Podcast

asla yalnız yürümeyeceğiz

Dr. Gulec Radio

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Son günlerde yaşanan korkunç şiddet olaylarından sonra hepimizin beynine, kalbine, içine öküz oturdu. Çok üzgün ve çok kızgınım ama umutsuz değilim. Hep birlikte bağırarak, haykırarak, susmayarak değiştireceğiz bu düzeni. Gelin bu bölümde hem biraz dertleşelim, hem de kendi çapımızda neler yapabilirizi konuşalım.



Uyarı: Daha önce şiddet içeren davranışlara maruz kalan kişiler için bölümde anlatılanlar tetikleyici olabilir.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.696 kelime · ~18 dk okuma

Selam Bacı Birliği'nin akıllı, çalışkan, duyarlı, hassas üyeleri. İnsan üyeleri. Nasılsınız? Ben nasılım biliyor musunuz? Beynime böyle bir öküz oturdu. Aynı öküzden kalbime de oturdu. Onlar ağırlık yapıyor. Ama şunu da görüyorum ki, bu olayların üzerine konuştukça, elimizden bir şey geldikçe, ki geliyor. Herkesin elinden gelen bir şey var arkadaşlar, az çok fark etmez.

Herkes yapacak ki bir şey elde edebilirim. Ve yaptıklarımızın sonucunda bir şeyler değiştiğini gördükçe ve buna inandıkça rahatlıyorum. O yüzden şimdi koltuğumu dik yapacağım arkadaşlar, dik oturacağım ve elimden geldiğince hissettiklerimi, hissettiklerimizi anlatmaya çalışacağım. Ayrıca bu mesele, bu yaşananlar sadece Narin'in, Sılabebe'in, İkbal'in, Ayşegül'ün meselesi değil. Bu gezegende yaşayan tüm kız ve erkek çocuklarının, hayvanların, kadınların ve biliyor musunuz en çok da erkeklerin meselesi. Çünkü bu vahşetin adı kadın cinayeti değil, erkek şiddeti. Konu femme sahip değil yani. Men's violence. Femicide ne? Kadın cinayetleri. Men's violence ne? Erkek şiddeti. Neden? Çünkü erkekler de şiddet mağduru. Kim tarafından? Yine erkekler tarafından. Çocuklar da şiddet mağduru. Kim tarafından? Yine en çok erkekler tarafından. Kadınlar şiddet mağduru. Kim tarafından? Yine en çok erkekler tarafından. Yani asıl sorun kadın cinayetleri değil. Mesele kadınların meselesi değil. Mesele erkeklerin şiddeti. Genelleme yapmadan size şöyle bir örnek vermek istiyorum. Ben acil doktora olarak her gün mutlaka adli vaka muayenesi yapıyorum ve adli rapor yazıyorum.

Darbce bir raporu. Hastanın, şahsın, bakıyoruz vücudunda neler olmuş, yazıyoruz işte gördüğümüz tüm patolojileri. Yumuşak doku varsa onu, ne gördüysek. Testler yapıyoruz bazen, kırık çıkık ne varsa, işte basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir mi, hayati riski var mı? Bunlar da adli makamlara iletiliyor daha sonrasında. Ve ben bugüne kadar bir tane bile kadının kadına yaptığı şiddetten ötürü kimseye adli maka raporu yazmadım.

Transkriptin tamamını oku

Mutlaka var. Ben yok demiyorum. Ben sadece başıma geleni söylüyorum. Genelleme yapmıyorum. Ben yazmadım. Fakat aynı ben, erkek bir şahsın bir çocuğa yaptığı şiddet dolayısıyla, şiddet slaş istismar, yine adli rapor yazdım. Aynı ben, bir erkeğin eşi ve çocuğuna, ikisine birden yaptığı şiddet sonrasında, çocuğun ve kadının adli muayenesini yapıp, yine darp raporu yazdım.

Fakat ben bugüne bugün bir kere bile hiçbir kadının kendi çocuğuna, hiçbir kadının eşine, hiçbir kızın sevgilisine olan şiddetlerin ötürü bir rapor yazmadım, görmedim. Tabii ki benim şahsi deneyimim istatistik verilerini oluşturmuyor. Ama gel gelelim ki istatistik de bunun aksini söylemiyor. Ne yazık ki. Çok şey var. Ama anlatmak isteyip de anlatamayacağım ve anlatmayacağım daha çok şey var.

Ama şunu bilin ki gerçekten hepimiz, hepimiz arkadaşlar benim tanıdığım, sohbetimi birazcık derinleştirdiğim herkes hayatları boyunca cinsel tacize uğramış yurt dışında, Türkiye'de, gezegende, fark edin öyle dünyanın her yerinde. Şimdi ben de öyle. Burada da oldu, dünyanın başka yerlerinde de oldu. Bölümün sonuna doğru kendimi iyice resmen anlatırım. Şiddet, taciz, istismar. Gerçekten çok üzülerek söylüyorum ki hepimiz birer kırılmış kızız. Bu yüzden bir şeyleri değiştirmeyi, bunun için konuşmayı ve asla susmamayı küçük Tuğba'ya bir borç biliyorum.

Bu meseleyi şahsi meselem olarak algılıyorum ki bence birçoğumuz öyle. Biz sesimizin çıktığı her yerde İkbal adına, Ayşenur adına, Aslı'nın bebek adına, Narin adına konuşurken aslında içimizdeki çocuk içinde konuşuyoruz ve ben gerçekten çok üzgünüm. Birçoğumuzun böyle travmalar, böyle tecrübeler yaşadığı bu dünyanın düzenini silkeleyim arkadaşlar. Peki ne yapacağız? Yapacak çok şey var ama en temelde bilgileneceğiz, öğreneceğiz. Bu şiddet bir günde olmuyor. Toplum bunu hazırlıyor. Sloganlarda hepimiz gördük değil mi? Aslında çok da güzel paylaşımlar var sosyal medyada bence. Bunları okuduysak artık biraz fikrimiz var. Ben de paylaşmıştım bir yıl bununla ilgili.

piramide var ya hani sexual violence'ın yani cinsiyetçi şiddetin en aşağıda ne vardı? bu bizim kullandığımız hiçbir şey olmaz ya dediğimiz yaptığımız şakalar küfürler şimdi bunların ingilizcede bazı terimleri var ben bundan bahsedeyim bunları da öğrenelim tamam mı? piramidin en aşağısında en temeli oluşturan en zararsız gibi gözüken örnek veren bir tanesi ne? locker room banita Ne bu arkadaşlar? Soyunma odası şakaları. Soyunma odasında objektify ettikleri, objeleştirdikleri kadınların fotoğrafları. Onlar hakkında yapılan böyle seksist, cinsiyetçi şakalar. Zararsız gözükse de plan B'nin en geniş kısmını oluşturuyor. Başka ne var? Victim blaming. Ne yani bu?

Victim ne? Mağdur. Blaming ne? Suçlama. Mağduru suçlama. Zaten insanların bir şeyleri hakkında ses çıkartmasına, bir şeyleri şikayet etmesinin önündeki en büyük engellerden bir tanesi bu. Çünkü özellikle kadınlar, mesela hocaları tarafından, kendinden daha büyük statüde biri tarafından şiddete uğradığında,

ya da sevgilisiyle beraber yaşıyorken başına bir şey geldiğinde, onu şikayet edeceği zaman, niye gitmiş oraya? Stresli su yolunda kırılır. Yok işte hocası yapmamıştır, hocasını suçluyordur gibi, blaminglere, suçlamalara maruz kalacağı için mağdur, susturulur, bastırılır. Başka ne var? Bunlar da rape jokes, yani tecavüz şakaları. Başka ne var? Bu en aşağıda body shaming. Bunu biliyoruz artık, hepimiz öğrendik zaten. Diğer başka bir tanesi, boys will be boys. Erkektir, yapar. Erkek erkek olarak kalacak. Erkek olarak kalmayacak. Boys will be held accountable. Erkekler sorumluluğunu alacak. Bu böyle değiştirdi artık. Bu tüm saydıklarım piramidin, yani cinsiyetçi şiddet piramidinin en aşağıda tabakasını oluşturuyor. Bir üste çıktığımızda ne oluyor artık? Şiddetin normalleştirilmesi, normalizasyonu. Ne var bunlarda mesela? Cat calling. Cat calling ne? Yapmak. Bir kadını gördüğümüzde tamam mı? Başka ne var burada? Revenge porn. Ne bu arkadaşlar? Adı tam karşılamıyorum. Adında porn var. Ama şu demek, birlikte olduğunuz partnerinizin, genellikle ex partnerinizin, Sizin rızanız dışında sizin fotoğraflarınızı, özellikle nude fotoğraflarınızı internet ortamında ya da herhangi bir şekilde paylaşması, intikam alması. Revenge ne? İntikam. Hani intikam porno gibi ama isim karşılamıyor. Başka ne var? Layering. Layering benim çok çok çok rahatsız olduğum bir şey. Özellikle küçük şehirlerde. Layering ne? Unpleasant, hoş olmayacak bir şekilde bakmak. Hani böyle bir tabir ediyorum ya, kitlenmek diye. Özellikle ne yapıyorlar biliyor musunuz? Bakın bunu hissedeceksiniz. Nefret ediyorum. Yürüyorsun, bir önden bakıyor. Sonra bir de kafasını çeviriyor sen giderken. Yürüyor, böyle bakıyor, bakıyor, bakıyor. Arkadan da giderken bakıyor. Ya ne bakıyorsun? Ne bakıyorsun? Çok sinirleniyorum bunlara.

Ben sırf bakamasınlar diye arkadaşlar takip ediyorum gözlerimle. Bakıyorum suratına dik dik dik kafasını çeviriyor böyle. Bakamayacaksın. Bu şekilde kitlenemezsin bana ya. Bu taciz. Yine bu basamakta ne var? Non-consensual exposure ve non-consensual photo shaving. Non-consensual ne? Konsent, onam, rıza olmadan. Arkadaşlar önceden rıza neydi? Hayırdı değil mi? Hayır demek, istemiyorum demekti. İnsan hayır demeyince şöyle şeyler söyledi karşı tarafa. Eee hayır demiyor gözüküyordu. Rızası var gibi gözüküyordu. İsteği var gibi gözüküyordu. Artık rıza hayır demek hayır değildir değil de şöyle aslında yes means yes yani evet demediği sürece hayır. Evet demiyorsan hayır. Rızamı almak istiyorsan benden o eveti duymak zorundasın. Kafandaki bazı şeylere göre benim hayır demek istemediğimi düşünemezsin. Tamam mı? No consent burada.

Non-consensual exposure ne? Sizin rızanız olmadan size bir taraflarını açmaları. Non-consensual photoshaving, sizin yine rızanız olmadan size nüd atmaları. Başka bir body portionunu atması, vücudunu herhangi bir yerine atması. İstemiyorsan göndermeyeceksin. Bu normalize edilmiş şiddet, istismar. Bu da bu piramidin ikinci basamağını oluşturan şeylerdi. Şimdi üçüncü basamaya geçiyoruz.

Bu ne? Removal of autonomy. Ne bu arkadaşlar? Autonomy, özellik, özelliğin ihlal edilmesi. Burada da devreye non-consensual touch yani yine rıza olmadan touch, dokunmak devreye giriyor. Ya da stalking, takip etmek, stalk etmek devreye giriyor. Yani kişinin her türlü sınırlarının ihlal edilmesi devreye giriyor.

Bunun bir üstü başladık en kötülerine ne var? Cinsel istismar. Ya da ne var? Cinsel içerikli saldırı. Genel olarak fiziksel, duygusal, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet. Ve artık bunun bir üstü de Naren'in, Sıla bebeğin, Ayşenur'un ve İkbal'in başına gelenler.

Bu piramitteki en büyük sorunlardan bir tanesi, en alt tabakada daha güçlü ya da daha baskın bir insan tipini belirleyen sistemik eşitsizliklerin olması. Burada istenen, desirable, arzulanan bir erkek tipi var. Bunun özelliği ne? Bu male, erkeğin, able-bodied, yani sağlıklı. Çünkü able-ism ne? Sağlıklı olmayan, disabled, engelli kişilerin dışlanması, onların da ayrıştırılması.

O yüzden burada istenilen kişi erkek olacak. Able-bodied olacak, sağlıklı yani. Straight olacak, heteroseksüel. Maço olacak. Ve financially productive olacak, ekonomik olarak üretken olacak. Tamam mı? Ve seksüel olarak aktif bir erkek olacak. Bu. Bunun dışındaki her şey dışlansın. Aşağılansın, hor görülsün. Kibar olan erkek dışlansın. Sanattan anlayan erkek dışlansın. Birazcık böyle kadınlara iyi davransın, dışlansın. Fagty desinler. İbne desinler. Açık açık söylüyorum. Erkeklere, kibar erkeklere gay damgası vuruldukça bu sistemin en aşağıdaki tabakasını aşamayız arkadaşlar.

Bunu biz de yapıyoruz, biz kadınlar da yapıyoruz. TikTok'ta dağ ayılarına gün doğdu. Romantize ediliyor. Eline silah alanı, ooo esmer erkek diye biz övmeye başlıyoruz. Ne oluyor bize ya? Bu şekilde video koyan, TikTok koyan, Reel koyan erkek arkadaşlar şiddete eğilim nedir zaten? Siz bunları romantize ettikçe günün birinde, Allah korusun, sizin için adalet demeye başlarız. Ben çok özür diliyorum bunların romantizme olmasına. Hayır, en büyük aşk sizin değil. Kıskanç erkek iyi değil. Bu kontrolcü erkekler çok iyi değil. Bu aşk değil. Siz hikaye yazmıyorsunuz, oynamıyorsunuz. Tarantino ise çalışmıyor.

Bu artık çok konuşuldu ama hani sisi olmak, little girl olmak, küçük kız olmak, cesaretsizlikle, like a man, erkek olmak da güçlülükle özdeştirildikçe, biz yine o alt tabakayı aşamayız. Ama artık bence biraz daha farkındalık kazandığımızı düşünüyorum. Burada ilerleme kaydettik, artık öyle demiyoruz. Ki ben de anlattım, o realımda baya üzerine basa basa, ben artık silkelemek diyorum, bir şey sökmek, ağzını sökeyim mesela, yerinden sökeyim, bunları kullanıyorum. Ben küfür eden biriydim arkadaşlar, sinirlendim özellikle. Etmiyorum. Gerçekten. Öncelikle kendime kızıyorum. Hiç farkına varamadım bunun bu kadar ileri gidebileceğinin. Artık etmiyorum. Etmeyeceğim. Yanındakileri de susturuyorum. Anlatıyorum. Diyorum ki biz başlatıyoruz. Biz yapıyoruz. Biz evet kendimize dönüp bakmalıyız. Bazı şeyleri biz yapıyoruz ama bazı şeyler de bizden çok bağımsız.

Bu şiddetin bu kadar ekseler etmesi, çünkü hep vardı, her ülkede de var. Sadece bizim ülkemizde değil, dünya genelinde kadınlara, tüm insanlara şiddet her yerde var. Genelde erkekler tarafından tekrar tekrar söylemek zorunda hissediyorum kendimi. Rahatlıyorum çünkü bir yerde. Çünkü gerçek bu. Ülkemizde ise son zamanlarda artmasının en büyük sebebi, yapabildikleri için yapıyorlar. Erkekler kadına şiddeti sağlıksız oldukları için değil, psikolojileri bozuk olduğu için değil, sinirli oldukları için değil, yapabildikleri için. Erkekler öldürebildikleri için öldürüyor. Vurabildikleri için vuruyor. Bağırabildikleri için bağırıyor. İstismar edebildikleri için istismar ediyorlar. Çünkü herkese yapmıyorlar. Ben göreyim bakayım, herhangi bir erkek çok sinirlendiğinden ötürü, mesela askere gittiğinde oradaki kadın komisyonuna bir biçim elini kaldırır. Kaldıramaz, yapamaz çünkü, yapamaz. Neredeydi senin sinirin? Hani sen psikopattın? Hani senin öfke problemlerin vardı? Hani cinnet geçiriyordun? Bak çok sinirim. Geçir bakayım cinneti orada. Geçiremezsin ki. Gücünün yettiğini yaparsın. Çünkü ancak gücünüz buna yatıyor. Güç bu sanıyorsunuz ya. doktora, hayvana, çocuğa temel sorunumuz bu. Herkese her yerde istismar ve şiddet yapabildikleri, elinden geldikleri ölçüde yapıyorlar.

Erkek şiddetinin önlenmesinde en büyük rol oynayacak şey cezaların caydırıcı olması. Değil mi? Birkaç suç üst üste işlemiş kişinin daha beklemeden artık böyle defterinin dürülmesi olay bu. Değil mi? Burası olacak peki. Tamam bunu biz yapmayacağız ama buraya gelinmesi bizim hak arayışımızla olacak. Bugüne kadar siyahilerin kazandığı gibi haklar kazanıldıysa mücadeleyle kazanılmıştır arkadaşlar.

Ve o gidenlerin, bu slogan var ya beni çok etkiliyor yani. Hani kalanların gidenlere borcudur mücadele. Biz bunlar için çabalaya çabalaya alacağız o haklarımızı. Çünkü bazen de böyledir, bazen de bir şeylere bir şeylere bekleyemezsin başkalarından. Sen yapacaksın, biz yapacağız. Evet arkadaşlar, bu ülkeyi biz kurtaracağız. Bize kaldı, aynen. Sen, ben, o, biz, başkası yok. Doktor Güneş radyo.

Üzerimize düşen başka bir şey ne? Erkek annelerinin oğullarını ahlaklı ve etik bir insan olarak yetiştirmesi, değil mi? İşte göster bakayım amcalarına bir erkekten ziyade, erkektir, yapardan ziyade insan olarak yetiştirmeleri. Ve bunun akabinde okullarda öğretmenlerin çocuklara vermesi gereken eşitlik, adalet, kadın hakları, insan hakları, çocuk hakları, hayvan hakları var, değil mi?

Fakat hepsini alsa da bir çocuk artık internet çağında olduğumuz için gördük değil mi? Çıktı bir sürü haberler. Discord'da takılıyorlar, panelci çocuklar var. İşte neler neler yapıyorlarmış gençler, çocuklar. Bunları ben bilmiyorsam da birileri bilmek zorundaydı. Haberdar almak zorundaydı. Neredeydiniz? O ayrı. Geçtim orasını. Yani ailesinden iyi eğitim alsa da, okulda bir şeyleri güzel kapsa da çocuk, bu sosyal medyayla beraber, bu internet serileriyle beraber, otomatik portakal gibi, kim daha fazla kuralları yıkıyorsa, kim daha fazla iğrençlik yapıyorsa, ahlaksızlık yapıyorsa, onun daha popüler olduğu bir kültürde, Aklı yıkanabilir. Aklı yıkanmak da değil. Kötüleşebilir diyeyim. Peki böyle bir çocuğu bunları yapmaktan alakoyacak tek şey ne? Cezalar. Tek şey ne? Bunu yaparsam başıma şu gelir. Yani ben sırf gönüllülük uğruna bunları yapmamalıyım mı anlaması gerekiyor. Mesela ne oldu arkadaşlar? İnsanlar... Şimdi şu anda herkes ifşa alıyor ya böyle insanları ve bunlar da tutuklanıyor falan. İyi oluyor, bir şeyler oluyor ya. Şimdi bu süreçte herkes görünür olma adına yine kediye zarar vermeye, köpeğe zarar vermeye, insanların milli değerlerine, dini değerlerine ya da İkbal'le ilgili, Ayşenur'la ilgili çok kötü kötü şeyler yapmaya başladılar. Niye? Çünkü bunlar bunu yaptıkça Twitter'a düşüyorlar. Twitter'da 5-10 milyon görünürlük kazanıyorlar. Birisi oluyor, bir şey oluyor, kendini bir halt zannediyor. Tamam mı?

Fakat ne oldu? Ne yaptılar? Böyle yapan bir tane çocuk vardı. İşte surlarla alakalı aptal, iğrenç bir güya. Şaka yapıyorlar. Gerizekalı işte, aptal. Neyse. Bu çocuğu hemen gittiler. Çocuk, ben Irak'tayım, beni yakalayamazsınız falan demesine rağmen aldılar, götürdüler, koydular cezaevine.

Çıkarır çıkarmazlar. O ayrı bir şey. Ama ne oldu? Emsal teşkil etti. Böyle suçları anında yakalarsan işte emsal teşkil eder. Yarın öbür gün bu çocuklar yine görünür olmak adına böyle şeyleri yapmadan önce düşünür. Der ki ben bir gün görünür olacağım ama sonra hapse gireceğim. Yapmaya değer mi? Değmez mi? Onu tartışır. Çünkü bunların iflah olması zor. Bunlar ancak bundan anlıyor. O küçücük kızlara şantaj yapman kolay. Adli vaka muayenesinden de farklı kötü deneyimler yaşıyoruz yani acilde. İnternet gireşimiyle genç kızlar geliyor. Yapabildiğimi yapıyorum elimden geleni alıyorum, konuşuyorum. Ne oldu ablacığım diyorum. İşte hani çünkü o an aktif düşüncesi var mesela. Hemen tabii çocuk psikiyatristi falan gelmeye çalışıyorum ama ilçede olduğumuz için her zaman olmuyor. Her neyse. Zorlu zamanlar yaşanıyor işte. Çok bilgi vermek istemiyorum bu konuyla ilgili. Ama söylemek istediğim şey, şantajla, tehditle, insanları korkutarak insanları hayatlarından soğutamazlar. Buna kimsenin hakkı yok. Bunu kontrol edecek tek bir kurum ve kuruluş var. O da ben değilim, biz değiliz. Ama bunu yaptırabiliriz. Nasıl? İşte bugün ben böyle konuşurum, o öyle konuşur, daha büyük işlerle konuşur. Ne olur? İşte belli kolektif bir istek olur, tepki olur. O zaman haklarımızı ararız. Bu mücadeleyle beraber hak kazanırız.

İşte oluyor, görüyoruz. Bakın ne oldu? Komisyon kuruldu. Oluyor. Başaracağız ya, ben inanıyorum. Çünkü bu sadece ülke meselesi değil arkadaşlar. Bu dünyada bu şiddet, erkek şiddeti dünyada bir mesele. Ama bizim ülkemize son zamanlarda arttı. Tamam, ne olacak o zaman? Bunun çaresi belli. Kurallar daha da sıkılaştırılacak. Cezalar daha caydırıcı olacak. Nokta.

Ayrıca böyle yüzde yüz inandığım başka bir şey daha var ki, bu ünlülerden, erkek, ünlü erkeklerden, çok tanıyan ünlü erkeklerden, bildiğimiz Ahmet Kural gibi, başka İbrahim Tatlıses gibi, mizojinist, kadın, hadi neyse onu demeyeyim artık. Fakat şiddet gösteren eli kanlı erkekleri block out yapmamız gerekiyor. Bunların filmlerini ben İbrahim Tatlıses dinlerdim. Ve bunun, hani çok da farkında mıydım, Bu kadar dikkat etmiyordum ama artık dinlersem namerdim, tamam mı? Çünkü kadınlara bu şekilde davranmış kişileri toplumdan bizim kendimiz cizasını vermemiz gerekiyor, dinlemememiz gerek. Ben kendi adıma söz veriyorum ki başka daha böyle insanlar kanıtlanmamış ama biliyoruz, yaptı ama kanıtlanmıyor, süresi var. Onların da filmlerini izlemememiz gerekiyor. Bizim bu bilinçli olmamamız gerekiyor. Bu bizim borcumuz kendimize. Ben öyle pislik erkekler gördüm ki,

Aileler gördüm ki, bir erkek düşünün, hukukçu. Annesi var hukukçu. Ve bunlar güya kadın hakları savuncusu. Şiddet görmüş, kadınlara hatta yardımcı oluyorlar falan. Ve bu pislik erkek, ben olayı direkt biliyorum bu arada, sevgilisine şiddet uyguluyor.

Ve annesi de hiçbir şey yapmıyor ve biliyor. Arkadaşlar ve bu insanlar bu olaylar olduğunda kadına şiddete, hayır güvende değiliz, cırt cırt bu şekilde sorular atıyor. Böyle insanlar varsa etrafımızda, biliyorsak ki kız arkadaşına bu şekilde şiddet uyguluyor, onları da buluk atmamamız lazım. Görüşmememiz lazım. Bana dokunan yılan bana gelene kadar bin yaşayabiliyor demememiz lazım. O yılanı bize gelmeden dahi beslemeyi kesmemiz lazım. Etrafından izole olması lazım. Kimsenin ona görüşmemesi lazım.

Ama böyle olmuyor. Bunu biliyoruz. Daha önce de olmadı. Şiddetin arkadaşlar, sosyo, ekonomi, kültürel bir sınırı yok. Nem Harwood mezunları var, şiddet görmüş ve bu siklustan çıkamıyor. Şiddet öyle bir şey ki gerçekten. İnsanı bazen hapsedebiliyor. Bu kadın buna nasıl evet demiş diye biliyorsunuz. Nasıl durmuş. Ama işte öyle bir şey değil şiddet mağduru olmak. Ben çok okudum bununla ilgili. Gerçekten. Çünkü yardım etmek istiyorum. Çok fazla geliyor hastaneye. Ne söyleyebilirim? Ne yapabilirim? Dinlemek dışında ne yapabilirim? Nasıl bir katkım olabilir? O anda onu o sıkışmışlıktan, o çaresizlikten nasıl çıkarabilirim? Hangi sözüm? Diyorum ki mesela, ablacığım hani ne lazım sana? Sığınma evi mi arıyorsun? Ne istiyorsun? Sana ne yapabilirim? Çünkü bazen öyle diyor ki benim buradan kaç çocuklarım var, kaçayım. Hayır, her şeyin çözümü olur. Hiçbir şey için geç değil. Her şeyin çaresi var, hallederiz. Tamam, bazen olmayabiliyor ama sosyal medya arkadaşlar gerçekten çok güzel bir ortam. Çünkü bazen karşısındaki erkek sizi susturabiliyor, baskılayabiliyor, tehdit ediyor, şöyle şantajcı Seni oluyor. böyle yaparım, şöyle yaparım. Sosyal medya var. İfşalarız. Sıkıntı yok. Biz varız. Güçlüyüz. Hatırlıyorum ben. Geçen sene o iğrenç grup. Hatırlar mısınız? Yani grupta birkaç üye, bir tane de değil. Kız arkadaşları şiddet uyguluyordu. O günden beri grubu eskiden çok sevmeme rağmen elim gitmiyor. Asla da acıdım. hiç dinlemiyorum, dinlemeyeceğim de. Ve bence konser satışlarında da artık, konser yaptılar mı onu da bilmiyorum da, kesinlikle etkisi olmuştur. Çünkü benim çelende kimse de dinlemiyor. Biraz insanın vicdanı varsa dinlemez. Çünkü bu insanlar hayatlarına, paralarıyla ve güçleriyle kaldıkları yerden devam ediyorlar. Sen öner ki hiçbir şey olmayacak. Hayır, sosyal medya var artık eskisi gibi değil. Olacak. Yapmayacak. Yapmamayı öğreneceksiniz. O elinize sahip çıkacaksınız. Yoksa o elinize nokta nokta.

Biz arkadaşlar genç kızlar olarak, tamam zamanında okulda öğretmenlerimizden, sonrasında erkekler, sokakta yürüdüğümüz erkeklerden, yurt dışında mesela, böyle gittiğim bazı ülkelerde, Ürdün mesela, ya kadın olmaktan çok rahatsız olduğum zamanlar oldu. Böyle tacizin boyutu nasıl biliyor musunuz? Ne yapıyorlar? Bakın size birkaç örnek vereceğim. Yani bunlar benim dinleyenlerim tabii ki akıllı insan olduğu için kimseye borunluk olamayacak. Bunu oturup da başka yere söylemem. Çünkü bu bazı taciz yöntemleri var, ispatlayamıyorsunuz ya. Bir de Ürdün'de kime ispatlayacağım, neyi ispatlayacağım?

Çok sinirim bozulmuştu. Anlatıyorum. Geliyor, beni kokluyor. Böyle yakınıma gelip böyle yapıyor. Sonra elini bir yerlerine götürüyor bana bakarak. Sokağın ortasında. Ben ne yapacağım? Ne diyeceğim polise? Beni kokladı mı diyeceğim? Benim karşımda oynadı mı diyeceğim? Kim bana ürdüğünde, bana kim inanacak? Ya da arkadaşlar sürekli bir diyor ki, seni öpebilir miyim? Öpebilirim. Ya sokaktaki insan, Petra'da geziyorum. Bana diyor ki, öpebilir miyim seni? Bir kere öpebilir miyim? Ne olur bir kere öpeyim. Biz hiç kız görmüyoruz. Ya bu nasıl bir istek ya? Sen benden bunu nasıl isteyebilirsin arkadaşım? Alo? Yine Ürdün'de taksiye bindim. Tamam mı? Adam böyle taksinin camından işte benim fotoğrafımı çekti telefonuyla. Taksici bunu yapıyor. Sonra böyle fotoğrafı yakınlaştırıyor.

Telefonda ve öpmeye kalkıyor fotoğrafı. Yani beni öpüyor güya falan. Sonra kendi bir şey yapıyor. Ne yapıyorsun ya? İğrenç mahluk. Ne yapıyorsun? Ablamla İran'dayız. Ben de aynı. Niye gitmişim buralara? Bir daha asla tek başıma gitmem. Orta Doğu'ya. Yani böyle gitmem yani. Daha anlatmadığımda neler var? Ya bu, bilmiyorum. Nefret ediyorum şu erkeklere, şu huylarından. Ablamla biz, bu çok işin başına gelmiştir tabii ki de. Tehran'dı sanırım. Kapattı taksici, kilitledi kapıları.

Kaldık böyle. Kaldık. Ablamla ben şey yaptık işte ikimiz de camı açtık bir şekilde arkadan tutuk tutuk böyle film gibi. Ne oluyor ya? Nerede yaşıyoruz? İran'da. Benim okuduğum okulda, üniversitede, ismini vermeyeceğim şimdi. Bir tane psikiyatrist vardı. Sapık, pislik. İnsanları, ona bir şey anlatan insanları bir şekilde şantaj yapardı. Sırlarını anlatırım diye.

Herkes de bilir, biliyor musunuz? O adamın öyle olduğunu. Herkes. Sapık olduğunu. Ve kendi kızı var. Öğrencileri yaşında. Ama sapık pislik. Ve bunu konuşmaya kalksanız kimse size inanmaz. Çünkü o profesör. İğrençler. İşte bu yapılan susturma, baskılama, karşıdaki suçlu hissettirme...

Ya o benim öğretmenim, o bir şey yapar mı ya? Ben yanlış anlamışımdır. Bu insanların yaptığı en büyük manipülasyon. Zaten istismarcı bu manipülasyonla kendi işlerini yürütür, tamam mı? Sakın arkadaşlar, sizi istemediğiniz şekilde dokunan varsa... Bak artık konuşamıyorum da sinirden. İstemediğiniz şeyleri yapan varsa, en küçük dokunma bile... Siz bir şey yapmadınız, tamam mı? O onun pisliği. Sakın ha sakın kendinizi suçlu hissetmiyorsunuz.

Ve eğer siz susturuluyorsanız bir şekilde yazın bunu. Sosyal medyadaki insanlara yazın, ifşa etmeye çalışalım. Başka yolu yok, olmuyor. Bilmiyorum size çok karamsar mı sound ettim, çok karamsar mı geldi sesim ama karamsar değilim. Karamsar olmadığımda sosyal medyadaki, özellikle Instagram'daki paylaşımlarımdan görmüşsünüzdür. Çünkü bir elin nesi var? Gerçekten iki elin bir üstü sesi oluyor. Çünkü o iki el gidiyor başka birine iki el oluyor. O yüzden biz bu şekilde üzerinde durdukça, konuştukça, gündemden düşürmedikçe güzel haberler almaya devam edeceğiz, ediyoruz da. Ben inanıyorum gerçekten değişecek bazı şeyler ve bu bizim sayemizde olacak. O yüzden konuşmaya devam, anlatmaya devam çevremizdeki erkeklere dilimiz yettiğince, dilimizdeki tüy bitene kadar anlatacağız, susmayacağız.

Bu sadece İkbal'e, Ayşe Nur'a, Narin'e, Vesna Bebe'ye ve onlarca kadına borcumuz değil, kendimize de borcumuz. Tamam mı? Biz de yaşadık bazı şeyler. Ayrıca ünlülerin de, topluma mal olmuş kişilerin de bazı sorumluluklarını olduğunu düşünüyorum. Tamam mı? Bu kişiler ünlü olmak kolay değil arkadaşlar. Ünlünün ekmeğini yiyorsanız bunlarla ilgili konuşmalısınız da. Fakat buradaki en büyük sorun sadece kadınlar değil, erkekler. En çok da erkekler konuşmalı. Neredesiniz? Dünyaca ünlü Türk erkekler, Türk kadınlarının en çok sevdiği, en yakışıklı erkekler neredesiniz? Sizin bir lafınız bir tane tribüne gidip de, o tribünde biz artık cinsiyetçi küfür etmiyoruz, pankartı açtırmanızın ne kadar önemli olduğunu farkında değil misiniz? Bunu algılayacak kadar zekanız yok mu? İspanyolca konuşabiliyorsunuz, İtalyanca konuşabiliyorsunuz, her 6 becerebiliyorsunuz. Bunları beceremiyor musunuz? Yok mu, gelmiyor mu aklınıza? Sizin iletişim danışmanlarınız yok mu size bunları söyletecek? Yapamıyor musunuz? Çok kızıyorum size. Kadınlara değil, size daha çok kızıyorum. Sanat adına yapılan bazı saçmalıklar var. Bunları görmüyor musunuz? Niye ses çıkarmıyorsunuz bunlara? Neden konuşmuyorsunuz? Hadi bu konu Filistin konusu da değil. Yani sponsorlarınız size bir şey de demeyecek bu konuda. Bunu da niye ses çıkarmıyorsunuz?

Ne zaman konuşacaksınız peki? Bu ülke sizi ünlü yaptı, değil mi? Çok güzel. Olun zaten, ekmeğini de yiyin, güzel, her şey okey. Ama sorumluluklarınız var, bunun da bilincinde olun. Eğer onlar yapmıyorsa, biz de kendimiz o zaman sorumluluğumuzu üzerimize alacağız arkadaşlar. Gerekeni biz yapacağız. Madem öyle, sistematik bir şekilde bir şey oluyorsa, bize sistematik bir şekilde tam tersini adaleti sağlayacağız. Olacak, bitecek.

Ez cümle, ben ülkemi seviyorum. Ülkemde %1'i bile oluşturmayacak birkaç tane böyle mahluk aşağılık var diye, bu cani var diye ülkemdeki tüm erkekleri de asla tabii ki suçlamıyorum. Tabii ki öyle bir şey yok. Yani mesela benim öyle bir babam var ki bana her şeyin en alakasını, en incesini, en insancılını, en etiğini öğretmeye çalışan. Şimdi böyle insanlar varken tüm erkekleri bir mi tutalım? Tabii ki böyle bir şey yok. Ama sorunun kaynağı belli. Hepimiz için, tüm kadınlar için, tüm insanlar için, tüm çocuklar için, insanlık için konuşmaya, susmamaya devam. Asla yalnız yürümeyeceğiz. Sizi çok seviyorum. Kendinize iyi bakın. İyi ki varsınız.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)