Podcast

415: Çok Tuhaf Zamanların Erkeklik Krizi: Inceller

Trend Topic

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bunca gündemin içinde kendisini insel olarak tanıtan 26 yaşındaki bir gencin videosu X’te 5 milyondan fazla kez görüntülendi. Bu bölümde gündeme biraz mola veriyoruz. Zoraki bekarları, inselleri konuşuyoruz.

Trend Topic 372. Bölüm | Karabük Üniverstiesi: Erkeklik Krizinden Irkçılığa



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

3.927 kelime · ~20 dk okuma

Herkese merhaba, bu kaydı 2 Eylül'de alıyoruz. Ağustos geride kaldı fakat Ağustos ayını şöyle bir düşündüm ve hakikaten ne yaşıyoruz biz diye bir sordum kendi kendime. Bakın daha geçen ay 1 Ağustos'ta Hamas lideri İsmail Henni'ye öldürüldü. 2 Ağustos'ta milli yaz ilan edildi ve Instagram kapatıldı hatırlarsınız. 10 Ağustos'a kadar kapalı olan Instagram'ı konuştuk.

Bu esnada yurdun dört bir yanından gelen köpek katliamı haberleriyle yüreğimiz yandı. 12 Ağustos'ta Didruba Kayseri'li oğlu tutuklandı, ona da asabımız bozuldu. 16 Ağustos'ta Alpay Özalan'ın Ahmeşka saldırısını izledik, ona da kahrolduk. Geçen hafta Didruba'yı serbest bıraktılar. İnstagram yasağını unuttuk bile ve geldik Eylül'e. Ne saçma şey değil mi?

Tıpkı bir hamster çarkında gibiyiz. Koşturup duruyorlar bizi. Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle günlük haber tüketim döngümüz 24 saate yükseldi. Her an, her dakika yeni bir haber orada dururken acaba dünyadan bir haber mi yaşıyorum endişesi insanları haber bağımlısı yapabiliyor. Peki 24 saatlik haber döngüsü fizyolojimize bir etki ediyor mu?

Transkriptin tamamını oku

Texas Teknoloji Üniversitesi'nden Brian McLogan ve ekibi bu soruya cevap aramış. 1100 ABD'liyle görüşmüşler ve bu kişiler için de sürekli haber takibi yapanlardan bir gözlem grubu oluşturmuşlar. Bulguları oldukça enteresan. Sürekli haber takibi yapan kişiler de anksiyete ve depresyon belirtilerinin daha çok görüldüğü tespit edilmiş.

Teknolojik gelişmeler ve 24 saatlik haber döngüsüyle birleşen ekonomik baskılar, gazetecileri haber tüketicilerinin dikkatini çekecek şekilde hikayeler ve başlıklar seçmeye teşvik etti. Çalışmalarımızın sonuçları, haber medyasının karşı karşıya kaldığı ticari baskıların sadece sağlıklı bir demokrasiyi sürdürme hedefine değil, bireylerin sağlığına da zarar verebileceğini vurgulamaktadır. Yani özetle deniyor ki yeni medya düzeni artık çok ama çok daha fazla haber üretiyor. Bu haberler de o kurun dikkatini çekecek, tık avcılığı yapacak şekilde üretiliyor. Böyle internet medyasında çalışan ektör arkadaşlarımız var, günde 30-40 haber giriyorlar. Bu haberlerin hiçbiri üzerine etrafıca düşürülmüyor, copy paste haberler oluyor. Ve siz de bunlara maruz kalıyorsunuz. Eğer bu tip haberleri fazla tüketirseniz deliye dönersiniz.

Sadece siz deliye dönmezsiniz, bu aynı zamanda demokrasiye de zarar verecektir. Büyük tarihçi Eric Hobsbawm 1917 yılında doğmuş ve 2012'de ölmüş. Kendi otobiyografisine Tuhaf Zamanlar başlığını atmış. Keşke bugün ile geçmişi karşılaştırabilseymiş Hobsbawm. Kendi biyografisine Tuhaf Zamanlar diyorsa acaba 21. yüzyıla ne derdi? Çok Tuhaf Zamanlar.

Bu bölümde son 10 yılda yani çok tuhaf zamanlarda popüler olmuş bir meseleye odaklanacağız. İngilizce involuntary celibate deniyor ve kısaca incel diye söyleniyor. Moda moda tercüme etsek istemsiz bekarlık diyebiliriz. ABD'de yükselen bir akım bu, Türkiye'de de takipçi bulmaya başladı bile. Birazdan dinleyeceğiniz bir içerik Twitter'da tam 5 milyon kez görüntülenmiş.

Bu içerikte yüzüne maske takmış 26 yaşında bir genç erkek kameraya bazı açıklamalar yapıyor. Dinleyelim. Benim eğitim durumum iyi. Yazları çalışıyorum. Kendimi sürekli geliştiriyorum. Geliştirmeye gayret ediyorum. Gitar çalıyorum. Seyahat ediyorum. Çeşitli alanlarda aşçılık, barista ve bunun gibi alanlarda tecrübeliyim. İş geçmişim de var. Kendi ekmeğimi çıkartıyorum. Kendi paramı kazanıyorum. Yani topluma her şekilde faydası dokunacak bir erkeğim.

Kendime az tarzım, stilim var. Ama bir eksiğim var. Hiçbir kadınla beraber olmadım. Hayatım boyunca bir kızın elini tutmadım. 26 yaşındayım. Sorun, boyumun ve tipimin iyi olmaması.

Bu dümdüz abaza diyenleriniz olabilir. Öyle sanıyorum ki yaşı 30'un üzerinde olan dinleyicilerimizin kendi ergenliklerinde hiç duymadıkları bir kavramdı bu insellik. Her şey boy ve tipten ibarettir. Boy yoksa hayat yok. Tipin yoksa yaşam yok. Biz kendimizi seçmedik. Tipimizi, özgür irademizi seçmedik. Durum bundan ibaret. Keşke yakışıklı olsaydık, uzun boylu olsaydık. Dedik ya çok tuhaf zamanlardayız diye. Hadi bu meseleye perde aralayalım. Nasıl bir çağda yaşadığımızı anlamaya çalışalım bunu yaparken. Bu esnada erkeklik krizi üzerine de biraz konuşalım. Ben Ozan Gündoğdu. Hazırsanız başlayalım.

Body shaming diye bir şey hiç duydunuz mu? Body shaming. Herhalde duymuşsunuzdur. Türkçe'ye çevirsek beden aşağılama ya da beden utandırma diye çevrilebilir sanıyorum. Bir YouTube yayıncısı Ezgi Yılmaz, ilk zorbalığa uğradığım an, beden aşağılama ve beden olumlama nedir? başlıklı bir video yayınlamış. Bu videoda body shaming'i de tanımlamış ve ikiye ayırmış. Dinleyelim.

Toplum tarafından standartlaştırılmış bedenlerin dışında kalan diğer bütün bedenlerin marjinalleştirilmesidir. Marjinalleştirilip aşağılanmasıdır aslına bakarsanız. Bunu ikiye ayırabiliriz. Fat shaming ve thin shaming olarak yani şişmanların ve zayıfların aşağılanması diyebiliriz buna.

Aslında toplumsal davranış kuralları bunlar ama günümüzde bu kurallara bir politik muhdeva kazandırılıyor. Body shaming ne yani? Bir kişinin fiziksel görüntüleri nedeniyle bu kişiyle dalga geçmemeliyiz. Özetle bu. E bu kuşaklardır bildiğimiz bir erdem değil mi? İnsanların dış görünüşleriyle dalga geçilmemesi gerektiği, hepimizin bildiği bir şeydi ama çağımızda bu kültürel, politik bir çerçeveye kavuşuyor. Fat shaming başlıyor mesela bu. Body Shaming'in şişmanlar için olanı. Şişman birini görünce, vaaayvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvv

Bir kere bireysel bir sorun toplumsallaşıyor. Yani şişman bireylerin sorunu, şişmanların kendi sorunu olmaktan çıkıyor ve toplumun tüm kesimlerinin ilgilenmesi gereken, toplumun tüm kesimlerini düşündüren bir boyut kazanıyor. Şişmanların sorunları üzerinden şişmanlar da bir topluluğa dönüşüyor. Şöyle bir şey söyleyebilirim, örnek vermek gerekirse bir iş bulacağın zaman, şişman olman olayı inanılmaz zorlaştırıyor örneğin. Yani hem kadınsın, zaten bilevel zor iş buluyorsun, üstüne bir de şişman bir kadınsın. Sonuna shaming takısı etkileyerek toplumsal normların dışına çıkan her kategoriyi kendi lobisine oluşturuyor günümüzde. Mesela fat shaming mücadelesi verenler, şişmanlar topluluğunun bayrak tutanları oluyor. Böylece şişman kişi kendisiyle dalga geçilmiş gibi değil, kendisi gibi tüm şişmanlarla dalga geçilmiş gibi hissediyor. Kendi topluluğunu korumaya çalışıyor. Fet-shaming alarmına basarak diğer şişmanları da desteğe çağırıyor. Onlar da geliyor ve fet-shaming yapan kişiyi cancellamaya çalışıyor. Ve tüm bunlar dijital paralel hayatımız haline gelen sosyal medyada yaşanıyor.

Yani sosyal medya düzeninin de etkisiyle toplumsal kümeler, emekçiler, sermayedarlar veya Türkler, İngilizler veya Almanlar gibi daha büyük kümeler yerine toplumsal normun dışında olanlara bölünüyor. İşte şişmanlar, eşcinseller, siyahlar, aşırı zayıflar, kısa boylular vs. vs. Toplumsal normların sorgulanmaya başlaması az şey değil. Bireysel sorunlarımızın toplumun bakış açısından kaynaklandığını iddia etmek temelsiz bir yaklaşımla değil. Mesela bu kayda hazırlanırken öğrendiğim yeni bir terim, slot shaming. Slot sürtük demek bu arada. Ne demekmiş slot shaming, Hazal Sipahi'nin Artı 90 için hazırladığı haberden dinleyelim.

Bir kişiyi cinselliği veya cinsel geçmişi üzerinden utandırmaya... ...ya da davranışlarını cinsellikle ilişkilendirerek aşağılamaya... ...slut shaming deniyor. Okulunuzda pırnak içinde adı çıkmış biri var mıydı? Lisede evet vardı. Var. Elbet vardı. Peki cinsiyeti neydi?

Kız. Kadın. Kadın nasıldı? İki kişi koyun. Kızların arkasından daha çok konuşurlar yani. Bir erkeğin arkasından o kadar konuşmuyorlar genelde. Peki neden adı çıkmıştı? Bir videosa inanmıştı benim bildiğim.

Hepimizin sevgilisini döndü ya. İlişkileri hızlı bitip başladığı için sanırım. Toplumsal mücadeleler bu şekilde spesifikleşiyor ve daha küçük gruplara bölünüyor ve toplumsallaşması arzu edilen mücadele günün sonunda topluma karşı verilen bir mücadeleye dönüşüyor. Evet, bu haliyle toplumu uyararak toplumun kendiliğinden değişmesini isteyen mücadeleler üremiş durumda. Fat shaming, body shaming ya da slut shaming. ve adını saymakla uğraşmayacağım türlü türlü şeyminkler kendi toplumsal kategorilerini yaratıyor ve toplumu değiştirmeye çabalıyorlar. Ve değişim talep ettikleri şey bireysel değil, toplumsal. Yani şişmanları zorbalayan birinin değişmesi için uğraşmıyorlar. Toplumun kendi normlarını şişmanlar lehine değiştirmesini istiyorlar. İkisi arasında fark var. Bu noktada aktivistleşiyorlar. Toplumun kendi normları dışında kalan bireyleri de kapsamasını talep ediyorlar.

Böylece toplumsal normun dışında kalan bir kimlik yaratmış ve bu kimliğin mücadelesini vermiş oluyorlar. Düşünün, şişmanlar bile bu kimliklerden biri olabilir. Bu mücadeleyi kim destekliyor? Daha önce sizlere bahsetmiştim, bu duyar bombası olarak dolaşan Herkes adına sürekli üzülen ve topluma duyarlılık göstermesi için adeta yalvaran bu insanlara Social Justice Warrior diyorlar. Yani kısa adıyla SJV. Elbette SJV akımı kendi politik dilini de yaratıyor. İdeoloji dilde başlar şiarıyla, toplumsal normlar yeniden tanımlanıyor. Haliyle etraf mağdur dolmuş durumda. Herkesin kendi çapında bir mağduriyeti var. Herkes bir mağdur.

Bu mağduriyetler toplumsal düzenimizin en temelindeki hastalığı mı oluşturuyor peki? Yani şişmanlara body shaming yapmasak daha iyi bir toplumsal düzen mi kurmuş olacağız? Açıkçası ben böyle hareketleri görünce Allah başka dert vermesin deyiveriyorum. Kimlik hareketlerinin hemen hepsinin aynı potada kavranması gerektiğini düşünmeye başladım bu sıralar. Ya Feth Şeymik nedir Allah aşkına yapmayın ya. Bu mudur bu çürük düzende yaşayan toplumun derdi? Bir önceki bölümde Hasan Arda Kaçıkçı'yı konuşmuştuk hatırlarsınız. Ne diyordu Hasan Arda Kaçıkçı?

Buna odaklanmamanız için ne yapıyorlar? Bak o düşman onu ıslıklamış, bak bu burada bu dilde şarkı söylemiş, bak orada onu yapmış, bak burada bunu yapmış. Size hep bak cambaza oynatıyorlar. Bakın bir abiniz olarak ben size gerçeği söyleyeyim. Bunların hepsi safsata. Bu ülkede 81 ilinde de bir tane sorun var.

Garibanlık. Hasan Arda bu konuşmasını Twitter'da ya da diğer mecralarda ürüyen yeni nesil milliyetçi yükselişe karşı yapmıştı. Fakat buradan ilham alarak, shaming aktivizmi için de benzer bir şey söyleyebiliriz. Katılır veya katılmazsınız, bu tip hareketler de bir tür cambaza bak oyununa dönüşüyor. Bu mudur yani bizim derdimiz? Ya da gerçekten şişman birisini düşünelim. Günde 12-13 saat çalışan bu kişi belki kanter içinde eve geliyor ve derdi acaba kendisiyle şişman olduğu için dalga geçilmesi mi? Yani tek derdi bu mu? Millet aç aç diye bağırasım geliyor böyle şeyler görünce. Ama milletin açlığına çare olan bir siyasi hareket çıkmayınca, Açlığın dışındaki sorunlara odaklanmak zorunda kalıyoruz. E çünkü toplumlar baş edemeyeceği sorunlara odaklanmazlar. Dikkat edin, toplumlar baş edemeyeceklerini bildikleri sorunları görmezden gelirler. Ancak baş edebildiklerini inandıkları sorunları çözmeye çalışırlar. Bir toplum özgüvenini kaybettiğinde temel meselelerin çözebileceğine olan inancını yitirir. An itibari yaşadığımız da budur. Özgüvenimizi kaybettik, organize olma kabiliyetimizi yitirdik ve tümüyle en büyük sorunlarımızı çözebileceğimizi olan inancımız da bitti. 21. yüzyılın toplumlarının özneleri tümüyle güvencesizleşmiş, geleceğini kaybetmiş. Böylece özgüvenlerini kaybetmişler. Yetişkinleri dahi toplumsal sorunlar üzerine konuşurken çocuklaşıyor. Halk kesimleri bir vatandaş sorumluluğuyla değil, bir müşteri bilinciyle hareket etmeye başlıyor.

İşte inselleri de bu zaviyeden okuma taraftarıyım. Nedir bu insel derseniz dediğim gibi, involuntary celibating kısalmış hali. İstemsizce bekar diyebiliriz. Bu kişiler kimdir peki? Bu kişiler, sıkı durun, kısa boylu ya da tipsiz insanlar. Kısa boylu ya da tipsiz oldukları için ya da öyle olduklarını düşündükleri için kadınlarla ilişi kuramayan erkeklerin kendilerine verdiği isim. İnsel hareketi, Fet-shaming gibi, Slut-shaming gibi aslında bir tür shaming karşıtı harekettir ama diğer shaming karşıtı hareketler gibi, SCV'lerin desteğini görmek bir yana, SCV'ler tarafından tehlikeli bir topluluk olarak tanımlanıyorlar. Ne diyor İnsel'ler? Önce onu bir anlayalım. Ben sana diyorum.

Bu önemli. Kendini kandırma, hayal görme. Çirkinsen, kadın hiçbir kadın seni istemez. Bu bir Black Pill gerçektir.

İnsanlar da aslında kendi çaplarında adaletsizliğe karşı mücadele veriyorlar. Diyorlar ki çirkin ve kısa boylu olmamız bizim tercihimiz değil. Bu yüzden kadınlar bize bakmıyorlar, mağduruz da mağdursuz. Buradan hareketle tıpkı diğer sosyal adalet mücadeleleri gibi toplumu eleştiriyor, toplumun insel erkekleri gözetecek şekilde yeniden organize edilmesini istiyorlar. Fakat tam da burada, yeniden organize ederken, kadınlara karşı çok ama çok büyük bir öfke biriktiriyorlar. Bu da onları teröre kadar varabilecek tehlikeli bir gruba dönüştürüyor.

Ya ne diyorsun Ozan ya ne alakası var? Dediğinizi duyar gibiyim, evet yanlış duymadınız. Çünkü bu kişiler kendilerinde düzeltilmesi gereken hiçbir şey olmadığını, aslında insanlığın geleceği için kendilerinin eş sahibi olması gerektiğini ama lüzumundan fazla güçlenen kadınların bunlara değil de yakışıklı aptallara baktığı iddia ediyorlar. Dilara Tuz adlı YouTube kanalı bu detayı güzel anlatmış.

Şimdi bütün bu insanların aslında düşündüğü şey, beni tercih etmiyorlar. Ben cinsel olarak tercih edilen bir insan değilim. Ama bunun sebebi insanların kendi doğası, benimle alakalı değil. Bunu diyorlar tam olarak. Yani kendilerinin yaptığı hiçbir yanlışı yok. Kendileri çok normal, mükemmel insanlar. Ama kadınlar... Kadınlar işte adam seçmeyi bilmedikleri için...

Cinsel açlık, erkeklik kriziyle bir araya geliyor ve amansız bir kadın düşmanlığı olarak vücut buluyor. Bu insellerin literatüründe kadınlara Stacy denirken, uzun boylu yakışıklı erkeklere de Chad deniliyor. Stacy, kadınları aşağılamak için kullanılan bir terim. Türkçesi var mı? Bence var. Bizde mesela kadını aşağılamak için Kezban denir biliyorsunuz. Bu da benzer bir eğilim. Yani Amerika'dan gelen de benzer bir eğilim.

Benzer gerilimlerden üredi her iki terimde. Her ikisinin de kaynağı erkeklik krizidir. Bu erkeklik krizi meselesi enteresan. Hadi onu reklamlardan sonra konuşalım.

Aradan önce erkeklik krizi diye bir laf ettik. Peki nedir bu erkeklik krizi? Bir tanıma kavuşturursak şöyle diyebiliyoruz. Erkeklik krizi, geleneksel erkeklik normlarının sarsılması sonucu erkeklerin toplumsal rollerini tanımlamakta zorlandıkları krizi ifade eder.

Bir örnek verelim. Erkeğin toplumsal hayatta kadından daha farklı belli sorumlulukları var değil mi? Bu sorumluluklar var mı yok mu bunu kendi zihninizde düşünmeyin. Toplumda var mı? Var. Bu sorumluluklardan biri de mesela evin geçimini sağlamak. Fakat ekonomik darboğazlar, kente göç, kadın iş gücüne ihtiyaç duyan sektörlerin büyümesi, eğitimli kadın sayısının artması, İmalat sanayinin kol gücün olan ihtiyacın azalması gibi saymakla bitmeyecek türlü nedenler kadınları iş hayatında daha görünür yapıyor. Giderek daha fazla kadın çalışmaya başlıyor. İşte erkeklik krizi nedenlerinden yalnızca biri, evinin geçimini tek başına üstlenemeyen erkek sorunu. BBC Türkçe bundan 5 yıl önce ekonomik bunalım nedeniyle çalışmaya başlayan muhafazakar kadınlarla röportajlar yapmış.

Normalde kendisini bir ev hanımı olarak tanımlayan Ümmühan Hanım, evin borçları nedeniyle çalışmaya başlıyor. 47 yaşındayım, üç çocuk annesiyim, memleketim Çorum. Tekstil, taşeron şeyinden. Akşam 9'da işbaşı, sabah 6'da paydos. Ücretimiz 65 milyon. 47 yıllık hayatımda hiç işe gitmemiş bir anneyim ben. Neden çalışıyorsunuz derseniz, düğün yaptığımızdan dolayı evimizin borcu var.

Sonra düşündüm, taşındım eşim tek başına bunların üstesinden gelemeyeceği için. Eşime şöyle dedim, ben işe başlayacağım, çalışacağım. Gerçekten de çok zoruna gittim. Geleneksel erkeklik rollerinin dışına çıkabilen erkekler için eşlerin çalışması üzülecek bir şey değildir. Fakat Ümmühan Hanım'ın eşinin çok zoruna gider bu durum. Ümmühan Hanım da röportajda eşinin sorumluluğunu azaltmaya çalışıyor kendince.

Ümmühan Hanım'ın eşinin yaşadığı şey bir erkeklik krizidir. erkeğin toplumsal cinsiyet rollerini yerine getirememesi, onun duygusal krizler yaşamasına neden olur. Böyle bir erkek, yani geleneksel cinsiyet rollerini benimsemiş bir erkek, kadın bir amirin altında çalışırken de benzer krizleri yaşar. Amirin bir kadın olması, bir kadından emir alıyor olmak bir erkeklik krizi nedenidir. İş yaşamında bu krizin semptomlarını siz de gözleyebilirsiniz.

İşte bir başka erkeklik krizi ya da bir başka erkeklik krizi nedeni de zorunlu bekarlık halidir. Çünkü erkek aynı zamanda sahip olandır. Kadına sahip olabilen erkek tamamlanmış erkektir. Sahip olamama hali erkeklik krizini tetikler. Dombra bestesiyle AKP'den milletvekilliği kapan Uğur Işıl'ı dinleyelim. Ben o feministlere mutlu olduğunu zannetmiyorum. Çünkü kadının tabiatı bağlanmaktır.

Ait olmaktır. Erkeğinki öyle değildir. Erkek kadına ait olmaz, sahip olur. Aradaki fark bu. Bazı kadınlar bunu karıştırıyor. Ben böyle yapıyorum, sen niye böyle yapıyorsun? Aynısını yapmasını istiyor. Ben sahip olurum, sen ait olursun. Aradaki fark bu. Bunu gözden kaçırırsak, ilişkideki düzeni, ahengi de sağlayamayız, ortaya koyamayız yani.

Eğer kadın ve erkeğin rolleri bu şekilde kavranırsak, ki bu ifadeler bizim toplumumuz için marjinal değildir, bu durumda hiçbir kadına sahip olamayan erkek ne yapacaktır? Sahip olamayan erkek eksik erkek değil midir? İşte bu haliyle zorunlu bekarlık hali de bir tür erkeklik krizidir. Şimdi böyle bir sosyolojik gerçeğin üzerine yükselen feminist hareketi de ekleyin lütfen. Sakın yanlış anlamayın, feministler yüzünden böyle oluyor demiyorum ama yükselen feminist hareketin erkeklik krizleri tetiklediği de ortada. Yani kadınlar hem toplumsal hayatta çok daha görünürler hem de hak arıyorlar. Olacak iş değil. Çünkü kadın hareketinin yükselişi

Aynı zamanda kadınların kendi cinsel partnerlerini, kendi eşlerini ya da flörtlerini kendilerinin tercih etmesi gücünü de veriyor bakın. Bu da enteresan bir cinsel gerilim yaratıyor. Bu siteistler de, Türkçe ifadesiyle kezbanlar da hep chedlere bakıyor yani. Kadınlar tercih üstünlüğünü elde edince veya tercih üstünlüğü demeyelim de tercih özgürlüğü elde edince bir takım erkekler de tercih edilmeyince kadınların tercihleri sorgulanmaya başlıyor. Erkeklik krizi derinleşiyor. Bana diyorlar sen niye hep tek takılıyorsun? Cevabını vereyim. Uzun zamandır size bu gerçeği söylemeyeyim diye neden tek takıldığımı cevabını vermiyordum?

Çünkü aslanlar yalnız avlanır, şakallar sürüyle avlanır. Cevabı budur, böyle bilin. Aslanlar yalnız avlanır ha, ona göre. Bu arada insanları sevimli göstermek gibi hataya da düşmeyelim. İnsanların kadın düşmanlığını nereye kadar uzandığını Twitter'da bulabilirsiniz. Mesela Özgecan Aslan'ın katilini övenler mi dersiniz? Cem Gariboğlu'nu yere göre sığdıramayanlar mı dersiniz? Artık her türlü tüyler ürpertici paylaşım yapabiliyorlar. Tüm bunları yaparken de temel arzuları dikkat çekmek. Bu sorunu görünür hale getirmek istiyorlar. Kendilerini göstermek istiyorlar. Böylece kendisi gibi bekarları bir araya getirmeye çalışıyorlar. Mesela bölümün başında dinlediğiniz ben bir inserim diye başlayıp 5 milyon kez görüntülen genç gururla şunu yazmış. Çektiğim videodan sonra binlerce kişi tarafından linç yedik. Yemediğimiz hakaret, tehdit kalmadı. Fakat inser ve Blackpill topluluğu için büyük bir başlangıç oldu. Blackpill mainstream oldu. Az da olsa buna katkım olmuştur diye umuyorum.

Yani bu insellerin sosyal medyadaki varlığı kendilerini linç ettirip dikkat çekmek üzerine. Dikkat ettiyseniz topluluklarının bir adı da var. Black Pill Topluluğu diyorlar kendilerine. Peki neden sosyal medyada linç edilmekten hoşlanıyorlar? Aslında hoşlanmıyorlar. Mücadele metotları bu. SCV'lerin aksine topluma erdem satmıyorlar, duyar kasmıyorlar. Tam tersine toplumu korkutmaya

toplumu terörize etmeye çalışıyorlar. Aslında diyorlar ki bizim sorunumuz çözülmezse hepinize çok fena bela oluruz bakın. Topluluğun tanınan bir hesabının paylaşımı şöyle. İnsel diye dalga geçtiğiniz, küfür ettiğiniz, potansiyel katil dediğiniz kişiler sizden bile daha ahlaklı, sakin ve iyi insanlardı. Onları siz bu hale getirdiniz, acısını da çekeceksiniz. Yırtınıp durmayın. Ne diyorum sürekli? Yarattığınız canavarla yüzleşeceksiniz.

Şimdi biraz da terminolojiye bakalım. Bir kere insanların zihninde her erkeğin bir sexual market value'su var. Ne demek o? Yani Türkçe ifade etsek seksüel cinsel market değeri. Kısa ifadesiyle SMV diye yazıyorlar. 10 üzerinden puanınız var yani erkekler. 10 üzerinden 9 veya 10 puanlık bir SMV'siniz varsa bir kişinin, bu erkeğe chat deniyor. Chat. Chatler genetik olarak üstünler. 1.85 üzerinde boyları var, iyi vücutları var ama aptallar, beceriksizler. İyi eğitimli olmak zorunda değiller.

Hiç hak etmemelerine rağmen aynı anda birden çok kadınla beraber olabilirler. Kadınlar da bu salaklara hasta. Eğer SMV'niz 5'in altındaysa siz birer sub 5'siniz. Eğer çok zengin falansanız belki bir kadına sahip olabilirsiniz de muhtemelen insel olmaya doğru yol alıyorsunuzdur. sub5 yani 5-6. Bir de SMV'si 1-2 puan olan subhumanlar var. Bunlar artık erkeği de geç insan altı diyorlar. Bunlar artık evlat olsa sevilmeyecek kadar çirkin olan erkekleri deniyor. Bu arada bu terminolojiyi ırkçılar kullanıyor. Afganlar, Suriyeliler falan subhuman bu arada. Ya da Türkçe ifade edersek böyle alt insan yani.

Bu ifadeyi alt insan ya da subhuman ifadesine bu gençler çok sık kullanıyor. Sadece bu inseller değil. Genel olarak yeni nesil milliyetçi gençlerde de görüyorum bu ifadeyi. Subhuman, alt insan. Aşağı bir eteğe sahipler. Daha un tarmanış bir... Farklı kültürlerden demek daha doğru olur.

Bu bir farklılık değil. Mesela bir Türk ile bir Yunan farklı olabilir. Bu bir farklılıktır. Ama bu Afgan, Arap, Pakistan yani bir Marebyan kuşağı, Arapya kuşağı diyelim doğası gereği aşağı bir kültür. Bunu kabullenmeli. Ve bu aşağı kültüre ait 10 milyon insan var. Ve bu 10 milyon insan tarihte görüp görebileceğiniz her şeyi yapmaya muktedir bir yaratıklar süresi. Hiçbir etik değerleri yoktur. Hiçbir ahlaki değerleri yoktur. Hiçbir şeref, haysiyet, namus, onurları yok.

Bu haliyle insellik ile neonazileşme, ıkçılaşma arasında bir korelasyon da kurulabilir. Bu inseller tahmin edersiniz ki sosyal demokrat insanlar olmuyorlar. Ama konumuz bu değil. Erkeklik krizi ile ıkçılık arasındaki ilişki için Karabük Üniversitesi hakkındaki Trend Topik bölümünü açıklama ar kısmına bırakıyorum. O konu, o bölümde çok daha fazla konuşulmuştu. Dinlemeyenler oradan dinleyebilirler. Peki bu inseller tüm bu terminolojiyi nereden öğreniyor? Hakikaten ben de çalışırken bayağı yerlere girdim.

Elbette internet bu topluluk için bir buluşma alanı. İnternette bir araya geldikleri Reddit gibi, 4chan gibi, Twitter gibi yerlere menosfer adını veriyorlar. Menosfer. Yani erkeklerin atmosferi gibi çevirebiliriz. Böyle atmosferle erkekliği bir araya getirmişler.

Menosfer'de özgürlük var. Kadınların olmadığı ve erkeklerin huzur buldukları bir ortam Menosfer. İşte Menosfer'de öğrenilen yeni kavramlar 21. yüzyıl ideolojilerini oluşturuyor, desek geridir. Netflix filmini bilirsiniz, o meşhur sahneyi. Bu senin son şansın. Bundan sonra artık geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan hikaye sona erer.

Yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın. Ben de tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm. Matrix bir yalanlar evrenidir ve mavi hapı yutanlar bu yalanlar evreninde olmaktan mutlu kölelerdir. Kırmızı hapı alanlar ise Matrix'ten çıkabilir, gerçeği bulabilir ama gerçek hiç de konforlu değildir. İşte incel terminolojisinde blue pill yani mavi hapçılar ve red pill yani kırmızı hapçılar var. Bir de bunların yanında black pill yani siyah hapçıları eklemişler.

Şimdi bunlar bilimsel terimler olmadığı için forumlardan bunların anlamını kurcaladım. Reddit'te biri bu yaklaşımlar arasındaki farkları güzel açıklamış. Kısaca şöyle diyor, dinleyelim. Blue pill. Takma kafana, yakında bulursun. 20 yaşına kadar kız bulamaman tamamen normal. Ayrıca kızlar kişiliğe bakar. Red pill. Kız bulamamanın sebebi güçsüz, fakir ve kadınlarla nasıl konuşulacağını bilememen. Düzenli spor yaparsan, para biriktirirsen kız bulursun.

Black Pill Kız bulamamanın sebebi tipsiz, çirkin ve kısa boylu olmak. Kızlar sadece dış görünüşe bakar dostum. İnselliğin neden bu çağda başladı, 20 yıl önce neden böyle bir şey olmadığına ilişkin araştırmaları da inceledim. Tabii benim kafama en çok yatanlardan biri Bumble, Tinder gibi dating aplikasyonları oldu. Birbiriyle partner olmak isteyenlerin birbirlerinin fotoğraflarına bakarak sağa veya sola kaydırıldığı bir uygulamada özellikle çirkin erkekler son derece rencide oluyordur diye düşünüyorum. Zaten çalışmalarda buna benzer şeyler yazıyor.

Bu nedenle forumlarda redbilciler vücut yapmak gerektiğini, bu sitelere de, Bumble gibi Tinder gibi sitelere de sadece vücutlarının fotoğraflarını koymaları gerektiğini söylüyor. Redbilciler daha umutlu yani. Haliyle bu grup için de insellere tavsiyeler vererek geçinen tipler de var tabii. Bu inseller bu kitlenin müşterisi oluyor. YouTube kızların nasıl tavlanabileceğine ilişkin içeriklerle dolu. kasiyerim kasiyerim dediğin cv'ninle 5 üstünden 2 olan kızlarla çıkabilirsin ama 5 üstünden 5 5 üstünden 4 olan kızlarla çıkmak istiyorsan bu cv'ni daha güzel bir şekilde dile getirmen lazım kendini satabilmen lazım bu hiç satmakla alakalı yalan söyleyin demiyorum

Bunları redpilciler izliyor. Bunlar da youtuber oluyor, para kazanıyor. Videolar yüz binlerce kez seyrediliyor. Ama bu işe en çok tutulanlar da bilekpilciler. Bilekpilciliğin de özeti bu. Hayatta yaşadığın her şey senin genetiğin ve çevrene bağlıdır ve bazı kişiler bu açıdan dezavantajlıdır. Bu kişiler hayat boyu mutsuzluğa mahkum edilmiş insanlardır. Yani bu salak videoları izlemeniz kar etmez, siz hayatınız boyunca bekar kalacaksınız. Çünkü kadınlar size bakmaz kardeşim, şanssız doğmuşsunuz.

Şimdi bölümün sonuna gelirken meselenin adını koyalım. Bir tür toplumsal davranış bozukluğundan bahsediyoruz. Sizlere tanıttığım bu grubun en azından Türkiye için toplumsal bir tehdide dönüşmesine zaman var. Ama batıda giderek büyüyorlar. Fakat küçümsemek de yanlış. Mesela Eskişehir'de sokağa çıkıp 7 kişiyi bucaklayan gencin tüm sorumluluğunu Aile Bakanlığı bilgisayar oyunlarına yıktı. Eskişehir olayından bir gün sonra Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş olayı şöyle yorumladı.

Bildiğiniz üzere dün Eskişehir'de bir genç, oynadığı savaş oyunlarının etkisiyle kesici adetle sokakta vatandaşlarımızı yaraladı. Ve maalesef toplamda 5 vatandaşlarımızın yaralanmasına sebep oldu. Halbuki bu olayın nedenleri düşünülürken belki de en son seçenek bilgisayar oyunlarıydı. Tuhaf değil, çok tuhaf zamanlardayız ve toplumsal düzenimiz bu tuhaf zamanlara uyum göstermekte zorlanıyor.

Mevcut ekonomik sistem sadece Türkiye'de değil, Batı'da da refah vadetliyor. 2008 küresel finans krizinden bu yana Batı kapitalizmi de bunalımda. Ekonomik düzen çatırdadıkça, düzen dışı seçenekler popüler hale geliyor. Kürüyen bir sistemin topladığı bakterileri, kurtçukları gözlüyoruz aslında. Bu inseller gibi sistem kurbanlarının tek derdi, seslerini daha çok duyurmak. Dikkat çekmek istiyorlar. Sosyal medyada çok tepki çekecek şeyleri bilerek paylaşıyorlar. Bir kadın cinayeti olunca alkışlıyorlar mesela. Bunların sosyal medyada, forumlarda yazdıklarını okurken insan bunlardan etiyle, kemiğiyle tiksiniyor ama bunu bilerek yapıyorlar. Bunları yaparak kendi gündemlerini duyurmak, kendilerini tanıtmak istiyorlar. Bu sayede daha fazla insanı bir araya getirmek, kadınlarla ilişi kuramayan genç erkekleri örgütlemek niyetindeler. Bu nedenle sosyal medyada bu konuyu hiç açmam, televizyonda ya da YouTube'da anlatmam, gazeteye yazmam. Ama podcast'te anlattım. Çünkü sizlerin daha steril bir topluluk olduğunu düşünüyorum.

Sizlerin yani Trentopik dinleyicilerinin içinden bunlara sempati besleme ihtimali olan yoktur diye varsayıyorum. O yüzden podcastin nimetinden yararlandık. Yani bunların sesini çoğaltmama sorumluluğu da hissetmek gerekir. Hani bu hissi tüm Trentopik dinleyicilerine de aktarayım. Geçen hafta Türkiye'nin en büyük sorununu konuştuk. Bu haftada en büyük sorunlardan biri olmayan inselleri.

Türkiye'nin en büyük sorunu değil belki ama bize bir şey gösteriyorlar. Bizler, sadece kendimiz için değil, tüm Türkiye için, hatta tüm dünya için müreffeh bir toplum hayali kurmaz isek, düzen dışı arayışları olan gençler böyle tipler olacak. 31 Ağustos, Büyük Usta Ferran Şensoy'un 3. ölüm yıldönümüydü. O da Hasan Arda gibi düşünüyordu belli ki. Türkiye'nin en büyük sorunu ve dolayısıyla sizin de en büyük sorununuz garibanlıktır, değil mi?

Kenep de geldi aklıma Örneğin mesela Para olmazsa, para olmazsa Kenep de geldi aklıma Büyük abdest beş bine İki bin küçük abdest İşemek bir yatırım işi Parayla alınıp veriliyor nefes Parayla alınıp veriliyor nefes Çişini tutup ekonomi yapıyor herkes Tren Topik'i Podimedia ile beraber hazırlıyoruz. Bir sonraki bölüme kadar insanlıktan ümidinizi kesmeyin. Hoşçakalın. Ev kirası olmasa, bakkal para almasa Kasap ettiği ikram etse, manavı sebzeyi hediye Her neyin mesela, yol parası olmasa Doktor, ilaç, bedava Gerisine bizim de bütçemiz yeter Gerisine bizim de bütçemiz yeter Yoksullar da yaşardı insanlar gibi İnsanlar gibi örneğin mesela para

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)