
1.682 kelime · ~8 dk okuma
Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bu hafta sizinle dünyanın neresinde olursanız olun adaletin tam olarak işlemediğini kanıtlayan bir dosyayı inceleyeceğiz. Ne dersiniz? Hukuksuzluğun yarattığı bir katilin hikayesini dinlemeye hazırsanız başlayalım mı?
Jill Maughan 1982 yılında İrlanda'nın Drogheda kentinde dünyaya geldi. Sevgi dolu bir ailede büyüyen Jill, arkadaş canlısı kişiliğiyle tanınıyordu. Herkesin kanı ona çok çabucak ısınırdı. Tom da bu çekiciliğine karşı koyamamıştı. Her ikisi de 20'li yaşlarının başında olan Jill ve Tom, birbirlerine ilk görüşte aşık olmuşlardı.
Kısa sürede birbirinden ayrılamaz hale gelen genç aşıklar birkaç sene içinde evlenip Tom'un doğduğu yer olan Avustralya'ya taşındılar. Bu taşınma heyecan verici olmasının yanı sıra Jill için korkutucuydu da. Doğduğu, büyüdüğü yerden, ailesinden on binlerce kilometre öteye gitmişti. Fakat Jill'in maceraperest bir yanı da vardı. Hayatındaki bu değişiklik onun için yepyeni bir heyecan demekti.
Jill, Melbourne'da yeni çevresine hızla uyum sağlamayı başardı. Avustralya devlet kanalında kendisine iş bulmakla kalmayıp, kısa süre içerisinde birim yöneticiliğine kadar yükseldi. Bu zamana kadar bulunduğu her yerde olduğu gibi, bu yeni ülkede de insanlara kendisini epey sevdirmişti. Kariyer basamaklarını birer birer tırmanıyor, bir yandan da kendine yeni arkadaşlar ediniyordu.
21 Eylül 2012 akşamı Jill Ma yoğun geçen bir haftanın ardından Melbourne'daki en yakın arkadaşlarıyla kız kıza vakit geçirmek için plan yaptı. Gece hayatının hareketli olduğu Brunswick'te buluşma konusunda kararlaştılar. Jill ve arkadaşları için bu bölge tanıdıktı. Her zaman gittikleri barlar, restoranlar, kafeler bu bölgedeydi. Eğlenceli başlayan gece aynı şekilde devam etti.
İçkilerin biri geliyor, biri gidiyor, masadan kahkaha sesleri eksik olmuyordu. İyiden iyiye sarhoş olduğunu hisseden Cil artık geceyi sonlandırıp eve gitmesi gerektiğinin farkına varmıştı. Arkadaşlarına veda ederek gece yarısı bir de bardan ayrıldı. Evi takıldığı bardan çok uzakta değildi. Arada bir kilometreden az bir mesafe vardı ve daha öncesinde de bu yolu defalarca yürümüştü.
Üstelik böyle gecelerden sonra tek başına yürümeyi de seviyordu. Tahminen 15 dakika sonra sıcacık yatağında, canından çok sevdiği eşinin yanında olacaktı. Fakat yarım saat geçtiği halde eve ulaşamamıştı. Tom gece yarısını çoktan geçmiş olmasına rağmen hala eve gelmeyen Jill'i arıyordu. Ancak telefonu kapalıydı. Ve bu onun pek de huyu değildi. Hiçbir zaman eve gelmemezlik de yapmazdı.
Saatler geçtikçe daha da endişelenen Tom, panik halinde Jill'in gece dışarı çıktığı arkadaşlarını aradı. Arkadaşları, Jill'in saat bir civarında mekandan çıktığını, çıkarken de gayet neşeli olduğunu söylüyorlardı. Neşeli oluşunu Tom'un paniklememesi için söyledikleri kesindi. Fakat bu sözler Tom'u daha da çok endişelendirmişti. Aklına bile getirmek istemediği bir ihtimali düşünmekten kendini alamıyordu. Sabaha kadar gözünü kırpmadan eşini bekleyen zavallı adam günün ilk ışıklarıyla karakola gitti ve eşinin kayıp olduğunu bildirdi. Jill'in bulunması adına polis büyük çaplı bir arama operasyonu başlattı.
Yalnızca polis değil, ailesi, arkadaşları, kısaca Jill'i seven herkes onu tekrar bulabilmek için seferber oldu. Her yere kayıp ilanları astılar. Gören, duyan olursa haber vermeleri adına kamuoyuna bilgi çağrısında bulundular. Fakat Jill'den hiçbir haber yoktu. Polis araştırmaya Jill'in en son görüldüğü yerden başladı.
Kaybolmadan önce evine giden yolu kullanma ihtimali daha yüksek olduğundan bar ve ev arasındaki bölgeye yoğunluk verildi. Bir yandan da tüm televizyonlarda ve gazetelerde Jill Mayer'in fotoğrafları gösteriliyor, görenlerin bildirmeleri için irtibat numaraları paylaşılıyordu. Polisin Jill'in evinin yakınlarındaki bir ara sokakta çantasını bulması korkuları daha da artırdı. Ortaya çıkan bu yeni bulgu medyanın olaya olan ilgisini daha da artırmıştı.
Jill'in görüntüsünün ve kayboluşunun ayrıntılarının paylaşıldığı haberler tüm Avustralya'nın ilgisini bu olaya çekti. Tüm ülke nefesini tutmuş, Jill'den gelecek sevindirici bir haberi bekliyordu. Polis bulunan çantanın ardından bölgedeki tüm güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Tetizlikle ilerletilen araştırma kısa sürede karşılığını verdi. Jill, evlerinin yakınlarındaki bir gelinlikçinin güvenlik kameralarında görüntülenmişti.
Saat 01.10'da mağazanın önünde duran Jill, çantasından telefonunu çıkartıp bakmıştı. Görüntülerden gelen herhangi bir mesaj yahut arama var mı diye kontrol ettiği anlaşılıyordu. Telefonunu çantasına koyduktan sonra endişeli bir şekilde arkasına bakıp tekrar evinin yolunu tutmuştu. Jill'den birkaç saniye sonra bir adamın Jill'in peşinden onu takip edercesine kameranın önünden geçtiği görülüyordu.
Gelinlikçinin güvenlik kameralarına yansıyan bu kareler Jill Meier'in son görüntüleriydi. O geceden sonra kimse ondan haber alamadı. Şimdi kısa bir ara verelim. Döndüğümüzde Jill'i takip eden gizemli kişinin peşine düşeceğiz.
Ulaşılan bu görüntülerin ardından soruşturma daha da hızlandı. Jill'in takip edilme olasılığı üzerine giden polis, görüntülerdeki adamın kimliğini tespit etmek için çalışmalara başladı. Başka güvenlik kameralarından da toplanan görüntülerin ardından, güvenlik kameralarına yansıyan adamın kimliği tespit edildi. Adrian Bailey isimli bu kişi, şartlı tahliyede olan eski bir mahkumdu. Polis, elinden kaçırmamak için kimliğini basına sızdırmadan Bailey'i aramaya başladı.
Fakat onu ne evinde ne de iş yerinde bulabilmişti. Olabilecek tüm tanıdıklarına, akrabalarına sorulmuştu. Kimsenin Bailey'nin nerede olduğuna dair hiçbir fikri yoktu. Bir yandan gergin bekleyiş sürüyor, diğer yandan ümitler gittikçe tükeniyordu. Olay gecesinden 6 gün sonra Bailey kendi adına yapmaması gereken bir şey yaptı ve evine döndü.
Parası bitmişti ve evindeki değerli birkaç eşyayı rehin verip, olaylar yatışana dek bir süre daha saklanmak niyetindeydi. Fakat bilmediği bir şey vardı ki, o da çoktan şüpheli listesine girdiği ve polisin evini gözetlemeye başladığıydı. Evinde yapılan bir operasyonla kız kıvrak yakalanan Bailey, sorgulanmak üzere polis merkezine götürüldü. Sorgulamalar sırasında Bailey, olayla hiçbir alakasının olmadığını iddia ediyordu.
Fakat Bailey eski bir mahkumdu ve polislere eski bir mahkumun masumiyet sözleri pek de inandırıcı gelmiyordu. Üstelik polis soruşturma esnasında geçmişte hüküm giydiği suçları da öğrenmişti. Bailey'nin kabarıp bir cinsel suç geçmişi vardı ve tekrar suç işleme riski yüksek olarak değerlendirilmişti. Bailey ile ilgili ulaşılan bu detayların ardından polis olayın üzerine daha da ciddi bir şekilde gitmeye başladı.
Bu görüntülerdeki sen misin? Bak bakalım ben daha yakışıklı değil miyim? Olayın geçtiği gece neredeydin? Daha önce de dediğim gibi evdeydim. Ne yapıyordun evde? Her zamanki şeyler işte. Bak cidden benim böyle şeyler ayıracak var. Olay anından 15-20 dakika önce arabanla caddeden geçmişsin. Eve gidiyordum işte. Arabanın gittiği yön evinin tam tersi istikamette. Bir yere uğramam gerekiyordu önce. Nereye uğrayacaktın?
Ayrıca üç kez aynı sokaktan geçmişsin. Tam üç kez. Bana bak, ya bana her şeyi tek tek söylersin... ...ya da istediğim şeyi duyana kadar seni burada nezarete tutarım. Duydun mu beni? Anladın mı?
Beyliği gittikçe köşeye sıkışıyordu. Olayın ardından bulunan Cil'in çantasındaki parmak izleri de eşleşince artık kaçacak bir yeri kalmamıştı. Kimsenin düşünmek istemediği o korkunç ihtimaller Beyliğinin ağzından birer birer dökülmeye başladı. Evde canım sıkılmıştı. Ben de arabamla çıkıp birkaç tur atmayı düşündüm. Sonra onu gördüm.
Kim olduğu fark eder mi? Jill'i tanımıyordun yani öncesinde. Hayır. Mutlu görünüyordu. Ben de düşündüm ki beraber de eğlenebiliriz. Anlarsın ya. Ava çıkmıştım. Ava çıkmıştın demek ki. Sonra?
Arabamı yakınlardaki bir ara sokağa park ettim. Ve yürüyerek takip etmeye başladım. Ara sokağa girince de hamlemi yaptım. Seni fark etti mi? Sanmıyorum. Çantasından yakalayıp kendime çektim. Önce çantasını çalacağımı düşündüm. Direndi. Ben de güç kullanmak zorunda kaldım. Ne yaptın? Ona ne yaptın?
Bak böyle olsun istemezdim. Ben sadece biraz eğleniriz diye düşünmüştüm. İşler yolunda gitmedi. Polisin beklediği itiraf sonunda gelmişti. Adrian Bailey, Jill Mare'ı cinsel saldırıda bulunmuş, ardından onu boğarak vahşice öldürmüştü.
İlk başta Jill'in cesedini gömdüğü yeri hatırlamadığını söyledi. Fakat çok geçmeden bunu da itiraf etti ve polisi Melbourne'dan yaklaşık 50 km uzaklıktaki Gisborne South'a götürdü. Burada Jill için sığ bir mezar açmış, kıyafetlerini mezarın içine atmış ve yarı çıplak bir şekilde ölmüş bedenini gömmüştü. Jill'in cesedinin bulunması ailesinin ve arkadaşlarının en büyük korkularını doğruladı. Zaten gergin bir bekleyiş içinde olan Avustralya halkını şimdi keder ve öfke kaplamıştı. Polis soruşturma esnasında ulaştığı korkunç bulguları duyurmak için bir basın toplantısı düzenledi. Jill'in ailesine başsağlığı dileklerini iletti ve katilini adalete teslim etme sözü verdi. Dava medyanın ilgisini yoğun bir şekilde çekmişti.
Tüm televizyon kanallarında davanın detayları konuşuluyor, konunun uzmanları bu davayı tartışıyordu. Herkesin ortak bir dileği vardı. Jill ve yaz tutan sevenleri için adaletin sağlanması. Savcılık, Bailey'e karşı titizlikle çalışılmış bir iddianame hazırladı. Güvenlik kamerası görüntüleri, fiziksel deliller, otopsi raporları ve Bailey'nin kendi itiraflarını dosyaya eklediler.
Savcılık, Bailey'nin bu suçtan tamamıyla sorumlu bulunmasını amaçlıyordu. Bailey'nin ilk davası 5 Nisan 2013'te Victoria Yüksek Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, duruşma sırasında Jill'in öldürüldüğü geceye dair tüm bulguları paylaştı. Ayrıca Beyli'nin geçmişinde de benzer suçları işlediğini sıklıkla vurguladı. Beyli'nin avukatlarıysa işlediği tüm bu suçları yetiştirme tarzı ve ruh sağlığına bağlamaya çalışıp cezasında indirime gitmeye çalıştı. Ancak bu uğraşlar mahkemenin gözünde Beyli'yi birazcık bile olsa daha masum gösterememişti. Zaten Beyli de kendini savunmuyordu. Söz kendisine verildiğinde tecavüz ve cinayet suçlamalarının hepsini kabul etti.
Mahkeme, Jill'in ölümünün ailesi, arkadaşları ve tüm Avustralya halkı üzerindeki derin etkisini göz önüne alarak, Bailey'i cinayet ve cinsel saldırı suçlarından şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapse mahkum etti. Bu ceza, Bailey'nin hayatının geri kalan kısmını parmaklıklar ardında geçireceği anlamına geliyordu. Verilen bu karar Jill'in ailesi ve arkadaşlarının içini rahatlatsa da duruşma sonucunda ceza ve adalet sisteminin işleyişiyle ilgili herkesin kafasında soru işaretleri oluşmuştu. Bazı şeylerin değişmesi gerekiyordu. Mevcut sistemde büyük sıkıntılar vardı. Adrian Bailey de eski bir mahkumdu. Üstelik tekrar suç işleme ihtimali yüksek görülen bir mahkumdu. Buna rağmen şartlı tahliye ile serbest bırakılmıştı.
Eğer Bailey hiç salınmamış olsaydı, Jill Mare hala yaşıyor olabilirdi. Bailey'nin geçmiş sabıkalarını öğrenen kamuoyu olaya büyük tepki gösterdi. Halkın bu öfkesi değişim talebini tetiklemişti. Bailey'nin mahkumiyeti ardından yürüyüşler düzenlendi.
30 bin kişi Jill Maier'in kaçırıldığı Sydney Road'da yürüdü. Bu protestolarda yapılan basın açıklamalarında şartlı tahliye sisteminin çalışmadığı ve toplumu potansiyel suçlulardan korumak için daha katı önlemlere ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. Kamuoyunun bu tepkisine yanıt olarak Victoria hükümeti şartlı tahliye sisteminde kapsamlı bir inceleme başlattı. Şiddet suçlularına şartlı tahliye verilmesi için daha sıkı kriterler getirildi.
Tahliye olan mahkumların daha iyi izlenmesi, yüksek riskli bireyleri denetlemekte görevli kolluk kuvvetleri için kaynakların arttırılması gibi önemli değişiklikler uygulandı. Bu reformlar, Bailey'nin suç dolu geçmişine rağmen serbest kalmasına izin veren yasal boşlukları kapatmayı amaçlıyordu. Jill'in ailesi, özellikle de eşi Tom Mare, bu reformların savunucusu haline geldi. Tom, tüm acısını buraya yoğunlaştırdı.
Suçluların, özellikle de şiddete yatkınlığı kanıtlanmış olanların rehabilitasyonundan ziyade, potansiyel kurbanların güvenliğini ve refahını önceliklendiren bir adalet sistemine ihtiyaç duyulduğunu savunuyordu. Hatta Jill'in ölümünün anlamlı bir değişime yol açması adına bir vakıf bile kurdu. Jill Meier Vakfı, kurulduğu günden beri kadına şiddetin önlenmesi için mağdurların sesi olmaya devam ediyor. Jill Maier artık aramızda olmasa da hala binlerce kadına umut ışığı oluyor. Dünyanın neresi olursa olsun, yasalar kadına şiddeti ve cinsel saldırı suçlarını engellemek adına yetersiz. Daha öncesinde defalarca hüküm giymiş birinin öylece salıverilmesine açıkçası aklım almıyor. Peki ya siz ne düşünüyorsunuz? Verilmeyen cezalar, peşinden gelen suçların sebebi olabilir mi?
Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.