Podcast

429: Trumpizmin Şafağına Merhaba | Trend Topic #Neymiş

Trend Topic

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

ABD'deki Kasım 2024 seçimlerinin kazananı Trump oldu. Bu zafer sadece Trump’ın değil, artık ABD’de bir fenomen haline dönüşmüş Trumpizmin de zaferi. Bu büyük bir belirsizlikler süreci getirdiği gibi, her şeye en baştan başlamak, tüm ezberlerimizi sorgulamak için de iyi bir fırsat. Bugünkü bölümde Trump'ın zaferinin ne anlama geldiğini ve bizi nasıl bir yakın geleceğin beklediğini anlamaya çalışacağız. Ben Ozan Gündoğdu, hazırsanız başlayalım.



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

1.785 kelime · ~9 dk okuma

Herkese merhaba. 2024'ün ilk 10 ayı geride kaldı ve bu 10 ayda dünyanın 3'te 2'si sandığa gitti. 1,5 milyarlık Hindistan, 250 milyondan fazla nüfusuyla Endonezya, 210 milyonluk nüfusuyla Brezilya, yine 200 milyondan fazla nüfusuyla Nijerya, Bangladeş, Rusya, Japonya, Almanya, İran derken işte 3'te 2'miz gittik sandığa. Ama bu seçimlerin en sonuncusu ve belki de en önemlisi ABD'de yapıldı.

Dünyanın 3'te 2'si bu sene sandığa gitti ama sandık var diye demokrasi bayramı yaşadığımızda zannedilmesin. 20. yüzyıl nasıl ki 1920'lerde başlar aslında, belli ki 21. yüzyılda 2020'lerde başlıyor. Kasım 2024 sadece Trump'ın değil, Trumpizm'in de yükselişini gösteriyor.

We will make America strong again. We will make America proud again. We will make America safe again. And we will make America great again.

Transkriptin tamamını oku

Bu zafer sadece Trump'ın değil, artık ABD'de bir fenomen haline dönüşmüş ve tabii ki dünyada da bir fenomene dönüşmeye aday Trumpizm'in de zaferi. Bence bu konunun etli yeri burası. Trumpizm. E hadi o zaman, ben Ozan Gündoğdu, hazırsanız başlayalım.

2024 ABD seçimleri bana hayatım boyunca tatmadığı bir deneyim yaşattı ve benim için öğreticiydi. Ben her seçimde bir tarafı tutarım, burada da tümüyle faydacıyımdır. Hangisini memlekete daha faydalı olacağını düşünüyorsam, iyi ya da kötü ya da daha az kötü olacağını düşünüyorsam onu tutarım. Ama ABD seçimleri öyle olmadı. Tümüyle ortadaydım. Kamala Harris'in de Trump'ın da canı cehennem odundaydım. Tamamen apolitik bir zihnin berraklığını yaşadım. Hangisi olursa olsun ya gevşekliği. Bu gevşeklikle vaziyeti takip edince bir şey gözümüze çarpıyor. Arkadaşlar, 29 Mayıs 2023'te Türkiye'de muhalifler hangi ruh halindeyse, ABD'deki demokratlar da 3 aşağı 5 yukarı şu anda o ruh halindeler. Kendimizden pay biçelim. Gerçekten çok yıplatıcı bir süreçten geçtik. Benzer bir süreçten onlar da geçtiler. Şöyle bir seçim dönemini atlattık.

Bunların bayrağı var mı? Var! Bunların ezanı var mı? Var! Bunların dini var mı? Var! Hatırlaması bile asap bozucu değil mi? 28 Mayıs seçimleri bitmiş ve biz ertesi gün nasıl uyanmışsak, ABD'deki demokratların da ruhu hala aynen bu şekilde. Ben her ikisinin de canı cehennem modundaydım, şöyle söyleyeyim ya da. Kamala Harris Satiko'nun devamı anlamına geliyordu. Bu zaten Biden'ın başkan yardımcısıydı. Son 4 yıldır da yıldızı parlayan bir isim değildi. ABD'de bu 4 yılda yaşanan enflasyon son 40 yılının en yükseğiydi. ABD vatandaşı bir Türk, Trump'a oy vermiş. Neden verdiğini şöyle anlatıyor. Lütfen dikkatle dinleyin.

Ben bakıyorum 2018'de de ben buradaydım. Her şey çok ucuzdu. Biz aşağı yukarı yine aynı parayı kazanıyorduk. Demek ki son 4 senede refahtan yanar sıkıntılar var değil mi? O yüzden biz Trump döneminin ekonomisini daha çok beğendiğimiz için onun geri gelmesini istiyoruz. Ki bu sefer Elon Musk gibi bir dahiyle geliyor yani. Nasıl Twitter'a girdi şu kadar insanı kovup bu kadar insanla şu anda Twitter'ı çalıştırıyor. Bir baktı orada bildiğin israf varmış. Adamlar oraya gidip kahvesini yudumlayıp günaydın, günaydın, günaydın, günaydın mantığıyla günde 2 saat çalışıp 8 saat yatıp para alıyormuş. Aynısını hükümete de yapacaklar.

İşte Elon Musk nasıl ki Twitter yönetimine kızdı, onlarla didişti ve o gerçek bir winner, Trump da yanına Elon Musk'ı alarak birbirlerinin imajlarını tamamlamış oluyorlar. Musk'ın Twitter'ı satın alması çok olaylı olmuştu hatırlarsınız. Trump'ın da Twitter'da engelli olduğunu biliyorsunuz. Musk nasıl Twitter'ın içinden geçtiyse, Trump da bu iki yüzü sahtekar siyasetçilerin üzerinden geçecek. En azından Trumpizm'in iddiası bu yönde.

Trumpizm denilen fenomenin bir numaralı özelliği anti-establishment. Bunu sistem karşıtlığı şeklinde Türkçe'ye çevirenler olmuş. Bu çok iddialı olur. Anti-establishment yani anti-müesses nizamcılık veya müesses nizam karşıtlığı ya da kurulu düzen karşıtlığı demek bence daha doğru. Bence Trump'ın siyaset yapma biçimine uyumlu bir politikacı olarak Süleyman Soylu'yu sayabiliriz. Bakın Süleyman Soylu Trump'ın kazanması üzerine Twitter'dan ne yazmış?

ABD müesses nizamı kaybetti ve Gazze ABD müesses nizamını dayandı. Bu anti-establishmentçılık, yani müesses nizamı karşısına alıyormuş gibi yapmak ve gerçekten de yer yer almak aslında Trumpizm denilen ve tüm dünyaya da yayılan Erdoğan'da da örneklerini gördüğümüz bu söz konusu fenomenin bir numaralı kuralı. Bu müesseh nizam karşıtlığı Trumpizmin altın kuralı ama ABD'de düşünce kuruluşlarının ne derece etkili olduğunu biliyorsunuzdur. Yani bu kadar da basit değil. Bu kuruluşların bir kısmı Demokrat Parti ile bir kısmı Cumhuriyetçi Parti ile çalışıyor. Bu partilerin politikalarına yön veren raporlar hazırlıyorlar. İşte Booking Institute ya da Rand Corporation gibi vakıflar ABD politikalarına yön veriyorlar. İşte bu vakıfların en önde gelenlerinden biri de Heritage Foundation. İşte bu vakıf, yani Heritage Foundation, Project 2025 başlıklı 922 sayfalık bir program hazırlıyor. Programın üst başlığı ilginç. Mandate for Leadership diyorlar, yani liderlik için yetki. Neden ilginç? Zira 1981'de o zamanki ABD Başkanı Reagan için de aynı vakfın hazırladığı ve Reagan'ın da aynen uyguladığı programın adı Mandate for Leadership'ti.

Bu vakıf o zamandan bu yana cumhuriyetçi adaylar için aynı başlıklı raporlardan tam 8 kez hazırlamış. Bu da 9.sü. Bir hükümet programını andıran bu rapor, 2023'te Trump'ın 2024 seçimlerini kazanacağı varsayımıyla ABD federal hükümetini yeniden şekillendirme vizyonuyla hazırlanıyor. Oldukça radikal önerileri var. Kürt acın yeniden yasaklanması, eğitim bakanlığının lav edilip eyalet yönetimlerine dağıtılması, başkanın yetkilerinin daha da arttırılması falan.

Brokası'nda da vatanseverler olmalı falan deniyor. Özel kurumlara tümüyle karşılar. Başkanın mutlak denetimini savunuyorlar. Heritage Foundation'ın başındaki isim Kevin Roberts. Kendisi, Project 2025'in vizyonunun Trumpizmi kurumsallaştırmak olduğunu söylüyor. Trumpizmi kurumsallaştırmak. Bu haliyle bundan sonra Trumpizm ifadesini daha sık duyacağız gibi görünüyor. Herisi desteklediklerinin yüzlerindeki mutsuzluktan anladığım Ömer Taşpınar ve Gönül Toğol Medyascope'da yayınlanan Atlantic programında seçimi yorumlamış. Project 2025 raporundan onlar da bahsediyor. Heritage Foundation diye bir think tankin 2025 raporunun içindeki bazı maddeleri gerçekleştirmeye çalışacaklar. Bu çok muhafazakar bir think tankti ve 2025'de yapılacakları madde madde sıralıyordu.

ve bu kadro çok ideolog bir kadro. Yani çok aşırı sağ ve çok kalifiye olmayan yani bu liyakat sadakat diyoruz ya işte o dengenin olmayacağı bir yerdeyiz. O nedenle kutuplaşacak ülke ben özellikle Trump'ın ben bu kadar büyük bir zafer kazandıktan sonra merkeze oynayacağını, merkezde duracağını hiç düşünmüyorum. Çok zor bir dört yıl bekliyor ülkeyi. Sorulardan biri bu. Trump romansist davranacak ve son derece agresif bir dört yıl mı geçirecek yoksa önceki döneme göre daha merkezde mi yer alacak? Ömer Taşpınar bir anti-Trumpçı, ABD vatandaşı olarak agresifleşeceğini söylüyor. Ama Trumpizm'in kurallarından biri de political survivor olmaktır. Yani her koşulda iktidarını gözetmelidir bu kişi. Siyaset bir hayatta kalma sanatıdır. Hayatta kalması için agresifleşmesi gerekiyorsa agresifleşir ama hayatta kalması agresifleşmesine müsaade etmiyorsa o bir merkez siyasetçisi haline gelebilir. Hayatta kalmak için her yol mübahtır. Gerekirse darbe bile yapılabilir. Hatırlayın Trump'ın ilk başkanlık döneminde koltuğu nasıl devrettiğini.

kongre basıldı yani, adamlar yani vekillerin odalarına girdiler, talan ettiler, 4 kişi hayatını kaybetti. şu anda amerika birleşik devletlerinin başkanı donald trump, mesela nükleer füzeleri ateşleyebiliyor ama tweet atamıyor. adamı yasakladılar, hesabını askıya aldılar. donald trump'un twitter hesabı, youtube hesabı, instagram hesabı şu anda askıda.

Yani hiçbir şey yapamıyor, öyle duruyor şu anda. Düşünsene kafayı yiyordur adam yani. Çünkü tweet atmadan duramıyor, eli ayağı boşalan bir adamdan bahsediyoruz yani. Muhteşem geri dönüş değil mi ama? Adam 4 yıl önce bugün iktidarı bırakmayacak mı acaba diye sordurtuyordu. Bu 4 yılda Twitter'ı satın alan bir başka milyarder muhtemelen Trump'ın kabinesinde yer alacak. Burada kısa bir ara verelim, döndüğümüzde kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Gelelim böyle bir adamın kazanmasına neden duyarsız kaldığıma. Gerçekten pek üzülmedim, hatta şer gibi görünen de hayır da olabilir dedim, Trump'ı da kendi çapımda tebrik ettim zihnimde. Öncelikle şunu söyleyeyim, Trump'ın kazanmasına üzülen muhalifleri anlamış değilim. Harris'in kazanması ne anlama gelecek? Bir kere Harris, iktidar ve mevcut statükoyu temsil eden biri. Biden'ın başkan yardımcısı. Son 4 yıl Biden dünyaya ne vaat etti de Harris ne vaat edecek? Biden'ın bıraktığı mirasa bakalım. Ukrayna-Rusya savaşı ve İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki katliamları. Günün sonunda havayla tokalaşan, Zelenski'ye Putin diyen alay konusu bir ABD başkanının parlak olmayan bir yardımcı seheriz. Hal böyle olunca siyaset de üretmek zor oluyor. Anti-Erdoğancılık gibi anti-Trumpizm de siyaset üretemiyor ve sahte kalıyor. gerçek liderler karşısında aslında bir koalisyon kurmaya çalışıyorsunuz ve bu da o gerçek liderleri yüceltiyor. Üstelik bu söz konusu liderler de birer politik survivor olarak antilerinin kazanamayacağını bildikleri için kendi antilerini yaratmaya çabalıyorlar. Bu tuzağa da bütün o anticiler düşüyor. Anti Erdoğancılar da düşüyor, anti Trumpistler de düşüyor.

Çünkü bu establishment'ın geniş halk kesimlerine bir şey vermediğini gördü herkes. 13-14 milyonlu kaçak bir nüfus, kutuplaşmış ve birbirinden hoşlanmayan bir toplum, çürüyen kurumlar vs. vs. orada dururken, her şey aynen devam edecek, aman Trump gelip de bir şeyi değiştirmesin demek elbette saçma olacak. Nobel Ödüllü İktisatçı Daran Hocamoglu da, Bloomberg HD'ye verdiği demeçte, Trump 2.0 döneminin belirsizliklerle dolu olduğunu söylüyor.

Trump 2.0 dönemi çok daha büyük bir tehlike çünkü. Sivil çopluğun çok daha kutuplanmış durumda. Cumhuriyetçi Parti tamamen Trump'ın elinde. Trump çok daha agresif. Çevresindeki insanlar tamamen onun ajandasıyla uyuşan insanlar. Onu durduracak içeriden bir güç yok artık. ilk dönemde olduğu gibi. Ve kendisi de hala ben düşmanlarından intikam alacağım, adalaya sistemi kendi elime geçireceğim gibi bir söylemle geliyor. Bu çok büyük bir tehlike Amerikan demokrasisi için. Ben çok uzun zamandır söylüyorum. Zaten Amerikan demokrasisinin büyük zayıflıkları var. Yani Amerikan kurumları kuvvetlidir, hiçbir şey olmaz gibi bir düşünce hiçbir zaman zaten mantıklı değil. Önümüzde büyük bir belirsizlik çağı var.

Trump'a şöyle bir bakın. 2014'te ilk ortalığa çıkıp başkan adayı olduğunda herkes ona kim bu deli diyordu. Kimsenin şans vermediği aykırı bir tipti. Halbuki 2 yıl sonra ABD başkanı olacaktı. 8 yıl sonra 2024 seçimlerini kazanması da Türkiye'de dahil olmak üzere tüm batı dünyasına bir mesaj getirdi. Nedir o mesaj? Mesaj şu. Trumpizm kaderinizdir. Direnmekten vazgeçin, anlamaya çalışın. Çünkü iyi ve güzel her ne olacaksa Trumpizm'den sonra olacak. Bu çağı yaşamadan aşabilmek mümkün olmadı. Çünkü Batı dünyası Trumpizm'i durdurabilecek bir paradigma geliştiremedi. Daha önce Erdoğancılığın zaferine ilişkin eski öldü, yeni doğmayı bekliyor demiştik. Ne Trump ne de Erdoğan yeniyi temsil ediyor. Her ikisi de eskinin öldüğünün işaretçisi.

Evet, düzen yıkıcı bunlar ama düzen kurucu değiller. Trump da belli ki ABD düzenini yıkacak bu 4 yılda. Yıkmaktan kastım tümüyle enkaz haline getirmeyecek elbette ama kurulu düzen çok ciddi zarar görecek. Trump ABD nizamını, Trumpizm dünyanın nizamının sürdürülebilir olmadığını, öldüğünü söylüyor bize.

Türkiye'de de Erdoğan'ı aşacak bir paradigma geliştirilemedi. Son 10 yıldır muhalifler Erdoğan'ın karşısında kazanacak bir aday arayıp durdular. Halbuki kazanacak aday olmaz. Bir lider çıkar, o da elbette aday olur ve kazanır. Kazanacak aday diye bulunan kişi lider olamaz. Liderin de bir paradigması olur, bir çelişki üzerine yoğunlaşır. Öyle bir lider de çıkmadı. İmamoğlu'yla Yavaş şu sıralar zorluyorlar ama izleyip göreceğiz. Yeni yeni siyaset yapmaya başladılar. Biz bu iki lider adayını 5 yıldır fanusta tutup onlara başarılı belediye başkanı olurlarsa CHP size aday yapacak diyoruz. Yani bunlara şirinler muamelesi yapıyoruz aslında. Ya böyle bir atmosferde lider ürer mi? Trump'a bakın söke söke geldi adam. Biri Trump'a aday mı gösterdi? Yoo. Trump birinin kendisine aday göstermesini mi bekledi? Yoo. Öyle bir karakter de değil. Trumpizmin mutlak zaferini küçümsemek hata olur. Bu zafer büyük bir belirsizlikler süreci getirdiği gibi

Her şeye en baştan başlamak, tüm ezberlerimizi sorgulamak için de iyi bir fırsat. ABD'deki demokratların hallerine bakıp ders çıkarmak gerekir. Bu dersi bize verdiği için de Trump'ı kutlamak gerekir. Benden bu kadar. Hadi eyvallah.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)