Podcast

Bebeğimle Nasıl Bağ Kuracağım?

Yakın İlişkiler

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Psikolog Dr. Gizem Sürenkök bu bölümde bebek-ebeveyn bağlanması hakkında konuşuyor. Son zamanlardaki vajinal doğum ve sezaryen doğum tartışmalarına da değinerek; "Anne-bebek bağlanmasında doğum şeklinin önemi var mı, hamilelik esnasında bebekle bağ kurmak mümkün mü, doğum sonrası bebekle bakım verenleri arasındaki bağ nasıl kurulur?" gibi soruları cevaplıyor.




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.263 kelime · ~16 dk okuma

Merhaba sevgili dinleyiciler. Bugünkü podcastta uzun zamandır konuşmak istediğim ama bir türlü konuşmaya denk gelemediğim hamilelik ve hamilelik sonrası bebekle bağ kurmak hakkında konuşmak istiyorum. Neden bu konuyu tercih ediyorum? Çünkü geçtiğimiz haftalarda Türkiye'nin gündeminde de bir doğum konusu vardı. Belki denk gelmişsinizdir. Vajinal doğum daha mı iyi? Sezaryen doğumu tercih eden anneler çok mu bencil? Sezaryen doğumu tercih mi edilir? gibi önemli soruları kendi aramızda tartıştık. Ben de podcast'a buralara geleceğim zaten. Ama sadece bunu değil, Yani doğum şeklini değil. Aynı zamanda hamilelik esnasında bebeğimize nasıl bağ kurabiliriz? Hamilekten sonra bebek nasıl bakım verenlerine bağlanır? Bunlara da girmek istiyorum. O yüzden hazırsanız başlayalım. Ama şunu söylemeden geçmek istemiyorum. Bence konuşmadığımız çok konu var. Mesela kürtaj hakkında konuşmuyoruz. Mesela düşük yapmak hakkında konuşmuyoruz. Ölü doğum hakkında konuşmuyoruz. İstenmeyen gebelikler hakkında konuşmuyoruz. Hiç istemediğimiz bir insandan, hiç istemediğimiz bir zamanda ve belki de hiç istenmeyen bir şekilde hamle kalmak ve o bebeği hayata getirmeye karar vermek hakkında konuşmuyoruz ve bu konuların üzerine mutlaka konuşmamız gereken şeyler.

Çünkü bunları konuşmadıkça aslında böyle bunları daha hasır altı ediyoruz ve tabulaştırıyoruz iyice. O yüzden bu konular hakkında da konuşmamız gerekiyor ve bu da benim kendime notum olsun. Ve sadece bugünkü podcast'ı böyle planlamadığım için bu konuları da en azından sizin zihninize bir getirmek istedim. Başka bir zaman geri geleceğim bunlara.

Bugünkü podcastta ben planlı ya da plansız bir şekilde gebe kalan bir annenin gebeliği süresince bebeğiyle kurduğu, kurabileceği bağ hakkında konuşarak başlamak istiyorum podcastta. Hamile kalmak gerçekten çok enteresan bir şey. Duygu anı bence. Burada ben de bir anneyim ve anne olacağımı, hamle olduğunu öğrendiğim anda hissettiğim duygu karmaşasını herhangi bir tarife sığdırabilir miyim emin değilim. Ben anında ağlamaya başlamıştım. Çok ciddi bir panik duygusu tamamen beni sarmıştı. Korku, kaygı, benden anne olur mu duygusu, her şey, her şey üst üste gelmişti ve gerçekten ne olduğunu şaşırmıştım. İnanılmaz bir, inanılmaz bir andı. Bunu güzellemek için söylemiyorum bu arada. Çünkü gerçekten böyle aşırı güzel bir anda ve çok mutluydum gibi bir yerden anlatmıyorum eğer duyabiliyorsunuz. Ama bir yandan da istediğim bir hamlelikti. O yüzden de ben hep şöyle hayal ederdim. İnsanlar hamile olduklarını öğrendikleri anda böyle muhteşem bir mutluluk duygusu, gelip üzerlerine kaplar çünkü zaten ona hazırlanıyorlardır zihinlerinde diye hayal ettiğim şeyin hiç öyle olmadığını gördüm. Bunu da aslında bilinçli bir şekilde paylaşmak istiyorum sizinle çünkü belki siz de benzer şekilde hissetmişsinizdir ve kendinizi biraz yabancı hissetmiş olabilirsiniz bu durumda çünkü insanlar genellikle hep güzel şeyleri anlatıyorlar.

Transkriptin tamamını oku

ve benim için o duygu anından sonra hamileliğim başlamıştı ve ilk haftalarda bebekle bağ kurmak diye bir şey zaten pek mümkün mü emin değilim çünkü evet içinde minicik bir canlı yavaş yavaş büyüyor ama sen onu o esnada çok da hissetmiyorsun aslında belki hatta bazı hamileliklerde onun böyle işte mide bulantıları ya da kendini çok yorgun hissetmek gibi çok da iyi gelmeyen semptomlarla yaşıyorsun hamileliği Benim için öyle değildi açıkçası. Benim hamileliğim bana hiç kötü gelmeyen bir şekilde ilerliyordu. Ama anne olmak ya da işte anneliğe hazırlanmak duygusu öyle bir anda insana böyle tepeden indirilen bir şey asla değilmiş. Yani olmayacağını orayı tahmin ediyordum ama yaşarken de gerçekten böyle oldu. Yani evet çok mutluluğun daha ağır bastığı bir şey hissetmeye başladım. Kaygılarımı birazcık daha kenara bırakabilmeye başladım ilk haftalarda. ama yine de bebekle bir bağ kurmak gibi bir şey çok da olmuyordu. Ama ikinci trimester itibariyle yani aslında birazcık da bebeğimin mesela cinsiyetini öğrendikten sonra ona ne ismi koyabileceğime karar verdikten sonra biraz daha bedenimdeki değişiklikleri gözlemleyebildikten sonra benim için bebeğimle bağ kurmak biraz daha kolay hale geldi. ve sanırım aslında bunların denk gelebilmesinin bir anlamı da var yani aşağı yukarı 16. 17. hafta civarında bebekler dış sesleri duyabilmeye başlıyorlar ve o dönem bebeğimize bağ kurmaya başlamanın çok da güzel bir zamanı çünkü

Artık bebeğimize mesela şarkılar söyleyebiliriz, onunla konuşabiliriz, ona dışarıdaki varlığımızı ve aslında içerideki varlığımızı biraz enteresan bir kavram düşününce hissettirebiliriz. Ve bir yandan da aşağı yukarı 20. hafta civarında kimi hamileler için daha erken kimi hamileler için daha geç bu arada lütfen Ben bir kadın doğum uzmanı değilim. O yüzden sizin hamileliğiniz farklı geçiyor olabilir. Benim sözlerimi bu anlamda şey olarak almayın. Hani kuralı olarak almanızı istemem. Bebeğin hareketlerini yavaş yavaş hissetmeye başlıyoruz içimizde. Ve o zaman aslında, aa evet, hani orada böyle bir şekilde benim bazı tepkilerime o da bir tepki veriyor. Bunu hissetmeye başlıyoruz. Bence o andan itibaren daha farklı ve daha keyifli bir deneyim olmaya başlıyor. Çünkü onun içimizdeki minik, işte belki küçük bir tekmesi ya da işte dönmesi, kıpırtıları, onları fark edebildiğimizde aslında içimizde bir canlının yavaş yavaş kendini hayata hazırladığını görüyoruz. Ve aslında belki de babaların da dahiliyeti böyle bir noktada daha fazla olmaya başlıyor. Çünkü onlar da hissetmeye başlıyorlar belki bebeğin tekmesini.

O dönemde yine bebek bağlanması için babanın da anne karnına yakın konuşması, bebekle konuşması, bebeğe şarkılar söylemesi çok iyi. Mümkün olduğu kadar bebeğin aslında bizim seslerimizle aşina olmasını istiyoruz. Ki dünya geldiğinde bizim seslerimiz onun için tanınık sesler olsun ki dış dünyanın stresiyle bizim sesimizi duyarak daha kolay baş edebilsin diye. Aslında bütün amacımız bu. Yine aslında hamile annelere önerdiğimiz bir şey kendi karınlarını okşamaları ve bu şekilde bebekle temas etmeleri minik minik işte küçük böyle karnı minicik baskılar yaparak bebeğin karşılık verdiği anları yakalamaları bunlar küçük aslında şey etkileşimler bebek daha doğmadan yapabileceğimiz

Ama bir yandan da zaten bizim doğumuzda bizi anneliğe hazırlıyor. Yani o şey eğer hamileyseniz şu an beni dinlerken ve henüz bana hiç gelmedi bu annelik duygusu gibi bir korkunuz varsa çok haklısınız. Ama doğumla beraber bu biraz daha geliyor. Ama yine şey gibi de lütfen hissedin. Yani doğurdum ve ben hala hissedemiyorum bunu. Bu da yaşanılan bir durum. Lütfen kendinize işkence etmeyin. Eğer bir zaman geçtiyse ve hala bunu hissedemiyorsanız belki profesyonel destek alabilirsiniz, birileriyle konuşabilirsiniz. Normal koşullarda doğma bizi hazırlayan, rahmimizin kasılmasını da sağlayan oksitosin hormonu aynı zamanda bebekle bağ kurmamız için de çok yardımcı. Bu arada aynı hormon memelerden sütü kelmesini sağlayan bir hormon.

O yüzden böyle doğanın bize bir şeyi, bir güzelliği diyebilirim. Ve tam bu noktada birazcık işte doğum şeklinden de bahsedelim. Yani Sezeryan doğum, normal doğum konusundan da bahsedelim. Çünkü bununla ilgili bence çok fazla yanlış bilinen şey var. Bu konuda bütün doğaları size ben anlatamam. Çünkü ben bu konuda uzman değilim. Ama size anne bebek bağlanması için bu doğum şekillerinin çok büyük bir fark yaratmadığını anlatabilirim. Çünkü bu benim uzmanlık alanım.

Bebekle annenin bağ kurması için çok çok önemli bir vakit var. O da bebeğin doğumundan sonraki ilk bir saat. O ilk bir saat içerisinde bebeğin annenin çıplak göğsünde yatabilmesi, anne de oksitosin hormonunun daha fazla salgılanmasını sağladığı için memelere süt gelmesini daha kolaylaştırıyor. Ve bebeğin de bu arada termoregülasyonundan tutun, kalp atışlarının ve nefesinin regüle olmasına kadar bebeğe de çok faydalı. O ten tene temas, ilk baştaki temas. O yüzden de bunun mutlaka yapılması gerektiğini söylüyoruz. Ve bu aslında vajinel doğum veya sezeryen fark etmeksizin yapılabilecek bir şey.

Kimi zaman sezaryen doğumlarda anne anestezi altında olabiliyor. Böyle bir durumda dahi annenin göğsüne konabilir bebek. Yani anne o esnada kendinde olmasa da ya da annenin hiç hiç hiç uygun olmadığı bir durum varsa tabi ki medikal olarak bu da mümkün. Babanın da çıplak teninde bebeğin kalması bebeğin bu tantana temasının faydalarından yararlanması için çok önemli. Şimdi bu tantana temasın ventral ventral kontak diyoruz. Bunun aslında sadece doğumdan sonraki ilk bir saatte sınırlamamanızı da ayrıca tavsiye ederim. Bu o ilk bir saat çok kıymetli. Ama bu arada şey de söylemek istiyorum, bazen bu konular hakkında konuştuğumda çok çok haklı olarak premature bebekleri olan ya da doğma esnasında bazı komplikasyonlardan dolayı bebeklerinin acil, mesela yoğun bakıma alınması gereken, küveze konması gereken anneler de haklı olarak bunu yaşayamadıklarını söylüyorlar. Lütfen kendinizi kötü hissetmeyin. Sonuçta hiçbir anne çocuğunun böyle bir durumda olmasını istemez ve siz bununla sebep olacak bir şey yapmadınız. O yüzden de evet o 1 saat çok kıymetli ama sonrasında bunu telafi edebilecek bolca fırsatımız var. O yüzden biz telafi etmeye odaklanalım. Ne olur ben bu 1 saati kaybettim ve bu olumsuzluğun başlangıcı olduğu gibi sakın düşünmeyin. Çünkü öyle bir şey yok. O yüzden de hatta yani bunu şeyde bağlamak istiyorum.

Sezaryen doğum bizim tercih ettiğimiz bir doğum şekli olmak zorunda değil. Evet bazı anneler sezaryen doğumu tercih ediyorlar. Bu her annenin kendi kadın doğum uzmanıyla ortak vermesi gereken bir karar. Anne doğumdan çok korkuyor olabilir. Başka bir takım sebepler olabilir. Bu sebeple sezaryen doğumla ilerlemek durumunda olabilir. Vajinal doğumla ilerlemek isteyen annelerin, vajinal doğumla çocuklarını dünyaya getiremedikleri durumlar da var tabii. Yani planımız odur ama öyle olmaz. Mesela ben böyle bir anneyim. Ben kendi kafamda vajinal doğumla kızımı dünyaya getirmeyi planlamıştım.

40 saat bunun için uğraştım sonunda olmadı ve Sezeryan'la kızım dünyaya geldi. Bu beni kötü bir anne mi yapar? Hayır yapmaz. Ha bu arada şu da beni daha iyi bir anne yapmaz. Yani ben 40 saat vajiner doğum için uğraştım. Yo, açıkçası benim elimde seçme şansı olsaydı o esnada asla bu 40 saat o acıyı çekmek istemezdim. Ama içinde bulunduğum medikal durumlar ve o esnadaki karar vericiler böyle hareket etti. Ben bunu uyumsalmak zoruna kaldım. O yüzden de lütfen birbirimizi yargılamayalım. Çünkü içinde bulunduğumuz durumları bilmiyoruz. Ve içinde nasıl karar verebileceğimizi ya da bazen kararı bizim verip veremeyeceğimizi bile bilmiyoruz. Tabii ki vajiner doğumun belli faydaları var bebeğe. İnkâr edilecek bir şey değil. Ama ben sadece anne-bebek bağlanması üzerinden baktığım noktada Sezerian doğumla da vajiner doğum kadar bir anne-bebek bağlanması kurabileceğimizi söyleyebilirim sizlere. Bebeğimiz dünyaya geldi ve biz onunla iletişim kurmaya başladık. Tabii ki burada oluşabilecek bazı olan dış durumların farkındayım. Bu podcast özelinde ben sağlıklı ilerleyen bir süreci hayal ederek konuşuyorum.

bebeğimiz dünyaya geldikten sonra biz onunla onu ilk emzirmeye çalıştığımız ya da işte onunla ilk temas kurduğumuz andan itibaren bebeğimizin mümkün olduğu kadar çok memelerimiz hizasında tutmalıyız bunda aslında şöyle çok basit bir açıklaması var bence bunu öğrendikten sonra çok hoşunuza gidecek bebekler ilk doğduklarında etraflarını bulanık görüyorlar 30 santimden sonrasında daha doğrusu bulanık görüyorlar ama 30 santime kadar çok güzel görüyorlar o yüzden o 30 cm de bebeğin memede durduğu pozisyonla annenin yüzü arasındaki mesafe denk geliyor aşağı yukarı ve bu çok güzel bir mekanizma neden çünkü etrafta çok fazla uyaran var ve 9 aydan fazla süreyi Aşağı yukarı anne karnında geçirmiş bir bebek için bir anda dışarıdaki çok fazla uyaran çok korkutucu. O yüzden de bebeğin tek bir odaklanabilecek nokta bulması ve orada huzur bulması bebek için çok önemli. Aynı zamanda bebek kendi biyolojik annesinin kokusunu ayırt edebiliyor. Kendi annesinin sütünün tadını ayırt edebiliyor. Kendi annesinin sesini ayırt edebiliyor. Bunlar da çok mükemmel mekanizmalar.

O yüzden de anne ile bebeğin mümkün olduğu kadar işte o 30 santim kuralı içerisinde ve oksitosin salgılanmasının çok kritik mekanizmalarından biri olan ventral ventral kontak dediğimiz o işte göğüs göğüse karın karına teması sağlayacak şekilde yani mümkün olduğu kadar çıplak tenle yapılabilecek temasta bebek için muhteşem huzurlu onu çok regüle edici bir alan sağlamış oluyoruz ona minik bir ara verelim Ve ondan sonra devam edelim. Bu arada hemen doğum sonrasından bahsederken babaları dahil etmiştim. Burada dahil etmek istiyorum. Bütün anlattıklarım tabi ki emzirme kısmı dışında babalar için de geçerli. Yani biz babaların da mümkün olduğu kadar bebekleriyle aynı şekilde temas kurmalarını, bebeklerini aynı şekilde tutmalarını, bebeklerini kendi göğslerinin üzerine yatırarak onunla bağ kurmak için çaba harcamalarını istiyoruz.

Benim hep vurguladığım bir şey var. İyi baba olmak iyi bir anne olmaktan daha zor bence. Çünkü iyi bir baba olmak çok daha fazla efor gerektiriyor. İyi bir anne olmak zaten bebeğin bizim içimizde olduğu fazladan zaman ve doğanın bize sağladığı bazı mekanizmalar sayesinde iyi bir anne olmak bizim doğamızda var. Biz onun yollarını bulup onu açığa daha kolay çıkartabiliriz ama iyi bir baba olmak için gerçekten bir efor harcamak lazım ve

Bunu yapabilirsiniz sevgili babalar. Eğer beni dinliyorsanız veya müstakbel babalar veya bir gün baba olmayı planlayanlar. Şimdi geri dönüyorum ve diyorum ki bebeği göğsümüze tutalım. Otuz santim mesafede tutmayı ihmal etmeyelim. Bebeğin bağlanması için yine çok önemli mekanizmalardan bir tanesi bebekle bol bol konuşmak. Ama nasıl konuşmak? Bebekle bizim bebekçe dediğimiz bir şekilde konuşmak gerekiyor. Bu da şu. böyle bebek kelimeleri kullanarak değil ama daha ince ve daha yüksek bir tonla konuşmak gerekir. Canım benim nasılsın? Bugün nasılsın? Keyfin nasıl? İyi misin? Seni çok seviyorum. Çok tatlı bakıyorsun bana gibi elimden geldiği kadar size bebekçe takdi yaptım. Burada gördüğünüz gibi kelimeleri hiç değiştirmiyorum. Normal konuşuyorum ama zaten normal konuşmam gerekiyor. Çünkü bebeğim bütün konuşmaları benden absorbe ediyor. O yüzden benim kelimeleri bozmama gerek yok. Onun tek odaklandığı ve hoşuna giden şey o tonasyonlar böyle incelmeler, yükselmeler. Oraya dikkati daha çok çekiliyor. Ayrıca bebeklerin yüzlere karşı bir hassasiyeti var. Yüzleri çok seviyor bebekler. O yüzden mümkün olduğu kadar ona yakın temasta durup onunla bu şekilde konuştuğunuzda bebeğiniz için çok tatlı bir ortam sağlamış oluyorsunuz. Bebeğin altını değiştirirken, bebeğinizi yıkarken, bebeğinizi beslerken,

Hep böyle bu şekilde onunla temasta olmaya çalışın. Bebeğinize bol bol gülümseyin. Bebekler annelerinin özellikle ama diğer bakım verenlerinde duygularını hissederler. Mesela eğer beni dinleyen bir anne varsa hemen beni anlayacak. Eğer siz huzursuzsanız ve bebeğinizi uyutmaya çalışıyorsanız normalde çok kolay uyuyan bebek çok zor uyuyacaktır. Çünkü sizin olumsuz duygularınızı onlar hemen alıyor. Anne ile bebeğin kalp atışları bile senkronize oluyor. Onlar bizim kucağımızdayken. O yüzden o kadar arada muhteşem bir bağ var ki zaten. Yani bunun için ekstra, ekstra, ekstra çaba harcamamıza gerek yok. Zaten o bağ orada. Bizim yapmamız gereken, onların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak elimizden geldiği kadar ihtiyaçlarını hızlıca anlamak, doğruca tanımak ve bir an önce gidermek. Şimdi bunu benden daha önce farklı podcastlerde duydunuz. Ben bunu romantik ilişkilerde de anlattım. Dedim ki, partnerlerimizle aramızdaki güvenli bağda algılanan partiler duyarlılığı dedim, birbirimizin ihtiyaçlarını anlamaktan geçer.

Aynı şey işte ebeveyn çocuk bağlanmasında var. Bebeğe karşı gösterdiğimiz ebeveyn hassasiyeti bu aslında bu şekilde tanımlanıyor. İhtiyaçlarını gör, bir an önce neye ihtiyacı olduğunu anla ve gider. Eğer bunu elinizden geldiği kadar iyi bir şekilde yaparsanız zaten bebeğinize güvenli bir bağ kurmamanız çok zor. Aslında hep şu söylenir ve bunu ben kendime de hep motto yapmaya çalıştım. Ne kadar doğal ebeveynlik, o kadar güvenli bağlanma. Yani böyle binlerce kitap okumanıza, sonsuz kaynak araştırmanıza, onu bunu şunu dinlemenize gerek yok. Hatta araştırmalar bu konuda çok fazla okuyan annelerin kaygılarının çok daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Ki bu arada bugünkü podcast'a postpartum depresyona girmedim bile. Onunla ilgili de konuşsam çok iyi olur. Onunla ilgili de not alıyorum zilimi. Biz aslında kendi içgüdülerimizi ve bebeğin ihtiyaçlarını ön plana koyduğumuz anda aslında doğal ebeveynlikle bebeğimize verebileceğimiz en iyi bakımı veriyoruz. Buradan şeye de gireyim çok hızlı. Emzirme konusuna. Tabii ki anne sütü çok kıymetli. Anne sütünün bebeğe faydaları saymakla bitmez.

Ama emzirememek dünyanın sonu değil. Emziremeyen anneler var ve emziremeyen anneler de bebekleriyle güvenli bir bağ kurabiliyorlar. Eğer bebeğinizi mamayla beslemek durumundaysanız da lütfen az önce tarif ettiğim gibi bebeğinizi yine kendinize 30 cm mesafeye tuttunuz. Aynen emzirir gibi tuttuğunuz şekilde mamasını verin. O mesafe ve kucakta duruşun bebek için çok kıymetli olduğunu hatırlayın. Bu çok önemli. Bir başka bebekle bağ kurmamız için önemli mekanizma onunla oyunlar oynamamız, ona kitaplar okumamız ve tabii ki ona şarkılar söylememiz. Bir de onun için belli rutinler oluşturmamız.

Ve oyun oynamak kısmı çok detaylı konuşulabilecek bir şey. Ben bu podcastta biraz hızlıca geçeceğim ve şunu söyleyeceğim. Bebekle birlikte oyun oynamak kadar bebeğin kendi oyun oynamasını alan tanıyıp, yakında durup onu kendi başına bırakmak da çok önemli. Çünkü bebeğin kendi yaratıcılığı içerisinde de oyun kurması ve küçük küçük nesneleri test etmesi gerekiyor. Bunu söylemeliyim. Kitap okumak çok önemli. Ya küçücük bebek ne anlar kitaptan diyenler olacaktır aranızda. Lütfen böyle düşünmeyin. Çok çok çok çok küçük oldukları andan itibaren özellikle uyumadan önce onları okuyacağınız çok kısa bir hikaye

Mümkünse yani içinde 6-7 cümle geçen bir hikaye bile onlara çok iyi geliyor ve daha sonrasında kitap okuma alışkanlığı da kazandırıyor. Ama bir de bence hepimizin çok önemseyici dili kullanma becerisini ve konuşma becerisini hızlandıran bir şey. O yüzden lütfen bunu ihmal etmeyin. Zaman içerisinde kitapları, onların sayfalarını çevirmeye çalışacaklarını, kitaplarla kendi içlerinde oyunlar oynamaya çalışacaklarını göreceksiniz zaten ve bu size çok iyi hissedecek. Böyle bir alışkanlığı ona vermiş olmanız. Ona şarkılar söyleyin, bu o kadar önemli ki mümkünse böyle farklı farklı rutin şarkılarınız olsun. Mesela duş şarkıları, mesela alt değiştirme şarkıları, mesela uyutmadan hemen önce söylediğiniz şarkılar gibi böyle farklı duygu yoğunlukları içeren de şarkılar olsun.

Türkçe şarkılar, İngilizce şarkılar, farklı dille şarkılar hiç fark etmez. Hatta yani yeri gelir sizin kafanızdan yarattığınız bir melodi için yarattığınız saçma sapan bir şarkıda olabilir. Çünkü bebekler bayılıyor. Bizim sesimizi duymaya bayılıyor. müziğe bayılıyor ve kelimeleri oradan öğrenmeye bayılıyorlar. O yüzden, ya yine aynı şey, bu bebek anlar mı? Anlar. Lütfen ihmal etmeyin bunu. Bebeğin altını değiştirirken bir ara dalga malzemesi olmuştu, bebekten rıza almak altını değiştirirken diye. Bence bu çok yanlış anlaşıldı. Bebeğin kendi vücudunu tanıyabilmesi, kendi ihtiyaçlarını anlayabilmesi için

Yine doğumdan itibaren şunu yapmak hiç zor değil. Bebeğim tatlım. Hadi şimdi altını değiştiriyoruz senin. Aa bak çok ıslanmış bezin. Hadi gel yeni bir bez takalım. Yani aslında bunu yaparken siz ona neyden rahatsız olduğunu ve şu anda yaptığınız şeyin ona niye iyi hissettirdiğini açıklamaya başlıyorsunuz. Bebeklerin ne kadar çok şey anlayabildiğini fark ettiğinizde

Gerçekten çok şaşıracaksınız. Yani böyle konuşmaya başladıklarında ya da bir şekilde o karşılıklı yetişime başladıklarında sizi ne kadar çok dinlediklerini ve aslında ne kadar çok şey fark ettiklerini fark edeceksiniz. Bir de tabii ki şurada var, o bebekle karşılıklı konuşun dediğim kısım vardı ya, onu mümkün olduğu kadar gün içerisinde yapın. Yani mesela yemek hazırlıyorsunuz, o sizin yanınızda duruyor, onunla konuşun. Şimdi havuçları kesiyorum. Şimdi bunları tencereye koydum. Üzerine yağ ekledim gibi böyle sanki kendinizi bir böyle şeyde gibi hissedin. Bir YouTube videosunun kahramanı gibi hissedin ve elinizden geldiği kadar ona anlatın. Yani yaptıklarınızı anlatın, davranışlarınızı anlatın, hislerinizi anlatın, konuşun onlarla. Son olarak bir de rutin oluşturmak demiştim. Hemen oraya gireceğim ve podcast böyle kapatacağım. Bebekler için rutin oluşturmak çok önemli tabii ki. Ama bu rutini her zaman çok doğru şekilde anlamayabiliyoruz. Yani bu şu demek değil. Aynı zamanda benim prensiplerimde bu şu demek değil. Bebek dediğin 8'de yatmalı, 7'de yatmalı. İşte yatarken mutlaka kapkaranlık bir odada beyaz gürültüyle uyumalı ve işte bu onun rutini ama asla bu değil söylemeye çalıştığım.

Bebeklerin de uyku saati tıpkı aslında bizim gibi her gün aynı olmayabilir. Her bebek her gün aynı miktarda yorulmayabilir. Aynı saatte uyuyamayabilir. Hatta hiç uykusu olmayan bebeği uyumaya zorladığımızda ona çok da iyi gelecek bir şey yapmış olmuyoruz. Bu arada ne olur şeyden kaçının. Onu her zaman söylüyoruz ama burada da söyleyeyim. Bırakalım ağlasın. Ağlaya ağlaya uyuyakalır. Bu bebeğe kötülük. Lütfen bunu yapmayın. Ama uyku rutine şu demek aslında.

bebeği uykuya götüreceğiniz saatten bağımsız olarak güzel ılık bir duş aldırmak işte temiz kıyafetlerini giydirmek ondan önce güzel bir krem sürmek masajını yapmak o esnada tatlı tatlı onunla konuşmak arkasından işte kucağınızı alıp emzirdiğiniz ya da mamasını verdiğiniz bir seanstan sonra böyle minik soft bir şarkı söyleyerek onu aslında uykuya göndermek rutin bu böylece çocuk aslında şunu biliyor ben şimdi duş alıyorum ondan sonra şu olacak ondan sonra bu olacak bebekler rutinleri seviyorlar bir şeyin arkasından gelecek olan şeyi bilmek onlara iyi geliyor o yüzden bunu mutlaka yapın ve ne kadar bebeğinize iyi geldiğini ona huzurlu hissettirdiğini görün isterim eğer bu podcast size iyi geldiyse yani böyle bebeklerle ilgili anne bebek bağlanması baba bebek bağlanması hakkında daha fazla şey öğrenmek isterseniz çünkü ben bunları aslında anlatmayı çok seviyorum ama bir şekilde romantik ilişkiler hep daha fazla ilgi görüyor eğer bu konular hoşunuza gittiyse lütfen bana bir mesaj atın ve deyin ki ben bu podcast'ı dinledim ve hoşuma gitti bu konular hakkında lütfen daha fazla podcast kaydet Gizem diyeyim böylece ben de bu konular hakkında konuşayım sizinle çünkü bu konuların da çok çok çok önemli olduğunu düşünüyorum ve dediğim gibi bu konuda anlatmak istediğim daha çok şey var

Diyerek podcastı bitiriyorum. Hepinize çok sevgilerimi gönderiyorum. Kendinize iyi bakın. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)