Podcast

Divit Kalem Münazara Topluluğu ve Boomer Simalar

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Samet ve Fethi bu bölümde birbirlerine katılmak şöyle dursun, lise münazarası agresyonuyla ortalığı birbirine katıyorlar, feci didişiyorlar. Aklı savunan Fethi'ye karşı duyguları savunan Samet, yayının ilerleyen dakikalarında birbirlerine dikleşmekten vazgeçip kendisinden bihaber olan genç dinleyicilerine Cemal Gürsel'in kısa bir portresini sunuyorlar. Lise münazaralarının sıkışık atmosferini ve gereksiz dikotomisini özleyenlerin kulaklarına bir parça bal çalabilmek ümidiyle, afiyet, bal ve şeker oluyor.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.443 kelime · ~12 dk okuma

Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.

Merhaba sevgili dinleyiciler. Bir Aynen Öyle Kardeşim bölümüne daha hoş geldiniz. Yine konuşulmayanların konuşulduğu, tartışılmayanların tartışıldığı muhteşem ötesi bir içerikle karşınızdayız. Bu haftaki tartışma konumuz bizi biz yapan akıl mıdır yoksa duygular mıdır? Sağ tarafımda aklı savunmak üzere birçok yerden tanıdığınız müstesna bir kişilik Fethi Yıldırım. Fethi Bey hoş geldiniz.

Merhaba öncelikle, hoş buldum. Ben soruyu şimdiden yanıtlamış olayım. Bizi biz yapan fakültemiz, yani yegane itkimiz aklımızdır. Duygusal insanlar da nereden baksan güçsüz insanlardır. 2-2-4'tür, bu böyledir. Vakit varsa eğer şu zamana kadar katıldığım etkinliklerden, akademik programlardan, diplomalardan ve çevirisinde bulunduğum çalışmalardan da söz etmek... İsterim yani. Tamam, tamam. Şu anda vaktimiz yok Fethi Bey. Bir Samet Bey'e hoş geldin deseydik. Daha Bismillah'tı çünkü. Tabii ki, tabii ki. Lütfen, buyurun. Sol tarafımda yine interdisipliner bir isim. Duyguları savunmak için bugün burada bulunuyor.

Transkriptin tamamını oku

Samet Karadeniz. Hoş geldiniz Samet Bey. Ben sizi dinledim. Samet Bey daha başlamadık. Tamam neyse o kadar konuşacağım işte. Biraz duygusal yaklaştım sanırım olaya. Özür dilerim. Hoş bulduk. Fethi Bey gördüğüm kadarıyla çok hevesli. Aklın savunusunu yapmak için yanıp tutuşuyor karşımda. Daha program başlamadan pozitif aklın getir götürünü yapmaya başladı karşımda benim. Ben kendisine

Sakinlikler diliyorum öncelikle. İstediği an başlayabiliriz. İlk taşı en heveslimiz atsın. Şimdi bakın, bugün pozitif aklın getir götürünü yapmayan, yarın Güven Park'ta Tunalı Hilmi'de sarhoş nasihati dinler Samet Bey. Unutmayın ki dünya üzerinde üretilmiş en arkayık mikroskop bile

50 santilitrelik bir kırmızı tuborktan daha verimli, daha kullanışlı ve daha kıymetlidir. Pozitif bilim dediğiniz fenomen, bugüne bugün Hande Yener'den, Tarkan'dan, Ece Seçkin'den bile daha fenomendir. Yegane hakikattir. Ben şöyle bir soru sorayım. Elinde divit kalem,

Katlime ferman yazar. Mesela bu söz sizin için ne anlama geliyor? Lütfen paylaşabilir misiniz benimle? Bu ne şimdi? Yani divid kelimesini açıklarsanız bana ben size yardımcı olmaya çalışayım beyefendi. Nedir divid? Marka mı divid? Elinde Faber kalem gibi bir şey mi bu? Ne yani? Nasıl bir şey? Bir sosyokültürel anlamı mı var? Bazı vatandaşlarımız o kalem markasına ulaşamıyor mu mesela? Sınıfsal bir kalem mi divid kalem?

Porsche gibi bir şey mi? Öyle bir şeyler söylerseniz ben anlayabilirim. Bakın işte aklı savunan biri olsaydınız eğer benim için hiçbir anlama gelmiyor derdiniz ve çekilirdiniz. Söylenişi itibariyle DeWitt kelimesi ilginizi çekti. Hemen böyle sosyal arkeolojik bir çalışma yaptınız kendinizce. DeWitt nasıl telaffuz edilir? İlk defa hangi insan DeWitt demiş buna? Vesaire vesaire deli saçması. Bakın Megastar Tarkan'ın da dediği gibi yak bütün fotoğrafları.

ona ait bütün eşyaları. Bu gece ümitlerini al koynuna ve gün doğmadan unut insafsızlığı. Fethi Bey isterseniz telefonunuzu kapatın da çekimdeyiz ya. Yani Samet Bey o kadar da bakın bilim diyoruz ya bu telefon niye çaldı? Bana bir şey söyledi değil mi bu telefonun çalması?

Bakın buradan bile sizi yanlışlayabilirim. Şimdi bana gelen bir bilgi var. Size gelen ne var? Hiçbir şey yok. Seziler, hisler, bomboş bir evrendesiniz. Fakat biri bana mesaj attı. Neyse, şarkıda insafsız derken sizin yerlere göklere sığdıramadığınız duygu felsefesinden söz ediyorum ben. Ya o şekilde yorumluyorum. Ve bu tartışma bu şekilde devam edecekse eğer ben VR gözlüğümü takıp Metaverse evreninden satın aldığım zeytin arazilerime göz atacağım. Çünkü bu şekilde ilerleyemez, mümkün değil. Bu tartışma akılcı bir tartışma değil. Yakışır, tak o gözlüğü sen. Şunun adını koyalım Samet Bey. Sizin için insanı insan yapan ana itki, akıldan ziyade duygular mıdır? Ve bu soruya vereceğiniz yanıt duygular ise şayet, kendinize gönül rahatlığıyla adam diyebiliyor musunuz? Teşekkür ederim. Şimdilik hoşçakalın. Benim sorum bu kadar. Bak güzel kardeşim, bir soru sordun. Divit mimit bir şey dedin bana. Ondan sonra ben sordum divitin anlamını. Divitin anlamını ben de bilmiyorum deyip çekilebilirdin. Ama ne oldu? Ego. Ne oldu? Güç patlaması.

Bunu söyleyemedin. 3 sayfadır konuşuyorsun bana. Anca laf ebeliği, söz oyunları, hüsnü terane, üstü şişane böyle şeyler anca yani. Sen şimdi tam olarak ne istiyorsun? Senin dediğini anlamaya çalıştım diye ben suçlu mu oldum bu tartışmada? Ayrıca aklı savunan şöyle der falan filan diye bir açış yapmıştın.

Ancak tartışmaktan kaçan, korkak, sünepe, tembel ve vatan haini insanlar benim için hiçbir anlama gelmiyor der böyle bir soruya. Ben bu kelimenin anlamını biliyor musun, bilmiyor musun böyle bir soru sordum. Soru bu şu an, konu bu, başka bir şey değil. Yapay zeka o işlerinizi elinizden alınca tekrar bir program yaparız güzel kardeşim. O gün yine senin bu manipülasyonlarını dinlemeye gelirim bu platforma. Sen hiç o güzel canını böyle şeyler için sıkmıyorsun, tamam mı? Şimdi Samet Bey bakın, her başarılı ekibin biri duygusal, diğeri zeki olmak üzere iki tane lideri olur. Katılmıyorum. Hayır, siz katılın, katılmayın. Ben bir kafamdaki şemayı anlatabilir miyim? Buyurun lütfen. Anlatabilir miyim ben kafamdaki şemayı? Tamam, buyurun. Rica ediyorum çünkü.

Bak şimdi biri duygusal liderdir, diğeri de akılcı liderdir. Duygusal lider anlatılacak olan içeriğin insanlara daha rahat işleyebilmesi için bir korkuluk yani bir gösterge niteliği görür. Aynı grubunu bilirsiniz. Aynı grubu 90'lı yıllarda müzik icra etmiş Türkiye'li bir grup.

Hatırlarsınız köylü kaldım buralarda, utanç değil ha inan gururla. Baroşların aşkları gerçek olur çıkarsız. Ben de seni öyle sevdim özüm gibi yalansız. Yeniden de sevebiliriz Akdeniz gibi. Çok güzel de şarkıları vardır aynı grubun. Şimdi siz bu gruba baktığınızda ne görüyorsunuz? Yani sizce kimdir aynı grubunun lideri? Erhan Gülerdüz diyeceksin değil mi? Çünkü sen o tıynette bir adamsın.

Ben o tarzı dinlemiyorum. Bak şimdi, Erhan Güleryüz saçlı, esprili, suratında daha çok mimik var, duygusal bir lider. Sen hemen ona çekileceksin muhtemelen. Ama aynı grubunun asıl lideri akılcı karakteriyle Cemil Özeren'dir. Kendisi kel olması sebebiyle de hayli akılcı biridir. Buradan da toprağı bol olsun demiş olalım. Ne diyordum? Bence akıl duygulardan çok daha belirleyicidir.

Benim sözlerim bu kadar Samet Bey. Şimdi sabırla sizi dinlemeye çalışacağım. Bu arada sizi dinlerken not alma şansım var mı? Çünkü ben yazarken düşünebilen bir insanım. Başka şekilde benim beynim çalışmıyor. Evet, lafı belirle son verirseniz arkadaşa bir divit kalem getirin de yazsın. Yazma eylemi olmadan düşünemiyor çünkü. O da öyle bir insan. O da bizim memleketimizin bir parçası.

Senin o zaman o güzel beynini ben rencide edeyim yani. Değerli kardeşim, ben seni ciddiye aldım. Bu programa geldim. Güzel bak çayımızı da içtik. Teşekkür ederim. Ama bu şekilde tartışma yürütemeyiz. Varoşların aşkları inanılmaz değerli, kıymetli olur. Sert sevişirler. Ben de seni öyle sevdim, özüm gibiye kadar ben Müslüm Gürses ya da İbrahim Erkal geliyor diyecektim. Ama onlar ayna gibi değil bildiğim kadarıyla. Onlar monarşiyle yönetiliyor. Tek adam ünlülüğü var orada.

Ayna'nın şarkı sözlerine devam ettiğinde tırtılın sonunun kelebek olduğuna dair progresif bir temellendirme var. Biz aşkı meleklerden çaldık gibi okült ve ahlaksız ve hırsızlığı alt metinlerde öven, sözde romantik anlamlar var. Birbirimize sımsıkı bağlandık gibi Vajinismus kamu spotu görüyoruz. Dolayısıyla elde çok başlılığın akıl karışıklığı var gibi. Ben burada hangisi kelde hangisi akılcıydı diye sormuyorum bakın ama hatırladığım kadarıyla rahmetli Kel abi gitar çalamadığı halde gitar çalıyor, taklidi yapıyordu programlarda. Akılcı mı bu? Değil. Duygusal mı? Sanmıyorum. Tek gerçek var, bu adamın saçı yok. Bu adam saçsız.

Bu kesin. Teşekkür ediyorum. Buradan tüm saçsız bireylerden de özür diliyorum. Kel dememeliydim. Tartışmanın tansiyonu beni oraya sürükledi. Saç engelli birey demeliydim. Teşekkürler. Samet Bey bu arada her ne kadar farklı fikirleri savunsak da, her ne kadar felsefe ekseninde, farklı fraksiyonlarda sözler söylesek de sizi bir konuda tebrik etmek istiyorum.

Saç engellisi yerine saç özürlüsü diyeceksiniz zannettim. Çok endişelendim. Neyse ki kurulabilecek en etik çerçeveyi görüp şutunuzu çektiniz. Tebrik ederim. Teşekkür ediyorum Fethi Bey. Ben zaten en çok sizin beni tebrik edebilme ihtimalinizi sevmiştim. Çok duygulandım şu an. Sanırım bir şarkı okuyacağım.

Peki Samet Bey, siz yine şarkılara, türkülere geçiverdiniz bir anda, coştunuz. Yine ana itkiniz duygu olduğu için makul bir çerçevede açık iletişim kurabilmek tabii ki imkansız hale geldi sizinle. Tamam, ben size bir soru sorayım o halde. Duygu derken tam olarak neyi kastediyorsunuz? Yani bahsettiğiniz duygu kavramı, yani aklın yerine tercih ettiğiniz bu anlamsız itki sizin için neden öncelikli? Yani sizin sözlüğünüzde akıl nedir, duygu nedir?

Biraz açıklık getirirseniz çok sevinirim. Ben bu ve bunun gibi sorulara hep aynı cevabı veririm senelerdir. İnsanların hem aklına hem duygusuna hitap ederim böylece. Bu da benim manipülasyon yöntemim. Herkes bir şeyler deniyor günümüzde. Ben önce vatan diyorum. Teşekkürler. Samet Bey, gönüllerde taht kurmak bahsinde gerçekten üstünüze yok.

Bu böyle oluyor mu ya? Her soruya önce vatan diyerek çıkabiliyor muyuz işin içinden? Ben genelde analitik geometri diyorum. Ama benzer bir tatmin yaşatmıyor sanırım. Analitik geometri mi diyorsunuz? Lisede misiniz? Vatan kadar coşkulu değil değil mi? Ben de böyle yapsam olur mu? Mesela bir şey tartışılıyor ortamda. Önce vatan ya. Tabii ki de önce vatan. Bu kullanılabilecek bir kart. Her yerde kullanabileceğiniz bir kart bu. Bu aklımda olsun çünkü ben işte üçgenin iç açıları olsun. Yanlış. Golge aygıtı. Lisede değiliz. O zaman ben de Ahmet Buhan tüm dersler derim. Olur biter. Öyle olmuyor. Biliyorsunuz o kitaplarda cevap anahtarı vardı arkada. Aynı kitabı düşünün. Arkada cevap anahtarı asla yok. Asla bilemiyorsunuz kaç net yaptınız. İşte duygular derken bundan bahsediyorum Fethi Bey. Hadi bakalım. Bu soru çözümlü ve konu anlatımlı örneğiniz biraz yaşınızı ele veriyor. Dikkat etmenizi öneriyorum öncelikle. Şimdi size iki tane veriyle geleceğim Samet Bey. Sizden isteğim bu iki argümanı işittikten sonra size daha güvenilir, daha somut, daha verilere dayalı ve geçerli olanı seçmeniz olacak. Evet. Şöyle bir cümleyle başlayalım. Bir üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir. İkinci cümle ise şöyle bir Feridun Düzağaç cümlesi.

Kendimi kendimden çıkarsam sıfır kalmaz. Siz denize düşseniz, diyelim ki denize düştünüz. Bu iki argümanda can çekişiyor boğulmak üzere. Hangi argümana sarılırsınız mesela? Size hangisi daha hakiki, gerçek, adam gibi geldi? Sevgili Fethi Bey, şimdi yani denize düşmüşüm ben. Sizce derdim bu seçenekler olabilir mi ya? Bakın Samet Bey, kendinizi kendinizden çıkarırsanız sıfır kalır.

Bu çok temel bir şey. Yani sırf cool olabilmek için efendime söyleyeyim gençverter olamayacağım ben şu anda. Bir şey eksi, aynı şey eşittir, sıfır eder. Önce bunun bir altını çizelim. Yoksa ben gerçekten bu tartışmayı terk etmek zorunda kalacağım. Bir bilimsizliktir, aldı yürüyor düğün konvoyu gibi. Sıkıldım. Çok eski bir özdeyiş geldi benim de aklıma. Nah kalır, nah sıfır kalır Fethi Bey. Kıymetli dinleyicilerden de özür diliyorum şimdi ben bu noktada ama Feridun Bey bir şey anlatmaya çalışıyor. Lütfen kapıyı açar mısınız Fethi Bey? Samet Bey sizin şu anda yaptığınız şey çok ideolojik bir şey. Öncelikle altını çizeyim. Burada böyle eşit şartlarda meydana gelen bir münazara yok aslında.

sizin burada yaptığınız şeyin adı toplumsal özdeişizim. Yani sıkışıldığı zaman toplumsal bir lafa başvurma, ananelerle konuyu çözme. Ben bunlara gelemem, daha kaliteli bir insanım. Ama şunu söyleyeyim, Allah sizi Cem Karaca, Barış Manço izleyememiş, dinleyememiş insanlar için göndermiş bence. Rabbime kocaman şükürler olsun bu noktada. Allah bu millete bence bir daha namus belası yazdırmasın Fethi Bey. Şimdi burada Feridun Bey bir şey diyor, ben de ona dikkat çekmeye çalışıyorum. Diyor ki, kusura bakmayın ben biraz sizin anlayacağınız şekilde, şiirden uzak, duygusal olarak yavan, taşa anlatır gibi anlatacağım. Öyle anlıyorsunuz çünkü. Feridun Bey diyor ki, T1 zamanında bir tane ben var.

Bu beni sabit bir değer gibi görürsek yanılırız. Bu değer sürekli değişen bir değer ve bunu bu değişkenliği için de değerlendirmemiz gerekiyor. Bilmiyorum, anlama ihtimaliniz var mı? Bir şeyler açıklıyorum burada ama. Ona bakarsanız Radiohead'de 2 artı 2'nin 5 ettiğini söylüyor bir şarkısında. Bu dümdüz bilimsizlik yani. 4 eder çünkü 2 artı 2. ÖSS'de sor olsa onlar da 4 der. Salak değil onlar da.

Yani sonuçta onlar da bir yerlerde çaldıklarında aldıkları parayı kişi sayısına bölecek kadar mat bir biliyorlardır herhalde yani. Sayın Yıldırım. Ama orada başka bir şey söylüyor olabilir. Ben de onu diyorum aslında. Karşımda NATO kafa, NATO mermer bir insan olduğu için açıklayamıyorum. Pardon yine deyim kullandım ama. Şimdi ilk anlamında kullanılmayınca siz anlamıyorsunuz. Samet Bey ben size şunu sormak istiyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim. Sesinizin yüksek olması, yüksek bir tonajda konuşmanız sizin haklı olduğunuz anlamına gelmez. Bu bir şeyi ispatlamaz bize. Çünkü kelimeler burada önemli, tonlar o kadar da önemli değil. Bu sizin yılışık fikirlerinizi hiçbir zaman hakiki kılmayacak. İkinci olarak siz herhangi bir olayı yorumlamadan önce

Kimliğinizi, öznel yargılarınızı, beğenilerinizi, duygusal hassasiyetlerinizi bir gömlek gibi portmantoya asabilecek tığınette biri misiniz? Asmalısınız çünkü asmanız gerekiyor. Yani duygular çoğunlukla bir olayı, bir aksiyonu, bir ilişkilenmeyi sağlıklı bir şekilde analiz etmemize engel teşkil ediyor. Bizi hak etmediğimiz durumların içine sokabilecek ölçüde de zehirliler üstelik. Gençverterin başına gelenleri işitmişsinizdir.

Size tavsiyem bir olayın içinden çıkamadığınız zaman ne bileyim güçsüz, çaresiz, muhatapsız hissettiğiniz zaman zihninizdeki mikrofonu aklınıza uzatın ve olacakları görün. Çok daha sağlıklı, ilkeli, öz saygı sahibi bir iç ses eşlik edecek size. Yani sadece bu duruma baktığımızda bile duyguların bizi bir kumara sürüklediğini anlamak mümkün. Akıl, bakın Samet Bey, çok daha iyi bir rehber. Otur, acı çekeceğin, iç hesaplaşacağın zaman zarfında KPSS'ye hazırlan ya. Sayısal loto çöz. Baksana ilk kelimesi sayısal. Sözel loto değil senin gibi. Yılışık yılışık o beni seviyor mu, ben onu seviyor muyum? Yazayım mı yazmayayım mı? Değil. Sayısal loto ya.

Bunun bir karşılığı var. Yani yap ya bir şeyler artık. Bilime dair, somut, analitik bir şeyler yap ya. Fethi Bey, sizin burada bahsettiğiniz akıl diye bahsettiğiniz şey saf akıl mı, kritik akıl mı? Çünkü bana alt metinde memur ol, rahat et, devlet kapısı, garanti falan diyorsunuz. Ben onları hissediyorum. Sizin bu akıl dediğiniz şey acaba gelenek gibi bir şey mi? Yani genel kanı gibi bir şey mi? Böyle yağ mantısı gibi, tereyağlı kete gibi bir şey mi acaba akıl dediğiniz şey?

Bu arada bir son dakika gelişmesiyle araya girmek zorundayım Samet. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu maymun çiçeği virüsüyle alakalı olarak inşallah ülkemize gelmez. Gelirse de gereğini yaparız demiş. Bu kayda değer temenniyi aktaralım ve kaldığımız yerden devam edelim. Bunun aynısını Cemal Gürsel de komünizm için demişti zamanında yanlış hatırlamıyorsam.

Aynen öyle kardeşim, Boomer Simalar bölümüne hepiniz hoş geldiniz! Az önce Samet abinizin cümle içinde kullandığı kişinin kim olduğunu elbette bilmiyorsunuz. Cemal Gürsel de kim? Bruno Mars'ın bir arkadaşı mı? Yoksa bir Twitter fenomeni mi? Yoksa bir anime karakteri mi? Yoksa Kore'de şarkılarını icra eden bir pop sanatçısı mı?

Hadi gelin Cemal Gürsel'in kim olduğuna biraz yakından bakalım. Cemal Gürsel, asker ve devlet adamıdır. 27 Mayıs darbesinin akabinde oluşturulan Milli Birlik Komitesi Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin dördüncü cumhurbaşkanıdır. EMI ödüllerine katılmamış, TikTok'ta gözükmemiş, SoundCloud'da tek bir şarkı bile yüklememiştir. Mubi üyeliği yoktur, maçları takip etmez, tarot bakamaz.

Tüm bunların yanında askerlere yaptığı motivasyon konuşmalarından oluşan bir ordusal gelişim kitabı yoktur. Hayatı boyunca bir kez bile yumi yum yememiştir. Hiçbir bar ortamında Nuri Bilge mi daha adam, Zeki mi diye bir tartışmaya girmemiştir. En sevdiği tatlı konusunda bir fikir belirtmese de Kemalpaşa tatlısını sevdiği yönünde rivayetler bulunmaktadır. 10 Haziran 1895 doğumlu olan Cemal Gürsel ikizler burcuna mensuptur. Kredi kartı kullanmamıştır ve hayatında hiçbir zaman vayplamak kelimesini de kullanmamıştır.

Evet gençler, bir sonraki Aynen Öyle Kardeşim Boomer Simalar bölümüne dek... Hoşçakalın! Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Hayde Rele Kardeşim Hayde Rele Kardeşim

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)