Podcast

Şizofreni ile Yaşamak

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bazıları için gerçeklik, sandığımızdan çok daha karmaşık ve zorlayıcı bir şeye dönüşebiliyor. Ve bir o kadar da korkutucu. Şizofreni… Yaşamayan bilemez derler ya hani… İşte o tabirin en can alıcı örneklerinden biridir belki de... Anlaşılması ve anlatması çok zor bir problemdir bu. Belirtilerini fark etmenin bile oldukça güç olduğu bir şeydir hatta. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in yeni bölümünde şizofreniyi anlamaya çalışıyoruz. Sorunun değil çözümün bir parçası olmaya gayret ediyoruz.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.467 kelime · ~7 dk okuma

Bir hastanenin psikiyatri servisinin koridorunda yürüyorsunuz. Pastel renklerle boyanmış duvarların arasında ilerliyorsunuz. Hissediyorsunuz. Son derece steril bir ortam burası. Nedendir bilinmez. Kendinizi güvende hissediyorsunuz burada. Uzaktan gelen ayak seslerini duyuyorsunuz. Elindeki ilaç tepsisinin tıkırtılarından yürüyenin bir hemşire olduğunu anlıyorsunuz.

Tahmininiz doğru mu diye bir bakmayı düşünseniz de koridorda yürümeye devam ediyorsunuz. Ve... F20 numaralı odanın önünde duruyorsunuz. İçeriden mırıldanmalar geliyor. Kapıyı yavaşça açıyorsunuz. Odada pencere kenarında oturan bir adam var. Gözleri boşluğa sabitlenmiş. Dudakları sürekli kıpırdıyor.

Sanki görünmez biriyle konuşuyor gibi. Bir televizyon açık. Haberlerde bir ülke lideri konuşma yapıyor. Aniden irkilip televizyona dönüyor adam. Gözleri kocaman açılmış bir şekilde. Bana mesaj veriyor. Duydunuz mu? Bana söylüyor diye bağırıyor. Hemen

Transkriptin tamamını oku

bir hemşire giriyor odaya ve adamı sakinleştirmeye çalışıyor. Ama o artık her şeyde bir işaret görüyor. Duvardaki saatin tiktakları, koridordan geçen bir hastanın öksürüğü, hatta dışarıda esen rüzgar. Hepsi ona bir şeyler fısıldıyor sanki. Siz bu sahneyi izlerken bir anda adamın zihninin içine giriyorsunuz. Binlerce ses, görüntü ve düşünce aynı anda beyninde çarpışıyor.

hiçbiri diğerinden daha önemsiz değil. Hepsi hayati bir mesaj taşıyor sanki. Bu kaosun içinde gerçeklik ve hayal giderek bulanıklaşıyor. Gözlerinizi kırpıştırıyorsunuz ve kendinizi yeniden koridorda buluyorsunuz. Ama artık biliyorsunuz ki bazıları için gerçeklik sandığınızdan çok daha karmaşık ve zorlayıcı bir şey.

ve bir o kadar da korkutucu. Şizofreni. Yaşamayan bilemez derler ya hani. İşte o tabirin en can alıcı örneklerinden biridir belki de. Anlaşılması ve anlatması çok zor bir problemdir bu.

belirtilerini fark etmenin bile oldukça güç olduğu bir şeyden bahsediyoruz. Fakat şizofrenin öne çıkan en yaygın belirtilerine baktığımızda sanrılar, halüsinasyonlar ve düzensiz düşünceler karşımıza çıkıyor. Ve bu psikolojik sorunu yaşamayanların bu belirtileri doğrudan deneyimleyebileceği bir ortam ya da yöntem neredeyse yok. Tam da bu sebeple anlaşılması son derece zor bir konu bu.

Dolayısıyla şizofreni hakkında çok fazla bilgi kirliliği bulunuyor. Hatta bu bilgi kirliliği yanlış tanı ve yanlış tedaviye kadar varabiliyor. Bu yüzden de sadece belirtilerine odaklanmak yerine şizofreninin ne olduğunu daha iyi anlamak gerekiyor. Bu probleme yol açan ve zihnin derinlerinde yatan mekanizmalara, sorunlara odaklanmalıyız yani. Birçok uzmana göre şizofreninin altında yatan en önemli unsurlardan biri bilgi de yatıyor.

Günlük bilgilerden bahsediyoruz. Hava durumu gibi basit bilgilerden ve bu bilgilerin öneminden. Salience derler buna. İlginçlik diye çevirebiliriz şizofreni bağlamında. Bilginin ilginçliği. Şöyle açıklayayım. Herhangi bir bilginin ne kadar önemli olduğuna dair otomatik bir mekanizması vardır insanın. İçinde bulunduğumuz ortam ya da zaman için çok önemli bilgiler mesela.

ya da sadece bireysel olarak önem atfettiklerimiz. Bu bilgilere daha çok önem verir, daha çok dikkat kesiliriz. Örneğin herhangi bir yerde rastgele sayılar gördünüz diyelim. İlk bakışta sizin için hiçbir şey ifade etmezler değil mi? Beyniniz de otomatik bir filtreyle bu sayıları hafızanızdan siler. Fakat size bu sayıların bu haftaki lotoda çıkacağı söylenirse, bir anda bu rastgele önemsiz sayılar ilginç hale gelmeye başlar.

Sayılar aynı fakat artık bir anlamı vardır sizin için. Ve bu olayın da biyolojik bir karşılığı var. Dopamin. Beyniniz bu tip bir bilgi karşısında dopamin seviyesini arttırarak daha fazla dikkat kesilmenizi sağlar. Hemen harekete geçersiniz. Sigara paketlerine rahatsız edici fotoğrafların konulması da bununla ilgilidir aslında.

Sigara sağlığa zararlıdır diyen birisini çok da dikkate almazsınız sonuçta. Ancak rahatsız edici bir görüntü karşısında yani bu bilginin elle tutulur bir sonucunu gördüğünüzde o cümle de anlam kazanır sizin için. Aniden o kulak arkası ettiğiniz uyarının önemi ve ilginçliği artar. Peki bu neden önemli? Hemen anlatayım. Malum günümüzde ciddi bir bilgi bombardımanı altındayız.

Sabah gözümüzü açtığımız anda hemen telefonumuzu alıp 5 dakika sosyal medyaya ve haberlere göz gezdiriyoruz. Bu esnada maruz kaldığımız bilginin haddi hesabı yok. İşte beynimiz tüm bu bilgilere tam olarak odaklansa ve hepsini tek tek işlemeye çalışsa aşırı yükleme sebebiyle çok kısa sürede akıl sağlığınızı yitirebilirsiniz. O nedenle sadece o günün hava durumu bilgisine odaklanırsınız mesela.

Yani şemsiye almazsanız ıslanırsınız. Haliyle de bilgi sizin için önemlidir. Peki tüm bunların şizofreniyle bağlantısı ne? Nasıl bilgi ve şizofreniyi birbiriyle ilişkilendirebiliyoruz? İşte tam da burada dopamin seviyesi devreye giriyor.

Şizofrenide sürekli ve kontrolsüz bir biçimde salgılanan dopamin durumu söz konusu. Yani beyniniz karşılaştığı her bilgiye tam olarak odaklanmaya çalışıyor. Gördüğünüz her haber, aldığınız her bilgi eşit derecede önemli hale geliyor sizin için. Ama bu kadar basit değil. Daha da ötesinde bir şeyden bahsediyoruz. Karşılaştığınız her bir harf, her bir sayı bir şeyler ifade ediyor sizin için şizofrenide.

Neyin önemli, neyin önemsiz olduğuna dair bir filtreniz yok ya da yanlış çalışıyor demek bu. Her şey ölüm kalım meselesine dönüşüyor anlayacağınız. Kişisofreni hastalarıyla yapılan görüşmelerde en sık duyulan ifadeler şöyledir. Tüm duyularım sonuna kadar açık gibiydi. Dünya ile ilgili farkındalığım çok yükselmiş. Ve ufacık şeyler, sesler, görüntüler daha önce hiç farkında olmadığım kadar önemli hale gelmişti. Sanki derin bir uykudan uyanmış gibi hissediyordum. Bir puzzle'ın parçalarını birleştiriyormuşum gibi geliyordu. İşte bu durum tahminlerinizin de ötesinde çekilmez bir hale getiriyor yaşamı.

Zira bu tip ataklar yaşarken yani bilgi fitresi çalışmazken akıl almaz şeylere inanabiliyorsunuz. Mesela bir şizofreni hastası haberleri izlerken her şeyin kendisiyle ilgili olduğunu düşünebiliyor. Ülke başkanının halka sesleniş konuşmasını doğrudan kendisine yaptığına, konuşmasında şifreli mesajlar yolladığına falan inanabiliyor örneğin. ya da bir şarkı duyduklarında o parçanın o anda radyoda çıkmasının bir anlamı olduğuna inanabiliyorlar. İnternette gezinirken bir anda çıkan bir pop-up reklamının tüm dünyayı kurtarmakla, bir felaketi önlemekle alakalı olduğunu düşünebiliyorlar. Bu ilk bakışta sadece tuhaf bir davranış gibi gözükse de derinlerine indikçe tüyler ürpertici bir duruma dönüşüyor.

Üstelik buraya kadar anlattıklarım şizofreninin dış etkenlere karşı gösterdiği reaksiyonlardı. Bunun bir de zihnin içinde yaşanan evresi var. Ki o da son derece yıpratıcı bir mesele. İşin o kısmını da konuşacağız elbette. Fakat burada bir virgül koyalım şimdilik. Geri geldiğimizde zihnin derinliklerine dalacağız birlikte.

Evet, aradan önce şizofreniden muzdarip bir kişinin dışarıdan gelen uyarıcılara, yani haberlere ya da bilgilere nasıl tepkiler verebildiğini anlatmıştım size. Peki ya bu insanların zihninin içinde yaşananlar? Şimdi de biraz burada olup bitenleri anlamaya çalışalım birlikte. Şizofren birinin zihninde yaşananları anlamak son derece zor aslında. Zira aslında olmayan, gerçekte bulunmayan ve kişinin kafasının içinde üretilen bilgilere aşırı anlam yükleme söz konusu olduğunda asıl büyük sıkıntı baş göstermeye başlıyor. Şöyle ki hepimizin zihninde bilinç akışı olarak adlandırdığımız bir olay gerçekleşir.

Düşünceler, hayaller, olasılıklar. Fakat bunların bize ait yani kendi kurgularımız olduğunu biliriz. Ancak söz konusu filtreye sahip olmayan şizofreni hastaları için bilinç akışının gerçek hayattaki bilgilerden hiçbir farkı yoktur. İçlerindeki ses onlar için bir dış sesten, bir ulusa sesleniş konuşmasından farksızdır yani. Öyle ki zihin ses halüsinasyonlarına dahi yol açar. Sesler duymaktan kasıt da budur aslında.

Bir ses yükseltici gibi işleyen mekanizma içinizdeki seslerin sanki dışarıdan geldiği hissini yaratır. Ve gerçekten sesler duymaya başlarsınız. İşte bu aşamada şizofreninin en önemli belirtilerinden biri ortaya çıkar. Düzensiz düşünceler. Dışarıdan bakan biri için çok anlamsız gelse de bu şuna benziyor.

aynı anda 100 tane filmi izleyip anlamaya çalıştığınızı düşünün. Farklı türlerde, farklı tarzlarda, farklı atmosferlerde, farklı hikayelerle, farklı kurgularla işlenmiş 100 film. İşte her bilginin eşit derecede öneme sahip olması buna benzer bir sanrıya yani düzensiz düşüncelere yol açar. O nedenle şizofreni hastalarının hareketleri, söyledikleri ve tepkileri dışarıdan bakan birisine göre son derece tutarsız ve anlamsızdır. Bahsettiğim bu filtre teorisi şizofreni ile ilgili çok uzun süredir sorulan birçok sorunun cevabını sağlıyor bize aslında. Hatta şizofreni hastalarının yaşadığı sanrıların kültürden kültüre farklılık göstermesini de bir noktaya kadar açıklıyor.

Örneğin şehirde yaşayan bir hasta, uydu antenlerin düşüncelerini dünyaya yaydığına inanırken, kırsal alanda yaşayan bir hasta, düşüncelerinin komşuları ya da hayvanlar tarafından çalındığını düşünebiliyor. Yani sadece biyolojik bir açıklama getirmek mümkün değil şizofreniye. O nedenle şizofreninin en temel karakteristiği, biyolojik anomallere sahip bireylerin kültürel, sosyal veya bireysel olarak farklı şekillerde yaşadığı sanrılardır. Hatta bu teoriyle birlikte şizofreninin tedavisinde epey bir mesafe kat edildi. Özellikle de belirtilerin hafifletilmesinde son derece faydalı bir yaklaşım filtre teorisi. Demin de bahsettiğim gibi dopamin seviyesinin halüsinasyonlar ve sarnılarla olan bağlantısı keşfedildikten sonra antipsikotik ilaçların da yardımıyla dopamin seviyesi kontrol ediliyor ve beynin bilgi filtresi yeniden devreye sokulabiliyor. Bunu da şöyle düşünebilirsiniz.

inanılmaz gürültülü bir ortamdan bir anda çok sessiz bir yere geçmişsiniz gibi. Gürültü bittikten sonra yaşadığınız rahatlamayı bir hayal etsenize. Fakat bunun da bir bedeli var elbette. Maalesef bu yaklaşım sadece psikozlarla ilgili bilgileri filtrelemeye yaramıyor.

Bahsettiğim ilaçlar dopamin seviyesini büyük ölçüde baskılayan bir etkiye sahip. Dolayısıyla bu ilaçları kullanan şizofreni hastaları bu seferde odaklanma ve bilgileri tamamen filtreleme sorunu yaşayabiliyor. Evet artık tüm bilgiler hayati önem taşımıyor belki. Ama işte bu seferde herhangi bir bilginin önemi dahi kalmıyor kişi için.

Diğer taraftan şizofreninin başka belirtileri de bu tedavinin kapsamı dışında kalabiliyor. Duygu durumu bozuklukları, haz alamama ve ilişkilerdeki sorunlarla ilgili genel anlamda bir çözüm pek bulunmuyor. Yani bir atak durumunda neler olduğunu ve bununla kısmen nasıl başa çıkabileceğimizi az çok biliyoruz. Fakat kesinlikle keşfedilmesi gereken çok daha fazla mekanizma bulunuyor. Fakat bu bile çok önemli bir adım aslında.

Başta da bahsettiğim gibi tam olarak anlayamasak da sizofreniye bir tür dünya dışı ve çözülemez bir rahatsızlık gibi bakmanın da önüne geçebilir bu çalışmalar. Bu insanların neler yaşadığına dair bize fikir verebilir. En önemlisi de bu zaten. Anlayamasak da anlamaya çalışmak. Sorunun değil çözümün bir parçası olmak.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)