Podcast

bu ödülleri nasıl kazandık: sosyal medyada nasıl başarılı olunur?

Dr. Gulec Radio

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Ödüllendik gurooolll!!!! Bugün sizinle Power Podcast Ödül töreninde yaşananları, aldığımız ödülleri, yaptığım konuşmayı ve bu süreçteki duygularımı paylaşıyorum. Ve hepinizi çok sevdiğimi bir kez daha söylemek istiyorum!!!! E bununla bitmiyor tabii. Bölümün ikinci yarısında da bugüne kadar kimsenin anlatmadığı şeyleri bir bir açıklıyorum: Nasıl podcast yapılır, podcastten para kazanılır mı, 6 ayda bu ödülleri nasıl aldım, sosyal medyada başarılı olmanın sırları ne ve dahası...



İçimden gelenleri olduğu gibi paylaştığım bir bölüm oldu. Bu ödülleri sizin sayenizde kazandım. Tekrar teşekkürler. İyi ki varsınız!








Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

5.312 kelime · ~27 dk okuma

Bir sabahsız gece de hasret doldu gönlüme. Ben yine arkadaşlar sabahın beşinde. Hava kapkaranlık. Bir ben bir de şehrin yaramaz çocukları. Popkenz çekiyoruz. Ama biliyorsunuz ki sabahçıyım. Okula gitmişim erkenden. Uyuyakalmışım arkadaşımla gezerken. Mis gibi mis gibi kısaltmak okuyorum. Mis gibi mis gibi kısaltmak. Bu arada

hafta o kadar uzun ve yoğun geçti ki sanki... Üç haftadır sizinle görüşmüyorum gibi hissediyorum. Böyle hani yoksunluğunuza girdim ama sizin haberiniz yok tabii ki bundan. Böyle aradan çok yıllar geçmiş gibi. Biliyorsunuz ki aradan çok yıllar geçti. Çok sular aktı düştüm bu hale. Eller heva hevesine düşkün konuştu halimi yedi mahalle. Herkes anladı ne yazık ki anlatamıyorum derdimi yâre. Şimdi

peki bugün ne konuşacağız arkadaşlar? Updateleri vereceğim ama önce ne konuşacağımızı söyleyeyim artık. Ödül törününde neler yaşandı? Ödül törünün dedikodusu bir. İkincisi podcastin arka planı. Podcastten herkes merak ediyor soruyu. Podcastten para kazanılıyor ama ekonomik bir geliri kaynağı.

Transkriptin tamamını oku

Ekonomi konumundan gelir kaynağı ne ayrıca? Neyse. Gelir kaynağı olarak podcast. Soru işareti. Kimler vardı öde töreninde? Nasıl geçti? Konuşmam nasıldı? Bacı birliğinden kimler vardı? Ya da böyle podcast'a başlamak isteyen... ...ama böyle hani ekipmandır. İşte mikrofon, diğer şeyler. Spotify, Apple Podcast. Ama Spotify ama Apple Podcast.

Spotify, Apple Podcasts, bunlar nasıl işliyor? Bunlara böyle hani podcast koymak için illa arkanda bir ajans olması mı gerekiyor? Ya da yaptığım podcastler böyle uzay boşluğunda dağılacak mı? Bu istikrarı ve sürekliliği nasıl sağlarım? Bunlarla ilgili tüm sorularınıza cevap vermek istiyorum. Çünkü biliyorsunuz ki ben de 6-7 aydır... Bunu yapıyorum. Ve bugün bu başarıya ulaştıysam sayenizde ve hep beraber bunu gördük, bunu yaşadık. Ben de sizin bu konulardaki tüm merakınızı gidermek istiyorum. Hazırsanız başlıyoruz.

Dr. Gillette Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Ay şimdi öncelikle size kötü bir affetle başlamak istiyorum. Biliyor musunuz yani şu dün geçirdiğim nöbet hayatımın en kötü nöbetlerinden bir tanesiydi. Hem fiziksel hem psikolojik yoğunluğuyla çok fazla ölü vardı. Yani çok fazla kayıp vardı. İşte hani kalp masajından döndüremediklerimiz, annesini, yeni kaybeden, sinir krizi geçirenler falan başka anlatamadığım olaylar da vardı ve hani gerçekten kaldırılması çok zor bir nöbetti ve film gibiydi her şey yani hani ben çok kötü nöbetler gördüm ama bu hepsinden başkaydı. Özellikle o anlatamadığım kısım beni çok etkiledi. Eve geldim, babam evdeydi. Böyle hani dedim üstümden tır geçti. Hani bu kaldırılabilecek bir şey değil yani. Hani ki bazen ben bunu yaşadım. Tamam, acil çok kötü bir bölüm bunun için ama bir de cevrahi de düşünüyorum yani. Cevrahlarını da düşünsenize. Sürekli hasta kaybolmuyor cevrahi veya sürekli komplikasyon olmuyor. Fakat acil komplikasyonlar gerçekten çok stresli. Tatile gittiniz mesela, hastanız kötüleşti. Direksiz arıyorlar, hasta. 15 saniye içerisinde bazen ameliyata almanız gerekiyor. Çünkü sonunum yollara tıkanırsa, diyelim ki hemotom var falan. falan bir şey oldu ve almazsanız hasta entübe dahi edilemeyebiliyor. Sonunum aresine giriyor. Oradan kardiyak aresi de giriyor. Hasta kaybedilebiliyor falan. Bunlar gerçekten cereyanın komplikasyonuyla acilin vakaları yarışır bence. Yarışır da demeyeyim. Mevzu yarıştırmak değil. Gerçekten çok stresli, çok yoğun, çok zor. Acil uzmanlarına, sürekli acilde olanlara gerçekten Allah sabır versin. Konunun maddiyatla falan uzaktan yakından alakası yok. Hiçbir maddi karşılık bu psikolojik yoğunluk ve strese

Çok zor ya. Toparlamak için belki fark etmişsinizdir. İnstagram'a asla girmedim. Uzak durdum. Sadece uyudum ve böyle gökyüzünü falan izledim ki o geçsin yani o hisler. Çünkü annemi arıyorum, yakınlarımı arıyorum. Herkes iyi mi falan? Kötüydü. Neyse. Geldim. Normalde podcast çekecektim. İşte kaydedecektim nöbetten sonra. Çünkü gün aşılarım var. 24 saat nöbet tutuyorsun. Geliyorsun, uyuyorsun. Tekrar nöbete gidiyorsun. Tekrar 24 saat. Niye böyle? Ya doktora az olunca çok fazla nöbet tutuyor. Ya da ben İstanbul'a gittim, şimdi Ankara'ya falan gideceğim için nöbetlerimi sıkıştırmış oldum. O yüzden de daha fazla güneşi tutmak zorundayım. Yoksa ayarlayamam. Ve bu güneşler arasında tabii ki kafanı toplayıp bir şeyler yapmak zor oluyor. Bir de böyle bir nöbet geçtiyse her şey daha zor oluyor. O yüzden ben de şimdi diğer nöbete gitmeden önce 5'te kalktım, babamı uyandırdım. ...salonda yatıyor. Çünkü benim evim buradaki... ...Voyabat'taki evim bir artı bir. Ben kendi odamda yatıyorum, babam salonda. Böyle işte onu kaldırdım dedim geç benim odama. Ben dedim podcast çekeceğim. Ondan sonra tamam kızım falan filan böyle işte... ...bana güç verdi. Çünkü saat beşte de hakikaten... ...bazen o enerjiyi yakalamak zor oluyor.

Bazen editlerimi yapan Ada diye çok tatlı bir arkadaşımız var. Diyor ki, Tuba tamam yap ama istediğini böyle söyle. Bağır, şaka ama biraz geri gel. Çünkü patlıyor sesin hali. Senin coşkulu çıkışlarına mekanik şeyler ayak uyduramayabiliyor. Haklı. Ben biraz önce saat 6'da kalkıp podcast yapıyorum. Siz de işte şu an uyanıksanız. Bugün hikayenin değiştiği gündür belki Pelin bacağım dik dur, eğilme, tacun düşmesine falan yazmıştım. Bir tane takipçim yazmış ki,

Hocam, biz sizi bekleriz. Önemli değil yapamasanız daha. Yeter ki siz uykunuzdan, sağlığınızdan olmayın. Ben ne yaptım ya? Hesap geçecek. Anlamıyorum. Size en güzel update. Daha önce birkaç kere görüştüğüm, onu anlamadığımı sanan manipülatif birisi vardı, tamam mı?

Ve aradan çok zaman geçti. Böyle ara ara yoklar, manipülatif kişiler işte hani orada mısınız falan diye böyle ekmek kırıntısı atarlar. Bakarlar orada değilsiniz, tamam next falan tekrar denerler. Sınırlarınızı zorlarlar. Belki duygusal olarak o anda boşluktasınızdır falan hani yemleyebilir sizi, tamam kim bilir yani. O yüzden sürekli bunlar denerler ara ara. Space repetition yaparlar yani aralıklı tekrar.

Neyse, bu kişi bu İstanbul'daki olduğum süreçte falan yine böyle başladı manipülasyonlarına ve baitinglerine. Ben baitlenmedim, gelmedim oyuna. Ve açık açık, açık iletişimle de manipülatif olduğunu, bunların anladığımı falan dile getirdim arkadaşlar. Çok mutluyum, gurur duyuyorum. Siz de bende gurur duyun lütfen. Ve hayatınızda sizin de manipülatif biri varsa onu tanıyın. Gerçekler arkadaşlar yalan. Bunların hepsi yalan. Sakın kanmayın tamam mı? Ay olabilir mi değil mi? Vallahi ben de bir ara şüpheye düştüğüm gibi olsam YouTube'a kendine geldim. Karşındaki kişi de iyi bir oyuncu. Ama atladığı bir şey var, rakibi sen. Girl, are you? Şimdi artık bence ödül törenine geçebiliriz.

Şimdi telefonunuzu açıyorsunuz, Spotify'a giriyorsunuz, Charts'a giriyorsunuz. Arkadaşlar, işte gördüğünüz, en başta gördüğünüz Doktor Güler Radio var ya, 16 Kasım'dan beri orada takip ediyorum, her gün bakıyorum. Yani bir ay olacak 3-5 gün sonra, bir aydır top 1'deyiz arkadaşlar. Ve bu sizin eseriniz. O kadar mutluyum ki, beni çok mutlu ediyor. Teşekkür ederim hepinize, iyi ki varsınız.

Şimdi ödül törenini anlatmaya nereden başlasam acaba? Öncelikle aday olduğumu bana söyledilerdi arkadaşlar. O aday olduğum mail'i açtığımda gördüm böyle 3 tane fotoğraf var. Hem işte en güçlü çıkış yapan podcast, yılın en güçlü podcast'ı ve ödüllerim şu an yanımda bu arada ona bakıyorum. Yılın en güçlü hayat tarzı ve kişisel girişim podcast'ı. Dedim ki yani hani aa ne kadar güzel çünkü aday olmak da güzel böyle şeylere. Sonuçta 20 bin tane falan hatta belki daha fazla podcast var. Bunların çoğu, hani ilk 10 bölümü deviremeyebiliyor o ayrı. Ama 20 bin tane podcast var. Yani içinden aday olmak bile bence çok güzel bir başarı. Demek ki fark edilmişsiniz, demek ki hani güzel işler yapıyorsunuz. Bir de içine aday olmam yetmezmiş gibi. Bir de bana sonrasında dediler, konuşmacı olmak ister misin? Dedim ki of course isterim, tabii ki isterim. Ve bu benim ilk konuşmamdı. Bu çok önemli benim için. Hem de ilk böyle sosyal ortamlarda insanlarla sosyalleştiğim, tanıştığım bir etkinlikti. Çünkü dinliyorsunuz zaten Poker Series'i. Biliyorsunuz yani ben bu anlamda hep kendimi geride tutuyorum. Bugüne kadar hiçbir evente gitmedim, hiçbir şeye katılmadım. Başım ağrıyor ve fiziksel anlamda değil. Fiziksel anlamda ağrıdı bu sefer de. Yani kendi kendime olmak çok daha kolay geliyordu. Zaten bundan bahsediyordum size de. Hani artık daha fazla samimiyet kurmak istiyorum, daha fazla yakınlık kurmak istiyorum. Neyse sonrasında ben size ödülden bahsettim, oylamadan bahsettim ve gerçekten yani oylarınıza teşekkür ederim. Sonrasında oylama bitti. Ben konuşmama hazırladım. Sonra İstanbul'a gittim. İstanbul'a gittim ya hemen böyle bir günde işte alışveriş falan yaptım. Bu arada yani Boyabat'ta sürekli şey giyiyorum zaten simsiyah ya da scrubs giyiyorum. Bir yere gittiğim de yok ve dolabımı en baştan yapıyorum. Yani her şeyi şu an dolabımda İstanbul'dakinde hiçbir şey yoktu. Ve İstanbul'a geri döndüğümde ona da ayrıca el atmam gerekecek. Ben en son böyle kendi istediğim tarzı giyindiğimde Londra'daydım. Ve Londra'daki kıyafet tarzım, genelde düşük bel giyiyordum. Ve böyle şey, small tees, baby tees giyiyordum. Ve buradaki şu anki kendimi konumlandırdığım yer, tarzım falan hepsi çok farklı. O yüzden en baştan bir gardırop dizmem gerekiyor. Ama şimdi burada çok siyah giyiyorum ve buna alıştığımda bu benim çok hoşuma gidiyor. Arada kalıyorum. Yani yine o tarzımı yapsam ama o zaman da işte oraya uymuyor. Fazla renksiz kalıyor. Kendimi kötü hissedebilirim falan. Böyle gömlek bir şey giyince o zaman da... Yani arada kaldığım bir dönem. Bu da geçecek diye düşünüyorum. İstanbul'a geri gidince o zaman tam oturur. Günü geldi çatladı. Tamam mı? Zaten size vlog çektim. Hemen böyle hazırlandım. Makyajımı kendim yaptım. Saçımı da kuaföre yaptırıyorum. Çünkü her zaman bence... Tamam, faysal.

Fars'ın çok güzel, güzel de yapıyor ama kuaförün sönünü hiçbir şey tutmuyor. Özellikle kalküllerde ve saçın arkasında bence kuaför çok çok daha başarılıdır. Eğer kuaförünüz iyi ve vizyoner bir kuaförse, çok önemli vizyoner kuaför. Bulmak da çok zor.

Sonrasında babamla beraber gittik ödül törenine. Tutbiden tüm arkadaşlarım da oradan. Çok güzel bir şey böyle bir ekibe dahil olmak, onların senin sevincinle mutlu olması, ortak mutluluklarınız, ortak amaçlarınız olması. Ödül töreni başladı ilk başta. Konuşmacılar konuşurken tabii ki ben böyle heyecanlıyım falan. Ne diyeceğim, ne yapacağım?

Ama çok güzel bir heyecan ve şunu gördüm. Öncesinde ben şeyde konuşmayı yapıyordum hep. Lise konuşması, mezuniyet konuşması, işte ilkokuldan mezuniyet konuşması. İlkokulda birinci olduğum için konuşmuştum. Lisede İngilizce konuşmuştum arkadaşlar. Biraz saçma ama. Hüseyin Ali Sözen'de okumuştum ben ve mezuniyetinde İngilizce konuşmayı yapmıştım. İngilizce miydi?

Neyse. Ondan sonra benim konuşmamın vakti geldi. Ve konuşmamı nasıl açtım biliyor musunuz? Bacı Birliği'nden kimler burada diye. Tabii birazcık böyle çekindi bence oradaki insana da ama sonra tabii ki herkes açıldı. Gerçekten sırf yani böyle tanışmaya gelen insanlar vardı oraya. O kadar

O kadar mutlu oldum ki. Teşekkür ediyorum. Açıl teşekkür etti bu benim ama ne yapayım? Konuşmam çok zevkli geçti. İnstagram'a koyduğum makarnalar var ya, onlardan çok var aslında. İşte böyle en sonunda bitirirken şöyle bir soru sormuşlardı. İnsanları dinlediği şarkılar tanımlar ya. Ne alaka bu arada?

Benim dissim. Haklı olabilirler tabii ki ama bir şarkı değildir o. Çünkü moodumuz vardır ve her moodumuza göre farklı şarkılar dinleyebiliriz. Herkes... Tek bir şarkı olamaz. Neyse. Onu istediler falan. Tabii ki böyle hani... Düşünüp işte... Pink Floyd'un şusu busu falan. Bildiğim en cool insan Pink Floyd'muş. O yüzden... Neyse. Ben de dedim ki arkadaşlar... Güllü sabah olmadan. Bilmiyordu karşımdaki kişi biliyor musunuz? Ve sonra dedim hep çok severim kendisini falan. Benim için bir ikondur kendisi.

Çünkü, çünkü şunu orada açıklayamadım, size açıklayayım. Benim en zor günlerimde, en zor nöbetlerde, gecesini gördüğüm sabahlarda, o aydınlanmayı gördüğüm sabahlarda hep Güldü yanımda yani. Gözlerimde senin gözlerin kaldı. Ellerimde senin ellerin kaldı. Giden yıllarımda yıllarım kaldı.

Seni düşündüm sabah olmadan Seni düşündüm sabah olmadan İçimden geldi sadece. Çok seviyorum ve böyle beni aplıyor her zaman. Teşekkür ederim Güllü, I love you. Sonra arkadaşlar geldik ödüllere. Böyle ilk başta en güçlü çıkış yapan podcast ödülünü aldım. Tabii ki bunun benim olmasını bence de herkes bekliyordu.

Neşeli bir cümle oldu. Hayır, yani şunu onlara da söylerim. Konuşmaya gelmişim falan, birdeyim. O yüzden alabilirim diye düşündüm falan. Sonra en güçlü hayat tarzı ve kişisel gelişim podcastı da adaylar ve bende açıklandık. Ve çok geniş bir konu biliyorsunuz. Kişisel gelişim hayat tarzında zaten çok fazla podcast var bu kategoride. Sonra yine benim adım okundu. Bence hani bir şaşırıldı artık. Yeter sanki. Aldı işte kız ödülü falan. Neyse sonra en güçlü podcast'te artık adaylar çok güçlü. Ve zaten almıştım bunları. Arkadaşlar onu da aldım ya. Ne oluyor ya? Ne oluyor? Ne oluyor?

Böyle 30 saniye falan ödül konuşması yaptım sadece. Çünkü artık yeterli insanlar bıktı benden konuşmaya ödüllerini. Neyse. Günün sonunda Power FM'e ve Power ailesine teşekkür ediyorum. Gerçekten çok adil... Çok adil bir yarış oldu bu. Teşekkür ederim. Hakkı Haniyetlerinden ötürü falan. Hayır ya, gerçekten benim için çok güzel bir geceydi, gündü. Buna vesile oldukları için çok teşekkür ederim. Benim artık kalbimde ve gönlümde ayrı bir yerleri var. Bundan sonra hep Power FM dinleyeceğim.

İşin beni en duygulandıran kısımlardan birisi de orada felal göz gibi isimler vardı. Ve o isimlerin karşısında ödül alabilmek, podcastını her gece dinlediğim kişilerin yanında konuşma yapmak, onların arasında olmak bile beni o kadar mutlu ediyor ki. Diğer bir şey de ben hastanede o kötü enerjinin olduğu ortamda zorlanıyorum. Bunu daha önce dile getirdim. Doktorluğumu hastanede yapmak istemiyorum. Devam etmek istemiyorum. Beni çok dağınıyor. Ben hayatımı o koridorlarda geçirmek istemiyorum. Bir doktor olarak bunu istememek belki bir lüks olabilir. Bu yüzden çalışıyorum zaten. O yüzden o kreatif ortamlarda, kreatif insanların içerisinde bulunduğum mecrada olabilmek de beni çok mutlu etti.

Peki ben buraya nasıl geldim, nasıl başladım ve nasıl devam ettim? Bu mecralarda bulunmak isteyen, fark edilmek isteyen, görülmek isteyen, başlamak isteyenlere neler söylerim? Siz şimdi biraz bekleyenleri dinleyin. Çünkü bu podcast neydi? Var olmalıydı. Sonra ben geliyorum. Hepsini anlatacağım teker teker. Allah biliyor. Dr. Güneş Radyo.

Hoş geldin bir tanem, teşekkür ederim dinlediğim için. Şimdi biliyorsunuz ki ben tıp doktoruyum değil mi? Ve biliyorsunuz ki hayatım boyunca ders çalıştım. Sürekli dershaneye gittim, o yaptığım özel dersler aldım. Daha çok çalıştım, tıpta çalıştım ve hani bitmiyor. Üniversite sınavına hazırlıktan çok daha zor tıp fakültesi okumak. Ve hayat boyunca çalıştım ama bildiğim bir şey vardı, o da sadece doktorluk ya da hastanede geçirilen bir ömür beni tatmin etmiyordu. Bu yüzden de hani ne yapmak istediğimi, hayallerimi ve kendimi bulma anlamında bir arayışa da girdim. Bunu da biliyorsunuz zaten.

Ve günün sonunda kendimi gerçekleştirmek için de adımlar attım. İngiltere'ye gittim. İngiltere'de denklik aldım. Orada bir sürü sınava gittim, ettim. Biliyorsunuz işte mülakatlar, portfolyo hazırlama falan, attachmentlar, başka kurslar, judgement. Sonra bunların hepsinin sonunda denkliğimi aldım. ama gördüm ki o beklenti optimizasyonunda sınıfta kaldı benim için İngiltere. Birincisi gerçekten maaşlar oldukça düşük. İngiltere'de İngiliz doktorlardan daha fazla yabancı doktorlar var ve bu yabancı doktorlar en çok Hindistan, Pakistan ve Arap dünyasından ve Türk

olmak üzere. Bu yüzden de zaten ülkesinde çok daha düşük maaş alan Hindistanlılar orada aldıkları paraya laf etmiyor. Çünkü ülkesine gönderince zaten değerli oluyor. İngiliz doktorlar ne yapıyor? Zaten aile destekli yaşadıkları için orada GP oluyor. 3-5 senede uzmanlığını alıyor diyelim ki ve sonrasında yer açıyor. Hatta hiç uzmanlık almadan da direkt yer açabilir ailesinin katkılarıyla falan. Genelde bunu yapıyorlar ya da Amerika'ya gidiyorlar, Avustralya'ya gidiyorlar, Kanada'ya gidiyorlar. Diğerleri de İngiltere'deki o düşük maaşla çalışmak istemiyorsa, İngiltere'de uzmanlıktan sonra Dubai'ye falan gidebiliyor. Süreç böyle. Bu beni tatmin etmedi, mutlu da etmedi. O yüzden ben dönmek istedim. İkinci bir şey daha var. O da benden çok var orada. Bunu hep diyorum yani benden çok var. Bu bence güzel bir spot analizi. Çünkü öyle.

Burada benim farklılıklarımı kendim görebiliyorum. Niye başarı olabiliyorum? Bu çok net bir şekilde gözüküyor bence. Ve orada bunların daha değerli olması için çok daha fazla en baştan çaba sarf etmem gerekiyor. Çünkü ben sizinle şu anda çok daha güçlü bir Tuba'yım ve sizi alıp da valize oraya götüremiyorum.

En baştan bunu yapmam için de, orada fark edinmem için de... Yani çok kompetitif orası, her yer dolmuş orada. O yüzden bunları fark edip buraya döndüğümde... ...gerçekten daha hızlı oldu bir şeyler. Ben sonrasında Boyabat'a geldim. Boyabat'a geldiğimde benim 70-100 bin arası takipçim vardı. Buraya gelmemle beraber benim sahte doktor olmadığım... ...medyanın anlamı sizinle beraber her şey değişti aslında. Ve ben de içeriklerimi ona göre adapte ettim. Daha fazla araştırdığımı size gösterdim, yapıyordum. Ama bunun sayısını arttırdım, sıklığını arttırdım. Ve bence güzel bir yönetim oldu burada.

Bunu siz de farkındasınızdır. Bununla beraber ben sürekli sizden şu mesajı aldım. Abla, Tuğbabacım, seninle 30 dakika şöyle kahve sohbeti yapsak hiçbir derdim kalmayacakmış gibi. Ben bunu o kadar çok sizden duydum ki dedim ki o zaman neden bu olmasın? Niye bunu yapmayalım?

Şimdi burada kendini hazır hissetmeyecekler için de aslında güzel bir örnek. Benim ne diksiyonum mükemmel ki ben bundan dolayı sürekli eleştiri alıyorum. Önceden daha fazla alıyordum ki bakıyorum ki bence podcast yapmaya başladığımdan beri diksiyonum biraz daha düzeldi. Hem Türkçe kelime daha kolay bulabiliyorum. Çünkü ben neden İngilizce konuşuyorum sürekli biliyor musunuz? Ben İngilizce kaynakları okuyorum. Her şeyi oradan araştırıyorum. Okuduğum...

Tüm makaleler İngilizce. Tüm yazılar İngilizce. Bloglar İngilizce. İzlediğim bloglar İngilizce. E öyle olunca da bir şeyleri İngilizce öğreniyorum. İngilizce aklımda yer ediyor. Tarifler, mesela yemek tarifi bakıyorum İngilizce. Yemek, nutrisyon okuyorum İngilizce. E şimdi bu öyle olunca ben öğrendiğim şeyleri size konuşurken Türkçe çeviriyorum. Bu yüzden de aklıma ilk gelen İngilizce oluyor. Ama bunu burada hem daha fazla zaman geçirdiğim için, hem daha fazla Türkçe konuştuğum için, dikkat de ettiğim için bence diksiyonumu geliştirdim bu süre içerisinde.

Her neyse, benim diksiyonum kötü olmasına rağmen... ...hikaye anlatıcılığım en iyi olmamasına rağmen falan... ...ben bunu yaptım ve bugün başarılıyım. O yüzden sizi tutan neler varsa... Buna ne kalabilirsiniz? Gerçekten Türkçem kötü olabilir. Ve buna rağmen ben bunu başarabiliyorum. Podcast'ta altyazı dahi yok. Görüntü yok. E, oluyormuş işte. Peki ne oldu? Bu 30 dakikalık beraber Türk kahvesi içtiğin... ...Latte'nin içtiğin, oturduğun, sohbet ettiğin...

Doktor bir arkadaşım var, bir şeyler biliyor, güzel araştırmayı falan biliyor. Ama her şeye böyle medikal bir etik çerçevesinde yaklaşmıyor. Çünkü psikiyatrist değilim, psikolog değilim, daha rahat konuşabiliyorum. Orada da ödül töreninde de bu örneği vermiştim. Hani ben bir narsiste yalan cizasını verse uzak dursun diyebiliyorum ama bir psikiyatrist bunu tabii gidemez. O yüzden daha arkadaşça bir konuşma, sohbet düşündüm. Ve ilk bölüm için size haber verdim önce. Mikrofonumu sipariş ettim, size haber verdim. Onda nasıl oldu biliyor musunuz? Bundan nasıl başlıyoruz?

Dedim acaba yapsam nasıl olur? Hani... Şimdi şöyle bir insanın aklına soru işareti oluyor. Zaten başarılı giden bir Instagram sürecim var değil mi? TikTok şu an çok yapamıyorum çünkü zamanım ona yok. Daha çok enerjimi Instagram, web podcast'e falan vermek istiyorum ve işim var zaten. Bir de kitap muhabbeti var.

Hani ben podcast'a başlarsam ve bu Instagram serüvenim kadar iyi gitmezse... ...o zaman yarıda bırakırsam ve başarısız olursam korkusu olabiliyor o zaman da. Hani kaybedecek bir şeylerim var gibi hissediyorsun ama ben bunu çok düşünmedim. Çünkü ben başarılı olsun diye bir podcast yapmaktan ziyade... ...bu boya batta, hani küçük bir yerleşim yeri, yeni geldim, adaptasyon sürecindeyim... ...farklı insanlar ve bir mücadelem var iş hayatında olsun, gündelik hayatta olsun. Bunu paylaşmak istedim aslında.

Hem size yaşadıklarımla nasıl başa çıkıyorum, o süreçte nasıl öğrenip başa çıkmaya çalışıyorum, bunu anlatmak istedim. Hem de size de bir şeyler katmak istedim. Yani katmak derken de kendi öğrendiklerimi aktarmak istedim. Her türlü konuda. Sizden geri bildirim alıp sorularla beraber sohbet gibi olsun istedim. Tam olarak da podcast böyle oluştu. İşte içinde ağlama var, gülme var, goygoy, şamata var, kanter, gözyaşı var. İşte yani o şekilde olan sade Türk kahveli bir arkadaş sohbeti.

Ve ne yaptım? Tanıdık, bu konuda bilgi sahibi olabilecek insanlara sordum. Dedim ki, ben mikrofon arıyorum, ben podcast yapacağım. Mikrofon, ses kartı, kulaklık, ne gerekiyor? Aslında sadece bu işler için olan mikrofonlar var. Onlar yeterli. Benim mikrofonum biraz daha profesyonel bir mikrofon. Çünkü ben bir ses mühendisiyle görüştüm. O ses mühendisi de bana bunun vokal mikrofonu olduğunu, ses kartıyla çalıştığını... ...ve daha iyi sesleri aldığını, daha kaliteli olduğunu söyledi. Bunu aldı ama bunun kurulumu biraz daha zor. Mesela şöyle düşündüm. Ferrari sürmek, herhangi bir araba sürmekten çok daha zor yani. Ferrari.

O yüzden bu başta zor olabilir. Bir de taşımak da zor. Mesela diyorum ki bu keşke o küçüklerden alsaymışım. Tek olanlardan daha rahat edermişim. Ondan da bir tane almak istiyorum. Çünkü arabada, herhangi bir yerde falan çok daha kolay olur. Neyse, mikrofonum geldi. Mikrofonum geldi, bir gün size podcastimi duyurdum. Sonra ilk bölümde, mükemmeli beklemeden... Çünkü ne demiştik? İyiden olmamak için. Mükemmel, iyinin düşmanıdır. İyi olması yeterliydi benim için.

Ne ses kalitesi mükemmeldi, çünkü o zaman patlıyordu falan, anlamıyordum tam. Ya da eko vardı etrafta, bunu nasıl minimize edeceğim, bilmiyordum. Ne edit mükemmeldi, çünkü tek başımaydım o zaman ve edit için de tanıdığım birine rica etmiştim. Hani hiçbir şey mükemmel değildi. Ne Poker'sin dizgisi...

İşe mükemmel değil, tamam mı? Başladım dedim, ya Allah. Öyle bre. Ve ne oldu? Yani beklemiyordum. Ama ben podcast koydum. Podcast ertesi gün zaten ilk 3'e girdi. Spotify'da da ve Apple Podcast'da. Ve beni pod bir aradı 3 saat sonra. Ve ben biliyorsunuz ki podcast fanıydım. Ve bunu size sürekli podcast paylaşarak gösteriyordum. Ve dinlemeyenler bile zamanla podcast dinlemeye başladı. Bu alışkanlığı kazanmaya başladı. Abla sayende podcast dinliyorum. Bunu çok aldım ben.

Podcast'ın paylaşılması zaten hali hazırda benim dinlediğim podcastlar diye 20 bin takipçisi bir podcast sistemi vardı. Ve insanlar bunu takip ediyordu. Ben bunu koyunca o yüzden alışıklardı zaten dinlemeye insanlar. Bence bunun etkisi çok oldu. Süreci yönetmek anlamında da bir önemi var. Bunu anlatmak istiyorum. Ve 3 saat sonra arkadaşlar PodB beni aradı.

Yani o kadar mutlu oldum ki. Çünkü ben podil biliyordum. Ben hayal kurmuyorum çok fazla. Ne yapıyorum hayal kurmak yerine? Çalışıyorum. Günlük rutinim, yapmam gerekenlerin en iyisini, elimden geleni yapıyorum. Çünkü kurduğum hayallerin daha güzeli oluyor. Yani bunu söylemek bilmiyorum ne kadar doğru ama... ...gerçekten ben mesela podcast ile başladığım gün ödül almanın hayalini kursaydım... ...ilk ödül törenimde üç tane ödül alıp üzerine konuşma yapacağımı hayal edemezdim.

Ve bunu hayal etmezsem olmazdı yani. Daha aşağısından hayal ederdim. Çünkü bu hayal edecek bir şey değil. Hayal edip olacak bir şey bence. Üç ödülü almak, hayal edilmek biraz haksızlık oluyor kendine. Çünkü olmayabilir büyük ihtimalle. Neyse, ben hayal kurmak yerine aksiyona geçiyorum. Ve elimden gelen en iyi çabayı gösteriyorum sonunu düşünmeden.

Sonunu düşünmedim ama sonunu benim yerime düşünen başka birileri varmış. Teşekkür ederim Podbily'e. Beni çok mutlu etmişti çünkü podcastin istikrarının sağlanmasında bir ajansa çalışmak çok önemli. Neden çok önemli? Çünkü ben gerçekten çok yoğun çalışıyorum. Bunu biliyorsunuz, elli kere söylememe gerek yok. Ve bu süreçte erteliyorum podcasti ve son günlere bırakmak zorunda kalıyorum falan. Çünkü yok, kafa yok, yani yoğun. Yapamıyorum, zaman yok ayrıca. Ve beni sürekli, sağ olsun Kevser, hani Tuğbacığım, işte sevgili doktorum, ne zaman gelecek podcast bölümü, Kevser diyorum, işte halledeceğim, halledeceğim, bugün halledeceğim falan. Yani sağ olsunlar, gerçekten çok hani hem anlayışlı, hem böyle beni gaza getirecek şekilde, hem de... Başarılarım da övücü bir şekilde. Beni çok gaza getiriyorlar. Motivasyon veriyorlar, diyeyim daha doğrusu. O yüzden ajansa çalışmak çok önemli. Ve hani sana sürekli feedback verecek birileri var ve dürüstler ve senin iyi olmanı istiyorlar. Bu çok önemli. Ben burada annemlere de geçemeyeceğim. Gerçekten her bölümde, her sabah, cuma sabah altıda arıyorum, hadi şunu dinleyin diye. Dinleyin de bana söyle, nasıl olmuş? Öyle rahatlıyorum. Babam diyor ki, çok iyi olmuş. Böyle böyle yorumlar yapıyor.

Mesela bazen fazla didaktik olduğunda bu çok didaktik olmuş diyor falan. Genelde enerjileri daha fazla seviyor. Çünkü bilgiye ulaşabiliyoruz ama bilgiyi almak istemiyoruz bazen. Kafamız dolu oluyor. Zaten her şey stresli, biz mutlu olmak istiyoruz falan. O yüzden gerçekten bence espri, eğlence, goy goy şamata içerişine girdikçe daha güzel oluyor her şey. İkinci bölümden itibaren ben artık podcastlerimi Pod B ile yapmaya başladım.

Bunun bana en güzel getirilenlerinden biri de editle uğraşmıyorum. Edit'e kim yapıyor? Sevgili Ada. Arkadaşlar, Ada'yla da tekrar edit harininde görüştük. Ve olay nasıl biliyor musunuz? Gerçekten bayağı bir humbling experience, yani ego kırıcı bir deneyim oluyor. Çünkü podcast kaydederken kesintisiz kaydediyorum. Ve bu kayıt sürecinde yanlışlarım oluyor, işte dilim sürçüyor sürekli. Hele sabah 5'te yapınca ağzımı toparlayamıyorum bazen. Dil egzersizleri falan yapıp başlıyorum çünkü kayıyor yani. Ve bunların hepsini Ada duyuyor.

Diyorum ki, Ada senden çok utanıyorum. Diyor ki, hayır, ben çok seviyorum enerjini falan. O yüzden artık daha utanmaz olacağım. Ama gerçekten insan bazen böyle yanlışlarını gören kişiye karşı mahcup oluyor. Ama işte olmamak gerek, tamam mı? Siz de benim yanlışlarımı görüyorsunuz. Biz insanız, hatalıyız.

Bizim podcast'ımızın başarılı olmasının en büyük sebeplerinden bir tanesi de kurduğumuz komünize. Bacı Birliği sayesinde ben kendimi çok daha güçlü hissediyorum. Çünkü biz ortak amaçlarda buluşan, öğrenmek isteyen, gelişmek isteyen, üzülenebilen, başına gelen olaylara okey bu oldu deyip önüne bakabilen insanlarız. Bacılarız, kadınlarız, erkekleriz. Aramızda erkekler de var.

İlk kez bunun varlığının diline geçirebildim. Bravo Tuba. Bizim ortak jargonumuz var. Bizim ortak lingomuz var. Bizim peribacısı fakültemiz var. Bizim girl'ümüz var. Anlatabiliyor muyum? Hepimiz birimiz için. Yani herhangi biri şu an dinlerken son bölümden başlasa der ki, bu kız ne diyor? Bunlar neden bahsediyor? Ne birliği? Bunlar ne yapıyor? Komutanım! Bir diğer konu da, bizim konuştuğumuz konuların çoğu zaten daha önce konuşuldu. Yani biz bir şey keşfetmiyoruz tabii ki.

Ama dediğim gibi, o etik sırların içerisinde kalmak zorunda olmadığım için, çok daha geniş olabildiğim için, daha samimi olabiliyor. Ya da günün sonunda size bir, ben mesela diyorum ki, ben bunu yaşadım, siz yanmayın, bunu yapmayın, böyle falan. İnsanın hakkında bazen arkadaşının nasıl söylemesi gerekiyorsa, ben mesela diyorum, ya diyorum, bu bana yazdığında sana söylersem, bana uzak tut beni, ne olursa olsun gitme de. Bazen böyle arkadaşlar ihtiyacımız var ya, terapi sana bunu dönmüyor çünkü. İşte ben o arkadaşım, siz de o arkadaş olduk yani.

Ve bunun dışında araştırma konularında da doktor kimliğimle, doğru bilgiye ulaşabilmeye yetimle, çünkü bunu öğrendim, bunun için çabaladım, bunu da anlattım. Çok önemli, doğru bilgiye ulaşmak çok zor bu çağda. O yüzden bunu da katıyorum ki tatlansın. Şimdi gelelim podcastin başarılı olmasında en önemli nokta. Ne arkadaşlar? İstikrar. Yani bu konuda gerçekten anlayamıyorum bazen. Mesela sevgilimle kavga ettim, arkadaşlarımla küstüm, müsait değildim, şehir dışına gittim, yurt dışına gittim gibi bahanelerle ya da uf bu hafta yapmak istemiyorum ya dinlemesinler falan gibi bahanelerle insan yapmayabiliyor.

Ve podcast da istikrardan önemli, bilmiyorum ne kadar çok şey var. Ben 10 nöbet tuttuğum süre, 12 nöbet tuttuğum zamanlar oldu. Düşünün, 12 nöbet 24 saatten, bir haftada 280 saat çalıştığım falan oluyor. Böyle durumlarda bile ben podcast kaydettim. Kendimi yüceltmek için demiyorum, gerçekliği söylüyorum. Ben bunu yapabiliyorsam herkes yapar diye düşünüyorum. Çünkü hakikaten hem fiziksel hem mental olarak yoruluyorum.

Ama yapıyorum yapılabilir. İstikrar çok önemli. Bir şey başlıyorsanız ve devam ettirmiyorsanız... ...podcast ile başarılı olma ihtimaliniz... ...hele en başta bunu yapmıyorsanız çok düşük. Ve istikrar sağlamak da psikolojik olarak gerçekten zor.

Ben Pod B ile devam etmeseydim ya da bir ajansa devam etmeseydim... ...istikrar konusunda bu kadar iyi olabileceğimi düşünmüyorum. Çünkü, çok beni mutlu ediyor. Her cuma sabah 6'da beni bekleyen bacılarım var. Ya metro benle çok daha iyi geçiyormuş, öyle söylüyorsunuz. Ben de diyorum ki, o metroda yalnız kalmayın ya. O işe gitmeden bir motivasyonu alın. Ve sırf o yüzden bugün nöbete gitmeden... Güzelce uyumak varken kalkıp bunu yapıyorum. Çünkü dönüp baktığımda diyorum ki... ...ben şu anda o podcast çarşıda bir numaraysam... ...işte kalktığım tüm sabah beşler yüzünden. Sabah altı kulübü yüzünden. Gerçekten.

Bazen o kadar zaman yok ki, gidip sayfasına bakarsanız bir tane reelimiz var. Arabada çektim ya, arabada. Çünkü diyorum ki, işte sabah işten geleceğim diyorum, hemen yola koyulacağız falan, anlatıyorum onlara. O gün hastanede çekemedim falan, sonra işte geldim sabah yola çıkacağım, yola çıktıktan sonra hazırlanacağım dedim, ne ara çekeceğim, tamam dediler, yolda çek. Yani anlatabiliyor muyum? Yolda reel çekiyorum çünkü zaman yok.

Ve bence bizim podcastimizin başarı olamasındaki diğer bir etken de... ...çalışmanın ve azmin günümüz dünyasında artık çok bir değeri yokmuş gibi algılanıyor. Herkes influencer olsun. Herkes işte kıyafetini göstersin. Çalışmak mı artık çalışmak...

Para odaklı olduğumuz için biraz da hani o para getirmiyor tamam. İşinde en iyi olan en iyi parayı kazanacak diye bir şey yok. Fakat ya buna aldanmayın asla. Gerçekten çalışınca gerçekten azimle doğru işi yani iyi yaptığın işi yapınca hayat sana karşılığını veriyor. İster bugün ister yarın herkesin bir zamanı var. Yaptığımız hiçbir şey boşa gitmiyor. Paraysa konu para da kazanılır. O zaman para odaklı çalışılabilir.

Doktorluk güzel bir meslek. İyi doktor olunca çok büyük paralar kazanılmıyor. Ama para kazanmak istiyorsan doktorluğunu güzel kullanıp, para da kazanabilirsin. Yani ben doktorlukta örnek verdim. Ben çalışmanın ve azgınlığını kız kardeşlerime göstermek istiyorum ve gösterebildiğime de inanıyorum. O yüzden de ayrıca mutluyum. Motivasyon olmak istiyorum aslında. Çünkü çok karanlık her şey bu dünyada, şu anki çağda.

Mesela ben bu ekosistemde yeniyim ve hani bir yerlere gitmedim. Söyledim ve bir gün baktım, bilmeyip işte Power FM'den şu günün öde töreni var, gelebilir misiniz? Bilmiyorum gelebilir miyim? Gerçekten çok şey bilmiyorum yani. Çünkü bir anda nöbet çıkıyor, bir anda bir şey oluyor falan, bir şeyler değişiyor. Gelemeyebilir miyim ki? O kadar mutlu oldum ki. Orada olabilmek bile benim için şükür sebebiydi. Çünkü nöbetlerimi ayarlayabildim ve gittim. Daha ne olsun?

Şimdi yani ne yapacaksınız böyle bir şeye başlamak istiyorsanız? Öncelikle bir fikir bulunacak. Siz beni tanıdığınız için benim sizinle sohbet etmem benim için bir fikirdi. Ama eğer böyle bir komüniteye sahip değilsek, o zaman daha insanların merak edeceği, sizin özelliklerinizin dışında konuya odaklı fikirler olabilir, değil mi?

İkincisi, teknik detaylar. Mikrofon, kayıt, yazılım gibi temel ihtiyaçlar. Ben mikrofona nasıl ulaştığımı söyledim. Bilen bir arkadaşıma sordum. Bilen arkadaşınız yoksa da... ...YouTube'da çok güzel videolar var. Zaten bir iki tane mikrofon var Podcast için özel. Elma Chamberlain falan da kullanıyor, bakabilirsiniz ona. İkincisi kayıt. Kaydımı alıyorum, gönderiyorum. Edit de yapılıyor. Bir sürü edit içinde uygulamalar var. Biraz zorlasanız aslında öğrenirsiniz. Mükemmele gerek yok. Gittikçe çok daha iyi olur.

Tabii ki hani böyle bir prodüksiyon yapılmaz, edit de o. Ama en azından akıcı bir konuşma yapabilirsiniz diye düşünüyorum başlarda. Bunun için Fiverr gibi sitelerde birilerini bulabilirsiniz, yaptıracak. Beğendiğimiz üçüncü konu ne? İyi bir podcast yapmak için. İçerik stratejisi. İçerik stratejiyi. Türkçesini söyleyeceğim tekrar. İçerik stratejisi. Allah'a zorlanıyorum.

Yani dinleyicileri nasıl çekeriz, kendimize sürekli nasıl sağlarız? Bunu da konuştuk. Ve ben yaptım, siz de yaparsınız falan. İki boş bir cümle olabilir ama samimiyetle söylüyorum. Konularınız güzelse, bu istikrarı sağlayabiliyorsanız ve spot analizi yapıyorsanız doğrusunu, yani ben neredeyim, ben neyi iyi yapıyorum? Çünkü arkadaşlar, bir şey iyi değilse ve bir yere gitmiyorsa, onun üzerinde sürekli aynı şeyi yapmaya çalışmak, bir yere gitmiyorsa bir de zaman kaybı olabilir, tamam mı? O yüzden ben neyde iyiyim? Neyi iyi yaparım? Güzel fikir ne? Feedback ala ala gitmek ve istikrarı başarmak ve gerisini de evrene bırakmak, hayata bırakmak ve bir yarar sağlamak. Tamam mı? Sadece kendimiz için değil, karşımızdakini de düşünerek. Çünkü dinleyici karşımızdaki, dinleyici biz değiliz. Niye biz dinlesin? Biz çok iyi olabiliyoruz ama karşımızdaki bizi niye dinlesin? Bunu düşüneceğiz.

Bir de platform vardı, onu unuttum. Platform seçiminde de Spotify Apple Podcasts var. Herkes ondan başlayabiliyor zaten. Spotify üyeleriniz var ya, aynı hesaptan bile yapabiliyorsunuz. YouTube'da çok kolay videolar var bunu anlatan. Direkt oradan yayınlayabiliyorsunuz Spotify'nızı. Apple Podcasts'a da yayınlarsınız aynı şey üzerinden. Bunlar çok basit süreçler. Ben kendim yapmıştım ilkinde bunları zaten. Bir de isterseniz YouTube'da da yayınlarsınız. Hatta isterseniz video cast yaparsınız. Orada da hem videosunuzu çekersiniz, hem podcast yaparsınız, YouTube'a da yüklersiniz. Gelir konusundan bahsetmedim bu arada. Spotify Türkiye'de dinlenmenize ücret ödemiyor. Tamam, buradan bir şey kazanılmıyor. Fakat ne var? Reklamlar var bugün dinlediğiniz gibi. O reklamlar üzerinden tabii ki bir gelir elde ediyorsunuz.

Ve çok önemli yani podcastin devamlılığı için çünkü edit bir masraf. İşte ajans, sonuçta stüdyo var, her şey bunlar masraf. O yüzden podcastin istikrarlığı ve kalitesi için tabii ki bir motivasyon için tabii ki bir gelir edilmesi gerekiyor. Ama Türkiye için konuşuyorum. Yani tek gelir kaynağını podcast olarak görmek hala biraz zor. Bayağı zor yani. Yani en ileride olsanız dahi bence bu amaçla yapılacak, bu motivasyonla yapılacak bir iş değil. Yani benim işte çok iyi para kazanıp gelir kaynan podcast olsun, hayır. Bence öyle değil. Zaten o kadar iyisiniz, sosyal medyada da bir görünümünüz vardır diye düşünüyorum. Hani oradan dağıtılıp yaparsınız gelirinizi, podcastlarınızı da motivasyon için tabii ki bir gelir olur podcastten gelen. Ama buranın olayı, buranın kurduğu bağı çok daha farklı.

Çünkü bir kişi sizi kırk dakika boyunca dinliyorsa... ...bu bence çok büyük bir şey. Teşekkür ederim o yüzden hepinize. Beni dinlediğiniz için bugün ayrıca. Sizi çok seviyorum. Siz olmasaydınız, ben bugünkü ben olamazdım. Bunu en kalbimden, en derinden söylüyorum. Ve bunu I mean it yani, bunu mean diye diyorum. Bunu gerçekten söylüyorum. Bence bugün podcast'a başlamak isteyen kişilere gerçekten nasıl yaptığımı anlattım, yani anlatmaya çalıştım. Sorunuz varsa bana sorun. Cevaplamaya çalışıyorum. Ben bu bölüm yayınlandıktan sonra da kusucuk bırakacağım bölümle ilgili sorularınız diye. İsterseniz hani, marka falan vermiyorum, hiç reklam yapmıyorum biliyorsunuz ama... Söyledim işte. Ama Chamberlain'in kullandığı Nutrafonlar falan zaten 2-3 tane marka var Türkiye'de.

Belli bunlar. Ama yine de ben diğer sorularınızı da cevaplamak isterim. Çünkü isterim ki aklınızda böyle bir hayaliniz varsa gerçekleştirin. Durmayın. Ama bilin ki bunları yapmak lazım. Yapmak zorundasınız. Yoksa başarıya ulaşmak bir hayal. Sizi çok seviyorum. Kendinize çok iyi bakın. I love you. Daha güzel günlerde görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)