Podcast

132 - Tehlike Alarmı: Michael Hernandez

Karanlık Dosyalar

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

14 yaşındaki Andre Martin için sıradan bir Salı günüydü. Kantine koşmanın hayaliyle zilin sesini duymayı bekliyordu. Ama onun yerine koridorlarda yankılanan acil durum alarmıyla irkildi. Okulda biri öldürülmüştü. Üstelik bu kişi, en yakın arkadaşıydı. Andre, kendisinin de ölüme ne kadar yaklaşmış olduğunu ancak katilin adını duyduğu zaman anlayacaktı.

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Sezgi Aksu, Gülşah Dim
Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca
Yapımcı: Podbee Media

Canlandıranlar:
Michael: Umut Güloğlu
Andre: Özgür Yılgür
Jaime: Ada Kanbur
Öğrenci 1: Uğur Yıldırım
Öğrenci 2: Zafer Toker
Polis: Gülşah Dim



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.999 kelime · ~10 dk okuma

Oğlum bak, eminsin değil mi? Bir gören olmasın? Durduk yere müdüre gitmeyelim şimdi. Ya yok be, kim görecek? Kimse çıkmıyor ki buraya. Çapak

yanında mı? Yo, ben almadım. Sende de iyi miydi? Ya sen gerçekten salaksın, dedim ya sana... Şşşt! Kabinin kapısı kapalı. Biri var galiba.

Kim var orada? Hoca olmasın? Ya hoca ne geçsin engeller tuvaletinde? Öğrencidir işte. Bir ittirsene kapıyı. Kitli değil galiba.

Transkriptin tamamını oku

Bu ne? Buradan hemen çıkmamız lazım. Koş! Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlere kontrolsüz şiddet fantezilerinin kan gölüne çevirdiği bir okuldan ve paramparça olan bir arkadaş grubundan bahsedeceğim. Ne dersiniz? Ders kitapları ve defterlerin arasına saklanmış ölümcül notları okumaya hazırsanız başlayalım mı?

2004'ün 3 Şubatı, 14 yaşındaki Andre Martin için sıradan bir salı günü olarak başlamıştı. Ödevler ve sınavlarla dolu bir haftanın henüz başlangıcıydı ve ikinci ders geçmek bilmiyordu. Andre'nin gözü saatteydi. Zili duyduğu an kantine koşup en sevdiği peynirli sandviçler bitmeden bir tane almanın hayalini kuruyordu. Ama onun yerine başka bir sesle irkildi.

Florida'nın Palmetto körfezinde yer alan Southwood Ortaokulunun koridorları lockdown alarmıyla yankılanıyordu. Bu alarm okulda bir tehlikenin olduğuna ve tüm öğrencilerin sınıflara kapanması gerektiğine işaretti. Andre şaşkındı. Alarm zili sadece yılda bir iki kere formaliteden yaptıkları tatbikatlarda çalardı.

Fakat bu sefer, müdürün hoparlörlerden gelen gergin sesi... ...bunun bir tatbikat olmadığını... ...ve herkesin yönergeleri ciddiyetle takip etmesi gerektiğini söylüyordu. Öğrenciler alarmın sebebinden habersizlerdi. Her kafadan bir ses çıkıyor. Andre bunları takip etmekte zorlanıyordu. Bir soygun olmuş. Birisi intihar etmek için çatıya geçiyor. Söylentiler birbirini kovalıyor. Hepsi saniyeler geçmeden yalanlanıyordu.

Biri hariç. Bu söylenti çok geçmeden okuldaki tüm öğrencilerin tekrar ettiği bir cümleye dönüştü. Söylenenlerin ağırlığı tüm öğrencilerin üzerine çökmüş, okul garip bir sessizliğe bürünmüştü. Bu sessizlik, ülke çapında şok dalgaları yaratacak korkunç bir suça verilen ilk tepkiydi.

Öğrenciler bir süre sınıflarda kilitli şekilde bekledikten sonra lockdown sona erdi. Herkes evlerine gitmekte özgürdü. Fakat hala kesin bir açıklama yapılmamıştı. Andre de diğer arkadaşları gibi korkmuş ve kafası karışmış halde evine döndü.

Erken geldiği için onu sorulara boğan annesini birkaç cümleyle geçiştirdikten sonra odasına gidip üzerini değiştirdi. Okuldan erken çıkmak her zaman için kutlanacak bir şeyken şimdi bu boşluk içerisinde ne yapacağını bilemiyordu. Kim ölmüştü? Kim öldürmüştü? Böyle bir şey neden ve nasıl gerçekleşmişti? Andrei bu soruları zihnimde tekrarlayarak saatlerce tavana baktı.

Girdiği trans halinden ancak annesi onu yemeğe çağırdığında çıkabilmişti. Masaya oturduğunda televizyonda haber kanalı açıktı. Ekranda kendi okulunu ve öğrencilerin koşar adım çıkışlarını gösteren kamera kayıtlarını görünce hemen gözlerini oraya sabitledi. Beyninde yankılanan sorulara cevap alabileceğini umuyordu. Fakat aldığı cevaplar onu daha da delirtici bir boşluğa sürükleyecekti. Söylentiler doğruydu.

Bir öğrenci okul tuvaletinde katledilmişti. Fakat bu kişi Andre için herhangi birisi değildi. Jamie Goh onun en yakın arkadaşıydı. Daha sabah beraberlerdi. Daha sabah konuşmuş, her zamanki esprilere gülmüş, hafta sonu basketbol oynamak için sözleşmişlerdi. Andre onun da kendisi gibi eve döndüğünü sanıyordu.

Şoktaydı. Sanki arkadaşı okulda, evde ya da parkta bir yerlerde onu bekliyordu. Ölmüş olamazdı. Andre'nin kalbi sıkışmaya, midesi bulanmaya başlamıştı. Haberin devamını biliyordu sanki. Hissetmişti. Zihnindeki parçalar acı verici şekilde birleşirken o, duyacağı şeylere hazır değildi.

Sadece bir gün önce Andre ve Jamie her pazartesi yaptıkları gibi ilk ders başlamadan okul bahçesinde sohbet ediyorlardı. Haftalık planlarını birbirlerine anlattıkları sırada yanlarına arkadaşları Michael gelmişti. Michael Hernandez bu grubun üçüncü ve en göz önünde olan üyesiydi. Okuldaki arkadaşları tarafından zekası ve karizmasıyla tanınıyordu.

Her soruya yüzündeki o hafif alaycı ifadeyle verdiği bir cevabı vardı. Esprileriyle sınıftakileri güldürür ama sınavlardan en iyi notları da yine o alırdı. Üstün yetenekliler programının bir parçası olan Michael, arkadaşları arasında oldukça popülerdi. Bir şekilde ilgi odağı olmayı başarıyordu. O günde yanlarına gelmiş ve her zamanki gizemli edasıyla onlara çok ilginç bir şey göstereceğini söylemişti.

Beyler gizli bilgi. İkinci kattaki engeller tuvaletinde o kadar garip bir şey buldum ki görmeniz lazım. Ya Michael, orada ne gizliyordun oğlum ya? Hiç. Biliyorsun arada okulu keşfe çıkmayı seviyorum. Tuvalette ne keşfedebilirsin ki? Tahmin bile edemeyeceğin şeyler Andrei. Hem belki Jamie senden daha açık görüştürür.

Gitmeyecek misin? Ben gelirim ya sorun yok. Gizli geçit falan buldu herhalde. Öyle de denebilir. E hadi gelmiyor musunuz? Gidelim. Şimdi mi? Evet. Hazır etrafta boş gel. Yok ya ben gelemem. İlk dersten geç yazılmak istemiyorum. Andrei amma zorladın ya. Yalnız dostum adam haklı bu sefer. Üç kere geç yazılırsan eve not gidiyor. Peki. Annelerinizi üzmeyin. Michael hava etme be. İyi tamam ya. Hadi gidin.

Hadi öğlen kantinde görüşürüz. Tamam. Günün devamında Michael'ı ne Andre ne de Jamie tekrar görmüştü. Özel yetenek programında yer aldığı için ders programı onlara göre daha yoğun oluyordu. Fakat Michael o gün yemeğe de inmemişti. Yine de bazen kendi kendine kalmayı tercih ettiğini bildikleri için bu durumun üzerinde fazla durmadılar.

O an televizyonda en yakın arkadaşının ölüm haberi yayınlanırken hatırladığı bu garip diyalog Andre'nin içini buz gibi bir ürpertiyle kapladı. Jamie'nin bedeni tuvalette bulunmuştu. Bunu yapan Michael olabilir miydi? Nitekim birkaç dakika sonra Michael Hernandez isimli öğrencinin baş şüpheli olarak tutuklanıp merkeze götürüldüğü bilgisi tüm ekranı kaplayan kıpkırmızı bir manşetle verilmişti. Kendisi hem birinci derse girmemiş hem de ikinci derse geç kalmıştı. Üstelik lockdown esnasında öğretmeni giydiği tişörtteki kan lekesini fark etmiş ve bunu okulu karantinaya alan polis dedektiflerine söylemişti. Aynı zamanda ismi gizlenen bir öğrenci lockdown alarmından hemen önce Michael'ı ikinci kat tuvaletinden çıkarken gördüğüne dair ifade de vermişti. Polisler suç mahallini incelerken bunun rastgele bir şiddet eylemi olmadığını fark etmişlerdi. Jamie öylesine seçilmiş bir kurban değildi.

Cinayetin yeri, katilin okulu tanıdığını gösteriyor. Saldırının saatini de hesaba katan dedektifler, failin bir öğrenci olduğu çıkarımını yapıyorlardı. Andre için şimdi tüm oklar arkadaşını ya da arkadaşı olduğunu sandığı kişiyi işaret ediyordu. Şimdi kısa bir ara verelim, ardından dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Andre Michael'ın yüzünü gözlerinin önüne getirdi. Ondaki garipliği her zaman hissetmişti. Adını koyamadığı, itiraf edemediği ama her zaman sezdiği bir şeydi bu. Michael Hernandez, 2 Şubat 1990'da Miami'de orta sınıf bir ailede doğmuştu. İki çocuktan küçük olanıydı. Bu sebeple ailesi hep üzerine düşerdi. Babası işletmeci, annesi ise terapisti.

dışarıdan bakıldığında çok mutlu bir aile gibi görünüyorlardı. Andre, bayan Hernandez'in her zaman güler yüzlü olmasına içten içe özenir, Michael'ın çok şanslı olduğunu düşünürdü. Fakat Michael, bu kusursuzluk portresine atılmış hatalı bir fırça darbesi gibiydi. Annesi, oğlunun nesneleri belirli bir sıraya göre düzenlemek veya rutin eylemleri birden fazla kez yapmak gibi takıntılı davranışlar gösterdiğini fark etmişti. Ama bunları ergenlik dönemine bağlamış, fazla üzerinde durmamıştı. Michael'ın ailesi ve öğretmenlerinin göremediği şey, onun şiddete ve ölüme olan hayranlığıydı. Bu, sadece yakın arkadaşları olan Andre ve Jamie ile paylaştığı özel bir ilgi alanıydı onun için.

Saatlerce internetten seri katiller hakkında araştırmalar yapar, şiddet içerikli filmler izleyip gerçek suç mahalli fotoğraflarına bakardı. Bazen bu korkunç fotoğrafları okul bilgisayarının arka planı yapıyor, arkadaşları rahatsız olunca da olayı şakaya vuruyordu. Jamie bu çarpık şakaları arada komik bulsa da Michael'a dair bir şey Andre'yi derinden rahatsız ediyor, hatta onu ürpertiyordu. Aralarındaki bu enerji, kim zaman sürtüşmelerine sebep olurdu.

Michael, bir gün laf arasında seri katil olma isteğinden bahsettiğinde, Andre bunu hiç komik bulmamış, hatta tartışmışlardı. Arkadaşının tüm bunları ilgi çekmek için söylediğini düşünüyordu. Oysa Michael'ın fantezileri, hayal gücüyle gerçeklik arasındaki çizgiyi hızla bulanıklaştırıyordu. Yakın arkadaşlarının dahi bilmediği sırları vardı. Soruşturma ve dava süreci bunların hepsini açığa çıkaracaktı.

Mahkeme, Michael'ın küçük yaşı ve savcılığın kanıt toplama sürecinin uzaması sebebiyle suçun üzerinden 4 yılı aşkın süre geçtikten sonra, Ağustos 2008'de başladı. Birkaç hafta boyunca adli tıpçılardan, Michael'ın öğretmenlerinden, dönem arkadaşlarından ve belki de en yıkıcı olanı Jamie Goch'un ebeveynlerinden ifadeler dinlendi. Anlatılanlar 14 yaşındaki gencin örnek öğrenci maskesinin ardında yatan psikopat eğilimleri ışık tutuyordu. Ama en kan dondurucu olanı Michael'ın polis sorgusunda kaydedilmiş olan ifadesiydi. Cinayeti nasıl işledin? Cinayetle bilgim yok benim. Beni sorguya çekeceğiniz okuldaki gizli çeteleri araştırın bence. Ukalalık etme. Hayır bu doğru. Sangre çetesi. Okulda 20'den fazla üyesi var bunların.

Muhtemelen onlardan biri yapmıştır. Ya kabul edilme rütbeli bile olabilir. Yeter. Uzatma daha fazla. Sırf çantandan kanlı eldivenler çıktı. Bunu nasıl açıklayacaksın? E komplo. Çeteyi örtbas etmek için yapıyorlar. Öyle mi? Çantanın gizli bölmesine bıçağı koymayı da onlar akıl etti yani. Üzerinde hâlâ Jamie'nin kanı var. Ve parmak izleri. Ya ben gerçekten bilmiyorum. Yemin ederim ya. Michael. Sen akıllı bir çocuksun. Birbirimizi kandırmayalım.

Şimdi son kez soruyorum. Cinayeti nasıl işledin? Hep hayalimdi. Planımı da yapmıştım. Neyle öldüreceğimi... ...nerede öldüreceğimi...

Hepsini biliyordum. Sadece kim olduğuna karar verememiştim. Andrei şüpheci bir tip. Jamie daha saftı. Gerçekten bir şey göstereceğime inanıp benimle tuvalete kadar geldi. Onu kabine soktum ve arkasını dönmesini söyledi. Dönünce de hemen ağzını kapatıp boğazını kestim. Sonra da bıçakladım. En az kırk vardır.

Michael bu tüyler ürpertici olayı sanki normal bir okul gününden bahsedercesine sakinlikle anlatıyordu. Jamie'nin öldüğünden emin olduktan sonra cesedi klozetin üzerine yerleştirip tuvaletten çıkmıştı. Mahkemede gözler önüne serilen tek korkunç kanıt bu ses kayıtları da değildi üstelik. Michael'ın evinde sır gibi sakladığı günlüğü de bulunmuştu.

Seri katillere olan hayranlığını ve cinayet yoluyla gezegeni temizleme planlarını buraya yazmıştı. Sayfaları hınçla karalanmış bir kurban listesi herkesin tüylerini diken diken etmeye yetti. Andre kendi ismini duyduğunda irkildi. Fakat şaşırmadı. Bu beklediği bir şeydi. Michael, öz kardeşini bile listeye yazmıştı.

Michael'ın savunma ekibi, müvekkillerinin obsesif-kompleksif bozukluğunun ve şiddete olan hayranlığının cinayet sırasında doğruyu yanlıştan ayırt edememesine neden olduğunu savunarak, gencin akıl sağlığının yargılanmaya uygun olmadığını iddia etti. Hatta bazı ruh sağlığı uzmanları bu iddiayı desteklediler. Ancak savcılık, Michael'ın dehşet dolu günlüğünü, suçun önceden tasarlanmış olduğunu göstermek ve savunmanın delilik iddialarını çürütmek için kullandı. Onlara göre Michael'ın cinayeti titizlikle planlaması, suçu örtbas etme girişimleri ve soruşturmacılara ilk başta söylediği yalanlar, eylemlerinin ve sonuçlarının tamamen farkında olan bir katile işaret ediyordu. Haftalarca süren dava sürecinin ardından 24 Eylül 2008'de jüri kararını açıkladı. Michael Hernandez birinci derece cinayetten suçlu bulunmuştu.

Yargıç, Michael Hernandez'i şartlı tahliye olasılığı olmaksızın müebbet hapse mahkum etti. İşlenen suçun ciddiyeti, Michael'ın genç yaşına rağmen yasalar önünde bir yetişkin gibi yargılanmasına sebep olmuştu. Ancak hukuki süreç burada bitmedi. 2016'da Yüksek Mahkeme'nin gençlere müebbet hapis cezası verme hakkındaki kararı nedeniyle Michael'a yeniden duruşma hakkı tanındı.

Avukatlarının onun değiştiği ve ikinci bir şansı hak ettiği yönündeki argümanlarına rağmen mahkeme Michael'ın gözyaşlarını tamamen sahte bulmuş ve onu bir kez daha müebbet hapse mahkum etmişti. Jamie Gough cinayeti, ülkenin her köşesinde yaşayan öğrenciler, öğretmenler ve ebeveynler için silinmez bir iz bıraktı. Çocuk adaleti, ruhsağlığı farkındalığı ve okul güvenliği hakkında yoğun tartışmaları alevleyen dava, Florida eyaleti genelinde, politikalarda ve prosedürlerde değişikliklere yol açtı. Suçun şok edici doğası, Florida genelindeki okullarda güvenlik önlemlerinin artırılmasını sağlamıştı.

Birçok bölge kendini kamufle etme ihtimaline karşılık her öğrenci için daha sıkı tarama süreçleri uygulamaya başladı. Okullarda ruh sağlığı üzerine verilen eğitimler derinleştirildi. Fakat tüm bunlar Jamie'yi geri getirmeyecekti. Goh ailesinin anlayışlı ve affedici tavrı davaya şahit olan herkese etkilemişti. Southwood Ortaokulu yakınlarındaki bir sokağın adı Jamie Goh Yolu olarak değiştirildi.

Aradan 17 yıl geçmişti. Takvim yaprakları 29 Nisan 2021'i gösterirken Andre Martin yine haberleri seyrediyordu. Artık 31 yaşında, evli ve çocuk sahibi bir adamdı. Birden ekranda kötü bir kâbus gibi geride kalan ama iyi tanıdığı bir yüz gördü. Büyümüş, kilo almış, ergenlikten çıkıp bir yetişkine dönüşmüş bu surat Michael Hernandez'den başkasına ait değildi.

Bir zamanlar arkadaşı ve neredeyse katili olan Michael. Andre yaşadığı travmayı ve sağ kalmış olmaktan dolayı hissettiği garip suçluluğu aşmak için çok emek vermişti. 2004'te derse gitmek yerine Michael'ı takip etmeyi seçse şu anda nefes almıyor olacağı düşüncesi hala tüm benliğini sarsmaya yetiyordu. Jamie'yi düşünmediği bir günü yoktu.

Tüm bu duygularla baş etmek ve kederini somut bir faydaya dönüştürmek için polis olmayı seçen Andre 2017'de polis akademisinden mezun olmuştu. Michael'ın resmini gördüğünde kalbinden geçen ilk duygu korku oldu. Bu caninin hapisten çıktığını sandı. Fakat alttaki yazı başka bir şey söylüyordu. Michael ölmüştü.

Tutuklu kaldığı ceza evinde morbid obeziteye bağlı kalp rahatsızlığı yüzünden fenalaşmış, saniyeler içinde son nefesini vermişti. Karmaşık duygular içine giren Andre hiç istemese de o 2004 sabahına geri döndü. Her şey bitmiş, herkes gitmiş, geride sadece kendisi kalmıştı. Ruhuna kazınan tüm izlerle birlikte yaşamaya devam etmek zorundaydı şimdi.

Bu trajik davanın mirası sadece neden olduğu acıyla değil, ilham verdiği farkındalıklar ve değişimlerle de kalıcılığını sürdürüyor. Michael Hernandez'in yöneldiği karanlık yol, Jamie'nin ve en sonunda da kendisinin sonu olmuştu. Bu da ruh sağlığının önemini ve tehlike işaretlerini fark edebilmenin nedenli kritik olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)