Podcast

Yeterince İyi Değilse, Neden Razı Oluyoruz?

Yakın İlişkiler

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Psikolog Dr. Gizem Sürenkök bu bölümde son zamanlarda aklını oldukça meşgul eden bir duruma parmak basıyor. Konumuz, ilişkilerde "razı gelmek". Karşımızdaki kişiyle gerçek anlamda bir mutluluk yaşamıyoruz. İyi zamanlarımızda görece iyi hissederken kötü zamanlarımızda çok kötü hissediyoruz. Fakat zihnimizdeki tüm soru işaretlerine rağmen yine de bu kişiyle beraberiz. Peki neden? Neden azla yetiniyor, kendimizi böyle ilişkilere mahkum bırakıyoruz? İlişkimizi sürdürme kararımızdan önce kendimize hangi soruları sormalı ve dürüstçe cevaplamalıyız? Tüm bunların üzerine konuşmak için bölümde buluşalım.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.698 kelime · ~8 dk okuma

Sevgili dinleyiciler, herkese merhaba. Bugün, bu aralar kafamı çok meşgul eden bir konuyla karşınızdayım. Bu konu, ilişkilerde razı gelmek. Yani razı gelmek konusunu biraz açayım, çünkü kafamdaki şeyi tam olarak anlatabilmeyi çok istiyorum. Karşımızdaki insan, bizi yeterince mutlu eden bir insan da değil aslında.

Karşımızdaki insan bizim iyi olduğumuz zamanlarda iyi hissettiren ama kötü olduğumuz zamanlarda bize çok kötü hissettiren bir insan. Karşımızdaki insanla ilgili soru işaretlerimiz var. Ama bu insanla sırf yalnız kalmayalım diye, sırf bütün arkadaşlarımız bir ilişki içerisinde ve biz yalnızız diye, sırf yaşımız geçiyor artık daha da fazla geç kalmayalım diye, Sırf çocuk sahibi olmak istiyoruz ve belki bununla ilgili gecikmeyelim diye. El alem bir şeyler söylüyor da onların bir şekilde ağzını kapatalım diye ilişkimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Canımız çok yanıyor. Mutlu hissetmiyoruz bu ilişkin içerisinde.

Sürekli öfkeliyiz, kırgınız, kızgınız. Bunun tam olarak ne sebebini biliyoruz, ne de hedefini biliyoruz. Çünkü kime öfkemizi yöneltmeliyiz, bundan bile emin olamıyoruz. Böyle bir sıkışmışlık hali içerisinde bu ilişkiyi sürdürmeye devam ediyoruz. Aranızda var mı bu ilişkilerin tanıdık geldiği kişiler? Eminim vardır. Çünkü o kadar çok karşıma çıkıyor ki böyle kişiler ve böyle ilişkiler ve böyle sıkışmışlık hisleri. O kadar yalnız değilsiniz ki. Ve neden böyle bir durumun içindeyiz? Neden böyle ilişkilere mahkum ediyoruz kendimizi? Ve bu ilişkilerden çıkarken neler düşünmeliyiz? Biraz bunları konuşmak istedim bugün.

Transkriptin tamamını oku

Bence böyle ilişkilerin ilk sinyali bizim bu ilişkinin içerisinde, bu ilişkide kalabilmek adına başka bir insan gibi davranmak zorunda hissetmemiz. Şimdi bu hemen hakkınıza toksik ilişkileri getirmiş olabilir. Zaten bence böyle ilişkiler kesinlikle içinde toksik unsurlar içeriyorlar. Ama bugünkü amacım toksik ilişkileri hakkında konuşmak değil. Bugünkü amacım bizi yeterince mutlu etmeyen ilişkilerin içerisinde kalmaya devam etmek.

O yüzden de şuraya odaklanmak istiyorum. Bu ilişki öyle bir noktada ki ben karşımdaki insanla ilişkide kalabilmek adına, aslında karşımdaki insan olan aşkımdan değil, karşımdaki insanla kurduğum ilişkinin benim için önemi adına ilişkiyi mutlu etmeye çalışıyorum, karşımdaki insanı değil. Çünkü karşımdaki insanın beni bırakıp gitmesinden ve ilişkinin bitmesinden korkuyorum. O yüzden de mesela daha uyumlu bir insan gibi davranıyorum. İşte ne bileyim, onun ilgi alanlarıyla ilgileniyormuş gibi davranıyorum. Mesela normal koşullarda hiç gitmediğim yerler var, oralara gidiyorum. Hiç giyinmediğim şeyler var, onları giyinmeye çalışıyorum. Daha önce hiç denemediğim şeyler var, onları deniyorum. Çünkü bütün derdim o ilişkin içerisinde kalmaya devam edebilmek. Ama karşımdaki insanın beklentileriyle uyumlu hareket etmeye çalıştıkça, benim kendi değerlerim, benim kendi ihtiyaçlarım, benim kendi önemsediğim şeyler neydi, bunu unutuyorum. Bir süre sonra, ilişkin içerisindeki o öfke duygusu, yani bahsettiğim öfke duygusu, aslında benimle de ilgili oluyor.

Yani ben sadece karşımdaki insanın öfke duymuyorum, kendime de kızgınım. Çünkü kendim gibi kalamamışım bu ilişkide. Kendim gibi kalırsam sevilmeyeceğim o kadar inanmışım ki. Zaten bu tip ilişkiler kuran insanların geçmişlerine baktığımızda koşullu sevgi görüyoruz. Yani hep bir uyumlu olmak zorunda bırakılmışlık görüyoruz.

Eğer yeterince fedakarlık yapmıyorlarsa, yeterince uyumlu davranmıyorlarsa, yeterince ailenin beklentilerine göre hareket etmiyorlarsa, ailede dışarıda bırakıldıklarını ya da bir şekilde olumsuz tavırlarla karşılaştıklarına şahit oluyoruz. O yüzden de böyle büyüyen çocuklar olarak tabii ki yetişkinlikte uyumlanmak zorunda hissediyoruz. Böyle ilişkilerin ikinci önemli özelliği bence karşılıklı olarak ihtiyaçların giderildiğini hissetmiyor olmanız. Yani karşımızdaki insanın bizim çabamıza, bizim gösterdiğimiz kadar karşılık vermemesi. Çok uzun zamandır yakın ilişkileri dinliyorsanız aslında ilişkilerde karşılıklı hareket etmemiz gerektiğini yani karşılıklılık ilkesini benden daha önce duymuşsunuzdur. Ve bu ilkenin ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuzdur.

Ama tabii ki sorun kendi ilişkimizde ise bazen bunu görmeyebiliyoruz. Aslında ben bu ilişki için koyduğum emeği karşı taraftan almıyorsam öfkem hem kendime hem karşımdakine oluyor. Önce karşımdakine kızıyormuş gibi hissediyorum en başta. Ama sonra yaptığım fedakarlıklardan dolayı ve bu fedakarlıkların bir şekilde sonucunu alamamış olmaktan dolayı kendime kızıyorum. Bu yatırımı yapmış olmaktan dolayı kendime kızıyorum.

Ama sonuç olarak bu yatırımı yapmış olduğum için, bu emeği koymuş olduğum için de buradan çıkmakta çok zorlanıyorum. Başka bir sorun tabi ki bu ilişkilerde karşımdaki insanın değerleriyle benim değerlerimin uyumlu olmaması da olabiliyor. Mesela karşımdaki insan benim inandığım şeylere inanmıyor. Ya da ailesiyle kurduğu ilişki benim hayal ettiğim gibi değil. Ama ben ne olursa olsun bu ilişki yürüsün diye karşımdaki insanın bazı özelliklerini tasvip etmesem de bu ilişki içerisinde kalmaya devam ediyorum. Neden? Çünkü yalnız olmaktan çok korkuyorum. Arkadaşlar o kadar çok araştırma var ki bu tarz ilişkilerin yalnızlıktan daha kötü olduğuna dair.

Yalnızlığın çok zor olduğunu biliyorum. Yalnızlık üzerine çok geniş bir literatür var. Yalnızlığın olumsuz etkileri gerçekten çok çok çok iyi biliniyor. Ama inanın, mutsuz olduğumuz bir ilişkiye sürdürmeye devam etmek, kendimizi o ilişkiyle tanımlamak, kendimizi çok da ait hissetmediğimiz bir ilişkin içerisinde bize o kadar daha kötü geliyor ki. Çünkü bu kısa vadeli bir bakış açısı değil. Ben genellikle bu ilişkilere zaten artık evlenmiş olayım diye, artık çocuk sahibi olayım diye, artık bir şekilde bir hani yerleşeyim, yetişkin gibi hissedeyim diye giriyorum. Ve o yüzden bu ilişkiler böyle 3 ay, 5 ay, 6 ay, 1 yıl süren ilişkiler olarak kalmıyor. Daha uzun sürüyor. Ve ne kadar uzun sürerse beni o kadar yıpratıyor. Bazen gerçekten maalesef evlilikle sonuçlanıyor bu ilişkiler. Bazen çocukla sonuçlanıyor. Ve ben yeteri kadar iyi anlaşmadığım, yeteri kadar iyi sevilmediğim, yeteri kadar mutlu hissetmediğim bir ilişkinin içerisine

Bir çocuk getiriyorum mesela ve o çocuğun da anne babasının yeteri kadar iyi anlaşamadığı bir dünyada büyümesine göz yummuş oluyorum. Bir şöyle gözlerinizi kapatın ve düşünün. Büyüdüğünüz evde yetişkinlerin ilişkilerini düşünün. Mutlu muydu? Sakin miydi? Huzurlu muydu? Bir pazar sabahı kahvaltıya oturduğunuzda anne babanızın birbiriyle olan iletişimini bir hatırlayın. Gergin miydi ortalık? Sofraya tabaklar çarpılır mıydı? Yoksa birbirlerine gülerek bakan insanlarla mı ederdiniz o kahvaltıyı? Siz nasıl edeceksiniz o kahvaltıyı? İleride, gülerek mi, huzurla mı, mutlulukla mı? Beraber mi hazırlayacaksınız o kahvaltıyı? Çocuğunuz sizi izlerken neler düşünecek? Sırf dünyaya bir çocuk getirebilmiş olmak için yeterince iyi hissetmediğimiz ilişkiler içerisinde kalmamamız gerekiyor. O yüzden de kendimize sormamız gereken bazı sorular var ve bugün bu podcastta bu sorulara da biraz değineyim istiyorum.

Ama önce minik bir ara verelim. Ondan sonra bu sorularla devam edelim. Hadi şimdi sorularla kaldığımız yerden devam edelim. Bence çok önemli bir soru. Karşımdakinin iyi niyetine inanıyor muyum? Karşımdaki insan genel olarak benim iyiliğimi gözeten, benim hayattaki duruşumu ve değerlerimi gözeten, Bana o gözle bakan bir insan mı? Karşımdaki insan bana saygı duyuyor mu? İkinci çok önemli soru bence. Karşımdaki insanı zeka olarak benimle aynı noktada veya benden daha üstte bir yerde görüyor muyum? Entelektüel olarak karşımdaki insanın yaptığı yorumlar, sorduğu sorular, verdiği tavsiyeler bana nasıl hissettiriyor?

Onun bilgeliğine güveniyor muyum mesela? Söylediği şeylerin doğruluğuna, hayattaki bakış açısına, konuşmalarının derinliğine güveniyor muyum? Yoksa böyle o yorum yaptığında içimde bir yerlerde ne biliyor ki mi geçiyor aklımdan? Ya da çok biliyor diye mi düşünüyorum?

Söylemesem bile içimden bunlar geçiyorsa eğer bu ilişkide bir sıkıntı var aslında. Çünkü benim karşımdaki insana bir miktar hayranlık duymam lazım. Ya da onu en azından benimle eş seviyede görmem lazım. Biz denk olmalıyız ilişkide. Bu anlamda. O yüzden önemli bir soru diye düşünüyorum.

Sonra mesela ailesel olarak background'unu nasıl buluyorum bu insanın? Benimle benzer bir şekilde mi yetiştirilmiş? Farklı bir şekilde yetiştirildiyse benim uyum sağlayabileceğim bir kültür mü? Onun benim kültürümle ve bugüne kadar getirdiğim yetiştiriliş biçimiyle uyum nasıl?

Aynı evin içerisine girdiğimizde kurduğumuz düzen veya yaşama şekli nasıl olacak? Neler beklemeliyim ben bu insandan? O insan benden neler beklemeli? Hangi ortak paydada buluşabiliriz? Daha önemlisi benimle ortak bir paydada buluşmaya hazır mı? Arkadaş çevresi nasıl mesela? Arkadaşlarıyla iyi anlaşabiliyor muyum? Yalnız bir insan mı? Hiç arkadaşı yok mu? İnsanlarla uyum sağlamakta güçlük çekiyor mu?

Uyum sağlamak derken kastettiğim tamamen arkadaşlarının güdümünde olan bir insan değil tabii ki. Sağlam, güçlü arkadaşlıkları var mı? Arkadaşlarının arasında saygı duyulan bir insan mı bu kişi? Arkadaşlarına gerektiği yerde hayır demeyi biliyor mu?

Ha bu arada tabii ki ailesine de gerektiği yerde hayır demeyi biliyor mu? Ama hayır derken karşısındaki insanlara saygı duymayı da biliyor mu? Çünkü başka insanların nasıl davranıyor oluşu, ileride bana ve potansiyel çocuğumuza nasıl davranacağının da göstergesi aslında. Çalışma azmi var mı bu insanın? Bugün sahip olduğu ekonomik durum ve statünün çok ötesinde bu insanın hayatta çalışma ve üretme azmi ve potansiyeli var mı? Ne yaparak hayatını sürdürmek istiyor? Eğer bir gün her şeyini kaybetse tekrar ayağa kalkıp bir şekilde bir yolunu bulur mu? Buna güveniyor musunuz gerçekten?

Bu insandan bir çocuk sahibi olmayı düşündüğünüzde neler geçiyor hakkınızdan? Sizce nasıl bir ebeveyn olacak? Anlayışlı mı? Şefkatli mi? Yoksa çok mu disiplinli? Güler yüzlü mü? Küsüyor mu mesela? Bugün size küsen bir insanın daha sonra çocuğunuza küsmeyeceğinden emin misiniz? Gerçekten bunun yaşanmayacağının garantisini verebilir misiniz?

Şu an içinde bulunduğunuz ilişki koşullarının önümüzdeki 40 yıl boyunca sizin için geçerli olacağını bilseniz yine de bu ilişkide kalmak ister misiniz? Cinsellik nasıl mesela ilişkinizde? Sizin isteklerinizle karşınızdaki insanın istekleri uyumlu mu? Bunun hakkında konuşabiliyor musunuz?

Eğer bir problem olsaydı ya da varsa bunu masaya getirebilir misiniz? Neyi istediğinizi veya neyi istemediğinizi söyleyebilecek durumda mısınız? Karşınızdaki insanı arzuluyor musunuz? Fiziksel olarak beğeniyor musunuz gerçekten?

Bugün tamamen sahici davransanız, gerçekten olduğunuz gibi, gerçekten sahip olduğunuz bütün endişelerle, yapmak istediğiniz bütün eleştirilerle, zihninizdeki bütün beklentileri açık ederek, bütün korkularınızla veya bütün hayallerinizle karşınızdaki insanın karşısında olsanız hala sizinle kalacağından emin misiniz? Nasıl tartışıyorsunuz mesela? Tartışmalardan sonra sizi tartıştığınız için kötü hissettiriyor mu? Orada kalıyor mu yoksa? Bir şekilde bu durumun geride kalması için çaba harcıyor mu? Bu insan çaba harcıyor mu? Bu ilişkinin daha iyi olması için, daha da yeşermesi için, tumurcuklanması, çiçek açması için... Bu insan çaba harcıyor mu? Siz çaba harcamaya devam etmek istiyor musunuz?

Eğer karşınızdaki insanın sizin kadar çaba harcamadığını görüyorsanız ve eğer karşınızdaki insan için az önce sorduğum sorulara istinaden daha farklı bir insan gibi davranmak zorunda kalıyorsanız bir süre sonra önce karşınızdaki insana sonra kendinize saygınızı yitireceksiniz. Kendi değerlerinizi unutmaya başlayacaksınız. Ve bir gün bu ilişki olur da biterse kendinizi hiç bilmediğiniz bir noktada hiç tanımadan buluyor olacaksınız. Ama değer mi? Bunların zor soruları olduğunun farkındayım. Bazı ilişkilerin gerçekten bizim ittirip kaktırmamızla devam ettiğinin de farkındayım. Böyle ilişkilerin devam etmesinin bize faydasının ne olduğunu düşünmek zorundayız. Bir ilişkiden ne alıyoruz ve ilişkiden aldığımız o ilişkiye koymak zorunda olduğumuzdan fazla mı, az mı yoksa bunlar dengede mi düşünmek zorundayız. İlişkinin geleceğini

ve ilişki içerisindeki insanın bugünle birebire aynı kalması durumunda bize nasıl hissettireceğini düşünmek zorundayız. O yüzden eğer bu sorular size zor geldiyse, belki düşünmek istemediğiniz şeyleri düşündürttüyse bir yandan üzgünüm ama bir yandan mutluyum. Çünkü belki de bu sorulara gerçekten sormanız gerekiyordu kendinize. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Başka bir podcastta görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)