
1.279 kelime · ~6 dk okuma
Size bu bölümümüzde yıkılan bir ülkenin inkazlarında bulduğu futbol topu ile efsane olmuş bir sporcunun öyküsünü anlatacağız. Bu öykümüz sadece bir futbolcunun kariyerini değil, parçalanan Yugoslavia'nın trajedisini gözler önüne serecek. Hazırsanız başlayalım. 1994 yılının yağmurlu bir gününde Saraybosna'nın Gırbavika semtinde Zelejnikar takımının alt yapısında oynayan küçük futbolcular antrenmanlarını gerçekleştiriyorlardı.
Savaşın acısı ve şiddeti ateşkese rağmen kısmen de olsa devam ediyordu. Yangın yeri haline gelen şehirde hayatın akışı da bir şekilde sürüyordu. Yaşları 8 ila 10 arasında değişen küçük futbolcu adayları da bu Saraybosno Kulübü'nün altyapısında forma giyiyor, Belki de hayatlarını kurtaracak olan futbol topuna sarılarak savaşın acısını bir nebze olsun unutmaya çalışıyorlardı. Çamurlu sahada kıyasıya mücadele eden çocukların gürültüsü bir anda çok daha büyük bir gürültüyle kesildi.
Çocukların futbol oynadığı o sahaya atılan iki el bombası o gün iki çocuğun da orada ölmesine yol açtı. Ölen iki çocuğun isimleri Admir ve Fuat'tı. Her iki çocuk da o gün annesinin içine doğmuşçasına antrenmana göndermediği küçük Edi'nin en yakın arkadaşlarıydı. Annesi tarafından o gün İdman'a gönderilmeyen Eden en yakın iki arkadaşını bombaların altında kaybettiğinde sadece 8 yaşındaydı. Uzun yıllar sonra İngiliz devi Manchester City'e 45 milyon euro karşılığında transfer olduğunda bu imzayı annemin 6. hissi sayesinde atıyorum diyerek anneciğini kucaklayacaktı. O an ne demek istediğini hiç kimse anlamamıştı. Edin Zeko,
Boşnak milli futbolcu. Bosna-Hersek tarihinin gördüğü en büyük sporçulardan birisi. Günümüzde ülkemizin en önemli camialarından Fenerbahçe'de forma giyen Boşnak Yıldız, ülkesi için bir futbolcunun çok ötesinde anlamları ifade ediyor. Zira Zeko'nun yaşamı, savaşın, bölünmenin, katliamların gölgesinde ayağa kalkmaya çalışan bir halkın hayatta kalma mücadelesini temsil ediyor.
Günümüzde Bosnersek Devleti'nin başkenti olan Saraybosna'nın Gırbavika semtinde başlıyor hikayemiz. Bu semt, Yugoslavia dağılmadan önce demiryolu işçilerinin ikamet ettiği, her etnisteden ve dinden insanın barış içinde yaşadığı Saraybosna'nın en kozmopolit semtiydi. Müslüman boşnakların yanı sıra Ortodok Sırpların ve Katolik Hırvatların da çokça bulunduğu bu semtte, Yugoslavia'nın tüm zenginlikleri bir aradaydı. Ancak savaşla birlikte radikalleşen ve komşusuna silah doğrultan zanlılara dönüşen semt halkı, bir daha bir araya gelmemek üzere tüm bağlarını 1992 yılında kopardı.
Sırp ordusunun şehir merkezinde mevzilendiği birkaç bölgeden biri olduğu için Sırp siviller içinde kurtarılmış bölge halini aldı Gırbavika. Bölgede yaşayan Sırplar tankların arkasında güvenli bölgelerde kalırken şehrin geri kalanı ise top atışlarıyla sürekli dövülüyordu. Sırp ordusu aynı zamanda şehrin etrafını sararak Boşnak ve Hırvat sivillerin dünya ile bağlantısını kesmişlerdi. 1992'nin Mayıs ayında Gırbavika'da Sırp birlikleri Saraybosna'yı terk etmeyi kabul ettiler.
Sırplar çekilirken evlerin ve dükkanların yanı sıra başkent kulübü Zelejnikar'ın semtle aynı adı taşıyan stadyumunda ateşe verdiler. Zira bu stadyum Boşnaklar tarafından hastane olarak kullanılmakta ve Boşnak askerlere hizmet vermekteydi. Zelejnikar Kulübü, Gırbavika semtinin kimliğini yansıtan bir mozaikti. Saraybosna'yı temsil etmesine rağmen asla Boşnak ya da Müslüman takım olarak anılmıyordu.
Mikromilliyeçiliğin tavan yaptığı Yugoslavya'nın son dönemlerinde bile Yugoslav kimliğini ön planda tutan bir yapıya sahipti. 1986'da boşnak bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Edin de işte bu takımın altyapısında oynuyordu. Henüz çocuk yaşta ülkesinin paramparça edildiğini tanıklık etmiş, vahşetin ve yıkımın ortasına doğmuştu. İki yıl önce yakılan ve enka sahiline gelen Grbavica Stadyumu keskin nişancıların hedefinde olduğu için taş ve çamurla kaplı küçük bir sahada idmanlar yapıyordu Edin.
Sahanın çevresi binalarla örülü ve görece güvenli bir alanda olmasına rağmen sahanın üstünde gerili olan ağın yırtılması sonucu saha bir gün korunaksız kaldı. Bu yüzden Eden'in annesi onu o gün antrenmana göndermedi. Küçük Eden ise bu yüzden uçak savaş ıslıkları altında saatlerce ağıldı. Halbuki aynı dakikalarda sahaya atılan iki el bombası arkadaşlarının ölümüne yol açmıştı. Büyük savaşın yıkımı koca bir ülkenin paramparça olduğu yeni bir yapıyı oluşturdu. Artık Yugoslava yoktu. Savaşta ise belli bir noktadan sonra Avrupa ülkeleri tarafından korunmaya alınan ve büyük çaplı katliamlara maruz kalmayan hırvatlardan ziyade boşnaklar, acımasız kırımlara uğradılar.
Vahşet dolu yılların sonunda Hırvatistan ve Bosna-Hersek bağımsızlıklarını ilan ettiler. Savaş ve ölüm acısının gölgesinde geçen yıllar Edin'i de çocuk yaşta olgunlaştırdı. Kendisini ise bekleyen oldukça parlak bir gelecek vardı. Kısa bir aranın ardından küçük Edin'in nasıl dünyanın en büyük forvetlerinden birine dönüştüğünü mercak altına alacağız.
Savaşın acısı ve yıkımı eşliğinde hayat da devam ediyordu. Edin Zeko büyümüş, Zeleznitsar kulübünün A takımına yükselmişti. Yeteneğiyle yıldızının parlaması uzun sürmeyecekti. Henüz 18 yaşını doldurmamıştı ki büyüdüğü semtin dışına çıkma fırsatı ilk kez önüne geldi. Çek takımı Teblic'e 80 bin euro karşılığında Edin'i transfer etti.
Edin ilk kez ülkesinden uzağa giderken kulübüne kazandırdığı 80 bin euro, savaş döneminde yıkılan Gırbavitsa Stadı'nın yeniden yapımı için kullanıldı. Ayağa kalkmaya çalışan ülkesine ilk büyük katkısını 18 yaşındayken yapmıştı. Gelin görün ki Edin için teblice takımı küçük bir basamaktan başka bir şey değildi. Çek takımında yeteneklerini sergileyen Edin, iki sene sonra Alman ekibi Wolfsburg'a transfer oldu. İşte tüm dünyaya ismini duyuracağı durak burası olacaktı. 2008-2009 sezonunda ligde 26 gol attı. Takım arkadaşı Graffite'nin ardından ligin en golcü ikinci oyuncusu oldu. Wolfsburg, kulüp tarihinde ilk kez sezonu Bundesliga şampiyonu olarak tamamladı. Bu inanılmaz zaferin mimarlarından biriydi, 22 yaşındaki Edin Zeko. Başarılarla geçen iki yılın ardından 2011 yılına gelmişti. İşte o yıl, Edin'in tam anlamıyla dünya futbolunun zirvesine yükseldiği sene oldu.
3 Ocak 2011'de Edin Zeko, 45 milyon euro tutarında bir bonservis bedeli karşılığında Manchester City'ye transfer oldu. Bu ücret, bir boşnak futbolcu için ödenmiş en yüksek tutar olmasının yanı sıra Manchester City'nin de tarihinde yaptığı en pahalı ikinci transferdi. Manchester'ın mavi yakasında beş başarılı yıl geçiren Edin, Bu kulübün uzun yıllar sonra kazandığı iki Premier League şampiyonluğunda da başroldeydi. Manchester City'nin son hafta Queen's Park Rangers karşısında son üç dakikada bulduğu iki golle şampiyon olduğu kırılma maçında her şeyin bittiği düşünülen noktada beraberlik golünü atıp takımına umut veren oyuncu Zeko olmuştu. 2014 hem onun hem de ülkesi için çok önemliydi.
Bu yıl ülkesi Bosna-Hersey'i tarihinde ilk kez Dünya Kupası finaline taşıdı. Brezilya'da düzenlenen Dünya Kupası'na katılan Bosna-Hersek takımı sadece 20 sene önce Avrupa'da 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük katliamın kurbanı olan halklarına unutulmaz bir heyecan yaşatmıştı. Gruplarından çıkamasalar da orada olmaları bile başlı başına bir başarı öyküsüydü. 2014 Dünya Kupası'na katılamayan Türkiye'de de o turnuvada en çok desteklenen takım Bosna'ydı. İbiseviç'in Arjantin ağalarına gönderdiği Bosna Hersek'in ilk Dünya Kupası golü Türk Spiter tarafından adeta Türkiye'nin bir golüymüş gibi anlatıldı.
Mankster'da geçirdiği başarılı yılların ardından bir başka dünya markası kulübe, Roma'ya transfer oldu. Serie A'da da klasını konuşturan Edin, önce Roma'da, sonra Inter'de forma giydi. Roma'da 5, Inter'de ise 2 sene forma giyerek 2 kulüpte toplam 99 gole imza attı. İnter de Şampiyonlar Ligi finali oynadı. İstanbul'daki finalde kariyerinin en büyük eksikliklerinden birisi olan Şampiyonlar Ligi Kupası'na çok yaklaşsa da Inter finali 1-0 kaybetti.
2023 yılı geldiğinde artık 37 yaşına gelen Edin hala güçlü ve formdaydı. Avrupa'nın en üst düzey kulüplerinden teklifleri alsa da rahat rekabet edebileceği şampiyonluk kovalayan bir kulübü tercih etti. O kulüp ülkesinin de çok önemli tarihi ve kültürel bağlarının olduğu Türkiye'nin bir takımı olan Fenerbahçe oldu. 22 Haziran 2023'de İstanbul deriyle mukavele imzaladı Dzeko.
Belki de futboldaki son yıllarını on binlerce boşuna kasıllı insanın yaşadığı, memleketi Saraybosna'ya benzeyen bir yerde geçirmek istemişti. Tam da arzu ettiği gibi olağanüstü bir sıcak kalınlıkla karşılandığı İstanbul'un Anadolu yakasında. Şampiyonluk özlemi çeken Fenerbahçe'nin bu hasretini gidermek adına da takımla liderlik etmeyi sürdürüyor. Edin Zeko, ülkesi Bosna Hersek'in hatta tüm eski Yugoslavya'nın sınırlarını aşıp bir dünya yıldızı olmayı başarsa da doğup büyüdüğü o küçük semti hiç unutmadı. Saraybosna kırsallarındaki Gırbavitsa semtinde hala her yaz Zelya altyapısındaki çocuklara hiçbir karşılık beklemeden dersler veriyor.
Yaz tatilini Karaîpler'de ya da Miami'de diğer dünya yıldızlarıyla birlikte değil, savaş acısını iliklerine kadar hissettiği o viran olmuş mahallede geçiriyor. En yakın iki arkadaşına mezar olan o stadyumda yeni Edinler, Admirler, Fuatlar yetiştirmeye çalışıyor. Bu arada 1992'de yıkılan, 2005'te derme çatma yöntemlerle düzeltilen Grbavica Stadyumu 2017 yılında yenilendi. 25 yıldır bir türlü kaynak bulunamadığı için harabe halini alan stadyumda artık UEFA maçları dahi oynanıyor.
Kulübün böyle bir kaynağa sahip olmadığı bilindiği için finansman listeyini kimin sağladığı merak konusu. Finansörün kim olduğuna dair çok kuvvetli bir ihtimal olsalar.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.