacın varsa git al o KYK odanı bir güzel döşe tepeden tırnağa Sude'm. Bir de kayıp eşya bürosu sorumlusu Havvar chatini bul ve ona sarıl. Sana Bursa'yı anlatır.

Eller günahkâr, gelecek demiştim Diller günahkâr Bir çağ yangını bu bütün dünya günahkâr Bu şarkıyı ben söyleyebilir miyim? Yordu mumu mumu mumu mumu mumu Ay evet tamam bu haftalık bize ayrılan sürenin sonuna geldik. Soru ve sorunlarınız için gelsin insta DM'ler. Haftaya görüşmek üzere. Ben Özge Özel. Sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)