
3.843 kelime · ~19 dk okuma
Dr. Gillette Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Prenses Feri, selam. Beni özlediniz mi? Bugün ne konuşacağız? Oversharing. Yani, lütfen ağzımı bantlayın. Biri ağzımı bantlasın artık. Selam, ben Tuğba Oversharing Güleç. Tuğba, lütfen ağzımı bantlayın Güleç. Tim Eskiden. Şimdi neyim? Yani buna gerek var mıydı? Yoktu ama neyse ben de böyleyim. Güleç. Şaka bir yana iyi gidiyorum. Gerekli yerlerde işte adliyede falan susmayı öğrendim çok şükür. Bugün ne konuşacağız? Oversharing nedir? Nasıl yapılır? Ve en önemlisi şu güzel ağzımıza nasıl sahip çıkarız? Hazırsanız kemerleri takın çünkü başlıyoruz.
Öncelikle, oversharing ne? Burada çok İngilizce terim kullanacağım bu bölüm. Çünkü özellikle literatür de İngilizceleriyle geçiyor. Ama ne yapacağım? Sizin için, canım bacım, yavaş konuşacağım bir. Türkçelerini söyleyeceğim mutlaka iki. İngilizcelerini tekrarlayacağım üç.
''Oversharing'' ne? ''Oversharing'' ''Sharing'' ''Paylaşmak'' ''Over'' gereğinden fazla. Yani ''saying too much to the wrong person at the wrong places'' Yani fazla söylemek kime? Yanlış insana. Nerede? ''Wrong places'' Yanlış yerlerde. Mesela bir örnek vereyim ''Oversharing''i. Mesela bir doktor arkadaşıma bağırsak sağlığımdan bahsetmek, alışkanlıklarımdan bahsetmek gayet doğal. Biz aramızda hep konuşuruz. ''Ay bir gün kabuz oldum, bugün hissel oldum.'' ''Aa'' der, şöyle yap, böyle yap. Yani daha da açık açık konuşuruz.
Fotoğrafını gösteriyoruz dermişim, şaka. Ama hastalardan istemiyorum. Diyorum ki, git fotoğrafını çekin yani. Çünkü çok önemli. Kakanın kıvamı, diyeyim. Neyse. Ama bu iş yemeğinde anlatılmaz, değil mi? Onu iş yerinde anlattığınız, onun dayanılmaz ağırlığı. Ve bunun bir adı var, bu dayanılmaz ağırlığın. Bunun adını söyleyeceğim bölümün ilerleyen zamanlarında. Ya da mesela, nedir oversharing? Başka bir örnek. Patronunuza, evde kocanızla olan tartışmayı anlatmak.
Ama aynı tartışmayı patronunuza değil de çok yakın arkadaşınızı arayıp anlatsanız bu oversharing olmaz değil mi? Demek ki kontekste bağımlı. Durumdan duruma değişebiliyor. Yaptığımız ve söylediğimiz şeyden bazen bağımsız olarak. Ya da iş arkadaşımıza cinsel hayatımızdan bahsetmek. Ya da herkesin olduğu bir doğum gününde mesela borçlarımızdan ya da kullandığımız kabızla... Kalktım kabızla. Ondan bahsetmek. Tamam mı? Yani değişiyor. Dikkat edeceğiz duruma ve bağlama göre. Devam ediyorum.
Biz bu Oversharing'i ne zaman yapıyoruz? Çeşitli sebeplerden ötürü Oversharing yapıyor olabiliriz. Şimdi yaklaşık size 10 sebep sayacağım tamam mı? Her birini açacağım. Hazır mısınız? Dikkatli dinleyin.
coping mechanism yani başa çıkma mekanizması olarak oversharing ne oluyor bazen beynimizdeki sesler o kadar fazla oluyor ki o kadar artıyor ki onları susturmak için böyle ağzımızdan kelimeler fırlatıyoruz böyle yeter ki beynimizdeki kelimeler sussun bastırma yöntemi yani coping mechanism tamam mı 2 Design, Yafa, Validation yani onay isteği. Yeni bir ortama girdik diyelim ki fark edilmek istiyoruz. Ben bunu çok yapıyordum biliyor musunuz? Ben de buradayım demek istiyoruz. O zaman gereğinden fazla bir anda içimizde ne varsa bunları döküyoruz. Şöyle düşünün mesela ben bir erkekle tanışıyorum. Oturdum masaya gittim ve ilk date'imiz. Diyorum ki ben İngilizce de biliyorum, ben İspanyolca da biliyorum. Ben 43'ü gezdim. Ben şuyum, ben buyum. Benim gittiğime doktor geldi. Bir sus, bir sus.
Ne bu validasyon arayışı, bu desire for validation ne? İşte böyle bir şey yaptığımızda, o onam arayışı o kadar belli oluyor ki ve sonrasında bunun dayanılmaz ağırlığını öyle çekiyoruz ki, artık söyleyeyim bunun ne olduğunu, vulnerability of a share, yani kırılganlık sarhoşluğu, sonra geleceğim. Ya ben bu terimi çok sevdiğim için defaetle, defaeten değil, defaetle söylemek istiyorum. Neyse, üçüncü konuya geldik.
Seeking support, yani destek arayışı. Bazen, bazı durumlarda başa çıkamıyoruz veya kapanmamış bir davamız oluyor. Bu davayı insanlara anlatıyoruz ki bize akıl fikir versinler, onlar kapattırsın. Desteklerini arıyoruz onlardan, tamam mı? Bu yüzden de yapıyor olabiliriz. Dördüncüsü. Sınır koyamadığımızda, her zaman söylüyorum ya, sınır, sınır, sınır, ihlali, sınır. Bakın, her ilişki ister annemizle, ister sevgilimizle, ister arkadaşımızla, natüründe doğası ne olursa olsun çeşitli sınırlara sahiptir. Kimi zaman taraflardan biri bu sınırı anlamakta güçlük çekebilir.
Ama o anlamakta güçlük çekiyor diye bu sınırlar ihlal edilecek demek değildir. O anlamaz, gönderdiğimiz ipuçlarını da algılamaz ama bu zamanda sözsüz iletişim bu sınırların anlaşılması için çok gerekli olabilir. Fakat bu oversharing problemi olan insanlar, yani biz, bu sözsüz sınırları da anlamayabilir. Ve günün sonunda tüm bunlar bizi daha çok garip hissetmeye itebilir. Mesela biz bir konuyu arkadaşımıza anlatıyoruzdur.
Ve o buna hoşlanmıyor ve bu bilgiyi bilmek istemiyor. Yani hazır değil belki ve su içer, konu değiştirmeye çalışıyor veya sözsüz bir şekilde arkasını döner. Ama sen anlamazsın ve devam edersin. O döndü diye daha da fazla devam edersin dikkatini çekmek için o an. Hey dersin, bak ben buradayım, dinle beni ve iş daha da garipleşir. Bu yüzden yapıyor olabiliriz yani. Geldik diğerine.
Mesela düşünün bir gün evde çok yalnız kaldık. Kimseyle konuşmadık. Bana bu çok oluyor. Özellikle boya vatta tüm gün evde yalnızsam bir an böyle birini buluyorsun ya ona sarılıyorsun böyle bir arkadaş çünkü alıyorsun karşına tutturuyorsun böyle her şeyi tak tak tak. Ya bir dur bir sakin ol bir nefes al. Böyle durumlarda ne yapacağımızı anlatacağım çok güzel formüllerim var ama yalnız hissettiğimizde de over sharing'e bayağı açık hale geliyoruz. Vulnerable hale geliyoruz. Ve en önemli sebeplerden bir tanesi kilit nokta.
anksiyöz olduğumuzda. Nasıl yani? Endişeli. Anksiyete ne yapar arkadaşlar? Self-control depletion yapar. Self-control depletion fenomeni ne? Anksiyöz olduğumuzda beynimizin kimyasal yapısıyla alakalı kontrolümüzü kaybediyoruz kendimiz üzerindeki. Azalıyor. Tamam mı? İnsanlar sosyal ortamlarda endişelenmeye meyledirler. Ve bu durum onları normalden daha fazla konuşmaya itebilir. Çünkü endişemizi
Bu şekilde kompansa etmeye çalışıyor olabiliriz, değil mi? Ve strese kapılan ve normalden daha fazla konuşmaya başlayan kişi bir süre sonra maalesef ki söylediklerini kontrol edemez hale gelir. Ek olarak kimi insanlar sosyal ortamlarda uyum sağlamak adına daha fazla konuşma eğiliminde olabilirler. Ben bunu da çok sık yapıyordum maalesef. Bir de mesela her ortamda aslında uyumuyorum belki ama sırf hani bende siz dedim ve sempati kazanmak falan için de gereksiz gereksiz böyle duyar kasmaya başlayabiliyorsun. Onların hoşlanacağı şeyler söylemeye başlıyor. O kadar kötü ki bunlar.
Eminim yaşamışsınızdır. Bunun da bir adı var. O sense of awkwardness. Yani o garip hissi bozmak için bunu yapıyor olabiliriz. Tekrar söylüyorum. Sense, his of awkwardness. Awkward, awkward sense. Tamam mı? Ya da mesela interest. O ilgi azaldığında ne yaparız? Reddedilmek istemediğimiz için yani rejection, reddedilmek istemiyoruz. O zaman o ilgiyi tekrar kazanmak için yani regain that attention. Ne yapıyoruz? diyoruz da daire mülki verdiğim örneği ki ben buradayım I'm worth listening to yani ben dinlenmeye değerim deyip tekrar tekrar konuşabiliyoruz sıf o an ilgi gitti bizden ve o tekrar o ilgiyi kazanalım diye ya da diğer over sharing yaptığımız zaman ne zaman fazla heyecanlı olduğumuz zaman çünkü duygularımız fazla olduğunda heyecanımız fazla olduğunda o self-control kendimizi kontrol etme threshold'u değeri aşağı iniyor ve bu aşağı indiğinde biz de ağzımızdan her şeyi çıkarıyoruz çünkü çok heyecanlıyız virtüseliz ve
çok önemli bir oversharing sebebi alkohol arkadaşlar miktarından ve yüzdesinden bağımsız kanımıza giren her alkol o trash oldu o seviyeyi düşürüyor ve beynimizin öndeki inhibisyon onu engelleyici kontrol ediciler kalkıyor frontal korteks bozuluyor ve biz süper egomuzu devreden çıkarıyoruz idimizle beraber ne yapıyoruz overshare gereğinden fazla yanlış yerde yanlış insanlara kendimizi açıyoruz Bir diğer sebep yorgunluk. Yorgunlukla beraber yine o dengelememiz gereken şeyleri dengeleyemiyoruz ve yine o bir şey yapıyoruz. Bir diğer o bir şey sebebi neurodivergence yani nöroçeşitlilik. Ne mesela ADHD yani dikkat eksikliği ve hiperaktifte bozukluğu. Neden overshare yaptırıyor? Çünkü dürtüselliğini kontrol edemiyorsun ADHD olduğunda. Yani bu öyle olunmaz zaten. ADHD olan insanlar diyeyim. Dürtüselliğini kontrol edemediği için fazla overshare yapabiliyor. Ama üzülmeyin, hepsini konuşacağız. Hepsini engellemek için çabalayacağız, tamam mı? Ben yenmeye çalışıyorum, bayağı dilgiliyorum. Yıllardır uğraşıyorum, siz de yapabilirsiniz. O yüzden bu bölümü hep beraber kaydediyoruz.
Ben bu bölümü anlatacağımı söylediğimde bir tane mesaj gördüm. Ne güzel işte içimizi döküyoruz dedi. Tamam çok güzel içini döküyorsun da zararları. Gelin şimdi oversharing'in, yediğimiz nanelerin zararlarından bahsedeyim.
Çok güzel bir deyim var yine. Emotional aftermath. Ne demek bu aftermath? Math ne? Matematik. After sonrası. Sonrası matematiği. Emotional ne? Emosyonel. Yani emosyonel aftermath. Yani duygusal hesaplaşma. Ne zaman? Yaptığımız o şeye sonrası. Şimdi bir düşünün. Hayal ediyoruz hep beraber. Bir yere gittik iş yemeğine. Birazcık da böyle vişne suyu içiliyor yine tamam mı? Ve böyle bahsetmeye başladık işte ilk aşkımızdan, ondan bundan, annemizin hastalığından, babamızla olan tartışmasından, kardeşlerimizin bize yaşadığı travmadan. Ve sonra eve geldiniz. Artık sabah oldu. Böyle ben ne yaptım? Ben kime ne söyledim? Hatırlamıyorsunuz. İşte kendiniz içerisinde hesaplaşıyorsunuz. Diyorsunuz ki bunu niye yaptım? Hala büyümedin mi be kadın? Yaşın kaç oldu? Sussana, kapa şu ağzını. Acaba ne olacak diye düşünüp duruyorsunuz ya, vicdan yapıyorsunuz ya. İşte bunun ismi emosyonel aftermath, yani duygusal hesaplaşma. Bu içsel hesaplaşma o kadar zor ki, bunun yükünü yaşamamak için bile, işte oversharing yapılmaz, ağız tutulur, şöyle dikilir.
Şimdi peki bu duysal hesaplaşma. Ne bu duysal hesaplaşma? Utanç, pişmanlık, yargılanmaktan çekinme, yalnızlık. Çünkü bunu yaşamamak için artık çekilebiliriz ve yalnızlığımıza gömülebiliriz. Yeter ki bu hissi yaşamayalım, tamam? Onun dışında kendini eleştirme, öz saygının azalması. Çünkü halen bunu yapıyorsun diye insan kendine kızabiliyor. Başarısızlık hissi. Yine yaptım, yine susmadım, yine konuştum. Yine insanlar benim hakkımda kötü şeyler düşündü hissi.
stres zaten kaçınılmaz. bir daha olmasın diye, bir daha bu yaşanmasın diye sosyal çekilme. manipülasyona açık hale gelebilme. çünkü artık insanlar sizin hakkınızda gereksiz, bilmemesi gereken şeyleri biliyor. ve bu da bizi manipülasyonlara ve sonradan o insanların bizi kullanabilmesini açık hale getiriyor. ve bunu kendimiz kendi elimizle yaptık. o yüzden sonra neye dönüşüyor bu? vulnerability hangover'a yani kırılganlık sarhoşluğuna.
Çünkü biz verdik bu insanlara, bizi bu şekilde manipüle edebilme yetkisini. Şimdi o kılganlık sarhoşluğuna tekrar geliyorum. Ne oluyor bu? Kişisel sınırlarımızı aştığımız zaman, o bir şey yaptığımız zaman yaşadığımız pişmanlık duygusu. O bir şeyden sonra kendini aşırı derecede açık, ve savunmasız hissetmek. Vulnerability and guile. Kendimizle ilgili çok fazla bilgi paylaştığımız için ifşa olmuş, savunmasız hale gelmiş ve özellikle de, bunu ne zaman isterseniz biliyor musunuz, paylaşılan bilgiler daha hassas ve daha özelse. Bu hislerin hepsine aşina olduğunuzun farkındayım çünkü ben de öyleyim. Anlatırken bile tekrar tekrar yaşadım bunları. Peki, şimdi diğer bir soru.
Nasıl anlarız overshare yaptığımızı? Yani her anlattığımız şey overshare midir? O zaman biz kimseye hiçbir şey anlatmayalım. Susalım oturalım. Hayır arkadaşlar, tabii ki böyle yapmayacağız. Tabii ki konuşacağız. Ama overshare yaptığımızı anlamamızı sağlayacak birkaç trick var. Biraz daha bunlardan bahsedeyim. Şimdi, samimi olmakla overshare yapmak arasında ince bir çizgi yok arkadaşlar. Gerçekten bayağı da bir kalın çizgi var. Nasıl anlayacağız biliyor musunuz? Özgünlük. Ne demek özgünlük? Kendimiz olmaya cesaret edebilmek. Samimiyet ve özgünlük ne? İngilizcesi. Authenticity.
Kalsın böyle bu. Ve kendimiz olmaya cesaret edebilmek. Değerlerimize göre yaşamak, gerçekçi olmak. O bir şeyle bunun alakası yok. Ama biz, sırf samimi gözükebilmek için, aman insanlar beni samimi sansın diye, ben de bunu biz derken dahil ediyorum kendime, her şeyimizi açma eğiliminde oluyoruz. Değil mi? Şimdi özgünlük ve oversharing ile ilgili birkaç örnek vereceğim. Hangisi özgünlük, hangisi oversharing anlayabilelim. Eğer biz hatalarımızı sempati kazanmak için anlatıyorsak, işte bu oversharing. Yani mesela biz zorluklarımızdan bahsediyoruz ki aman başkası bize acısın diye. Aman bize sempati duysun da beni zorlamasın diye. Bu işte oversharing. Ama hatalarımızı anlatırken başkaları da bundan dert çıkarsın diye anlatıyorsak, işte bu özgünlük, authenticity. Allah'ım çok zor bir kelime.
Mesela attempt to track relationship, ne demek bu? İlişkiyi hızlı ilerletme çabası. Ne zaman olur bu en çok? Yeni bir ortama girdiğimizde, mesela üniversiteye girdik, arkadaşlarımızla böyle hemen tanışıp, hemen ilişkiyi ilerletmeye çalışıyoruz. Ve o zaman ne yapıyoruz? Her şeyi anlatıyoruz. Bak beni tanı, ben böyleyim, böyle tak tak tak ilişki, yakın arkadaş olalım. Yok böyle bir şey.
O an anlattığımız şeyler, sonrasında bizim üzerimizde kullanılabilir şeyler bir. İkincisi, bu kadar hızlı geçen bir arkadaşlık köklü olmaz. Bu sadece anlık dopamin sentezi. Tamam? Bir de dört tane tip vereceğim size. O an overshare yaptığımızı, yani gereğinden fazla yanlış yerde konuştuğumuzu nasıl anlarız?
1. Karşımızdaki kişinin vücut dili veya yüz ifadeleri rahatsızlık belirtiyorsa. 2. Karşı taraf konuyu değiştirmeye çalışıyorsa ya da konuya hiç ilgi göstermiyorsa bilerek ya da bilmeyerek. 3. Ve en çok belli eden şey konuştuktan sonraki o iltisal rahatsızlık. Ve 4. Duysal boşaltma yani trauma dumping yapıyorsak. Trauma dumping ne? Onu da aradan sonra anlatacağım. Görüşürüz. I'll be back soon.
Evet, hoş geldiniz. Ne demiştik? Eğer trauma dumping yapıyorsak, bu da bir oversharing'dir. Trauma dumping ne? Yani, trauma boşaltması. Bu ne zaman olur? Karşımızdaki kişinin rızası olmadan, ona sormadan, o hazır mı değil mi bilmeden, o bu bilgileri öğrenmek istiyor mu istemiyor mu bilmeden, hislerimizden bağımsız çünkü o hislerimiz venting oluyor, yaşadığımız travmaları en vakir, çıplak haliyle karşımızdaki kişiye boşaltmak. Al, ben bunlarla başa çıkamadım,
sana yüklüyorum bu bir kişi yapabileceğimiz çok büyük bir haksızlık sorduk mu öğrenmek istiyor mu benim başıma gelenler belki ona çok ağır gelecek Allah korusun mesela düşünsenize benim diyelim ki ya bu çok kötü bir örnek tanıdığım biri diyeyim tanıdığım biri bir anda ben odadayken atlıyor intihar ediyor ben bunu görüyorum ve ben bunu gördüğümle başa çıkamıyorum Bir anda, bir anda diyorum ki karşımdakine, bak ne olmuştu biliyor musun? Böyle böyle böyle. Ya ne yapsın şimdi karşımdaki, ne yapsın? Bu bilgiyi öğrenmek istiyor muydu? O yüzden eğer travmalarımızı bu şekilde sosyal medyada ya da gündelik hayatlarımıza anlatıyorsak, önce bir dikkat edelim bunu yapmamaya. Çünkü bu hem bize hem karşıdaki insanın çok büyük bir yanlış. Şimdi konu biraz daha netleştiyse gelelim en önemli kısma.
bunu nasıl durdururuz? Yani şu ağzımıza, güzel ağzımıza nasıl sahip çıkarız? Şu iki dudağımızı nasıl kapatırız? Doğru zamanlarda, doğru yerlerde. Arkadaşlar bunları en çok kendime söylüyorum. Bilmiş bilmiş konuştuğuma bakmayın. Bir bilgiyi paylaşmadan önce bu bilgilerin gerçekten paylaşılması gerekip gerekmediğini bir değerlendirmemiz gerekiyor. Bir 3-5 saniye, uzun bir 3-5 saniye. Yani bu bilgiyi anlatmamın kime ne yararı olacak? Nasıl bir katkı sağlayacak? Benim bunları anlatmadan önce dünya, anlattıktan sonra dünya.
Tamam, her şeyin bir amacı yoktur bazen. Sadece gülmek için de anlatılabilir ama gülmek için kendimizi sonrası o duygusal hesaplaşmaya, sokmaya gerek var mı? 2. Bir bilgiyi paylaşırken konuşmanın yapıldığı ortamı ve bağlamı değerlendirmek. Mesela çok basit yani kişisel mevzuları paylaşabiliriz ama profesyonel bir ortağımız değil. O yüzden hazırlamak lazım bazen kendimiz gitmeden önce. Burası profesyonel bir ortam. Burası profesyonel bir ortam. Keep in mind. Tamam mı? 3. Biraz önce trauma dumping'deki gibi karşımızdaki kişinin bu bilgileri alıp almayacağı konusunda istekli olup olmadığını anlamak, değerlendirmek. Tamam mı? Küçük bir değerlendirme. Ne yapıyoruz bunun için? Bu bilgiyi paylaşmadan birkaç saniye düşünüyoruz. Tamam mı? Gerçekten uygun mu? Ve bunun sonuçları ne olabilir? Yani dürtüsel davranmıyoruz. Biraz sonuçlarını düşünüyoruz. Tamam mı?
Ve sizin sorularınıza geçmek için hazırım. Çok heyecanlıyım. İlk soruyla başlıyoruz. Sohbet ederken neleri anlatıp neleri anlatmaman gerektiğini... Birim dönmeye, biri bana şey almış geçen. Sen bu konuşmayı nasıl podcast yapıyorsun? Yapıyorum. Bak, böyle yapıyorum. Devam ediyorum. Neleri anlatıp neleri anlatmaman gerektiğinin sınırını nerede çekiyorsun? Şimdi arkadaşlar, öncelikle ne önemli biliyor musunuz? Konuşmanın bağlamı ve ortam.
ikiye arıyoruz resmi ortamlar gayri resmi formal informal ortamlar iki kültürel normlar benim İngiltere'deki bir iş arkadaşımla konuşmamla Türkiye'deki bir iş arkadaşımla hatta Boyabat'taki iş arkadaşımla konuştuğum konular çok farklı gerçekten İngiltere'de bu sınır aşımı veya over sharing olmayabilir ama Türkiye'de oluyor bazen çünkü orası farklı bir ülke burası farklı bir ülke Orada belki seksüel şeyler konuşmak daha normal, burada değil. O yüzden bir bilgiden ziyade dediğimiz gibi bağlam, ortam, bunlar çok önemli. 3. Sosyal normlar. Karşınızdaki kişi bekar mı, evli mi, ya da onun sosyal yaşantıda yeri ne, nasıl biri, mesela din, asla dinden asla konuşmam. Tamam mı? Kültürel background, sosyal background çok önemli. 4-5, neyse artık. Konunun hassasiyeti. Siyaset, futbol, hassas konular bunlar. Bunlarla konuşurken biraz daha düşünmemiz gerekiyor, dürüst sarılmamamız gerekiyor. Ya da kişisel sağlık gibi, travma gibi konularda hassas olacağız, tamam? Bunlara dikkat edersek neleri anlatıp neleri anlatmamamız gerektiğini daha iyi kavrayabiliriz. Ben böyle yapıyorum. Ve ikinci soru.
Alkol oversharing'i arttırır mı? Bunu bahsettim, anlattım ama tekrar tekrar söylemek istiyorum. Evet, alkol oversharing'i arttırır. Neden dedik? Frontal kortekste ne yaparız? Düşünürüz değil mi? İşte alkol bu düşünmeyi bozduğu için, frontal kortekste hücum ettiği için işte o zaman ne yapıyoruz? Artık düşünemiyor, inhibisyon yapamıyor hale geliyoruz ve edimizle hareket ediyoruz. Ne yapacağız o zaman arkadaşlar? Alkol kullanılan ortamlarda, ister iş yemeği, ister okul yemeği, ister mevzuiyet yemeği, neredeyse kendimize sınır çekeceğiz. Diyeceğiz ki, şu kadardan fazla içmeyeceksin. Ya da işte, şu insanlarla konuşma alkol içtiğinde. Çünkü kendimizi biliyoruz. Alkol içtin, çok bir şey anlatmak istiyorsun, git tuvalete. Hemen tuvalete kaç, arkadaşını ara, bak ben böyle böyle bir şey yaptım, milletle konuşacağım. Onları anlatmayayım, sana anlatayım, onu anlat. Tamam, sonra git geri gel, hiçbir şey olmamış gibi devam et hayatına. Ve diğer soruya geçiyorum.
Oversharing yaptığın birinin seni yargıladığını düşündün mü hiç? Şimdi zaten ben ne yapıyordum biliyor musunuz? Oversharing yaptığım anda açıklıyorum elli kere kendimi. Diyorum ki, ya ben Oversharing yaptım, işte şu yüzden yaptım, çok yoruldum da bunu bu yüzden söktüm, özür dilerim, yanlış anlamazsınız değil mi? Ay rezalet. Çünkü onlar yargılamadan ben kendimi yargılıyorum arkadaşlar. Ve bu çok yanlış. Çünkü ne oluyor biliyor musunuz? Biz böyle yaptıkça dikkati oraya çekiyoruz.
Yani bizim söylediğimiz şey böyle onların kulağından girip böyle geçecekken, biz bunu yapınca tüm dikkati oraya çekmiş oluyoruz. Onlar unutacaksa bile unutturmuyoruz. Çünkü tekrar tekrar hatırlatıyoruz. Burada ne demek lazım? Own your behavior. Yani davranışını sahiplen. Yaptıysan yaptın. Geri dönüşü yok. Tamam arkadaş yaptın, geçti. Bir daha yapmazsan olur biter. Ama bunu elli kere özür dilemenin, bunu kendime söylüyorum Tuba, bir anlamı yok ve değiştirdim ben bu davranışımı, sizi de bu şekilde değiştirebilirsiniz. Yani insanlar beni yargılıyor olabilir ama onlar da bir gün yargılanır.
Herkes birbirini yargılayabilir. Kendi düşünceleri. Onlar öyle yargıladı diye ben öyle biri olmayacağım. Yanlış yaptıysam ben yanlışlarımı kabul ederim, susarım, geçerim. Bu kadar. Ve diğer soru. Aslında bu soru diye çok hoşuma gitti bu söylediğin. Hedeflerimi belediyenin önünden söylüyorum resmen. Bilsinler ne olacak diyorum. Peki arkadaşım belediyenin rızası var mı derler adama. Niye? Çünkü trauma dumping yapmayalım diye. Belediyenin onamı varsa söyleyebilirsin, sıkıntı yok. Sonrasında sen uğraşırsın, tamam mı? Ve diğer soruya geçiyorum Prenses Peri.
Sen avuç sharing yapıyor musun? Yapmıyorsan nasıl duruyorsun? Ağzını nasıl tutuyorsun? Şimdi ben eskiden yapıyordum avuç sharing tamam mı? Sonra bunu düzeltmek için bir ara hiçbir şeyi paylaşmaz oldum. Çünkü o emosyona hesaplaşmadan çıkamıyordum. O kendime hesaplaşma bana ağır geliyordu. Bu nasıl engelleri mi? Çizgiyi tutturamadığım için susmaya başladım. Hiç konuşmuyorum. Gidiyorum bir ortama ve susuyorum. Gizemli olduğunu falan sanıyorum ama tamam mı? Susuyorum ama hayır ya sıkıcı biriyim, gizemli değilim o sırada. Sonra, orta yolu bulmak için ne yaptım biliyor musunuz? Trigger'larımı buldum. Beni neler tetikliyor? Neler beni overshare yaptırıyor? Mesela anksiyete, mesela yorgunluk, mesela heyecan. Tamam. Ve o trigger'ları bulup onlardan uzak duruyorum. Ama benim konum biraz farklı. Şimdi biraz size kişisel deneyimimden bahsedeyim.
ben artık tanıdığım için yani şöyle benim buluştuğum insanlar beni zaten bir şekilde tanıyor oluyor sosyal medyanın haliyle ve ben o insanların benim hakkımda ne kadar bilgiye sahip olup olmadığını bilmiyorum bunu bilmeden yaşıyorum bunu bilmeden görüşüyorum o yüzden ilk sohbet biraz garip oluyor oturuyorum bir şey atıyorum ben bunu biliyorum diyor ya da mesela yalan söyleyemezsin kimse herkes her şeyi biliyor ya da Bazen mesela insanlar merak ettikleri için benden overshare yapmamı çok talep edebiliyorlar. Ben de onu mutlu etmek için overshare yapıyorum ya. Oturup böyle anlatıyorum anlatmayacağım şeyi. Nasıl mutlu olsun diye. Bu ne kadar saçma bir hareket ya. Bu people pleasing, bunu diğer bölümde anlatacağım. Kendi isteklerimi düşünmeden, kendi çıkarımı düşünmeden, sırf birileri memnun olsun diye bir şeyleri yapmak rezalet bir durum. Ben bunu nasıl başa çıktığım, nasıl durdurduğum, ne yapıyorum, ne diyorum konuşacağız diğer bölümde. Watch out. Thank you. Diğer soruya geçiyorum.
Kendisiyle ilgili hiçbir şey anlatmayan arkadaşla buluştuğumda, sessizliği doldurmak için sürekli oversharing yapıyorum. Bunu nasıl aşarım? Şimdi bahsetmiştik. Neydi bu? Sense of awkwardness. Awkwardness. Bu sensi, bu hissi geçirmek için konuşuyorsak bunu çok iyi anlayabiliriz. Yani siz de susun arkadaşlar. İnsanlar anlatmayı çok sever aslında. Susun, onlar anlatsın.
Psikolojisi de böyle, susun siz susun, o anlatsın. 15 dakika konuştuktan sonra zaten beynin içindeki dökmeye başlıyor. Ayrıca, kendisi hakkında bir şey söylemeyen arkadaşla buna aşma olamazsın. Hayır aşma olamazsın, görüşme onunla. Kendi hakkında bir şey niye anlatmıyor, sana güvenmiyor mu yani? Böyle bir arkadaş olmaz olsun, görüşme. Bu kadar basit. Diğer soruya geçiyorum. Oversharing'den sonra hafızalarını silebiliriz. Hipnozla arkadaşlar.
Silemeyiz girl. Silmeyeceğiz de. Ama hakkımızda istemediğimiz düşüncelere kapıldılarsa, kapılabilirler. Ve biz de bunları değiştirebiliriz. Nasıl? Zamanla. Ben bunu da yaşadım. Şükürler olsun Rabbim. Oversharing yaptım. İnsanlar benim hakkımda bir şey düşündüler. Ama sonra değiştirdim. O yüzden şöyle bir şey yok yani. Ben herkese her şeyimi anlattım. Vah vah vah. Geçti. Artık benim şöyle olduğumu düşünüyorlar. Hayır. İnsanlar değişir. İnsanların değiştiğini kabul etmeyen birileri varsa karşınızda, zaten onlarla görüşmeyin. Onlar da sizin değiştiğinizi kabul etmesinler.
Bırakın, tam öyle bilsin. O öyle dediği öyle olmuyoruz. Biz değişebiliriz. Bizim değişmemizi istemeyenleri hayatımızdan şöyle çıkaracağız, tamam mı? Şutlayacağız. Devam. Üniversitede arkadaş edinirken yapılan overshare? Soru bu.
bahsetmiştim zaten bundan ama şöyle söyleyeyim şimdi arkadaşlarım için anlık böyle anlatıyoruz her şeyi tak tak tak tamam o an dikkat çekebilir o an ilgi çekici olabilir o an eğlenceli olabilir ama uzun süreli bir bağ kurmak için bu yöntem hiç de akıllıca bir yöntem değil kurulamaz zaten o yüzden bunu bilerek yaparsanız bir de aslında şöyle bir durum var sürpriz bir şeyler olsun bir paket olsun hediye paketi yani bilmekle bir şeyler kalsın tüm her şeyi al bak ben buyum diye önüne serersen birinin sonrasında artık merak açıcı bir şey de olmuyor yani. O yüzden biraz kendisi çabalasın sizi öğrenmeye, sizi anlamaya, sizin bilinmeyenlerinizi bilmeye. Biraz da bir şeyler bırakalım değil mi onlar için? Onu da düşünüyorum. Bunları keep in mind yapabilirsiniz. Ve şimdi size hayat kurtarıcı 4 tane tip vereceğim. Neyle ilgili? O bir şeyle ilgili. Başlıyorum.
Diyelim o bir şey yapıyoruz. Bunu fark ettik. Ağzımızı durduramıyoruz. Anlatıyoruz. Bant yok. Tamam mı? Bantlayamıyoruz. Ne yapıyoruz arkadaşlar? Pause. Yani dur. Redirect yourself. Kendini, yönünü değiştir. Konunun yönünü değiştir. Tamam mı? Direkt. Sonra go to the bathroom. Tuvalete git. Call your friend. Arkadaşını ara.
Ve sohbeti konuyu karşıdaki arkadaşa getir. Ona sor. Aynı konuyu ona sor. Mesela aşktan mı bahsediyorsun? Ve o bir şey mi yapıyorsun? Ona de. Eee sen hiç aşık oldun mu? Bir anda aynı konu, aynı konsept. Bırak o anlatsın. İnsanlara kendileri hakkında konuşmak için alan bırakmamız lazım. Çünkü herkes kendi ile ilgili konuşmayı sever arkadaşlar.
O yüzden biz de active listener olmayı öğreneceğiz. Yani aktif dinleyici olmayı öğreneceğiz, tamam mı? İki. İkinci tip. Diyelim ki doğum gününe gidiyorsunuz. Diyelim ki bir iş yemeğine gidiyorsunuz. Alkolden bağımsız. Çok fazla insan var. Ve böyle hazırlanıyorsunuz, heyecanlısınız, tamam mı? Ne yapıyoruz biliyor musunuz gitmeden önce? Üç-beş dakika. Ya annemizi, ya babamızı, ya bir arkadaşımızı arıyoruz. İçimizde ne varsa ona döküyoruz. Konuşmak istediğimiz, dün başımıza gelen, bizi üzen, bizi heyecanlandıran, Çünkü bir, o anlatma kısaletlerimizi onlara dökelim. Çünkü onlara güveniyoruz. O bir şeyle olamayacak. Çünkü bağlamda o bir şeyle olmuyor. Üç, neyse artık sayılar gitti. Amacımız ne? Heyecanımızı yatıştırmak biraz, tamam mı? Ve diğer bir tip, bu da çok önemli. İş yemeklerinde next morning anxiety, yani ertesi gün, ertesi sabah endişesi olmasın diye az duracağız. Az. Gerek yok. Az ve tadında, tamam mı? Her şeyin tadı güzel. Az güzel. Az alkol alacağız. Az alacaksak da az çok önemli.
Az kalıp, az alkol almak. Ve son tip. Sizi tetikleyen ne varsa, bu yalnızlık, heyecan, anksiyete, beni mesela çok yapıyor öyle gittiğim ortamlarda, öyle yorulduysam Allah susturan aşk olsun. Neyse, bu trigger'larınızı buluyorsunuz, tetikleyicilerinizi ve onlardan uzak duruyorsunuz.
Bu overshare konusunda farkındalık çok önemli. Bence biz bu bölümle beraber bu farkındalığı kazandık. Farkındalıktan sonra da aksiyon almak çok önemli. Triggerlarımızı buluyoruz ve onlardan uzak durarak aksiyon alıyoruz. Tamam mı? Sizi seviyorum. Ağzımızı bantlamaya gerek yok. Biz öyle kızlarız ki nereden ne konuşacağımızı biliriz. O kadar. I love you. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.