Podcast

55 - Gaslighting: İlişkilerde Psikolojik Manipülasyon

Psikopatika

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Gaslighting: Kişiyi kendi hafızasını ve akıl sağlığını sorgulamaya kadar götürebilen bir çeşit psikolojik manipülasyon yöntemi.

Bu bölümde psikolojik bir işkence yöntemi olan ‘Gaslighting’ kavramının hikayesini ve günlük yaşamda karşımıza çıkış şekillerini anlattım.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.581 kelime · ~13 dk okuma

İnsanın kendini anlaması, bir ormanın içinde yürümek gibi. Kendi adımlarımızla açacağımız patikalarla kendi yolumuzu çizmemiz gerek. Ben Pınar Sabancı. PodBMD ile beraber hazırladığımız psikopatikada bu yolları beraber keşfediyoruz.

Merhaba. Bu bölümde çok katmanlı, saptaması ya da altından kalkması zor, kompleks bir sorunu ele almak istiyorum. Yani gaslighting. Bu kelimeyi duymuş olabilirsin, kulağa yeni moda bir terim gibi geliyor olabilir. Ama bu psikoloji biliminin dört bir koldan incelediği, sınırları çok geniş bir alana yayılan dikenli bir kavram. Gaslighting, bir kişinin karşısındaki kişiyi akıl sağlığından ve gerçeklik algısından şüphe edecek düzeye getirdiği bir tür psikolojik istismar. Türkçe'de psikolojik manipülasyon olarak da kullanılıyor.

Gaslighting'e maruz bırakan kişi karşı tarafı kendinden ve aklından şüpheye düşürüp kurbanlığını kendine bağımlı hale getiriyor. Evet kurban kelimesini kullanıyorum. Çünkü Gaslighting çok sinsi bir manipülasyon ve kontrol şekli. Ve iş trajik boyutlara kadar gidebiliyor burada. Gaslighting yapan kişiler kurbanlarını kasıtlı ve sistematik olarak iftiralar, çarpıtmalar, yanlış bilgilerle sindiriyorlar.

Transkriptin tamamını oku

Onları hamur gibi yoğurup şekillendiriyorlar. Zamanla bir gaslighter'ın manipülasyonları daha karmaşık ve güçlü hale gelebiliyor. Ve kurbanın gerçeği görmesi de bu yüzden giderek zorlaşıyor. Nasıl yapıyorlar peki bunu? Mesela yaşanan bir olayın hiç yaşanmamış olduğunu iddia ediyorlar. Söylenmemiş bir şeyin söylendiğine dair ciddi bir inandırma çabasına geliyorlar.

Hayır tam olarak böyle demiştin veya işte Ayşe bunu bunu demişti, sen de oradaydın nasıl hatırlamazsın gibi. Olmuş durumları çarpıtıyorlar yani. Karşı tarafın zihninde kaos yaratabilecek her yola sapıyorlar kısacası. Sık duyduğumuz bu algı operasyonu diye bir tanımlama var ya işte tam karşıda bu yaptıkları şeylerin o oluyor. Sistematik olarak gaslighting'e maruz kalırsak eğer, böyle güvensiz hissetmeye başlıyoruz. Kendimizi ifade etmemiz zorlaşıyor. Her zaman suçluymuş ya da yetersizmiş gibi hissetmeye başlayabiliyoruz. Dolayısıyla da kendimizi dış dünyaya kapatabiliyoruz.

hafızamızdan, algılarımızdan, hatta akıl sağlığımızdan bile şüphe duymaya başlayabiliyoruz. Maalesef genelde arkadaşlarımız ve ailemizden de uzaklaşabiliyoruz bu durumda. Ve sonunda da hayat karşısında sinip, sosyal ve duygusal fonksiyonlarımızı yitirmiş oluyoruz. Üstelik bu durum çok sofistike, çok dolambaçlı yollarla ortaya çıkan ya da ender bulunur bir ruh hali bozuluğu gerektiren bir durum değil. Hayatın çok içinde olan bir fenomen. Herhangi biri, herhangi birine her an psikolojik manipülasyon uygulayabilir. Hatta muhtemelen sen de hayatının bir noktasında sevgilinden, yakın bir arkadaşından, belki çalışma arkadaşından ya da patronundan bu psikolojik şiddeti gördün. Belki kim bilir yakın olduğun biriyle bir güç savaşına girdin ve sen karşındakini uyguladın.

Sık rastlanmasına rağmen kendini kolay kolay fark ettirmeyen bir kavram bu gaslighting. Biraz da bu yüzden bu konuyu seçtim aslında. Biraz konuşalım ve buna dair farkındalığın artsın istedim. Çünkü ismini koyamadığın bir şeyin farkına varman daha zordur. Bazen bir kavramı adlandırmak onun varlığına dikkat çeker ve başka insanların da bunu yaşayabileceğini hatırlatır bize. Bir şeylerin ortak insanlığa dair olduğunu,

Benzer zorlukları, acıları, başkalarının da yaşadığını bilmek yalnız olmadığımızı hissettirir. Yaşadıklarımıza daha kolay baş edebilmemizi sağlar. Bu arada öncelikle önemli bir ayrıma dikkat çekmek istiyorum. Psikolojik şiddetin fiziksel şiddetten farksız olduğu, ikisinin de kişilik haklarına eşit oranda müdahale olduğunu birçok uzman paylaşıyor artık günümüzde. Ki bu da doğru tabii. Ama şunu da unutmamak gerek. Fiziksel şiddetin izleri kendini hızlı bir şekilde belli eder. Şiddete uğrayan beden tepki verir, morarır, çürür, kızarır, kanar.

Bir şekilde gözle görülür, bir iz oluşur. Ama birinin psikolojik şiddete uğrayıp uğramadığı her zaman bu kadar net anlaşılamayabilir. Özellikle bu şiddet kurbanın hayatına zamana yayılı bir şekilde azar azar giriyorsa. İşte bu nokta çok hassas ve tehlikeli. O yüzden her zaman insan kendi iç sesini, duygularını takip etmeli. Hislerinin değişimine odaklanmalı. İyi gitmeyen bir şeyler varsa olan biteni gözlemlemeli ve yaşanan durumlarla arasına sağlıklı sınırlar koymalı.

O zaman gelelim şimdi konumuza. Gaslighting terimi nereden geliyor? Gaslighting kelimesi aslında Patrick Hamilton isimli bir İngiliz yazarın 1930'larda yazdığı ve sonradan filme dönüştürülen bir transfer oyunun ismi. Oyunun ismi Gaslight yani gaz lambasının ışığı. Hikayede bir karı koca var isimleri Jack ve Bella. Jack evlerindeki gaz lambasının ışığını her akşam Bella'dan habersiz biraz kısıyor. Yavaş yavaş git gide git gide daha karanlık oluyor ev. Bella kocasının yaptıklarından bir haber vaziyette sadece şu soruyu soruyor. Sanırım artık gaz lambamız evi yeterince aydınlatmıyor. Jack bunu kabul etmiyor.

Bela'nın hayal gördüğünü, saçmaladığını, böyle bir şeyin olmadığını, evin yeterince aydınlık olduğunu söylüyor. Sistematik olarak her akşam yaşanan bu tartışma üzerine Bela kendinden, algılarından şüphe etmeye başlıyor. Jack'in esas hedefi karısının akıl sağlığını kaybettirmek ve onu akıl hastanesine yollayıp servetine konmak ve tıpkı gaz lambasının ışığı gibi hikaye boyunca yarattığı türlü türlü karmaşık durumlarla Bela'nın psikolojisini bozup kendine güvenini çöker diyor. Sonra bu ilk 1940 İngiliz yapımı film çok başarılı olunca hemen bir Amerikan versiyonu çekiliyor ve bu ilkinden çok daha fazla duyuluyor. Başrolde de çok sevdiğim oyunculardan Ingrid Bergman oynuyor hatta. Bu versiyon gerçekten de sinema tarihinde psikolojik gerilim türünün bence en iyi örneklerinden biri. Hatta Ingrid Bergman bu filmdeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını almış. Film öyle büyük başarı kazanıyor ve öyle ünlü oluyor ki Gaslighting lafı dolaşıma giriyor.

Kelimenin akademik jargona girmesi ise işte bu filmden yaklaşık 15-20 yıl sonra, 1960'ların sonuna doğru oluyor. Lancet bugün dünyanın en etkili akademik dergilerinden biri. O dönemlerde bir vaka incelemesinde bu terim kullanılınca hızla psikiyatri camiasında yayılıyor. Buradan hızlıca 2000'lere gelmek istiyorum çünkü bahsedeğer bir detay var. Oxford sözlüğü, gaslighting'i 2018'in sözcüklerinden biri seçmişti. Yani 2018 yılında gaslighting kavramı en çok araştırılan sözcüklerden biriydi. Bunda dünya genelinde yaşanan toplumsal olayların payı elbette büyük.

O yıl Amerikan Başkanı Donald Trump, medyanın sık sık sahte haberler yaydığını söylüyordu hatırlarsam. Haber kuruluşlarına doğrudan saldırıyor, genelde iftira atıyor ve yalnızca kendi yönetiminin gerçeği yansıttığını söylüyordu. Trump'ın başkanlık biçimi istismarcı bir sevgiliye benzetiliyordu o yüzden. 2022 yılında da bu sefer Amerika'nın en eski sözlük yayıncısı Merriam-Webster yılın kelimesi olarak gaslighting'i seçti. Şirkete göre sözlüğün web sitesindeki gaslighting kelimesi aramaları 2022'de %1740 arttı. Of yani. Patrick Hamilton 1938'de gaslight oyununu yazdığında bu kelimenin 21. yüzyılda ne kadar sıklıkla kullanacağını bilmiyordu tabii. Ya da tam da bu zamanlarda hayatımızın her an ne kadar içinde olacağını tahmin eder miydi sence? İlişkiler ya da siyaset. Gaslighting bugün aslında artık her yerde. Peki, Gaslighting tam olarak nasıl çalışıyor? Gaslighting yapan manipülatif insanlar bunu kurbanları üzerinde güç elde etmek için yaparlar.

Ya eylemden çarpık bir zevk alıyorlardır, ya da kurbanlarını duygusal, fiziksel ya da finansal olarak kontrol etmek istiyorlardır. Gaslight'in karşındaki kişinin sadece duygularını, düşüncelerini değil, hafızasını, hatıralarını bile sorgulatır. Yani bu durumda kendi hatıralarını, inançlarını sorgulamaya başlarsın. Hatta olaylar öyle bir noktaya gelir ki gaslighting'i uygulayan kişinin aslında bir zorba olduğunu fark etmezsin. Ve benim aklım gidiyor ama neyse ki o var ve o beni hayatta tutuyor, ona tutunuyorum diye işkencecine daha da bağlanırsın. Yulmeden kişi neredeyse kahramanın olur. Bunu herkesin yapabileceğinden bahsettim biraz önce. İş ortamında, aile içinde, arkadaş çevresinde, her yerde olabilir bu. Ama Gaslight'in asıl, en şiddetli olarak romantik ilişkilerde yaşanıyor. Bunun da sebebi, tahmin edebileceğin gibi, romantik ilişkilerde birbirine iyice yakınlaşan ve açılan tarafla karşılıklı olarak çok daha savunmasız ve kırılgan hale gelmesi. Fark niyetli bir manipülatörle ilişki genelde oldukça iyi başlar. Başlar da seni göklere çıkartır, baş tacı eder.

Bu sayede hızlı bir şekilde kalbine gelip güven duygunu kazanır. Bu senaryoda kurban ne kadar çabuk aşık olursa manipülasyonun bir sonraki aşaması da o kadar çabuk başlayabilir. Yalanlar, inkar, suçlanma, ithamlar... Kullanılan taktiklerin sonu yok. Mesela bir örnek. Diyelim sevgilinin seni aldattığına dair elinde sıkı kanıtlar var.

Ya gözlerinle gördün ya da bir mesajlaşmayı yakaladın. Onu bununla yüzleştirdiğinde veya hesap sorduğunda açıklama yapmak yerine seni suçlamaya geçer. İşte sen nasıl beni takip edersin, eşyalarımı karıştırırsın, sen kıskanç bir paranoyaksın, hatta bunu aklında getiriyorsan esas sen beni aldatıyorsun gibi gibi şeyler söyleyebilir. İşte bunlar tam olarak bir gaslighting örneği. Karşındakini bastırıp, sindirip, her yol mübah diyerek üzerine çıkma çabası yani.

Gaslight'in yapan kişi seni en değer verdiğin ya da en iyi yaptığını düşündüğün şeyden vurur. Hayattaki en büyük vasfın, söz gelimi, işte güzel safatlar ve resimse, belki de seni hiç duvar karşısına geçmemen gerektiğine, bunun senin için boşa kürek çekmek olduğuna, geçici bir heves olduğuna ikna etmeye çalışır. Eğer mesleğini seviyorsan ve ona tutunuyorsan, işinle ilgili kötü şeyler bulup seni dolduruşa getirir. Ve tipik bir manipülatör davranışı daha söyleyeyim, kurbanla sürekli dalga geçip, sonrasında kurbanı alından olmakla suçlamak.

Bu hareket sürekli tekrarlandıkça kurban aşağılanmayı kabullenmeye, kötü hissettiğinde, sadece espri yapıyor ciddiye almamam gerek demeye başlıyor. Yine başka bir manipülatör davranışta. Diğer insanların da senin hakkında kendisiyle hem fikir olduğunu öne sürmek. Diyelim sen karşındakine bir konuda şikayet ediyorsun. Şöyle yaptın, böyle yaptın, çok rahatsız oldum diyorsun. Tipik bir gaslighter söylediklerindeki haklılığı görmezden gelip derhal üste çıkmaya çalışır. Ve mesela şöyle der.

Annen de senin takıntılı olduğunu söylemişti. Arkadaşların da senin bu ufak tefek konulara takılmandan şikayetçi. Böyle bir durumda sen gayet gerçekçi bir yerden duygunu ve düşünceni bildirmeye girişmişken, karşı tarafın senin hayatındaki diğer insanları referans göstermesiyle kala kalıyorsun ve kendinden şüpheye düşüyorsun. İnkar, suçlama, itham, aklına ne geliyorsa menüde var. Psikopatiye varan gaslighting yöntemlerinden biri de evde ya da ofisteki eşyalarının yerlerini değiştirip seni dalgınlıkla ya da dağınıklıkla suçlamak.

Böyle böyle seni muhakemeli sorgulamaya iten, kafı karıştıran bir plan bu. Öyle fena bir süreç ki bir noktada manipülatöre bağımlı derecede aşık olabilirsin. Seni eskiden beri tanıyan, sana değer veren insanlar gelip, bak bu kişiyle ilişkim iyi gitmiyor, seni tanıyamıyor, sen böyle yapmazdın, bu kişi seni değiştirdi gibi şeyler söylediğinde de defansa geçip, bunlar beni kıskanıyor, ilişkimi çekemiyor diye düşünmeye başlayabilirsin. Peki, o zaman burada bahsettiklerimiz, yani kimler gaslighting yapar?

Karşısındakine bu şekilde psikolojik şiddet uygulamaların çoğunda farklı boyutlarda da olsa mutlaka kişilik bozukluğu vardır. Narsistik, antisosyal hatta borderline kişilik eğilimlerindeki insanlar psikolojik manipülasyon ve şiddete meyillidirler. Manipülatörler avlarına bir yüz, dünyanın geri kalanına başka bir yüz gösterirler. Gaslighting yapan biri, genellikle başvurduğu taktikleri başka ilişkilerde de tekerler bir de. Özellikle narsistik kişilik bozukluğuna sahip insanlar kullanır bu yöntemi. Bu insanlar, önemsenmek, ilgi görmek bulundukları çevrenin tek ve en önemli insanı olmak isterler.

Kendilerini herkesin üstün görürler ve bu nedenle başkalarının iradeleri altında tutmaya, onları manipüle etmeye meyillidirler. Mağdurun ihtiyaçları, istekleri, duyguları, düşünceleri narsisist için önemsizdir. Zaten narsistlerin en büyük sorunlarından biri empati yoksulluğu. Onların amacı karşı tarafı ele geçirmek, düşüncelerine ve davranışlarına şekil vermek, onu çevreden soyutlayarak kendisine bağımlı hale getirmektir. Gaslighting uygulayan narsistler kendilerini çok güçlü ve değerli hisseden kişiler olarak görseler de, Temelde kırılgan bir benlikleri ve özgüvenleri vardır. Ve bu kırılganlığı örtmek, telafi etmek için karşı tarafı manipüle ederek kontrol altında tutmaya çalışırlar. Peki, birinin seni manipüle etmeye çalışması için ille davranış bozukluğu mu olması gerek? Aslında hayır. Biri sana manipülasyon yaptı ya da sen yakın ilişkinde karşındakine manipülatif davranışlarda bulundun diye bir anda kişilik bozukluğuna sahip olmazsın.

Az önce de söylediğim gibi, yoğun yaşanan aşk ilişkilerine partnerler karşılıklı bir güç savaşı içine girip, normalde yapmayacakları davranışlar sergileyebilirler. Hepimizin içinde yaralar var. Hepimiz sevilmek, kabul edilmek istiyoruz. Bazen dengedeyiz. Bu istek ve dış dünya uyum içinde ilerliyor. Bazı zamanlardaysa ihtiyaçlarımız tavan yapıyor. Defansif ya da saldırgan tutumlar sergileyebiliyoruz. Kısacası, kendini ya da karşındakini manipülatif hallerde gördüğünde önce olan bitene, kendi içine,

İlişkindeki dinamiklere bak. İlle alarmlar çalıyor anlamına gelmeyebilir bu durum. Peki o zaman kimlerin gaslighting'e uğrama potansiyeli yüksektir? Şimdi, bir kişiyi gaslighting'e maruz kalmaya daha müsait yapan bazı özellikler var. Anlaşılma ve onaylanma ihtiyacı, empatik olma, koruyucu ya da anaç olmak, başkalarını kendinden önce düşünmek, karşındakinin acısını dindirme, ona kol kanat germe isteği gibi özellikler seni bir manipülatörün çekim alanına sokabilir.

çok eleştiren, çok yargılayan bir aile ortamında büyümüşsen, yakınlarındakileri mutlu etmek, onlara kendini sevdirmek gibi döngüler geliştirmişsindir. Bu da senin bir manipülatör için çekici kılan bir yandır. Burada seçimi yapanın yalnızca manipülatör olduğu sanılmazsın. Bu tür farklı uç özelliklere sahip insanlar birbirlerini çekerler. Narsist empatilişki tipi bunlara güzel bir örnektir. Başka bir zaman belki bunu uzun uzun konuşabiliriz bence. Ama şimdi biraz da duygusal manipülasyon yapan birinin ağzından sık sık duyabileceğin sözlerden bahsedeyim. Bu kişinin sıklıkla kullandığı kalıplar vardır. Mesela bunları hep sen kafanda kuruyorsun.

Bir psikolojik manipülatörün ilk sorgulamanı istediği yer aklın ve düşünce tarzı. Aklın ya da düşüncelerinle ilgili direkt yorumlar yapmak en çok başvurdukları taktiklerden biri. Böyle bir durumda bu insana verilebilecek en iyi yanıt, lütfen düşünme kapasitemi ve biçimini sorgulama. Ya da aynı fikirde olmayabiliriz ama bu konu benim açımdan böyle gözüküyor gibi. Bir başka söylem, aşırı tepki veriyorsun. Karşısındakini dramatik davranmakla suçlamak sık görülen bir manipülatör taktiği.

Bu cümleyle karşısındaki düşüncelerini ve kaygılarını yersiz ya da mantıksız olarak yaftalamak isteyebilir. Buna verilebilecek en iyi yanıt ise, kabul etsen de etmesen de bunlar şu an benim düşündüklerim ve hissettiklerim ve bu tartışmaya açık bir şey değil. Bir diğer söylem, sadece şaka yapmıştım burada alınacak bir şey yok. Manipülatörler insanı korkunç hissettiren kötü niyetli yorumları ve eleştirilerin ardından karşılarındaki alınınca ya da reaksiyon verince çoğunlukla böyle derler. Söylediklerin senin için şaka olabilir ama ben hiç gülmedim, komik bulmadım ve incindim ya da bana şaka yapıyorsun gibi gelmedi, lütfen benimle bu şekilde konuşma gibi sözler de bu durumda belirilebilecek en iyi cevaplardan.

Bir de şunu da çok derler, senin yüzünden böyle oldu ya da bana bunu sen yaptırdın. Bir şey planladıkları gibi gitmeyince sorumluluk almaktan kaçınırlar ve konuyu karşılarındakine getirirler. Buna en iyi yanıt, ben kimseye zorla bir şey yaptıramam ya da yaptıkların senin seçimin ne oldu, benim değil olacaktır. Çok klasik ve oldukça manipülatif bir söz daha var ki bunu da çok kullanırlar. Bunu seni sevdiğim için söylüyorum, seni sevdiğim için yapıyorum. İşte bu en sinsi, en hesapçı manipülatör taktiklerinden.

Her şeyi sevgiye bağlamak. Özellikle yaptıkları kaba, aykırı ya da karşısındakini hor gören hareketleri sevgiye bağlarlar onlar. Böyle durumlarda insan sağlıklı düşünüp sağlıklı sınırlar koymakta zorlanabilir. En iyi yanıt, beni sevmen çok mutlu ediyor ama bu şekilde davranmanı, böyle konuşmanı kabul edemem. Ya da sevgi böyle gösterilmez olabilir.

Demin dediğim gibi, başka insanların da kendileri gibi düşündüğünü iddia edip, karşılarındakini yalnızlaştırmakla çok sık yaptıkları bir şey. Yani mesela şunu derler, normal olmayan sensin, herkes böyle düşünüyor. Buna da sadece kendi düşüncelerinle ilgili konuş, başkalarını işin içine katma ya da zor olduğumu düşünüyorsun, başkalarının düşüncelerini boş verip buna yoğunlaşalım gibi cevaplar verilebilir. Peki gelelim bir başka meseleye.

Biz psikolojik şiddete maruz bırakıldığımızı nasıl fark edeceğiz? Mesela sevgilin, arkadaşın ya da belki iş yerinden biriyle ilişkinde kendini karmaşık, yönünü kaybetmiş, hafif sersemlemiş hissediyorsun ve sürekli olan biteni değerlendirme ihtiyacı içindesin. Karşındakinin davranışları kafanı karıştırmaya başladı. ...onun ağzından dengesizsin, sorumlusun, sen iyi değilsin gibi ithamları da sık sık duymaya başladıysan... ...sürekli sen de neyin yanlış olduğunu bulmaya çalışıyorsan... ...bunlar işaret olabilir. Biliyorum, tüm bunları tek tek ayrıştırıp saftamak kolay değil. Ama şuna dikkat edebilirsin. Belki söz konusu kişi hayatına girdikten sonra başlayan bir süreçte... ...kendini eskisi gibi beğenmez oldun. Sesin soluğun çıkmaz bir hale geldin. Eski hallerini, canlılığını özlüyorsun.

Ama aynı zamanda da o kişi olmadan nefes alamayacağını hissediyorsun. Yani onu hayatından çıkardığını tahayyül bile edemiyorsun. Bir de üstüne onun onay olmaksızın en ufak kararları bile veremediğini fark ediyorsan çok büyük ihtimalle duygusal manipülasyona maruz bırakıyorsun. Bu döngüdeki tuhaflığı fark edince yapılacak en önemli şey sınırlarımızı çekip kendi alanımızı yaratmak olmalı. Neler yaşadığımızı aileden biriyle veya yakın bir arkadaşla paylaşmayı denemek de çok mühim. Ayrıca seni sen yapan şeylere tutunarak kimlik kaybını engellemeye de çalışabilirsin. Bu arada ciddi bir psikolojik şiddet mağdurunun kendini korumaya geçip o döngüden çıkması hiçbir zaman kolay değildir. Uzun süren ve zorlu süreçler barındırır bu içinde.

Ve bu tip ağır meseleleri tek başımıza halledemeyiz genelde. Bu noktalarda her zaman bir uzman görüşüne danışmalıyız, bu da aklında olsun. Bölümün sonuna gelirken şunu hatırlatmamda fayda var. Gaslighting, nispeten sağlıklı ilişkilerde bile gerilemi yüksek olduğu durumlarda ortaya çıkabilir. O yüzden çiftler kendilerini savunmaya geçtiklerinde, incindiklerinde, kırıldıklarında birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarına bakmalılar. Farkındalık, öz saygı ve başkalarına saygı her ilişkin en azem anahtarlarından. Peki o zaman.

Bir sonraki patikada buluşana dek, sana insanlarla arandaki bağları, ilişkilerini ve kendini gözlemlediğin farkındalıkla dolu bir hafta diliyorum. Bir de arada sırada gaz lambasının büyümesine bak. Eğer biri ayarıyla oynuyorsa, ışık o yüzden kısılıyordur. Görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)