Podcast

neden arkadaş oluyoruz ve olmalıyız ama olamıyoruz?

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Çünkü (yine) insanız. Ama gerçekten insanlar nasıl arkadaş oluyor? Arkadaşlıklar neden başlıyor, neden bitiyor? Neden kimseyle arkadaş olamayan bir eziksin... Bu bölüm arkadaşlık sanatını ele alırken bölümü kapattığınızda arkadaşlarınıza gidip sıkıca sarılmak isteyebilirsiniz ya da uzaktalarsa onları sevdiğinizi de söylebilirsiniz ya da istemezseniz bütün arkadaşlarınızı değiştiredebilirsiniz.

Bu bölüm Podbee stüdyosundan uzakta Los Angeles'da bir otel odasında kaydedilmiştir. Odanın uğultusunu silmek için yapılan işlemler sırasında bazı sesler doğallığını kaybetmiştir. Geçmiş olsun.



Bölümde Bahsi Geçenler:

Mean Girls

The Banshees of Inisherin

Frances Ha








Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------
Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

6.050 kelime · ~30 dk okuma

İlk yakın arkadaşınızı hatırlıyor musunuz? İlk küstüğünüz arkadaşı ve o arkadaşınıza neden küstüğünüzü? Arkadaşlıklardan konuşmak istiyorum ve bence bu konu yeterince konuşulan bir konu değil. Sosyal medyada hep sevgili olmak üstüne içerikler görüyoruz. Sürekli onunla ilgili filmler çıkıyor. İnsanlar ayrılıyorlar, biri birini aldatıyor, üzülüyorlar. Duygusal olarak açık olmayan erkekler.

Ama arkadaşlık üstüne çok fazla film izlemiyoruz ya da sosyal medyada bunlarla ilgili çok fazla kısa videolardan görmüyoruz. Ve sadece eğlence sektöründe de değil, arkadaş olmanın hukuki bir yanı da yok. Mesela biriyle evlendiğinizde ya da şu an Avrupa'da biriyle partner olsanız bile yani evlenmeden partnerlik sertifikası aldığınızda bile bazı haklara sahip olabiliyorsunuz. Mesela biriniz İngiltere'de oturma izni varsa partnerinizin de oturma izni olabiliyor. Ama böyle şeyler arkadaşlıklar için geçerli değil. Yani hayatı sevgili olsun, arkadaş olsun, biriyle paylaşmak gerçekten çok güzel. Sonuçta çoğumuz biriyle ciddi olmayan şeyler yapmak ya da gerçekten çok ciddileşmek. Hani en büyük korkularını, en büyük sıkıntılarını söylemek isteyebiliyor. Birileriyle beraber büyümek istiyoruz, beraber yaşlanmak istiyoruz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz, anlaşılmak istiyoruz.

Ve iyi arkadaşlıklar olduğunda bu gerçekten inanılmaz bir şey oluyor. Ve sevgili konusunda da yani konuda çok bir bilgiye sahip değil. Genel olarak sevgili olmak konusunda veya herhangi bir konuda. Ama iki insan birbiriyle iyi arkadaşsa bu her şeyi kolaylaştırıyor. Yani tabii ki karşı tarafı çekici bulmak da önemli ama sadece karşı tarafı çekici bulduğunuz şeyleri ilişkiye dönüştürmekte zorlanabilirsiniz. Ya da dönüştürdüğünüz zaman yine zorlanabilirsiniz.

Transkriptin tamamını oku

Yani arkadaşınızla ilişki yaşamayı düşünürseniz de zorlanabilirsiniz. Zaten sürekli zorlanacaksınız. Ama hayat sürekli zorlanırken eğlenmeye çalışmak veya bir şeyleri düzeltmeye çalışmak veya bu süreçte de eğlenmek değilse de ne arkadaşlar? Evet şu an çok klişe konuştum ama bazen bunu düşünüyorum.

Klişe şeylerin doğru olması beni çok şey yapıyor, tetikliyor veya sinirlendiriyor veya çok komik geliyor yani. Bir şey derinlemesine düşünüyorsunuz bir konuyu, böyle parçalara ayırıyorsunuz, yeni bir şey çıkarmaya çalışıyorsunuz ve sonunda hayat dengeli olunca önemli gibi acayip sinir bozucu bir cevap çıkıyor. Bir arkadaşı seçerken hem kendimize biraz benzeyen hem de bizden biraz farklı olan biriyle arkadaş olmak istiyoruz gibi geliyor bana. Yani herkes öyle gelmiyor olabilir. Tamamen aynı olan sizle biriyle arkadaş olmak istiyor olabilirsiniz ama öyle bir şey. Kimse kimseyle aynı değil tabii ki. Ve biriyle arkadaş olduktan sonra isteyerek veya istemeyerek hem onlar bizi kendilerine benzetiyor hem de biz onları kendimize benzetiyoruz ve sonra tuhaf bir şey ortaya çıkıyor. Buna arkadaşlık deniyor.

Arkadaşlıkların neden bittiğini konuşmadan önce, arkadaşlıkların biraz da neden başladığından konuşmak istiyorum. Ve yani küçükken bence bizim arkadaşlık açısından çok bir seçeneğimiz olmuyor. Yani ailemiz bizi kimle bir araya getiriyorsa o kişiyle arkadaş olmaya çalışıyoruz. Ve zaten küçükken ne yaptığımızı da bilmiyoruz. Yani ailemizi... taklit ediyoruz ya da başkasından gördüklerimizi. Gerçek hayatta da bunu yapıyoruz tabii ki ama bir süre sonra gerçek hayatta çok fazla seçenek gördüğümüz için hani illa ailemizin veya en yakınımızdakilerin yaptıklarını taklit etmemiz gerekmiyor. Ama tabii ki küçüklükten buna çok alışıp bunu devam ettirebilenler olabiliyor.

Ya da bunu hem devam ettirip yani aileleri gibi davranıp hem de böyle davranmak istemeyenler ama bir şekilde buna alıştıkları için bu davranıştan çıkamayanlar da olabiliyor. Tüm bu insanlara yani neredeyse hepimize ya da böyle hepimize deyip genelleştirmek de istemiyorum ama tüm bu insanlara kolaylıklar gelsin. Aynen kolay gelsin. Sonra okula gitmeye başlıyoruz ve okuldaki insanlarla arkadaş olma veya olmama şansımız oluyor. Ve burada da çok farklı dinamikler var. Hani biz arkadaş seçerken ne kadar kendimiz bir şey düşünüyoruz. Yani çünkü okul çok vahşi bir ortam ve hem kendinizi korumak istiyorsunuz, hem insanlara biraz açılmak istiyorsunuz ama şeyin de farkındasınız yani yanlış birine açılırsanız bu kişi

...tüm okul yılınızı... Tüm okul yılınızı mahvetmeyebilir de yani. Sizin canınızı sıkmak için bir şeyler yapabilir. Çünkü çocuk ve ergen olan insanlar böyle saçmalayabiliyorlar. O yüzden dikkatli davranmak gerekiyor. Yani birine açılmak da çok kolay bir şey değil. Ve özellikle çocukken saçma sapan şeyler yapan insanlar size havalı gelebiliyor.

Belki yine ailenizden kaynaklı. Biri sizle dalga geçiyor, siz sizinle dalga geçilsin istemiyorsunuz. O yüzden gidip hani o dalga geçen insanla arkadaş olup siz de başkalarıyla dalga geçmeye başlıyorsunuz. Kendinizi koruma mekanizması olarak. Tıpkı Mean Girls filminde olduğu gibi, bu arada Mean Girls gerçekten iyi bir film.

Ya da yani biriyle arkadaş oluyorsunuz okulda ve lisede. Sonra bunu sürekli devam ettiriyorsunuz. Karşınızdaki kişi size güvenli bir alan sunuyor. Davranışlarını ne yapacağını, nasıl cevap vereceğini biliyorsunuz. Ve bu yüzden bazen başka bir arkadaşa ihtiyacınız yokmuş gibi hissediyorsunuz. Ki yani çok yakın arkadaşlıklar bence çok önemli. Ve yani çok fazla çok yakın arkadaşınızın olması zor.

Ama böyle bir şeye sahip olduğunuzda da gerçekten iyi bir çok yakın arkadaşı, bu inanılmaz oluyor. Ama şey de olabiliyor yani, bu sevgiliniz olduğunda da oluyor ya, bir anda kendinizi sadece dışarı kapayıp sevgilinize veriyorsunuz ve tüm dertlerinizi, tüm sıkıntılarınızı belki de hani tek bir kişiye anlatıyorsunuz ve hani bu çok normal olabilir. Ama bence her zaman farklı insanlarla konuşmak ve farklı insanlarla arkadaş olmak size yardımcı da olabiliyor. Çünkü bazen sırf rahat olmak için sürdürülen arkadaşlıklar sebebiyle... Aynen dediğimi anladınız herhalde. Benim de zaman zaman böyle yakın arkadaşlıklarım oldu ve o sıralarda başkalarıyla çok fazla takılmak istemedim. Çünkü hem kendimin nasıl davranması gerektiğinden hem de... nasıl davranacaklarından emin değildim başka insanların. Ve özellikle lisede ben çok fazla insanlara duygularından bahseden biri değildim. Bunu anlattığıma emin değilim ama bu arada liseyle ilgili bir şey daha eklemek istiyorum. Bu podcast'ın bir lise bölümü var. Lisede her şeyden nefret etmek diye dinlemediyseniz dinlemenizi öneririm. Ama bu bölümü bazı dinleyen insanlara şöyle bir izlenim vermiş olabilirim. Ben lisede kimseyle arkadaş değilmişim ve çok yalnızmışım gibi. Ama

Tam olarak öyle bir şey yoktu aslında. Lisede bir sürü farklı arkadaşım vardı. Sadece bu farklı arkadaşlarımla çok fazla bir şey paylaşmadığım için kendi açımdan ya da onlara bana çok fazla bir şey anlatabilecekleri izlenimini vermediğim için çok fazla yakın ilişki kuramıyordum insanlarla. Yani bunu şu an söyleyebiliyorum, şu an anladığım için. Ve bu yüzden de biraz yalnız hissediyordum. Anlatabildim mi bilmiyorum.

Çünkü o bölümü bir ara dinledim ve biraz fazla sadece negatif şeylerden bahsetmişim gibi geldi ama aynı zamanda yani sürekli değil de yani belki sizde de öyle oluyordur. Bazen bir şey yaparken eğleniyorsunuz, kötü hissediyorsunuz, eğleniyorsunuz, kötü hissediyorsunuz ama sonra vakit geçtikçe kafanızda bir şeyleri değerlendirirken sadece bir tarafına odaklanıyorsunuz. Ve belki de çünkü o tarafa biraz daha odaklanmanız gerek. Ve sürekli bir şey üstüne düşünüyorsunuz. Ve sürekli bu konu üstüne düşünüyorsunuz. O negatif şey üstüne düşünüyorsunuz. Ve belki de o pozitifleri unutabiliyorsunuz. Neyse, lisede şöyle bir anım var. Yakın bir arkadaşım bana ailesinin boşanacağını söylemişti. Yani haberi yeni almış lisedeyken ve bunu bana söyledi.

Ve ben de bu sırada şey diye hissettim. Aa, bu arkadaşım bana bu önemli konuyu söyleyebilecek kadar yakın hissediyor diye hissettim. Ve o gün biraz konuştuk bunun üstüne, hani ne oldu, nasıl hissettiğiyle alakalı. Sanırım 10 yıl geçmiş çok. Doğru bir... Yani doğru hatırlıyor muyum, emin değilim tabii ki olan her şeyi. Tamam, arkadaşım bana bunu söyledi. O gün konuştuk ve ben mutlu hissettim arkadaşım bunu bana söyleyebildiği için.

Ama sonra düşünüyorum da bu konuyu çok fazla sonrasında arkadaşımla konuştuğumu hatırlamıyorum. Yani arkadaşıma gidip... Nasıl gidiyor, ne yaptın, ne ettin diye konuştuğumu hatırlamıyorum. Bunun başka bir benzeri de başka biriyle olmuştu. Bu kişi çok yakın arkadaşım değildi. Ve yani farklı bir cinsiyetteydi bu arkadaşım. Bunu niye... Bilmiyorum. Çünkü kadın erkek dinamikleri farklı oluyor. O yüzden belirtmek istedim galiba. Bir tane... Bu arkadaşımla beden dersinde beraber voleybol oynuyorduk. Ve oynarken arkadaşım bir anda... ...sevgilimle ayrıldık dedi. O da bizim lisedendi.

ve ben de aa falan nasıl böyle oldu niye böyle oldu dedim ve o da anlattı ve ben yine sonra çok fazla ne olup ne bittiğini sormadım mesela bu durumda ne olup ne bittiğini çok sormamam çok mantıksız değil çünkü zaten çok yakın bir arkadaşım değildi yani sonuçta herkese zamanınızın tamamını vermeniz zor tabii ki insanlarla iletişim kurabilirsiniz ama yani her arkadaşınızın en büyük korkusunu öğrenmeye çalışırsanız ve diyelim 20 tane düzgün arkadaşınız varsa 20'sini de böyle kapsayacak bir şey içine girerseniz ki girebilirsiniz ama aynen yani herkese harcayacağınız vakti de yani burada şey üstüne konuşmaya da çalışmıyorum bazı insanlar arkadaşlıklara çok fazla kişisel gelişim üstünden bakıyorlar tamam buna da birazdan deneyeceğim şu an uzaklaşmayalım neyse ben lisede böyle bir insandım Yani çok iyi bir arkadaş değildim. Çünkü yani ben de kendimi nasıl ifade etmem gerektiğini bilmiyordum. Ama artık bu konuda kendimi biraz daha iyi hissediyorum. Mesela eskiden arkadaşlarıma çok fazla sıkıntılarımı anlatmazdım. Çünkü şey diye düşünürdüm. Hani kendim kafamda çözebilirim diye düşünürdüm.

Ama burada iki şey var. Yani tabii ki kendi kafanızda çözebilirsiniz. Ama bazen de şey oluyor. Siz bir şeyleri birine ifade ederken, ağzınızdan kelimeler çıkarken bu şeyi üstüne biraz daha düşünüyorsunuz. Yani gerçekten düşünme fırsatınız oluyor konuşurken. Ve bazı şeyleri daha iyi anlıyorsunuz. Bazen de karşınızdaki insanların tepkisine bakarak bazı şeyleri daha iyi anlayabiliyorsunuz.

Mesela birkaç ay önce benim böyle kafamda sürekli gidip gelen bir sıkıntı vardı ve bunu birkaç farklı arkadaşıma söyledim. Üç farklı arkadaşıma galiba. Ve bu üç arkadaşımın verdiği tepki de farklı oldu. Bir arkadaşım, aha evet işte bu büyük bir sıkıntı. Hatta bununla ilgili daha fazla büyük şeyler de hissediyor olabilirsin hani. Biraz bastırıyor musun diye sordu. Başka bir arkadaşım, aa evet bana da şöyle olmuştu diye bir şeyler anlattı. Ve sonra çok üstüne konuşmadık.

Başka bir arkadaşım da direkt şey dedi yani, ''Aa evet öyle bir şey olabilir çünkü bazen öyle oluyor.'' Ve benim o kafamda birkaç ay düşündüğüm konuyu bir anda yani ''Aa evet aynen öyle bir şey olabiliyor.'' diye normalleştirerek kafamın içinde bu konuyu küçültmüş oldu. Ve yani diğer arkadaşım da hani ''Bunu bastırıyor musun?'' diyen arkadaşım da aslında

bunu dedikten sonra bastırıyor musun diyen arkadaşımla konuştum. Hani bana bu düşünceyi bastırıyor musun diye soran arkadaşımla konuştum ve onunla konuştuktan sonra ben bu düşünceyi bastırıyor muyum diye düşündüm ve bu bu düşünceyi çok daha fazla düşünmeme sebep oldu. Diğer arkadaşım da evet böyle şeyler oluyor yani şöyle şöyle olduğu için böyle yani konuyu detaylı anlatmak istemiyorum ama bir anda konuyu daha Önemsiz değil de yani yaşamın normal bir parçası ve girip geçici bir şeymiş gibi düşünmeme sebep oldu diğer arkadaşım ve en son onunla konuştum. Ve onunla konuştuktan sonra bu konuyu çok düşünmeme başladım. Şey gibi oldu hani bana o siktir et demek de değildi arkadaşımın yaptığı. Yani konunun önemine değindi, konuyla ilgili düşüncelerinden bahsetti. Ama bunu öyle bir şekilde yaptı ki biz normalde başka konuları konuşurken de bu şekilde konuşuyoruz ve konuştuğumuz diğer konular

...başka mesela sıkıntılarımız... ...ya da... ...aynı bilmiyorum yani... ...bunu normalleştirince... ...ben de dedim ki bu konuyla ilgili bu kadar çok düşünmeme gerek yok... ...şu an hangi konuyla ilgili ne kadar çok düşündüğümü söylemediğim için biraz böyle garip.

Bir sürü olduğumu bilmiyorum ama komik bir şey. Arkadaşların size verdiği tepkiler. Ve bazen şey de oluyor, eğer tek bir yakın insanınız varsa, bu aileniz de olabilir, sevginiz de olabilir, bir arkadaşınız da olabilir, sadece o kişiyle konuşuyorsanız alacağınız cevap tek bir şey olduğu için manipüle edilmeye biraz daha açık oluyorsunuz. Ya da o yani aileniz ya da sevdiğiniz kişi ya da arkadaşınız sizi isteyerek veya istemeden manipüle ediyorsa ve siz arkadaşlarınızla bir şey konuşmuyorsanız kendinizi bu duruma biraz daha kapamış oluyorsunuz. Ve şeyi de biliyorsunuz, belki de o yüzden konuşmuyorsunuz. Arkadaşlarınıza bir şey anlatırsanız, arkadaşlarınız size bu durumun ideal olmadığını söyleyecek ya da siz arkadaşlarınıza bir şey anlattığınızda bu durumun ideal olmadığını yani mantıklı bir insan olarak kabul etmek zorunda olacaksınız.

Ama kendinizi de o size bazen iyi gelmeyen bazen iyi gelen kişiye tek bir yönden bağladığınız için bu şeyin içinden çıkmanız da zorlaşıyor. O yüzden böyle tuhaf bir döngü oluyor. Buna da değinmek istedim. Çünkü hani biraz önce dediğim gibi her şey bir denge meselesi ya ben bu Arkadaşlarıma veya başkalarına bir şey anlatma konusunda dengenin biraz daha bir şey anlatmayan kısmındaydım ve şu an kendimi biraz daha anlatan biri olarak görüyorum. O yüzden biraz daha rahat hissediyorum bu konuda. Ama bunun tam tersi de var. Yani bazı insanlar da duygularını kendileri hiç düşünemiyorlar ve sürekli farklı insanlara söylüyorlar. Bu tip belki, belki siz böylesinizdir yani tabii ki olabilir böyle bir şey. Ya da böyle arkadaşlarınız vardır.

Hayatta tabii ki karar almak çok zor ama bazen bazı insanlar o karar almanın zorluğundan kaçıp size karar aldırtmaya çalışabiliyor. Ve görüyorsunuz zorlandıklarını, kendileri bir şey düşünmekte. Şuna da değinmek istiyorum. Günümüzde bir sürü arkadaşlık çeşidi var. Şimdi biraz neden bazı insanları arkadaşımız olarak görmek istiyoruz, neden bazı insanları arkadaşımız olarak görmek istemiyoruz'a biraz daha değinmek istiyorum. Biraz önce okul şeyinde çok az değindim galiba buna ama yani...

edinebileceğimiz arkadaşların çoğu aslında şans sebebiyle karşımıza çıkıyor gibi. Çünkü hani bulunduğumuz ortamdaki insanlarla arkadaş oluyoruz ve hani okulumuzda nasıl insanların olduğu, nerede yaşadığımızdan, hangi zamanda yaşadığımızdan ve biraz da şans faktöründen kaynaklanıyor. Yani belki sınıfınızda harika biri olabilirdi ve siz de onunla çok iyi arkadaş olabilirdiniz ama bazen olmuyor. Ama bazen de oluyor ve siz arkadaş olmuyorsunuz o yüzden bir şeyi Neden öyle olduğunu bilmek zor. Benim kafamdaki ideal arkadaşlık şeyi... Bence arkadaşlık konusundaki en önemli şeylerden biri de insanın kendini nasıl tanıttığı. Tabii ki işinizi, yaşınızı söyleyebilirsiniz ve... Yani tabii ki kendinizi tanıtırken... bilgi vermeniz gerekiyor ve bu bilgilerin aslında sizinle ilgili düz şeyler olduğunu düşünüyor olabilirsiniz söylediğiniz bilgilerin. Ama aslında sizinle ilgili bir sürü bilgi var ve bu bilgileri nasıl verdiğiniz ve hangi bilgileri vermeyi seçtiğiniz bence çok önemli.

Mesela ben geçen en yakın arkadaşlarımdan biriyle konuşuyordum ve ben nasıl tanıştığımızı hatırlamıyordum ama o nasıl tanıştığımızı hatırlıyormuş. Bu arkadaşımla İngilizce konuşuyoruz ve tanıştığımızda ben kendine şey demişim. Hi, I'm a shitty influencer. Hani boktan bir influencerim demişim. Yani bence bu kendimle ilgili düşüncelerimi

kötü özetlemeyen bir durum. Bu yani bir 4 yıl önce oldu sanırım bu arkadaşımla tanışmam. Günümüzde peki kendimi nasıl tanıtıyorum diye düşünebiliriz. Günümüzde de insanlara şey demeye çalışıyorum. Çünkü daha çok bu tarz insanlarla takılsam daha iyi olabileceğini düşünüyorum. O yüzden hani doğrudan sadece YouTuber'ım ya da influencer'ım diye kendimi tanıtabilirim ama bu bir soru işareti olur yani. O yüzden bunu biraz açmaya çalışıyorum. O yüzden şey diyorum.

Youtuber'ım, film yorumluyorum. Aynı zamanda kısa hikayeler yazmaya çalışıyorum. Ve Youtuber olmakla ilgili çekincelerimi söylüyorum. Yani bazen biriyle direkt ilk tanıştığımda bunlardan bahsediyorum. Yani hem kendi bir şey yapmak istememden, hem algoritmaya bağlı olmamdan, yani kendimi dinletmek için bir şeyler yapmamın gerekmesinden. Hem para kazanırken bazen değerlerimin uyuşmadığı şirketlerle çalışmaktan.

Böyle bir sürü şeyden bahsediyorum, şiir yazmaktan. Özellikle bir şey yazmaktan bahsetmek mesela şu an bana çok önemli geliyor çünkü ben de başka bir şeyler yazan, çizen ve kendini ifade eden insanlarla biraz beraber olmak istiyorum. Ama mesela başka bir şeyle ilgilensem hani kendimi başka bir şekilde tanıtıp oradan bir cevap gelecek mi diye de bekleyebilirim. Yani şu an başka bir şey aklıma gelmiyor da golf oynuyorum falan diyebilirim.

Şu an sanki böyle dünya'ya yeni gelmiş bir robot gibiyim. Hani golf oynuyorum. Ya da yemek yapmayı seviyorsanız yemekten bahsedebilirsiniz. Ki baya önemli bir şey bence yemek yapmak. Hem hayatın büyük bir parçası hem de bu da yani insanın nasıl biri olduğuyla ilgili bir şeyler söylüyor bence. Kendi yemek yapıyor mu, yapmıyor mu, nasıl yemekler yapıyor, çok önemli.

Her şey çok önemli, aynen. O yüzden buna da değinmek istedim. Çünkü bazen insanlar kendini sadece işiyle tanıtıyor. Mesela ben bir bankada çalışıyorum diyor. Bunun üstüne çok fazla ekleyebilecek bir şey olmuyor. Tabii ki günümüzde insanlar işi sebebiyle bunalıp sadece işlerine dönüşebiliyorlar. Bu da ayrı bir konu.

Ama insanın başkalarıyla tanışırken kendine çocukluk hayallerini anlatması ya da şu an nasıl biri olduğunu düşündüğünü söylemesi de önemli. Mesela benim birkaç arkadaşım şair, yani para kazanmak için şiir yazmıyorlar ama sürekli şiir yazıyorlar kendilerini ifade etmek için başka şeyler yapsalar da ve kendilerini ben şairim diye de tanısıyorlar. Başka o yaptığı şeyleri de söylerken. Hani bu size şu an şey diye geliyor, siktir gittirin diye.

kim şair falan gibi düşünüyor olabilirsiniz de yani bir hikaye yazmak ya da şair demek için illa profesyonel olmanıza gerek yok yani kendinizi nasıl ifade edebiliyorsanız ve ruhunuzda ne hissediyorsanız yani dünyanın en spritüel insanı olmayarak ruh diyorum yani içinizde ne hissediyorsanız o şekilde bence kendinizi ifade edebilirsiniz şeylere biraz sinir oluyorum bilmiyorum çok da sinir olmuyorum da Yani bize okulda edebiyat ve şiir öyle bir şeymiş gibi öğretiliyor ki sanki üst bir tabakaymış ve oraya çıkmak gerekiyormuş gibi. Yani tabii ki entelektüel olmanın, bilgi birikimi olmanın insana bir getirisi olabiliyor. Ya da yani geçmişteki yazar, saygın yazarlar, şimdi name drop da yapabilirim, tabii ki büyük emek harcamışlar ve büyük derinliklere sahip bir şeyler yapmışlar. Ama yani hepsi de sonuçta bir insanmış. Hani insan değillermiş gibi bahsediyoruz yazarlardan. Ve yani hepsinin de bazen büyük sorunları varmış. Bazı insanların bok gibi hayatları varmış. Ve biz sanki o insanları böyle çok yüce şeylermiş gibi göstererek insanların günümüzde kendilerini ifade etmesini zorlaştırıyoruz gibi geliyor. Çünkü sanki böyle hani...

Yunan tanrıları ile mücadele edeceksin kitap yazarken ama aslında şöyle bir şey de var yani her dönem birileri kendilerini ifade etmeye çalışıyor ediyor edemiyor sonra da ölüyorlar yani ve çoğu söylenen şey de aslında tekrar ediliyor hani orijinallikten bahsediyoruz ama ya bence orijinallik diye kesinlikle bir şey var kendi duygularını samimi bir şekilde anlatmak diye bir şey var Ama mesela bugün bir şey yazabilirsiniz ve çok samimi bir şekilde yazabilirsiniz ve belki bu bundan 200 yıl önce yazılmış bir şeye benzeyecek teması bakımından ya da hissi bakımından. Ama bu onun orijinal olmadığı anlamına gelmeyecek bence. Çünkü orijinal diye bir şey var mı ya da gelebiliriz. Ama yani demeye çalıştığım şey sürekli bir şeyler tekrar ediyor, sürekli savaşlar çıkıyor ve sürekli insanlık bazen biraz daha iyiye gidiyor, biraz daha kötüye gidiyor. Yani bizim duygu durumumuz gibi ki yani insanlığın böyle olması biraz ağır bir şey yani. Dünya kötüye giderken bu dünyada yaşamak veya yani aynen bu konuya şu an girsem ki yani bugünümüzde herkesin yaşadığı bir şey büyük ihtimalle. Hiçbir şey olmuyormuş gibi yaşamamız ve

Eğlenmemiz... Ya tabii ki eğlenmemiz de gerekiyor. Evet, bu konuya girmiyorum şu an. Ama başka bir bölümün konusu olabilir bu yani. Dünyada tüm bunlar yaşanıyorken bir şeyleri görmezden gelerek yaşayabilir miyiz? Bence cevabı yaşayamayız. Ve görmezden bir şeylere gelmemek de zor. Ama bazen de zorlanan şeyi yapmamız gerekiyor diye bir bölüm yapabilirim kesinlikle. Ama şu an neyden bahsediyordum, neyden bahsediyordum, neyden bahsediyordum...

Bu bölümü şu an... Şu an, tamam. Bunu şu an söyleyebilirim. Bölümün başında söylemek istemedim. Yani bu bölümün bu olay üstünden anlamlandırılmasını istemedim. Ama şu an Los Angeles'ta otel odamdayım ve beş hafta boyunca Amerika'da olacağım. Ve normalde bu podcast'ı ben PodBeat Stüdyosu'ndan kaydediyorum. Orada insanlar oluyor. Genellikle, yani hep yapımcım Şevval oluyor.

Aynen, bana bakıp beni dinliyor yani. Şu an otelimin kapısına bakıyorum. Gerçekten gözlerimi nereye doğrultmam gerektiği konusunda zorluklar yaşıyorum. O yüzden bazen gözümü kapayıp bazen şeye bakıyorum. Neyse, böyle şeyler olduğunda ne konuştuğumu unuttuğumda şevval bazen ne konuştuğumu söyleyip hatırlatabiliyor. Ya da tekrar toparlamama yardımcı olabiliyor ama şu an... Şu an yalnızım. Ve bu da çok komik yani şey açısından. Ben normalde podcastı evde odamda tek başıma kaydetmek istemiştim. Daha samimi olur diye. Ama sonra pod bir stüdyosunda kaydetmeye başladım ve yani benim düşündüğümden daha da samimi oldu ve samimi dışında da şey oldu. Birileriyle etkileşimde olduğum için podcastı kaydederken hani tek başıma olmasına rağmen podcast

Aslında beni gerçekten dinleyen biri olduğu için ve ben o beni dinleyen kişiyi gördüğüm için başka bir şey oldu yani benim düşündüğümden ve bence güzel bir şey oldu. Neyse şu an ne kadar bu bölümde onu koruduk gibi. Neyse ne dediğimi unuttuğumdan bahsediyordum. Ne diyordum? O zaman hemen kaydı durdurup ne dediğime bakıp sonra konuşmaya devam edeceğim.

Tamam, dinledim. Demeye çalıştığım şeyi galiba zaten söylemişim. Ama bir daha söyleyeyim. Yüz bin kere söyleyeyim. Evet, bu podcast da benim en büyük çekincelerimden biri de kendimi tekrar etmekti. Ama onu da yeneyim. Bugün korkularımızı yenme günü olsun. Şey...

Şey demeye çalışıyordum yani... Aynen Yunan tanrısı değil öbürü yazarlar ve... İnsanın sadece kendini ifade etmesi ve dışarıya bir şey söylemesi güzel bir şey. O yüzden bir şey yazmak istiyorsanız bunları düşünmeyin, bu kadar. Bunu diyecektim sadece yani. Ve istiyorsanız arkadaşlarınızla paylaşın, istiyorsanız paylaşmayın, istediğinizi yapın. Ama aynen yazmak istiyorsanız yazın ve düşüncelerinizi söyleyin. Ya da sadece kendiniz için günlük yazmak da güzel. Öyle. Enteresan işler. Arkadaşlık. Peki o zaman bir arkadaşlık nasıl olmalı? Biraz onu konuşalım isterseniz. Bu da bayağı bir zor bir soru bence ama en önemlisi iki insanda kendini net bir şekilde ifade edebilse iyi olur bence.

Acaba sizce de öyle mi? Sizce de iki insan kendini iyi ifade edebilmeli mi? Yo, etmeleri bence. Yani insan hem biraz konuşabilmeli hem de dinleyebilmeli. Çünkü sadece bir taraf konuştuğunda, bazen yani sadece bir taraf kendi problemlerinden bahsettiğinde sanki diğer tarafın problemi yokmuş gibi oluyor ve diğer taraf sizde problemlerinden bahsetmiyorsa sizde öyleymiş gibi hissedebiliyorsunuz. Ama tabii ki bazen gerçekten bir tarafın daha çok problemi oluyor. O da ayrı bir şey olabilir tabii ki. Bilmiyorum, benim arkadaşlıklardan beklentilerim genellikle benzer bir dünya görüşüne sahip olmamız oluyor. Özellikle şu an 28 yaşına yakında girecek bir yetişkin olarak. Artık biraz daha neyi istediğimi biliyorum gibi hissediyorum.

Ve yani şeritçisinden de kötü değilim. Kendimi kolayca sevdirebiliyorum galiba insanlara ve benzer dünya görüşünde olmadığım insanlara kendimi onların dünya görüşündeymiş gibi sunup onlarla kolayca arkadaş olabilecek bir yerdeyim. Ve yani çevremde de dünyada özellikle benzer dünya görüşünde olmadığım çok insan var. Ve özellikle bence ırkçılığında normalleşmesiyle özellikle günümüzde bu gençlere bir anda oldu. Yani bu da ilginç bir şey. Bir anda değil tabii ki bayağı planlıca

yıllar içinde yapıldı ama yani bilmiyorum ben 20 yaşındaydım ve herkes bu kadar ırkçı değildi ve 28 yaşına geldim bir anda herkes bu kadar ırkçı oldu. Aynen böyle insanlarla arkadaş olması zor geliyor bana başka konularda anlaşabilsek de. Yani temel konularda anlaşamıyorsak sonrasında idare etmesi zor geliyor ya da yine benzer kişisel özgürlükler konusunda ya da başka şeylerde. Arkadaşlarımdan aradığım şey açık görüşlü olmaları. Belki bir şey yazıp çizmeleri. Çünkü... Aynen. Ve kendi hayatlarının farkında olmaları. Yani yaşadıkları yere nasıl gelmişler? Ya da kendi pozitif ve negatif özelliklerinin ne kadar farkında var? Ne kadar birilerine açılmak istiyorlar? Bunlar bana önemli geliyor. Ve tabii ki bunlar dışında bazen benzer espri anlayışı... Çünkü espri de aslında biraz dünya görüşünüzü yansıtabiliyor bazı açılardan. Bu olabiliyor. Benzer bir espri anlayışı değil de espri anlayışı olması belki diyebiliriz.

Ve yani şeyler de var tabii. Bir anlaşma olduktan sonra, yani belli bir şekilde anlaşabiliyorsanız, bir süre sonra bir arkadaşınızla beraberken konuşma isteğinizin olmaması da benim hoşuma giden şeylerden. Yani biriyle beraber yürüyüp konuşmamak, sessizce oturup etrafa bakmak. Çünkü bazen biriyle gerçekten arkadaş olduktan sonra o kişinin dururken ki düşüncelerini ve hislerini anlayabiliyorsunuz gibi geliyor ve iki insanın da kendi düşünceleriyle durması ve karşısındakinin de biraz ne düşündüğünü bilip durması ve belki yürüyüş yapması, bir yerlere gitmesi bence çok hoş bir şey. Buna da çoğu insan katılıyordur zaten.

Evet, şu an yeni şeyler söylüyor muyum emin değilim açıkçası. Ama şunun da farkındayım ve şeyi de arıyorum arkadaşlıklarda, beraber bir şey yapma isteği. Çünkü bazı arkadaşlıklar sadece birbirine beraber değilken yaptığı şeyleri anlatmak üstünden ilerliyor. Yani bir arkadaşınızla çay içiyorsunuz ve siz beraber değilken ne yaptığınızı anlatıyorsunuz.

Ama yani sürekli ne yaptığınızı anlatmak yerine beraber bir şeyler yapmak bazen daha güzel olabiliyor. Çünkü öbürü sadece bilgi vermek gibi oluyor, gibi geliyor. Ya bu da bir denge meselesi. Sadece biri yapılsın demiyorum ama buna da biraz dikkat ediyorum. Yani beraber bir şeyler yapmak da önemli. Yeni bir şeyler yapmak, başka arkadaşlarınıza anlatabileceğiniz hoş oluyor.

Ve arkadaşlık konusunda bence kıskançlık da enteresan bir konu. Çünkü bu var. Yani ilişkilerde de oluyor, romantik ilişkilerde. Arkadaşlıklarda da oluyor. Yani bir arkadaşınız çok başarılı olursa sizinle arkadaş olmaya devam edecek mi? Bazen onu düşünüyorsunuz. Ya da bir arkadaşınız bir anda çok fazla başkalaşırsa, yani başka bir dünyaya geçerse sizinle arkadaş olmaya devam edecek mi?

Onu düşünebiliyorsunuz. Ve şey de var. Çoğunlukla arkadaşlarımızı bizim bir parçamız gibi görüyoruz. Bazen mesela bazı duygularımızı arkadaşlarımızla yaşıyoruz. Yani bazı arkadaşlarımız çılgın oluyor. Biz o çılgınlıkları yapmayıp arkadaşlarımızın üstünden yaşıyoruz. Ya da bazı arkadaşlarımız salak oluyor. Biz salaklık yapmayıp o salaklığı... Yani şaka yapıyorum ama anladınız dediğimi. Bazı duyguları arkadaşlarımızın üstünden yaşayabiliyoruz.

ve arkadaşlarımızı bir parçamız olarak gördüğümüz için bazen bir arkadaşımız bizden bir şeyde daha başarılı olduğunda bu bana olmuyor bu arada ama şey olabiliyor bir arkadaşınız size benzer bir şey yapıyorsa ve bir anda sizden daha iyi bir şey yaparsa hani siz geride kalmışsınız gibi hissedebiliyorsunuz ve arkadaşınız artık hani aldı gitti gibi çünkü şey de oluyor günümüzde bir sürü insan yurt dışına taşınıyor ya da sizden daha iyi okullara giren insanlar oluyor başka çevrelere giren insanlar oluyor biri bir işe giriyor ve Arkadaşlık dinamikleriniz bir anda değişiyor ve arkadaşlık dinamiklerini en çok değiştiren şeylerden biri de birinin sevgilisinin olması oluyor bazen. Evet, yani bence bu sevgili olayı güzel tabii ki ama eğer yani arkadaşlıklarımız bir anda değişiyorsa o zaman gerçekten o arkadaşlarımızı biraz istemiyor muyduk yani? Hani neden bir anda başka bir yere geçip sığınıyoruz bir anda ve arkadaşlarımızla konuşmamaya başlıyoruz? Bu ilginç bir konu. Ve bu duygudan nasıl çıkılır, ondan da emin değilim.

Sonuçta arkadaşlarımızla yarışma içinde değiliz ve hem arkadaşlarımız hem de biz başarılı olabiliriz ama eğer kafamızda şey düşüncesi varsa eğer yani bununla ilgili sıkıntılarımız varsa herhalde yetersiz olduğumuzla ilgili arkadaşlarımızın başarılığı oluyorken bizim başarısız olmamız bizi zorlayabilir gibi. O yüzden yine tüm problemlerin kökü sizle alakalı. Arkadaşlarınız hiçbir şeyden suçlu değil demiyorum tabii ki. Yani bazen bok gibi arkadaşlarınız da olabiliyor. Evet yani insanların kendine iyi gelmeyen arkadaşlar seçmesi de ayrı bir şey. Çünkü yani çocuklukta arkadaş olmuşsunuz sonra sırf arkadaşsınız diye o arkadaşlığı devam ettiriyorsunuz. Baya saçma yani. Bu aile konusunda da öyle biraz. Eğer yani saçma bir aileniz varsa sizi doğurmuş olmaları ya da yani kuzeninizin olması o kişinin çok bir önemi yok. Hani bence benim düşüncem bu şekilde. O yüzden düşününce arkadaşlık yani inanılmaz önemli bir şey. Çünkü hani bizde aile bağı yok. Romantik bir arkadaşlık ve romantizm ikisi beraber olabilir. Ama evet bu da ayrı bir konu. Her şey ayrı bir konu.

Yurt dışına taşınma konusunda da arkadaşlarımız yurt dışına taşınıyorlar ve başkalarıyla tanışıyorlar ve başkalarıyla beraber oluyorlar. Ve biz de sanki hani özellikle İstanbul'da veya Türkiye'de kalan insanlar hani ben hiçbir zaman böyle bir şey yapmayacak mıyım diye düşünebiliyor. Ki bu da yani normal bir düşünce bence. Buna da diyeceğim bir şey yok. Benim konumum biraz daha farklı galiba. Çünkü sürekli gezme avantajına sahibim ama ben de hayatımda İstanbul dışında bir yerde tam olarak uzun süreli yaşamadım. Orta vadeli bile yaşamadığım için açıkçası görmek istiyorum yurt dışında yaşamak nasıl bir şey diye. Bu da bu, aynen. Ve bazen şey gibi de hissedebiliyorsunuz, insanlarla tanışamayacağım değişik insanlarla diye hissedebiliyorsunuz. Bana öyle olmuştu. Ben Üsküdar Amerikan Lisesi'ndeydim ve Üsküdar Amerikan'dan Koç Üniversitesi'ne girdiğim zaman biraz üzülmüştüm çünkü yine bir özel okuldan başka bir özel okula girmiştim. ve şey diye düşünmüştüm hani koça gelen herkes yani sinir sıkıcı zengin insanlar olacak diye düşünmüştüm ve çok fazla okuldayken kulübe girip yeni insanlarla da tanışmamıştım ama aslında okulda ilginç insanlar da vardı yani şey diye düşünüyorsanız benim gibi biri yok etrafta diye düşünüyorsanız sizin gibi insanlar

Bulması zor olabilir. Bu arada bu arkadaşlık şeyi podcast'e de benziyor. Yani bu podcast'i niye dinliyorsunuz? Niye bu podcast'te anlatılanlarla bağlantı kuruyorsunuz da başka bir şeyle ilgili bağlantı kurmuyorsunuz? Bu da düşünülebilecek şeyler. Burada şey demek istiyorum. Ben de üniversitede hani biraz o kafa içindeydim. Değişik insanlarla tanışamıyorum. Değişik insanlar yok. İşte aynı bir, benzer bir ortamın içine girdim yine. Liseden, üniversiteye ve kimse ilginç olmayacak diye düşünmüştüm ve kimseyle tanışmamıştım.

Ama sonra üniversiteden sonra yeni insanlarla tanışmaya başladım. Ve hatta bazen koçta da değişik insanlar varmış. Bunu öğrendim yani ben üniversitedeyken. Bu da ilginç bir olaydı. O yüzden ne zaman nereden insan çıkacağı belli olmuyor. Bu da çok önemli bence. Bu çok önemli. Şaka yapmıyorum. Şu an cidden gaza geldim. Arkadaşlarınızla sıkılma olayı. Arkadaşlarınızla sıkılabilirsiniz. Bence bu çok önemli. Çünkü her zaman... ...arkadaşlarınız sizin istediğiniz konuları konuşmayacak. Her zaman sizin istediğiniz şeyleri yapmayacak. Ama eğer belli bir bağlantınız varsa arkadaşlarınızla... ...bir kere o şeyi kurduysanız... Bu arada şeyden de bahsetmiyorum. Eğer yani biri sürekli kredi kartı indiriminden bahsediyorsa... ...ya da biri sadece dedikodu yapmak istiyorsa... ...o kişiyle arkadaş kalın demiyorum. Ama gerçekten düzenli olarak iletişim kurduğunuzda... ...size iyi gelen de demek istemiyorum. Çünkü ama iyi gelen değilim yani.

Size kendini anlaşılır hissettiren, daha bir şeyler hissettiren insanlar varsa o insanlarla sıkılmaya da evet demedisiniz. Yani bu hepsi bir arada geliyor şeyin. Onlarla üzülebilmelisiniz, sıkılabilmelisiniz onlardan. Ama tüm bunlara rağmen onlarla beraber olabilince bence güzel oluyor.

Bunu düşündüm çünkü bu sıkılma konusu bayağı can sıkıcı. Yani sürekli sıkılmamak üstüne yaşadığımızda bir şey yaşamamız da zorlaşıyor. O yüzden arkadaşlıklar nasıl bitiyor? Bu konu da bence zor bir konu. Yani ilişkilerin bitmesi gibi. Çok farklı dinamikler var tabii ki burada. Bazen mesela iki insan arkadaş oluyor ve birbirine çok benziyorlar bir anda. Ve sonra birbirlerinde kendilerini görüyorlar ve aslında kendilerinden de nefret ettikleri için sonra arkadaşlarından nefret etmeye başlıyorlar ya da arkadaşları onları tetiklemeye başlıyor. Yani diyelim sizin çok fazla telefona bakma sıkıntınız var. Yani yakın bir arkadaşınız da çok fazla telefonuna bakıyorsa, beraber bir araya gelip çok fazla telefonunuza bakarsanız hani kendinizi görüp o kişiden uzaklaşmak isteyebilirsiniz. Tabii ki şey de yapabilirsiniz, biz beraber bu sıkıntıyı aşmaya çalışalım da diyebilirsiniz.

Ama bazen de onu diyemiyorsunuz ve böyle bir tıkanıyorsunuz yani öyle bir şey oluyor. Bazen zaman geçiyor ve herkes başka biriyle tanışıyor ve başka şekillerde ilerlemeye devam ediyor ve siz de diyorsunuz ki tamam hani artık bu arkadaşlık yani ikimiz de farklı insanlarız ve bu arkadaşlığı ilerletemeyeceğiz çünkü ikimiz de değiştik diyorsunuz. Ama sonra belki beş yıl sonra bakıyorsunuz ki arkadaşınızla bir anda farklı yerlerden benzer bir noktaya gelmişsiniz ve artık birbirinizi iyi anlıyorsunuz. Hani uzun süredir konuşmamışsınız ama belki de ayrı ayrı benzer zorluklardan, belki de ayrı ayrı benzer zorlukları yaşamışsınız ve şu an birbirinizi bulmuşsunuz. Tekrar iletişim kurmaya devam ediyorsunuz. Bazen de şey oluyor, bu bana en çok olan şey.

Yani bir anda konuşmak duruyor ve konuşmamaya başlıyorsunuz ve sonra yıllar geçiyor ve aynen sürekli belki de o kişiyle konuşabileceğinizi de düşünüyorsunuz ama artık o arkadaşlık biraz bitmiş oluyor yani. Benim öyle arkadaşlıklarım üzücü bir şekilde yani üzücü mü bundan da emin değilim çünkü gerçekten kaç kişiyle konuşabiliriz hayatımda onu da bilmiyorum ve kendi üstüme de şu an gelmek istemiyorum ne yaptım falan diye ama benim konuşmadığım ve eskiden yakın olduğum ve şu an hani konuşmamamın bir sebebi olmadığı bir sürü insan da var. Ve şu an konuşsam da kesinlikle hoşuma gideceği ama belli sebeplerden, yani belirsiz sebeplerden dolayı çok konuşmadığım insanlar da var. Ve arkadaşlıklarımda bazen öyle sıkıntılar yaşayabiliyorum. Yani hala bazen iletişim kurmakta zorlanıyorum. Özellikle bir arkadaşım taşındıysa

Biraz zor oluyor telefonla iletişim kurmak ya da şehirdeyse bile zor oluyor iletişim kurmak. Çünkü bu bana oluyor. O yüzden anlatmak istiyorum. Belki size de oluyordur. O yüzden siz de düşünürsünüz. Bazen çalışmak istiyorum.

Sonra çalışmaya çalışıyorum ama çalışamıyorum. Sonra çalışamadığım için kötü hissediyorum ve arkadaşlarımla görüşmek istemiyorum. Çünkü çalışmam gerekiyor. Sonra arkadaşlarımla görüşmüyorum, çalışmaya çalışıyorum, yine çalışamıyorum. Sonra yapmadığım şeyler birikiyor. Ama bu biriktiği için arkadaşlarımla görüşme isteğim de azalıyor ve

Sonra arkadaşlarımla görüşmüyorum ve çalışmıyorum da ve kötü hissediyorum. Ya da bazen şey oluyor. Arkadaşlarımla buluşmayacağım diyorum. Hani bugün evde çalışayım diyorum. Sonra hani 4 saat gerçekten diyelim çalışıyorum toplamda gün içinde ama 6 saat de YouTube izliyorum.

3 saat arkadaşlarımla buluşup, 3 saat YouTube izleyip, 4 saat çalışacak vaktim var diyelim ama onu da yapmıyorum. Böyle kafamda... Çünkü arkadaşlarımla buluşmak... Bilmiyorum, emin değilim ben şimdi ne hissettiğimden. Bir kere şey çok komik, bu insanlarla buluşma konusu ilginç. Lisede şey olmuştu, bir kere birileriyle buluşacaktık ve benim o hafta sonu dışarı çıkasım gelmemişti ve o hafta sonu telefonumu tamamen kapamıştım.

Arkadaşlarım endişelenmiş yani bana ne olduyla ilgili. Çünkü gitmeyeceğimi de söylemiştim. Telefonumu kapamıştım. Sonra pazartesi günü açmıştım işte bir sürü mesaj vardı ne oldu falan diye. Tabii ki o sırada sosyal medya bu kadar yaygın değildi yani 2012, 2012, 2014'te. O yüzden hani çok önemli bir şey olmamıştı. Ama şu an üç gün telefonumu kapayıp arkadaşlarıma cevap vermesem bir buluşmaya geleceğim deyip... Daha komik bir şey olabilir yani. Neyse, sonra arkadaşlarıma da şöyle bir problemim yoktu bu arada. Sadece dışarı çıkmak istememiştim. Ki insan dışarı çıkmayıp evde oturmak ve düşünmek de isteyebiliyor. Evet, bu da arkadaşlıklarda bence olması gereken bir şey. Kendi düşünebilmesi arkadaşların, sadece dışarıya bağlı olmaması.

Ama işte bu da zor bir denge. Eğer arkadaşınız böyle bir mallık yapıyorsa dışarı çıkmamak için, herhalde hala ona benzer mallıklar yapıyorum dışarı çıkıp insanlarla sosyalleşmediğim için. Ama bazen de, özellikle bu son zamanlarda oluyor, dışarı çıkıyorum insanlarla sosyalleşmek için. Eğleniyorum, deli gibi eğleniyorum. Sonra iki gün bir daha çıkıyorum. Eğleniyorum eğleniyorum sonra eve gelip yine çalışamıyorum ama bu şeyden daha iyi herhalde. Evde çalışmaya çalışıp çalışamayıp dışarı çıkmamaktansa dışarı çıkıp sonra eve geldiğimde çalışamamak. Sonuçta yine çalışamamış oluyorum ama sosyalleşmiş oluyorum. Aynen. Teşekkür ederim sorunlarımı çözmeme yardımcı olduğunuz için bu podcast'ı dinleyerek.

Aynen, bu iletişim zorluğu özellikle telefondan da kaynaklandığını düşünüyorum, iletişim zorluğunun. Çünkü telefonunuzu açtığınızda bir anda Instagram'a girip tüm arkadaşlarınızın ne yaptığını görebiliyorsunuz. Ama aynı zamanda size gelen iş mesajları da WhatsApp'ta iş mesajı oluyor. Bir iş mesajını görüyorsunuz ve yapmadığınız bir şey aklınıza geliyor ve işte bunu da yapmam gerek, yapmam gerek, yapmam gerek diyorsunuz. O sırada arkadaşınıza cevap veremiyorsunuz. Mail görüyorsunuz, haber görüyorsunuz. Yani...

Bilmiyorum. Buna nasıl bir çözüm bulunabilir? Şimdi Apple, iPhone'lara odaklanma modu getirdi. Biliyor musunuz bilmiyorum. Hani size farklı. Odak moduna göre işte iş modundaysanız bazı bildirimleri yollamıyor. Ev modundaysanız bazı şeyleri yollamıyor falan. Ama bence çok daha katı modlar gelebilir yani. Hani iş modundayken sadece iş uygulamalarını görme.

Yani bu da kapitalizmin sorunlarına kapitalizmle çözüm aramak da nasıl bir şey bilmiyorum. Çünkü şey telefonları da var ya elektronik ekranlı işte küçük telefonlar. Niye? Çünkü telefonunuza daha az bakın falan filan hani illa bize kapitalizmin getirdiği sıkıntıyı da başka bir şekilde satmaları gerekiyor. Ya da uygulama indirip ona para verip işte o uygulama şunu kısıtlasın falan. Gerçekten bizde dalga geçiyorlar yani bizde saklambaç oynuyorlar ve ama bilmiyorum bizde dalga geçiyorlar.

Ama şu an konuşmadığım arkadaşlarımla ilgili şu an konuştukça düşünüyorum ve onları sevdiğim aklıma geldi yani. Ve beraber yaşadığımız şeylerin aslında hala benle olduğu da aklıma geldi. Ama şu şey de aklıma geldi. Yani bu arkadaşlarımla şu an 28 yaşındayım. Hani diyelim 10 yıl daha konuşmadım, 20 yıl daha konuşmadım, 30 yıl daha konuşmadım. Yani birilerimiz

...bu hayatta olmayacağız, yani belki de 50 yıl sonra. Ama bir ara hiçbirimiz hayatta olmayacak ve belki de ben bu arkadaşlarımla son kez konuştum mu yani. İlginç. Geçen Facebook'a girdim ve bir öğretmenim, lisedeki bir öğretmenimin ölüm haberi... ...öğretmenimin Facebook sayfasında yazılmıştı. Evet, yani burada da ne bileyim yol o. O yüzden arkadaşlarınıza seni seviyorum diye mesaj... Bu arada arkadaşlarınıza seni seviyorum diye mesaj atmayın. Arkadaşlarınıza onları sevdiğinizi söyleyebilin gibi bir mesaj da verilebilir. İnsanlara sıkı sarılma mesajı verilebilir. Düşüncelere, insanlara aktarma mesajı verilebilir.

Bu arada ben bu podcastta konuşmak için birkaç film izledim. Ben, She's Off, In The Share'ını izledim. Francis High'ı izledim. Francis High çok, çok, çok tatlı bir film. O da bir arkadaşlıktaki kıskançlıkları çok iyi anlatıyor. Ben, She's Off, In The Share'ın da yani insanların nasıl bir anda değişebildiğini ve bazı şeyleri ne kadar abartıp ciddiye aldıklarını da anlatıyor. Bazı insanlar kendileriyle ilgili o kadar yüksek düşüncelere sahip oluyorlar ki

başka bir insanın garip bir davranışını sanki dünyanın en önemli şeymiş gibi düşünebiliyorlar. Ama aynen benim yakın arkadaşlarımla şöyle bir şey de var. O arkadaşlarımın ve benim en yakın arkadaşlarımın birbirimize kötü bir şey yapmayacağını biliyorum ya da birbirimizi şaşırtacak bir şey yapmayacağımızı da biliyorum. Bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama bu arkadaşlarımla Görüş ağrılıklarım olabiliyor ama hiç kavga etmiyoruz. Ve hiçbir şekilde onlarla kendimi yarış içinde hissetmiyorum. Onlar mutlu olduğunda mutlu oluyorum. Mutsuz olduklarında da mutsuz oluyorum. Ama aynen böyle bir şey var. Bunu da belirtmek istedim. Yani bence böyle arkadaşlıklar kurmak mümkün. İlla yarışma ve gerginlik içeren arkadaşlıklar kurmaya gerek yok. Ve böyle insanlara sahip...

Olabilmek de tabii ki güzel bir ayrıcalık diyebiliriz. Ve böyle insanların kaç yaşınızda karşınıza çıkacağı da belli olmuyor. O yüzden çok da stres yapmayın. Ama böyle insanların karşınıza çıkması için de birileriyle tanışıp konuşmanız ve bu sırada bir sürü saçma insanla konuşmanız da gerekiyor. Bunu da unutmayın. Hiçbir şey unutmayın, tamam mı?

Ama esas unutmamanız gereken şey bu podcastı her hafta dinlemek. Siz bir insan değilsiniz ve ben bir insan değilim. Ben bir podcast üretme makinesiyim ve siz de podcast dinleme çılgınlığısınız. Evet, ilk bölüm böyleydi Amerika'dan. Beş hafta daha, yani beş hafta değil, dört buçuk hafta daha burada Amerika'da olacağım farklı şehirlerde. Bakalım nasıl geçecek ve bakalım ilerleyen bölümlerde neler konuşacağım diye. İlerleyen bölümlerde konuşmak istediğim şeyleri de Instagram'dan falan DM atabilirsiniz. Dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın. görüşürüz bay bay arkadaşlarınızla sarılmayı unutmayın arkadaşlar sadece film izlemiyorum arkadaşım da var kesinlikle hiç arkadaşım yok

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)