Podcast

ünlü kültürünü ve influencerları geride bırakabiliriz 🌺🌺

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bazen insanlara kendimi boktan bir influencer olarak tanıtıyorum ve sonra film eleştirdiğimi söylüyorum. Bu bölüm ünlü ve influencer olmak ve onun kültürüne dair konuştum.

Bu bölüm Podbee stüdyosundan uzakta New York'ta kaydedilmiştir.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------
Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.403 kelime · ~22 dk okuma

Birkaç yıl önce İstanbul Film Festivali'nde bir filme girecektim ve sinemanın önünde öyle bekliyordum. O sırada birisinin bana baktığını fark ettim ve yani normalde biriyle göz göze gelirsiniz sonra bakışını çevirir ya. Bu kişi bakışını çevirmedi gibi geldi bana. O yüzden ben de geri baktım ne oluyor diye ve o da bana bakmaya devam ettiği için hani merhaba dedim.

baktığım kişi de merhaba dememe gerildi mi ne oldu bilmiyorum bana şey dedi işte niye merhaba dediniz siz ünlü müsünüz dedi ben de yo diyip gittim çünkü yani ne olduğunu anlamadım hani bana uzun süre bakıyordu bende merhaba dedim o yüzden çünkü ne bileyim insanlara merhaba diyebilirsiniz zaten niye merhaba dememin tanınıp olup olmamamla bir alakası vardı anlayamadım yani evet bana bazen Beni tanıyıp merhaba demek için bakanlar oluyor ve sonra utandıklarını fark edersen ben merhaba diyorum. Evet böyle bir şey var. Ama sokakta yürürken de böyle hani Ekrem İmamoğlu gibi böyle insanların elini sıkıp merhabasınız, nasılsınız falan da demiyorum. Hani öyle bir şey de yapmıyorum. O yüzden karşımdakinin tepkisini tam anlamadım. Ama yani merhaba deyip geç edebilirsin. Acaba bu bana bakıp merhaba dediğimde siz ünlü müsünüz, niye bana merhaba dediniz diyen insan beni tanıyor muydu yoksa tanımıyor muydu? Tanıyorsa komik, tanımıyorsa yani merhaba deyip geçebilirsin. Hani bilmiyorum, neyse. Umarım yani etrafta herkes beni tanıyor mu diye gezen biriymişim gibi durmuyorumdur. Öyleyse gerçekten çok üzücü yani geçmiş olsun bana ve

arkadaşlarımı ve karşılaştığım herkese. Bugün ünlü kültürü ve influencer kültürü, onlardan konuşmak istiyorum. Bölüme hoş geldiniz. Bu arada son bir haftadır New York'tayım. Burada birkaç arkadaşım ve akrabam var. Onlarla vakit geçiriyorum. Ve geçen hafta pazartesi doğum günümdü ve buradaki arkadaşlarımla ve ailemle doğum günümü de kutladık. Bu da böyle bir bilgi 28 yaşıma girdim. Nasıl hissediyorsun diye sorarsanız. Çok bir şey hissettiğime emin değilim açıkçası yaşımla ilgili. Ama size esas anlatmak istediğim şey, geçen komik bir olay yaşadım. 787 diye bir lokal kahve zinciri var ve bu zincir şeyleriyle tanınıyor. Whisky infused, yani whisky aşılanmış, rom veya tequila aşılanmış kahve çekirdekleri var. Bunu da galiba whisky'yi, hani o whisky'lerin bekletildiği fıçılara koyarak kahve çekirdeklerini yapıyorlar. Ya da rom aşılanmış kahvede de, romda bekleyen... ya da tequila ışılanmış kafede de tequila da bekletiyorlar çekirdekleri ama bu kahveler alkolsüz ve biskide bekletilmiş mesela biraz sanki içinde tarçın varmış böyle değişik baharatlar varmış gibi bir tadı oluyor normal amerikanosunu içtiğinizde bile neyse ben bunların bir dükkanına gittim ve dükkana girdiğimde

Transkriptin tamamını oku

Orada çalışan tek barista gözlerini kısmış bir şekilde sanki beni 100 yıldır tanıyormuş gibi bana merhaba dedi. Ama öyle bir merhaba dedi ki sanki adam ruhumu okuyor ve böyle benim işte dedemi ya da atalarımı tanıyormuş falan gibi hani içimi görüyormuş gibi merhaba dedi. Ben de merhaba dedim. Sonra kahve siparişimi verdim ve oturdum kahveye yatmasını bekledim adamın. Tuvalet var mı diye sordum. Tuvaletim vardı. Yok dedi.

Sonra geldi, kahveyi verdi bana yine gözleri kısık bir şekilde bakarak. Ben de teşekkür ederim dedim ve ödemek için kartımı çıkardım. Adam yine gözlerini daha da kıstı. Artık gözlerini kapadı neredeyse. Merak etme, bu benden dedi. Evet, bu kadardı anı. Yani adam öyle bir bakıyordu ki bana. Neden diye sormak bile istemedim. Tamam dedim ve çıktım gittim ama çok komik bir andı. Böyle bir şey.

Bir de bugün bir tane restorana gittim. Bu restoranda Tayvan restoranı ve işleten kadın da bildiğiniz hani böyle tatlı bir teyze. Gitmeden önce restoranın incelemelerini okumuştum ve işte teyze çok tatlı tam evinizde gibi hissediyorsunuz. Size sürekli bir şeyler getiriyor falan diyordu ve bana da gittikten sonra öyle oldu. Ben kadına menüdeki bir şeyi sordum. Teyze de

Tamam dedi, menüyü elimden aldı ve gitti. Ben de anlamadım hani kızdı mı, yanlış bir şey mi sordum diye düşündüm. Sonra kadının geri gelmesini bekledim. Çünkü hani menüyü elimden aldı ve sipariş de vermemiştim. Yani sadece soru sormuştum. Sonra kadın mutfaktan elinde bir yemekle geldi ve yemeği bana verdi.

Ben de yani yedim hani yapacak bir şey yok diye ve bayağı iyiydi. Sonra menüyü geri istedim başka bir şey söylemek için. Tekrar bir sipariş daha verdim. Çünkü başlangıç getirmişti bana. Ana yemekte de tavukla patlıcan böyle bir şey yapmış. Onu söyledim. Sonra bana şey dedi, pilav ister misin? Yanında pilav gider bunun. Ben de dedim ki yok canım istemiyor pilav. Ama kadın yok ben sana küçük bir porsiyon pilav getiririm dedi ve sonra bir kase pilav getirdi. Sonra çay da getirdi.

Sonra çorba getirdi. Yani baya tam gerçekten babaannemin, anneannemin evinde yemek yiyormuşum gibi hissettim. Ve sonra hesap geldi ve hesabı o ekstra getirdiği hiçbir şey yazmamış. Hesabı ödedim ve Amerika'da şey var, biliyor musunuz bilmiyorum, baş iş vermeniz zorunlu gibi bir şey. Yani zorunlu değil ama

Eğer restoranlarda bahşiş vermezseniz, restoranda çalışan garsonlara kötülük yapmış oluyorsunuz. Çünkü restoranda çalışan garsonlar asgari ücretten daha düşük bir maaş alıyorlar. O insanların maaşları ancak bahşişlerle normal bir maaşa denk gelebiliyor. Tabii ki New York'ta çalışan garsonlar büyük ihtimalle çok fazla insan gelip gittiği için, belki daha çok bahşiş aldıkları için iyi yaşıyor olabilirler. Ama yine de hani başliş kültürü var. Ve başlişi de direkt şeyden veriyorsunuz. Kredi kartı makinesinde opsiyon çıkıyor kartınıza ödeme yaptıktan sonra. Ben teyzeye ödeme yaptıktan sonra işte o yüzdeler çıktı seçmem için. Ben de elimi götürdüm başliş vermek için. Çünkü veriyorum yani burada anlattığım sebeplerden dolayı. Ve kadın sonra kredi kartı makinesini önümden çekti böyle başliş vermeyeyim diye. No no no dedi. Ben de

Tamam dedim, teşekkür ederim ve çıkıp gittim. Bu da böyle bir anı. Çok enteresan şeyler yaşamadım, sadece tatlı şeyler yaşadım. Aynen. Bu haftaki başka aklımda kalan bir şey de burada yaşayan bir arkadaşımla konuşuyordum ve o şey dedi. New York'ta yaşıyorum ama New York'ta o kadar çok şey oluyor ki ve insanın sürekli dışarıya çıkacak hem parası hem de zamanı olmuyor. O yüzden bazen bu şehirde yaşayıp

Bu şehirde olan şeyleri düşünüp kötü hissediyorum. Hani fear of missing out. İyi şeyleri ben yapamayacağım korkusu. Hani başkaları yapıyor, ben yapamayacağım korkusu yaşıyorum dedi. İnsan her zaman kötü hissedebiliyor tabii ki. Nerede olursa olsun bunu hatırlattı bana. Yine başka bir enteresan olay olarak da sperm bankasından bebek yapmış bir kadınla tanıştım. Bu doğru terimi kullandım mı bilmiyorum. Kullanmadıysam özür dilerim. Ama bu da bayağı ilginç bir... Yani ilginç değil aslında. Normal bir çocuk yapmış yani ve yaşıyor. Ama daha önce hayatımda böyle bir şey yapmış bir insanla ve bebeğiyle tanışmadığım için o da ilginç geldi. Yani farklı insanların farklı şekillerde yaşamasını görmek de güzel bayağı.

New York'ta yürürken sürekli ağlıyorum. Ama bunun sebebi duygusal değil. Çok fazla rüzgar esiyor ve hava çok soğuk. O yüzden gerçekten gözyaşlarım... O yüzden hani gözümden yaşlar akıyor şakasız yürürken. Başka New York güncellemem kaldı mı diye düşünüyorum. Yani şey, hoşuma gidiyor burada. Sürekli her yerde insanlar bağırıp çağırıyor ve müzik yapıyorlar. Metroya biri gelip mikrofon ve hoparlörle... böyle İspanyolca rap yapmaya başlıyor ve kimse hani of ya çok rahatsız oldum demiyor. İnsanlar hani şehrin bu gürültüsüne ve herkesin kendini hayvan gibi ifade etmesine alışmış gibi. Ve sürekli bir yerlerden bir sesler duyuyorsunuz, müzik duyuyorsunuz. Buradaki metrolar çok eski ve hayvan gibi ses çıkarıyorlar. Ve bazen hani yerin altında değil de üstten giden metrolar var. Siz hani yürürken üstünüzden metro geçtiğinde başkasıyla konuşamıyorsunuz. Çok gürültülü oluyor.

Ama aynen o gürültü ve insanların kendini ifade etmesi bence keyifli. Yani siz evinizde oturuyor olsanız bile dışarıda insanların müzik yaptığını, saçmaladığını ve çıldırdığını bilmek benim hoşuma gidiyor açıkçası. Ünlü ve influencer kültürüne geçelim. En sevdiğiniz ünlü şu an kim hatırlıyor musunuz? Ya da çocukken sevdiğiniz bir ünlü. Veya eskiden çok sevdiğiniz, artık sevmediğiniz bir ünlü. Ben lisede Casey Neistat diye bir YouTuber'ı takip ediyordum. Kendisi sinematik tarzda vlog, YouTube vlogları çeken ilk insanlardan biri. Yani o tarzı oluşturan insanlardan biri diyebilirim. Ve bu adam her gün ama her gün

hayatını çekiyordu. Ben lisede eve döndüğümde tam o sıralarda koyuyordu videosunu, açıp izliyordum her gün ne yapmış diye ve aynen bu alışkanlık hissi adamı her gün izlemek gerçekten keyifliydi ve gerçekten hiçbir günde fire vermiyordu, sürekli koymaya devam ediyordu. Ben bu adamı çok seviyordum. Yani o dediği her şeye aşırı dikkate alıyordum. Ve her videosunda şey diye bahsediyordu. İşte çok çalışmanız lazım. Ben hiç Netflix izlemiyorum. Boş konuşmuyorum. Boş arkadaşlarım yok. Çalışıyorum, çalışıyorum, çalışıyorum. Hustle, hustle, hustle. Öyle şeylerden bahsediyordu. Ve o dönem biraz da beni öyle etkilemişti. Hani sosyalleşmek, insanlarla iletişim kurmak çok gerekli değil gibi düşünmüştüm. Ve işte iş önemli, çalışmak önemli. Bla bla gibi düşünmüştüm. Ve bence bu beni biraz o dönem kötü etkilemiş. Bunun şu an farkına... Şu an değil, birkaç sene önce farkına vardım. Bazı açılardan iyi etkilediği de oldu. Mesela koşuyordu sürekli bu Casey Neistat. Ben de koşmaya başlamıştım üniversite döneminde. Ve hala da yani arada sırada koşuyorum ve bana iyi gelen bir şey bu. Belki yani Casey Neistat izlemesem de koşardım bilmiyorum ama.

Neyse ben bu adamı geçen sene direkt takip etmeyi bıraktım. Çünkü bu sürekli çalış demesinden dolayı değil. Ama geçen sene İsrail'le alakalı birkaç tane video yaptı. İşte İsrail haklı saldırmakta Filistin'e. Evet insanlar ölüyor ama... Aynen anladınız yani ve baya saçma bir videoydu bence. Ben de adamı takip etmeyi bıraktım bu kadar. Ve bu size de oluyordur belki yani küçükken birini takip ediyorsunuz. Belki yani...

beni de takip etmeyi bırakacaksınız büyüyüp birilerini takip ediyoruz seviyoruz sonra o kişiden sıkılıyoruz ve takip etmeye başlıyoruz ya da o kişi daha fazla düşüncesini söylüyor ve aslında o takip ettiğimiz kişinin mal olduğunu anlıyoruz ya da düşünceleri bizden ayrışıyor bir süre sonra yani böyle şeyler olabiliyor ve bu da ünlü kültürünün büyük bir parçası yani Birileri seviliyor, sonra sevilmemeye başlıyor, sonra başka biri seviliyor, başka biri çıkıyor ve insanlar bunu konuşuyor. İşte şuna şöyle olmuş, bu böyle olmuş, şu yaşlanmış, bu gençleşmiş, şu şunla berabermiş. Ünlü ve influencer kültürünün büyük bir bölümü. dedikodu üstüne, dramalar üstüne. İnsanlara konuşulacak bir şey veriliyor. Ve bizim de bir şeyleri konuşmak, kimin bir şeyi nasıl yapması gerektiğine karar vermek hoşumuza gidiyor. Şu bunu yapmış aslında böyle yapmalıydı, bu bunu yapmış aslında böyle yapmalıydı. Hani insanlarla ünlüleri konuşurken de insanların görüşleriyle ilgili bilgiler ediniyoruz. Ama bence yani bu konuşmalara katılmak bile mantıklı değil. Yani

Bence ünlü kültürünü tamamen reddetmeye çalışmalıyız. Ben bu ünlü kültürünün içinde olan bir ürün olarak böyle düşünüyorum. Ben bir ürünüm. Diğer tüm influencerlar ve ünlüler de bir ürün. Ve bizim amacımız dikkat çektikten sonra insanlara bir şey satabilmek. Yani her şeyin arkasında reklam paraları var.

Ünlüler de bunu yapmak için en mantıklı şeylerden biri. Çünkü bir sektör reklam tarafından kontrol edilince bir kişiye istediğinizi söyletebiliyorsunuz. Yani o kişi reklamcıların istediği şekilde davranarak daha fazla reklam almaya ve daha çok para kazanmaya devam edebiliyor. Ve böylece aslında parayı elde bulunduranlar, yapımcılar ve reklamcılar kimin ne yapması gerektiğini ya da nasıl konuşması gerektiğini belirleyebiliyorlar. O yüzden çok fazla ünlü böyle çok fazla değişik fikre sahip olduğunda bunları söylemiyor. Ama günümüzde şey de başladı tabii ki niş, komüniteler. Ama aynen genel olarak ünlü kültürü toplumun sınırları dışına çıkmamak üstüne çok fazla. Eğer siz bunların dışına çıkmazsanız, sürekli gülümserseniz, her şey okey, kimseye bir şey olmuyor, kimse ölmeyecek derseniz, sadece toplumsal hakları, toplumsal hakları savunmanın kabul edildiği bir zamanda savunursanız, iyi bir, tatlı bir ünlü olabiliyorsunuz. Bu da önemli bence. Bundan daha önce de bahsetmiştim ama her zaman insan haklarını savunmak kolay bir şey olmayabiliyor. Çünkü bazen bir toplum o kadar ürkçü oluyor ki, acaba

insanlara ırkçılık yapmasak mı, insanlar bastırılmasa mı demek yanlış bir şey olarak kabul ediliyor ve siz toplumdan dışlanabiliyorsunuz. Ünlüler mesela eğer bu zamanlarda insan haklarını gerçekten savunurlarsa o zaman sıkıntıya girebiliyorlar reklam alma açısından. Ünlülerin nasıl ünlü olduğu tabii ki konuşulabilir ama şunu da unutmamak lazım. Özellikle influencerlar açısından. Yani tek bir influencerın çok bir önemi yok. Çünkü eğer yeri geldiğinde yani sizin yerinize bambaşka bir influencer da gelebilir. Yani çok kolay yeriniz değiştirilebilir. Sadece sistemin bir parçasısınız. Ve bence şey de biraz komik. Yani influencerlara kızılmasının sebeplerini çok

Anlıyorum ve aynı şekilde ben de kızıyorum. Ama sistemin parçası olması bakımından influencerlar şey gibi hani kapitalist sistemin en çok sinirlenilen yüzü gibi. Ama aslında kapitalist sistemi çevirenler de yani influencerlar değil. Şirket sahipleri ya da bu şirket sahipleriyle beraber çalışıp bir şekilde para kazanan yöneticiler ya da eğer aynı şekilde politikacılar da bu şekilde para kazanıyorsa onlar. Influencer sadece o şirketlerin reklam verip yüzü olan insanlar. Yani şirketlerin sahibi zaten hayatlarını paylaşmıyorlar. Çünkü hani bir şey göstermelerine gerek yok. Onlar arkada parayı kazanıp ucuza çalışan çalıştırıp... ucuza işçi çalıştırıp yaşıyorlar zaten. Peki bir influencer olarak biraz daha influencerlıkla ilgili ne düşünüyorum onu söyleyebilirim. Daha önceki bölümde de söylemiştim. Bazen insanlara kendimi böyle boktan bir influencer olarak tanıtıyorum ve sonra işte film eleştirdiğimi falan söylüyorum. Aynen yani bence influencerlık bir kere şöyle bir insanın görülme ihtiyacından kaynaklandığını düşünüyorum. Yani neden başladığımı düşünürken

Herhalde birileri benim sesimi duysun, birileri beni görsün ve onaylasın istiyordum. Bunu neden istiyordum? Herhalde onaylanma isteğinden dolayı. Yani film yorumlayarak başladım ben. Doğrudan influencer olarak değil ama tabii ki bunu yaparken de görülmek istiyordum. Ya da YouTube'a ilk videolar koyduğum zaman daha çok izlenen videoları daha çok yaptım. Ve bir şekilde bu da kanalımın büyümesine sebep oldu.

Ve şu an bilinen bir, biraz yani bazı insanlar tarafından bilinen bir insanım ve bilmiyorum. Ya bu bölümde şey de yapmak istemiyorum, kesinlikle öyle de düşünmüyorum. Hani influencerların hayatı düşündüğünüz kadar mutlu değil, o yüzden kötü hissetmeyin demek istemiyorum. Çünkü influencerlar gerçekten özellikle zaman açısından bence, para açısından da tabii ki daha dengesiz bir dağılım var toplumun içinde.

Ama zaman açısından da çok fazla zamana sahipler bir şeyler yapabilmek için. Yani çok fazla ayrıcalıklılar. O yüzden influencer olmadığınız için kendinizi mutlu hissedin diyebilecek bir konumda değilim. Ya da şey diyebilecek biri de değilim. Yani influencerlar da mutsuz oluyor. Hayatları mükemmel gözükse de onların da sıkıntıları, hastalıkları oluyor, aile yakınları.

...bir şeyler oluyor. Yani tabii ki oluyor. Sadece bunlar olurken influencerların imkanları ellerindeki daha çok olabiliyor. Ama influencerlar gerçekten mutsuz olabiliyor mu diye de düşünürsek bence oluyorlar. Bir sürü influencerla tanışmış biri olarak insanlarla konuşurken birkaç farklı influencer tipi...

gözlemlediğimi söyleyebilirim. Bazıları bunun parasını kazanıp hayatın gerçekten keyfini çıkarabilen insanlar. Bence bunlardan az var. Bazıları influencer'lıyı gerçekten hayat stili olarak görüyor ve bence bu gerçekten üzücü ve bu insanlar mutlu olduklarını düşünüyor olabilirler ama ne kadar mutlular ona emin değilim. Bu insanları size şöyle anlatabilirim.

Yani biraz önce dediğim gibi influencerlık bildiğiniz reklam yüzü olmak gibi bir şey. Yani insanlar sizi takip ediyor, siz de reklam yapıyorsunuz ve bazı influencerlar bunu o kadar içselleştirmişler ki yani bunun o kadar normal bir şey olduğunu düşünüyorlar ki hani gerçekten o kadar tüketimin içindeler ki böyle yaşıyorlar. Aynen sürekli bir şey alarak yaşıyorlar. ve yani sürekli bir şey alarak sürekli takipçi kazanarak yaşamanın nasıl bir anlamı var onu anlamıyorum şeyi anlıyorum yani eğer çok fazla paranız yoksa ve influencer olduysanız bu size hayatı daha iyi yaşamanıza yardımcı olabilir belki ailenize yardımcı olabilirsiniz belki daha iyi bir hayat kalitesine sahip olursunuz ve hani bu sizin için iyi olur ama şeyi anlamıyorum zaten parası olan bir insan bu parayı kullanarak bir şeyler yapıp gösterdiğinde ve sürekli tüketimi devam ettirdiğinde. Aynen bu da şeyden kaynaklanıyor yani. Baya sıkıcı bir konu aslında. İnfluencerlık baya sıkıcı, influencerlar da baya sıkıcı bilmiyorum. Ama tabii ki yani parası olup sadece tüketim üstünden içerik üretmeyen de bir sürü iyi şeyler yapan insan var.

Ama benim burada eleştirmeye çalıştığım zaten parası olan ve sonra bu parayı aldığı ürünleri gösterip yine para kazanıp popülerlik kazanan insanlar biraz. Yani çünkü yani bu insanları düşünmemin sebebi şey galiba. Yani hepimiz bir ürünüz influencer olarak ama bu insanlar ürün olmaktan hoşlanıyorlar. Yani mesela bir şirket onları bir etkinliğe çağırdığında hoşlarına gidiyor. Yani benim de iyi bir şirkette çalıştığımda

Bu bazen hoşuma gidebiliyor ama aynı zamanda şeyi de hissediyorum. Beni sadece ürün olarak kullanıyorlar. Hani orada bulunmamın tek sebebi bir ürün olmam ve beni hiçbir şekilde önemsediklerinden dolayı ya da benim bir şekilde özel olmamdan dolayı değil. Ve bu yüzden de şirketlerle çalışırken aynı zamanda kötü de hissediyorum. Bu döngüyü devam ettirdiğim için.

Ama evet, influencerların mutlu olma konusuna gelecek olursak yani bu ya da ünlülerin bu iş sürekli ego üstünden yürüdüğü ve sürekli ilgi istediğiniz için yani sürekli ilgiyi göremezsiniz. Bunun için sürekli çaba harcamanız gerekir veya da görüyorsanız da sürekli daha fazlasını isteyeceğiniz için bu içinizde hiçbir zaman kapayamayacağınız bir yara ya da bir yani sizin açıklığınız olur ve bu yüzden sürekli kötü hissedersiniz. Yani ben bir sürü influencer da bunu görüyorum. Ama bunu tabii ki influencerlara daha sempatik bakın falan diye söylemiyorum. Ya da influencer olmadığınız için üzülmeyin diye söylemiyorum. Tabii şey de diyebilirsiniz, kötü hissedip bu döngüyü devam ettiriyorsam mı almışsın, bu döngünün dışına çıkabilir misin diyebilirsiniz. Bunu da açıkçası düşünüyorum. Yani reklam almadan nasıl devam ettirebilirim bu sayfayı diye.

En kolayı şey olur herhalde Patreon gibi bir şey. Seyircilerden para almak doğrudan içeriği ürettiğin için. O zaman gerçekten bağımsız bir üretici olabilirsin. Eğer bilinçli takipçilerin varsa seni destekleyecek. Ama tabii ki insanlardan para istemek yaşadığımız ülkede çok mantıklı gelmiyor bana. Yani bunu yapanlara laf etmiyorum. Sadece yani reklam almak bana daha mantıklı geliyor şu an. Ama şey çok hoşuma giderdi tabii ki yani seyircimden doğrudan destek alıp daha özgür bir şekilde bir şeyler yapabilmek. Tabii ki yaşadığın yerde ne kadar özgür olabilirsin yaşadığımız yerde o da konuşul- yani tartışılabilir. O zaman da yurt dışına taşınıp seyirciden destek alıp ya da yani şey yapabilirim bilmiyorum dergi falan çıkarıp

...onu satıp para kazanmaya çalışabilirim. Ama ona da reklam almam gerekir değil mi? Aynen. Bu arada yani bu sayfayı biliyor musunuz? Filme gitmeden önce sayfasını biliyor musunuz bilmiyorum. Yani ben filme gitmeden önce sayfasıyım ve filme gitmeden önce sayfası olarak sadece film izlemiyorum, podcastini yapıyorum ve benim...

takipçimin olmasının en büyük sebeplerinden biri de ünlülerle yaptığım röportajlar. Bu da komik baya. Yani ben gidip Marvel oyuncularıyla röportaj yaptığım için insanlar beni takip ediyor ve benim hikayemin nasıl ilerleyeceğini merak ediyorlar. Bunun sebebi de Aynen genel ünlü kültüründe ünlülere ulaşabilmenin büyük bir şeymiş gibi görülmesi ve yani tabii ki kolay bir şey değil çünkü aynen bu ünlülere ulaşabilmede başarılı olmanız gerekiyor ve ben de bunu yaparak başarılı oldum ve sonra beni de takip etmeye başladılar ve ben de hala mesela etkinliklere gittiğimde geçen bir tane Hollywood'da ödül törenine gittim.

Ryan Reynolds'la fotoğraf çekildim ve o fotoğrafı paylaştım. Hans Zimmer'ı gördüm ve fotoğraf çekildim. Yani tabii ki insanların gördüğü insanlarda fotoğraf çekilmesi mantıklı mı o da tartışılır ama tabii ki isteyen bunu yapabilir. Ama ben de gidip Dan Radcliffe'le fotoğraf çekilmiştim ve sonra bunun videosunu yapmıştım ama videoda da şey diyordum aslında çok da iyi bir şey yapmadım falan diyordum ama aslında sonuçta yine de onunla tanışmanın videosunu yapıyordum. Şu an çok düşünüyorsun işte abartıyorsun diye olabilirsiniz belki de öyle galiba bilmiyorum ama devam edelim.

ve ben hayatımda bu influencerları takip eden ve etmeyen insanlar tanıyorum Türkiye'den ve yani çoğunlukla yurt dışında yaşayan arkadaşlarım bu influencerların kim olduğunu ve ne yaptığını yani genel olarak influencerların ne yaptığını bilmiyorlar ve bence bu baya havalı çünkü bazı arkadaşlarım da takip ediyor influencerları ve ne yaptıklarını biliyorlar ve konuşuyorlar ve onlara diyorum ki hani bu saçma ve yani hiçbir işe yaramıyor. Tabii ki eğlence olarak düşünebilirsiniz ama bence bilmiyorum bir şekilde ilerleyebilmemiz için bu eğlencenin içinden çıkabilmemiz lazım. Ve açıkçası bu influencerları bilmeyen arkadaşlarımın psikolojisinin daha iyi olduğunu düşünüyorum. Çünkü yani sürekli kendi hayatını paylaşan sürekli bir şey yapan insanları görmek insana iyi gelmiyor ve bence insanlar ünlülerle büyük bir nefret ve sevgi ilişkisi içinde de bulunmamaya çalışmalı. Yani şeyi anlayabiliyorum birinden nefret etmeyi yani bazı influencerlar var çok saçma fikirleri yayıyorlar çok saçma şeyler söylüyorlar ve hani bunu durdurmak istiyorsunuz ve bu insanlara karşı çıkmak istiyorsunuz o yüzden bu insanlardan nefret edebiliyorsunuz.

Onu anlıyorum ama öbür nefret böyle şey üstünden, o insanın yaptıklarını izleyip sinirlenmek üstünden bir nefret var. Ya da kendini kötü hissedip o insanı takip etmeye devam etmek var. Yani bu insan kendini kötü hissettiği şeyleri yapmaya tekrar edebiliyor. Bunu belki yapıyorsunuzdur. Yani bir hareket yapıyorsunuz, sonra kötü hissediyorsunuz. Sonra bunu yaptığınız için kendinize kısıyorsunuz.

kendinize kızdığınız için kötü hissediyorsunuz ve sonra kendinize kızdığınızı unutmak için tekrar dikkatinizi dağıtıp tekrar nefret ettiğiniz şeyi yapıyorsunuz ve aslında kendinizi şartlıyorsunuz yani şeyi teklif ettim biraz önce size hani bu influencer kültüründen ve ünlü kültüründen tamamen çıkmayı ama şöyle bir şey de var günümüzde siz bir sanatçıysanız müzik yapıyorsanız hikaye yazıyorsanız bir şey yapıyorsanız illa ama illa yani illa değil öyle demeyeyim ama instagramda bulunmanız biraz gerekiyor gibi hissediyorsunuz en azından Bazen bir reel izleniyor ve sonra sizin yaptığınız şeye bir anda insanlar ilgi duymaya başlıyor. Ve yani her şey içerik oldu günümüzde. Bir şey yaşadınız, içerik oldu. İyi bir şey, kötü bir şey olması fark etmez. Belki depresyondasınız, belki çok iyi hissediyorsunuz. Her şeyi kaydedip üstüne konuşabilirsiniz. Yani tabii ki bir şey demeye çalışmıyorum. İnsanların nasıl hissettiklerini, ne yaptıklarını konuşmasını demiyorum. Ben de burada onu yapıyorum. Ama her şeyin içerikleştirebilmesi biraz yorucu gelebiliyor insana. En azından bana öyle geliyor yani. Ve şeye de hoşuma gitmiyor. Yani her insanın bunu hissetmesi de hoşuma gitmiyor. Çünkü çoğu insan büyük ihtimalle ben nasıl hayatımı içerikleştirebilirim ya da başka bir şey yapabilirim diye düşünüyordur. Ve günümüzde bence bu TikTok'la beraber biraz değişti. TikTok'un algoritmasını biliyorsunuz yani. Size şu an Instagram Reels gibi takip etmediğiniz insanları da gösterebiliyor.

Ve böylece hani sadece takip ettiğiniz insanları değil başka insanların değişik içeriklerini de görebiliyorsunuz. Burada aslında biraz şey azalıyor. İnsanları takip etmenin önemi azalıyor. Çünkü algoritma size zaten ne sevecekseniz onu gösteriyor. Ama burada da o zaman şey oluyor. Herkes algoritma için yarışıyor ve mesela bir tane reel tuttuktan sonra aynı reeli yüz kere görebiliyorsunuz.

Bence influencerların ve ünlülerin topluma kötü bir etkisi de şey. Genellikle influencerların veya ünlülerin şey dediğini görürsünüz. Ben yaptım, siz de yapabilirsiniz o zaman. Çalışmaya devam edin. Bir şey yapmaya devam edin dediğini görürsünüz. Ve sanki hani her zaman her şeyin bir çıkış yolu varmış gibi konuşurlar. Yani depresiflik yayılsın demiyorum tabii ki. Yani insanlara umut vermek güzel bir şey. Ama bazen

...insana bunu yükleyince yani siz her şeyi yapabilirsiniz deyince... ...genel olarak içinde yaşadığımız toplumu düşünmemiş oluyoruz ve... ...yani tabii ki çok bastırılan bir insan, çok zor koşullar içinde yaşayan bir insan... ...dünyanın sisteminin adaletsiz olduğunu kabul ederse yaşaması zorlaşıyor. Yani çünkü siz zaten sıkıntı içinde yaşıyorsunuz ve... toplumun da adaletsiz olduğunu kabul ettiğinizde o zaman çıkış yolu bulamayacak gibi oluyorsunuz ama mesela bir influencer ya da zengin biri işte ben çok çalıştım siz de çalışıp para kazanabilirsiniz dediğinde diyorsunuz ki ben yeterince çalışmadım ya da daha çok çalışabilirim belki ileride para kazanırım ama bunun yerine aslında yani

herkesin daha iyi nasıl yaşayabileceğini konuşabiliriz. Bir influencer çıkıp, dünya adaletsiz ve daha adaletli olmalı, insanlar arasındaki gelir adaletsizliği azalmalı da diyebilir. Herkes çalışıp, yapabilir demek yerine. Ve burada şuna da denemek istiyorum. Ünlüler politika hakkında konuşunca çok saçma oluyor. Jackie Gervais isimli komedyeni belki biliyorsunuzdur. Kendisi birkaç sene önce Altın Küre'de hala herkesin yani bazı insanların hatırladığı böyle ünlülerle dalga geçen çok iyi bir açılış konuşması yapmıştı. Ünlülerin politika konuşmasının saçmalığıyla ilgili. Yani ben ünlülerin politika konuşmasının çok saçma olduğuna kesinlikle katılıyorum.

Ama bu saçmalığın sebebi de biraz önce size söylediğim sıkıntıdan kaynaklanıyor bence. Ünlüler sadece reklamcıların izin verdiği kadar politika konuşabiliyorlar. O yüzden mesela Donald Trump'ı Amerika'da eleştirirseniz yani reklam alma probleminiz çok fazla olmaz. Çünkü yani Donald Trump'ı eleştirmek Amerika'da kabul edilen bir şey ya da başka şeyleri savunmak. Ama eğer

kabul edilmeyen bir şey savunursanız, reklamcıların istemediği bir şey savunursanız o yüzden gerçekten sıkıntıya düşüyorsunuz ve ünlüler de şey yapıyorlar... gerçek sıkıntıları konuşmuyorlar sonra bir anda çıkıp gidip işte mesela Amerika'da son seçimlerde bir sürü ünlü Kamala Harris'i destekledi ve bunun çok da bir anlamı olmadığı gibi çünkü hani sen gerçekten sıkıntı mı olduğunda gelip bunu bir şekilde çözmeye çalışmıyorsan ya da bundan bahsetmiyorsan sonra gelip bir anda biri için oy istediğinde hani yani biraz saçmalama oluyor. O yüzden ben şeye katılmıyorum, ünlüler politika konuşmamalı lafına katılmıyorum. Tabii ki yani burada her şeyi konuşurken kendi bakış açımı düşünerek konuşuyorum. Yani biri gidip aşırı ırkçı şeyler söyleyecekse ünlüler ki bu da oluyor. Aynen bu çok mantıklı değil bence tabii ki.

Ama eğer fikirlerinizi düşünüp tartıyorsanız... Aynen bunun fikri... Anladınız şu an yaşadığım sıkıntıyı değil mi? İnsanlar düşüncelerini paylaşsın diyorum ama benim gibi düşünme olursa... Paylaşmasınlar demiyorum. Anladınız dediğimi.

Ve boykotlara da çok az değinmek istiyorum. Belki görmüşsünüzdür bir 6 ay önce TikTok'da mı başladı bu akım, nerede başladı bilmiyorum ama sadece bir ara konuşuldu ve her akım gibi gitti sonra. İnsanlar politika konuşmayan ya da Filistin'i desteklemeyen ünlüleri bloklamaya karar verdiler ve aynen bu şekilde bir boykot yapmaya karar verdiler. Sonra bu yani çok ilerleyen, büyüyen bir şey olmadı ama Emin'in bazı ünlülerin seslerini çıkartmasına sebep olmuştur. Ve markalarla doğrudan çalışan bir insan olarak markaların boykotlanmasının ya da insanların postlarının altına yorum yapılmasının markalar tarafından okunduğunu biliyorum. O yüzden...

...şey yorumları görüyorum insanlar boykot edenlerle dalga geçiyor ya da tamam kardeşim işte onu içme onu yeme biz yeriz diyorlar. Hani biri kendince yani bir insan bir karar almış ve bir şeyi boykot ediyor ve bunu bir yere yazıyor. Yani bunda dalga geçmek...

Evet ve bazen saçma sapan boykotlar olabiliyor. Ama insanların gerçekten politik sebeplerle bazı ürünleri almaması ve bunu ifade etmeleriyle dalga geçilmesinin çok mantıklı olduğunu düşünmüyorum. Bunu da söylemek istedim. İnfluencerlık ileride nasıl devam edecek çok emin değilim ama bence bir ara yani yapay zeka her şeyi ele geçirebilir çünkü böylece reklamcıların ellerinde tamamen istedikleri gibi kullanabilecekleri bir şey olur. Kısacası evet influencerlık bu günümüzdeki kaçış kültürü her şey kaçış olabiliyor. Günümüzdeki sıkıntıları bazen görmek istemiyoruz bazen de görüp

Bunlarla gördükten sonra yüzleşmek istemiyoruz ya da yapabileceğimiz bir şey yokmuş gibi hissedebiliyoruz. Bazen gerçekten yapabileceğimiz şeyler kısıtlı oluyor ama bazen de insanlarla bir şeyler konuşmak iyi oluyor. Bir şeyler yapmak iyi olabiliyor. Gidip komşularınla ya da senin gibi hisseden insanlarla fiziksel olarak bir araya gelmek iyi olabiliyor. Ve bence bu influencerlık kültürü, sosyal medya kültürü genel olarak insanların bunları yapmasını engelliyor.

ve ülkemizdeki ekonomik kuşullardan ve insanların bastırılmış hissedilmesinden dolayı da sosyal medyanın kullanımı biraz daha artıyor bence çünkü aynen bir şeyimiz yapabilecek bir şeyimiz yokmuş gibi hissediyoruz bunun da çaresi ne gerçekten bilmiyorum ama bence genel olarak bir insana herhangi bir yani hangi insana olursa olsun hiçbir şekilde yüzde yüz güvenmemeliyiz ve hiçbir insanı böyle üst bir seviyeye çıkarmamalıyız aşırı çünkü herkes insan ve Kimin nasıl davranacağını bilemeyiz. Şey çok sıkıcı ya, yok Harry Styles röportajda şuna kötü mü baktı, bu buna böyle mi dedi falan hani. Yardım edin. Bu sesi efektsiz kendim çıkarmış olduğumu söylemek istiyorum. Bölümü dinlediniz, sevdiyseniz Apple Podcast'e puan verebilirsiniz. Spotify'da puan verilmiyor galiba şu an ülkemizde ama yurt dışından dinliyorsanız Spotify bazı yurt dışındaki ülkelerde puan vermeye açık. Ben şu an Amerika'da olduğum için kendi podcast'ime yani bu podcast'e 5 puan bastım. Şaka, 1 puan bastım kendimi sevmediğim için. Görüşürüz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)